Independent LegalIndependent Legal

Marka ve Rekabet Hukuku

Marka ve Rekabet Hukuku

Telif Hakkı İhlalinde Hukuk Davaları: Ref, Men, Tazminat ve Kârın Devri

Eser üzerindeki mali ve manevi hakları zedelenen kişi, saldırıyı sona erdirmekten elde edilen kazancın devrini istemeye kadar uzanan bir dava yelpazesine sahiptir. Bu davaların koşullarını, görevli ve yetkili mahkemeyi ve uygulanacak zamanaşımı rejimini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Marka ve Rekabet HukukuOkuma 5 dk

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) çerçevesinde korunmaya değer bir eser, sahibine mali ve manevi haklar başlığı altında toplanan bir dizi yetki kazandırır. Bu yetkilerden herhangi biri zedelendiğinde hak sahibinin önünde birden fazla dava yolu bulunur: tecavüzün ref'i davası, tecavüzün men'i davası ve temin edilen kârın devri davası bunların başlıcalarıdır. Ayrıca maddi ya da manevi zarara uğrayan eser sahibinin, bu zararların giderilmesi amacıyla ilgilisinden tazminat istemesi de mümkündür.

Bu davalarda görev Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne aittir; yetki bakımından davalının yerleşim yeri kadar eser sahibinin yerleşim yeri mahkemesi de gündeme gelebilir. Mevzuatımız bu davalara özgü ayrı bir zamanaşımı öngörmediğinden süre, Borçlar Kanunu'ndaki genel hükümlere göre belirlenir.

Aşağıda eser sahipliğini, hakların kapsamını, ihlal halindeki dava türlerini ve süre rejimini ele alıyoruz.

FSEK'e Göre Eser ve Eser Sahibi

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), eseri; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri arasında sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulü olarak tanımlamıştır. Kanun bakımından eser sahibi ise eseri meydana getiren gerçek ya da tüzel kişidir; koruma kapsamındaki bir eser, sahibine birtakım haklar sağlar.

Bu hakların kazanılma anı eserin ortaya çıktığı andır. Başka bir deyişle eser sahibi sıfatının tanınması için herhangi bir tescil işlemine gerek duyulmaz.

Eser Sahibinin Hakları

FSEK, eser sahibine tanınan yetkileri mali ve manevi haklar olmak üzere ikiye ayırmıştır. Ne var ki kanunda sayılan hakların büyük bölümü birlikte kullanılmakta, hatta bazılarının kullanılması zorunlu olarak bir diğerinin de devreye girmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle mali–manevi ayrımı yapay bir tasnifin ötesine geçmez; kanundaki yetkilerin tamamı esasen telif hakkı kapsamında kullanılan yetkilerdir.

Eser üzerindeki manevi haklar. Bu kategoride umuma arz hakkı, adın belirtilmesi yetkisi, eserde değişiklik yapılmasını önleme yetkisi ile malik ve zilyede karşı ileri sürülebilen haklar yer alır. Söz konusu haklar doğrudan doğruya kişiye bağlı olduğundan devredilemez. Bununla birlikte eser sahibinin, bu hakkı kullanma yetkisini bir başkasına bırakması mümkündür.

Eser üzerindeki mali haklar. Kanunda sınırlı sayıda gösterilen mali hakların başlıcaları işleme, çoğaltma, yayma ve temsil haklarıdır. Bunlara ek olarak işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ile pay ve takip hakkı da mevzuatın eser sahibine tanıdığı mali haklar arasındadır. Manevi haklardan farklı olarak bu hakların devri ve intikali mümkündür. Buna karşılık kanunda yer almayan yeni bir mali hak yaratılamaz.

Konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirme için "Eser Sahibinin Hakları, Hakkın Korunması ve Devri" başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

İhlal Halinde Açılabilecek Davalar

Mali hakların üçüncü kişilerce ihlali durumunda korumanın nasıl sağlanacağı yine FSEK'te düzenlenmiştir. Özel hukukta başvurulabilecek dava türleri şunlardır.

Tecavüzün Ref'i Davası

Bu davanın dayanağı FSEK m. 66/1'dir:

5846 sayılı FSEK m. 66/1
"Manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir."

Hükümden anlaşılacağı üzere manevi ya da mali hakları saldırıya uğrayan kişi, hâlihazırda devam eden saldırının sona erdirilmesini isteyebilir. Bu davanın açılabilmesi için saldırıda bulunanın kusurlu olması aranmaz.

Tecavüzün Men'i Davası

Saldırının önlenmesi davası olarak da anılan bu dava, manevi ve mali haklara yönelik olarak gerçekleşmesi muhtemel bir saldırının önüne geçilmesi amacıyla açılır. Bunun yanında hâlihazırda gerçekleşmiş bir saldırının sürmesi ya da yinelenmesi ihtimalinin bulunduğu hallerde de bu yola başvurulabilir.

Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Tazminat davası, eser sahibinin manevi ve mali haklarına hukuka aykırı bir saldırı yöneltilmesi sonucunda doğan maddi veya manevi zararların giderilmesini hedefler. FSEK'teki düzenleme gereği mali hakları zarar gören eser sahibi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri çerçevesinde zararının tazminini isteyebilir. Tazmin genel hükümlere göre gerçekleşeceğinden, burada hakkı ihlal eden kişinin kusurlu olması şarttır.

Temin Edilen Kârın Devri Davası

FSEK m. 70/3, mali ve manevi hakların ihlali halinde hak sahibinin tazminatın yanı sıra elde edilen kârın kendisine verilmesini de isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Bu düzenlemenin temelinde Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan vekâletsiz iş görme hükümleri bulunur. Talep, saldırıda bulunanın kusurlu olması koşuluna bağlanmadığı gibi hak sahibinin yoksun kaldığı kâr miktarıyla da sınırlandırılmamıştır.

Öte yandan mevzuatımız, hakları ihlal edilen eser sahibine savcılığa suç duyurusunda bulunarak ilgililer hakkında ceza yargılaması başlatılmasını sağlama imkânı da tanımıştır. Fikri ve sınai eserlerdeki hak tecavüzlerinde yürütülebilecek ceza yargılamasına ilişkin ayrıntılar için "Fikir ve Sanat Eserlerinde Hak İhlaline Karşı Açılabilecek Ceza Davaları" başlıklı incelememize bakılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Fikri ve sınai haklara ilişkin uyuşmazlıkların hızlı biçimde ve konuya vâkıf mahkemelerce çözüme kavuşturulması gerekir. FSEK m. 76/1 uyarınca, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan doğan davaların özel hukuka ilişkin olanlarında ihtisas mahkemesi sıfatıyla Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde görev, Asliye Ticaret Mahkemesi'ne veya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne aittir.

Yetkide genel kural davalının ikametgâh adresi mahkemesidir. Bununla birlikte FSEK m. 66 uyarınca tecavüzün ref'i ve men'i davalarında eser sahibinin ikamet ettiği yer mahkemesi de yetkilidir. Müdahalenin haksız fiil teşkil ettiği hallerde ise hak sahibi, tecavüzün meydana geldiği yer mahkemesinde de dava açabilir.

FSEK m. 66/V'te hak sahibi olarak yalnızca eser sahibinden söz edilmiş olsa da yetkili mahkeme, mali hak veya ruhsat sahipleri bakımından da aynı esaslara göre belirlenebilir. Dolayısıyla davacı sıfatını taşıyan bu kişiler de ihlal nedeniyle uğradıkları zarara ilişkin davayı kendi ikametgâhlarında açabilirler.

Zamanaşımı

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu zamanaşımı konusunda özel bir düzenleme içermediğinden, Borçlar Kanunu'nun sözleşmeye ve haksız fiile ilişkin zamanaşımı süreleri uygulanır. Buna göre iki ayrı ihtimal ortaya çıkar:

  • İhlal, taraflar arasındaki bir sözleşme ilişkisinden doğmuşsa davanın on yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekir.
  • İhlal haksız fiil niteliği taşıyorsa, zarar görenin zararı ve sorumlusunu öğrendiği tarihten başlamak üzere iki yıllık süre işler. Her hâlükârda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın dolmasıyla dava hakkı zamanaşımına uğrar. Ancak eylem, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden kaynaklanıyorsa bu daha uzun süre uygulanır.

Telif ihlallerinde dava türünün doğru seçilmesi, çoğu zaman talebin kendisinden daha belirleyicidir. Ref davası süregelen bir saldırıyı kaldırmaya, men davası ise beklenen ya da yinelenmesi muhtemel bir saldırıyı önlemeye hizmet eder; uygulamada ikisi sıklıkla birlikte ileri sürülür. Kusur şartındaki ayrım da stratejiyi doğrudan etkiler: ref ve men taleplerinde kusur aranmazken tazminat isteminde kusurun ortaya konulması gerekir. Bu yüzden kusurun ispatının güç olduğu dosyalarda kârın devri talebi işlevsel bir seçenek sunar.

Zamanaşımı rejimi de ihlalin niteliğine göre değiştiğinden, uyuşmazlığın sözleşmeye mi haksız fiile mi dayandığı baştan netleştirilmelidir.

Somut bir dosyada öne alınması gereken başlıklar şunlardır:

  • İhlalin sözleşme ilişkisinden mi haksız fiilden mi kaynaklandığının belirlenmesi
  • Ref, men, tazminat ve kârın devri taleplerinin birlikte ileri sürülüp sürülmeyeceği
  • Kusurun ispat edilebilirliğine göre tazminat ile kârın devri arasında tercih yapılması
  • Eser sahibinin yerleşim yeri mahkemesinin sağladığı yetki avantajının değerlendirilmesi
  • Elde edilen kazancın hesaplanabilmesi için ticari kayıtlara erişimin planlanması

Independent Legal, fikri mülkiyet uyuşmazlıklarında ihlalin tespitinden dava stratejisinin kurulmasına kadar sürecin tamamında dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara