Bir idari uyuşmazlık, ilk derece mahkemesinin hükmüyle veya istinaf incelemesinin sonuçlanmasıyla her zaman kapanmaz. Taraflardan biri ya da her ikisi, önlerindeki kararı hukuka aykırı bulduklarında, dosyanın idari yargı düzeninin en üst mercii tarafından yeniden ele alınmasını isteyebilir. Temyiz kavramı tam olarak bu imkânı anlatır: verilen hükmün hukuka uygunluğunun Danıştay eliyle denetlenmesi talebidir.
Bu denetim mekanizması, yargılamanın hata payını azaltmaya ve içtihat birliğini korumaya hizmet eder. Ne var ki her dosya kendiliğinden temyiz incelemesine tabi tutulmaz. Hangi hükümlerin Danıştay'a taşınabileceği, hangilerinin verildiği anda kesinleştiği İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) ve özel kanunlarla açıkça çizilmiştir. Bu sınırlar bilinmediğinde, süresi içinde yapılmış bir başvuru dahi baştan sonuçsuz kalabilir.
Aşağıda temyiz kanun yolunu bütün yönleriyle inceliyoruz: kimlerin başvurabileceğini, hangi kararların kapsam içinde ve dışında kaldığını, başvurunun tabi olduğu süreleri, incelemenin geçtiği aşamaları ve Danıştay'ın verebileceği karar türlerini sırasıyla ele alıyoruz.
Temyiz Kanun Yolunun Tanımı
Temyiz, istinaf yargılamasının ardından bölge idare mahkemelerince kurulan bazı hükümler ile kanunun ayrıca saydığı kararlar bakımından Danıştay'a gidilmesini ifade eden bir kanun yoludur. Başvurunun konusu, dosyanın maddi vakıalar yönünden yeniden yargılanması değil, verilmiş olan hükmün hukuka uygunluğunun denetlenmesidir.
İdari yargı düzeninde temyizden önceki denetim basamağını oluşturan istinaf yolu ve bu yola hangi kararlar bakımından başvurulabileceği ayrı bir çalışmanın konusudur; İdari Yargıda İstinaf Kanun Yolu başlıklı incelememizde bu konu ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Temyiz Başvurusunda Bulunabilecek Kişiler
Temyiz yetkisi, kural olarak yalnızca yargılamanın taraflarına aittir. Davacı ya da davalı konumunda birden çok kişi bulunuyorsa, bunların her biri kendi adına hükmü temyiz edebilir.
Yargılamaya üçüncü kişi sıfatıyla katılan müdahil bakımından durum farklıdır. Müdahil, davanın asli tarafı değildir; taraflardan birinin yanında yer alarak yargılamaya dahil olmuştur. Müdahilin tek başına, yanında yer aldığı taraftan bağımsız olarak temyiz talebinde bulunup bulunamayacağı konusunda Danıştay daireleri arasında farklı yönde kararlar bulunmakta, bu husus tartışmalı olmaya devam etmektedir.
Temyize Konu Edilebilen ve Edilemeyen Kararlar
Temyiz Yolu Kapalı Olan Kararlar
Bazı hükümler, niteliği gereği ya da kanunun açık düzenlemesi nedeniyle Danıştay denetimi dışında bırakılmıştır:
- İstinaf incelemesi sonucunda bölge idare mahkemesinde kesinleşen kararlar, temyiz yoluyla yeniden ele alınamaz.
- Uyuşmazlığın adli yargıya ait olduğu gerekçesiyle idari yargıda açılan davanın reddine karar verilmişse, bu ret hükmü temyiz edilemez. Adli yargı mercii de görevsizlik yönünde karar verirse ortaya çıkan görev uyuşmazlığını Uyuşmazlık Mahkemesi çözüme kavuşturur.
- Uyuşmazlık idari yargının alanına girmekle birlikte dava görevsiz veya yetkisiz bir idare mahkemesinde açılmışsa, bu nedenle verilen ret kararına karşı da temyiz yoluna gidilemez.
- Ara kararlar kural olarak tek başına temyiz edilemez; temyiz denetimi esasa ilişkin nihai kararlar bakımından işler. Nihai karar, yargılamanın sonunda kurulan ve hâkimin dosyadan el çekmesi sonucunu doğuran hükümdür. Nihai kararın oluşumunda etkili olmuş ara kararlar ise istisnaen, ancak nihai kararla birlikte denetime taşınabilir.
- Kanunun kesin olarak nitelendirdiği hükümler bakımından temyiz başvurusu yapılamaz. Nitekim 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 6/3. maddesindeki idari para cezalarına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir ve mahkemenin bu itiraz üzerine kurduğu hüküm kesindir. Benzer biçimde, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun (2013) 53/3. maddesi uyarınca sınır dışı etme kararına karşı tebliğden itibaren 7 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurulabilir; idare mahkemesinin bu konuda verdiği karar da kesindir.
Temyiz Denetimine Açık Kararlar
Kanun, belirli dava gruplarını ve kararları açıkça temyiz kapsamına almıştır.
İvedi yargılama usulüne tabi davalar bunların başında gelir. İYUK'un 20/A maddesinde düzenlenen bu usulün kapsamına şu işlemler girmektedir: ihaleden yasaklama kararları dışında kalan ihale işlemleri; acele kamulaştırma işlemleri; Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları; 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu çerçevesinde gerçekleştirilen satış, tahsis ve kiralama işlemleri; 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca idari yaptırım kararları hariç olmak üzere çevresel etki değerlendirmesi sonucunda alınan kararlar; 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında alınan Cumhurbaşkanı kararları.
Merkezî sınavlara ilişkin davalar da temyize açıktır. İYUK'un 20/B maddesi uyarınca, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlarla bağlantılı iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen kararlar Danıştay denetimine taşınabilir.
Bunların yanında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalarda kurduğu hükümler, başka kanunlarda aksi yönde düzenleme bulunsa dahi kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay nezdinde temyiz edilebilir:
- Düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle açılan davalar.
- Konusu 2023 yılı itibarıyla beş yüz seksen bir bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere yönelik davalar.
- Kişinin belli bir meslekten, kamu görevinden ya da öğrencilik statüsünden çıkarılmasıyla sonuçlanan işlemlere karşı açılan iptal davaları.
- Belirli bir ticari faaliyetin yürütülmesini süresiz olarak veya otuz gün ya da daha uzun bir süreyle engelleyen işlemlere yönelik iptal davaları.
- Müşterek kararname ile tesis edilen atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzeydeki kamu görevlilerine ilişkin atama, naklen atama ve görevden alma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalar.
- İmar planlarından ve parselasyon işlemlerinden doğan davalar.
- Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlar ve 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
- Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sulara ilişkin mevzuatın uygulanmasına yönelik işlemlere karşı açılan davalar.
- Ülke genelinde uygulanan öğrenim sınavları ile bir mesleğin veya sanatın icrası yahut kamu hizmetine giriş amacıyla düzenlenen sınavlara ilişkin davalar.
- Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesi konusundaki mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.
- 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan davalar.
- 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalar.
- 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalar.
- Düzenleyici ve denetleyici kurulların, görev alanlarındaki piyasa veya sektöre ilişkin olarak aldıkları kararlara karşı açılan davalar.
Son olarak, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı dosyalarda kurduğu hükümler de temyiz denetimine tabidir.
Hangi Sebeplere Dayanılabilir?
Temyiz aşamasında yapılan inceleme, hükmün hukuka uygun olup olmadığıyla sınırlıdır. Bu çerçevede ileri sürülebilecek sebepler üç ana başlıkta toplanabilir: mahkemenin görev ve yetki alanı dışında kalan bir uyuşmazlığı karara bağlamış olması, kurulan hükmün hukuka aykırılık taşıması ve usul kurallarının uygulanmasında sonucu etkileyecek nitelikte hata ya da eksikliğin bulunması. Danıştay bu hallerden yalnızca birinin dahi gerçekleştiğini saptarsa, temyiz edilen karar bozulur.
Başvuru Süresi
Genel kural, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemesi kararlarının tebliğden itibaren otuz gün içinde temyiz edilmesidir. Bununla birlikte mevzuat, bazı karar türleri için daha kısa özel süreler öngörmüştür ve bu sürelerin kaçırılması doğrudan hak kaybına yol açabilir.
İvedi yargılama usulüne tabi işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda verilen nihai kararlar bakımından süre, tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür. Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bunlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkındaki davalarda ise nihai karara karşı tebliğden itibaren yalnızca beş gün içinde temyize gidilebilir.
Temyiz İncelemesinin Aşamaları
Ön İnceleme
Temyiz dilekçesi, duruma göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştay'a ya da İYUK'un 4. maddesinde gösterilen mercilere sunulur. Başvurunun ardından kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştay dava dairesi, karşı tarafın cevabı alındıktan yahut cevap için tanınan süre dolduktan sonra dosyayı dizi listesiyle birlikte Danıştay'a veya ilgili Kurula iletir.
Bunun ardından ön inceleme başlar. Bu evrede özellikle şu noktalar denetlenir: harç ve giderlerin yatırılıp yatırılmadığı, dilekçenin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, başvurunun kanuni süre içinde yapılıp yapılmadığı, başvuran kişinin temyiz yetkisinin ve hukuki yararının bulunup bulunmadığı, temyize konu edilen hükmün bu yola elverişli olup olmadığı ve talepten feragat edilip edilmediği. Harç ve giderlerdeki eksiklikler için tamamlama süresi tanınır; eksiklik giderildiğinde dosya inceleme aşamasına geçer. Diğer başlıklarda bir eksiklik saptanırsa, başvurunun esas yönünden haklı olup olmadığına bakılmaksızın reddine hükmedilir.
Esas İnceleme
Bir yargı merciinin uyuşmazlığın esası hakkında karar verebilmesi, dosyanın tekemmül etmiş olmasına bağlıdır; aynı koşul temyiz yargılaması için de geçerlidir. Tekemmülden söz edilebilmesi için posta ve harç giderlerinin yatırılmış, taraflara gerekli tebligatların yapılmış, karşı tarafın cevap dilekçesini vermiş ya da bunun için tanınan kanuni sürenin dolmuş olması gerekir. Bu işlemler tamamlandıktan sonra kararı veren Danıştay dairesi veya bölge idare mahkemesi, dosyayı dizi listesine bağlı olarak Danıştay'a ya da Kurula gönderir.
Danıştay'a ulaşan dosyanın ön incelemesi için bir tetkik hâkimi görevlendirilir. Tetkik hâkiminin incelemesinde bir eksikliğe rastlanmazsa, temyiz yargılamasıyla görevli daire veya kurul talebin yerinde olup olmadığını değerlendirerek başvuruyu karara bağlar. İnceleme sonunda karar bozma sebeplerinden birini barındırıyorsa bozulur; böyle bir sebep bulunmuyorsa temyiz istemi reddedilir.
Duruşma Yapılması
İdari yargıda yazılı yargılama usulü geçerlidir ve inceleme kural olarak dosya üzerinden yürütülür. Duruşmalı inceleme istisnai bir yol olup, tarafların talebi üzerine Danıştay'ın veya ilgili bölge idare mahkemesinin vereceği karara bağlıdır. Duruşma yapılmasına hükmedildiğinde davetiyeler, duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara tebliğ edilir.
İvedi Yargılama Usulünde Temyiz
İvedi yargılama usulü, idari yargıdaki genel usullerden birçok yönüyle ayrılır. Amaç, uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılması ve verilen kararın kısa sürede uygulanabilir hale gelmesidir. Bu usulde dava açma süresi ile cevap dilekçesi için tanınan süre diğer usullere kıyasla daha kısadır. Ayrıca yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararlara itiraz edilemediği gibi istinaf yoluna da gidilemez.
İstinaf denetiminin devre dışı kalması nedeniyle, bu usule tabi davalarda kurulan hükümler doğrudan temyiz yoluyla denetlenir. Nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyize başvurulabilir; temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır ve karar en geç bir ay içinde tebliğe çıkarılır.
Danıştay'ın İlk Derece Sıfatıyla Baktığı Davalarda Temyiz
Danıştay, belirli uyuşmazlıklarda ilk derece mahkemesi olarak görev yapar. Bu kapsamda; Cumhurbaşkanı kararları, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışında kalan düzenleyici işlemler, bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler, Danıştay İdari Dairesince ya da İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine tesis edilen eylem ve işlemler, birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işler ile Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ve bu Kurulun görev alanına ilişkin Danıştay Başkanlığı işlemleri aleyhine açılacak iptal ve tam yargı davaları Danıştay'da görülür. Tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetlerine ilişkin imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davalar da bu kapsamdadır.
Bu dosyalarda temyiz incelemesi, uyuşmazlığın konusuna göre Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu veya Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından yapılır. Kurulların inceleme sonunda vereceği karar bozma ya da onama yönünde olur; onama kararıyla birlikte hüküm kesinleşir.
MEB ve ÖSYM Sınavlarına İlişkin Davalarda Temyiz
Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda uygulanan özel yargılama usulünde, nihai karara karşı tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde temyiz yoluna gidilebilir. Temyiz istemi en geç on beş gün içinde sonuçlandırılır ve temyiz üzerine verilen karar kesindir.
İdari işlemlere karşı başvurulabilecek yollar ve iptal davasının işleyişi hakkındaki ayrıntılar için İdari İşlemlere İtiraz ve İptal Davası başlıklı çalışmamıza bakılabilir.
Temyiz Sonunda Verilebilecek Kararlar
Onama
Danıştay, incelemesi sonunda temyize konu hükmü hukuka uygun bulduğunda başvurunun reddine karar verir. Bu kararla birlikte idari yargı yerinin verdiği hüküm kesinlik kazanır.
Düzelterek Onama
Hüküm genel hatlarıyla hukuka uygun görülmekle birlikte, bozmayı gerektirmeyecek nitelikte maddi hatalar veya eksiklikler bulunuyorsa, Danıştay bunları gidererek kararı onayabilir.
Gerekçesi Değiştirilerek Onama
Kararın sonucu yerinde bulunmakla birlikte gerekçesinde bozmayı gerektirmeyecek düzeyde hata veya eksiklik saptanması halinde Danıştay, gerekçeyi düzelterek hükmü onama yoluna gidebilir.
Bozma
Danıştay, temyiz incelemesi sonucunda şu hallerde bozma kararı verebilir:
- Kararın, mahkemenin görev ve yetki sınırları dışında kalan bir konuda kurulmuş olması,
- Hükmün hukuka aykırılık taşıması,
- Yargılamada, sonucu etkileyebilecek nitelikte usule ilişkin hata veya eksikliklerin belirlenmesi.
Bozma kararı sonrasında bölge idare mahkemesinin önünde iki seçenek bulunur: bozmaya uymak ya da kendi kararında direnmek.
Bozma kararına uyulduğunda, bozma gerekçeleri doğrultusunda tahkikat yürütülür, saptanan eksiklikler tamamlanır ve yeni bir hüküm kurulur. Bu yeni hükmün temyiz denetimi yalnızca bozmaya uygunluk yönünden yapılır.
Bölge idare mahkemesi bozmaya uymayıp önceki kararını sürdürebilir; bu durumda direnme kararı ortaya çıkar. Direnme kararının temyiz edilmesi halinde talep, uyuşmazlığın konusuna göre Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu veya Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından incelenerek karara bağlanır. Bu kurulların kararlarına uyulması zorunludur.
Esas Hakkında Karar Verilmesi
Temyiz yargılaması kural olarak hukukilik denetimiyle sınırlıdır ve Danıştay esas hakkında hüküm kurma yetkisini haiz değildir. Bu kuralın istisnası, ivedi yargılama usulüne tabi davalar ile merkezî ve ortak sınavlara ilişkin davalardır. Bu dosyalarda istinaf yoluna başvurulamadığı ve tek denetim mekanizmasını temyiz oluşturduğu için Danıştay esas hakkında karar verebilir. Böyle bir yetkinin kullanılabilmesi, maddi olaya ilişkin bilgilerin yeterli görülmesine ya da temyiz iddialarının yalnızca hukuki noktalara yönelmiş olmasına bağlıdır. Danıştay'ın temyiz üzerine kurduğu hükümler kesindir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Temyiz aşaması, uyuşmazlığın baştan yeniden görülmesi değil, kurulmuş bir hükmün hukuka uygunluğunun sınanmasıdır. Bu nedenle temyiz dilekçesinin, ilk derece veya istinaf aşamasındaki iddiaların tekrarı biçiminde kurgulanması çoğu zaman sonuç doğurmaz. Etkili bir başvuru, kararın hangi hukuk kuralına aykırılık taşıdığını ya da hangi usul eksikliğinin sonucu etkilediğini somut biçimde ortaya koyan bir metindir.
Uygulamada karşılaşılan hak kayıplarının önemli bir kısmı esasa değil, kapsam ve süre değerlendirmesindeki hatalara dayanır. Kesin olarak verilmiş bir karara başvuruda bulunmak veya on beş ya da beş günlük özel süreleri otuz gün sanmak, dosyanın esası hiç incelenmeden reddiyle sonuçlanır.
Somut bir dosyada temyiz stratejisi belirlenirken şu başlıklar öncelikli olarak değerlendirilmelidir:
- Kararın temyize elverişli olup olmadığının, parasal sınır ve dava türü ölçütleri birlikte gözetilerek saptanması
- Uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü veya merkezî sınav rejimi kapsamına girip girmediğinin baştan belirlenmesi
- Tebliğ tarihinin belgelenmesi ve uygulanacak sürenin genel mi yoksa özel süre mi olduğunun netleştirilmesi
- Temyiz sebeplerinin görev–yetki, hukuka aykırılık ve usul hatası başlıkları altında ayrıştırılarak ileri sürülmesi
- Harç ve posta giderleri ile dilekçe usulüne ilişkin eksikliklerin başvuru anında giderilmesi
- Direnme ihtimaline karşı, kurul incelemesine uzanan süreç için baştan bir yol haritası kurulması
Independent Legal, idari uyuşmazlıklarda dava açılmasından istinaf ve temyiz aşamalarının yürütülmesine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

