Independent LegalIndependent Legal

Marka ve Rekabet Hukuku

Marka ve Rekabet Hukuku

Marka Hakkına Tecavüz: Tecavüz Sayılan Fiiller ve Açılabilecek Davalar

Tescilli bir markanın izinsiz kullanılması yalnızca ticari bir rahatsızlık değil, hukuken yaptırıma bağlanmış bir ihlaldir. Marka sahibinin elindeki tespit, önleme, durdurma, kaldırma ve tazminat taleplerini cezai boyutuyla birlikte inceliyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Marka ve Rekabet HukukuOkuma 7 dk

Marka, bir işletmenin ürün ve hizmetlerini rakiplerininkinden ayırmaya yarayan işarettir ve tescille birlikte sahibine tekelci nitelikte bir kullanım yetkisi sağlar. Bu yetkinin dışına çıkılarak markanın ya da ondan ayırt edilemeyecek ölçüde benzer bir işaretin hak sahibinin rızası olmaksızın kullanılması, taklit ürünlerin piyasaya sürülmesi ve benzeri davranışlar marka hakkına tecavüz oluşturur.

İhlalle karşılaşan marka sahibinin elindeki hukuki araçlar yalnızca tazminatla sınırlı değildir. Hak sahibi, önce fiilin tecavüz niteliği taşıyıp taşımadığının saptanmasını isteyebileceği gibi, başlamak üzere olan bir ihlalin engellenmesini, sürmekte olan bir ihlalin sonlandırılmasını ya da etkilerini sürdüren bir ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını da talep edebilir. Uğranılan zarar bakımından tazminat yoluna gidilmesi ise bu taleplerden bağımsızdır.

Söz konusu fiiller aynı zamanda suç olarak düzenlendiğinden, hukuk yargılamasının yanında cezai süreç de işletilebilir. Bu bilgi notunda, tecavüz sayılan davranışları, açılabilecek dava türlerini ve uyuşmazlığın hangi mahkeme önüne götürüleceğini uygulama açısından ele alıyoruz.

Marka Kavramı

Markanın hukuki tanımı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4. maddesinde yapılmıştır. Düzenlemeye göre marka, bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan her türlü işareti karşılar. Sınai mülkiyet hukukunda geniş bir uygulama alanı bulunan marka kavramına ve tescil prosedürüne ilişkin açıklamalarımız, Marka Seçimi ve Marka Tescili başlıklı yazımızda yer almaktadır.

Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller

Sınai Mülkiyet Kanunu, tecavüz teşkil eden davranışları örnekleyici biçimde saymış ve bu davranışların gerçekleşmesini çeşitli yaptırımlara bağlamıştır. Sayımın örnekleyici olması, listede yer almayan fakat aynı sonucu doğuran davranışların da ihlal kapsamında değerlendirilebilmesi anlamına gelir. Kanunda öngörülen başlıca ihlal halleri şunlardır:

  • Hak sahibinin rızası bulunmaksızın markanın ya da ondan ayırt edilemeyecek derecede benzer bir işaretin kullanılması suretiyle markanın taklit edilmesi.
  • Markanın, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesinde gösterilen kullanım biçimlerine aykırı şekilde kullanılması.
  • Ürünün taklit markayı taşıdığını bilen ya da içinde bulunduğu koşullar itibarıyla bilmesi gereken kişinin bu ürünleri satışa konu etmesi.
  • Tecavüz oluşturan işareti taşıyan malların dağıtılması, ithal veya ihraç edilmesi, başka yollarla ticaret alanına sürülmesi ya da ticari amaçla bulundurulması.
  • Bu nitelikteki ürünlere ilişkin sözleşme kurulması yönünde öneride bulunulması.
  • Lisans sözleşmesiyle tanınan yetkilerin izinsiz olarak genişletilmesi veya lisanstan doğan hakların üçüncü kişilere aktarılması.

Tecavüz Halinde İzlenebilecek Hukuki Yollar

Markanın Tescili ve Markanın Sağladığı Haklar başlıklı çalışmamızda ayrıntılandırdığımız üzere, sicile kaydedilmiş marka sahibine bir dizi yetki tanınmaktadır. Bu yetkilerin uygulamadaki en yaygın görünümü, hakkının ihlal edildiği kanaatinde olan marka sahibinin, gerçekleşen fiilin kapsamını ortaya koymak amacıyla tespit talebiyle mahkemeye başvurmasıdır. Hak sahibi tespitle yetinmek zorunda değildir; ihlalin önlenmesini, durdurulmasını veya sonuçlarının giderilmesini de isteyebilir. Maddi ve manevi tazminat talepleri de bu davalarla birlikte ileri sürülebilir.

Bunların yanında marka sahibi, tecavüz konusu ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araçlara el konulmasını, söz konusu araçlar üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını ve taklit ürünlerin imhasını talep edebilir. İhlalin yargılama sürerken sürmesini engellemek bakımından ihtiyati tedbir istenmesi de mümkündür.

Nihayet, marka hakkına yönelen tecavüz aynı zamanda suç teşkil ettiğinden, hak sahibinin ihlali gerçekleştiren kişiler aleyhine ceza yargılamasını harekete geçirme imkânı bulunur.

Tecavüzün Tespiti Davası

Tespit davası, bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının mahkemece belirlenmesi amacına hizmet eder. Marka hukukunda bu dava, somut bir davranışın ihlal niteliği taşıyıp taşımadığının saptanması için işletilir.

Marka sahibinin ya da lisans alanın hakları zarar görmüşse veya tehlike altındaysa, durumun mahkeme kararıyla ortaya konulmasında hukuki yarar bulunur. Bununla birlikte tespit hükmü icraya elverişli bir sonuç doğurmadığından, uygulamada bu talep genellikle tek başına ileri sürülmez; ihlalin önlenmesi, durdurulması veya tazminat gibi eda taleplerine eşlik eder.

Muhtemel Tecavüzün Önlenmesi Davası

Bu dava, henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi beklenen bir ihlalin baştan engellenmesini amaçlar. Örneğin taklit üretim için elverişli araçların temin edilmesi gibi hazırlık faaliyetlerinin varlığı halinde, ihlal fiilen başlamadan önce yargı yoluna gidilebilir.

Tecavüz Fiilinin Durdurulması Davası

Durdurma davasını önleme davasından ayıran nokta, burada ihlalin halihazırda başlamış ve etkilerini göstermeye devam ediyor olmasıdır. Sürmekte olan bir ihlalle karşılaşan marka sahibi, ihlale vücut veren davranışların sonlandırılmasını bu dava yoluyla isteyebilir.

Talebin kabulü için mütecavizin kusurlu bulunması ya da hak sahibinin bir zarara uğramış olması gerekmez. Buna karşılık kusur unsuru varsa, durdurma talebiyle birlikte tazminat da istenebilir.

Tecavüzün Kaldırılması ve Tazminat Davaları

Sona ermiş olmasına rağmen sonuçları devam eden ihlallerde, tecavüzün kaldırılması davası gündeme gelir. Bu talebin ileri sürülebilmesi için hukuka aykırı bir sonucun fiilen doğmuş olması aranır; haksız işareti taşıyan ürünlerin imal edilmiş, fuarda teşhir edilmiş ya da satışa çıkarılmış olması bu duruma örnektir.

Sınai mülkiyet hakkına yönelen tecavüz niteliği itibarıyla bir haksız fiil olduğundan, ihlal sonucunda zarara uğrayan hak sahibi maddi tazminatın yanında manevi tazminat ve itibar tazminatı da talep edebilir.

Marka Hakkına Tecavüzde Cezai Sorumluluk

İhlali gerçekleştiren kişinin sorumluluğu hukuk davalarıyla sınırlı kalmaz; fiilin aynı zamanda cezai bir karşılığı vardır. Hakkı çiğnenen marka sahibi savcılığa suç duyurusunda bulunarak faillerin cezalandırılmasını isteyebilir. Sınai Mülkiyet Kanunu, bu fiilleri işleyenler hakkında hapis cezasına ve adli para cezasına hükmedilebileceğini öngörmüştür.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 71 — Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz
"Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek:
1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz.
3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.
4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.
Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir."
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 72 — Koruyucu programları etkisiz kılmaya yönelik hazırlık hareketleri
"Bir bilgisayar programının hukuka aykırı olarak çoğaltılmasının önüne geçmek amacıyla oluşturulmuş ilave programları etkisiz kılmaya yönelik program veya teknik donanımları üreten, satışa arz eden, satan veya kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır."

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki hak ihlallerinde de eser sahipleri, savcılığa başvurarak sorumlular hakkında ceza yargılaması başlatılmasını sağlayabilir. Bu konudaki ayrıntılı değerlendirmemize Fikir ve Sanat Eserlerinde Hak İhlaline Karşı Açılabilecek Ceza Davaları başlıklı yazıdan ulaşılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Marka hakkına tecavüzden doğan hukuk davalarında görev, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine aittir. İlgili yargı çevresinde bu ihtisas mahkemesi kurulmamışsa davaya asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetki bakımından ise davacıya birden fazla seçenek tanınmıştır: hak sahibinin yerleşim yeri mahkemesi, hukuka aykırı fiilin işlendiği yer mahkemesi ya da bu fiilin etkilerini gösterdiği yer mahkemesi yetkilidir.

Ceza yargılamasında görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesidir; söz konusu yerde böyle bir mahkeme bulunmuyorsa yargılama asliye ceza mahkemesince yürütülür. Yetki konusunda Sınai Mülkiyet Kanunu'nda özel bir hüküm sevk edilmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan genel ve özel yetki kuralları uygulanır.

Marka ihlallerinde belirleyici olan, dava dilekçesinin içeriğinden önce delil durumunun sağlamlığıdır. Taklit ürünün piyasadaki varlığı, satış hacmi ve ihlalin başlangıç tarihi somut biçimde ortaya konulamadığında, esasa ilişkin haklılık tazminat kalemlerine yansıtılamaz. Bu nedenle ihlalin fark edildiği anda tespit ve delil güvenceye alma adımlarının hızla atılması gerekir.

İkinci kritik nokta taleplerin doğru kurgulanmasıdır. Tespit, önleme, durdurma ve kaldırma talepleri farklı olgusal koşullara dayandığından, somut olayın hangi aşamada olduğu doğru saptanmadan açılan dava sonuçsuz kalabilir. Bir marka ihlali dosyasında gözetilmesi gereken başlıklar şunlardır:

  • İhlalin sürmekte mi, sona ermiş mi yoksa henüz hazırlık aşamasında mı olduğunun belirlenmesi
  • Delillerin noter tespiti, satın alma kaydı ve internet arşivi gibi araçlarla kayıt altına alınması
  • Piyasadaki yayılmayı durdurmak üzere ihtiyati tedbir talebinin dava ile birlikte ileri sürülmesi
  • Maddi, manevi ve itibar tazminatı kalemlerinin ayrı ayrı gerekçelendirilmesi
  • Hukuk davası ile ceza soruşturmasının birbirini destekleyecek şekilde planlanması
  • Lisans ilişkisi varsa sözleşmede tanınan yetkilerin sınırlarının denetlenmesi

Independent Legal, marka hakkına yönelen ihlallerde tespit ve tedbir aşamasından tazminat davalarının ve ceza süreçlerinin takibine kadar sınai mülkiyet uyuşmazlıklarının tümünde hizmet vermektedir.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara