İdarenin devlet memuruna uyguladığı disiplin yaptırımları ile ceza muhakemesi sonunda hükmedilen cezalar; taşıdıkları nitelik, güttükleri amaç, öngördükleri müeyyideler, doğurdukları etkiler ve uygulanma koşulları bakımından birbirinden ayrılır. Bu nedenle ceza kovuşturması ile disiplin soruşturmasının ayrı süreçler olarak ele alınması kaçınılmazdır; buna karşılık ikisini tamamen birbirinden kopuk düşünmek de mümkün değildir. Nitekim kanun koyucu, aynı olaya dayanılarak memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturma başlatılmış olmasının disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceğini, memurun ceza kanunu bakımından mahkûm edilmesinin ya da edilmemesinin de disiplin cezası uygulanmasına engel oluşturamayacağını açıkça belirtmiştir.
Kamu görevlisine disiplin yaptırımı uygulanmasını gerektiren davranışın, aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ya da başka kanunlar uyarınca suç teşkil etmesi pekâlâ mümkündür. Böyle hallerde ceza yargılamasının yürütülüp yürütülmediği, halen devam edip etmediği ve sonunda hangi kararın verildiği disiplin süreci üzerinde sonuç doğurur. Ayrıca ceza davasının disiplin soruşturmasından önce mi, bu soruşturma sürerken mi yoksa daha sonra mı karara bağlandığına göre birbirinden farklı tablolar ortaya çıkar.
Aşağıda bu ihtimalleri ayrı ayrı ele alıyor; beraat kararlarının hangi gerekçeye dayandığına göre disiplin hukukunda nasıl bir sonuç doğurduğunu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bağlayıcılığı bulunup bulunmadığını değerlendiriyoruz.
İki Süreç Arasındaki Bağlantının Kanuni Çerçevesi
Konuya ilişkin temel düzenleme 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesinde yer alır:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 131
"Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz."
Hüküm, iki sürecin birbirine bağlı olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Aynı madde uyarınca disiplin soruşturmasının tamamlanabilmesi için ilgili memur hakkındaki ceza davasının neticelenmesi de beklenmez.
Görüldüğü üzere kanun koyucu, memur hakkındaki ceza yargılaması ile disiplin soruşturmasının birbirinden bağımsız yürümesini istemiştir. Bununla birlikte maddenin salt lafzına bağlı kalan bir uygulama savunulamaz. Zira ceza yargılamasında kurulan hüküm kesin hüküm niteliği taşır ve verilen kararların bir kısmı diğer yargı kolları bakımından da bağlayıcıdır.
Disiplin sürecinin ceza davasından ayrı yürütülmesi gerekmekle birlikte, ceza dosyasında dinlenen müştekinin, sanığın ve tanıkların anlatımları disiplin soruşturmasında göz önünde bulundurulmalıdır. Aynı şekilde ceza dosyasında toplanan deliller ile ceza mahkemesinin kararları da soruşturmada değerlendirmeye alınır.
Öte yandan, disiplin cezasının yalnızca ceza dosyasındaki delillere dayandırılması da kabul edilemez. Bu biçimde tesis edilen yaptırımlar hukuka aykırı olacağından, memura verilen disiplin cezasına karşı iptal davası açılarak cezanın kaldırılması sağlanabilir.
Ceza Kararının Disiplin Soruşturmasından Önce Verilmesi
657 sayılı Kanun'un 131. maddesindeki "memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz" ifadesiyle güdülen amaç, ceza yargılamasında verilen kararın disiplin sürecinin sonucunu doğrudan belirlememesidir. Ancak bu düzenlemeden, ceza dosyasının veya kararının disiplin soruşturmasında hiç dikkate alınmayacağı gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Nitekim idare mahkemeleri ile Danıştay, yerleşik içtihatlarında ceza dosyasında toplanan delillerin ve verilen kararların disiplin soruşturmasında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Ceza muhakemesi sonunda kamu görevlisinin "üzerine atılı fiili işlemediğine" hükmedilmişse, bu karar disiplin sürecinin sonucunu doğrudan etkiler ve memura disiplin cezası verilmemesi gerekir.
Yargıtay 5. HD T: 11.11.2020, E:2016/29950 ve K:2020/2058 sayılı kararı konuyu şöyle özetlemektedir:
"…Öte yandan, kamu görevlilerince işlenen fiillerin, disiplin suçunun yanında ceza hukuku bakımından da suç teşkil etmesi durumunda, ceza yargılaması ile disiplin soruşturması birbirinden bağımsız yürütülecek ve kamu görevlisinin "üzerine atılı fiili işlemediğine" dair hükümler dışında, ceza mahkemesi kararlarının disiplin yargılaması bakımından doğrudan bağlayıcılığı söz konusu olmayacaktır…."
Memurun eyleminin hem disiplin ihlali hem de suç oluşturduğu hallerde, ceza mahkemesinden çıkan farklı kararların disiplin süreci üzerindeki etkileri de farklılaşır. Mahkûmiyet ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi bir yana, beraat kararının hangi sebeple kurulduğu dahi sonucu değiştirebilir. Buna göre:
- Ceza mahkemesi hukuka uygunluk nedeniyle beraat kararı vermişse, hukuka uygunluk sebepleri hukuk düzeninin bütünü bakımından geçerli olduğundan memura disiplin cezası uygulanamaz.
- Üzerine atılı fiili işlemediği gerekçesiyle beraat eden memura yine de disiplin cezası verilmişse, cezayı gerektiren eylem memur tarafından gerçekleştirilmediğinden yaptırım hukuki temelden yoksun kalır ve doğrudan iptal edilebilir.
- Delil yetersizliğinden beraat kararı verilmişse ikili bir ayrım yapılır: yetersizlik, fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğine ya da memurun bu fiili işleyip işlemediğine ilişkinse disiplin cezası uygulanmamalıdır; buna karşılık delil eksikliği suçun diğer unsurlarıyla ilgiliyse memurun eylemine uyan disiplin yaptırımı uygulanır.
- Cezalandırma için aranan suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı kurulduğunda, memurun eylemine karşılık gelen disiplin cezası uygulanabilir.
- İddiaya konu davranışın TCK bakımından suç teşkil etmediği gerekçesiyle beraat edilmesi halinde de disiplin yaptırımının yolu açıktır. Ancak bunun için fiilin memur tarafından işlendiğinin ve disiplin hukuku ölçütlerine göre disiplin suçu oluşturduğunun ayrıca saptanması gerekir.
Ceza Kararının Disiplin Soruşturması Sürerken Çıkması
Memur hakkındaki disiplin soruşturması devam ederken, soruşturmaya konu davranışla ilgili ceza yargılaması yürütülmüş ve karara bağlanmışsa, süregelen disiplin süreci bu karardan etkilenebilir. Tıpkı ceza kararının disiplin soruşturmasından önce kesinleştiği ihtimalde olduğu gibi, burada da verilen hükmün türü ve dayandığı gerekçe belirleyici olur. Memur hakkındaki beraat kararı; fiili işlemediği, delil yetersizliği ya da hukuka uygunluk gerekçelerinden birine dayanıyorsa, devam eden disiplin soruşturması sonlandırılmalı ve memur hakkında disiplin cezası işlemi kurulmamalıdır.
Buna rağmen, sayılan gerekçelerle beraat kararı verilmişken memura disiplin cezası uygulanırsa, bu idari işleme karşı iptal davası açılması büyük önem taşır. Zira bu şekilde tesis edilen işlem hukuka aykırılık taşıyacağından idari yargı tarafından iptali gündeme gelebilir.
Şu hususa da dikkat çekmek gerekir: disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıl içinde ceza verilmezse, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Bu sınır nedeniyle disiplin soruşturması çoğu kez ceza yargılamasından daha erken tamamlanır.
Ceza Yargılamasının Disiplin Cezasından Sonra Sonuçlanması
Memur hakkında ceza kovuşturması sürerken disiplin soruşturması yürütülüp yaptırım uygulanması hukuken mümkündür; ancak kovuşturma sonunda verilecek karar disiplin cezasını etkileyeceğinden bu durum çeşitli hukuki sorunlar doğurabilir. Bunun başlıca sebebi, ceza yargılamalarının genellikle uzun sürmesine karşılık disiplin cezası verme yetkisinin fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabi olmasıdır. Bu nedenle uygulamada disiplin süreci, ceza davasının neticesi beklenmeksizin sonuçlandırılmaktadır. Ne var ki ceza yargılamasından çıkacak bazı kararlar disiplin cezasının hukuki dayanağını ortadan kaldırabildiğinden, beklenmeden verilen yaptırımlar sonradan iptal edilebilmektedir.
Ceza muhakemesi sonunda fiilin hiç gerçekleşmediğine ya da sanık memur tarafından işlenmediğine karar verilirse, uygulanmış olan disiplin cezasının hukuki temeli çöker. Bu ihtimalde söz konusu yaptırımın idare mahkemesi eliyle iptali mümkün hale gelir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Etkisi
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), niteliği itibarıyla ceza mahkemelerinden çıkan diğer kararlardan birtakım yönlerden ayrılır. HAGB, memur hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder; doğurduğu sonuçlar bakımından karma bir yapı taşır ve bünyesinde iki ayrı karar barındırır:
- Bunlardan ilki, teknik anlamda hüküm sayılmakla birlikte açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği için hukuk âleminde varlık kazanamayan ve bu sebeple sonuç doğurmayan hükümdür. Söz konusu ceza hükmü, denetim koşullarına uyulduğunda düşme hükmüne dönüşecek, uyulmadığında ise varlık kazanacak mahkûmiyet hükmüdür.
- İkincisi ise bu ön hükmün üzerine kurulan ve onun varlık kazanmasını önleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu kararın en belirgin özelliği, yürürlükte kaldığı sürece ön hükmün hukuken sonuç doğurma niteliği kazanamamasıdır.
Yürürlükteki mevzuat bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ceza yargılaması sonunda ilgili hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının disiplin soruşturması ve kovuşturması bakımından bağlayıcı olmadığı sonucuna varılır. Disiplin süreci, ceza davasından bağımsız biçimde yürütülmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
İdare mahkemesinde avukatla temsil zorunlu mudur?
Türk hukukunda taraflar mahkeme önünde kendilerini bizzat savunabilir; sınırlı istisnalar dışında vekil tayini zorunluluğu yoktur. İdare mahkemeleri için de böyle bir mecburiyet öngörülmemiştir. Bununla birlikte idare hukuku mevzuatının karmaşık yapısı ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki sürelerin kısa ve kesin oluşu, süreci hukukçu olmayanların yürütmesi halinde usul ve esas bakımından telafisi güç hatalara yol açabilir. Bu nedenle herhangi bir adım atılmadan önce idare hukuku alanında hizmet veren hukukçulardan destek alınması tavsiye edilir.
Ceza davası disiplin soruşturmasında bekletici mesele yapılır mı?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca aynı olay sebebiyle memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturma başlatılmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Dolayısıyla ceza yargılaması disiplin soruşturması bakımından bekletici mesele sayılmaz.
Fiili işlemediği için beraat eden memura disiplin cezası verilebilir mi?
Üzerine atılı fiili işlemediği gerekçesiyle beraat eden memura disiplin cezası uygulanırsa, cezayı gerektiren eylem memur tarafından gerçekleştirilmediğinden yaptırım hukuki dayanaktan yoksun kalır ve doğrudan iptal edilebilir.
HAGB kararı disiplin sürecini bağlar mı?
Ceza yargılaması sonunda ilgili hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının disiplin soruşturması ve kovuşturması bakımından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Disiplin süreci ceza davasından bağımsız yürütülmelidir.
Meşru müdafaa nedeniyle beraat halinde disiplin cezası uygulanabilir mi?
Meşru müdafaa ceza hukukunda bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk sebebine dayanılarak beraat kararı verildiğinde, bu sebepler hukuk düzeninin tamamı bakımından geçerli olduğundan disiplin cezası verilemez.
Suçun unsurları oluşmadığı için beraat halinde ne olur?
Ceza yargılamasında cezalandırma için gerekli suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmişse, memurun eylemine uyan disiplin cezası uygulanabilir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Bu alandaki uyuşmazlıklarda belirleyici olan, beraat kararının kendisi değil dayandığı gerekçedir. Uygulamada disiplin makamlarının sıklıkla yaptığı hata, beraat hükmünü tek tip bir sonuç gibi ele alıp gerekçe ayrımına girmemektir. Oysa hukuka uygunluk sebebine ya da fiilin memurca işlenmediği tespitine dayanan beraat, disiplin yaptırımının hukuki temelini tümüyle ortadan kaldırır. İki yıllık ceza verme zamanaşımı ise idareyi ceza davasının sonucunu beklemeden karar vermeye yönelttiğinden, sonradan iptal riskini yapısal olarak beslemektedir.
Somut bir dosyada şu başlıkların titizlikle ele alınması gerekir:
- Beraat hükmünün gerekçesinin karar metninden birebir çıkarılması ve doğru nitelendirilmesi
- Disiplin cezasının salt ceza dosyasındaki delillere dayandırılıp dayandırılmadığının denetlenmesi
- Fiilin işlendiği tarihten itibaren işleyen iki yıllık zamanaşımının hesaplanması
- Ceza dosyasındaki tanık ve müşteki beyanlarının disiplin soruşturmasına yansıtılıp yansıtılmadığının incelenmesi
- HAGB kararının bağlayıcı sayılarak kurulan işlemlerde bu değerlendirmenin hukuka aykırılığının ileri sürülmesi
- İptal davası açma süresinin, disiplin cezasının tebliği esas alınarak takvimlenmesi
Independent Legal, kamu görevlileri hakkında yürütülen disiplin soruşturmaları ile bu soruşturmalar sonucunda kurulan işlemlere karşı açılacak iptal davalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

