Independent LegalIndependent Legal

İdare Hukuku

İdare Hukuku

Açıktan Atama Yoluyla Memuriyete Dönüş: Talebin Reddi Halinde İtiraz ve İptal Davası

Memuriyetten kendi isteğiyle ayrılan, emekliye ayrılan ya da memurluktan çıkarılan kişilerin göreve dönüşü açıktan atama işlemiyle sağlanır. Bu talebin hangi koşullara bağlı olduğunu, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını ve ret kararına karşı açılacak davanın işleyişini inceliyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı İdare HukukuOkuma 8 dk

Kamu görevine yeniden başlamak isteyenler bakımından izlenecek usul, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 92. maddesinde "açıktan atama" başlığı altında kurala bağlanmıştır. Göreve dönme talebi kavramı, iki farklı grubun başvurusunu kapsar: memuriyetten çıkarma yaptırımına maruz kalmış olanların eski görevlerine dönme istemi ile kendi iradesiyle görevinden ayrılmış kişilerin yeniden memur olma istemi. Bunların yanında, T.C. Emekli Sandığı Kanunu çerçevesinde emekliliğe ayrılmış olanların herhangi bir kurumda memuriyete girmek üzere yaptıkları başvurular da aynı kategoride değerlendirilir. Geçmişte memuriyeti bulunan ancak başvuru anında kamu görevlisi sıfatını taşımayan kişilerin yeniden devlet memurluğuna kazandırılması, açıktan atama adı verilen işlemle mümkün olur. Bu yöntemde merkezi bir sınav sonucuna dayalı yerleştirme söz konusu değildir; idare kendi ilanında hangi nitelikleri aradığını duyurur ve bu niteliklere sahip adayların başvuruları üzerine atama gerçekleştirir. Merkezi atamadan ayrıldığı en belirgin nokta, idarenin takdir yetkisinin süreçte belirleyici bir ağırlık taşımasıdır.

Yeniden memuriyete alınma yönündeki istem, başta 657 sayılı Kanun olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri ışığında değerlendirilerek olumlu ya da olumsuz sonuçlandırılır. Verilen karar hukuki niteliği bakımından bir idari işlem oluşturduğundan, başvurusu usule aykırı biçimde reddedilen kişiler bu ret kararının iptali istemiyle idari yargıya başvurabilir.

Kendi İsteğiyle Görevden Ayrılanların Yeniden Atanması

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 92. maddesi, çekilme yoluyla memuriyeti sona ermiş kişilerin yeniden atanmasına imkân tanır:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 92
"İki defadan fazla olmamak üzere memurluktan kendi istekleriyle çekilenlerden veya bu Kanun hükümlerine göre çekilmiş sayılanlardan tekrar memurluğa dönmek isteyenler, ayrıldıkları sınıfta boş kadro bulunmak ve bu sınıfın niteliklerini taşımak şartıyla ayrıldıkları tarihte almakta oldukları aylık derecesine eşit bir derecenin aynı kademesine veya 71 inci madde hükümlerine uyulmak suretiyle diğer bir sınıfta eşit derecedeki kadrolara atanabilirler."

Hüküm, memuriyetten kendi iradesiyle ayrılmış olanlara yeniden başvuru yaparak kamu görevine dönme imkânı tanımaktadır. Bununla birlikte maddenin lafzından da anlaşıldığı üzere atama, birtakım koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Aranan koşullar şunlardır:

  • Görevden ayrılışın memurun kendi isteğine dayanması ya da kanunen çekilmiş sayılma halinin gerçekleşmiş olması
  • Çekilme sayısının ikiyi aşmamış olması
  • Ayrılınan sınıfa ait boş bir kadronun mevcut bulunması
  • Başvurunun yapıldığı tarih itibarıyla adayın o sınıf için öngörülen nitelikleri karşılaması

Bu kişiler arasında aday memurluk döneminde görevinden ayrılmış olanlar yalnızca kendi kurumlarına başvurabilirken, asil memurluğa geçtikten sonra ayrılanlar dilerlerse eski kurumlarına, dilerlerse farklı bir kuruma dilekçeyle müracaat edebilir. Sayılan koşullardan biri dahi karşılanmıyorsa yeniden atanma istemi olumsuz sonuçlanır. Koşulların tamamı gerçekleşmişse karar idarenin takdirine kalır; ancak bu takdirin kamu yararına ve hukuka uygun biçimde kullanılması gerekir. Takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanılması suretiyle göreve dönüş isteminin reddedilmesi halinde, söz konusu karar iptal davasına konu edilebilir.

Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar için Devlet Memurluğundan Çekilmiş Sayılma başlıklı çalışmaya bakılabilir.

Emekliye Ayrılmış Memurların Yeniden Göreve Alınması

Emeklilik nedeniyle memuriyeti sona ermiş kişiler bakımından dayanak hüküm, aynı kanunun 94. maddesidir:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 94
"T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli olanlardan (5434 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine göre emeklilikle ilgili görevlere yeniden atanamayacaklar hariç) sınıfında yazılı nitelikleri taşımakta bulunanlar kanunun 92 nci maddesi hükümlerine göre kurumlarda boş kadro bulunmak şartıyla yeniden memurluğa alınabilirler."

Anılan düzenleme, devlet memurluğundan emekli olmuş kişilerin başvuru üzerine yeniden atanmasına olanak sağlar. Ne var ki bu atama da maddede açıkça belirtilen koşulların varlığına bağlıdır. Bu koşullar; emekliliğin T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri çerçevesinde gerçekleşmiş olması, ayrılınan sınıfta boş kadronun bulunması ve adayın başvuru tarihinde o sınıfın gerektirdiği nitelikleri taşımasıdır.

Sayılan şartları karşılayan kişilerin başvurusu üzerine idarece atama yapılabilir. Bununla birlikte 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesi önemli bir sınırlama getirmektedir. Bu hükme göre herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik ya da yaşlılık aylığı almakta olanlar, bu aylıkları kesilmeden; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar. Maddenin devamında, emekli aylığı kesilmeksizin yeniden atanabilecek meslek grupları ayrıca gösterilmiştir.

Buradan çıkan sonuç şudur: emekliye ayrılmış bir kişinin yeniden memuriyete atanabilmesi için ya talep ettiği kadronun 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde istisna tutulan görevlerden olması ya da emekli aylığının kesilmesi gerekmektedir.

Memurluktan Çıkarılanların Yargı Kararıyla Göreve Dönmesi

Memuriyete girişte aranan şartlardan birini taşımadığı sonradan tespit edilen ya da görev sırasında bu şartlardan birini yitiren kişinin memurluk sıfatı sona erer. Her iki halde de sona erdirme idarece tesis edilen bir işlemle gerçekleştiğinden, bu işlemlerin yargıya taşınması ve hukuka aykırı bulunmaları durumunda iptal edilmesi mümkündür.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasının kapsamı ve hangi hallerde uygulanacağı, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin E bendinde gösterilmiştir.

Memurlara Verilebilecek Disiplin Cezaları başlıklı çalışmada ayrıntılandırıldığı üzere, disiplin yaptırımları içinde en ağır olanı bir daha atanmamak üzere devlet memurluğundan çıkarılmadır. Buna karşın çıkarma cezası da dahil olmak üzere tüm disiplin yaptırımları iptal davasına konu edilebilir. Yargılama sonunda cezanın iptaline hükmedilmesi halinde, çıkarma kararını tesis eden kuruma başvurularak yeniden atama yapılması istenebilir.

Bu konudaki ayrıntılar için Memura Verilen Disiplin Cezasına İtiraz ve İptal Davası başlıklı yazı incelenebilir.

Memuriyete alınma koşullarından birinin baştan bulunmadığının anlaşılması ya da görev süresince kaybedilmesi nedeniyle memurluğun sonlandırılması da nitelik itibarıyla birer idari işlemdir. İlgili kişi, memurluk için gereken nitelikleri taşıdığını ileri sürerek bu işlemlere karşı da iptal davası açabilir. Yargılama neticesinde işlemlerin hukuka aykırılığı saptanırsa iptallerine karar verilir ve memuriyete alınma şartlarından birini taşımadığı ya da sonradan yitirdiği iddia edilen kişi görevine geri döner.

Uygulamada bu başlık altında en sık rastlanan durum, güvenlik soruşturması gerekçesiyle memurun görevine son verilmesidir. Konuyla ilgili olarak Memurun Olumsuz Güvenlik Soruşturmasına İtirazı ve İptal Davası başlıklı yazıya bakılabilir.

Ret Kararına Karşı Açılacak İptal Davası

Göreve dönüş talebiyle karşılaşan idare; kadro durumunu, hizmetin gereklerini ve kurumun ihtiyacını tartarak takdir yetkisi çerçevesinde bir sonuca varır. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Takdirin kullanımı kamu yararı ve hizmet gerekleriyle çerçevelenmiştir; dolayısıyla idarenin göreve dönme istemi karşısında yaptığı tasarrufların yargı denetimine açık olduğu kabul edilir.

Takdire dayalı işlemlerin sebep ve amaç unsurları yönünden denetlenebileceği, idare hukukunun yerleşik ilkeleri arasındadır. Yargı mercilerinin inceleyeceği husus, idarenin açıktan atamaya ilişkin takdirini kadro imkânları, kurumun ihtiyacı, hizmet gerekleri ve başvuru sahibinin kişisel durumu gibi ölçütleri gözeterek kullanıp kullanmadığıdır. Bu itibarla göreve dönüş talebi üzerine verilen ve başvurucunun menfaatini zedeleyen ret kararının hukuka uygunluğunun denetlenmesi amacıyla idare mahkemesinde dava açılabilir. Açılacak dava bir iptal davası olup, idari işlemin özellikle sebep ve amaç bakımından hukuka aykırı olup olmadığı bu yolla incelenir.

Konuya dair ayrıntılı bilgi İdari İşlemlere İtiraz ve İptal Davası başlıklı çalışmada yer almaktadır.

Dava Açma Süresi

Göreve dönüş isteminin reddine ilişkin karara karşı ilgili kişinin, ret kararının kendisine tebliğ edildiği günü izleyen günden başlayarak 60 gün içinde iptal davası açması gerekir.

Talebi reddedilen kişiler, hak ihlali nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesi amacıyla idare aleyhine tam yargı davası da açabilir. Bu dava tek başına açılabileceği gibi iptal davasıyla birlikte ya da iptal davası karara bağlandıktan sonra da açılabilir. Son ihtimalde tam yargı davasının süresi, iptal davasına ilişkin kararın tebliğinden veya göreve dönüş talebinin reddine ilişkin işlemin icrasından itibaren 60 gündür.

Tam yargı davası hakkında ayrıntılı açıklamalar için İdareye Karşı Açılacak Tazminat (Tam Yargı) Davası başlıklı yazı incelenebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hem iptal hem de tam yargı davalarında görev idare mahkemelerine aittir. Yetki bakımından konuya özgü ayrı bir düzenleme bulunmadığından, genel kural uygulanır ve dava, işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki mahkemede görülür.

Sıkça Sorulan Sorular

İdare mahkemesindeki davada avukatla temsil zorunlu mudur?

Türk hukukunda taraflara mahkemeler önünde kendilerini bizzat savunma imkânı tanınmıştır; sınırlı istisnalar dışında vekille temsil zorunlu değildir. İdare mahkemelerinde de idare hukuku avukatıyla temsil bir zorunluluk oluşturmaz. Bununla birlikte mevzuatın dağınık yapısı ile İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki sürelerin kısa ve kesin olması, süreci hukukçu olmayan kişilerin yürütmesi halinde telafisi güç hatalar doğurabilir. Bu nedenle herhangi bir işlem yapılmadan önce İdare Hukuku alanında çalışan avukatlardan destek alınması tavsiye edilir.

Ret kararına karşı idareye itiraz edilebilir mi?

Göreve dönüş talebinin reddi bir idari işlem niteliği taşır. Bu nedenle idari işlemler bakımından öngörülen alternatif başvuru yolu olan itiraz usulü burada da işletilebilir. İlgili kişi, talebi reddeden idareye ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde vereceği bir dilekçeyle itirazda bulunabilir.

İtiraz yoluna başvurmak dava açmanın ön şartı mıdır?

Hayır; itiraz usulünün işletilmesi zorunlu tutulmamıştır. İlgili kişi idareye hiç başvurmadan, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde doğrudan iptal davası açabilir. Buna karşılık önce itiraz yolunun tercih edilmesi halinde 60 günlük dava açma süresi durur; idarenin itiraza cevap vermesiyle ya da her halükârda 30 günün dolmasıyla süre kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar.

Yeniden atanan memur daha üst bir dereceye atanabilir mi?

Devlet Memurları Kanunu'nun 92. maddesi, açıktan atama sisteminde memurların ayrıldıkları sınıfta boş kadro bulunması ve o sınıfın niteliklerini taşımaları koşuluyla, ayrılış tarihinde almakta oldukları aylık derecesine eşit bir derecenin aynı kademesine ya da 71. madde hükümlerine uyulmak suretiyle başka bir sınıftaki eşit dereceli kadrolara atanabileceklerini öngörmüştür. Bu düzenleme, aynı Kanun'un 68. maddesinin b bendinde aranan şartları karşılayan adayların üst derecelere atanmasına engel oluşturmaz.

Ayrılınan sınıfta boş kadro kalmamışsa ne olur?

Yeniden memuriyete dönmek üzere başvuran adayların ayrıldıkları sınıfta boş kadro bulunmaması halinde, kanunda aranan diğer koşulları taşımaları kaydıyla Devlet Memurları Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca atanmaları mümkündür. Ancak 45. madde kapsamında gösterilen kadrolar, ilgili kişi bakımından hiçbir şekilde kazanılmış hak doğurmaz.

Açıktan atama uyuşmazlıklarının çekirdeğinde, idarenin takdir yetkisinin nerede bittiği sorusu yer alır. Kadro yokluğu ya da hizmet gereği gibi soyut gerekçelerle reddedilen başvurularda, ret kararının somut ve denetlenebilir bir sebebe dayanıp dayanmadığı yargılamanın seyrini belirler. Somut bir başvuru veya dava hazırlanırken şu hususların önceden netleştirilmesi yerinde olur:

  • Ayrılış biçiminin çekilme, çekilmiş sayılma, emeklilik ya da disiplin yaptırımı hallerinden hangisine girdiğinin belirlenmesi
  • Çekilme sayısının 92. maddedeki iki kez sınırını aşıp aşmadığının kayıtlar üzerinden doğrulanması
  • Talep edilen kadronun boş olduğunun ve adayın sınıf niteliklerini taşıdığının belgeyle ortaya konması
  • Emeklilik durumunda 5335 sayılı Kanun m. 30 kapsamındaki aylık kesilmesi sorununun baştan çözüme bağlanması
  • Ret kararının tebliğ tarihi ile 60 günlük sürenin, itiraz yoluna gidilecekse duraklama etkisi de hesaba katılarak takvimlendirilmesi

Independent Legal, kamu personeli hukukundan doğan uyuşmazlıklarda açıktan atama başvurularının hazırlanmasından ret kararlarına karşı yürütülecek iptal ve tam yargı davalarına kadar sürecin tamamında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara