Independent LegalIndependent Legal

Gayrimenkul Hukuku

Gayrimenkul Hukuku

Bağlantılı Sözleşme Yasağı: Kiracıya Yüklenen Ek Taahhütlerin Akıbeti (TBK m.340)

Kira ilişkisinin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının kiralananın kullanımıyla ilgisi bulunmayan bir borcu üstlenmesine bağlanabilir mi? TBK m.340 kapsamında geçersiz sayılan ek düzenlemeleri, geçerli kalabilecek protokolleri ve yasağa aykırılığın sonuçlarını ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Gayrimenkul HukukuOkuma 7 dk

Kira ilişkisi tarafların hak ve borçlarını karşılıklı olarak belirleyen bir yapı kursa da, konut ve çatılı işyeri kiralarında bu yapının etrafı kiracıyı gözeten emredici kurallarla çevrilidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 340. maddesinde düzenlenen bağlantılı sözleşme yasağı bu koruyucu kuralların başında gelir. Anılan hüküm uyarınca, kiralananın kullanımıyla doğrudan bağı bulunmayan ve kiracıya ilave bir borç yükleyen anlaşmalar kural olarak hükümsüzdür.

Pratikte bu yasağa temas eden pek çok örnekle karşılaşılır: kiracıdan asıl sözleşmeye ek taahhütnameler alınması, belirli hizmetlerin satın alınmasının zorunlu tutulması ya da kira ilişkisiyle ilgisi kurulamayan ödemelerin kiracının sırtına yıkılması bunların başlıcalarıdır.

Bu bilgi notunda, kiracının konumunu ağırlaştıran ek düzenlemelerin hangi hallerde hükümsüz sayıldığını, hangi protokollerin buna karşın ayakta kalabildiğini ve yasağa aykırılığın doğurduğu sonuçları TBK m.340 ile yerleşik uygulama esasları çerçevesinde inceliyoruz.

TBK m.340 Düzenlemesi ve Koruma Amacı

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıyı koruyan emredici hükümlerden biri, Türk Borçlar Kanunu'nun 340. maddesinde yer almaktadır:

TBK Madde 340 – Bağlantılı sözleşme
"Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir."

Hükmün kapsamı açıktır: kira ilişkisinin kurulduğu veya sürdürüldüğü aşamada kiracıya, asıl sözleşmeyle doğrudan bağı olmayan bir borç ya da yükümlülük getiren ek anlaşmalar kural olarak yasaklanmıştır. Kanun koyucunun buradaki hedefi iki yönlüdür; kiracının kira ilişkisi bahane edilerek ekonomik veya hukuki bakımdan sıkışık bir konuma itilmesinin önüne geçmek ve sözleşmedeki dengeyi ayakta tutmak.

Ek Sözleşme (Ek Protokol) Kavramı

Ek sözleşme düzenlenmesi kural olarak serbesttir ve hukuken sonuç doğurur. Buradaki ölçüt metnin varlığı değil içeriğidir: düzenleme emredici hükümlerle çatışmamalı ve kiracıya yeni bir külfet yüklememelidir. Bu nedenle geçerlilik incelemesinde tarafların uzlaşmış olması tek başına yeterli görülmez; metnin kira ilişkisiyle doğrudan bağlantılı olup olmadığı ve kiracıya ilave bir yük getirip getirmediği ayrıca sorgulanır.

Sözleşmeye Sonradan Eklenen Düzenlemeler

Kira sözleşmesine sonradan ek hükümler yerleştirilmesi, tarafların uzlaşması halinde mümkündür. Bu ek düzenleme; bedelin yeniden saptanması, kullanım koşullarının farklılaştırılması, yan giderlerin paylaştırılması ya da metindeki belirsiz noktaların açıklığa kavuşturulması gibi konularda gündeme gelebilir.

Buna karşılık sonradan eklenen hükümler kiracı bakımından olumsuz bir sonuç yaratıyorsa geçersiz sayılabilir. Özellikle ilişki devam ederken kiracıya yeni mali yükümlülükler bindiren veya mevcut borçlarını büyüten düzenlemeler, taraflarca benimsenmiş olsalar bile hukuki sonuç doğurmayabilir.

Ek Sözleşmenin Hukuki Niteliği

Ek sözleşme, asıl kira sözleşmesinden kopuk bir metin değil onun ayrılmaz bir parçasıdır ve asıl sözleşmeyle birlikte değerlendirilir. Bunun doğal sonucu olarak ek metindeki hükümler de kira ilişkisine hâkim emredici kurallara tabidir. Ek düzenlemenin ayrı bir belge halinde kaleme alınmış olması, kanuni sınırlamaların uygulanmasını engellemez.

Nitelik belirlenirken belgeye verilen ad ya da seçilen biçim değil, taşıdığı içerik esas alınır. Bir metnin başına "ek protokol" veya "taahhütname" yazılmış olması, kiracıya yük bindiren bir hükmü geçerli kılmaz. Kanunla çatışan kayıtlar, belgenin adı ne olursa olsun hükümsüz kabul edilir.

Kiracı Aleyhine Geçersiz Sayılan Ek Düzenlemeler

Sonradan eklenen hükümler tarafların karşılıklı iradesinden doğmuş olsa bile, kiracıya yeni yükümlülükler getirdikleri ölçüde hukuken sonuç doğurmayabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca, kira ilişkisiyle doğrudan bağı bulunmayan ya da kiracının borçlarını ağırlaştıran ek kayıtlar, üzerinde uzlaşılmış olsa dahi bağlayıcılık kazanmaz.

Ek Protokolle Yeni Borç veya Ceza Getirilmesi

Sonradan imzalanan bir protokolle kiracıya yeni bir borç ya da cezai şart yüklenmesi, kiracı aleyhine sonuç doğurduğu ölçüde geçersiz sayılabilir. Sözleşmenin başlangıcında yer almayan bir ödeme yükümlülüğünün sonradan metne eklenmesi veya belirli bir davranışa bağlı olarak kiracıya ek ceza öngörülmesi, kanunun koruyucu hükümleriyle çelişebilir.

Bu nedenle ilişki sürerken kiracıdan ilave bir ödeme ya da ceza tahsil edilmek istenmesi, ilgili kayıt sözleşmede açıkça yer alsa bile hukuken kabul görmeyebilir. Değerlendirmede belirleyici olan iki ölçüt vardır: getirilen yükümlülüğün kira ilişkisiyle doğrudan bağlantısı bulunup bulunmadığı ve kiracı bakımından ağırlaştırıcı bir etki yaratıp yaratmadığı.

Bedeli Yükselten Ek Düzenlemeler

Kira bedelinin artırılması mümkündür; ancak artışın kanuni sınırlar içinde kalması gerekir. Kanunda belirlenen artış eşiğini aşan bir yükseltmenin ek protokolle kararlaştırılması halinde, bu düzenleme geçersiz kabul edilir.

Uygulamada sıkça görülen tablo şudur: kira ilişkisi devam ederken kiracıdan bir ek protokol imzalaması istenir ve bu metinle bedel, yasal tavanın üzerine çıkarılır. Böyle bir düzenleme imza altına alınmış olsa dahi bağlayıcı değildir; bedel yalnızca kanunun izin verdiği sınır içinde geçerlilik taşır.

Kiracıya Ek Masraf veya Gider Aktarılması

Sonradan yapılan düzenlemelerle kiracıya yeni masraf veya gider yüklenmesi belirli sınırlar içinde mümkündür. Buna karşılık kanunen kiraya verenin üstlenmesi gereken kalemlerin kiracıya aktarılması halinde, bu tür kayıtlar geçersiz kabul edilir.

Taşınmazın kapsamlı onarımına, yapısal yenilenmesine ya da değerini artırmaya yönelik harcamaların kiracıya yıkılmasını öngören ek düzenlemeler, taraflarca kararlaştırılmış olsa bile hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle sonradan eklenen gider kayıtları incelenirken, söz konusu masrafın niteliği ile kanunun öngördüğü sorumluluk dağılımı birlikte gözetilmelidir.

Ayakta Kalabilecek Ek Düzenlemeler

Kira sözleşmesine sonradan eklenen her hüküm, kiracı aleyhine olduğu varsayımıyla hükümsüz sayılmaz. Türk Borçlar Kanunu'nun 340. maddesi yalnızca iki kategoriyi yasaklamaktadır: kiracıya yeni yükümlülük getirenler ve kira ilişkisiyle doğrudan ilgisi bulunmayanlar. Kiracının yararına olan ya da tarafların ortak menfaatine hizmet eden ek düzenlemeler ise yapılabilir.

Kiracı Lehine Kurulan Ek Sözleşmeler

Kiracının lehine sonuç doğuran ek sözleşmeler, kanunun koruma amacıyla örtüştüğü için kural olarak geçerli kabul edilir. Bedelin indirilmesi, ödeme vadesinin genişletilmesi, belirli bir dönem boyunca artış yapılmayacağının kararlaştırılması ya da kiracıya ilave kullanım imkânı tanınması bu nitelikteki düzenlemelere örnektir.

Bu tür kayıtlar kira ilişkisinin taraflar arasında daha dengeli yürütülmesine katkı sağlar ve genellikle ortak iradeyle oluşturulur. Kiracının borçlarını hafifleten veya haklarını genişleten düzenlemelerin geçerliliği önünde kanuni bir engel bulunmamaktadır.

Tarafların Ortak Yararına Hizmet Eden Kayıtlar

Her iki tarafın da menfaatine hizmet eden hükümler de sözleşmeye sonradan eklenebilir ve hukuken sonuç doğurur. Kiralananın korunmasına, kullanım biçiminin düzenlenmesine veya ilişkinin daha sağlıklı sürdürülmesine yönelik kayıtlar, ortak yarara hizmet ettikleri ölçüde geçerlilik kazanır.

Bakım ve kullanım kurallarının belirlenmesi, taşınmazın hangi saatlerde kullanılacağına ilişkin düzenlemeler yapılması ya da ortak alanların kullanım esaslarının netleştirilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Kira ilişkisinin işleyişini kolaylaştıran bu tür hükümler, kiracıya ilave bir külfet yüklemedikleri sürece taraflar arasında geçerli biçimde uygulanabilir.

Yasağa Aykırı Ek Sözleşmenin Sonuçları

Kiracının aleyhine işleyen ek kayıtlar, Türk Borçlar Kanunu'nun emredici hükümleriyle çatıştıkları ölçüde hukuki sonuç doğurmaz. Böyle bir metnin taraflarca imzalanmış olması onu geçerli kılmaz. Kanun koyucu, kiracıyı korumak amacıyla bu alanı sınırlamış ve yasağa aykırı düzenlemelerin hükümsüz sayılacağını açıkça hüküm altına almıştır.

Ek Düzenlemenin Baştan Geçersiz Sayılması

Kiracıya yeni bir yükümlülük getiren ya da kira ilişkisiyle doğrudan bağı bulunmayan bir ek kayıt, kurulduğu andan itibaren hükümsüzdür. Başka bir deyişle böyle bir hüküm hiç düzenlenmemiş gibi ele alınır ve taraflar için bağlayıcı bir sonuç yaratmaz.

Bu durumda kiraya verenin geçersiz bir kayda dayanarak kiracıdan ödeme istemesi veya onun borçlarını genişletmesi mümkün değildir. Kiracı, hükümsüz bir düzenlemeye dayanılarak kendisinden istenen edimi yerine getirmekle yükümlü olmadığı gibi, bu kayıt nedeniyle yaptığı ödemelerin geri verilmesini de talep edebilir.

Geçersiz Kaydın Yerini Kanuni Düzenlemenin Alması

Bir ek hüküm geçersiz kabul edildiğinde, onun bıraktığı boşluk doğrudan kanundaki düzenlemeyle doldurulur. Bu sonuç özellikle kira bedeli, yan giderler ve cezai şart başlıklarında belirginleşir.

Örneğin kanunen kiraya verene ait olan bir giderin kiracıya yüklenmesi yönünde bir kayıt konulmuşsa, bu hüküm geçersiz sayılır ve söz konusu masrafın hangi tarafça karşılanacağı kanuni düzenlemelere göre belirlenir. Bu nedenle sözleşmeye eklenen protokollerin hukuki geçerliliğinin baştan titizlikle incelenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından büyük önem taşır.

İlgili Başlıklar

Kira ilişkisinde kiracının aleyhine cezai şart öngörülmesine ilişkin yasak; kira borcunun ifası, sözleşme hükümlerinin geçerliliği ve kiracıyı koruyan emredici düzenlemeler bakımından ayrı bir ağırlık taşır. Konuyla bağlantılı olarak aşağıdaki başlıklar da incelenebilir:

  • Kira Artış Oranı Nasıl Belirlenir? (TBK m.344)
  • Kira Bedelinin Uyarlanması Davası: Şartları ve Dava Süreci (TBK m.138)
  • Kira Sözleşmesi Nedir? Türleri ve Hukuki Niteliği
  • Kiracı Aleyhine Cezai Şart Yasağı (TBK m.346)

Bağlantılı sözleşme yasağına ilişkin uyuşmazlıklarda tartışma, çoğunlukla belgenin imzalanıp imzalanmadığı üzerinde değil, üstlenilen borcun kiralananın kullanımıyla gerçek bir bağının bulunup bulunmadığı noktasında düğümlenir. Bu bağ kurulamıyorsa, metnin adı ve tarafların rızası tek başına sonucu değiştirmez. Uygulamada kiracıya sunulan taahhütnameler asıl sözleşmeden ayrı bir belge görünümü taşıdığından, bu ayrılık kimi zaman geçerlilik izlenimi yaratmakta; oysa denetim asıl kira ilişkisiyle birlikte yapılır.

Somut bir dosyada yol haritası çizilirken şu başlıkların öncelikle ele alınması yerinde olur:

  • Ek metinle üstlenilen borcun kiralananın kullanımıyla doğrudan bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi
  • Düzenlemenin kiracıya bir yarar sağlayıp sağlamadığının, salt sözleşmenin devamı için dayatılıp dayatılmadığının incelenmesi
  • Bedel artışı içeren protokollerin kanuni üst sınır bakımından denetlenmesi
  • Gider ve masraf kayıtlarında kanuni sorumluluk dağılımının ayrıştırılması
  • Geçersiz kayda dayanılarak tahsil edilmiş tutarlar varsa iade talebinin hazırlanması

Independent Legal, kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda ek protokol ve taahhütname metinlerinin geçerlilik denetiminden iade ve tespit taleplerinin yargı önüne taşınmasına kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara