Independent LegalIndependent Legal

İdare Hukuku

İdare Hukuku

Memurun Görevden Çekilmiş Sayılması: Koşullar, Süreler ve Sonuçlar

Devlet memurluğu yalnızca istifa dilekçesiyle sona ermez. İdarenin kabul ettiği bir mazeret bulunmaksızın görevin terk edilmesi hâlinde devreye giren çekilmiş sayılma kurumunu, tabi olduğu süreleri ve memurun statüsü üzerindeki etkilerini inceliyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı İdare HukukuOkuma 9 dk

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi, bir kamu görevlisinin görevinden ayrılmasını belirli usullere ve koşullara bağlamıştır. Bu maddeye göre memur, çalıştığı kuruma yazılı bir başvuru yönelterek memurluktan çekilme isteğinde bulunma hakkına sahiptir; uygulamada bu yönteme olağan prosedürle çekilme adı verilir ve yazılı müracaat zorunludur. Görev ilişkisinin sona ermesinin ikinci yolu ise çekilmiş sayılmadır. Kurumunca kabul edilmiş bir mazereti bulunmadığı hâlde görevine aralıksız 10 gün gelmeyen memur, çekilme talebinde bulunmuş kabul edilir. Aynı sonuç, ücretsiz izni sona erdiği hâlde izleyen 10 gün içinde göreve dönmeyen memur bakımından da doğar.

Kanun bazı durumlarda daha katı bir çizgi benimsemiştir. Belirli gerekçelerle yurtdışına gönderilen memur, iznin bitiminde işbaşı yapmazsa kendisine ayrıca mazeretsiz devamsızlık süresi tanınmaksızın doğrudan memuriyetten çekilmiş sayılabilir. Naklen atamalarda da benzer bir sonuç söz konusudur: kanuni süreler ve hatta ilave 10 günlük ücretsiz süre geçtiği hâlde yeni görev yerinde işe başlamayan memur çekilmiş sayılır. Görüldüğü üzere bu kurumun işlemesi için kuruma yazılı başvuru yapılmış olması aranmaz.

  1. maddedeki genel düzenlemenin yanı sıra, Kanun'un çeşitli maddelerinde memurun görevinden çekilmiş sayılacağı özel hâller de öngörülmüştür. Aşağıda hem olağan çekilme usulünü hem de özellik taşıyan bu hâlleri ayrıntılarıyla ele alıyoruz.

Devlet Memurluğundan Olağan Usulle Çekilme

Olağan çekilme, Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesinin ilk cümlesinde düzenlenmiştir. Hüküm uyarınca memur, bağlı bulunduğu kuruma yazılı olarak müracaat ederek görevinden ayrılma iradesini ortaya koyabilir. Uygulamadaki adıyla olağan prosedürle çekilme, memurun bu yazılı talebini kuruma iletmesiyle başlar.

Ne var ki dilekçe vermek tek başına görevi bırakmaya yetmez. Memurun fiilen ayrılabilmesi için ya talebinin kurumca kabul edilmesi ya da yerine atanan kişinin göreve gelmesi gerekir. Yerine gelecek kişinin beklenmesi ise sınırsız değildir; bu bekleme süresi en fazla 1 aydır. Söz konusu 1 ay dolduğunda yerine kimse atanmamış olsa dahi, çekilme talebinde bulunan memur üstüne bilgi vererek görevinden ayrılabilir.

Bekleme süresinin dolması her zaman şart değildir. Kurum, bu 1 aylık süre içinde çekilme talebini kabul ederse memur başka bir işleme gerek kalmaksızın ve herhangi bir süre beklemeksizin görevinden fiilen ayrılabilir.

Olağanüstü Yönetim Hâllerinde Çekilme

Kanun'un 96. maddesi, olağanüstü koşullarda görevden ayrılmayı ayrı bir rejime bağlamıştır. Olağanüstü hâl, savaş ve seferberlik dönemlerinde ya da olağan yaşamı etkileyen afetlerin yaşandığı yerlerde çalışan memurların görevlerini bırakabilmesi, yalnızca iki şarttan birinin gerçekleşmesine bağlıdır: çekilme talebinin kurumca kabul edilmesi veya yerlerine atanan kişinin göreve başlaması. Bu hâlde bir aylık bekleme kuralı işlemez; talep tarihinden itibaren 1 ay geçmiş ve yerine kimse gelmemiş olsa bile memur, kurum onayı bulunmadıkça görevini sürdürmek zorundadır.

Bu kurala uyulmamasının yaptırımı ağırdır. Olağanüstü yönetim hâllerinde çekilme talebinde bulunan memur, yerine atanan kişi işbaşı yapmadan veya kurumu talebini kabul etmeden görevini terk ederse bir daha devlet memurluğuna atanamaz.

Çekilmiş Sayılmayı Doğuran Hâller

Memurun çekilmiş sayılacağı durumlar Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesinde gösterilmiştir. Bu hâlleri sırasıyla açıklıyoruz.

Mazeretsiz ve Aralıksız On Günlük Devamsızlık

  1. madde, memuriyetin sona ermesine ilişkin genel nitelikli bir çekilmiş sayılma hâli öngörmüştür:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 94
"Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır."

Yıllık izin veya mazeret izni gibi hukuka uygun devamsızlık hâlleri bu kapsamın dışındadır. Buna karşılık görevine aralıksız biçimde 10 gün boyunca gelmeyen memur, memuriyetten çekilmiş kabul edilir.

Ücretsiz İznin Bitiminde On Gün İçinde Göreve Dönülmemesi

Kanun'un "aylıksız izin" başlığını taşıyan 108. maddesi, belirli koşulların varlığı hâlinde memura maaş ödenmeksizin izin verilebileceğini düzenler. Sağlık nedeniyle çalışamayacak durumda olan bir memur, sağlık kurulu raporu sunması ve bu yönde talepte bulunması koşuluyla 18 aya kadar ücretsiz izin kullanabilir. Doğum sonrası dönem ve evlat edinme de aylıksız izin sebepleri arasındadır. Bu tür izinlerde memurun, iznin süresi dolduğunda ya da izne dayanak oluşturan mazeret ortadan kalktığında, izleyen 10 gün içinde görevinin başına dönmesi beklenir. Bu 10 günlük sürenin sonunda da göreve dönmeyen memur çekilmiş sayılır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 108
"Ücretsiz izin süresinin bitiminden önce mazereti gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde, on gün içinde göreve dönülmesi zorunludur. Ücretsiz izin süresinin bitiminde veya mazeret sebebinin kalkmasını izleyen on gün içinde görevine dönmeyenler, memuriyetten çekilmiş sayılır."

Yurtdışına Gönderilen Memurun İzin Bitiminde İşbaşı Yapmaması

Yukarıda ele aldığımız iki durumda kanun koyucu, işbaşı yapmama hâlinin 10 gün sürmesini aramaktadır. Yani göreve dönmekte geciken memura, belirli hâllerde 10 günlük ek bir mazeretsiz devamsızlık marjı tanınmıştır. Buna karşılık bazı durumlarda böyle bir bekleme süresi hiç işletilmez; işbaşı yapmama hâli doğar doğmaz memur derhal çekilmiş sayılır. Aşağıdaki iki gerekçeyle izinli sayılarak yurtdışına gönderilen memurlar, iznin bitiminde görevlerine dönmezlerse 10 gün beklenmeksizin doğrudan memuriyetten çekilmiş sayılır:

  • Mesleki hizmetler bakımından yetiştirilmeleri, eğitilmeleri, bilgilerinin artırılması veya staj görmeleri amacıyla yurtdışına çıkışına izin verilen memurlar
  • Kurumlarının açtığı seçme ya da yarışma sınavlarında başarılı olarak veya dış burslara dayanarak (kişisel olarak özel burs temin edenler de dahil) yurtdışına gitmesine izin verilen memurlar

Naklen Atanan Memurun Yeni Görevine Başlamaması

Naklen atama yoluyla başka bir yerde görevlendirilen memur, atama emrinin kendisine tebliğ edildiği tarihten başlayarak 15 gün içinde yeni görev yerinde işe başlamak zorundadır. Gerekli görüldüğü takdirde bu 15 günlük süreye, görev yerine intikal için uygun bulunacak bir transfer süresi eklenebilir. Bunların da ötesinde memura, tayin süresi ile varsa nakil transfer süresi dolduktan sonra 10 günlük ilave bir ücretsiz süre dahi verilebilir. Bütün bu sürelerin tükenmesine rağmen, belgeye dayandırabileceği geçerli ve zorunlu bir mazereti bulunmaksızın yeni görevine başlamayan memur çekilmiş sayılır.

Görevin Usule Aykırı Bırakılmasının Sonuçları

657 sayılı Kanun'un 97. maddesi uyarınca, çekilmiş sayılan memurun görevi bu sonucun doğduğu gün itibarıyla sona erer. İlgili kişi, aradan bir yıl geçmedikçe yeniden devlet memurluğuna alınamaz.

Olağan Çekilme ile Çekilmiş Sayılma Arasındaki Ayrımlar

Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesinin ilk cümlesi olağan prosedürle çekilmeyi tanımlar. Memur, kurumuna yazılı biçimde müracaat ederek görevinden ayrılma isteğini bildirir. Ancak bu başvuru tek başına yeterli olmaz; ayrılmanın gerçekleşmesi için talebin kabul edilmesi ya da memurun yerine atanan kişinin gelmesi gerekir. Yerine gelecek kişi en çok 1 ay beklenir; bu süre içinde atama yapılmasa dahi talepte bulunan memur görevinden ayrılabilir. Olağan usulle görevinden çekilen memurların yeniden göreve dönebilmeleri için en az 6 aylık bir sürenin geçmesi gerekir.

Çekilmiş sayılma ise farklı bir mantığa dayanır. Bu yazıda ayrıntılarıyla açıkladığımız hâllerde yazılı bir başvuru aranmaz; kurumca kabul edilmiş bir mazereti olmaksızın görevini terk eden memur, belirli koşulların gerçekleşmesiyle çekilme isteğinde bulunmuş sayılır. Bu yolla görevi sona eren memurlar ise çekilme tarihinden itibaren 1 yıl geçmeden devlet memurluğuna geri dönemez.

Çekilmiş Sayılma Bir Disiplin Cezası Sayılır mı?

Disiplin cezaları Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde tanımlanmış olup, memurun özürsüz ve kesintisiz biçimde 3-9 gün göreve gelmemesi kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiren fiiller arasında yer alır. Çekilmiş sayılma hâllerinde de memurun görevi usule aykırı biçimde bırakması söz konusu olduğundan, izinsiz ve özürsüz geçirilen ilk 10 gün disiplin yaptırımının konusunu oluşturur. Buna karşılık bu 10 günün ötesindeki günler bakımından Kanun, memurun çekilmiş sayılmasını öngördüğünden, devamsızlık artık kendi iradesiyle görevden ayrılma olarak nitelendirilir ve disiplin cezası gündeme gelmez.

Danıştay 8. Dairesi, 2008/8930 E., 2012/1651 K., 11.04.2012
"Kanun'da özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Çekilmiş sayılma bir disiplin cezası değil, kişinin kendi isteği ile memuriyetini sonlandırmasıdır. Devlet memurlarının 10 güne kadar olan devamsızlıkları disipline konu bir suç olarak değerlendirilirken, 10 gün devamsızlık halinde ilgilinin memuriyetini kendi iradesiyle sonlandırmış olduğu kabul edilerek idari bir tasarrufta bulunulmaktadır."

Disiplin yaptırımlarının tür ve derecelerine ilişkin ayrıntılar için Memura Verilebilecek Disiplin Cezaları başlıklı çalışma incelenebilir.

Memuriyetten Çekilme Dilekçesi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Çekilme başlıklı 94. maddesine dayanarak görevinden ayrılmak isteyen memurlar, taleplerini yazılı bir dilekçeyle kurumlarına iletir. Dilekçede memurun kimlik ve sicil bilgileri, görev yaptığı birim, çekilme iradesi ve talebin dayandığı kanun maddesi açıkça belirtilmelidir. Talebin kuruma teslim edildiği tarihin kayıt altına alınması, sonraki aşamada sürelerin hesaplanması bakımından önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

İdari davada avukatla temsil zorunluluğu var mıdır?

Türk hukuku, tarafların yargı önünde kendilerini bizzat savunmasına ve temsil etmesine imkân tanır; sınırlı istisnalar dışında avukatla temsil zorunlu değildir. İdare mahkemelerinde de idare hukuku alanında çalışan bir avukatla temsil edilme zorunluluğu bulunmaz. Bununla birlikte idare hukuku mevzuatının karmaşık kurgusu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda öngörülen sürelerin kısa ve kesin niteliği, süreci hukukçu olmayan kişilerin yürütmesi hâlinde hem usul hem esas bakımından telafisi güç hatalara yol açabilir. Ayrıntılı kurallar içeren idari yargı sürecinde hak kaybı yaşanmaması için, herhangi bir işleme girişilmeden önce idare hukuku alanında hizmet veren avukatlardan destek alınması tavsiye edilir.

Çekilmiş sayılan memurun mali ve cezai sorumluluğu devam eder mi?

Eder. Çekilmiş sayılan memurun yeniden göreve alınma koşullarını belirleyen Devlet Memurları Kanunu'nun 97. maddesi, bu kişilerin mali ve cezai sorumluluklarını saklı tutmuştur. Dolayısıyla çekilmiş sayılan memurun davranışından bir kamu zararı doğmuşsa, ilgili memur mali ve cezai yönden sorumlu tutulabilir.

Olağanüstü dönemde görevini bırakan memur yeniden atanabilir mi?

Olağanüstü hâl, savaş ve seferberlik dönemlerinde memurlar çekilme talebi vermiş olsalar bile, talepleri kabul edilmedikçe veya yerlerine atananlar işbaşı yapmadıkça görevlerini bırakamaz. Bu kurala aykırı davranarak görevi terk edenler hiçbir biçimde yeniden devlet memurluğuna alınamaz. Buna karşılık olağanüstü hâl söz konusu olmaksızın çekilmiş sayılanlar, üzerinden 1 yıl geçmesiyle birlikte yeniden devlet memuru olarak atanabilir.

Devlet memurluğunu sona erdiren hâller nelerdir?

Memuriyeti sona erdiren hâllerin sayısı 6'dır: memurluktan çekilme (istifa), çekilmiş sayılma, memurluktan çıkarma, koşullarda eksiklik, görevle bağdaşmayan işlerde bulunma, ölüm ve emeklilik.

Pandemi döneminde görevinden ayrılan memur yeniden memur olabilir mi?

Çekilme hâlleri içinde yalnızca olağanüstü hâl, savaş ve seferberlik dönemlerinde görevinden ayrılanlar bakımından yeniden memur olamama sonucu öngörülmüştür. Bu nedenle Covid-19 salgınının olağanüstü hâl niteliği taşıyıp taşımadığı belirleyici olmaktadır. Kanaatimize göre salgın sürecinde fiilen olağanüstü hâl niteliğinde tedbirler uygulanmış olsa da usulüne uygun biçimde ilan edilmiş bir olağanüstü hâl bulunmadığından, bu dönemde görevinden çekilen memurun memuriyete dönebilmesi mümkündür.

Çekilmiş sayılma, idarenin takdirine dayanan bir yaptırım değil, kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesiyle doğan bir sonuçtur. Bu nedenle uyuşmazlıkların odağında çoğu zaman fiilin ağırlığı değil, devamsızlığın kesintisiz olup olmadığı, mazeretin kuruma usulüne uygun bildirilip bildirilmediği ve sürelerin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı yer alır. Tek bir günün kesinti sayılması dahi sonucu tümüyle değiştirebilmektedir.

Hakkında çekilmiş sayılma işlemi tesis edilen ya da böyle bir riskle karşılaşan memur bakımından şu noktalar öne çıkar:

  • Devamsızlığın gerçekten aralıksız 10 gün sürüp sürmediğinin, hafta sonu ve resmî tatiller de dikkate alınarak belgelenmesi
  • Sağlık raporu, aylıksız izin talebi veya benzeri mazeretlerin kuruma hangi tarihte ve hangi yolla ulaştırıldığının kanıtlanması
  • Naklen atamalarda 15 günlük tayin süresine transfer süresi ve 10 günlük ilave sürenin eklenip eklenmediğinin denetlenmesi
  • Yurtdışı izinlerinde ek süre tanınmadan doğrudan işlem kurulabileceğinin gözden kaçırılmaması
  • İşlemin çekilmiş sayılma mı yoksa disiplin cezası mı olduğunun ayrıştırılması, ilk 10 güne ilişkin ayrı bir disiplin işlemi bulunup bulunmadığının incelenmesi
  • Yeniden memur olabilme bakımından 6 aylık ve 1 yıllık sürelerin doğru işletilmesi

Independent Legal, kamu personel hukukundan doğan uyuşmazlıklarda çekilmiş sayılma işlemlerinin hukuka uygunluk denetimi ve iptal davalarının takibi konusunda danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara