Çek, muhatabı yalnızca bir banka olabilen ve Türk Ticaret Kanunu'nun öngördüğü katı şekil kurallarına bağlı bir kıymetli evraktır. Düzenleyen, bankaya yönelttiği bu yazılı talimatla belirli bir tutarın senedin gösterilmesi karşılığında ödenmesini ister ve senedi alacaklısına bırakır. Elinde çeki bulunduran kişi bedeli doğrudan muhatap bankadan talep edebileceği gibi, aksine bir kayıt yoksa senedi ciro yoluyla başkalarına da aktarabilir.
Ne var ki senedin hamilin iradesi dışında elinden çıkması her zaman ihtimal dahilindedir. Çalınma ya da kaybolma hallerinde senet yetkisiz kişilerin eline geçebilir; yanma, yırtılma veya benzeri sebeplerle tamamen ortadan kalkması da mümkündür. Senedin ibraz edilmesinin ya da üzerinde yazılı hakkın tespit edilmesinin bu tür nedenlerle imkânsızlaşmasına zıya (zayi olma) adı verilir. Kanun koyucu, böyle bir durumda yetkili hamilin haklarının boşlukta kalmaması için birtakım koruma yolları öngörmüştür; bunların en önemlisi çek iptal davasıdır.
İptal davası, zıyaa uğramış bir senet nedeniyle hamilin hak kaybına uğramasını önlemeye hizmet eder. Davada, yetkili hamil olduğunu ileri süren kişi senedin zayi olduğunu ortaya koyar ve iptalini talep eder; mahkeme zıya iddiasını yerinde bulursa çekin iptaline hükmeder. İptal kararını elde eden hamil, alacağını senedi ibraz etmeksizin ileri sürebilir ya da giderlerini üstlenmek kaydıyla yeni bir çek düzenlenmesini isteyebilir. Aşağıda bu sürecin aşamalarını uygulamaya dönük biçimde inceliyoruz.
Çek Kavramı ve Senette Aranan Zorunlu Unsurlar
İptal davasının konusu olabilecek bir senetten söz edebilmek için, elde bulunan belgenin Türk Ticaret Kanunu ile Çek Kanunu'nda öngörülen niteliklere sahip olması gerekir. Senedin geçerli bir çek sayılabilmesi için taşıması gereken unsurlar şunlardır:
- Belgeyi düzenleyen kişinin imzası ile senede bankaca tahsis edilmiş seri numarası
- Metnin içinde "çek" ibaresi; senet Türkçe dışında bir dille kaleme alınmışsa o dilde bu sözcüğün karşılığı
- Ödemeyi yapacak bankanın, yani muhatabın ticaret unvanı
- Herhangi bir kayda ya da şarta bağlanmamış biçimde belirli bir tutarın ödenmesine ilişkin havale
- Senedin düzenlendiği yer ve tarih ile ödemenin yapılacağı yer
- Belge üzerinde yer alması gereken karekod
Bu unsurların senet metninde doğrudan yer alması şarttır; bulunmadıkları hallerde ise Türk Ticaret Kanunu'nun tamamlayıcı hükümleri yardımıyla belirlenebilmeleri gerekir. Ne metinden ne de tamamlayıcı hükümlerden hareketle bu unsurlara ulaşılabiliyorsa ortada çek niteliği taşıyan bir senet yoktur ve böyle bir belge iptal davasına konu edilemez.
Bu başlıkla ilgili ayrıntılı açıklamalar için Çekte Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar konulu çalışmamıza bakılabilir.
Hangi Hallerde Çekin Zayi Olduğu Kabul Edilir?
Davanın açılabilmesi zıya olgusunun gerçekleşmesine bağlıdır. Senedin çalınması, kaybolması, yanması ya da yırtılması gibi nedenlerle bankaya sunulmasının önüne geçilmişse çek zayi olmuş sayılır.
Buna karşılık zıyadan söz edebilmek için senedin fiziken tümüyle yok olması veya hamilin elinden büsbütün çıkması aranmaz. Örneğin ıslanma sonucu senet üzerindeki yazıların okunamaz hale gelmesi de yeterlidir; zira böyle bir durumda senette somutlaşan hakkın tespiti mümkün olmaktan çıkar ve çek zayi olmuş kabul edilir.
Muhatap Bankaya Ödeme Yasağı Konulması
Senedin hamilin rızası dışında elinden çıkması, üçüncü kişilerin senedi ele geçirip kullanmasına zemin hazırlar. Çeki bulan ya da çalan kimsenin bunu muhatap bankaya sunarak bedelin kendisine ödenmesini istemesi pekâlâ mümkündür. Böyle bir sonucun önüne geçmek amacıyla, muhatap bankanın ödeme yapmaktan alıkonulması talep edilebilir. Mahkeme zıya iddiasını değerlendirerek bankanın ödemeden menedilmesine hükmedebilir. İhtiyati tedbir niteliği taşıyan bu karar uygulamada ödeme yasağı olarak anılır.
Burada önemli bir sınır bulunmaktadır: senedin tamamen yok olduğu hallerde ödeme yasağı istenemez. Bu tedbirin anlamı, bedelin yetkisiz bir kişiye ödenmesi riskini bertaraf etmektir; oysa senet ortadan kalkmışsa bankaya ibraz da söz konusu olamayacağından ödeme ihtimali baştan doğmaz.
Talep, ödeme yerindeki ya da hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesine yöneltilir. Mahkemenin kendiliğinden ödeme yasağına hükmetmesi mümkün değildir; karar ancak açık bir istem üzerine verilir. Bu istem iptal davasıyla aynı anda ileri sürülebileceği gibi, davadan önce ayrıca da dile getirilebilir. Yasak kararı verildikten sonra muhatap banka, senet kendisine ibraz edilse dahi ödeme yapamaz.
Senedi elinde bulunduran kişinin kimliği tespit edilebiliyorsa, mahkeme yetkili hamile iade davası açması için makul bir süre tanır. Bu süre içinde dava açılmadığı takdirde ödeme yasağı kaldırılır. Senedi ele geçirenin kim olduğu bilinmiyorsa iptal davası yoluna gidilebilecektir.
İptal Davasını Açma Yetkisi Kime Aittir?
Zıya halinde iptal talebini asliye ticaret mahkemesine taşıma yetkisi yetkili hamile aittir. Davayı açan kişinin, senedin zayi olduğunu ortaya koyan inandırıcı delilleri de mahkemeye sunması gerekir.
Uygulamada tartışma yaratan nokta, senedi düzenleyen keşidecinin bu davayı açıp açamayacağıdır. Yargıtay keşidecinin böyle bir yetkisi bulunmadığı görüşündedir; nitekim keşideci tarafından açılan iptal davaları reddedilmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.02.2019 tarihli ve 2017/5203 E., 2019/1679 K. sayılı kararı
"Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, zayi nedeniyle çek iptali davasının, işin niteliği ve meydana getireceği hukuki sonuçları itibariyle bu tür davayı açma yetkisinin hamile ait olduğu, keşidecinin bu yasal yükümlere dayanarak çek iptal davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. …davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına … oybirliğiyle karar verildi."
Davacı sıfatının yetkili hamile tanınmış olması, bu kişinin mutlaka senetteki hakkın gerçek sahibi ya da alacaklısı olmasını gerektirmez. Senedi tahsil cirosuyla devralan kimse de dava açabilir. Belirleyici ölçüt, hamilliğin kesintisiz ve düzgün bir ciro zincirine dayanıp dayanmadığıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.06.2017 tarihli ve 2015/15123 E., 2017/2747 K. sayılı kararı
"Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; senetlerin meşru hamilinin … Tekstil Şirketi olduğu, senet iptal davasını ancak senedin meşru hamilinin açabileceği, davacı bankanın sadece senedi tahsil cirosu ile aldığı, tipik ciro ile almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava, zayi olduğu iddia edilen çeklerin iptaline ilişkindir. Davacı banka tahsil cirosu ile çeki almakla vekil hamil olup, çekin zayi olması nedeniyle iptal davası açma yetkisini haizdir. Bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde davacının dava ehliyetinin olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır."
Üzerinde herhangi bir kayıt bulunmayan, henüz doldurulmamış çek yapraklarının çalınması veya kaybolması ise farklı bir durumdur. Bu ihtimalde çek defteri sahibinin iptal davası açamayacağı benimsenmektedir; çünkü doldurulmamış bir yaprak kambiyo senedi niteliği kazanmamıştır ve iptal davasının konusunu oluşturamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.04.2018 tarihli ve 2016/9861 E., 2018/3112 K. sayılı kararı
"Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, Şekerbank'a yazılan müzekkereye verilen cevapta davaya konu çeklerin henüz şubeye ibraz edilmemiş bedellerinin ödenmemiş olduğunun bildirildiği, boş çek yapraklarının kıymetli evrak vasfını taşımadığı, bu nedenle zayi nedeni ile iptal davasına konu edilemeyeceği, çekin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkının lehdar ve hamile tanınmış bir hak olduğu, keşidecinin bu yasal hükümlere dayanarak iptal davası açma hakkı bulunmadığı, somut durumda davaya konu kılınabilecek çekin çek vasfını kazandıktan sonra rıza hilafına elden çıkan çek olması gerektiği, bu hali ile davanın açılması şartının oluşmadığı, davacının dava açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığı, hukuki menfaatin dava şartı olduğu, dava şartının varlığı veya yokluğunun mahkemece re'sen araştırılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. …davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına … oybirliğiyle karar verildi."
Çekin Getirilmesi İçin İlan Yapılması
Dava açıldığında mahkemenin ilk işi, senedin gerçekten zıyaa uğrayıp uğramadığını tartmaktır. Zıya konusunda kanaate ulaşılırsa senedin iadesi amacıyla ilana çıkılır. İlan metninde senedi elinde bulunduran kişi iadeye çağrılır ve iade gerçekleşmediği takdirde iptal kararı verileceği hususu ihtar edilir.
Senedin getirilmesi için tanınacak süre en az üç ay, en çok bir yıldır ve bu aralık içinde takdir yetkisi mahkemeye aittir. Süre, ilk ilanın yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar. İlan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde üç kez yayımlanır; bununla birlikte mahkeme farklı ilan usullerine de hükmedebilir.
İlan üzerine senet mahkemeye teslim edilirse, yetkili hamile iade davası açması için süre tanınır. Bu süre boşa geçirilirse senet, mahkemeye sunan kişiye geri verilir ve daha önce konulmuş bir ödeme yasağı varsa kaldırılır. Tanınan süre içinde senet mahkemeye getirilmediği takdirde çekin iptaline karar verilir.
İptal Kararının Doğurduğu Sonuçlar
Mahkemenin iptale hükmetmesiyle senedin zayi olduğu hukuken sabit hale gelir. Bu andan itibaren bedelin senet ibraz edilerek talep edilmesi artık mümkün değildir.
Buna karşılık davayı açan hamil, çekte somutlaşan hakkını senetsiz olarak ileri sürebilir. Bunun yanında giderleri kendisi karşılamak koşuluyla yeni bir çek düzenlenmesini isteme imkânı da doğar.
Bu noktada altı çizilmesi gereken husus şudur: gerek hakkın senetsiz ileri sürülmesi gerekse yeni senet düzenlenmesinin talep edilmesi için mahkemeden karar alınmış olması gerekir. Senedin iptal edilmiş olması, bu yetkilerin kendiliğinden kullanılabileceği anlamına gelmez.
Nihayetinde, senedin herhangi bir biçimde zıyaa uğradığı anlaşıldığında zaman kaybedilmeden harekete geçilmesi, doğabilecek hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyicidir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Çek iptali süreçleri, görünüşte tek bir talepten ibaret olsa da uygulamada birden çok aşamanın doğru sırayla yürütülmesini gerektirir. Ödeme yasağının zamanında istenmemesi, senedin üçüncü kişilerce bankaya ibrazına ve bedelin yetkisiz bir kimseye ödenmesine yol açabilir. Benzer biçimde, davacı sıfatının hatalı belirlenmesi dosyanın esasa girilmeden reddedilmesiyle sonuçlanabilmektedir.
Zıya iddiasının somut delillerle desteklenmesi de sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Mahkemeler soyut beyanla yetinmemekte, senedin nasıl elden çıktığına ilişkin tutarlı bir olay örgüsü aramaktadır. Somut bir uyuşmazlıkta yol haritası kurulurken şu başlıkların öncelikle ele alınmasını öneriyoruz:
- Elde bulunan belgenin çek niteliğini gerçekten taşıyıp taşımadığının, zorunlu unsurlar yönünden baştan denetlenmesi
- Senedin fiilen yok olup olmadığına göre ödeme yasağı talebinin gündeme gelip gelmeyeceğinin belirlenmesi
- Hamilliğin dayandığı ciro zincirinin kesintisiz biçimde belgelendirilmesi ve tahsil cirosu ilişkisinin ortaya konması
- Zıya olgusunu destekleyen kolluk tutanağı, kayıp bildirimi ve benzeri kanıtların dava açılmadan önce toplanması
- İlan süresi boyunca senedin mahkemeye sunulma ihtimaline karşı iade davası stratejisinin önceden hazırlanması
- İptal kararının kesinleşmesinin ardından hakkın senetsiz ileri sürülmesi ya da yeni senet düzenlenmesi seçeneklerinden hangisinin tercih edileceğinin planlanması
Independent Legal, kıymetli evraktan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ödeme yasağı taleplerinden iptal davasının yürütülmesine ve kararın sonuçlarının hayata geçirilmesine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

