Independent LegalIndependent Legal

Gayrimenkul Hukuku

Gayrimenkul Hukuku

Kira Sözleşmesinde Aşırı İfa Güçlüğü ve Uyarlama Talebi (TBK m. 138)

Sözleşme kurulduktan sonra beliren olağandışı gelişmeler kira ilişkisindeki dengeyi ağır biçimde sarsabilir. Bu bilgi notunda TBK m. 138 kapsamında uyarlama talebinin koşullarını, mahkemenin inceleyeceği ölçütleri ve yargılama düzenini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Gayrimenkul HukukuOkuma 12 dk

Her sözleşme, kurulduğu andaki ekonomik tabloya dayanarak şekillenir. Buna karşılık ekonomik hayat, o tablonun sözleşme süresi boyunca değişmeden kalacağını garanti etmez. Türk Borçlar Kanunu bu ihtimali göz ardı etmemiş; akdin yapılmasından sonra beliren olağandışı gelişmeler yüzünden edimler arasındaki denge ağır biçimde sarsıldığında, zarar gören tarafa hâkimden sözleşmenin yeni duruma göre düzenlenmesini isteme imkânını 138. madde ile tanımıştır. Kira ilişkileri de bu düzenlemenin kapsamı içindedir ve kira bedeli, koşulları oluştuğunda mahkeme eliyle yeniden belirlenebilir.

Vadesi uzun kira ilişkilerinde bu ihtiyaç daha görünür hale gelir. Fiyat düzeyindeki hızlı hareketler, kurdaki sert sıçramalar veya piyasanın bütününü etkileyen beklenmedik olaylar, başlangıçta makul görünen bir bedeli taraflardan biri için taşınamaz bir yük haline getirebilir. Böyle bir tabloda, sözleşmeyi olduğu gibi ayakta tutmakta ısrar etmenin dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı ileri sürülerek uyarlama istenebilir.

Aşağıda, uyarlama talebinin hangi olgular karşısında gündeme geldiğini, aranan koşulların her birini, kira tespit davasından nerede ayrıldığını ve yargılamada karşılaşılan usul başlıklarını uygulamaya dönük biçimde ele alıyoruz.

Uyarlama Talebinin Dayandığı Hukuki Zemin

Uyarlama, sözleşmenin kurulmasının ardından ortaya çıkan olağanüstü bir gelişmenin taraflar arasındaki ekonomik dengeyi bozması halinde başvurulan bir yoldur. Bu yola başvuran taraf kira ilişkisini bitirmeyi değil, değişen koşullara uygun bir içerikle sürdürmeyi hedefler. Nitekim hükmün kurgusu da sözleşmeyi ayakta tutmayı önceler; sona erdirme, uyarlamanın mümkün olmadığı hallere bırakılmış ikincil bir çözümdür.

Aşırı İfa Güçlüğü Düzenlemesi

Talebin kaynağı, Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde yer alan aşırı ifa güçlüğü kurumudur. Düzenleme, sözleşme yapılırken taraflarca hesaba katılması beklenmeyen olağandışı bir olgunun sonradan gerçekleşmesi ve bu olgunun ifayı taraflardan biri bakımından dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde ağırlaştırması halinde devreye girer.

Bu çerçevede uyarlama isteminin dinlenebilmesi için şu olguların bir arada bulunması aranır:

  • İfa yükü, borçlulardan biri açısından katlanılabilir sınırın belirgin biçimde ötesine geçmiş olmalıdır.
  • Sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra olağandışı nitelikte bir gelişme yaşanmış olmalıdır.
  • Söz konusu gelişme, uyarlama isteyen tarafın kendi eyleminden veya kusurundan doğmamış olmalıdır.
  • Bu gelişme, taraflarca sözleşme anında hesaba katılabilecek türden olmamalıdır.

Davanın Güttüğü Amaç

Uyarlamada güdülen temel hedef, tarafların başlangıçta üzerinde uzlaştığı edim dengesini yeniden kurmaktır. Mahkemeden istenen şey kira ilişkisinin tasfiyesi değil, bedelin hakkaniyetle bağdaşan bir düzeye çekilmesi ya da yükseltilmesidir.

Bu amacı birkaç başlıkta toplamak mümkündür: kira ilişkisinin varlığını sürdürmesini sağlamak, olağanüstü koşulların bir taraf üzerinde biriktirdiği fazla yükü gidermek, bozulan ekonomik dengeyi yeniden oturtmak ve sözleşmenin dürüstlük kuralına uygun biçimde işlemeye devam etmesini mümkün kılmak. Kısacası uyarlama, kira ilişkisini ortadan kaldıran bir araç değil, onu yeni koşullara uydurarak yaşatan bir mekanizmadır.

Kira Tespit Davasıyla Karşılaştırma

Uygulamada uyarlama talebi ile kira tespiti sıklıkla birbirinin yerine kullanılmakta, oysa iki dava farklı hükümlere dayanmakta ve farklı sonuçlar aramaktadır.

Kira tespit davası bakımından: dayanak Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesidir; sözleşmenin kurulmasından itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş olması aranır; amaç bedelin emsal kiralar ölçü alınarak saptanmasıdır ve dava, olağan kira artışı düzeninin bir halkasını oluşturur.

Kira bedelinin uyarlanması davası bakımından ise tablo değişir: dayanak Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesidir; dava, öngörülemeyen ve olağanüstü nitelik taşıyan gelişmeler üzerine açılır; sözleşmenin ekonomik dengesinin sarsılmış olması aranan olgudur; kanun bir bekleme süresi öngörmemiştir, ancak ifa güçlüğü belirdiği anda talebin gecikmeksizin ileri sürülmesinde yarar vardır.

Görüldüğü üzere uyarlama, rutin kira artışı ya da emsal bedel saptaması ile ilgili bir kurum değildir; olağandışı koşullar karşısında sözleşmenin adil biçimde yaşamasını sağlamaya yönelir. Konunun ayrıntısı için Kira Tespit Davası ve Kira Uyarlama Davası Arasındaki Farklar başlıklı çalışmaya bakılabilir.

Hangi Durumlarda Uyarlama İstenebilir

Uyarlama yolu, sözleşmenin kurulmasından sonra yaşanan olağanüstü gelişmelerin taraflar arasındaki ekonomik dengeyi ciddi biçimde bozması halinde açıktır. Her ekonomik hareketlenme bu sonucu doğurmaz; değişimin olağan sınırların dışına taşması ve sözleşmenin mevcut içeriğiyle yürütülmesinin dürüstlük kuralıyla çelişen bir tablo yaratması gerekir.

Ekonomik Koşulların Olağandışı Biçimde Değişmesi

Talebin karşılanabilmesi için ekonomik tablodaki değişimin öngörülebilirlik sınırını aşması aranır. Fiyat düzeyindeki yükseliş, piyasadaki dalgalanmalar veya genel bir kriz, kimi hallerde taraflar açısından hesaplanmamış sonuçlar üretebilir. Son yıllardan verilebilecek en çarpıcı örnek Covid-19 salgınıdır.

Buna karşılık her ekonomik hareket uyarlama sebebi sayılmaz. Değişimin sözleşme kurulurken hesaba katılamayacak nitelikte olması, taraflardan kaynaklanmayan bir nedene bağlanabilmesi ve ifayı taraflardan biri bakımından aşırı ölçüde zorlaştırmış bulunması birlikte aranan olgulardır.

Sözleşmedeki Dengenin Bozulması

Taraflar kira ilişkisini kurarken aralarında belirli bir ekonomik denge oluştururlar. Sonradan beliren olağanüstü gelişmeler bu dengeyi ciddi biçimde sarsabilir. Böyle bir durumda bedelin olduğu gibi uygulanması, taraflardan biri için taşınamaz bir yük yaratabileceği gibi sözleşmenin ekonomik anlamını da boşaltabilir.

Dengenin bozulduğundan söz edilebilmesi için başlangıçta kurulan ekonomik ilişkinin kayda değer ölçüde farklılaşmış olması, bedelin mevcut haliyle sürdürülmesinin hakkaniyetle bağdaşmayan sonuçlar üretmesi ve taraflardan birinin sözleşmeden umduğu ekonomik yararın önemli ölçüde ortadan kalkmış bulunması gerekir.

Kira Bedelinin Aşırı Yükselmesi ya da Değerini Yitirmesi

Uyarlama yalnızca bedelin ağırlaşması halinde değil, bedelin ekonomik karşılığını kaybetmesi durumunda da gündeme gelebilir. Bu nedenle talebi ileri sürebilecek taraf yalnızca kiracı değildir; kiraya veren de aynı yola başvurabilir.

Örnek vermek gerekirse; yüksek enflasyon ortamında bedelin kiracı bakımından ödenemez hale gelmesi, uzun süreli sözleşmelerde bedelin ekonomik değerini büyük ölçüde yitirmesi ya da olağanüstü gelişmeler nedeniyle bedelin piyasa düzeyinden ciddi biçimde kopması hallerinde uyarlama istenebilir.

Döviz Üzerinden Kararlaştırılan Kiralarda Uyarlama

Bedelin yabancı para ile belirlendiği sözleşmelerde kurdaki hareketler, ödenecek tutarın kısa sürede aşırı biçimde artmasına veya ekonomik karşılığının belirgin şekilde değişmesine yol açabilir. Özellikle ani ve hesaplanamayan kur sıçramaları, yükü taraflardan biri açısından ağırlaştırır.

Bu tür sözleşmelerde kur hareketlerinin olağan sınırları aşması, ödeme yükünün taraflardan biri bakımından katlanılamaz bir düzeye ulaşması ve sözleşmenin ekonomik dengesinin ciddi biçimde bozulması halinde uyarlama talep edilebilir.

Uyarlama Davasının Aranan Koşulları

Talep, Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesindeki aşırı ifa güçlüğü rejimine dayanır ve kanunda öngörülen koşulların bir arada gerçekleşmesini gerektirir. Bu koşullar her uyuşmazlıkta ayrı ayrı denetlenir; birinin eksikliği talebin reddiyle sonuçlanabilir.

Sözleşme Anında Öngörülemeyen Bir Gelişmenin Doğması

Kurumun en temel unsuru, akdin yapıldığı tarihte taraflarca hesaba katılamayacak bir olgunun sonradan gerçekleşmiş olmasıdır. Bu olgunun, olağan ekonomik dalgalanmaların ötesine geçen istisnai bir gelişme niteliği taşıması beklenir.

Bu türden gelişmelere şunlar örnek gösterilebilir: pandemi, savaş ya da doğal afet gibi olağanüstü olaylar; döviz kurunda beklenmedik ve sert hareketler; ani biçimde derinleşen ekonomik krizler; olağan sınırları aşan enflasyon artışları. Buna karşılık piyasadaki alışılmış değişimler veya sözleşme kurulurken makul biçimde hesaplanabilecek gelişmeler, tek başına uyarlamayı haklı kılmaz.

Gelişmenin Borçluya Yüklenememesi

Uyarlama isteyen tarafın içine düştüğü güçlüğün kendi davranışından doğmamış olması gerekir. Ortaya çıkan tablo borçlunun kusurundan ya da kendi ekonomik tercihlerinden kaynaklanıyorsa talebin kabulü mümkün değildir.

Bu koşulun işlevi, tarafın kendi risk alanına giren sonuçları uyarlama yoluyla karşı tarafa aktarmasının önüne geçmektir. Nitekim sözleşme yapılırken bilinen bir riskin gerçekleşmesi, işletmenin yönetiminde yapılan hatalar veya yanlış yatırım kararları, borçlunun kendi ticari tercihleri yüzünden mali darboğaza girmesi tek başına uyarlama sebebi sayılmaz.

İfanın Aşırı Ölçüde Ağırlaşması

Talebin karşılanabilmesi için borcun yerine getirilmesinin yalnızca zorlaşması yetmez; ifanın aşırı derecede güçleşmiş olması aranır. Burada kastedilen, edimin hâlâ yerine getirilebilir olmakla birlikte taraflardan biri açısından taşınamayacak kadar ağır bir yüke dönüşmesidir.

Başka bir anlatımla ifa imkânsızlaşmamış, ancak mevcut koşullarda sözleşmeyi sürdürmek taraflardan biri bakımından ciddi bir ekonomik dengesizlik doğurmuş olmalıdır. Bu tabloda edimin yerine getirilmesi ekonomik açıdan sürdürülemez hale gelmiş, taraflardan biri üzerinde aşırı bir yük birikmiş ve sözleşmenin olduğu gibi uygulanması dürüstlük kuralına aykırı bir sonuç üretmiş olmalıdır.

Borcun İfa Edilmemiş ya da İhtirazi Kayıtla İfa Edilmiş Olması

Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi, borçlunun uyarlama isteyebilmesini iki ihtimalden birine bağlamıştır: borç henüz yerine getirilmemiş olmalı ya da ifa, haklar saklı tutularak (ihtirazi kayıt konularak) gerçekleştirilmiş bulunmalıdır.

Türk Borçlar Kanunu m. 138
"… borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir."

Uyarlamanın Hakkaniyetle Bağdaşması

Mahkeme yalnızca kanuni unsurların bulunup bulunmadığını denetlemekle yetinmez; uyarlamanın somut uyuşmazlık bakımından hakkaniyete uygun düşüp düşmediğini de tartar. Bu nedenle her ekonomik değişim uyarlama sonucunu doğurmaz; hâkim, taraf menfaatlerini karşılaştırarak hüküm kurar.

Bu değerlendirmede özellikle sözleşmenin devamının mümkün olup olmadığı, tarafların ekonomik durumu, ekonomik değişimin kapsamı ile etkisi ve tarafların sözleşme süresince üstlendiği riskler dikkate alınır. Dolayısıyla uyarlama, salt kanuni unsurların varlığına değil, somut olayın hakkaniyet süzgecinden geçirilmesine dayanan bir kurumdur.

Mahkemenin İnceleyeceği Başlıklar

Yargılamada hâkim, yalnızca ekonomik göstergelerdeki hareketle yetinmez; sözleşmenin kuruluş sürecini, tarafların konumunu ve ilişkinin mevcut şartlarla yürütülmesinin adil olup olmadığını birlikte tartar. Bu yönüyle uyarlama, aritmetik bir hesaptan çok bütünsel bir denge değerlendirmesidir.

Ekonomik Koşullardaki Değişimin Boyutu

İlk incelenen husus, ekonomik tablodaki değişimin olağan piyasa hareketlerini aşıp aşmadığıdır. Fiyat artışları, kur yükselişi ya da maliyetlerdeki tırmanış her durumda uyarlamayı haklı kılmaz; bu gelişmelerin sözleşme kurulurken kestirilemeyecek nitelikte ve kayda değer boyutta olması gerekir.

Mahkeme bu noktada değişimin hangi tarihte belirdiğini, kapsamı ile etkisini, taraflar üzerinde doğurduğu sonuçları ve sözleşme yapılırken kestirilebilir olup olmadığını inceler.

Tarafların Sözleşme Anındaki Konumu

Hâkim, tarafların akdin kurulduğu tarihteki ekonomik ve ticari konumunu da tartar. Zira sözleşme yapılırken üstlenilen riskler ve beslenen beklentiler, sonraki değişimlerin nasıl değerlendirileceği bakımından belirleyici bir ölçüt oluşturur.

Bu kapsamda tarafların akit anındaki ekonomik gücü, kararlaştırılan bedelin o tarihteki piyasa düzeyiyle uyumu, sözleşme boyunca üstlenilen riskler ve tarafların sözleşme yapılırken varsaydığı ekonomik koşullar incelenebilir.

Kiralananın Niteliği ve Kullanım Amacı

Taşınmazın niteliği ile hangi amaçla kullanıldığı da değerlendirmeye girer. Kiralananın konut, iş yeri veya özel amaçlı bir taşınmaz olması, kira ilişkisinin ekonomik yapısını ve tarafların yükümlülüklerini doğrudan etkileyebilir.

İş yeri kiralarında taşınmazın ticari faaliyete tahsis edilmiş olması, piyasadaki değişimlerin ilişki üzerindeki etkisini daha belirgin kılar. Bu nedenle mahkeme, kiralananın gelir üretme kapasitesini, bulunduğu bölgeyi ve çevresindeki ekonomik yapıyı, kullanım amacını ve faaliyet alanının ekonomik gelişmelerden ne ölçüde etkilendiğini gözetebilir.

Hakkaniyet ve Sözleşme Dengesi

Kurumun özünde, taraflar arasındaki ekonomik dengenin korunması düşüncesi yatar. Bu nedenle hâkim, kanuni unsurların yanı sıra sözleşmenin olduğu gibi sürdürülmesinin taraflar açısından adil olup olmadığını da sorgular.

Değerlendirmede ekonomik dengenin gerçekten bozulup bozulmadığı, sözleşmenin mevcut içeriğiyle uygulanmasının taraflardan biri üzerinde aşırı bir yük yaratıp yaratmadığı, uyarlamanın ilişkinin devamını sağlamaya elverişli olup olmadığı ve yapılacak müdahalenin karşı taraf bakımından ölçüsüz bir zarara yol açıp açmayacağı göz önünde tutulur. Sonuçta hüküm, yalnızca ekonomik verilerle değil, olayın bütün koşullarının tartıldığı bir hakkaniyet değerlendirmesiyle şekillenir.

Usul ve Yargılama Süreci

Dava açılmadan önce bazı usul kurallarının yerine getirilmesi gerekir. Kira ilişkisinden doğan para alacakları ile uyarlama istemleri bakımından arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Bu adım atlanarak doğrudan mahkemeye gidilmesi halinde dava usulden reddedilebilir.

Arabuluculuk Dava Şartı

Uyarlama istemi kira ilişkisinden kaynaklandığından, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmesi gerekir. Bu şart yerine getirilmeden açılan davalar, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev bakımından: uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğu için görevli yargı yeri Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Bu kural, konut kiraları için olduğu kadar iş yeri kiraları için de geçerlidir.

Yetki bakımından: dava, kiralananın bulunduğu yer mahkemesinde ya da sözleşmede yetkili kılınan yer mahkemesinde açılabilir.

Deliller ve Bilirkişi İncelemesi

Bu davalarda mahkeme, ekonomik koşullardaki değişimin sözleşme dengesini hangi ölçüde etkilediğini saptayabilmek için çoğunlukla bilirkişiye başvurur. Bu nedenle dava açılırken ekonomik verileri ve sözleşme içeriğini ortaya koyan belgelerin eksiksiz sunulması önem taşır.

Uygulamada başvurulan başlıca deliller şunlardır:

  • Piyasa rayiçlerini ortaya koyan belgeler
  • Kira sözleşmesi ile varsa sonradan düzenlenen ek protokoller
  • Uzman görüşleri ve bilirkişi raporları
  • TÜFE, ÜFE ya da döviz kuruna ilişkin resmi veriler
  • Tarafların mali durumunu yansıtan kayıtlar

Bu belgeler, kararlaştırılan bedelin mevcut koşullarda sürdürülebilir olup olmadığının saptanmasında belirleyici işlev görür.

Kararın Hüküm Doğuracağı Tarih

Verilen kararın hangi andan itibaren uygulanacağı, tarafların hak ve borçları bakımından doğrudan sonuç doğuran bir husustur. Mahkeme, olayın özelliklerine göre hükmün geçmişe etkili olup olmayacağını ya da dava tarihinden itibaren uygulanacağını belirleyebilir.

Uyarlama kararı dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bu nedenle kararın uygulanacağı an, taraflar arasındaki hesaplaşma bakımından belirleyici bir unsur oluşturur.

Davanın Doğurabileceği Sonuçlar

Yargılama sonunda mahkeme, somut olayın özelliklerine göre sözleşmenin aynen devamına, bedelin yükseltilmesine veya düşürülmesine ya da istemin reddine hükmedebilir. Amaç sözleşmeyi sona erdirmek değil, değişen koşullar karşısında taraflar arasındaki ekonomik dengeyi yeniden kurmaktır.

Kira Bedelinin Yükseltilmesi veya Düşürülmesi

Mahkeme, bedelin mevcut koşullarda taraflardan biri için aşırı ağırlaştığı ya da ekonomik karşılığını büyük ölçüde yitirdiği kanaatine varırsa, bedelin artırılmasına veya azaltılmasına karar verebilir. Yeni bedel, değişen ekonomik koşullar ve taraflar arasındaki denge gözetilerek saptanır.

Dolayısıyla bu dava yalnızca bedelin indirilmesi için değil, bedelin değer kaybetmesi halinde yükseltilmesi için de açılabilir.

Bedel belirlenirken hâkim özellikle piyasa koşullarını ve hakkaniyet ölçütlerini, ekonomik koşullardaki değişimi, kiralananın niteliği ile kullanım amacını ve taraflar arasındaki sözleşme dengesini gözetir.

Sözleşmenin Diğer Kayıtlarının Uyarlanması

Mahkemenin müdahalesi bedelle sınırlı kalmak zorunda değildir. Gerek gördüğü hallerde sözleşmenin başka kayıtlarında da değişiklik yapılmasına hükmedebilir. Bu müdahaleler, ilişkinin yeni koşullara uygun biçimde yürümesini sağlamaya yöneliktir.

Örneğin mahkeme, taraflar arasındaki yükümlülüklerin kapsamını yeniden çizebilir; artış oranına ilişkin bir düzenleme getirebilir; ödemenin yapılış biçimini değiştirebilir; yabancı para üzerinden kararlaştırılan bedelin Türk Lirasına dönüştürülmesine hükmedebilir.

Bu nedenle uyarlama, sözleşmeyi ortadan kaldırmayı değil, değişen koşullara uydurarak sürdürmeyi amaçlayan bir hukuki araçtır.

Talebin Reddi

Kanuni unsurların gerçekleşmediği sonucuna varılırsa dava reddedilir. Bu halde kira ilişkisi mevcut içeriğiyle devam eder ve taraflar üstlendikleri edimleri aynen yerine getirmekle yükümlü kalır.

Ret kararı özellikle şu hallerde gündeme gelebilir: ileri sürülen ekonomik değişimin olağan sınırlar içinde kalması; ifanın aşırı derecede güçleşmemiş olması; sözleşme kurulurken risklerin kestirilebilir nitelik taşıması; talepte bulunan tarafın kusurlu bir davranışının bulunması.

Görüldüğü üzere uyarlama, her ekonomik sıkıntıda başvurulabilecek genel bir çare değildir. Talebin kabul edilebilmesi için kanunda aranan unsurların somut uyuşmazlıkta açık biçimde gerçekleşmiş olması gerekir.

Uyarlama uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen unsur, çoğu zaman hukuki nitelendirmeden çok ispat çalışmasının niteliği olmaktadır. Öngörülemezlik iddiası soyut bırakıldığında ya da ekonomik değişimin sözleşme dengesine etkisi sayısal olarak ortaya konulamadığında, talebin olağan bir kira artışı isteği gibi değerlendirilmesi riski doğar. Bu nedenle dilekçe aşamasında sözleşme tarihindeki tablo ile dava tarihindeki tablonun karşılaştırmalı biçimde kurgulanması, sürecin en kritik adımıdır.

Bedelini ödemeye devam eden kiracılar bakımından ise TBK m. 138'in ifaya ilişkin koşulu ayrı bir dikkat gerektirir. İhtirazi kayıt konulmaksızın yapılan ödemeler, sonradan ileri sürülecek uyarlama talebinin dayanağını zayıflatabilir.

Somut bir uyuşmazlıkta yol haritası çizilirken şu başlıklar önceliklendirilmelidir:

  • Talebin kira tespiti mi yoksa aşırı ifa güçlüğüne dayalı uyarlama mı olduğunun baştan netleştirilmesi
  • Ödemelerin ihtirazi kayıtla yapılıp yapılmadığının ve kayıt metninin yeterliliğinin denetlenmesi
  • Zorunlu arabuluculuk sürecinin usulüne uygun tüketilmesi ve son tutanağın dosyaya eklenmesi
  • Öngörülemezlik iddiasının somut ekonomik verilerle, dönem karşılaştırmasına dayanarak belgelendirilmesi
  • Döviz üzerinden kurulan sözleşmelerde kur riskinin sözleşmeyle kimin üzerinde bırakıldığının incelenmesi
  • Kararın dava tarihinden itibaren hüküm doğuracağı gözetilerek başvuru zamanlamasının planlanması

Independent Legal, kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda sözleşme incelemesinden uyarlama davasının yürütülmesine kadar sürecin bütününde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara