Kat mülkiyetine tabi bir ana taşınmazın işleyişi, büyük ölçüde yönetim planı adı verilen belgeye dayanır. Bu metin, taşınmazın nasıl yönetileceğini, ortak yerlerin hangi esaslarla kullanılacağını ve maliklerin karşılıklı yükümlülüklerini ortaya koyar. Ne var ki yönetim planında yer alan her düzenlemenin hukuken ayakta kalması gerekmez; kanuna aykırı ya da malikin hakkını ölçüsüz biçimde daraltan hükümler dava yoluyla ortadan kaldırılabilir.
Uygulamaya bakıldığında bu davaların belirli konu başlıkları etrafında yoğunlaştığı görülür: bağımsız bölümün kullanımına getirilen katı yasaklar, ortak alanlardan yararlanmada bazı maliklere ayrıcalık tanıyan kurgular, gider paylaşımında dengeyi bozan hesaplama biçimleri. Bu tür hükümler, kat malikleri arasındaki uyuşmazlıkların en verimli kaynağını oluşturmaktadır.
Bu bilgi notunda yönetim planına yönelik iptal talebinin hangi maddi ve usuli koşullara bağlandığını, davanın kime karşı açılması gerektiğini, süre bakımından nasıl bir rejimin geçerli olduğunu ve verilecek kararın taşınmaz üzerinde ne tür sonuçlar doğuracağını ele alıyoruz.
Yönetim Planının İptali Davası Nedir?
Yönetim planı, kat malikleri arasında kurulmuş bir sözleşme gibi hüküm doğurur; ancak bu sözleşmesel nitelik, planın denetim dışı kaldığı anlamına gelmez. Tarafların iradesiyle kaleme alınmış olması, kanuna aykırı bir hükmü meşrulaştırmaz. Aykırılığın bulunduğu ölçüde ilgili düzenleme mahkeme kararıyla ortadan kaldırılabilir.
Konunun temel kavramları bakımından Yönetim Planı Nedir? başlıklı çalışmamız tamamlayıcı nitelikte bir okuma sunmaktadır.
Yönetim Planının Hukuki Niteliği
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 28. maddesi, yönetim planını ana taşınmazın yönetim tarzını, kullanım esaslarını ve kat mülkiyetine tabi bağımsız bölüm maliklerinin hak ve borçlarını belirleyen bir sözleşme olarak konumlandırır. Plan, kat mülkiyetinin kuruluş belgelerinden biridir ve tüm malikler bakımından bağlayıcılık taşır.
Bununla birlikte bu sözleşme, alelade bir özel hukuk sözleşmesiyle aynı kefeye konulamaz. Yönetim planının ayırt edici özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
- Kat maliklerinin istisnasız tamamı üzerinde hüküm doğurur
- Bağımsız bölümü sonradan edinen kişiler de plana tabi hale gelir
- Ana taşınmazın yönetim düzeninin çerçevesini çizer
- Kanunun emredici hükümlerinin dışına çıkamaz
Bu özellikler nedeniyle yönetim planı, hem sözleşmesel hem de düzenleyici karakteri bir arada barındıran karma bir belge olarak nitelendirilir.
Yönetim Planının İptali ile Değiştirilmesi Arasındaki Fark
Uygulamada bu iki kavramın birbirinin yerine kullanıldığına sık rastlanır; oysa aralarında hem amaç hem de usul bakımından belirgin bir ayrım vardır.
Yönetim planının değiştirilmesi, kat maliklerinin kendi iradeleriyle gerçekleştirdikleri bir işlemdir ve Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca maliklerin beşte dört (4/5) çoğunluğunun kararını gerektirir. İptal ise iradeye değil hukuka aykırılık iddiasına dayanır ve ancak yargı kararıyla sonuç doğurur.
Ayrım şu dört başlıkta toparlanabilir:
- Değiştirme → kat maliklerinin kararına dayanır
- İptal → mahkeme kararına dayanır
- Değiştirme → nitelikli çoğunluk şartına bağlıdır
- İptal → hukuka aykırılık şartına bağlıdır
Yönetim Planının İptalini Gerektiren Maddi Sebepler
Kat maliklerini bağlayan bir sözleşme olmasına rağmen yönetim planı, emredici hukuk kurallarının çizdiği sınırı aşamaz. Planda yer alan bir düzenlemenin hukuka aykırı olduğu hallerde iptal talebi gündeme gelir. Bununla birlikte her memnuniyetsizlik iptal sonucunu doğurmaz; mahkemenin müdahalesi için aykırılığın açık ve somut biçimde ortaya konulması aranır.
Kanun Hükümlerine Aykırı Düzenlemeler
Yönetim planı, başta Kat Mülkiyeti Kanunu olmak üzere ilgili mevzuatla uyumlu olmak zorundadır. Kanunun açık düzenlemesiyle çelişen plan hükümleri geçerli sayılmaz ve iptale konu edilebilir.
Bu kapsamda değerlendirilebilecek örnekler:
- Maliklerin ortak giderlere katılma borcunu tümüyle ortadan kaldıran hükümler
- Toplantıya katılma veya oy kullanma hakkını daraltan düzenlemeler
- Kanunda belirlenmiş karar yeter sayılarını başkalaştıran maddeler
Emredici Hukuk Kurallarına Aykırılık
Emredici kurallar, tarafların aksini kararlaştırma yetkisinin bulunmadığı ve kamu düzenini ilgilendiren hükümlerdir. Yönetim planı yoluyla bu kuralların dışına çıkılması mümkün değildir.
Aşağıdaki düzenlemeler bu türden bir aykırılık oluşturur:
- Mülkiyet hakkının özüne dokunan, hakkı işlevsiz kılan hükümler
- Ortak yerlerden yararlanmayı belirli maliklerin tekeline bırakan kurgular
- Kanunun açıkça yasakladığı bir kullanımı serbest bırakan maddeler
Bu nitelikteki hükümler, kat maliklerinin tamamı onay vermiş olsa dahi geçerlilik kazanmaz ve iptal edilebilir.
Mülkiyet Hakkını Ölçüsüz Biçimde Daraltan Hükümler
Yönetim planı, kat malikinin mülkiyet hakkını tümden ortadan kaldıracak veya orantısız şekilde kısıtlayacak düzenlemeler içeremez. Ortak yaşamın düzenli yürümesi adına birtakım sınırlamalar getirilmesi elbette mümkündür; ancak bu sınırlamaların makul, ölçülü ve hukuka uygun bir amaca hizmet etmesi gerekir.
Ölçüsüzlük şu örneklerde kendini gösterir:
- Bağımsız bölümün kullanımını bütünüyle yasaklayan hükümler
- Malikin bağımsız bölümünü kiraya vermesini mutlak biçimde engelleyen düzenlemeler
- Taşınmazdan yararlanmayı fiilen imkânsız kılan kısıtlamalar
Eşitlik İlkesini Zedeleyen Hükümler
Kat mülkiyeti düzeninde maliklerin hak ve yükümlülükleri bakımından eşitlik esastır. Bazı maliklere ayrıcalık tanıyan ya da belirli maliklere diğerlerine kıyasla daha ağır külfetler yükleyen plan hükümleri hukuka aykırı kabul edilebilir.
Bu başlık altında değerlendirilebilecek durumlar:
- Belirli bağımsız bölüm sahiplerinin ortak gider yükümlülüğünden muaf tutulması
- Ortak alanlardan yararlanmanın yalnızca bir grup malike özgülenmesi
- Nitelik ve büyüklük bakımından benzer bağımsız bölümler için farklı aidat rejimi öngörülmesi
Yönetim Planının Uygulanmasının Fiilen İmkânsızlaşması
Planda yer alan bir düzenlemenin zamanla uygulanabilirliğini yitirmesi de iptal sebebi teşkil edebilir. Özellikle ana taşınmazın fiziki yapısında meydana gelen değişiklikler veya kullanım koşullarının başkalaşması, bazı hükümleri işlevsiz bırakabilir.
Bu kapsamda şunlar sayılabilir:
- Binanın fiziki yapısındaki değişim nedeniyle uygulanamaz hale gelen düzenlemeler
- Ortak yerlerin niteliğinin değişmesi sonucu anlamını yitiren hükümler
- Fiilen var olmayan bir unsura dayandırılmış kullanım kuralları
Davanın Açılabilmesi İçin Aranan Usuli Şartlar
Hukuka aykırılık iddiasının tek başına ileri sürülmesi, davanın esastan incelenmesi için yeterli değildir. Davacının hukuki yararının bulunması, dava açma ehliyetine sahip olması ve dava konusunun iptal edilebilir nitelikte bir plan hükmü olması gerekir. Bu koşullar, yargılamanın esasa geçebilmesinin ön şartlarını oluşturur.
Davacının Hukuki Yararı
İptal talebinin dinlenebilmesi için davacının, dava konusu düzenlemeden doğrudan etkilenmiş olması veya bu düzenleme nedeniyle bir hakkının ihlal edilmiş bulunması aranır.
Soyut düzeyde kalan bir hukuka aykırılık iddiası, dava açmak için yeterli sayılmaz. Davacının, iptalini istediği hükmün kendi hukuki durumunda bir kayba veya somut bir riske yol açtığını ortaya koyması beklenir.
Hukuki yararı bulunduğu kabul edilen kişilere örnek olarak:
- Bağımsız bölümünün kullanımı bir plan hükmüyle sınırlanan kat maliki
- Ortak alan kullanımına ilişkin hakları daraltılan malik
- Aidat yükümlülüğü doğrudan etkilenen malik
gösterilebilir.
Davayı Açabilecek Kişiler
İptal davası kural olarak kat maliklerinden biri tarafından açılır. Yönetim planı kat maliklerini bağlayan bir sözleşme olduğuna göre, planın hukuka aykırılığından en doğrudan etkilenen kesim de bu kişilerdir.
Dava açma ehliyeti bulunanlar genellikle şunlardır:
- Kat malikleri
- Paylı mülkiyet söz konusu ise paydaşlar
- Kat mülkiyetine tabi bağımsız bölüm sahipleri
Buna karşılık aşağıdaki kişiler kural olarak yönetim planının iptalini talep edemez:
- Kiracılar
- Bağımsız bölümde oturmakla birlikte malik sıfatı taşımayan kişiler
- Taşınmazla hukuki bağlantısı bulunmayan üçüncü kişiler
Davaya Konu Edilebilecek Hükümler
Bu davada dava konusu, yönetim planında yer alan belirli bir düzenlemedir. Talebin karşılanabilmesi için iptali istenen hususun gerçekten plan metninde bulunması gerekir.
Uygulamada en sık dava konusu edilen hükümler şunlardır:
- Bağımsız bölümün kullanımına getirilen sınırlamalar
- Ortak yerlerin kullanımını düzenleyen maddeler
- Aidat ve gider paylaşımına ilişkin hükümler
- Yönetim biçimine veya karar yeter sayılarına ilişkin düzenlemeler
Plana yansımamış bir fiili uygulama ya da yönetim organının tek başına yaptığı bir işlem, doğrudan yönetim planının iptali davasına konu edilemez.
Plana Dayanılarak Alınan Kararlarla İptal Davası Arasındaki Ayrım
Uygulamada karşılaşılan en yaygın hatalardan biri, yönetim planına dayanılarak alınmış kat malikleri kurulu kararlarının yönetim planı iptali davasıyla hedef alınmasıdır. Oysa plan metni ile bu metne dayanılarak alınan kararlar farklı hukuki işlemlerdir ve ayrı dava türlerine tabidir.
Ayrım şöyle özetlenebilir:
- Hukuka aykırılık yönetim planındaki düzenlemeden kaynaklanıyorsa → yönetim planının iptali davası
- Hukuka aykırılık kat malikleri kurulu kararından kaynaklanıyorsa → kararın iptali davası
Bu nitelendirmenin baştan doğru yapılması, yanlış dava türü seçilmesi nedeniyle talebin usulden reddedilmesini önler.
Yönetim Planına İlişkin Davalarda Süre Rejimi
Kat Mülkiyeti Kanunu, yönetim planı hükümlerine karşı açılacak davalar bakımından açıkça düzenlenmiş özel bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Bu boşluk, plana ilişkin her uyuşmazlığın sonsuza kadar dava edilebileceği anlamına gelmez.
Talebin niteliğine göre süre rejimi farklılaşır:
- Kat malikleri kurulu kararlarının iptali davaları, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesi gereğince 1 aylık ve her hâlde 6 aylık hak düşürücü sürelere bağlıdır.
- Yönetim planındaki bir hükmün emredici hukuk kurallarına aykırılığı ileri sürüldüğünde ise çoğu zaman teknik anlamda bir iptalden değil, hükmün geçersizliğinden (yokluk veya mutlak butlan) söz edilir.
Geçersizlik iddiasının söz konusu olduğu hallerde:
- Aykırı hüküm baştan itibaren hükümsüz kabul edilebilir
- Bu iddia kural olarak süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir
- Hukuki yarar koşulu somut olayın özelliklerine göre ayrıca denetlenir
Toparlamak gerekirse yönetim planına ilişkin davalar:
- Tek bir süre rejimine tabi değildir
- Talebin niteliğine göre (iptal / geçersizlik / uygulanmama) ayrı ayrı değerlendirilir
- Emredici kurallara aykırılık hâlinde süre sınırlaması olmaksızın gündeme getirilebilir
Sonuç itibarıyla, plandaki her hukuka aykırılık için süresiz dava imkânı bulunduğu söylenemez. Buna karşılık emredici hukuk kurallarıyla çatışan hükümlerin geçersizliği kural olarak her zaman ileri sürülebilir ve mahkemece kendiliğinden gözetilebilir.
Husumetin Kime Yöneltileceği
Yönetim planına ilişkin davalarda davalı sıfatının kime ait olacağı, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir; tek tip bir çözüm mevcut değildir. Öncelikle uyuşmazlığın, planın kuruluş aşamasındaki asli metnine yönelik bir iptal veya geçersizlik iddiasından mı, yoksa kat malikleri kurulunca alınmış bir değişiklik kararının iptalinden mi doğduğu netleştirilmelidir.
Doğru husumet tayini, davanın esastan görülebilmesinin temel usul şartlarından biridir.
Asli Plan Hükümlerine Yönelik Davalarda Husumet
Dava, yönetim planının başlangıçtaki içeriğine ya da yürürlükteki bir hükmün emredici kurallara, kamu düzenine veya mülkiyet hakkının özüne aykırılığına dayandırılıyorsa, uyuşmazlığın konusu doğrudan plan metnidir.
Hukuki Niteliği
Bu davalar bir kurul kararının iptali davası değildir; yönetim planında yer alan sözleşme hükmünün iptali ya da geçersizliğinin tespiti talebi niteliği taşır.
Husumet
Yönetim planı bütün kat maliklerini bağlayan çok taraflı bir düzenleme olduğundan, bir hükmün iptali veya geçersizliğinin tespiti tüm maliklerin hukuk alanına dokunur. Bu nedenle husumetin, davacı dışında kalan kat maliklerinin tamamına yöneltilmesi esastır.
Bu tür davalarda maliklerin tümünün davalı olarak gösterilmesi gerekir. Uygulamada bazı maliklerin dışarıda bırakıldığı hallerde mahkeme, taraf teşkilinin tamamlanması için süre verebilir; verilen sürede eksiklik giderilmezse dava usulden reddedilebilir.
Risk
Husumetin yalnızca yöneticiye yöneltilmesi, taraf teşkilinin sağlanamaması ya da sıfat yokluğu gerekçesiyle davanın reddine veya yargılamanın gereksiz yere uzamasına yol açabilir.
Yönetim Planı Değişikliği Kararlarının İptalinde Husumet
Uyuşmazlık, mevcut planın değiştirilmesi amacıyla toplanan Kat Malikleri Kurulu'nun Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca gerekli çoğunlukla aldığı kararın iptaline yönelikse, dava teknik olarak bir kurul kararı iptali davasıdır.
Temsil Yetkisi
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 38. maddesi yöneticiyi kat maliklerini temsille görevlendirdiğinden, kurul kararlarının iptali davalarında husumetin yöneticiye yöneltilmesi mümkündür. Bu halde yönetici, davayı maliklere duyurmak ve gerekli savunmayı yürütmekle yükümlüdür.
Uygulama
Davacının bu tür davalarda maliklerin tamamını tek tek davalı göstermesi zorunlu değildir. Husumetin kat maliklerini temsilen yöneticiye yöneltilmesi yeterli görülmektedir.
Bu çözüm, usul ekonomisini gözeten ve yargılamanın gereksiz biçimde uzamasını engellemeyi amaçlayan bir temsil kolaylığıdır.
Ayrımın Usul Hukuku Bakımından Taşıdığı Önem
Planın asli hükümlerine yönelik davalar ile plan değişikliği kararlarının iptali davaları arasındaki ayrım, yalnızca davalının kim olacağını değil, uygulanacak süre rejimini de belirler.
Kurul Kararının İptalinde
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesindeki süreler devreye girer:
- Kararın öğrenilmesinden itibaren 1 ay
- Her hâlde karar tarihinden itibaren 6 ay
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
Plan Hükmünün İptali veya Geçersizliğinin Tespitinde
Yönetim planı hükmünün emredici kurallara ya da kamu düzenine açıkça aykırı olduğu hallerde, geçersizliğin tespiti talebi kural olarak belirli bir hak düşürücü süreye bağlı değildir.
Ancak her hukuka aykırılık mutlak butlan sonucunu doğurmaz. Bu nedenle sürenin işleyip işlemediği, ileri sürülen aykırılığın niteliğine göre somut olay bazında değerlendirilir.
Site ve Apartman Yönetimlerinin Tüzel Kişilik Sorunu
Apartman ya da site yönetimleri bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip değildir. Bu nedenle dava dilekçesinin davalı hanesine yalnızca "X Sitesi Yönetimi" veya "Y Apartmanı Yönetimi" yazılması teknik açıdan hatalıdır.
Husumetin usulüne uygun yöneltilmesi gerekir. Bu çerçevede dava;
- Doğrudan kat maliklerinin isimlerine karşı
ya da
- Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca kat maliklerini temsilen yöneticiye karşı
açılmalıdır. Söz konusu husus, yönetim planına ilişkin davalarda en çok tekrarlanan usul hatalarından biridir.
Yargılama Süreci
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Yönetim planının iptali talepleri, kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklar arasında yer alır ve görev ile yetki Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleriyle belirlenmiştir. Bu kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Görevli Mahkeme
Yönetim planının iptali davalarında görev Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Kat mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıklar niteliği gereği sulh hukuk mahkemelerinin görev alanındadır.
Dolayısıyla dava, taşınmazın değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde açılır.
Yetkili Mahkeme
Yetki bakımından ana taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi belirleyicidir. Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca bu yetki kesin yetki niteliği taşır.
Bunun pratik sonuçları şunlardır:
- Dava yalnızca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülebilir
- Taraflar başka bir yer mahkemesini yetkili kılan anlaşma yapamaz
- Mahkeme yetkisizliği re'sen dikkate almak zorundadır
Bu nedenle iptal davasının, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açılması zorunludur.
Deliller ve İspat
Yönetim planının iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı üzerindedir. Davacının, plandaki düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu veya haklarını ihlal ettiğini somut delillerle ortaya koyması beklenir. Mahkeme, planın içeriğini ve fiili uygulamasını tarafların sunduğu deliller çerçevesinde inceleyerek aykırılığın bulunup bulunmadığını tespit eder.
Dolayısıyla dava açılırken iddiada bulunmak yetmez; iddianın dayandığı maddi olguların belgelerle ve diğer delillerle desteklenmesi gerekir.
Başlıca Deliller
Bu davalarda temel delil, iptali istenen yönetim planının kendisidir. Bunun yanında taşınmazın hukuki durumunu ve yönetim pratiğini gösteren belgeler de yargılamada belirleyici olur.
Sıklıkla başvurulan deliller şunlardır:
- Yönetim planı metni
- Tapu kayıtları ve kat mülkiyeti belgeleri
- Kat malikleri kurulu kararları
- Mimari proje ve bağımsız bölüm listesi
- Aidat ve gider kayıtları
- Yazışmalar, ihtarnameler ve bildirimler
- Fotoğraflar, video kayıtları veya keşif tutanakları
- Tanık beyanları
Bilirkişi İncelemesi ve Teknik Değerlendirme
Uyuşmazlığın teknik ya da hukuki uzmanlık gerektirdiği hallerde mahkemenin bilirkişi incelemesine başvurması sıkça görülür. Özellikle ortak yerlerin kullanımına ilişkin çekişmelerde ve mimari projeye aykırılık iddialarında bilirkişi raporu sonucu tayin edici olabilmektedir.
Mahkeme Kararının Doğurduğu Sonuçlar
İptal davası sonucunda verilen karar kesinleştiğinde, iptal edilen hükmün hukuki varlığı geçmişe etkili biçimde ya da kararın niteliğine göre ileriye dönük olarak son bulur. Verilen iptal kararı inşai (yenilik doğurucu) karakter taşır ve planın ilgili bölümlerinin tüm kat malikleri ile külli ve cüzi halefleri (yeni malikler) bakımından bağlayıcılığını sona erdirir.
Bu noktada Türk hukukunda "Hakimin Sözleşmeye Müdahalesi" kurumunun sınırlı olduğunu hatırlatmak gerekir. Mahkeme kural olarak iptal ettiği hükmün yerine yeni bir kural koymaz; yalnızca yönetim düzeninin devamı için zorunlu görülen hallerde hakimin müdahalesi yoluyla hukuka uygun bir düzenleme tesis edilebilir.
Yönetim Planının Tamamının İptali
Planın oluşturulma sürecinde temel bir sakatlık bulunması (maliklerin tamamının imzasının yer almaması, sahtecilik ve benzeri haller) veya planın omurgasını kuran maddelerin emredici hükümlere (KMK m. 20, 24, 28 vb.) kökten aykırı olması durumunda mahkeme planın tümüyle iptaline hükmedebilir.
- Kanuni Boşluğun Dolması: Planın bütünüyle iptali ana taşınmazı yönetim plansız bırakmaz. Böyle bir halde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri doğrudan ve eksiksiz biçimde uygulanır.
- İstisnai Nitelik: "Ayakta tutma ilkesi" gereği uygulamada esas olan, planın tamamı yerine yalnızca sakat maddelerin iptalidir. Tam iptal, planın uygulanabilirliğini bütünüyle yitirdiği hallere özgü istisnai bir sonuçtur.
Belirli Hükümlerin İptali (Kısmi İptal)
Bu davaların büyük bölümü planın tamamına değil, belirli maddelerine yöneliktir; ortak gider paylaşımındaki dengesizlikler, eklentilerin kullanımı veya yönetim organının yetkileri bu maddelere örnek gösterilebilir.
- Hukuki Süreklilik: İptal edilen hüküm dışındaki maddeler geçerliliğini ve bağlayıcılığını sürdürür.
- Sınırlı Etki: İptal nedeniyle doğan boşluk öncelikle Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ilgili maddeleriyle doldurulur.
Yeni Yönetim Planı Düzenlenmesi ve Hakimin Müdahalesi
İptalin ardından kat maliklerinin beşte dört çoğunlukla yeni bir düzenleme yapamaması hâlinde, ana taşınmazın yönetiminde doğabilecek boşluğun giderilmesi için hakimin müdahalesi yoluna gidilebilir.
Kat mülkiyeti hukukunda yönetim düzeninin kesintiye uğramaması esastır. Bu nedenle gerekli çoğunluk sağlanamadığında ortaya çıkan boşluk veya belirsizlik mahkeme kararıyla giderilebilir.
Hakimin Yetkisinin Kapsamı ve Sınırları: Hakim, uyuşmazlığı çözerken somut olayın özelliklerini gözeterek hukuka uygun bir düzenleme kurar. Buradaki amaç maliklerin iradesinin yerine geçmek değil, yönetim düzeninin işlemesini sağlayacak hukuki çözümü oluşturmaktır. Ancak hakimin yetkisi sınırsız değildir.
- Kanuna Uygunluk: Hakim, iptal edilen hükmün yerine geçecek düzenlemeyi belirlerken Kat Mülkiyeti Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı karar veremez. Gider paylaşımında arsa payı esası gibi kanuni ölçütler göz ardı edilemez.
- Hakkaniyet ve Objektiflik Denetimi: Hakim, binanın yapısı, lüks tesislerin varlığı ve kullanım alışkanlıkları gibi somut verileri inceleyerek en adil çözümü yargı kararı biçiminde tesis eder.
- Yönetim Boşluğunu Giderme Yetkisi: Verilen karar, kat malikleri kurulunun gerekli çoğunlukla alamadığı kararın yerini tutacak bir düzenleme oluşturur ve yönetimin sürekliliğini sağlar.
- Hakimin Kararının Niteliği: Hakim tarafından belirlenen düzenleme yönetim planı hükmü gibi uygulanır ve bütün kat maliklerini bağlar.
Bu müdahale, maliklerin iradesini tümüyle devre dışı bırakmaz. Kat malikleri gerekli çoğunluğu sağladıkları takdirde yönetim planını değiştirme yetkilerini korumaya devam ederler.
İptal Kararı Kimleri Bağlar?
Yönetim planı niteliği itibarıyla bir "toplu sözleşme" olduğundan, bu plana ilişkin mahkeme kararı kişinin hukukunu değil taşınmazın hukukunu ilgilendirir. Bunun sonuçları şöyledir:
- Genel Bağlayıcılık: İptal kararı, davada taraf olsun olmasın tüm kat maliklerini, bağımsız bölümü sonradan iktisap edenleri ve intifa/irtifak hakkı sahiplerini bağlar.
- Yöneticinin Sorumluluğu: Karar kesinleştikten sonra yönetici, iptal edilen maddeye dayanarak aidat tahakkuku veya yasaklama gibi işlemler tesis edemez. Aksi yöndeki davranış yöneticinin hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurur.
- Tapu Siciline Şerh: Kesinleşen karar tapu müdürlüğüne sunularak mevcut yönetim planı belgesi üzerine şerh düşülmesi sağlanır; böylece kararın etkisi aleniyet kazanır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Yönetim planına ilişkin uyuşmazlıklarda davanın kaderi çoğu zaman ilk dilekçede belirlenir. Talebin bir kurul kararının iptali mi yoksa plan hükmünün geçersizliğinin tespiti mi olduğu doğru nitelendirilmediğinde, hem husumet hem de süre bakımından telafisi güç sonuçlar doğar. Bu iki eksenin baştan ayrıştırılması, esasa girilmeden verilecek bir ret kararının önüne geçer.
Uygulamada bir diğer kritik nokta taraf teşkilidir. Çok sayıda bağımsız bölümün bulunduğu yapılarda maliklerin tamamının doğru şekilde tespiti, güncel tapu kaydı üzerinden yürütülmesi gereken titiz bir ön çalışmayı gerektirir.
Somut bir dosyada yol haritası kurulurken şu başlıklar önceliklendirilmelidir:
- Uyuşmazlığın plan hükmüne mi yoksa kurul kararına mı dayandığının netleştirilmesi
- İleri sürülen aykırılığın iptal mi yoksa mutlak butlan mı sonucunu doğurduğunun analiz edilmesi
- Kurul kararına dayalı taleplerde 1 aylık ve 6 aylık hak düşürücü sürelerin takvimlenmesi
- Asli plan hükümlerine yönelik davalarda tüm kat maliklerinin davalı olarak gösterilmesi
- Davalı tarafın "site yönetimi" olarak gösterilmesinden kaçınılması
- Hukuka aykırılık iddiasının yönetim planı metni, proje ve gider kayıtlarıyla belgelendirilmesi
Independent Legal, kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklarda yönetim planının hukuki denetiminden iptal kararının tapu siciline yansıtılmasına kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

