Independent LegalIndependent Legal

Ticaret Hukuku

Ticaret Hukuku

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluk Rejimi

Tüzel kişiliğe ceza verilemediği için şirket bünyesinde işlenen suçların muhatabı yönetim kurulu üyeleri olmaktadır. Türk Ticaret Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Vergi Usul Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, sermaye piyasası ve icra iflas hükümleri çerçevesinde bu sorumluluğun sınırlarını ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Ticaret HukukuOkuma 14 dk

Sermayesi paylara bölünmüş bulunan ve alacaklılarına karşı yalnızca kendi malvarlığıyla yükümlü olan anonim şirkette, işletmenin sevk ve idaresi ile dışa karşı temsili yönetim kuruluna bırakılmıştır. Bu yetkinin karşılığında kurul üyelerine yüklenen sorumluluk iki ayrı eksende ilerler: hukuki sorumluluk ve cezai sorumluluk. Birincisi, üyelerin kanundan veya esas sözleşmeden doğan görevlerini gereken dikkat ve özeni göstermeksizin ihlal etmelerinden kaynaklanır. İkincisi ise suçta ve cezada kanunilik ilkesinin bir sonucu olarak, ancak çeşitli kanunlarda açıkça tarif edilmiş fiillerin işlenmesi durumunda doğar. Üyelerin tazminat boyutundaki sorumluluğu için Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Anonim şirket bir tüzel kişi olduğundan, kendisine ceza verilmesi mümkün değildir; şirket hakkında yalnızca güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir. Bunun doğal sonucu şudur: şirket bünyesinde ortaya çıkan bir suç, yönetim ve temsil yetkisini elinde bulunduran kurul üyelerinin şahsında karşılık bulur. Yönetim ve temsil yetkisinin dağılımına ilişkin ayrıntılar için Anonim Şirketlerde Yönetim ve Temsil başlıklı yazımız incelenebilir.

Yönetim kurulu üyelerini muhatap alan ceza normları tek bir kanunda toplanmamış, farklı düzenlemelere dağılmıştır. Öngörülen yaptırım da fiilin ağırlığına göre değişir; kimi durumlarda para cezası yeterli görülürken kimi durumlarda hapis cezası uygulanır. Aşağıda bu dağınık tabloyu kanun kanun ele alıyoruz.

Şirket Tüzel Kişiliğinin Ceza Hukuku Karşısındaki Konumu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 329. maddesi anonim şirketi, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket olarak tanımlar.

Tüzel kişiler hak ehliyetine sahiptir ve borç altına girebilirler; ancak gerçek kişilerde olduğu biçimde bir cezai sorumluluk taşımazlar. Bunun nedeni suçun manevi unsurunda yatar. Kast ya da taksir, failin iradesinden doğan kavramlardır; bir tüzel kişiliğin ise doğrudan kendisine izafe edilebilecek bağımsız bir iradesi bulunmaz. Şirketin iradesi dediğimiz şey, gerçekte onu yönetenlerin iradesidir.

Ceza hukukunun temel taşlarından biri olan suç ve cezaların şahsiliği ilkesi de aynı sonuca götürür. Ceza, ancak fiili gerçekleştirme iradesini ortaya koyan kişiye, yani faile yöneltilebilir. Anonim şirketler bakımından bu ilke, sorumluluğun şirketten yöneticilere kaymasını zorunlu kılar.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20/2. maddesi de tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Buna karşılık güvenlik tedbirlerinin tüzel kişiler hakkında uygulanmasının önünde bir engel yoktur.

TCK'nın 60. maddesi bu tedbirlerden birini düzenler: faaliyetini bir kamu kurumunun verdiği izne dayanarak yürüten özel hukuk tüzel kişisi bakımından, organ veya temsilcinin iştirakiyle ve iznin tanıdığı yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi lehine kasıtlı bir suç işlenmiş ve mahkûmiyet kararı verilmişse, söz konusu izin iptal edilir. Maddenin devamında müsaderenin de tüzel kişiler hakkında uygulanabileceği belirtilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ise tüzel kişiler aleyhine idari para cezası verilebilmesine imkân tanımaktadır.

Toparlarsak, şirket tüzel kişiliğine yöneltilebilecek yaptırımlar üç başlıkla sınırlıdır: iznin iptali, müsadere ve idari para cezası.

Sorumluluğun Yönetim Kurulu Üyelerinde Somutlaşması

Şirketin cezai sorumluluğu bulunmadığı için, cezayı gerektiren bir tablo ortaya çıktığında hesap sorulacak muhatap tüzel kişilik değil, işletmenin yönetiminden sorumlu olan kurul üyeleridir.

Şahsilik ilkesi burada soruşturma ve kovuşturma pratiğine de yön verir. Hangi üyenin fiilden sorumlu tutulacağı otomatik olarak belirlenmez; makamlar ayrıntılı inceleme yaparak yönetim kurulu içindeki görev bölüşümünü esas alır. Bu nedenle kurul içinde yazılı ve açık bir iç yönerge bulunup bulunmaması, ceza yargılamasının seyri açısından belirleyici olabilmektedir.

Aşağıdaki başlıklarda, üyelerin karşı karşıya kalabileceği ceza normlarını kaynak kanunlarına göre inceliyoruz.

Türk Ticaret Kanunundan Doğan Cezai Sorumluluklar

Kurul üyelerinin ceza sorumluluğunu doğuran ticaret hukuku kaynaklı fiiller TTK'nın 562. maddesinde toplanmıştır. Maddede sayılan davranışların karşılığında idari para cezası, adli para cezası veya hapis cezası öngörülmüştür.

İdari Para Cezası Uygulanan Haller

  • Ticari işletmenin açılışı sırasında envanter düzenlenmemiş olması
  • Düzenlenen envanterde işletmeye ait taşınmazların, alacakların, borçların, nakit mevcudunun ve sair varlıkların tam ve doğru biçimde yansıtılmaması; ayrıca varlık ve borç kalemlerinin değerlerinin ayrı ayrı gösterilmemesi
  • Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile TTK m. 64/4 kapsamındaki defterler bakımından, kuruluş aşamasında ve kullanıma başlanmadan evvel noter açılış onayının alınmaması
  • Defterlerin TTK'nın 65. maddesinde aranan niteliklere aykırı biçimde tutulması
  • Uzmanların yapacağı bir incelemede işletmenin faaliyetleri ve mali durumu hakkında kanaat oluşturmaya elverişli olmayan defter düzeni
  • Defterlerin, işletme faaliyetlerinin nasıl doğduğunu ve hangi seyri izlediğini gösterecek şekilde tutulmamış olması
  • İşletmeyle bağlantılı belgelerin birer örneğinin yazılı, görsel ya da elektronik ortamda muhafaza edilmemesi
  • Saklanması zorunlu belgeleri yalnızca görüntü veya başka bir veri taşıyıcısı üzerinden ibraz edebilen kişinin, bu belgelerin okunmasını sağlayacak yardımcı araçları kullanıma hazır tutmaması
  • Finansal tabloların hazırlanmasında Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartlarına ve kavramsal çerçevedeki muhasebe ilkeleri ile yorumlara riayet edilmemesi
  • Hamiline yazılı pay sahiplerine ilişkin bilgiler ile sahip oldukları paya dair kayıtların, senetler dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna iletilmemesi

Adli Para Cezası Uygulanan Haller

  • Ticari defterlerin hiç bulunmaması ya da içinde tek bir kayıt dahi yer almaması
  • Kanunen tutulması gereken defterlerin, denetim yetkisini haiz kişilerce talep edildiğinde eksiksiz biçimde sunulmaması ve bu kişilerin görevlerini ifa etmesinin engellenmesi
  • Sermaye taahhüdünden kaynaklanan ve muaccel hale gelmiş borcunu yerine getirmemiş pay sahiplerine şirket kaynaklarından borç kullandırılması
  • Pay sahibi sıfatı taşımayan yönetim kurulu üyelerine ve bu üyelerin pay sahibi olmayan, TTK m. 393'te sayılan yakınlarına şirket malvarlığından nakden borç verilmesi
  • Görevi nedeniyle incelemesine açılan defter ve belgeleri gözden geçiren kurul üyesinin, bu sırada vâkıf olduğu iş ve işletme sırlarını üçüncü kişilere aktarması
  • Ayni sermayenin ya da devralınacak işletme ve ayınların değerlemesinde emsallerine kıyasla fahiş bedel takdir edilmesi, işletmenin veya ayının niteliğinin ya da durumunun olduğundan farklı gösterilmesi yahut değerleme sürecinde başka biçimde yolsuzluğa gidilmesi
  • İnternet sitesi kurma yükümlülüğü altındaki şirketlerde böyle bir sitenin hiç açılmaması ya da sitede yayımlanması gereken içeriğin usule uygun biçimde yer almaması
  • Bağlı şirket yönetim kurulunun, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde hâkim ve bağlı şirketlerle olan ilişkilere dair raporu hazırlamaması
  • Hâkim şirketin görevlendirdiği uzmanlarca, bağlı şirketin gerçekleştirdiği işlemler ile bunların sonuçlarına ilişkin rapor için istenen bilgi ve belgelerin bağlı şirket tarafından verilmemesi

Hapis Cezası Uygulanan Haller

  • Ticari defterlere bilerek ve isteyerek gerçeğe uymayan kayıt düşülmesi
  • Sermayenin tamamı taahhüt edilmemiş ya da bedeli kanun veya esas sözleşme uyarınca ödenmemiş olmasına karşın, taahhüt edilmiş yahut ödenmiş gibi gösterilmesi
  • Birleşme, bölünme, tür değiştirme veya menkul kıymet ihracı gibi işlemlere ilişkin belge, izahname, taahhüt, beyan ve garantilerin sahte biçimde düzenlenmesi
  • Şirket kurulması veya mevcut sermayenin artırılması amacıyla ya da bu vaatle halka herhangi bir yolla çağrı yapılarak para toplanması
  • TTK'nın 55. maddesinde sayılan haksız rekabet hallerinden birinin kasten gerçekleştirilmesi

Türk Ceza Kanunundan Doğan Cezai Sorumluluklar

Ticaret Kanunu gibi Türk Ceza Kanunu da yönetim kurulu üyelerini doğrudan ilgilendiren çeşitli hükümler barındırır.

TCK madde 158 bakımından, dolandırıcılığın bir şirket yönetim kurulu üyesince ticari faaliyetin yürütülmesi sırasında işlenmesi suçu nitelikli hale getirir; bu durumda ilgili üye hakkında hem hapis hem adli para cezasına hükmedilir.

TCK madde 164 ise kamuoyuna yönelik açıklamalarda veya genel kurula takdim edilen raporlarda, ilgililerin zarar görmesine yol açabilecek nitelikte ve önem taşıyan gerçek dışı bilgilere yer verilmesini cezalandırır; yaptırım yine hapis ve adli para cezasıdır. Suçun oluşabilmesi için üyenin verdiği bilginin doğru olmadığını bilmesi ve buna rağmen bilgiyi doğruymuş gibi sunma kastıyla hareket etmesi aranır. Buna karşılık bir menfaat elde etme amacının bulunması veya fiilen zararın doğmuş olması aranmaz.

TCK madde 239 kapsamında, görevi dolayısıyla öğrendiği ticari sır, bankacılık sırrı ya da müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere aktaran veya açıklayan kişi, şikâyete bağlı olarak hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır. Yönetim kurulu üyeleri konumları gereği çok sayıda sırra erişim sağlar; bu bilgilerin yetkisiz kişilerle paylaşılması ya da ifşası doğrudan cezai sorumluluk doğurur.

Kişisel verilerin korunması alanında da benzer bir tablo geçerlidir. Yürürlükteki düzenlemeler kişisel verilere sıkı bir koruma sağlamakta, bu korumayı desteklemek üzere çeşitli yaptırımlar öngörmektedir. Bunların bir bölümü TCK'nın 135 ila 140. maddelerinde yer alır.

TCK madde 135 uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı biçimde kaydeden kişi hapis cezasıyla cezalandırılır.

TCK madde 136 kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, yayan ya da ele geçiren kişi için hapis cezası öngörür.

TCK madde 138 ise kanunun belirlediği süreler dolduğu halde verileri sistemden yok etmekle görevli olanların bu yükümlülüğü yerine getirmemesini hapis cezasına bağlamıştır.

Anonim şirketlerin önemli bir kısmı hem çalışanlarından hem müşterilerinden kişisel veri toplamaktadır. Bu verilerin akıbetinden sorumlu olanlar yönetim kurulu üyeleri olduğundan, yukarıda sayılan hallerden birinin gerçekleşmesi doğrudan üyelerin cezai sorumluluğunu gündeme getirir.

Vergi Usul Kanunundan Doğan Cezai Sorumluluklar

Vergi kaçakçılığı suçu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun anonim şirket tüzel kişiliği eliyle işlenmesi mümkündür; böyle bir durumda yaptırımın muhatabı şirketin yönetim kurulu üyeleri olur. Kanun, kaçakçılık kapsamındaki fiilleri üç ayrı ceza aralığına göre gruplandırmıştır.

Birinci grupta yer alan davranışlar on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir:

  • Defter, kayıt ve belgeler üzerinde tahrifat yapmak, bunları gizlemek, içerik itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek ya da bu nitelikteki belgeleri kullanmak
  • Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hilelerine başvurmak
  • Gerçekte var olmayan kişiler veya kayda konu işlemle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açmak
  • Defterlere geçirilmesi gereken hesap ve işlemleri, vergi matrahının azalmasına yol açacak biçimde başka defterlere, belgelere ya da farklı kayıt ortamlarına işlemek

İkinci grup fiiller için öngörülen yaptırım üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır:

  • Vergi mevzuatı gereğince tutulan veya düzenlenen, saklanması ve ibrazı zorunlu olan defter, kayıt ve belgeleri imha etmek
  • Defter sayfalarını ortadan kaldırıp yerlerine başka yapraklar yerleştirmek veya boşluğu hiç doldurmamak
  • Belgelerin aslını ya da suretini kısmen veya bütünüyle sahte olarak düzenlemek yahut sahte belgeleri kullanmak

Üçüncü grupta tek bir fiil bulunur ve karşılığı iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıdır: Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basmaya yetkili olduğu belgeleri, böyle bir anlaşma olmaksızın basmak veya bu belgeleri bilerek kullanmak.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunundan Doğan Cezai Sorumluluklar

6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu'nun 14. maddesi işverene, işyerinde gerçekleşen iş kazalarına ilişkin kayıt tutma, rapor hazırlama ve olayı Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirme yükümlülükleri getirmiştir. Bu yükümlülükleri ihmal eden yönetim kurulu üyeleri idari para cezasıyla karşılaşır.

Kanunun 25/8. maddesi ise daha ağır bir yaptırım öngörür: işin durdurulduğu bir işyerinde izinsiz çalışma yaptıran işveren ya da işveren vekilleri hakkında hapis cezasına hükmedilir.

İşveren, işyerinde iş güvenliğinin gerektirdiği tedbirleri almak ve bu konuda gereken özeni göstermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihmal edilmesi sonucunda doğan zararlar bakımından cezai sorumluluk gündeme gelir.

İş Kazaları Bakımından Cezai Sorumluluk

İş kazasının tanımı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesinde yapılmıştır. Buna göre iş kazası; işyerinde ya da işle bağlantılı faaliyetler nedeniyle meydana gelen, ölümle sonuçlanan veya kişinin vücut bütünlüğünü bedenen yahut ruhen engelli hale getiren olayı ifade eder.

Bir olayın iş kazası sayılabilmesi, zarar gören kişinin sigortalı olmasına bağlıdır. Sigortalı bir işçinin işe başladığı ilk gün geçirdiği kaza dahi iş kazası niteliğindedir. Ayrıca işçinin belirli bir prim gün sayısını tamamlamış olması aranmaz.

Konunun tazminat boyutu için İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası başlıklı yazımıza bakılabilir.

Aynı Kanun'un 14. maddesi, kaza sonrasında işverene düşen görevleri sıralar. İşveren gerçekleşen bütün iş kazalarını kayıt altına almak, gerekli incelemeleri tamamlayarak bunlara ilişkin rapor düzenlemek ve olayı kazadan sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmek zorundadır. Bu görevlere aykırı davranan işveren idari para cezasıyla karşı karşıya kalır.

İşyerinde meydana gelen kaza sigortalının yaralanmasına veya ölümüne yol açmışsa, işverenin taksirle yaralama ya da taksirle öldürme suçlarından sorumluluğu doğabilir. Soyut işveren sıfatı anonim şirketlerde kurul üyelerinde toplandığından, bu suçların muhatabı da onlar olacaktır. Ancak sorumluluğun kurulabilmesi için üyelerin işyeri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri ihlal etmiş olmaları ve zararın da bu ihlalden kaynaklanması gerekir.

İşyeri Güvenliği Bakımından Cezai Sorumluluk

İş kazalarının doğurduğu ağır sonuçlar, mevzuatın işverene çok sayıda önleyici yükümlülük yüklemesine yol açmıştır. İş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması şeklinde genel bir adlandırmayla anılan bu başlık, birden çok alt yükümlülüğü kapsar. İşveren; işçiyi gözetip koruma, iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim verme, işçiyi izleyip denetleme, risklerle mücadele etme ve iş sağlığı ve güvenliği komisyonu kurma yükümlülükleri altındadır.

Anonim şirket yönetim kurulu eliyle yönetilip temsil edildiğinden, soyut işveren sıfatı şirketin kendisinde, somut işveren sıfatı ise yönetim kurulundadır. Bu yapı nedeniyle şirkette yaşanan iş kazalarından ötürü kurul üyelerinin cezai sorumluluğuna başvurulabilir. Bununla birlikte sorumlunun kim olduğu belirlenirken şirket içindeki görev ve yetki paylaşımının titizlikle incelenmesi zorunludur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/20438 E., 2015/13325 K. sayılı ve 14.09.2015 tarihli kararı bu noktaya ışık tutmaktadır. Karara konu uyuşmazlıkta kazanın gerçekleştiği şirket, sanıklar M.G. ve K.G. tarafından birlikte yönetilmektedir. Aralarındaki iş bölümü uyarınca K.G. şirketin ticari ilişkileri ve müşteri işlerinden, M.G. ise teknik ve idari işlerden sorumludur. Sorumluluk alanlarının önceden belirlenmiş olduğunu saptayan Yargıtay, olayda K.G.'ye kusur izafe edilemeyeceği sonucuna varmıştır.

Kurul üyeleri, gerek kanun ve yönetmelikte yer alan gerekse iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarınca bildirilen tedbirleri hayata geçirmekle yükümlüdür. Bu tedbirlerin alınmaması bir iş kazasına yol açarsa üyelerin sorumluluğu gündeme gelir. Burada suçun manevi unsuru, üyenin neticeyi öngörüp öngörmediğine göre farklılaşır. Netice hiç öngörülmemişse adi taksir söz konusudur; netice öngörülmüş ancak gerçekleşmeyeceğine duyulan güvenle önleyici bir adım atılmamışsa bilinçli taksir gündeme gelir. Bilinçli taksirin kabulü halinde hükmedilecek ceza daha ağırdır.

İşyeri güvenliğinin sağlanmamasından kaynaklanan kazalara verilebilecek en çarpıcı örnek, 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa'nın Soma ilçesinde yaşanan ve 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma Maden Faciası'dır. Kömür ocağında çıkan yangının yol açtığı bu olay, ülkemizde en fazla can kaybına neden olan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlara geçmiştir.

Olayın ilk derece yargılaması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmüş; mahkeme, Soma Kömür İşletmeleri yönetim kurulu başkanının da aralarında bulunduğu on dört sanık hakkında hapis cezası vermiştir. Dosya Yargıtay incelemesine taşındığında 12. Ceza Dairesi kararı hukuka aykırı bularak bozmuştur. İlk derece mahkemesi yönetim kurulu başkanını adi taksirden sorumlu tutmuşken, Yargıtay bilinçli taksirin bulunduğu ve dolayısıyla cezanın artırılması gerektiği yönünde karar vermiştir.

Müşterilerin Uğradığı Zararlar Bakımından Cezai Sorumluluk

Anonim şirketlerin güvenlik yükümlülüğü yalnızca çalışanlarla sınırlı değildir; hizmet sundukları müşterilerin güvenliği de bu kapsamdadır.

Hizmetin verildiği sırada bir yaralanma veya ölüm olayı yaşanırsa, yönetim kurulu üyeleri taksirle yaralama ya da taksirle öldürme suçlarından sorumlu tutulabilir. Bunun için üyenin görevini yerine getirirken gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması ve zararın da bu eksiklikten doğması gerekir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/14727 E., 2014/1491 K. sayılı ve 24.01.2014 tarihli kararına konu olayda bir müşteri, işyerinin asma katında mobilya incelerken, korkuluğu bulunmayan ve yalnızca aralarında yaklaşık bir metre boşluk bırakılmış kanepelerle çevrelenmiş açıklıktan aşağı düşmüştür. Yargıtay; boşlukların düşmeyi engelleyecek uygun tedbirlerle kapatılmamasını, bu bölümde aydınlatmadan yararlanılmamasını, müşterilerin asma kata çıkmasını önleyecek önlemlerin alınmamasını ve müşterilerin gözetim altında tutulmasını sağlayacak bir işyeri organizasyonunun kurulmamasını gerekçe göstererek işvereni kusurlu bulmuştur.

Sermaye Piyasası Kanunundan Doğan Cezai Sorumluluklar

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesi uyarınca, Kanun hükümlerine ve Sermaye Piyasası Kurulunun aldığı kararlara aykırı davranan yönetim kurulu üyeleri hakkında idari para cezası uygulanır.

SerPK'nın 106. maddesi ise içeriden öğrenenlerin ticaretini yaptırıma bağlamıştır. Sermaye piyasası araçlarının ya da ihraççıların fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcı kararlarını etkileme gücü taşıyan ve henüz kamuya açıklanmamış bilgilerden hareketle alım veya satım emri veren, verdiği emri değiştiren yahut iptal eden ve bu yolla kendisine veya bir başkasına menfaat sağlayan yönetim kurulu üyesi, hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır.

İcra ve İflas Kanunundan Doğan Cezai Sorumluluklar

Borca batık duruma düşen bir şirketin iflasının istenmesi kanuni bir zorunluluktur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 345/a maddesine göre, anonim şirket borca batık hale geldiği halde yönetim kurulu üyeleri iflas talebinde bulunmazsa, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine üyeler hakkında hapis cezasına hükmedilir.

İİK'nın 333/a maddesi ise alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket eden yöneticiyi hedef alır. Ticari işletmenin borçlarını bu kastla ödemeyerek alacaklıların zarar görmesine yol açan yönetim kurulu üyesi, hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Şirket hakkında suç duyurusunda bulunulduğunda soruşturma kime yöneltilir?

Suç duyurusu, işlendiği ileri sürülen bir fiilin savcılığa veya kolluğa bildirilmesidir. Şirket bünyesinde gerçekleşen bir suç bakımından duyuruda bulunulduğunda soruşturma tüzel kişiliğe değil, yönetim kurulu üyelerine yöneltilir. Bunun sebebi, şirketlerin tüzel kişi olması ve tüzel kişilerin cezai sorumluluk taşımamasıdır.

Yönetim kurulu üyeleri hangi yaptırımlarla karşılaşabilir?

Üyelerin cezai sorumluluğunun karşılığı olarak para cezasına hükmedilmesi mümkün olduğu gibi, fiilin niteliğine göre hapis cezası da verilebilir.

Şirkete kesilen idari para cezası üyeye yansıtılabilir mi?

Şirket ile yönetim kurulu üyesi arasında sözleşmesel bir ilişki mevcuttur ve üye, görevini ifa ederken gereken dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla şirket aleyhine idari para cezası kesilmesine sebep olan üyeye rücu edilebilir.

Şirket şüpheli sıfatını taşıyabilir mi?

Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu bulunmadığından soruşturma şirkete karşı yürütülmez; dolayısıyla şirketin şüpheli konumunda yer alması söz konusu olmaz.

Yönetim kurulu üyeliği, ticari bir görevin ötesinde doğrudan kişisel ceza riski taşıyan bir konumdur. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, kurul içinde görev dağılımının yazılı biçimde düzenlenmemiş olmasıdır; böyle bir belgenin yokluğunda soruşturma makamları bütün üyeleri aynı düzlemde değerlendirmeye eğilim gösterir. Yargıtay kararlarının da işaret ettiği üzere, açık ve önceden belirlenmiş bir yetki paylaşımı sorumluluğun bireyselleştirilmesinde belirleyici rol oynar.

Riskin yönetilebilmesi, ceza normlarının şirket iç işleyişine önceden yansıtılmasına bağlıdır. Somut bir yapı kurgulanırken şu başlıklar öncelikli olarak ele alınmalıdır:

  • TTK m. 367 çerçevesinde iç yönerge hazırlanarak yönetim yetkilerinin devri ve görev sınırlarının belgelendirilmesi
  • Ticari defter düzeni, açılış onayları ve envanter süreçlerinin TTK m. 562 kapsamındaki idari yaptırımlar gözetilerek denetlenmesi
  • İş sağlığı ve güvenliği uzmanı bildirimlerinin yazılı olarak kayda alınması ve alınan tedbirlerin izlenebilir biçimde belgelenmesi
  • Kişisel veri işleme faaliyetlerinin TCK m. 135-140 riskleri açısından gözden geçirilmesi ve saklama sürelerinin takibe bağlanması
  • Borca batıklık belirtileri ortaya çıktığında iflas bildirimi yükümlülüğünün zamanında değerlendirilmesi
  • Sermaye piyasasına açık şirketlerde içeriden öğrenilen bilgiye erişimin sınırlandırılması ve işlem yasaklarının izlenmesi

Independent Legal, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin karşılaştığı ceza soruşturmalarında savunma stratejisinin kurulmasından, sorumluluk risklerini azaltacak kurumsal yapıların oluşturulmasına kadar sürecin tamamında danışmanlık vermektedir.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara