Orman rejiminin dışına alınan ve mülkiyeti Hazine'de kalan 2B taşınmazlarında kullanıcı sıfatı ile maliklik sıfatı birbirinden ayrıdır. Hak sahipliğinin haricen devrini, ölüm halinde mirasçılara geçişini ve bu işlemlerin tapuya dönüşüm sürecine etkisini uygulama perspektifiyle inceliyoruz.
İdarenin olağan kamulaştırma prosedürünü tamamlamadan taşınmazı kullanmaya başlayabildiği acele kamulaştırma usulünü; kanuni dayanağını, mahkemece belirlenen geçici bedelin niteliğini, el koymanın mülkiyet üzerindeki etkisini ve malikin elindeki hukuki imkânları ele alıyoruz.
Bir harcamanın kiracıya mı yoksa malike mi ait olduğu, kaleme verilen isimle değil giderin niteliğiyle belirlenir. Olağan işletme giderleri ile kapsamlı onarım harcamaları arasındaki sınırı, yönetimin takip seçeneklerini ve rücu ilişkisini ele alıyoruz.
Taşınmazın el değiştirdiği an yazıya dökülmediğinde hasar, eksik demirbaş ve teslim tarihi tartışmaları kaçınılmaz hale gelir. Anahtar teslim tutanağının hukuki işlevini, düzenlenme anını, örnek bir metnini ve noter yoluyla teslim usulünü ele alıyoruz.
Bağımsız bölümlere tahsis edilen arsa payları gerçek değerlerle örtüşmediğinde, tapudaki oranların yargı yoluyla düzeltilmesi mümkündür. Davanın şartlarını, taraflarını, süre rejimini ve kentsel dönüşüm sürecinde delil tespitinin önemini ele alıyoruz.
Taşınmaz devrinin yapıldığı anda malikin ayırt etme gücünden yoksun olması, işlemi baştan geçersiz kılar. Ehliyetsizlik iddiasının hangi hallerde kabul gördüğünü, davanın taraflarını, ispat rejimini ve verilebilecek kararları inceliyoruz.
Kendi dairesinde değişiklik yapmak isteyen kat maliki, mülkiyet hakkının verdiği serbestlik ile ana yapının ve komşuların korunmasına yönelik sınırlar arasında hareket eder. Hangi işlemlerin izinsiz yapılabileceğini, hangilerinin çoğunluk kararına bağlı olduğunu ve izinsiz tadilatın doğurduğu sorumlulukları inceliyoruz.
Kira ilişkisinin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının kiralananın kullanımıyla ilgisi bulunmayan bir borcu üstlenmesine bağlanabilir mi? TBK m.340 kapsamında geçersiz sayılan ek düzenlemeleri, geçerli kalabilecek protokolleri ve yasağa aykırılığın sonuçlarını ele alıyoruz.
Bakım vaadi karşılığında yapılan taşınmaz devirlerinde uyuşmazlık, çoğu zaman tapu el değiştirdikten sonra ortaya çıkar. Bakım sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil taleplerinde geçersizlik sebeplerini, tarafları, süreleri ve yargılamanın işleyişini uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
İmar uygulaması sırasında belediyeye bedelsiz bırakılan alanların kamu hizmetinde kullanılmaması veya plan değişikliğiyle amacının değişmesi halinde iade ve tazminat imkânlarını; Kamulaştırma Kanunu m. 35 kuralının sınırlarını ve açılabilecek davaları inceliyoruz.
Taşınmazı devretme borcu altına giren tarafın tapuda işlem yapmaktan kaçınması halinde, devir iradesinin yerini mahkeme kararı alır. Tescile zorlama davasının hangi ilişkilerden doğduğunu, aranan koşulları, taraflarını, zamanaşımını ve yargılama sürecini uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Arsa payı çoğunluğuyla alınan dönüşüm kararına katılmayan malikin payı, kanunda öngörülen aşamalar tamamlandığında açık artırmayla elden çıkarılabilir. Bildirimden bedel tespitine, artırmadan Hazine adına tescile kadar süreci ve maliklerin başvurabileceği hukuki yolları inceliyoruz.
Riskli yapılarda alınan dönüşüm kararı, her zaman maliklerin tamamının ortak iradesini yansıtmaz. Karara muhalif kalan malikin toplantı kararına, müteahhit sözleşmesine ve arsa payının satışına karşı hangi başvuru yollarını kullanabileceğini uygulama perspektifiyle inceliyoruz.
Kentsel dönüşümde bir kararın geçerliliği, kaç malikin imza attığına değil, o imzaların temsil ettiği arsa payı oranına bağlıdır. Karar alma sürecinin başlangıcını, yazılı irade şartını, salt çoğunluk hesabını ve karara katılmayan maliklerin konumunu inceliyoruz.
Bir taşınmazın hak sahibinin iradesine aykırı biçimde kullanılması, kullanım değerinin tazminini gerektirir. Ecrimisil talebinin dayandığı şartları, taraf sıfatını, bedelin nasıl belirlendiğini, beş yıllık zamanaşımını ve yargılama sürecini ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Kira sözleşmesi tarafların anlaşmasıyla kurulur; ancak uyuşmazlıkların çoğu sözleşmenin kuruluşundan değil, metnin eksik hazırlanmasından doğar. Geçerlilik şartlarını, şekil serbestisinin sınırlarını, sözleşmede mutlaka bulunması gereken unsurları ve imza öncesi yapılması gereken kontrolleri ele alıyoruz.
Tahliye taahhüdü, kiracının taşınmazı hangi tarihte boşaltacağını yazılı olarak üstlendiği bir belgedir. Belgenin geçerlilik koşullarını ve örnek bir metni ele alıyoruz.
Kiraya verenin kendisi ya da yakın çevresi için doğan konut veya işyeri gereksinimi, kira ilişkisini sona erdiren kanuni sebeplerden biridir. Talebin dinlenebilmesi için aranan koşulları, hak düşürücü süreleri, ispat araçlarını ve tahliyeden sonra taşınmazın yeniden kiraya verilmesine getirilen sınırı ele alıyoruz.
Kira bedelini sürekli geciktiren kiracıya aynı kira yılı içinde iki haklı ihtar gönderilmişse, kiraya veren bir aylık hak düşürücü süre içinde tahliye davası açabilir. Şartları, geçerli ihtar yöntemlerini, süre hesabını ve ispat yükünü uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
İdarenin taşınmaza fiilen girmeden, yalnızca plan kararlarıyla mülkiyeti kullanılamaz hale getirmesi hukuki el atma olarak nitelendirilir. Kavramın sınırlarını, tazminat talebinin koşullarını ve izlenmesi gereken usulü uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Bir taşınmazın güvene dayalı biçimde geçici olarak başkası adına tescil edilmesi, tapudaki görünümle tarafların gerçek iradesini birbirinden ayırır. İade borcunun yerine getirilmediği hallerde açılacak tapu iptali ve tescil davasının ispat rejimini, taraflarını, süre boyutunu ve sonuçlarını inceliyoruz.
Bir işyerinin devren kiralanması, çoğu zaman kira ilişkisinin üçüncü bir kişiye devri anlamına gelir ve kiraya verenin yazılı rızasına bağlıdır. Devrin koşullarını, onayın haksız yere verilmemesi halinde izlenecek yolu, devreden kiracının sorumluluğunu ve alt kiradan farkını ele alıyoruz.
Paydaşlar ortak maldaki birlikteliği kendi aralarında sonlandıramadığında, ortaklığın giderilmesi davası devreye girer. Davanın koşullarını, aynen taksim ile satış arasındaki tercihi, muhdesat uyuşmazlıklarını ve ihale sürecini uygulamaya dönük biçimde ele alıyoruz.
Paylı ve elbirliği mülkiyetinde ortaklığın sona erdirilmesi talebi artık doğrudan mahkemeye taşınamıyor. Arabuluculuk aşamasının kimler tarafından, nerede ve hangi süre içinde yürütüleceğini; anlaşma ile anlaşamama hallerinin doğurduğu sonuçları uygulama gözüyle inceliyoruz.
Uzlaşma sağlanamadığında idarenin açmak zorunda olduğu bedel tespiti ve tescil davasını; ön şartlarını, bedelin hangi ölçütlerle belirlendiğini, tarafların konumunu, yargılama takvimini ve kanun yollarını uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Kamulaştırma tartışmaları çoğu zaman bedel üzerinden yürütülür; oysa işlemin kendisi de idari yargı denetimine açıktır. İptal davasının dayanaklarını, hangi sakatlıkların işlemi geçersiz kıldığını, 30 günlük süreyi ve yürütmenin durdurulması kurumunu ele alıyoruz.
Kamulaştırma, mülkiyet hakkına yöneltilen en ağır müdahalelerden biridir ve sıkı usul kurallarına bağlanmıştır. Kurumun anayasal dayanaklarını, geçerlilik koşullarını, sürecin aşamalarını, bedelin belirlenme yöntemini ve maliklerin başvurabileceği hukuki yolları ele alıyoruz.
İdare, kamulaştırma usulünü işletmeden bir taşınmaza el koyduğunda malikin elinde tazminat, ecrimisil ve müdahalenin önlenmesi talepleri kalır. Fiili ve hukuki el atma ayrımından tazminatın hesaplanmasına, harç rejiminden vekâlet ücretine kadar sürecin tamamını uygulamaya dönük biçimde ele alıyoruz.
Henüz bitmemiş bir yapıdaki daireyi hukuken satılabilir hale getiren kurum kat irtifakıdır; ne var ki bu hak tam mülkiyet sağlamaz ve iskân alınmadıkça kat mülkiyetine dönüşmez. Kurulma şartlarını, hak sahiplerinin yetki ve borçlarını, geçiş sürecini ve iki rejim arasındaki farkları inceliyoruz.
Arsa payı karşılığı inşaat ilişkisinde tapunun hangi aşamada ve hangi kapsamda devredileceği, tarafların üstlendiği riski doğrudan belirler. Avans tapu uygulamasını, aşamalı devir sistemini, yükleniciye verilen vekâletnamelerin sınırlarını ve tapu devrinden doğan dava türlerini ele alıyoruz.
Yarım kalan bir inşaatın hukuki tasfiyesi, sözleşmenin sona erdirilmesiyle bitmez; asıl tartışma tapuların kimde kalacağı ve zararın nasıl paylaşılacağı üzerinde yürür. Fesih sebeplerini, geriye ve ileriye etkili fesih ayrımını, avans tapuların akıbetini ve yargılama pratiğini ele alıyoruz.
Arsasını nakit harcamadan değerlendirmek isteyen malik ile finansman yükünü paylaşmak isteyen müteahhidi aynı masada buluşturan bu sözleşme modeli, taşınmaz devri ile eser yapımını tek ilişkide birleştirir. Sözleşmenin niteliğini, şekil zorunluluğunu, tarafların edimlerini ve doğan uyuşmazlık türlerini uygulama gözüyle inceliyoruz.
Sözleşme sona erdiğinde yükleniciye yapılan arsa payı devri hukuki dayanağını yitirir ve sicildeki kayıt yolsuz hale gelir. Feshin ardından payların geri alınması için açılacak tapu iptali ve tescil davasının koşullarını, taraflarını, süre rejimini ve sonuçlarını inceliyoruz.
Apartman ve sitelerde alınan kurul kararları bağlayıcıdır; ancak usule, kanuna veya yönetim planına aykırı kararlar mahkeme önünde denetlenebilir. İptal sebeplerini, dava açma ehliyetini, hak düşürücü süreleri ve yargılama usulünü uygulamaya dönük biçimde inceliyoruz.
Apartman ve site yönetiminde bağlayıcı kararlar kat malikleri kurulunda doğar; ancak çağrı usulündeki bir eksiklik dahi bu kararları geçersiz kılabilir. Kurulun toplanma biçimini, yeter sayıları, vekâletle temsilin sınırlarını ve kararların icrasını inceliyoruz.
Bağımsız bölüm üzerindeki bireysel mülkiyet ile ortak yerlerdeki paylı mülkiyeti birlikte örgütleyen kat mülkiyeti, tescil ile doğan özel bir ayni haktır. Rejimin kuruluş şartlarını, unsurlarını, maliklerin hak ve yükümlülüklerini, yönetim düzenini ve sona erme hallerini ele alıyoruz.
Apartman ve sitelerde ortak yaşamın çerçevesini çizen yönetim planı, tapu siciline bağlı ve bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşmedir. Planın hukuki niteliğini, nasıl hazırlandığını, hangi çoğunlukla değiştirilebileceğini ve iptal davasının koşullarını inceliyoruz.
Üzerinde bağımsız bölüm oluşturmaya uygun yapı bulunan taşınmazlarda paydaşlık, açık artırma yerine kat mülkiyeti kurularak da sona erdirilebilir. Bu yöntemin aranan koşullarını, teknik hazırlık aşamalarını, yargılama düzenini ve doğurduğu sonuçları ele alıyoruz.
Dönüşüm sürecinde imzalanan sözleşme, malikin yeni yapıda elde edeceği hakkın çerçevesini baştan çizer. Sözleşmede yüklenici lehine ağır bir dengesizlik varsa haksız şart ve aşırı yararlanma hükümleri devreye girer; iptal davasının şartlarını, sürelerini ve yargılama düzenini ele alıyoruz.
Karara katılmayan malike ait arsa payının açık artırmayla elden çıkarılması, geri döndürülemez bir işlem değildir. Çoğunluk, bildirim, bedel ve ihale aşamalarındaki sakatlıklara dayanarak açılacak iptal davasının sebeplerini, süresini ve sonuçlarını uygulama açısından ele alıyoruz.
Yeni yapının kararlaştırılan tarihte tamamlanmaması, her durumda müteahhidin tazminat sorumluluğunu doğurmaz. Gecikme tazminatının hangi koşullarda istenebileceğini, hangi hallerde talebin karşılıksız kalacağını ve hesaplama ile yargılama düzenini uygulama açısından inceliyoruz.
Dönüşüm projelerinde yüklenici işi bırakırsa sözleşme nasıl sona erdirilir? 6306 sayılı Kanun kapsamında fesih için aranan koşulları, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı önündeki idari usulü ve feshin taraflar bakımından doğurduğu mali sonuçları ele alıyoruz.
Kira bedelindeki artış, sözleşmede hangi oran yazarsa yazsın kanunun çizdiği tavanla sınırlıdır. TÜFE ölçütünü, beş yılını dolduran kira ilişkilerinde devreye giren farklı belirleme rejimini ve kira tespit davasında zamanlamanın sonuca etkisini ele alıyoruz.
Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında kuracakları kira ilişkilerinde bedelin yabancı para cinsinden ya da kura endeksli kararlaştırılması kural olarak yasaktır. Yasağın sınırlarını, mevzuatta sayılan istisnaları ve aykırılığın özel hukuk ile idari yaptırım boyutunu ele alıyoruz.
Uzun süren kira ilişkilerinde bedel çoğu zaman piyasanın gerisinde kalır. TBK m. 344 uyarınca açılan kira tespit davasında aranan şartları, beş yıllık eşiğin hesabını, bedelin belirlenmesinde esas alınan ölçütleri ve yargılamanın işleyişini ele alıyoruz.
Kira bedelinin ödenmemesi hâlinde kiraya veren, tek bir takiple hem alacağını tahsil edebilir hem de kiralananın boşaltılmasını sağlayabilir. Ödeme emrinin düzenlenmesinden zorla tahliyeye kadar sürecin bütün aşamalarını, süreleri ve itiraz türlerine göre izlenecek yolları ele alıyoruz.
Depozito, kiraya verenin serbestçe tasarruf edebileceği bir gelir değil, sınırlı amaçla verilmiş bir teminattır. Kira ilişkisi bittiğinde depozitonun hangi koşullarda geri verilmesi gerektiğini, hangi kalemlerin mahsup edilebileceğini ve iade edilmediğinde izlenecek hukuki yolları inceliyoruz.
Meskenden sağlanan kira kazancının vergisi kural olarak taşınmaz sahibince beyan edilirken, işyeri kiralarında kesintiyi yapıp idareye aktarma görevi kiracıya bırakılmıştır. Bu ayrımın uygulamaya yansıyan sonuçlarını, istisna koşullarını ve sık yaşanan tereddütleri ele alıyoruz.
Kira ilişkisi devam ederken bedelde, kullanım koşullarında veya diğer hükümlerde düzeltme yapılması sık rastlanan bir ihtiyaçtır. Bu düzeltmelerin hangi sınırlar içinde geçerli sayıldığını, kiracı aleyhine sonuç doğuran düzenlemelerin akıbetini ve geçersizliğin pratik yansımalarını TBK m.343 ekseninde inceliyoruz.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında alınan güvence bedeli, kiraya verenin serbestçe kullanabileceği bir gelir değil; sınırı, saklanma biçimi ve iadesi kanunla çerçevelenmiş bir teminattır. Depozitonun üst sınırını, blokaj rejimini, mahsup imkânlarını ve iade edilmemesi halinde izlenecek yolları ele alıyoruz.
Kiracının kiralanandan çıkarılması, malikin tercihine değil kanunda sayılan sebeplerin varlığına bağlıdır. Tahliye sebeplerini, dava sürecinin işleyişini, uygulamada en çok yapılan usul hatalarını ve sık sorulan soruları bir arada değerlendiriyoruz.
Kiracının sözleşmedeki konumunu bir başkasına bırakması, kiraya verenin yazılı onayına bağlı bir taraf değişikliğidir. Devrin şartlarını, konut ve işyeri kiraları arasındaki rejim farkını, izinsiz devrin sonuçlarını ve devreden kiracının süregelen sorumluluğunu inceliyoruz.
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların büyük bölümünde mahkemeye gidilmeden önce arabulucuya başvurulması aranmaktadır. Hangi taleplerin bu zorunluluğa tabi olduğunu, sürecin nasıl yürütüldüğünü ve usule aykırılığın doğuracağı sonuçları uygulama gözüyle inceliyoruz.
Kira sözleşmelerine yerleştirilen ceza koşulu hükümleri, taraflarca imzalanmış olsa dahi kural olarak hüküm doğurmaz. TBK m. 346 kapsamında geçersiz sayılan düzenlemeleri, gecikme faiziyle farkını ve geçersizliğin pratik sonuçlarını inceliyoruz.
Sözleşme kurulduktan sonra beliren olağandışı gelişmeler kira ilişkisindeki dengeyi ağır biçimde sarsabilir. Bu bilgi notunda TBK m. 138 kapsamında uyarlama talebinin koşullarını, mahkemenin inceleyeceği ölçütleri ve yargılama düzenini ele alıyoruz.
Kira bedeline ilişkin uyuşmazlıklarda hangi davanın açılacağı çoğu zaman sonucu belirler. TBK m. 344 kapsamındaki tespit davası ile TBK m. 138 kapsamındaki uyarlama davasının dayanaklarını, uygulama alanlarını ve yanlış tercihin doğurduğu riskleri karşılaştırıyoruz.
Kiracı hakkında iflas kararı verilmesi, kira ilişkisini kendiliğinden bitirmez. TBK m. 332 kiraya verene önce güvence isteme, güvence sunulmazsa sözleşmeyi feshederek kiralananın boşaltılmasını talep etme imkânı tanır. Sürecin adımlarını uygulama açısından ele alıyoruz.
Kiracının taşınmazı sözleşmeye aykırı biçimde kullanması ya da apartman huzurunu bozan davranışlar sergilemesi, kiraya verene fesih ve tahliye imkânı tanır. İhtar şartını, aykırılık sayılan halleri, ispat araçlarını ve tahliye kararının icrasını TBK m.316 çerçevesinde ele alıyoruz.
Kiracının kiralananı bir başkasına kullandırması, kira ilişkisinin tarafını değiştirmez ancak kiraya verenin yazılı onayına bağlıdır. Alt kiranın koşullarını, sözleşmenin devrinden farkını, sorumluluk dağılımını ve izinsiz kullandırmanın sonuçlarını ele alıyoruz.
Üst kattan sızan su ya da bir bağımsız bölümde başlayan yangın, çoğu zaman yalnızca teknik bir arıza değil, kimin sorumlu tutulacağı tartışmalı bir hukuki uyuşmazlıktır. Komşuluk ilişkisinden doğan zararlarda sorumluluğun malik, kiracı ve kat malikleri arasında nasıl dağıldığını, sigortanın rolünü ve tazminat davasının işleyişini ele alıyoruz.
Taşınmaz üzerine sonradan yapılan bina, tesis veya dikili unsurların hangi kişiye ait olduğu çoğu zaman ortaklığın giderilmesi aşamasında çekişmeye dönüşür. Aidiyet tespiti davasının koşullarını, taraflarını, ispat rejimini ve satış bedeline etkisini inceliyoruz.
Bedeli tamamen ödenmiş olmasına rağmen inşaat firmasının tapu devrini gerçekleştirmemesi, hak sahibini mahkeme yoluna zorlar. Bu bilgi notunda müteahhide karşı açılacak tapu iptali ve tescil davasının dayanağını, geçerlilik tartışmasını, görevli mahkemeyi ve süreleri ele alıyoruz.
Tapuda malik görünen kişinin iyiniyetli ve kesintisiz zilyetliği on yılı doldurduğunda mülkiyet kanun gereği kesinleşir. TMK m. 712 kapsamındaki bu kazanım yolunun şartlarını ve sonuçlarını uygulama açısından inceliyoruz.
Kira ilişkisinin taraflardan biri için katlanılamaz hâle geldiği olağanüstü durumlarda sözleşme süresinden önce sona erdirilebilir. TBK m. 331 kapsamında önemli sebebin ölçütlerini, fesih usulünü, tazminat rejimini ve tahliye davasının işleyişini uygulama açısından inceliyoruz.
Koridora konulan dolaptan çatı katına eklenen odaya kadar pek çok uygulama, ortak yerler üzerindeki paylı mülkiyet hakkını ihlal eder. Ortak alanın kapsamını, hangi kullanımların hukuka aykırı sayıldığını ve müdahalenin önlenmesi davasının işleyişini inceliyoruz.
Paydaşlardan biri payını dışarıdan birine sattığında, diğer paydaşlara aynı koşullarla o payı edinme imkânı tanınmıştır. Bu yetkinin hangi devirlerde doğduğunu, hak düşürücü sürelerin nasıl hesaplandığını, bedelin depo edilmesini ve davanın sonuçlarını ele alıyoruz.
Bir bölgenin Cumhurbaşkanı kararıyla riskli alan ilan edilmesi, o bölgedeki taşınmaz maliklerinin hukuki konumunu köklü biçimde değiştirir. İlan sonrasında işleyen planlama, değer tespiti, karar alma, tahliye ve yıkım aşamalarını maliklerin hakları açısından inceliyoruz.
Bir binanın riskli yapı sayılması, maliklerin mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen idari bir sonuç doğurur. Tespitin kimler tarafından yaptırılabileceğini, raporun içeriğini, tapu şerhini, tebligat usulünü ve itiraz ile dava sürelerini mevzuat çerçevesinde inceliyoruz.
Riskli yapı statüsü kazanan bir binada dönüşüm; tespit, tebligat, itiraz, karar alma, tahliye, yıkım ve yeniden inşa halkalarından oluşan zincirleme bir süreçtir. Her aşamanın kendine özgü süreleri ve hak kaybı riskleri bulunmaktadır.
Gerçek bir iradeye dayanmayan taşınmaz devirleri, sicilde görünen kayıt ile hukuki gerçeklik arasında derin bir kopukluk yaratır. Sahteciliğe dayanan tapu işlemlerinde iptal ve tescil davasının dayanaklarını, taraflarını, süre rejimini ve ispat sorununu ele alıyoruz.
Kamulaştırmada dava aşamasına geçilmeden önce idarenin malikle anlaşmayı denemesi kanunen zorunludur. Satın alma usulünün işleyişini kıymet takdirinden uzlaşma tutanağına ve ödemeye kadar tüm aşamalarıyla, anlaşma sağlanamadığında izlenecek yargısal yolu da kapsayacak biçimde ele alıyoruz.
Kiralananın süresinden önce boşaltılması, kiracıyı kalan sürenin tamamından sorumlu kılmaz. Sorumluluğun makul süre ile sınırlanmasını, bu sürenin nasıl saptandığını, tazminatın hesaplanmasını ve alacağın hangi usulle talep edileceğini inceliyoruz.
Kiracının kiralananı boşaltması yalnızca kanunda sayılan sebeplere dayanabilir. Sözleşmeye eklenen tahliye kayıtlarının neden çoğu zaman hüküm doğurmadığını, TBK m. 354'ün emredici niteliğini ve bunun yargılamaya yansıyan sonuçlarını ele alıyoruz.
Kütüğe geçirilen her kayıt, arkasındaki hukuki ilişkinin geçerli olduğunu göstermez. Hukuka aykırı biçimde doğmuş bir tescilin silinmesi ve taşınmazın gerçek hak sahibine döndürülmesi için başvurulan davanın sebeplerini, taraflarını, süre rejimini ve sonuçlarını uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Sicildeki bir yazım ya da kimlik hatası, taşınmaz üzerindeki tüm işlemleri kilitleyebilir. Hangi yanlışlıkların tapu müdürlüğünce giderilebileceğini, hangilerinin mahkeme kararı gerektirdiğini ve düzeltme davasının işleyişini ele alıyoruz.
Tapu tahsis belgesi elinde bulunan kişi taşınmazın maliki sayılmaz; belge yalnızca kullanım ve ileride tescil isteyebilme beklentisi doğurur. Belgenin hukuki niteliğini, devrini, mirasçılara intikalini ve tapuya dönüşüm için aranan koşulları uygulama açısından inceliyoruz.
İdare, bir kez düzenlediği tapu tahsis belgesini her koşulda geri alamaz. Belgenin hangi gerekçelerle iptal edilebildiğini, hak sahipliğinin kaldırılmasının doğurduğu sonuçları ve idari yargıda açılacak iptal davasının işleyişini uygulama gözüyle inceliyoruz.
Sicile kaydı bulunmayan taşınmazlarda devir nasıl gerçekleşir, harici satış hangi sonuçları doğurur, zilyetlik hangi yollarla korunur ve kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet hangi şartlarla elde edilir? Uygulamadaki uyuşmazlıklarla birlikte inceliyoruz.
Noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi tapu devrinin yerini tutmaz; alıcıya yalnızca devri talep etme hakkı verir. Sözleşmenin şekil şartlarını, tapu şerhinin sağladığı korumayı, tarafların yükümlülüklerini, zamanaşımını ve başvurulabilecek dava yollarını inceliyoruz.
Taşınmazına izinsiz girilen, sınırı aşılan ya da kullanımı fiilen kısıtlanan hak sahibinin başvurabileceği temel yol müdahalenin meni davasıdır. Davanın ayni niteliğini, aranan koşulları, taraf sıfatını ve yargılamanın işleyişini uygulamaya dönük biçimde inceliyoruz.
Çıplak mülkiyet başkasında kalırken kullanma ve yararlanma yetkisini bir kişiye tanıyan intifa hakkı, aile içi devirlerde ve miras planlamasında sıkça başvurulan bir araçtır. Hakkın nasıl kurulduğunu, kapsamını, taraflara yüklediği borçları ve sona erme sebeplerini ele alıyoruz.
Kiralanan taşınmazın el değiştirmesi, yeni malike koşulları oluştuğunda kira ilişkisini sonlandırma imkânı verir. Bu bilgi notunda TBK m. 351 kapsamındaki tahliye talebinin koşullarını, bir aylık bildirim ve altı aylık dava sürelerini, yargılama düzenini ve yeniden kiralama sınırlamasını ele alıyoruz.
İdare taşınmazın yalnızca ihtiyaç duyduğu bölümünü kamulaştırdığında, malikin elinde kalan kısım çoğu zaman eski değerini koruyamaz. Arta kalan bölümdeki azalışın hangi hallerde tazmin edileceğini, hesaplama yöntemini ve talebin bağlı olduğu hak düşürücü süreyi ele alıyoruz.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında uzama yılları on yılı tamamladığında kiraya verene sebep göstermeden fesih yetkisi doğar. Bu yetkinin doğum anını, üç aylık bildirim şartını, süre hesabındaki incelikleri ve tahliye davasının işleyişini ele alıyoruz.
Vekâletname ile yapılan bir taşınmaz devri şeklen kusursuz görünse dahi, vekil yetkisini temsil olunanın zararına kullanmışsa işlem hukuki korumadan yararlanmaz. Bu davanın dayanaklarını, taraflarını, ispat araçlarını ve sonuçlarını ele alıyoruz.
Türkiye'de yabancıların taşınmaz edinmesi mümkündür; ancak bu hak bölge, yüzölçümü ve uyruk temelinde sınırlandırılmıştır. Tapu Kanunu m. 35 çerçevesindeki kısıtlamaları, satın alma sürecinin aşamalarını, şirketlere ilişkin özel rejimi ve vatandaşlık yatırımlarını inceliyoruz.
Kiracının kiralananı belirli bir günde boşaltacağını yazılı olarak üstlenmesi, kiraya verene özel bir sona erdirme imkânı tanır. Bu imkânın kullanılabilmesi için taahhüdün geçerlilik koşullarını taşıması ve bir aylık hak düşürücü sürenin kaçırılmaması gerekir.
Kiralananın yıkılıp yeniden yapılması ya da esaslı biçimde onarılması gereken hallerde, çalışmalar boyunca taşınmazın kullanılamaması koşuluyla kira sözleşmesi sona erdirilebilir. Bu tahliye sebebinin sınırlarını, ispat araçlarını, sürelerini ve tahliye sonrası doğan yükümlülükleri inceliyoruz.
Tapusuz ya da maliki sicilden anlaşılamayan taşınmazlarda uzun süreli fiili hâkimiyet, kanunun aradığı koşullar bir araya geldiğinde mülkiyet kazandırır. Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının şartlarını, zilyetlik rejimini, süre hesabını ve tescil davasının işleyişini ele alıyoruz.
Sicilde görünen kaydın hukuki bir dayanaktan yoksun olması halinde mülkiyet geçerli biçimde kazanılmaz. Yolsuz tescile dayanan tapu iptali ve tescil davasının şartlarını, taraflarını, ispat rejimini ve iyiniyetli üçüncü kişi sorununu inceliyoruz.
Kat maliklerini bağlayan yönetim planı, hukuka aykırı hükümler taşıdığı ölçüde yargı denetimine açıktır. Bu düzenlemelerin iptalinde aranan şartları, husumetin kime yöneltileceğini, süre rejimini ve kararın doğurduğu sonuçları uygulama perspektifiyle inceliyoruz.
Taşınmazına fiilen el atılan kişi, mahkeme sürecini beklemeden valilik veya kaymakamlığa başvurarak müdahalenin kaldırılmasını isteyebilir. 3091 sayılı Kanunun uygulama koşullarını, başvuru sürecini, verilen kararları ve bunlara karşı açılacak davaları inceliyoruz.
Genel yola çıkışı bulunmayan bir taşınmazın kullanılabilir hale gelmesi, çoğu zaman komşu parseller üzerinden geçiş imkânının mahkemece kurulmasına bağlıdır. Geçit hakkının koşullarını, güzergâhın belirlenme ölçütlerini, bedelin tespitini ve tapuya tescilin sonuçlarını inceliyoruz.