Bono, belirli bir meblağın ödeneceği taahhüdünü taşıyan ve Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) katı şekil şartlarına bağladığı bir kıymetli evrak türüdür. Ticari hayatta hem ödeme hem de kredi işlevi gören bu belge, günlük dilde senet olarak adlandırılır. Düzenleyen kişi, belirlenen tarihte ödemeyi gerçekleştireceğini üstlenerek belgeyi alacaklıya verir. Alacaklı ise senedi vadeye kadar elinde tutabileceği gibi, aksi kararlaştırılmadıkça üçüncü kişilere devretme imkânına da sahiptir.
Ne var ki senet her zaman hamilin iradesiyle elinden çıkmaz. Çalınma ya da kaybolma gibi hallerde belgenin başkalarının eline geçmesi riski doğar; senedin çeşitli sebeplerle yok olması da irade dışı elden çıkma olarak değerlendirilir. Senedin ibraz edilmesinin veya üzerinde yazılı hakkın saptanmasının bu tür nedenlerle olanaksız hale gelmesine zıya (zayi olma) denir.
Kanun koyucu, zıya halinde yetkili hamilin korunması amacıyla birtakım hukuki imkânlar öngörmüştür. Bunların başında senet iptal davası gelir. Bu davada, kendisini yetkili hamil olarak niteleyen kişi senedin zayi olduğunu kanıtlayarak iptalini ister. Mahkeme zıya konusunda ikna olursa senedin iptaline hükmeder. İptal kararının ardından hamil, alacağını senede dayanmaksızın ileri sürebilir veya masraflarını üstlenmek kaydıyla yeni bir senet düzenlenmesini talep edebilir.
Senet Nedir?
İptal yoluna gidilebilmesi için öncelikle Türk Ticaret Kanunu'nda aranan nitelikleri taşıyan bir senedin bulunması gerekir. Zorunlu unsurlar TTK m. 776'da düzenlenmiştir:
Türk Ticaret Kanunu m. 776
"Senet metninde 'bono' veya 'emre yazılı senet' kelimesini veya senet başka bir dilde yazılmışsa o dildeki karşılığını; kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini; vadeyi; ödeme yerini; kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını; düzenlenme tarihini ve yerini; düzenleyenin imzasını içermelidir."
Bu unsurların senette doğrudan yer alması ya da TTK'nın tamamlayıcı hükümleri yardımıyla belirlenebilmesi şarttır. Anılan unsurları taşımayan ve tamamlayıcı kurallar aracılığıyla da tespit edilemeyen belgeler iptal davasının konusunu oluşturamaz.
Konunun ayrıntısı için Senette Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar başlıklı çalışmaya bakılabilir.
Senet Hangi Hallerde Zıyaa Uğrar?
Davanın açılabilmesi senedin zayi olmuş olmasına bağlıdır. Belgenin çalınması, kaybolması, yırtılması ya da yanması gibi nedenlerle ibrazının olanaksızlaştığı durumlar zıya olarak kabul edilir.
Bununla birlikte zıyadan söz edebilmek için senedin tümüyle elden çıkmış veya yok olmuş olması aranmaz. Örnek vermek gerekirse, ıslanma sonucu senet üzerindeki yazıların okunamaz hale gelmesi belgede yer alan hakkın belirlenmesini imkânsızlaştıracağından, bu ihtimalde de senedin zayi olduğu sonucuna varılır.
Borçlu Hakkında Ödeme Yasağı İstenmesi
Belgenin hamilin iradesi dışında elden çıkması, onu ele geçiren üçüncü kişilerin bundan yararlanması tehlikesini beraberinde getirir. Nitekim kaybolan ya da çalınan bir senedi bulan veya çalan kişiler, belgeyi borçluya sunarak kendilerine ödeme yapılmasını isteyebilir. Bu ihtimalin önüne geçmek amacıyla borçlunun ödeme yapmasının yasaklanması istenebilir. Mahkeme, zıya iddiasını değerlendirerek borçlunun ödemeden menedilmesine hükmedebilir. İhtiyati tedbir niteliği taşıyan bu karar ödeme yasağı olarak adlandırılır.
Belirtmek gerekir ki senedin yok olduğu hallerde ödeme yasağı istenemez. Zira bu tedbirin amacı, bedelin yetkisiz bir kişiye ödenmesi riskini bertaraf etmektir; senet ortadan kalkmışsa borçluya ibraz edilmesi ve dolayısıyla ödeme yapılması zaten mümkün değildir.
Yasağın uygulanabilmesi için ödeme yerindeki ya da hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunulması gerekir. Böyle bir istem yoksa mahkemenin kendiliğinden ödeme yasağına hükmetmesi düşünülemez. Talep, iptal davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi davadan önce de yapılabilir. Yasak kararı verildiğinde borçlu, senet kendisine ibraz edilse dahi ödeme yapamaz. Borcundan kurtulmak isteyen borçlunun ise mahkemeden tevdi izni istemesi mümkündür. Mahkeme, vade geldiğinde ödemenin tevdi edilmesine izin verebilir; bu durumda tevdi yerinin de gösterilmesi gerekir. Tevdi yerine yapılan ödemeyle borçlu borcundan kurtulmuş sayılır.
Senedi elinde bulunduran kişinin kimliği biliniyorsa, yetkili hamile iade davası açması için uygun bir süre tanınır. Bu süre içinde dava açılmazsa mahkeme ödeme yasağını kaldırır. Buna karşılık senedi ele geçiren kişi bilinmiyorsa iptal davası yoluna gidilebilir.
Senet İptal Davasını Kim Açabilir?
Zıya halinde yetkili hamil, asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilir. Davacının, senedin zayi olduğunu ortaya koyan inandırıcı delilleri de mahkemeye sunması zorunludur.
Bu noktada tartışma yaratan husus, senedi düzenleyen keşidecinin dava açma imkânının bulunup bulunmadığıdır. Yargıtay'ın yaklaşımı keşideciye böyle bir yetki tanımamak yönündedir; nitekim keşidecinin başvurusuyla açılan iptal davaları uygulamada reddedilmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.03.2015 tarihli ve 2014/18823 E., 2015/3610 K. sayılı kararı:
"Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi olduğu bononun kargoda kaybolduğunu ileri sürerek, bononun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, TTK 818/s maddesi yollaması ile 757. maddesine göre zayi sebebiyle iptal davası açma hakkının hamile tanındığı, davacının bononun keşidecisi olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. …davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına … oybirliğiyle karar verildi."
Davanın yalnızca yetkili hamil eliyle açılabilmesi, davacının mutlaka hak sahibi yani senet alacaklısı olmasını gerektirmez. Senedi tahsil cirosuyla devralan kişi de dava açabilir. Belirleyici ölçüt, kesintisiz ve düzgün bir ciro zinciriyle senedin hamili konumuna gelinip gelinmediğidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2017 tarihli ve 2016/8623 E., 2017/7053 K. sayılı kararı:
"Dava, zayi nedeniyle bono iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının meşru hamil olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamından, davacı bankanın iptali istenen bonoyu tahsil cirosu ile devraldığı ve vekil hamil sıfatına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Tahsil cirosu, senedin bedelinin tahsili ile buna bağlı hakları koruyucu işlemleri yapmaya yönelik temsil yetkisinin kıymetli evraka özgü bir görünüş şekli olduğundan, vekil hamil konumundaki bankanın üçüncü şahıs elindeki senedin iadesini talebe veya zayi nedeniyle iptalini istemeye hakkı vardır. Bu durumda, mahkemece, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir."
Senedin Getirilmesine İlişkin İlan Yapılması
Dava açıldığında mahkemenin ilk işi, senedin gerçekten zıyaa uğrayıp uğramadığını incelemektir. Zıya konusunda olumlu bir kanaate ulaşılırsa senedin iadesi için ilana çıkılır. İlanda, belgeyi elinde bulunduran kişi iadeye çağrılır ve iade gerçekleşmediği takdirde senedin iptal edileceği ihtar edilir.
Senedin getirilmesi için tanınacak süre en az üç ay, en çok bir yıldır; bu aralıkta takdir yetkisi mahkemeye aittir. Vadesi dolmuş senetlerde zamanaşımının dolmasına üç aydan az bir zaman kalmış olması halinde mahkemenin daha kısa bir süre tayin etmesi de mümkündür. Sürenin başlangıcı, vadesi gelmiş senetlerde ilk ilan günü; vadesi henüz gelmemiş senetlerde ise vadenin dolduğu tarihtir. İlan, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde üç defa yayımlanır; bununla birlikte mahkeme farklı ilan yöntemlerine de hükmedebilir.
İlan üzerine senet mahkemeye teslim edilirse, yetkili hamile iade davası açması için süre verilir. Hamil tanınan süre içinde bu davayı açmadığı takdirde senet, belgeyi mahkemeye ulaştıran kişiye iade edilir ve varsa ödeme yasağı sona erdirilir.
Tanınan süre içinde senet mahkemeye sunulmadığı takdirde iptal kararı verilir.
Konuyla bağlantılı olarak Tüketici Senetlerinin İadesi başlıklı çalışma da incelenebilir.
Senet İptal Kararı ve Sonuçları
Mahkemenin iptale hükmetmesiyle senedin zayi olduğu ispatlanmış olur. Bu nedenle artık zayi senedin ibrazı yoluyla ödeme istenmesi mümkün değildir. Buna karşılık davayı açan kişi, senette yer alan hakkı senede dayanmadan ileri sürebilir. Giderleri üstlenmesi kaydıyla yeniden senet düzenlenmesini istemesi de önü açık bir imkândır.
Ancak altı çizilmesi gereken bir nokta vardır: hakkın senetsiz ileri sürülebilmesi ve yeni senet düzenlenmesinin istenebilmesi için mahkemeden karar alınması gerekir. Senedin iptal edilmiş olması, bu yetkilerin kendiliğinden kullanılabileceği anlamına gelmez.
Netice itibarıyla senedin herhangi bir biçimde zıyaa uğraması halinde hızlı hareket edilmesi ve muhtemel hak kayıplarının önlenmesi büyük önem taşır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Senet iptali dosyalarında sonucu belirleyen unsur çoğu zaman esasa ilişkin tartışma değil, zamanlamadır. Zıyanın öğrenildiği andan itibaren ödeme yasağı istenmemişse, senedi ele geçiren kişinin borçluya başvurup tahsil yapması ihtimali fiilen açık kalır. Bu nedenle uygulamada tedbir talebinin iptal davasından önce ya da en azından dava dilekçesiyle eşzamanlı olarak ileri sürülmesi tercih edilmektedir.
Sürecin kurgulanmasında öne çıkan hususlar şunlardır:
- Davacının ciro zinciri içindeki konumunun, tahsil cirosu ihtimali de gözetilerek belgelenmesi
- Keşideci sıfatıyla dava açılamayacağı yönündeki yerleşik yaklaşımın baştan dikkate alınması
- Zıyayı ortaya koyan delillerin (kargo kaydı, tutanak, bildirim, tanık beyanı gibi) dava açılmadan önce toplanması
- Ödeme yasağı talebinin, senedin tümüyle yok olduğu hallerle karıştırılmaması
- İlan süresinin başlangıcının, senedin vadesinin gelip gelmediğine göre ayrı ayrı hesaplanması
- İptal kararı sonrasında hakkın senetsiz ileri sürülmesi ya da yeni senet düzenlenmesi için ayrıca karar alınması gerektiğinin unutulmaması
Independent Legal, kıymetli evraktan doğan uyuşmazlıklarda ödeme yasağı taleplerinden iptal davalarının yürütülmesine kadar sürecin bütününde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

