Independent LegalIndependent Legal

Marka ve Rekabet Hukuku

Marka ve Rekabet Hukuku

Marka Tescili: Koruma Kapsamı, Marka Sahibinin Yetkileri ve Hakkın Sona Ermesi

Bir işaretin marka olarak tescil edilmesi, sahibine herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak kazandırır. Tescil sürecini, korumanın süresini ve yenilenmesini, marka sahibine tanınan yetkileri, korumanın sona erme hallerini ve ihlal halinde işletilebilecek hukuki ve cezai mekanizmaları ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Marka ve Rekabet HukukuOkuma 7 dk

Bir teşebbüsün sunduğu mal ve hizmetleri rakiplerininkinden ayırmaya elverişli olan, çizimle görüntülenebilen her işaret marka niteliği taşıyabilir. Kişi adları, sözcük öbekleri, şekiller, harf ve rakam dizileri, malın kendi biçimi ya da ambalajı bu kapsama girer. Aynı şekilde, ayırt ediciliği sağlayabilecek biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanmaya ve çoğaltılmaya elverişli işaretler de marka olarak değerlendirilir.

Marka, sahibine geniş bir yetki ve fırsat alanı açan ekonomik bir değer olduğundan, yetkisiz kişilerin haksız kullanımına karşı korunması zorunludur. Hukukumuz bu korumayı, herkese karşı ileri sürülebilen mutlak nitelikte bir hak olan marka hakkı çatısı altında sağlar. Marka sahibinin hangi yetkilere sahip olduğu, korumanın sınırları ve hakkın hangi hallerde ortadan kalktığı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4 ila 34. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Bugün şirketleri uluslararası ölçekte birbirinden ayıran ve değerli kılan unsur, istihdam ettikleri personel sayısı veya bilanço büyüklüğü değil; marka değeri, patent portföyü ve endüstriyel tasarım haklarıdır. Markanın tescil ettirilmesi ve korunması da bu nedenle her geçen gün daha fazla ağırlık kazanmaktadır. Marka aynı zamanda sahibinin bulunduğu piyasada fark yaratmasına ve itibar biriktirmesine hizmet eder. Bu bilgi notunda tescil sürecini, korumanın kapsamını, sona ermesini ve ihlal yaptırımlarını sırasıyla inceliyoruz.

Tescil Süreci, Koruma Süresi ve Yenileme

Marka başvurusunda hangi belgelerin sunulacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun "Başvuru şartları, sınıflandırma ve bölünme" başlığını taşıyan 11. maddesinde tek tek gösterilmiştir. Aynı hüküm, Türk Patent ve Marka Kurumu'na yapılacak her başvuruda yalnızca tek bir markanın tescilinin istenebileceğini de açıkça belirtmektedir. Değerlendirmenin ilk adımında, başvuruya konu mal veya hizmetin Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Nis Anlaşması çerçevesinde hangi sınıfta yer aldığı saptanır. Güncel Nice Sınıflandırma Listesi Türk Patent ve Marka Kurumu'nun resmî internet sitesinde yayımlanmaktadır.

Kurum, dosyayı önce Kanun'un "Korumadan yararlanacak kişiler" başlıklı 3. maddesi bakımından ele alır ve başvurunun bu hükümde tarif edilen kişilerce yapılıp yapılmadığını denetler. Bu yönden bir engel görülmezse, sıra 11. madde uyarınca yürütülecek şekli incelemeye gelir. Belgelerde herhangi bir eksiklik saptanmaması halinde başvuru, evrakın kuruma ulaştığı tarih, saat ve dakika esas alınarak kesinleşir. Şekli bir noksanlık tespit edildiğinde ise başvuru sahibine bunu tamamlaması için iki aylık bir süre tanınır; verilen süre içinde eksiklik giderilmezse dosya işlemden kaldırılır.

Başvurunun kesinleşmesinin ardından kurum, Kanun'un 5. maddesinde sayılan mutlak ret nedenlerinin veya ileri sürülmüş nispi ret sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceler. Bu inceleme sonunda başvuru kapsamındaki mal veya hizmetlerin bir bölümü ya da tümü bakımından tescile engel bir durum saptanırsa, başvuru o mal ve hizmetler yönünden reddedilir.

Eksiksiz sunulan veya noksanları sonradan tamamlanan, SMK m. 16 çerçevesinde incelenip yayımlanan, kendisine hiç itiraz edilmeyen ya da yapılan itirazların tamamı nihai olarak reddedilen dosyalar bir sonraki aşamaya taşınır. Tescil ücretinin yatırıldığına dair bilgi de dâhil olmak üzere istenen evrak süresinde kuruma iletilmişse, başvurunun tüm aşamaları tamamlanmış kabul edilir. Bu noktaya ulaşan marka, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edilerek sicile işlenir ve kurumun Resmî Bülteni'nde ilan edilir.

Korumadan Yararlanacak Kişiler ve Marka Sahibinin Tekliği İlkesi

Sınai Mülkiyet Kanunu'nun tanıdığı korumadan şu kişiler yararlanabilir: Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunanlar; ülke sınırları içinde yerleşim yeri edinmiş ya da sınai veya ticari bir faaliyet yürüten gerçek ve tüzel kişiler; Paris Sözleşmesi ya da 15/4/1994 tarihli Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri çerçevesinde başvuru hakkı bulunanlar; son olarak karşılıklılık ilkesi gereği, Türk vatandaşlarına kendi ülkesinde sınai mülkiyet koruması tanıyan devletlerin uyruğundaki kişiler.

Marka sahibinin tekliği ilkesi, bir markanın tescil edildiği mal ve hizmet çevresinde yalnızca tek bir kişi adına sicile kaydedilebilmesini, yani her markanın tek bir sahibi bulunmasını ifade eder. İlke kamu düzeninden sayıldığı için, benzer bir markanın tesciline mevcut marka sahibinin rıza göstermesi dahi sonuç doğurmaz. Bu ilke iki yönlü bir işlev görür: bir yandan sicile kayıtlı markanın sahibinin yetkilerini güvence altına alır, diğer yandan markaya güvenerek işlem yapan üçüncü kişilerin menfaatini korur. Çatışma halinde hangi markanın korunacağı tarihsel önceliğe göre çözülür; daha önce tescil edilmiş olan marka üstün tutulur. Buna bağlı olarak, aynı mal ve hizmetler bakımından önceki tescille benzerlik eşiğini aşan sonraki bir marka sicile kaydedilmez.

Tescilin Marka Sahibine Kazandırdığı Yetkiler

Kanun'un öngördüğü marka koruması yalnızca tescil yoluyla doğar ve tescilden kaynaklanan yetkiler münhasıran marka sahibine tanınmıştır. Bu yetkilerin başlıcaları şöyle özetlenebilir.

  • Marka sahibi işaret üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir; markayı hem ekonomik hem kişisel menfaat elde etmek amacıyla değerlendirebilir.
  • Markayı kullanma yetkisi tek başına marka sahibine aittir; üçüncü kişilerin kullanımını engelleme imkânı da buna dâhildir. Marka benzerleri veya taklitleri eliyle bir tecavüze uğradığında, sahibi bu ihlallerin önlenmesini isteyebilir.
  • Marka, tescil edildiği mal ve hizmetler yönünden kısmen ya da bütünüyle üçüncü bir kişiye devredilebileceği gibi rehne de konu edilebilir.
  • Markanın işletmeden ayrı olarak teminat gösterilmesi mümkündür.
  • Tescilli markanın kullanım yetkisi lisans sözleşmesiyle başkasına bırakılabilir. Lisans alan, marka sahibi gibi markayı kullanma imkânına kavuşur ve markanın piyasadaki gücünden, itibarından yararlanır.

Fikrî ve sanatsal üretimlerden hangilerinin "eser" sayılacağı ve eser sahibine hangi hakların tanındığı ise ayrı bir düzenlemenin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun konusudur. Mevzuat, aradığı nitelikleri taşıyan eserler bakımından sahibine bir dizi hak ve koruma sağlamaktadır. Bu konuda ayrıntı arayan okuyucular, "Eser Sahibinin Hakları, Hakkın Korunması ve Devri" başlıklı çalışmaya bakabilir.

Marka Korumasının Sona Ermesi

SMK m. 22'nin açık düzenlemesine göre tescilli markanın koruma süresi, başvuru tarihinden başlayarak on yıldır ve bu süre onar yıllık dilimler halinde yenilenebilir. Yenileme talebinin, koruma süresi dolmadan önceki altı ay içinde marka sahibince iletilmesi ve yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin aynı süre içinde kuruma sunulması gerekir.

Talebin bu süre içinde yapılmadığı ya da ücret ödemesine dair bilginin zamanında iletilmediği hallerde yol büsbütün kapanmaz: koruma süresinin bitiminden itibaren altı ay içinde ek ücret ödenmek suretiyle yenileme gerçekleştirilebilir. Sicile kaydedilip Bülten'de yayımlanan yenileme, önceki koruma süresinin bittiği günü izleyen tarihten itibaren hüküm doğurur.

Marka sahibi süresinde ve usulüne uygun bir yenileme talebinde bulunmazsa marka kendiliğinden sona erer. Bir diğer sona erme yolu, marka sahibinin on yıllık süre dolmadan kendi iradesiyle marka hakkından vazgeçmesidir.

Marka iptal edilmek suretiyle de son bulabilir. Tescilden itibaren 5 yıl boyunca markanın haklı bir neden olmaksızın kullanılmaması ya da kullanıma kesintisiz biçimde 5 yıl ara verilmesi iptal talebinin önünü açar. Bunun yanında marka hakkında iptal veya hükümsüzlük kararı verilmesi de hakkı sona erdirir.

Marka sahibinin tekliği ilkesinin doğal uzantısı olarak koruma, marka sona erdikten sonra bir süre daha etkisini sürdürür. Ortak markalar ile garanti markalarının sona ermesinden itibaren üç yıl boyunca, bu markaların aynısı ya da benzeri için yapılacak tescil başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescilli markalarda ise koruma süresinin bitiminden sonraki iki yıl içinde, aynı mal ve hizmetler bakımından yapılan aynı veya benzer marka başvuruları reddedilmektedir.

Sona ermenin sonuçları geçmişe değil, geleceğe etkilidir. Hak, sona erme sebebinin doğduğu andan itibaren ortadan kalkar; o ana kadar doğmuş bulunan tüm hukuki sonuçlar ise geçerliliğini korur.

İhlal Halinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar

Sınai Mülkiyet Kanunu'nun tanıdığı yetkileri ihlal edilen marka sahibinin elinde birbirini tamamlayan altı ayrı talep bulunur. Marka sahibi öncelikle ihlalin varlığının tespitini isteyebilir; henüz gerçekleşmemiş bir tecavüz söz konusuysa önlenmesini, sürmekte olan bir tecavüz varsa durdurulmasını talep edebilir. Tecavüzün doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılması için ihlalin kaldırılması davası açılabilir. Malvarlığında meydana gelen zararın giderilmesi bakımından maddi tazminat, markanın itibarında ve kişilik değerlerinde doğan zarar bakımından ise manevi tazminat davası yoluna gidilebilir.

Mali ve manevi hakları zedelenen eser sahibinin başvurabileceği hukuki yollar bakımından ayrıntılı bilgi için "FSEK Kapsamında Eser Sahibi Tarafından Açılabilecek Davalar" başlıklı çalışma incelenebilir.

İhlal Halinde Gündeme Gelen Cezai Yaptırımlar

Marka hakkına yönelen tecavüz, failin yalnızca hukuki sorumluluğunu değil cezai sorumluluğunu da doğurur. Marka sahibi, ihlal fiilini işleyenler bakımından Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunarak bu kişilerin cezalandırılmasını ayrıca isteyebilir. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesi, marka hakkını ihlal eden fiiller için 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasının yanı sıra adli para cezası öngörmüştür.

Mevzuat, hakları çiğnenen eser sahiplerine de savcılığa başvurarak ilgililer hakkında ceza yargılaması başlatılmasını sağlama imkânı tanımaktadır. Fikrî ve sınai haklara yönelik tecavüzlerde işletilebilecek ceza yargılaması hakkında ayrıntı için "Fikir ve Sanat Eserlerindeki Hak İhlaline Karşı Açılabilecek Ceza Davaları" başlıklı çalışmaya bakılabilir.

Marka koruması tek seferlik bir tescil işlemi değil; sürekli izleme gerektiren bir süreçtir. Uygulamada en sık karşılaşılan hak kayıpları, esasa ilişkin tartışmalardan değil yenileme süresinin kaçırılması, kullanım ispatının belgelendirilememesi veya benzer başvurulara itiraz süresinin geçirilmesi gibi usule ilişkin ihmallerden doğmaktadır.

Marka portföyünü yönetirken şu başlıkların düzenli olarak gözden geçirilmesini öneriyoruz:

  • Onar yıllık koruma dönemlerinin ve altı aylık yenileme penceresinin takvimlenerek izlenmesi
  • Tescilden itibaren beş yıllık kullanım şartının, faturalar ve tanıtım materyalleriyle sürekli biçimde belgelendirilmesi
  • Bülten'de yayımlanan benzer başvuruların düzenli takibi ve itiraz sürelerinin kaçırılmaması
  • Devir, rehin ve lisans işlemlerinin sicile işlenerek üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir kılınması
  • Tecavüz halinde delillerin zamanında sabitlenmesi ve cezai yolun da değerlendirilmesi

Independent Legal, marka başvurularının hazırlanmasından itiraz süreçlerinin yürütülmesine ve tecavüz davalarının takibine kadar sınai mülkiyet uyuşmazlıklarının tüm aşamalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara