Kamu görevlilerinin çalışma hayatında eşlerin farklı illerde bulunması birkaç biçimde ortaya çıkabilir: ayrı şehirlerde görev yapan iki memurun evlenmesi, evli bir memurun zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulması ya da memurun kendi isteğiyle başka bir ile atanması. Sonuç her üç ihtimalde de aynıdır; eşler fiilen ayrı düşer ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41. maddesiyle güvence altına alınan aile birliği zarar görme riskiyle karşı karşıya kalır.
Mevzuat bu riski gidermek üzere bir çözüm öngörmüştür. Atanmasına engel bir durum bulunmayan memur, eşinin görev yaptığı yere nakledilmesini isteyebilir. Bu imkân yalnızca her iki eşin de memur olduğu hallere özgü değildir; eşlerden yalnızca birinin kamu görevlisi olduğu durumlarda dahi, mevzuatta aranan koşullar karşılandığı takdirde eş durumu nedeniyle tayin istenebilir. Elbette burada da nakli haklı kılan geçerli bir gerekçenin ortaya konması aranır.
İdare bu istemi reddettiğinde memurun eli boş kalmaz; eşin memur olup olmamasından bağımsız olarak ret kararına karşı iptal davası yolu açıktır. Aşağıda davanın dayanaklarını, aranan koşulları ve izlenecek usulü ele alıyoruz.
Eş Durumu Nedeniyle Tayin Hakkının Anayasal Temeli
Ailenin korunmasına ilişkin güvence, Anayasa'nın 41. maddesinde yer almakta ve devlete bu konuda somut bir yükümlülük yüklemektedir:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 41
"Aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar."
Anayasa düzeyinde korunacak ölçüde önemsenen bu hükmün hedefi, ailenin dağılmasının önüne geçmek, bireylerini bir arada tutmak ve aile içindeki huzurun sürekliliğini güvence altına almaktır. Düzenlemenin ikinci bir işlevi daha vardır: kamu görevlilerinin ailevi endişelerden arınmış bir ortamda görevlerini verimli, etkin ve sağlıklı biçimde yerine getirebilmelerini mümkün kılmak. Bu nedenle idarenin eş mazeretine dayalı nakil istemini reddetmesi çoğu olayda anayasal güvenceyle bağdaşmamakta ve koşulları oluştuğunda yargı kararıyla ortadan kaldırılabilmektedir.
Nakil İsteminin Usulü ve Aranan Koşullar
Devlet Memurları Kanunu'nun 72. maddesinin 2. fıkrası, eşlerden birinin başka bir ile atanması halinde diğer eşin de eş durumundan nakil isteyebilmesine imkân tanır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 72/2
"Yeniden veya yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda; aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak memur olan diğer eşin de isteği halinde ataması, Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde, atamaya tabi tutulan memurun atandığı yere yapılır"
Hükmün lafzından hareketle, eş mazeretine dayalı nakil isteminin karşılanabilmesi için şu unsurların bir arada bulunması gerekir:
- Memur konumundaki diğer eşin nakil yönünde bir iradesinin bulunması, yani talebin bizzat ilgilisince ortaya konması
- Ortada yeniden atama ya da yer değiştirme niteliği taşıyan bir işlemin bulunması
- İlgili kamu kurumlarının kendi aralarında gereken eşgüdümü sağlaması
- Nakli yapılacak eşin, Kanun'un 74 ve 76. maddelerinde çizilen esaslara uygun biçimde atanması
Bu unsurlara bir husus daha eklenmelidir. Atamaya tabi tutulan memurun gönderildiği yerde, diğer eşin görevlendirileceği teşkilat içinde ona uygun düşen bir kadronun bulunması aranır. Böyle bir kadro mevcutsa istemin karşılanması, idarenin takdirine bırakılmış bir seçenek değil yasal bir zorunluluktur.
Danıştay'ın bu alandaki yerleşik içtihadı da aynı yöndedir. Kararlarda ailenin bir arada yaşamasının anayasal bir hak olduğu ve devletin bu hakkı gözetmekle yükümlü bulunduğu vurgulanmakta; hatta koşulların tam olarak oluşmadığı bazı hallerde dahi eş durumundan nakil isteminin kabulüne hükmedildiği görülmektedir.
Eşin Memur Olmadığı Hallerde Nakil İstemi
Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik'in 14. maddesinde yapılan değişiklikle, eş durumundan nakil için her iki eşin de memur olması yönündeki zorunluluk kaldırılmıştır.
Maddenin değişiklik sonrası hali şöyledir:
Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik m. 14
"Aile birliği mazeretine dayanarak yer değiştirme isteğinde bulunan memur, eşinin kamu kurum ve kuruluşlarında kamu personeli olarak çalıştığına veya atanmayı talep ettiği yerde eşinin başvuru tarihi itibarıyla son iki yıl içinde 360 gün sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak halen çalıştığına ilişkin belgeyi kurumuna ibraz etmekle yükümlüdür. Ayrıca yer değiştirme başvurusuna, evlilik durumunu kanıtlayan belgenin de eklenmesi gerekir."
Düzenleme memura iki ayrı ihtimalde nakil isteme imkânı tanır. Eş kamu personeli ise, kurum içi yer değiştirme yoluyla atanmasının önünde bir engel bulunması ya da mevzuat gereği zorunlu yer değiştirmeye tabi bir görevde çalışıyor olması halinde, memur bu eşin bulunduğu yere naklini isteyebilir. Eş kamu personeli değilse, nakil istenen yerde başvuru tarihi esas alınmak üzere son iki yıl içinde 360 gün sosyal güvenlik primi ödemiş olması ve kendi nam ve hesabına ya da bir hizmet sözleşmesiyle işverene bağlı olarak halen çalışıyor bulunması aranır; bu koşullar sağlandığında nakil, eşin bulunduğu yere yapılabilir.
Söz konusu imkân ayrım gözetilmeksizin tüm devlet memurlarına tanınmıştır. Mazerete dayanak yapılan eşin kamu görevi dışında bir işte çalışması sonucu değiştirmez; belirleyici olan, mevzuatın aradığı koşulların karşılanmasıdır.
Atamanın Hangi Eşin Görev Yerine Yapılacağı
Her iki eşin de memur olduğu olaylarda, nakil işleminin hangisinin görev yeri esas alınarak yapılacağı uygulamada tereddüt yaratabilmektedir. Bu tereddüde Yönetmelik'in 14. maddesi yanıt vermektedir. Aile birliği mazeretiyle yer değişikliği isteyen memurun ataması, aşağıdaki ölçütlere göre gerçekleştirilebilir:
- Kamu personeli olan eşin kurum içi yer değiştirme yoluyla atanma imkânı yoksa ya da mevzuatı gereği zorunlu yer değiştirmeye tabi bir görevde bulunuyorsa, bu durumdaki eşin görev yaptığı yere
- Her iki eş de aynı kurum bünyesinde çalışıyorsa, kurumun hizmet ihtiyacının daha yoğun olduğu yere
- Eşler ayrı kurumlarda görev yapıyorsa, iki kurum arasında gerekli eşgüdüm sağlanarak her ikisinin de öncelikli hizmet ihtiyacı bulunan yere
- Kamu personeli olmayan eş, nakil istenen yerde başvuru tarihi itibarıyla son iki yıl içinde 360 gün sosyal güvenlik primi ödeyerek kendi adına veya bir hizmet akdiyle işverene bağlı çalışmışsa ve halen çalışmayı sürdürüyorsa, bu eşin bulunduğu yere
- Eşin milletvekili, belediye başkanı, muhtar ya da noter olması halinde, bu görevin ifa edildiği yere
Koşullar Oluşmadığında Gündeme Gelen İzin Hakkı
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 72. maddesi, nakli mümkün kılmayan bir tablo ortaya çıktığında devreye giren ikinci bir çözüm öngörmüştür. Maddede, atamaya tabi tutulan memurun gönderildiği yerde eşinin atanabileceği bir teşkilatın hiç bulunmaması ya da teşkilat mevcut olsa bile eşin niteliğine uyan bir görevin olmaması halinde, istemde bulunan eşe görev süresiyle sınırlı kalmak kaydıyla izin verilebileceği düzenlenmiştir.
İzin kullanan memura yapılacak ödeme, aylığının (taban ve kıdem aylığı dahil), ek göstergesinin, zam ve tazminatlarının karşılığı üzerinden hesaplanır. Kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarın belirli bir oranı, eşin görev yaptığı bölgeye göre kurum tarafından kadro tasarrufundan karşılanır:
- Eşi, Olağanüstü Hal Bölgesi kapsamındaki illerde veya bu illere mücavir olarak belirlenmiş illerde görev yapanlarda oran % 60'tır.
- Eşi, kalkınmada 1. derecede öncelikli sayılan yörelerde görevli olanlarda oran % 50'dir.
- Eşi, kalkınmada 2. derecede öncelikli yörelerde görev yapanlarda ise oran % 25'e iner.
Bunların dışında kalan yörelerde görev yapan eşler bakımından herhangi bir ödeme söz konusu olmaz; ilgili memur ücretsiz izinli sayılır.
Ret Kararına Karşı İptal Davası
Mevzuata uygun biçimde iletilmiş ve koşulları oluşmuş bir nakil istemi kurumca reddedildiğinde, bu ret kararının iptali için yargı yoluna başvurulabilir. Zira nakil isteminin reddi, niteliği bakımından bir idari işlemdir; dolayısıyla idari işlemlere itiraz ve idari işlemlerin iptali davası kapsamında değerlendirilir.
İdarenin bu işlemi tesis ederken takdir yetkisi bulunduğu doğrudur; ancak bu yetki sınırsız değildir. Takdir kullanılırken Anayasa'nın aile bütünlüğünün korunmasını buyuran hükmü gözetilmek zorundadır. Bir başka deyişle idare, takdirini hukuka ve kamu yararına uygun düşen bir çerçevede kullanmakla yükümlüdür.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Yazıda ayrıntılandırdığımız koşulları taşımasına karşın nakil istemi reddedilen memurun izleyeceği yol bellidir: dava, ret kararını veren idarenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır.
Dava Açma Süresi
İdari işlem niteliği taşıyan ret kararına karşı iptal davası, kararın ilgilisine yazılı biçimde tebliğ edildiği tarih esas alınarak 60 gün içinde açılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ret kararına karşı idareye itiraz edilebilir mi?
Nakil isteminin reddi bir idari işlem olduğundan, idari işlemler bakımından öngörülen itiraz yolu bu işlem için de kullanılabilir. İlgili kişi, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren 60 gün içinde vereceği bir dilekçeyle istemi reddeden idareye başvurabilir.
İtiraz yoluna başvurmak zorunlu mudur?
Hayır. İtiraz prosedürünün işletilmesi seçimlik bir imkândır; memur dilerse idareye hiç başvurmadan, tebliğden itibaren 60 gün içinde doğrudan iptal davası açabilir. Öte yandan önce itiraz yolu tercih edilirse 60 günlük süre durur. İdare itirazı yanıtladığında ya da yanıt vermese dahi 30 günün sonunda dava açma süresi kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar.
Yargılama sürerken yürütmenin durdurulması istenebilir mi?
Dava sonuçlanana kadar yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi mümkündür. İdare mahkemesinin böyle bir karar verebilmesi iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: işlemde açık bir hukuka aykırılığın bulunması ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç ya da imkânsız zararların doğacak olması.
Aleyhe sonuçlanan karara karşı hangi kanun yolları açıktır?
İdare mahkemesinde görülen davanın davacı aleyhine sonuçlanması halinde, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabilir. Bölge idare mahkemesince verilen ilam bakımından da yine tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde Danıştay nezdinde temyiz yoluna gidilebilir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Bu uyuşmazlıklarda sonucu belirleyen unsur, çoğu zaman hukuki argümanın gücünden çok başvuru dosyasının eksiksizliğidir. Prim gün sayısına, çalışmanın sürüp sürmediğine ve evliliğin kanıtlanmasına ilişkin belge eksikliği idarece ret gerekçesi yapılabilmektedir. İkinci kritik nokta süre yönetimidir; itiraz yolu süreyi durdursa da idarenin sessiz kaldığı hallerde sürenin yeniden işlemeye başladığı an gözden kaçırıldığında hak kaybı doğabilir.
Somut bir dosyada yol haritası çizilirken şu başlıklara öncelik verilmesi yerinde olur:
- Ret kararının tebliğ tarihinin dava süresi bakımından belgeye bağlanması
- Eşin kamu personeli olup olmadığına göre uygulanacak koşul setinin netleştirilmesi
- Kamu personeli olmayan eşte 360 günlük prim koşulunun hizmet dökümüyle desteklenmesi
- Nakil istenen yerde uygun kadro bulunup bulunmadığının araştırılıp dilekçede ileri sürülmesi
- Telafisi güç zarar iddiası somutlaştırılarak yürütmenin durdurulmasının gerekçelendirilmesi
Independent Legal, kamu personeline ilişkin atama ve yer değiştirme uyuşmazlıklarında idari başvuru aşamasından kanun yolu incelemesine kadar danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

