5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, vatandaşlık bağının kurulmasını iki ana eksene oturtur: kişinin doğum anında bu sıfatı taşıması ya da doğumdan sonraki bir aşamada elde etmesi. Sonradan kazanma başlığı da kendi içinde üçe ayrılır. İlki yetkili makam kararına dayalı kazanım, ikincisi bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilme, üçüncüsü ise seçme hakkının kullanılmasıdır. Bunlardan ilki en geniş kategoriyi oluşturur; genel yoldan kazanma, istisnai yoldan kazanma, kaybedilen bağın yeniden kurulması ve evlilik yoluyla kazanma hallerinin tamamı bu şemsiye altında yer alır.
Uygulamada en sık gündeme gelen seçenek, herhangi bir özel statüye dayanmayan yabancılar bakımından açık olan genel yoldur. Bu yol; belirli bir süre ülkede yaşamış, buraya yerleşme iradesini ortaya koymuş ve kanunda sayılan nitelikleri taşıyan kişilere tanınmıştır. Ne var ki koşulların karşılanmış olması tek başına sonuç doğurmaz; nihai değerlendirme idarenin elindedir ve bu değerlendirme çok aşamalı bir inceleme zincirinin sonunda yapılır.
Bu bilgi notunda genel yolun işleyişini ele alıyoruz. Kanunun aradığı nitelikler nelerdir, dosya valilikten İçişleri Bakanlığına hangi aşamalardan geçerek ulaşır, mülakatta neler ölçülür, olumlu karar hangi sonuçları doğurur ve olumsuz karara karşı hangi hukuki yollar açıktır sorularını sırasıyla yanıtlıyoruz.
Yetkili Makam Kararının Vatandaşlık Kazanımındaki Konumu
Doğum esasına dayanan kazanımda tablo oldukça yalındır: annesi ya da babası Türk vatandaşı olan kişi bu sıfatı kendiliğinden edinir, herhangi bir kişinin veya kurumun onayına ihtiyaç duyulmaz. Yetkili makam kararı yoluyla kazanımda ise durum farklıdır; burada kişinin iradesiyle ortaya koyduğu talebin Devletin ilgili organlarınca uygun bulunması aranır.
Bu yolun ayırt edici yönü, idareye tanınan takdir alanının genişliğidir. Nitekim TVK m. 10, genel yoldan vatandaşlık talep eden kişinin kanunda sayılan nitelikleri taşımasını zorunlu tutmakla birlikte, bu niteliklerin varlığının başvurana mutlak bir kazanım hakkı vermeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Başka bir ifadeyle, dosyada tüm koşullar eksiksiz karşılanmış olsa dahi idare talebi olumsuz sonuçlandırabilir.
Bununla birlikte söz konusu takdir alanı sınırsız değildir. İdarenin tercihi hukuka uygunluk denetimine tabidir; keyfîliğe, gerekçesizliğe ve kamu yararından kopmuş değerlendirmelere yer bırakmaz.
Genel Yolun İşleyişine Genel Bakış
Genel yoldan vatandaşlık talebinde bulunan kişinin TVK m. 11'de sıralanan nitelikleri taşıması gerekir. Dosya, ilk olarak başvuranın yerleşim yerindeki valilikçe ön incelemeye alınır ve belirli engel hallerinin tespiti durumunda daha ileri gitmeden reddedilir.
Ön incelemeyi geçen dosya bakımından il emniyet müdürlüğünce arşiv araştırması ve soruşturma yürütülür. Bu aşama tamamlandığında başvuran, Vatandaşlık Başvuru İnceleme Komisyonu önünde mülakata alınır. Komisyon, aranan niteliklerin mevcut olup olmadığını irdeler, dosyadaki belgelerin tamlığını denetler ve kanaatini kayda geçirir.
Kabul veya ret yönündeki nihai iradeyi açıklayacak makam İçişleri Bakanlığıdır. Bu nedenle mülakat aşamasının kapanmasının ardından dosya, karara bağlanmak üzere Bakanlığa iletilir.
Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 11 Kapsamında Aranan Nitelikler
Genel yoldan yapılacak müracaatlarda, başvuranın TVK m. 11'de sayılan nitelikleri karşılaması beklenir. Bu nitelikleri taşımayan kişilerin talepleri olumsuz sonuçlandırılmakta ve dosyaları reddedilmektedir. Kanunun aradığı hususlar şunlardır:
- Ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak
- Kanunun öngördüğü süre boyunca Türkiye sınırları içinde ikamet etmiş olmak
- Ülkede kalıcı olma iradesini somut davranışlarla ortaya koymak
- Kamu sağlığı bakımından risk oluşturan bir rahatsızlık taşımamak
- İyi ahlak sahibi olma ölçütünü karşılamak
- Toplumsal iletişimi sürdürmeye elverişli düzeyde Türkçe konuşabilmek
- Hem kendisinin hem de bakmakla yükümlü bulunduğu kişilerin ihtiyaçlarını karşılamaya elverişli bir mesleği ya da geliri bulunmak
- Kamu düzeni ve millî güvenlik yönünden vatandaşlık kazanımına engel oluşturacak bir durumu olmamak
Erginlik ve Ayırt Etme Gücü
Talepte bulunan kişinin erginliği ve ayırt etme gücü, kural olarak kendi millî hukukuna göre belirlenir. Kişinin herhangi bir devletin vatandaşı olmadığı, yani vatansız sayıldığı hallerde ise bu tespit Türk hukuku esas alınarak yapılır. Kanunla uyumlu biçimde, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m. 15 de vatansız kişiler bakımından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağını hükme bağlamıştır.
Türkiye'de İkamet Koşulu
İkinci nitelik, müracaat gününden geriye doğru hesaplandığında beş yıl boyunca kesintisiz biçimde Türkiye'de yaşamış olmaktır. Kanun koyucunun bu süreyi öngörmesindeki amaç, kişinin ülkeyle, kültürle ve toplumla temasının derinleşmesi, buna bağlı olarak da uyumunun sağlanmasıdır.
Sürenin geçerli sayılabilmesi için ülkeye girişin mevzuata uygun gerçekleşmiş ve kalış için ikamet izni alınmış olması gerekir. Yasal dayanağı bulunmaksızın ülkede kalan bir yabancı, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin ikamet koşulunu yerine getirmiş sayılmaz ve bu yoldan vatandaşlığa alınamaz.
Sürenin bölünmemesi esastır. Buna karşılık Kanun, beş yıllık dilim içinde toplamı on iki ayı aşmayacak biçimde yurt dışında bulunulmasına imkân tanımıştır; bu şekilde ülke dışında geçirilen zaman, ikamet süresinin hesabında dikkate alınır.
Yerleşme İradesinin Davranışlarla Doğrulanması
Başvuranın Türkiye'de kalıcı olma yönündeki kararını yalnızca beyanla değil, fiilî tutumuyla da göstermesi beklenir. Kanun bu davranışların neler olduğunu saymamış, Yönetmelik örnek niteliğinde bir çerçeve çizmiştir:
- Öğrenim sürecini Türkiye'de tamamlamış olmak
- Ülke sınırları içinde taşınmaz edinmek
- Türkiye'de bir işletme kurmak veya yatırımda bulunmak
- Ticaret ve iş merkezini Türkiye'ye taşımak
- Çalışma izni alarak bir iş yerinde istihdam edilmek
- Bir Türk vatandaşıyla evlilik bağı kurmak
- Müracaatı aile bireyleriyle birlikte gerçekleştirmek
- Anne, baba, kardeş veya çocuklarından birinin daha önce Türk vatandaşlığını elde etmiş olması
Kamu Sağlığı Yönünden Engel Oluşturan Hastalık Bulunmaması
Başvuranın, genel sağlık açısından tehlike doğuran bir rahatsızlığının olmaması aranır. Bu ölçüt, kişinin hiçbir sağlık sorunu bulunmaması gerektiği biçiminde okunamaz. Hükümle kastedilen, bulaşıcı nitelik taşıyan ve toplum sağlığını riske atan hastalıklardır.
İyi Ahlak Sahibi Olma
Aranan bir diğer nitelik iyi ahlak sahibi olmaktır; ancak Kanun bu kavramın içeriğini doldurmamıştır. Boşluğu Yönetmelik m. 15 gidermiş ve ölçütü şu şekilde tarif etmiştir:
"Toplum içinde birlikte yaşamanın gerektirdiği sorumluluk duygusu ile davranarak iyi ahlak sahibi olduğunu göstermek, davranışları ile çevresine güven vermek, toplumca hoş karşılanmayan ve toplum değerlerine aykırı kötü alışkanlığı bulunmamak."
Yeterli Düzeyde Türkçe Konuşabilme
Kanun koyucu, başvuranın Türk toplumuna ve kültürüne uyum sağlamasını hedeflediği için dil bilgisine ilişkin bir ölçüt de getirmiştir. Buna göre kişinin Türkçe konuşabilmesi beklenir. Hükümdeki "yeteri kadar" ibaresi, temel düzeydeki bir hâkimiyetin yeterli görüldüğünü gösterir. Yönetmelik de ölçütü, günlük toplumsal yaşama uyum sağlamaya elverişli bir konuşma düzeyi olarak somutlaştırmıştır. Bu yeterliliğin bulunup bulunmadığını saptayacak merci Komisyondur.
Geçimi Sağlayacak Gelir veya Meslek
Bir başka koşul, kişinin hem kendisinin hem de Türkiye'de bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini karşılamaya elverişli bir gelirinin ya da mesleğinin bulunmasıdır. Bakmakla yükümlü sayılan kişilerin kimler olduğu Türk hukuku esas alınarak tespit edilir.
Millî Güvenlik ve Kamu Düzeni Bakımından Engel Hali Bulunmaması
Genel yoldan kazanımda Kanunun aradığı son ölçüt, başvuranın millî güvenlik ve kamu düzeni yönünden engel oluşturan bir durumunun olmamasıdır. Hangi hallerin bu kapsama gireceği metinde tek tek belirtilmemiştir. Bununla birlikte madde gerekçesinde şu açıklamaya yer verilmiştir:
"Bu şartın konulması ile milli güvenlik bakımından tehlike teşkil eden ve milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösterenlerle bu faaliyetleri destekleyenlerin, bu gibi kişi veya kuruluşlarla ilişki içerisinde bulunanların ve herhangi bir isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunanların Türk vatandaşlığını kazanmaları engellenmektedir."
Gerekçeden anlaşıldığı üzere; ülke bütünlüğüne zarar veren eylemlerin, uyuşturucu kaçakçılığının veya resmî belgede sahtecilik gibi kamu düzenini sarsan fiillerin içinde yer alan bir kişinin Türk vatandaşlığına alınması söz konusu olmayacaktır.
Bu ölçüt yetkili makamlarca titizlikle irdelenmektedir. Yönetmelik m. 18, başvuranın vatandaşlık kazanımına millî güvenlik ve kamu düzeni yönünden engel teşkil eden bir halinin olup olmadığının saptanabilmesi için il emniyet müdürlüğünce araştırma yapılmasını zorunlu kılmıştır.
Yazının başında idarenin bu alanda geniş bir takdir yetkisiyle donatıldığını belirtmiştik. Söz konusu ölçütün kapsamı açık biçimde çizilmediğinden, takdir yetkisi en görünür haline tam da burada kavuşmaktadır. Ancak idare bu yetkiyi keyfî ve gerekçesiz biçimde kullanamaz; talebi bu ölçüte dayanarak reddederken, kamu düzeni ve millî güvenlik yönünden engel oluşturan durumu somut bilgi ve belgelerle ortaya koymak zorundadır.
Başvurunun Aşamaları ve Değerlendirme Zinciri
Müracaat Makamı ve Ön İnceleme
Genel yoldan yapılacak müracaatlarda muhatap, başvuranın yerleşim yerinin bağlı olduğu valiliktir. Bu makam dosyayı öncelikle bir ön incelemeden geçirir. İnceleme sonucunda belirli engel hallerinin varlığı saptanırsa müracaat kabul edilmez ve durum ilgilisine yazılı biçimde bildirilir. Yönetmelik, aşağıdaki kişilerin başvurularının kabul edilmeyeceğini öngörmüştür:
- Yönetmeliğin 17. maddesinde sayılan belgeleri dosyaya sunamayanlar
- Ayırt etme gücünden yoksun bulunanlar ile henüz ergin sayılmayanlar
- Müracaat gününden geriye doğru hesaplandığında Türkiye'de beş yıllık kesintisiz ikameti bulunmayanlar
- Haklarında derdest bir ceza yargılaması yürütülenler ile tutuklu ya da hükümlü konumunda olanlar
- İkamet izni olmaksızın ülkede bulunanlar veya izinli olmakla birlikte yerleşme niyeti taşımadığı anlaşılanlar; iltica ya da sığınma talebinde bulunmuş kişiler, sığınmacılar, öğrenim, turistik amaç, tedavi ve Türkiye'de okuyan çocuğuna refakat gibi gerekçelerle ikamete bağlandığı görülenler
İl Emniyet Müdürlüğünce Yürütülen Soruşturma
Ön incelemeyi geçen ve istenen belgeleri sunarak dosyasını tamamlayan başvuran bakımından, il emniyet müdürlüğünce arşiv araştırması ile soruşturma yürütülmesi istenir. Emniyet birimi bu kapsamda üç noktayı aydınlatır: kişinin millî güvenlik ve kamu düzeni yönünden vatandaşlık kazanımına engel bir halinin bulunup bulunmadığı; iyi ahlak ölçütünü karşılayıp karşılamadığı; ülkeye giriş tarihi, ikamet tezkeresinin hangi amaca dayanarak düzenlendiği, müracaat gününden geriye doğru ülkede ne kadar süre kaldığı, bu zaman diliminde yurt dışına çıkıp çıkmadığı ile çıkışların tarih ve süreleri. Elde edilen veriler soruşturma formuna işlenir.
Yapılan araştırma ve soruşturmanın geçerlilik süresi bir yıldır. Gerek görülmesi halinde bu sürenin dolması beklenmeden yeni bir araştırma ve soruşturma yaptırılması mümkündür.
Soruşturmayı sonuçlandıran il emniyet müdürlüğü dosyayı il müdürlüğüne iade eder; il müdürlüğü de dosyayı Vatandaşlık Başvuru İnceleme Komisyonuna sevk eder.
Komisyon Önündeki Mülakat
Ön inceleme ve emniyet soruşturması tamamlandıktan sonra başvuran, Komisyon tarafından mülakata çağrılır. Mülakatta değerlendirmeye alınan başlıklar şunlardır:
- Başvuru için aranan nitelikleri taşıyıp taşımadığı
- Türkçeyi konuşma yeterliliği
- Geçimini hangi kaynaktan sağladığı
- Türkiye'deki toplumsal yaşama uyum düzeyi
- Soy durumu
Komisyon, bu unsurların mevcudiyetini araştırır, dosyada bulunması gereken belgelerin tam olup olmadığını denetler ve vardığı kanaati açıklar. Mülakat sonunda oluşan bu kanaat vatandaşlık mülakat formuna tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılır ve dosya il müdürlüğüne geri gönderilir.
İçişleri Bakanlığının Kararı
Genel yoldan kazanımda karar mercii İçişleri Bakanlığıdır. Komisyon incelemesi sonucunda gerekli nitelikleri taşıdığı sonucuna varılan kişinin dosyası, il müdürlüğü eliyle Bakanlığa iletilir. Bakanlık dosya üzerinde yeni bir inceleme yapar; eksik bilgi veya belge varsa bunların tamamlanmasını sağlar.
Bakanlığın yürüttüğü inceleme ve araştırma neticesinde durumu elverişli görülen kişi, Bakanlık kararıyla Türk vatandaşlığını elde edebilir. Uygun bulunmayanların talepleri ise Bakanlıkça reddedilir. Her iki yöndeki karar da ilgilisine tebliğ edilir.
Aranan nitelikleri taşımadığı gerekçesiyle talebi reddedilen kişinin, aynı istemle yeniden müracaat etmesinin önünde bir engel yoktur. Böyle bir durumda müracaat makamlarınca yeni bir başvuru dosyası oluşturulur.
Olumlu Kararın Doğurduğu Sonuçlar
Vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararlar, verildikleri tarihten itibaren hüküm doğurur.
Yetkili makam kararıyla vatandaşlığın elde edilmesi, kişinin eşinin vatandaşlık durumunu etkilemez.
Velayeti kendisinde bulunan çocuklarının da Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için anne ya da babanın, diğer eşin onayını alması gerekir. Böyle bir onay alınamadığında, ilgili ebeveynin mutad meskeninin yer aldığı ülkedeki hâkimin vereceği karar doğrultusunda işlem tesis edilir.
Anne ve babanın vatandaşlığı birlikte kazandığı hallerde çocukları da Türk vatandaşı olur.
Ret Kararına Karşı Başvurulabilecek Yollar
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 125, idarenin bütün eylem ve işlemlerini yargı denetimine açmıştır. Vatandaşlık talepleri de idarece değerlendirilmekte, kabul ya da ret yönündeki kararlar idare tarafından tesis edilmektedir.
Bu alanda idareye tanınan takdir yetkisinin genişliği, onun mutlak olduğu anlamına gelmez. İdare, vatandaşlık talebini karara bağlarken keyfî davranamaz; her idari işlemde olduğu gibi burada da kamu yararını gözetme yükümlülüğü altındadır. Talebi reddedilen kişi işlemin hukuka aykırı olduğu görüşündeyse iptal davası açabilir. Bu davada görev idare mahkemesine, yetki ise ret işlemini kuran idarenin bulunduğu yer mahkemesine aittir. Mahkeme işlemi hukuka aykırı bulursa iptaline hükmeder.
İptal davaları için öngörülen genel hak düşürücü süre, vatandaşlık işlemleri bakımından da uygulanır. Dolayısıyla ret kararına karşı dava açmak isteyen kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren altmış gün içinde bu yola başvurmalıdır.
Dava yolunun yanında idari başvuru imkânı da bulunmaktadır. İlgili, ret kararının kaldırılmasını isteyerek idareye müracaat edebilir; bu müracaat da tebliğden itibaren altmış günlük süre içinde yapılmalıdır. Söz konusu başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. İdarenin otuz gün içinde yanıt vermemesi halinde talep zımnen reddedilmiş sayılır.
Sıkça Sorulan Sorular
İdare mahkemesinde dava açmak için avukatla temsil zorunlu mudur?
Türk hukuku, tarafların yargı önünde kendilerini bizzat savunmasına ve temsil etmesine olanak tanır; belirli istisnalar dışında avukatla temsil bir zorunluluk değildir. İdare mahkemelerinde de idare hukuku alanında çalışan bir avukat tutma mecburiyeti bulunmamaktadır. Bununla birlikte idare hukuku mevzuatının karmaşık yapısı ve İdari Yargılama Usulü Kanunundaki sürelerin kesin ve kısa olması, sürecin hukukçu olmayan kişilerce yürütülmesi halinde hem usul hem esas yönünden telafisi güç hatalara yol açabilir. Ayrıntılı kurallar içeren bu yargılama düzeninde hak kaybı yaşanmaması için, herhangi bir adım atılmadan önce idare hukuku alanında hizmet veren avukatlardan destek alınması yerinde olur.
Başvurusu reddedilen kişi yeniden müracaat edebilir mi?
5901 sayılı Kanunda aranan nitelikleri taşıyan kişinin yeniden başvuruda bulunması ve vatandaşlık durumunun baştan değerlendirilmesi mümkündür.
Türk vatandaşlığı kazanan kişi mevcut vatandaşlığını korur mu?
Türk vatandaşlığını elde eden yabancının önceki vatandaşlığını sürdürebilmesi, kendi ülkesinin çifte vatandaşlığa izin vermesine bağlıdır.
Oturum izni ile vatandaşlık arasındaki fark nedir?
Bir ülkeden oturum izni almak ile o ülkenin vatandaşlığını kazanmak birbirinden farklı statülerdir. Aradaki en belirgin ayrım, vatandaşlık kazanan yabancının o ülkenin pasaportuna sahip olmasıdır.
Oturum izni bulunmayan yabancı vatandaşlık kazanabilir mi?
Vatandaşlık kazanımının en önemli koşullarından biri, talepte bulunan yabancının Türkiye'de oturum izninin bulunmasıdır. Böyle bir izne sahip olmayan yabancı Türk vatandaşlığına hak kazanamaz.
Sürecin tamamı boyunca Türkiye'de bulunmak gerekir mi?
Başvuranların hem müracaat gününde hem de randevu gününde Türkiye'de olması gerekir. Başvurunun ardından ülkede kalma zorunluluğu yoktur; özel vekâletname ile yetkilendirilen kişiler dosyayı takip edip sonuçlandırabilir. Ancak ikamet izni ve vatandaşlık dosyalarında yetkili makamlar başvuranları yüz yüze mülakata çağırabildiğinden, bu aşamada Türkiye'ye gelinmesi gerekecektir.
Ret kararına karşı dava süresi kaçırılırsa ne olur?
Talebi reddedilen yabancının idari yargıda dava açması gerekir. Bu davanın, işlemin öğrenildiği ya da yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 60 gün içinde açılması zorunludur. Süreyi kaçıran kişinin açacağı dava zamanaşımı nedeniyle reddedilecektir.
Dava hangi yer mahkemesinde görülür?
Vatandaşlık taleplerine ilişkin kararlar İçişleri Bakanlığınca verildiğinden, yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemeleri olacaktır.
Sürecin bütününün hukuki usullere uygun yürütülmesi, başvurunun akıbeti bakımından belirleyicidir. Vatandaşlık talebinde bulunmayı düşünen yabancıların öncelikle aranan nitelikleri karşılayıp karşılamadığını netleştirmesi, ardından istenen belgeleri eksiksiz ve doğru biçimde hazırlaması beklenir. Bu nedenle deneyimli bir hukukçudan destek alınması, dosyanın her aşamada usule uygun ilerlemesi bakımından önem taşır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Genel yoldan vatandaşlık dosyaları, çoğu zaman sanıldığının aksine tek bir evrak setinin tesliminden ibaret değildir. Valilikteki ön incelemeden emniyet soruşturmasına, Komisyon mülakatından Bakanlık kararına uzanan zincirin her halkası bağımsız bir eleme noktasıdır ve bir aşamada eksik bırakılan husus sonraki aşamalarda telafi edilemeyebilir. Özellikle ikamet süresinin hesabı ile millî güvenlik ve kamu düzeni ölçütü, dosyaların olumsuz sonuçlanmasında öne çıkan iki başlıktır.
Ret kararlarıyla karşılaşıldığında tartışmanın ekseni idarenin takdir yetkisinin sınırına kayar. Gerekçesini somut bilgi ve belgeye dayandırmadan tesis edilen işlemler yargı denetiminde ayakta kalmayabilir. Bu nedenle iptal davası hazırlığında ret gerekçesinin dayanaklarının çözümlenmesi belirleyici olur.
Somut bir dosyada yol haritası kurulurken şu başlıklar öncelikle ele alınmalıdır:
- Beş yıllık kesintisiz ikametin, yurt dışında geçirilen on iki aylık üst sınır da gözetilerek giriş–çıkış kayıtlarıyla belgelenmesi
- İkamet izninin hangi amaca dayandığı ve bu amacın yerleşme iradesiyle bağdaşıp bağdaşmadığının önceden değerlendirilmesi
- Yerleşme iradesini destekleyen taşınmaz edinimi, yatırım veya çalışma izni gibi olguların dosyaya sistemli biçimde yansıtılması
- Mülakatta ölçülen Türkçe yeterliliği ve toplumsal uyum unsurlarına yönelik hazırlık yapılması
- Ret kararının tebliğ tarihinin kayıt altına alınması ve altmış günlük hak düşürücü sürenin takvimlenmesi
- İdari başvuru ile doğrudan iptal davası seçenekleri arasındaki tercihin, sürenin durması etkisi hesaba katılarak yapılması
Independent Legal, yabancıların Türk vatandaşlığı başvurularının hazırlanmasından ret kararlarına karşı idari yargıda yürütülecek iptal davalarına kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

