Bir miktar paranın ödenmesine yönelik alacak ya da tazminat istemleri bakımından ticari uyuşmazlıklarda yargı yoluna gidilmeden önce arabuluculuk aşamasının tamamlanması gerekir. Buradaki zorunluluk, uyuşmazlığın mahkemeye taşınmasından önce arabuluculuk imkânının tüketilmiş olmasını ifade eder. Bu aşama atlanarak açılan dava, dava şartının gerçekleşmemiş olması sebebiyle esasa girilmeksizin reddedilir. Kanun koyucu, zorunluluğun kapsamını belirlerken alacağın büyüklüğüne ilişkin bir eşik öngörmemiştir; miktar ne olursa olsun kural aynı biçimde uygulanır.
Sürecin taraflar açısından önemli bir başka sonucu daha vardır. Dava şartı niteliğindeki arabuluculuğa başvurulmasıyla birlikte zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından koruma sağlanır; bu süreler yeniden işlemeye ancak son tutanağın imzalanmasından sonra devam eder.
Aşağıda ticari davanın tanımından başlayarak hangi taleplerin arabuluculuk zorunluluğuna tabi olduğunu, sürecin nasıl yürütüldüğünü, tarafların hak ve yükümlülüklerini, ücretlendirmeyi ve anlaşma belgesinin icra edilebilirliğini ele alıyoruz.
Ticari Dava Kavramı
Bir davanın hangi hallerde ticari nitelik taşıyacağı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasında gösterilmiştir. Anılan düzenleme uyarınca, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren konulardan kaynaklanan hukuk davaları, tarafların tacir sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır.
Öğretide ve uygulamada ticari davalar üç grupta incelenir: mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca tek bir ticari işletmeyi ilgilendirmesine rağmen kanunen ticari kabul edilen davalar.
Mutlak ticari davalar
Bu grupta yer alan davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle bağlantısı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ticari sayılır. Hangi konuların bu kapsama girdiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ve bir kısım özel kanunda düzenlenmiştir. TTK m. 4 hükmüne göre mutlak ticari davalar şu hususlarda söz konusu olur:
Türk Ticaret Kanunu m. 4
"a) Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlarda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde söz konusu olur."
Sayılan konularda açılacak davalarda görev, tarafların sıfatına ve işin ticari işletmeyle bağlantısına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir. Özel kanunlardan kaynaklanan mutlak ticari davalara ise iflas ve konkordato talepleri ile finansal kiralama sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar örnek gösterilebilir.
Nispi ticari davalar
Nispi ticari dava, tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanan hukuk davalarını anlatır. Bu nitelendirmenin yapılabilmesi iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır:
- Uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir sıfatını taşıması
- Uyuşmazlık konusunun tarafların ticari işletmeleriyle bağlantılı olması
Bu iki unsurdan biri eksikse dava nispi ticari sayılmaz. Nitekim bir tacirin kendi konutu için satın aldığı televizyondan doğan uyuşmazlık, işletmesiyle ilgili olmadığından ticari dava kapsamında değerlendirilmez. Buna karşılık aynı tacir, işletmesinde kullanmak üzere bir başka tacirden bilgisayar temin etmişse, uyuşmazlık her iki tarafın işletmesini ilgilendireceğinden nispi ticari dava gündeme gelir.
Tacirler arasında, işletmeleriyle bağlantılı biçimde gerçekleşen haksız fiiller de aynı kategoride değerlendirilir. Dağıtım yapmakta olan bir kargo aracının başka bir şirkete ait araca çarpması halinde doğan uyuşmazlık buna örnektir.
Tek bir ticari işletmeyi ilgilendirdiği halde ticari sayılan davalar
Kanun koyucu, yukarıdaki iki kategoriye girmemekle birlikte yalnızca bir tarafın işletmesini ilgilendiren bazı uyuşmazlıkları istisnaen ticari dava olarak kabul etmiştir. Havale, vedia ve fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda tek bir tarafın ticari işletmesinin konuyla ilgili olması, davanın ticari nitelik kazanması için yeterlidir.
Burada ticari iş ile ticari dava ayrımına da değinmek gerekir. Ticaret Kanunu'nda yer alan konular ile bir işletmenin faaliyetiyle bağlantılı bütün fiil ve işlemler ticari iş kabul edilir; ancak her ticari iş kendiliğinden ticari dava doğurmaz. Tek bir işletmeyi ilgilendirmekle birlikte mutlak ticari dava kapsamı dışında kalan hallerde, iş ticari nitelik taşısa dahi bundan doğan uyuşmazlık ticari dava sayılmaz.
Ticari Davalarda Arabuluculuğun Dava Şartı Olması
Dava şartı arabuluculuk, uyuşmazlık yargıya taşınmadan önce bu yolun tüketilmiş olmasını gerektirir. Aksi halde açılan dava esasa girilmeden usulden reddedilir.
Hangi ticari uyuşmazlıklarda bu zorunluluğun bulunduğu Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenmiştir:
Türk Ticaret Kanunu m. 5
"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."
Ticari davanın kapsamını yukarıda açıkladık. Bu nitelikteki davalardan yalnızca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istemleri bakımından arabuluculuk dava şartıdır. Böyle bir talep için arabulucuya gidilmeden mahkemeye başvurulursa dava, şartın gerçekleşmemesi nedeniyle usulden reddedilir.
Buna karşılık konusu para ödemesi olmayan ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk zorunlu değildir; taraflar doğrudan dava açabilir. Yukarıdaki kargo örneğinde tazminat borcu belirli bir tutarın ödenmesine yöneldiğinden dava öncesi arabuluculuk aşaması zorunludur. Buna karşılık aynı şirketin genel kurulunca alınmış bir kararın iptali istemi, Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği için ticari dava sayılsa da konusu para alacağı veya tazminat olmadığından arabulucuya başvurulmaksızın doğrudan mahkemeye taşınabilir.
Konusu para olan alacak ve tazminat davalarında talep edilen tutarın büyüklüğü zorunluluk bakımından bir değişiklik yaratmaz. Kanunda bu yönde herhangi bir alt ya da üst eşik belirlenmemiştir.
Önemli bir istisnaya da işaret etmek gerekir: özel kanunlarda tahkime veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvurmanın zorunlu tutulduğu hallerde ya da taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunduğunda, dava şartı arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.
Ticari Uyuşmazlıklarda İhtiyari Arabuluculuk
Zorunluluk kapsamı dışında kalan uyuşmazlıklarda da taraflar diledikleri takdirde arabulucuya başvurabilir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabildiği her türlü özel hukuk uyuşmazlığı, işi ve davası ihtiyari yolla çözüme kavuşturulabilir. Ticari nitelikteki ancak konusu para ödemesi olmayan meseleler bu yolun tipik uygulama alanıdır.
Nitekim yukarıda değinilen genel kurul kararının iptali istemi dava şartı arabuluculuğa tabi olmamakla birlikte, taraflar isterlerse bu uyuşmazlığı da ihtiyari arabuluculuk masasına taşıyabilirler.
Arabuluculuk Sürecinin İşleyişi
Büroya Başvuru
Arabuluculuk yoluna gitmek isteyen taraf, karşı tarafın yerleşim yerindeki adliyede bulunan arabuluculuk bürosuna müracaat eder. Karşı taraf birden fazla ise bunlardan herhangi birinin yerleşim yeri esas alınabilir. Arabuluculuk bürosu kurulmamış yerlerde başvuru, bu iş için görevlendirilmiş yazı işleri müdürlüğüne yapılır.
Başvuru bakımından öngörülen süreler, uyuşmazlığa ilişkin davanın zamanaşımı süreleriyle örtüşür. Başvurunun zamanaşımına etkisi ayrı bir başlık altında ele alınmaktadır.
Arabulucunun Belirlenmesi
Başvurunun ardından arabuluculuk bürosu, Arabuluculuk Daire Başkanlığınca hazırlanıp ilgili komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden bir arabulucu görevlendirir. Taraflar dilerse bu tercihi kendileri de yapabilir; listede kayıtlı olmak kaydıyla ortak bir isim üzerinde anlaşmaları mümkündür.
Görevlendirmenin büro tarafından yapıldığı hallerde arabulucu, büronun yetkili olup olmadığını resen inceleyemez. Yetkiye itiraz etmek isteyen taraf, en geç ilk oturumda yerleşim yerine veya işin görüldüğü yere ilişkin belgeleri sunarak başvurunun yetkisiz büroya yapıldığını ileri sürebilir. Böyle bir itirazla karşılaşan arabulucu kendiliğinden değerlendirme yapmaz; dosyayı Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere gecikmeksizin büroya iletir. Mahkeme yetki meselesini harç alınmaksızın inceler ve kesin olarak karara bağlar.
Görüşmelerin Yürütülmesi
Arabulucu, kendisine büro aracılığıyla ulaşan iletişim bilgilerini kullanarak taraflarla doğrudan temasa geçer; toplantının yeri ile saati konusunda bilgilendirme yapar. Bu bilgilerle sonuç alınamazsa arabulucu, kendi araştırmasıyla ve her türlü iletişim aracını kullanarak taraflara erişmeye çalışabilir. Kendisine ulaşılan taraflar görevlendirme hakkında bilgilendirilir ve ilk toplantıya davet edilir.
Masaya taraflar bizzat oturabileceği gibi, vekilleri ya da kanuni temsilcileri eliyle de temsil edilmeleri mümkündür. İş uyuşmazlıklarında işverenin yazılı yetkilendirmesiyle bir çalışanın işvereni temsilen masaya oturması mümkündür; ancak ticari uyuşmazlıklarda böyle bir imkân öngörülmemiştir.
Müzakere sırasında taraflar karşılıklı taleplerini ortaya koyarak ortak bir çözüm arar. Arabulucunun görevi, taraflara eşit mesafede durmak ve görüşmenin dengeli koşullarda ilerlemesini sağlamaktır. Tarafların kendiliğinden bir çözüme ulaşamaması halinde arabulucu da bir öneri sunabilir.
Sürecin gizlilik içinde yürütülmesi esastır. Arabulucu, faaliyeti nedeniyle öğrendiği bilgi ve belgeleri saklı tutmakla yükümlüdür; taraflar da bu belgeleri sonradan görülecek bir davada ya da tahkim yargılamasında kullanamaz. Arabuluculuk Kanunu, delil olarak ileri sürülemeyecek beyan ve belgeleri şu şekilde belirlemiştir:
- Yalnızca arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla düzenlenmiş belgeler.
- Uyuşmazlığın arabuluculukla sonlandırılması amacıyla taraflarca dile getirilen görüş ve teklifler.
- Bir tarafın arabuluculuğa katılma yönündeki isteği ya da taraflarca yapılan arabuluculuk daveti.
- Faaliyet sırasında ileri sürülen öneriler ile bir vakıanın veya iddianın kabulüne ilişkin beyanlar.
Arabulucu tarafsızlığını korumak ve görevini bizzat yerine getirmek zorundadır. Aynı uyuşmazlıkla ilgili olarak sonradan açılan davada taraflardan birinin vekilliğini üstlenmesi mümkün değildir.
Tarafsız kalamayacağı kanaatine varan arabulucunun bu durumu taraflara bildirmesi gerekir. Örneğin başvuruda bulunan taraflardan biri arabulucunun apartman komşusu ise ve arabulucu bu nedenle nesnel davranamayacağını düşünüyorsa, durumu açıklamakla yükümlüdür. Taraflar buna rağmen aynı kişiyle devam etmek isterse sürecin sürdürülmesinde bir engel bulunmaz. Tarafsızlığı şüpheye düşüren haller kanunda sınırlı biçimde sayılmamıştır; arabulucu pek çok farklı gerekçeyle bu değerlendirmeyi yapabilir.
İlk Oturum
Davetin ardından tarafların süreç kapsamında ilk kez bir araya gelmesiyle ilk oturum yapılmış olur. Arabulucu bu oturumu tutanağa bağlar. Oturuma katılmanın ve geçerli mazeret olmaksızın katılmamanın doğurduğu sonuçlar ayrıca ele alınmaktadır.
Son Oturum
İlk oturumda olduğu gibi son oturumda da tutanak düzenlenmesi zorunludur. Son tutanak, dava şartı arabuluculuk bakımından belirleyici bir belgedir. Zira açılacak davada bu belge dilekçeye eklenmez ve mahkemenin verdiği süre içinde de sunulmazsa dava, şartın gerçekleşmemesi nedeniyle reddedilir. Belge, dava açma süresi bakımından da önem taşır; çünkü zamanaşımı ve hak düşürücü süreler son tutanağın düzenlenmesinden sonra işlemeye devam eder.
Tarafların Hak ve Yükümlülükleri
Arabulucu gibi tarafların da süreç boyunca gözetmeleri gereken hak ve yükümlülükleri vardır.
Gizlilik. Süreç tamamen gizli yürütülür. Gizlilik taraflar bakımından hem bir haktır hem de bir yükümlülüktür: taraflar sürecin gizli kalmasını talep edebilecekleri gibi, kendileri de bunu korumakla yükümlüdür. Arabulucunun faaliyeti nedeniyle edindiği bilgi ve belgeler bakımından da aynı sorumluluk geçerlidir. Gizliliğe aykırı davranarak bir kişinin hukuken korunan menfaatine zarar veren kimse, Arabuluculuk Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca şikâyet üzerine 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir.
İradilik. Arabuluculuk esas itibarıyla iradi bir yoldur; taraflar başvurmakta, süreci sürdürmekte, sonuçlandırmakta veya sona erdirmekte serbesttir. Ne var ki dava şartı arabuluculukta, dava açmak isteyen tarafın bu aşamayı tamamlaması zorunludur. Davalı konumunda olacak tarafın görüşmelere katılmaması ise aşağıda açıklanan olumsuz sonuçları doğurur.
Eşitlik. Taraflar süreç boyunca eşit haklara sahiptir. Arabulucu, taraflardan birine gösterdiği yaklaşımı diğerine de göstermek zorundadır. Söz hakkı için tanınan süreler eşit tutulmalı, dengesizlik yaratabilecek her türlü uygulamanın önüne geçilmelidir.
Katılmama halinde doğacak sonuçlar da ayrıca vurgulanmalıdır. Taraflardan biri geçerli bir mazereti bulunmaksızın ilk toplantıya gelmez ve faaliyet bu nedenle sona ererse, durum son tutanağa yazılır. Toplantıya mazeretsiz biçimde katılmayan taraf, sonradan açılacak davada kısmen veya tamamen haklı bulunsa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur; ayrıca lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da toplantıya gelmemesi ve faaliyetin bu sebeple sonlanması halinde ise açılacak davalarda her bir taraf kendi yaptığı yargılama giderini üstlenir.
Süreçte Temsil
Görüşmelere katılım bizzat gerçekleştirilebilir; taraflar dilerse vekilleri ya da kanuni temsilcileri eliyle de süreçte yer alabilir.
Süreler ve Zamanaşımı
Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren 6 hafta içinde başvuruyu sonuçlandırmakla yükümlüdür. Zorunluluk arz eden hallerde bu süre arabulucu tarafından 2 hafta uzatılabilir. Buna karşılık iş davalarında zorunlu arabuluculuk ile tüketici davalarında zorunlu arabuluculuk bakımından öngörülen süre 3 hafta olup, zorunlu hallerde 1 hafta uzatılabilmektedir. Ticari uyuşmazlıkların yapısı ve karmaşıklığı dikkate alınarak kanun koyucu bu alanda daha geniş bir süre tanımıştır.
Dava şartı arabuluculukta, büroya müracaat edildiği andan son tutanağın imzalanmasına kadar geçen dönemde zamanaşımı durur; hak düşürücü süreler de bu aralıkta işlemez. İhtiyari yola başvurulmasının ise bu süreler üzerinde herhangi bir etkisi bulunmaz.
Arabuluculuk Ücreti
Arabulucu, yürüttüğü faaliyet karşılığında ücret ve masraflarını talep etme hakkına sahiptir; hatta faaliyete başlamadan önce bunlar için avans isteyebilir. Aksi kararlaştırılmadıkça ücret, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte olan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak hesaplanır. Taraflar bu tarifenin altında bir bedel üzerinde anlaşamaz. Ücret ve uyuşmazlık için yapılan masraflar kural olarak taraflar arasında eşit paylaştırılır; bununla birlikte taraflar, bedelin tamamının veya daha büyük bölümünün biri tarafından karşılanması yönünde anlaşabilirler.
Faaliyet; taraflara ulaşılamaması, katılım sağlanmadığı için görüşme yapılamaması ya da iki saatten kısa süren görüşmeler sonunda anlaşma sağlanamaması sebebiyle sona ermişse, iki saate karşılık gelen bedel Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bu bedel, tarifenin birinci bölümünde saat ve taraf sayısına göre gösterilen maktu tutarlar esas alınarak hesaplanır. Görüşmeler iki saati aşmasına rağmen uzlaşma sağlanamamışsa, aşan bölüme ilişkin bedel aksi kararlaştırılmadıkça yine aynı bölüm uyarınca taraflarca eşit biçimde üstlenilir. Gerek Bakanlık bütçesinden ödenen gerekse taraflarca üstlenilen bu tutarlar yargılama gideri sayılır.
Tarafların anlaşmayla sonuca ulaşması halinde ücret, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmındaki düzenlemeye göre, yani yüzde esasına dayalı olarak hesaplanır. Ancak bu şekilde bulunacak tutar, tarifenin birinci kısmında gösterilen iki saatlik ücretin altında kalamaz.
Arabuluculuğun Sona Ermesi
Faaliyetin sonucu, tarafların anlaşıp anlaşamadıkları ve sürecin ne şekilde tamamlandığı arabulucunun düzenlediği tutanakla kayıt altına alınır. Bu belge taraflarca, varsa avukatları veya kanuni temsilcileri tarafından imzalanır. İmzadan kaçınılması halinde gerekçesi belirtilmek suretiyle tutanak yalnızca arabulucu tarafından imzalanır.
Görüşmeler anlaşmayla sonuçlanmışsa, üzerinde uzlaşılan konularda taraflarca sonradan dava açılamaz.
Anlaşmanın sağlanamadığı hallerde ise bu husus son tutanağa işlenir. Söz konusu belge dava dilekçesine eklenerek uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemesine taşınabilir. Tutanak eklenmeksizin mahkemeye başvurulursa davacıya, belgeyi sunması aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren bir davetiye gönderilir. İhtara uyulmaması durumunda dava usulden reddedilir.
İcra Edilebilirlik Şerhi
Görüşmelerin anlaşmayla sonuçlanması halinde, düzenlenen anlaşma belgesinin icra kabiliyeti kazanabilmesi için şerh verilmesi gerekir. Taraflar bu talebi, arabulucunun görev yaptığı yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesine yöneltebilir. Şerh taşıyan anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge sayılır; yani mahkeme kararıyla eşdeğer bir güce kavuşur.
Bununla birlikte taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanmış anlaşma belgeleri için şerh aranmaz. Tarafların imzasının yanında vekillerinin ve arabulucunun imzasını da taşıyan belge, ayrıca bir mahkeme kararına gerek olmaksızın ilam niteliğindedir ve doğrudan icraya konulabilir.
Süreç Sonrasında Dava Açılması
Taraflar arabuluculuk sonunda uzlaşmışsa, anlaşma kapsamındaki konularda yeniden dava yoluna gidilemez.
Buna karşılık üzerinde anlaşma sağlanamayan hususlar dava konusu yapılabilir. Tarafların, vekillerinin veya kanuni temsilcilerinin ve arabulucunun imzasını taşıyan anlaşamama tutanağının, Asliye Ticaret Mahkemesinde açılacak davanın dilekçesine eklenmesi gerekir. Bu yapılmazsa mahkeme belgenin ibrazı için süre verir; verilen süre içinde de dosyaya sunulmazsa dava usulden reddedilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Arabulucuya başvurmak zamanaşımını etkiler mi?
İhtiyari arabuluculukta başvurunun zamanaşımı ve hak düşürücü süreler üzerinde bir etkisi yoktur. Dava şartı olarak öngörülen arabuluculukta ise başvuru bu süreleri keser ve durdurur.
İcra takibi başlatmadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Zorunluluk, iş, tüketici ve ticaret mahkemelerinde görülecek belirli davalar bakımından getirilmiştir. İcra takibi yapabilmek için arabulucuya başvurulmuş olması aranmaz.
Anlaşma sağlanamazsa avukatlık ücreti ne olur?
Faaliyetin anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde avukat, 2023 yılı bakımından 2.400,00 TL tutarında maktu ücrete hak kazanır. Bu tutar asıl alacağı aşamaz. Aynı vekille dava yoluna gidilmesi durumunda ise arabuluculuk aşamasında ödenen tutar, yargılama sürecinde ödenecek asgari tutardan mahsup edilir.
Anlaşma halinde avukatlık ücreti nasıl hesaplanır?
Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde, arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanmasıyla birlikte avukatlık ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin üçüncü kısmına göre bulunacak tutarın dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Dolayısıyla burada yüzde usulü uygulanır.
Konusu para olmayan ya da para ile değerlendirilemeyen işlerde ise ücret, uyuşmazlığın görüleceği mahkeme esas alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmındaki ikinci bölümde gösterilen maktu tutarın dörtte bir fazlası şeklinde hesaplanır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Dava şartı arabuluculuk uygulamada çoğu zaman "geçilmesi gereken bir formalite" gibi ele alınmakta, bu yaklaşım da tarafların önemli imkânları kaybetmesine yol açmaktadır. Oysa ilk oturumda ortaya konan tutum, hem uyuşmazlığın masada çözülme ihtimalini hem de sonraki yargılamada yargılama gideri ve vekâlet ücreti yükünün kimde kalacağını doğrudan belirler. Mazeretsiz katılmamanın yaptırımı, haklı çıkan tarafı dahi gider yükü altında bırakabilecek ağırlıktadır.
İkinci kritik nokta belgelerdedir. Son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi, esasında haklı olan bir talebin usulden reddiyle sonuçlanabilir. Aynı şekilde anlaşma belgesinin vekiller ve arabulucu tarafından birlikte imzalanması, ayrıca şerh alınmasına gerek bırakmadığından zaman ve masraf açısından belirgin bir avantaj sağlar.
Ticari bir uyuşmazlıkta arabuluculuk aşaması planlanırken şu başlıkların gözden geçirilmesi yerinde olur:
- Talebin konusu para alacağı veya tazminat mı, yoksa zorunluluk dışında kalan bir istem mi olduğunun baştan belirlenmesi
- Taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi
- Başvurunun yetkili büroya yapılması ve yetki itirazı ihtimalinin önceden değerlendirilmesi
- İlk oturuma katılımın sağlanması ve mazeretin belgelendirilmesi
- Anlaşma belgesinin, şerh gereksinimini ortadan kaldıracak şekilde vekil imzalarıyla düzenlenmesi
- Son tutanağın dava dilekçesi ekinde eksiksiz biçimde sunulması
Independent Legal, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk sürecinin yürütülmesinden anlaşma belgesinin icrasına ve gerektiğinde Asliye Ticaret Mahkemesindeki dava takibine kadar sürecin tamamında hizmet sunmaktadır.

