Karşılıksız bir kazandırma yaratan bağışlama, kurulduğu anda taraflar arasında kalıcı bir denge oluşturmaz. Sonradan ortaya çıkan kimi gelişmeler karşısında hakkaniyet, kazandırmanın geri alınabilmesini gerektirir. Bu gelişmelerin bir bölümü bağışlanandan kaynaklanır: yapmaması gereken bir davranışta bulunması ya da üstlendiği yükümlülüğü ifa etmemesi gibi. Diğer bölümü ise bağışlayanın mali tablosundaki köklü değişikliklerdir.
Kanun koyucu meseleyi tek bir hükümde toplamak yerine, tamamlanmış bağışlamaların geri alınması ile henüz ifa edilmemiş bağışlama sözünün geri alınmasını iki ayrı başlık altında düzenlemiştir. Uygulamada geri alma ile bağışlamadan dönme aynı kurumu anlatan iki ifadedir. Bu yetki kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan devredilemez ve kural olarak terekeye dahil olmaz; kanun, yalnızca sınırlı sayıda halde mirasçıların da yetkiyi kullanmasına imkân tanımıştır. Sebebin öğrenildiği andan itibaren işleyen bir yıllık süre ise hak düşürücü niteliktedir.
Bu bilgi notunda geri alma yetkisinin niteliğini, kanunda öngörülen dönme sebeplerini, süre rejimini, mirasçıların konumunu ve bağışlama sözünün kendiliğinden düşmesi halini ele alıyoruz. Sözleşmenin kuruluşu ve türleri ise Bağışlama Sözleşmesi başlığı altında incelenmesi gereken ayrı bir konudur.
Geri Alma Yetkisinin Hukuki Niteliği
Geri alma, yenilik doğuran haklar kategorisinde yer alır. Dar anlamda kullanıldığında, daha önce açıklanmış bir irade beyanının hüküm ifade etmesinin önüne geçilir; beyan sahibi açıklamasının sonuç doğurmasını engeller. Geniş anlamda geri almada ise devre dışı bırakılan şey beyan değil, kurulmuş hukuki işlemin kendisidir; bu yönüyle yetki ancak tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde işlerlik kazanır.
İki görünüm arasındaki bir diğer ayrım sebep bakımından ortaya çıkar. Dar anlamda geri almada herhangi bir gerekçe gösterilmesi aranmazken, geniş anlamda geri almanın sonuç doğurabilmesi mutlaka kanunda öngörülmüş bir sebebe dayandırılmasına bağlıdır. Geri alma açıklaması varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı olduğundan muhatabın hâkimiyet alanına ulaştığı anda hüküm doğurur ve işlemi geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır.
Elden Bağışlamada ve İfa Edilmiş Bağışlama Sözünde Geri Alma
Aşağıda incelenecek sebeplerden birinin gerçekleşmesi, bağışlama konusunun iadesinin istenmesine imkân verir. Ne var ki iade borcunun kapsamı sınırlıdır: geri verilecek olan, kazandırmanın bağışlananın malvarlığında hâlen mevcut olan kısmıdır. Kazandırma malvarlığında bir karşılık bırakmamışsa talep edilebilecek bir unsur da yoktur.
Ağır Bir Suçun Bağışlayana ya da Yakınlarına Yöneltilmesi
Sebeplerin ilki, bağışlananın bağışlayana ya da onun yakınlarından birine yönelik ağır nitelikte bir suç işlemesidir. Burada aranan, suçun bağışlamanın kurulmasından sonraki bir tarihte işlenmiş olmasıdır.
Bu sebebe dayanılabilmesi için bağışlanan hakkında mahkûmiyet hükmü bulunması, hatta bir kovuşturma başlatılmış olması dahi gerekmez. Doktrindeki hâkim görüşe göre şikâyet hakkının kullanılmaması da yetkiyi ortadan kaldırmaz.
Kanun metninde suçun ağırlığına vurgu yapılmakla birlikte, öğretide bu ağırlığın belirleyici olmadığı kabul edilmektedir. Bu anlayış doğrultusunda, ruh ve beden bütünlüğüne yönelen ihlaller, saygınlık ve onura yapılan saldırılar, kaba ve sert sözler ile saygısız davranışlar da geri almaya elverişli sayılabilmektedir.
Yakınlık kavramının dar yorumlanmaması gerektiği genel olarak kabul edilir; bağışlayanla kan bağı bulunmayan nişanlısı veya çok yakın arkadaşları da bu kapsama girebilir.
Kanundan Doğan Yükümlülüklere Önemli Ölçüde Aykırı Davranılması
İkinci sebep, bağışlananın bağışlayana ya da ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesidir; böyle bir durumda bağışlama konusunun iadesi istenebilir.
Hükmün kapsamına yalnızca önem taşıyan yükümlülükler girer ve bir yükümlülüğün bu düzeye ulaşıp ulaşmadığının takdiri her uyuşmazlıkta hâkime aittir. Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan eşin tutumu genel olarak bu başlık altında değerlendirilmektedir.
Buna karşılık kanunun doğrudan tanıdığı yetkilerin kullanılması aynı sonucu doğurmaz. Boşanma davası açılması veya nafaka talebiyle mahkemeye başvurulması bu türden haklardandır ve bağışlamanın geri alınmasına gerekçe oluşturmaz.
Yüklemeli Bağışlamada Yüklemenin İfa Edilmemesi
Yüklemeli bağışlamada bağışlanan, haklı bir sebep bulunmaksızın yüklemeyi yerine getirmezse bağışlayan iade talebinde bulunabilir. Belirleyici olan, ifa etmemenin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığıdır. Aşağıdaki hallerde yüklemenin ifa edilmemesi haklı kabul edilir ve bağışlamadan dönülemez:
- Yüklemenin gerektirdiği gidere kıyasla bağışlama konusunun değerinin daha yüksek olması
- Yüklemenin ifasının kusursuz biçimde imkânsız hale gelmesi
- Yüklemenin yerine getirilmesine bizzat bağışlayanın engel olması
Yükleme, bağışlamanın karşılığını oluşturan bir edim niteliği taşımaz. Buna rağmen öğretide, geri alma yetkisi kullanılmadan önce karşı tarafa uygun bir ek süre tanınması gerektiği kabul edilmektedir.
İfa Edilmemiş Bağışlama Sözünde Dönme ve İfadan Kaçınma
Yukarıda sayılan sebeplerden biri gerçekleştiğinde henüz ifa edilmemiş bir bağışlama sözü de geri alınabilir. Kanun bunlara ek olarak, yalnızca yerine getirilmemiş söz bakımından iki imkân daha tanımıştır.
İlki mali tabloya ilişkindir: ekonomik durumu verdiği sözü karşılayamayacağı ölçüde değişen bağışlayan, henüz ifa etmediği sözden dönebilir.
İkincisi aile yükümlülükleriyle ilgilidir: söz verildikten sonra bağışlayanın omuzlarına yeni aile yükümlülükleri binmiş ve ekonomik koşulları ağırlaşmışsa söz geri alınabilir. Uygulamada bu duruma verilen en tipik örnek, bağışlama sözü veren kişinin sonradan çocuk sahibi olmasıdır.
Bağışlama Hükümleri Dışında Kalan Geri Alma Sebepleri
Buraya kadar ele alınan sebepler bağışlama sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Mevzuatın başka yerlerinde yer alan bazı kurumlar da sonuç itibarıyla kazandırmanın geri alınmasını sağlar.
Yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlıklarına dayalı iptal davası, tenkis davası, muvazaa iddiasıyla bağışlamanın iptali istemi ve nişanın bozulmasında hediyelerin iadesi bu kapsamdadır. Her birinde bağışlama, kendi hükümleri dışındaki bir mekanizmayla geri alınır. Konu, Sözleşmenin Hata Hile Korkutma Sebebiyle Geçersizliği başlığı altında ayrıca ele alınmalıdır.
Geri Alma Yetkisinin Kullanılmasında Süre
Bağışlayan, geri almayı haklı kılan sebebi öğrendiği günden itibaren bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü niteliktedir; geçmesiyle yetki tümüyle sona erer.
Mirasçıların Geri Alma Yetkisi
Yetkinin kişiye bağlı olduğunu ve kural olarak mirasçılara intikal etmediğini yukarıda belirtmiştik. Ne var ki kimi durumlarda mirasçıların da bu yetkiden yararlanması hakkaniyetin gereğidir; kanun bu ihtiyaç için ayrıca düzenleme yapmıştır.
Bağışlayan, kendisine tanınan bir yıllık süre dolmadan hayatını kaybederse yetki mirasçılarına intikal eder. Mirasçılar, söz konusu sürenin dolmasına kadar geri alma beyanında bulunabilirler.
Sebebin bağışlayan tarafından sağlığında hiç öğrenilmemiş olması halinde hesap farklı işler: mirasçılara, ölüm tarihinden başlayan bir yıllık süre tanınır.
Nihayet bağışlayanın bağışlanan tarafından öldürülmesi halinde de mirasçılara geri alma imkânı tanınmıştır. Kanun burada açıkça hukuka aykırılık aradığından, meşru müdafaa gibi bir hukuka uygunluk sebebi varsa hükme dayanılamaz. Mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğu ise Mirasçıların Miras Bırakanın Borçlarından Sorumluluğu başlığının konusudur.
Bağışlama Sözü Vermenin Kendiliğinden Düşmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 296/2, bağışlama sözü veren kişinin borcunu ödeme güçsüzlüğünün belirlenmesi veya iflasına karar verilmesi halinde ifa yükümlülüğünün ortadan kalkacağını hükme bağlamıştır.
Bu ihtimalde bağışlama kendiliğinden hükümden düşer; sonucun doğması için ne bir iptal davasına ne de ayrıca yapılacak bir geri alma açıklamasına ihtiyaç vardır. Malvarlığının sonradan iyileşmesi tabloyu değiştirmez, düşen söz yeniden canlanmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Yükleme ifa edilmezse tazminat da istenebilir mi?
Yüklemenin ifa edilmemesi bağışlayana yalnızca geri alma imkânı verir. Bağışlanan bakımından doğacak tek hukuki sonuç ise sözleşme ilişkisinin sona ermesidir; buna ek bir tazminat borcu gündeme gelmez.
Boşanma davası geri alma sebebi olur mu?
Eşin aileye karşı yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi geri alma sebebi oluşturabilir. Ancak boşanma davası açmak kanunun eşe tanıdığı bir yetkidir; yapılmış bir bağışlama ya da verilmiş bir söz yalnızca bu gerekçeyle geri alınamaz.
Yetkiyi mirasçılar hangi hallerde kullanabilir?
Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölmüşse ya da sebebi sağlığında öğrenememişse yetki mirasçılara geçer. Burada ikili bir ayrım yapılır: sebep sağlığında öğrenilmişse mirasçılar bağışlayana tanınan bir yıllık sürenin sonuna kadar, öğrenilememişse ölüm tarihinden itibaren bir yıl içinde beyanda bulunabilir.
İflas halinde ayrıca beyan gerekir mi?
Gerekmez. İflas halinde bağışlama sözü kendiliğinden hükümsüzleşir; sözü veren kişinin bu yönde ek bir açıklama yapmasına ihtiyaç yoktur.
Evliliğin sona erme biçimi sonucu değiştirir mi?
Yargıtay içtihatlarına göre evlilik aldatma nedeniyle sona ermişse yapılan bağışlamadan dönülebilir. Buna karşılık evliliğin şiddetli geçimsizlik sebebiyle sona ermesi, bağışlamanın geri alınması için yeterli bir gerekçe sayılmamaktadır.
Mirasın reddi bağışlama sayılır mı?
Hayır. Bağışlama iki taraflı, mirasın reddi ise tek taraflı bir hukuki işlemdir; bu yapısal fark nedeniyle ret bağışlama sayılmaz.
Görevli mahkeme hangisidir?
Bu uyuşmazlıklarda görev Asliye Hukuk Mahkemesine aittir ve kazandırmanın eşler arasında yapılmış olması sonucu değiştirmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18.01.2018 günlü, 2017/17009 E. ve 2018/356 K. sayılı kararında bu yaklaşımı benimsemiştir:
"Düğünde takılan ziynetlerin iadesine dair isteğin ise, Borçlar Kanunu madde 295 uyarınca bağışlamanın geri alınması hukuki sebebine dayanması halinde görevli mahkeme aile mahkemesi değil, genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesi olacaktır.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında ise; davacının bağıştan rücu sebebiyle düğün merasiminde davalı kadına takılan ziynet eşyalarına dair alacak talepleri yönünden yukarıdaki açıklamalar da gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'ndan kaynaklandığı ve bu talepler yönünden görevli mahkemenin ise Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmalıdır."
Independent Legal Değerlendirmesi
Bu uyuşmazlıklarda dosyanın kaderini çoğu zaman esasa ilişkin tartışmalar değil, sürenin doğru hesaplanması belirler. Hak düşürücü sürenin başlangıcı olan öğrenme anı belgelenemediğinde, sebep ne kadar güçlü olursa olsun talep karşılıksız kalır. İade borcunun kalan değerle sınırlı tutulması da, beyanın gecikmesi halinde kararın uygulanabilirliğini fiilen ortadan kaldırır.
Nitelendirmenin baştan doğru yapılması da en az süre kadar önemlidir; aynı maddi olay geri alma, muvazaa ve tenkis çerçevesinde ayrı ayrı ele alınabilir. Yol haritası kurulurken şu başlıklar önceliklendirilmelidir:
- Geri alma sebebinin öğrenildiği tarihin yazışma, tutanak veya resmi kayıtla ortaya konması
- Kazandırmanın elden bağışlama mı, ifa edilmemiş söz mü olduğunun netleştirilmesi
- Yüklemeli bağışlamalarda ifa etmemenin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığının analizi
- Geri alma beyanının muhataba ulaştığının ispatlanabilir biçimde belgelenmesi ve bağışlayanın ölümü halinde mirasçı süresinin başlangıcının tespiti
- Talebin tenkis, muvazaa veya irade sakatlığı temelinde ileri sürülmesinin daha elverişli olup olmadığının tartılması
Independent Legal, bağışlamadan doğan uyuşmazlıklarda geri alma beyanının hazırlanmasından iade davasının yürütülmesine kadar danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

