Kamu görevine ilk kez ya da yeniden atanacak kişiler bakımından arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılmasına ilişkin çerçeve, 7315 Sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ile çizilmiştir. Buna göre memurluk veya kamu görevlisi sıfatını kazanacak adayların, atama için aranan diğer koşulları karşılamalarının yanı sıra arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması formundan olumsuz bir sonuç çıkmamış olması gerekir. Ancak olumsuz yönde verilecek bir kararın; tarafsızlık ve nesnellik ilkelerine bağlı kalınarak ve kanunda gösterilen usul izlenerek tesis edilmesi zorunludur.
İdarenin her tasarrufunda olduğu gibi güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işleminde de kamu idaresi, kendisine tanınan takdir yetkisini hukuka ve kamu yararına uygun biçimde kullanmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğe uyulmadığı takdirde, olumsuz soruşturma ya da araştırma gerekçesiyle atamanın iptal edilmesine veya memuriyetle ilişiğin kesilmesine yönelik karar hukuka aykırı hale gelir ve İdare Mahkemesi tarafından iptal edilebilir.
Konuya İlişkin Mevzuatın Gelişimi
2016 yılında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na getirilen bir ek hükümle, devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel koşullar arasına "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" ölçütü eklenmişti. Söz konusu hüküm, hukuka aykırı bulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesince iptal edildi. Bu iptalin ardından 07.04.2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kabul edilerek yürürlüğe girdi.
Yürürlükteki kanun; araştırma ve soruşturmanın nasıl yapılacağına, elde edilen verilerin hangi amaçlarla kullanılabileceğine dair temel ilkeleri ve bu işlemlerin kimler bakımından uygulanacağını açık biçimde göstermektedir. Aynı şekilde araştırmaya konu edilebilecek bilgi ve belgelerin kapsamı, bunların kullanım biçimi ve hangi mercilerin araştırma yapmaya yetkili olduğu da bu düzenlemeyle netleşmiştir. Elde edilen bilgileri karara bağlamakla görevli Değerlendirme Komisyonu'nun yapısı ile toplanan verilerin güvenliği, saklanma ve silinme sürelerine ilişkin kurallar da aynı kanunda yer almaktadır.
Arşiv Araştırması ile Güvenlik Soruşturması Arasındaki Fark
Arşiv araştırması, bir kişiye ait resmi kayıtların taranmasından ibarettir ve arşiv araştırması formunda gösterilen başlıklar bakımından somut belgelere dayanarak yürütülür. Bu kapsamda mevcut kayıtlar üzerinden şu hususlar tespit edilir: kişinin adli sicil kaydı; kolluk kuvvetlerince halen aranmakta olup olmadığı; hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı; kesinleşmiş mahkeme kararları ile devam eden ya da sonuçlanmış soruşturma veya kovuşturmalar kapsamındaki olgular; ve hakkında kamu görevinden çıkarılma yahut kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası bulunup bulunmadığı.
Güvenlik soruşturmasında ise yalnızca formda yer alan başlıklara dair somut veriler değil, bunlara ilişkin değerlendirmeler de sürece dahil olur. 7315 sayılı Kanun'un 5. maddesi bu işlemi şu şekilde tanımlamaktadır:
7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu m. 5
"Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir."
Görüldüğü üzere her iki işlemin de hangi bilgilere dayanılarak yürütüleceği kanunda açıkça sayılmıştır. Bu çerçevenin dışına taşarak olumsuz karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturacağı tartışma götürmez. Bununla birlikte kanunda gösterilen başlıklarla ilgili bilgilere ulaşılmış ve aday memurun soruşturması olumsuz sonuçlanmış olsa dahi, verilen karar yine de hukuka aykırı olabilir. Zira güvenlik soruşturması, unsurları bir bütün olarak ele alındığında, kişinin bir kamu hakkını kullanmasının "sakıncalı" görülüp görülmeyeceğini saptamaya yarayan bir araç niteliğindedir. Neyin sakıncalı sayılacağının belirlenmesi ise yansızlık, objektiflik, ideolojik tarafsızlık, hukuka bağlılık ve çoğulculuk gibi demokratik devletin temel varsayımlarıyla bağdaşmayanların "dışlanması" anlamına gelir.
Araştırma Hangi Kişiler Hakkında Yapılır?
657 sayılı Kanun'daki hükmün iptal edilmesinin gerekçesi, düzenlemenin kamu görevine ilk kez veya yeniden atanacak kişilerin tamamını kapsıyor olmasıydı. Anayasa Mahkemesi, herkesin ayrım yapılmaksızın güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamına alınmasını Anayasa'ya aykırı bulmuştu. Sonradan yürürlüğe giren 7315 sayılı Kanun ise bu koşulu yalnızca belirli görevlere atanacak kişilerle sınırlandırmıştır. Buna göre arşiv araştırması, aşağıda sayılan kişiler bakımından ve sadece ilk kez ya da yeniden memuriyete veya kamu görevine atanma aşamasında yapılır:
- Ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde görev alacak personel
- Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında istihdam edilecek kamu personeli
- Üst kademe kamu yöneticileri
- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilecek öğretmenler
- Milli güvenlik bakımından stratejik önem taşıyan birim, proje, tesis ve hizmetlerde, statüsüne veya çalıştırılma biçimine bakılmaksızın görev yapanlar
- Kendi özel kanunları gereğince güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulanlar
- Yetkisiz kişilerin öğrenmesi halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlık ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görmesine veya tehlikeye düşmesine yol açabilecek bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimlerde çalıştırılacak kamu personeli
Yetkili Birimler ve Değerlendirme Komisyonu
Güvenlik soruşturması ile arşiv araştırmasını yürütmekle görevlendirilen merciler; Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleridir. Bu birimler görevlerini yerine getirirken bakanlıklardan, kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden ihtiyaç duydukları bilgi, belge, karar ve kayıtları temin edebilir. Ne var ki söz konusu yetki mutlak değildir; yalnızca kendilerine iletilen talebin kapsamıyla sınırlı olarak kullanılabilir.
Yürütülen çalışma sonucunda toplanan verilerin değerlendirilmesi görevi, kanunun 7. maddesi uyarınca kurulan Değerlendirme Komisyonu'na aittir. Komisyon, MİT Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirliklerince gönderilen verileri nesnel ölçütlerle inceler, gerekçelendirilmiş değerlendirmesini oluşturur ve atamaya yetkili amire iletir. Bu değerlendirmenin yazılı biçimde sunulması zorunludur. Nihai kararı, yani atama yapıp yapmama yönündeki tercihi ise komisyonun görüşünü dikkate alarak atamaya yetkili amir verir.
Olumsuz Karara Karşı Yargı Yolu
Değerlendirme sonuçları gizlilik taşıdığından, kişilerin kendileri hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması değerlendirmesine karşı bağımsız biçimde dava açabilmeleri pratikte pek mümkün olmaz. İlgililer çoğunlukla haklarındaki olumsuz sonucu, atanmama kararıyla karşılaştıklarında öğrenirler.
Soruşturmanın olumsuz sonuçlandığına dair kararlar ve bu kararların dayanakları arasında yer alan fişlemeler, idarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı biçimde tesis ettiği ve hukuk düzeninde sonuç doğuran işlemler arasındadır. Bunlar aday memurun menfaatini zedeleyen "etkili hazırlık işlemleri" niteliği taşır. Bu nitelikleri gereği, usul ve şartlarına uyulmak kaydıyla iptal davasına konu edilebilirler. İdari işlemlere itiraz ve bunların iptali konusunda ayrıntılı bilgi için İdari İşlemlere İtiraz ve İptal Davası başlıklı çalışmaya bakılabilir.
Güvenlik soruşturması ya da arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığı için ataması yapılmayanlar, asli memurluğa geçirilmeyenler veya memuriyetle ilişiği kesilenler, kanuni süre içinde iptal davası açma hakkına sahiptir. Bu süre, kararın tebliğini izleyen günden başlamak üzere 60 gündür.
Bunun yanında, memuriyetle ilişiğin kesildiği tarih ile yeniden atamanın yapıldığı tarih arasında geçen dönemde alınamayan maaş ve diğer özlük haklarına ilişkin zararların giderilmesi de tam yargı davası yoluyla istenebilir. Bu dava türü hakkında ayrıntılı bilgi İdari İşlemin İptali Davası Sonrası Açılacak Tazminat (Tam Yargı) Davası başlıklı yazıda yer almaktadır.
Memuriyetle ilişiği kesilen aday memurların hem iptal hem de tam yargı davası açma hakkı bulunmakta olup, bu haklar üç farklı biçimde kullanılabilir.
Birinci seçenekte, memuriyetle ilişiğinin kesilmesi suretiyle hakları ihlal edilen kişi, bu sonuca yol açan idari işlem nedeniyle doğrudan tam yargı davası açar.
İkinci seçenekte, hem hakkı ihlal eden kararın iptali hem de doğan zararın tazmini tek bir davada talep edilir; yani iptal ve tam yargı davaları birlikte ikame edilir.
Üçüncü seçenekte ise önce iptal davası açılır ve bu dava karara bağlandıktan sonra, iptal edilen karar nedeniyle uğranılan zararın tazmini ayrıca tam yargı davasına konu edilir. Bu ihtimalde tam yargı davası açma süresi, iptal kararının tebliğinden ya da işlemin icrasından doğan zararlar söz konusuysa icra tarihinden itibaren 60 gündür.
Ayrıca memurlar veya kamu görevlileri, bu yazıda örneklendirilen çeşitli yollarla görevlerinden ihraç edilebilmektedir. Verilen kararı hukuka aykırı bulan ilgilinin Göreve Dönme Talebinin Reddi Kararına İtiraz ve İptal Davası açma hakkı saklıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Davada avukatla temsil zorunlu mudur?
Türk hukuku, tarafların mahkemeler önünde kendilerini bizzat savunmasına ve temsil etmesine imkân tanır; belirli istisnalar dışında vekil tutma zorunluluğu yoktur. İdare mahkemelerinde de idare hukuku avukatıyla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte idare hukuku mevzuatının karmaşık yapısı ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki sürelerin hem kısa hem kesin olması, süreci hukukçu olmayan kişilerin yürütmesi halinde şekil ya da esas yönünden telafisi imkânsız hatalara yol açabilir. Bu nedenle herhangi bir adım atılmadan önce İdare Hukuku alanında çalışan avukatlardan hukuki destek alınması tavsiye edilir.
Olumsuz karara karşı idareye itiraz edilebilir mi?
Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığına dair karar bir idari işlemdir. Bu nedenle idari işlemler bakımından öngörülen alternatif başvuru yolu olan itiraz usulü bu işlem için de işletilebilir. İlgili kişi, kararı veren idareye tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde sunacağı bir dilekçeyle itirazda bulunabilir.
İtiraz etmeden doğrudan dava açılabilir mi?
Evet. Olumsuz sonuçlandırma işlemine karşı itiraz usulünün işletilmesi zorunlu tutulmamıştır; kişi dilerse idareye başvurmaksızın, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde doğrudan iptal davası açabilir. Buna karşılık önce itiraz yolu tercih edilirse 60 günlük dava açma süresi durur ve idarenin cevabı üzerine ya da her halükârda 30 günün dolmasıyla yeniden işlemeye başlar.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Olumsuz güvenlik soruşturmasının iptali istemiyle açılacak davada görev İdare Mahkemesine aittir. Yetkili mahkeme ise işlemi tesis eden kurumun bağlı bulunduğu yer mahkemesidir.
Dava sürerken yürütmenin durdurulması istenebilir mi?
Olumsuz güvenlik soruşturmasının iptali davasında, yargılama sonuçlanıncaya kadar yürütmenin durdurulması kararı alınması mümkündür. Böyle bir karar verildiğinde hakkında olumsuz soruşturma kararı bulunan memurun ataması yapılabilir ve dava sonuçlanana dek kamu görevini yürütebilir. Ancak yürütmenin durdurulmasının, mahkeme yeni bir karar verinceye kadar süren geçici bir tedbir olduğu göz ardı edilmemelidir. İdare Mahkemesinin bu yönde karar verebilmesi iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: idari işlemde açık bir hukuka aykırılık bulunması ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacak olması. Ayrıntılı bilgi için Yürütmenin Durdurulması Kararı Nedir? başlıklı çalışma incelenebilir.
Aleyhe karar verilirse hangi kanun yollarına başvurulur?
İdare Mahkemesinde görülen iptal davası aleyhe sonuçlanırsa, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna gidilebilir. Bölge İdare Mahkemesince verilen ilam bakımından da yine tebliğden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz başvurusu yapılabilir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Güvenlik soruşturması uyuşmazlıklarında davanın kaderini belirleyen unsur, çoğunlukla kararın gerekçesinin denetlenebilir olup olmadığıdır. Kanunda sayılmayan verilere dayanılması, akrabalık ilişkileri gibi kişiye isnat edilemeyecek olgulardan sonuç çıkarılması ya da hakkında takipsizlik veya beraat kararı verilmiş bir soruşturmanın olumsuzluk gerekçesi yapılması, sebep unsuru bakımından iptal sonucunu doğurabilecek başlıklardır. Değerlendirme Komisyonu'nun yazılı ve gerekçeli görüş sunma yükümlülüğüne uyulup uyulmadığı da şekil denetiminde ayrıca önem taşır.
Somut bir dosya kurgulanırken şu noktaların baştan ele alınması yerinde olur:
- Atanılmak istenen görevin 7315 sayılı Kanun kapsamına gerçekten girip girmediğinin denetlenmesi
- İşlemin dayanağı yapılan bilgilerin kanunda sayılan araştırma başlıklarıyla örtüşüp örtüşmediğinin sınanması
- Değerlendirme Komisyonu görüşünün ve atamaya yetkili amir kararının dosyaya celbinin talep edilmesi
- Adli süreçler gerekçe gösterilmişse bunların akıbetini ortaya koyan belgelerin baştan sunulması
- Telafisi güç zarar koşulu somutlaştırılarak yürütmenin durdurulması isteminin dilekçede ayrıca gerekçelendirilmesi
- Gelir kaybı doğmuşsa tam yargı talebinin hangi aşamada ileri sürüleceğine karar verilmesi
Independent Legal, kamu personeli hukuku kapsamındaki uyuşmazlıklarda güvenlik soruşturması işlemlerinin denetlenmesinden iptal ve tam yargı davalarının yürütülmesine kadar sürecin bütününde hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

