Independent LegalIndependent Legal

Gayrimenkul Hukuku

Gayrimenkul Hukuku

Kiracının İflası Halinde Güvence Talebi, Sözleşmenin Feshi ve Tahliye (TBK m. 332)

Kiracı hakkında iflas kararı verilmesi, kira ilişkisini kendiliğinden bitirmez. TBK m. 332 kiraya verene önce güvence isteme, güvence sunulmazsa sözleşmeyi feshederek kiralananın boşaltılmasını talep etme imkânı tanır. Sürecin adımlarını uygulama açısından ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Gayrimenkul HukukuOkuma 9 dk

Kira ilişkisi sürerken kiracı hakkında iflas kararı verilmesi, kiraya veren bakımından alacağın tahsili yönünden ciddi bir belirsizlik yaratır. Türk Borçlar Kanunu bu ihtimali ayrı bir hükümle karşılamış; 332. maddede, iflas eden kiracıyla kurulmuş kira ilişkisinin nasıl bir yol izleyeceğini düzenlemiştir. Hüküm, kiraya verene önce güvence isteme, güvence sağlanmadığı takdirde ise sözleşmeyi sona erdirme yetkisi vermektedir.

Uygulamada sıkça yanılgıya düşülen nokta şudur: iflas kararının varlığı, kira sözleşmesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz ve kiracının derhâl kiralanandan çıkarılması sonucunu doğurmaz. Kanun koyucu sözleşmenin ayakta kalıp kalmayacağını doğrudan iflas olgusuna bağlamamış, araya bir güvence aşaması yerleştirmiştir. Fesih ve buna bağlı boşaltma yetkisi ancak bu aşamanın sonuçsuz kalmasıyla gündeme gelir.

Aşağıda, kiracı hakkında iflas kararı verildiğinde kira ilişkisinin hukuken hangi konumda bulunduğunu, kiraya verenin güvence isteme yetkisinin sınırlarını, güvence sunulmadığında izlenecek fesih ve boşaltma sürecini uygulamaya dönük bir bakışla değerlendiriyoruz.

Kiracının İflasına Dayalı Tahliye Ne Anlama Gelir?

Bu tahliye yolu, hakkında iflas kararı bulunan bir kiracı karşısında kiraya verenin kira alacağını emniyete alma amacıyla güvence istemesi ve bu istemin karşılıksız kalması durumunda kira ilişkisini sona erdirerek kiralananın boşaltılmasını talep edebilmesi esasına dayanır. Kira hukukunda sayılan tahliye sebepleri arasında kendine özgü bir konumu vardır; zira burada kiracının ödeme yapmamış olması değil, ödeme kapasitesine ilişkin ciddi bir şüphe belirleyicidir.

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki iflas kararı kira sözleşmesini kendiliğinden bitirmez ve kiracının hemen kiralanandan çıkarılmasını gerektirmez. Boşaltma yetkisi, kiraya verenin yönelttiği güvence istemine uygun bir süre içinde karşılık verilmemesiyle doğar.

Türk Borçlar Kanunu m. 332'nin İşlevi

Söz konusu hüküm, iflas eden bir kiracıyla devam eden kira ilişkisinde kiraya verenin alacağını korumaya yönelik özel bir mekanizma kurar. Hükmün lafzı şu şekildedir:

Türk Borçlar Kanunu m. 332
"Kiracı, kiralananın tesliminden sonra iflas ederse kiraya veren, işleyecek kira bedelleri için güvence verilmesini isteyebilir. Kiraya veren, güvence verilmesi için kiracı ve iflas masasına yazılı olarak uygun bir süre verir. Bu süre içinde kendisine güvence verilmezse kiraya veren, sözleşmeyi herhangi bir fesih bildirim süresine uymaksızın hemen feshedebilir."

Görüldüğü üzere kanun, kiraya verenin eline doğrudan bir fesih yetkisi vermemiştir. Önce kiracıdan ya da iflas idaresinden, işleyecek kira bedellerinin karşılanacağına ilişkin yeterli bir güvence gösterilmesi beklenir; ancak bu beklentinin boşa çıkması hâlinde sözleşmenin bozulması ve kiralananın boşaltılması yolu açılır.

İflasın Kira İlişkisi Üzerindeki Etkisi

Kiracı hakkında iflasa hükmedilmesi, taraflar arasındaki kira sözleşmesini sona erdirmez. İflas kararıyla birlikte kiracının malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi iflas idaresine geçer; buna karşın kira sözleşmesi hukuk düzeninde varlığını korumaya devam eder.

Kiraya verenin fesih ve boşaltma yetkisi, kiracıya veya iflas idaresine uygun bir süre tanınarak güvence istenmesine rağmen bu güvencenin sağlanmamış olmasına bağlıdır.

İflas Kararı Sonrasında Kira Sözleşmesinin Hukuki Konumu

İflasa hükmedilmesi kira ilişkisini kendiliğinden bitirmediğinden, sözleşmeden doğan hak ve borçlar ortadan kalkmaz. Kiracının malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi iflas idaresine geçmiş olsa dahi sözleşme geçerliliğini sürdürür.

Bu sebeple kiraya veren, kiracının iflas ettiğini öğrenir öğrenmez boşaltma isteminde bulunamaz. İzlenmesi gereken sıra bellidir: önce kiracıya veya iflas idaresine, işleyecek kira bedellerinin karşılanacağına ilişkin yeterli bir güvence sunmaları için uygun bir süre tanınır. Bu süre sonuçsuz kaldığında kiraya veren, sözleşmeyi feshedebilir ve kiralananın boşaltılmasını talep edebilir.

İflas Tek Başına Boşaltma Sonucu Doğurur mu?

Doğurmaz. İflasa hükmedilmiş olması, ne kira sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesine ne de kiracının derhâl kiralanandan çıkarılmasına yol açar.

Boşaltma yetkisinin doğması için üç adımın birlikte gerçekleşmesi aranır: kiraya verenin güvence isteminde bulunması, bu istem için elverişli bir süre tanıması ve tanınan süre içinde yeterli güvencenin sağlanmamış olması. Bu adımlar tamamlanmadan doğrudan boşaltma talebi ileri sürülmesi hukuken sonuç doğurmaz.

İflas İdaresinin Kira İlişkisini Sürdürme Yetkisi

Kiracının iflası hâlinde kira sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükler iflas idaresince kullanılabilir. İflas idaresi, ticari yararı bulunduğu kanaatindeyse ilişkiyi devam ettirmeyi seçebilir; kira bedellerinin ödenmesini sağlayarak sözleşmenin ayakta kalmasını mümkün kılar.

Böyle bir tercihin yapıldığı hâllerde kiraya verenin fesih ve boşaltma yetkisi doğmaz. Buna karşılık kiraya verenin yönelttiği güvence istemine uygun süre içinde karşılık verilmezse, sözleşmenin feshi ve kiralananın boşaltılması talebi yeniden gündeme gelir.

İflas idaresinin sözleşmeyi sürdürme yetkisi, kiraya verenin alacak güvenliğini zayıflatmaz. Kiraya veren her hâlükârda, doğacak kira alacağını emniyete almak amacıyla güvence isteme yetkisini kullanabilir.

Kiraya Verenin Güvence (Teminat) İsteme Yetkisi

Kiracı hakkında iflas kararı verildiğinde kiraya veren, kira alacağının karşılıksız kalmaması için kiracıdan veya iflas idaresinden yeterli bir güvence gösterilmesini isteyebilir. Bu yetki, sözleşmeyi anında bozma imkânı değil; kira ilişkisini emniyete alma amacı taşıyan bir koruma aracıdır.

Güvence isteme yetkisi iflas kararıyla birlikte doğar ve fesih yetkisinin kullanılabilmesi bakımından zorunlu bir ön aşama oluşturur. Başka bir anlatımla, güvence istenmeden ve bunun için elverişli bir süre tanınmadan yapılan fesih hukuken geçerli sonuç doğurmaz.

Yetkinin Kanuni Temeli

Kiraya verenin güvence isteme yetkisi doğrudan Türk Borçlar Kanunu'nun 332. maddesinden doğar. Hüküm, kiracının iflası hâlinde kiraya verene, işleyecek kira bedellerinin karşılanacağına ilişkin yeterli bir güvence talep etme imkânı tanımaktadır.

Düzenlemenin uygulamaya yansıyan temel sonuçları şu şekilde sıralanabilir:

  • Güvence usulüne uygun biçimde sağlandığında kira ilişkisi olağan seyrinde devam eder
  • İstenen güvencenin sunulmaması, fesih ve buna bağlı boşaltma yetkisini doğurur
  • İflasa hükmedilmiş olması, kendi başına kiraya verene sözleşmeyi bozma imkânı vermez
  • Fesih adımından önce mutlaka güvence istemi karşı tarafa yöneltilmiş olmalıdır

Güvence isteme yetkisi, kira ilişkisinden doğan alacakların korunmasını hedefleyen emredici nitelikte bir düzenlemeye dayanır.

Güvence İçin Süre Tanınması

Kiraya veren, güvence isteminde bulunurken kiracıya ve iflas idaresine bunun sağlanması için yazılı olarak uygun bir süre vermek zorundadır. Kanun sabit bir süre öngörmemiştir; somut olayın koşulları gözetilerek makul bir süre belirlenmesi gerekir.

Belirlenen sürenin, güvencenin fiilen temin edilmesine imkân verecek genişlikte olması aranır. Gerçekçi olmayacak kadar kısa bir süre tanınması, güvence isteme kurumunun amacıyla bağdaşmaz ve buna dayanılarak kullanılan fesih yetkisinin geçerliliğini tartışmalı hâle getirebilir.

Kanun, süre tanınmasının yazılı bir ihtarla yapılmasını aramaktadır.

Güvence Sağlanmazsa Ne Olur?

Kiracı veya iflas idaresi tarafından istenen güvence tanınan süre içinde sağlanmazsa, kiraya veren kira sözleşmesini feshetme yetkisini kazanır. Bu yetkiye bağlı olarak kiralananın boşaltılması da talep edilebilir hâle gelir.

Ancak güvencenin sunulmamış olması, sözleşmenin kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez. Kira ilişkisinin sona ermesi için kiraya verenin fesih iradesini açık bir beyanla ortaya koyması şarttır.

Bu adımı tamamlayan kiraya veren, sözleşmenin feshedildiğine dayanarak kiralananın boşaltılması için dava açabilir; koşulları oluşmuşsa icra yoluna da başvurabilir.

Kira Sözleşmesinin Feshi

Fesih Bildiriminin (İhtarın) Düzenlenmesi

Güvence sağlanmadığında fesih yetkisinin kullanılabilmesi, bu yöndeki iradenin kiracıya veya iflas idaresine ulaştırılmasına bağlıdır. Uygulamada bildirim çoğunlukla yazılı bir ihtarname biçiminde düzenlenmektedir.

Bildirimin amacına ulaşabilmesi bakımından şu noktalar öne çıkar:

  • Sözleşmenin sona erdirildiği, hiçbir yoruma yer bırakmayacak netlikte dile getirilmelidir
  • Daha önce güvence isteminde bulunulduğu ve bunun için bir süre tanındığı bildirimden anlaşılmalıdır
  • Tanınan sürenin dolduğu, buna rağmen güvencenin sunulmadığı somut biçimde ortaya konulmalıdır

Fesih bildiriminin yazılı yapılması zorunlu tutulmamıştır; ne var ki ispat kolaylığı düşünüldüğünde yazılı biçim tercih edilmekte, mümkün olduğunca noter aracılığıyla gönderilmektedir.

Boşaltma Talebinin Gündeme Gelişi

Kira ilişkisi feshedildiği andan itibaren kiraya veren, kiralananın boşaltılmasını isteme yetkisine kavuşur. Kiracının ya da iflas idaresinin taşınmazı kendiliğinden terk etmemesi hâlinde bu talep yargı önüne taşınır.

Bu noktada üç husus belirleyicidir: boşaltma yetkisi, güvencenin sunulmaması ve ardından sözleşmenin bozulmasıyla ortaya çıkar; kiraya verenin elindeki hukuki araç, kiralananın boşaltılmasına yönelik bir davadır; fesih adımı atlanarak doğrudan boşaltma istenmesi ise kural olarak kabul görmez.

Bu nedenle sürecin sağlıklı ilerlemesi, güvence isteminin yöneltilmesi, süre tanınması ve fesih işleminin usulüne uygun tamamlanmasına bağlıdır.

Kiracının İflası Nedeniyle Tahliye Davası Nasıl Açılır?

Fesihten sonra açılacak dava, kira ilişkisinden kaynaklanan bir tahliye davası niteliğindedir. Davanın dinlenebilmesi için kiraya verenin güvence isteminde bulunmuş olması, bunun için elverişli bir süre tanımış olması ve bu süre içinde güvencenin sağlanmamış olması gerekir.

Dava açılmadan önce arabuluculuk aşamasının tamamlanması zorunludur; yargılama ise genel tahliye davalarına ilişkin usul kurallarına tabidir.

Arabuluculuğa Başvuru Zorunluluğu

Kiracının iflasına dayanan boşaltma talebi, kira ilişkisinden doğan bir uyuşmazlık olduğundan dava öncesinde arabuluculuğa gidilmesi şarttır. Arabuluculuk burada bir dava şartıdır; bu aşama tüketilmeden açılan davalar usulden reddedilir.

Bu çerçevede dikkate alınması gerekenler şunlardır:

  • Dava dilekçesine, arabuluculuk sürecinin sonunda düzenlenen son tutanak eklenir
  • Boşaltma istemli dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk aşamasının tüketilmesi gerekir
  • Taraflar uzlaşmaya varamazsa, son tutanağın alınmasıyla birlikte yargı yolu açılır

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu tür bir boşaltma davasında görev, kiralananın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesine aittir.

Yetki bakımından kural olarak iki seçenek gündeme gelir:

  • Davalı konumundaki tarafın yerleşim yeri mahkemesi
  • Kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi

Uygulamada davaların büyük çoğunluğu, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmaktadır.

İspat Yükü ve Deliller

Fesih koşullarının oluştuğunu ileri süren taraf kiraya veren olduğundan, ispat yükü de ona düşer.

Kiraya verenin ortaya koyması gereken hususlar şunlardır:

  • Kiracı hakkında iflas kararı bulunduğu
  • Güvence isteminin karşı tarafa yöneltildiği
  • Bu istem için elverişli bir süre tanındığı
  • Süre dolduğu hâlde güvencenin sağlanmadığı
  • Kira sözleşmesinin fesih iradesiyle sona erdirildiği

Uygulamada bu hususların ortaya konulmasında en çok başvurulan belgeler ise şunlardır:

  • İflasa ilişkin mahkeme ilamı
  • Taraflar arasındaki kira sözleşmesi
  • Güvence istemini içeren ihtarname
  • Feshe ilişkin bildirim
  • Tebligata ilişkin kayıtlar

Bu belgeler, boşaltma isteminin hukuki temelinin gösterilmesi bakımından belirleyici işlev görür.

Tahliye Kararının İcra Yoluyla Uygulanması

Yargılama sonunda verilen boşaltma kararının fiilen hayata geçirilmesi için icra yoluna gidilmesi gerekir. Kiracı taşınmazı kendiliğinden terk etmezse karar, icra dairesi eliyle yerine getirilir.

Bu aşamada öne çıkan hususlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Karar, ilamlı icra prosedürü üzerinden uygulanır
  • Kiraya veren, kararın bulunduğu yer icra dairesine başvurarak boşaltma isteminde bulunur
  • İcra dairesince kiracıya tahliye emri tebliğ edilir
  • Tanınan süre içinde taşınmaz boşaltılmazsa zorla boşaltma işlemi gerçekleştirilir

Kararın Kesinleşmesi Gerekir mi?

Boşaltma kararının icraya konulabilmesi için kural olarak kesinleşme aranmaz.

Bununla birlikte kiracının kanun yoluna başvurması hâlinde işlemin durdurulabilmesi, tehiri icra (icranın geri bırakılması) kararı alınmasına bağlıdır. Böyle bir karar elde edildiğinde icra işlemleri, kanun yolu incelemesi sonuçlanıncaya kadar askıya alınır.

Uygulamanın özeti şudur:

  • Tahliyenin durdurulması ancak icranın geri bırakılması kararıyla mümkündür
  • Karar kesinleşmeden de icra takibine konu edilebilir
  • İstinaf ya da temyize gidilmiş olması, tek başına boşaltmayı engellemez

İcra Aşamasının İşleyişi

Boşaltma kararının uygulanması İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde yürütülür. İcra dairesi bu süreçte kiracıya, taşınmazı belirli bir süre içinde terk etmesi için mühlet tanır.

Sürecin genel akışı şöyledir: karara dayanılarak icra dairesine başvurulur, daire kiracıya tahliye emri gönderir, kiracıya taşınmazı boşaltması için süre verilir ve bu süre sonuçsuz kalırsa zorla boşaltmaya geçilir.

Bu son aşamada boşaltma işlemi, icra müdürlüğünce kolluk kuvvetleri eşliğinde gerçekleştirilir ve taşınmaz fiilen kiraya verene teslim edilir.

Kiracının iflasına dayanan tahliye, kira hukukunun teknik yönü ağır basan başlıklarındandır. Uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, esasa ilişkin bir tartışmadan değil, güvence isteminin hiç yöneltilmemiş olmasından veya tanınan sürenin gerçekçi bulunmamasından kaynaklanır. Bu nedenle sürecin en kritik anı, dava dilekçesinin yazıldığı gün değil, ilk ihtarnamenin düzenlendiği gündür.

İflas idaresinin sözleşmeyi sürdürme yönündeki tercihi de ayrıca izlenmelidir; zira idarenin tutumu, kiraya verenin elindeki seçenekleri doğrudan biçimlendirir. Somut bir dosyada yol haritası kurulurken şu başlıkların önceliklendirilmesini öneriyoruz:

  • Güvence isteminin hem kiracıya hem de iflas idaresine yazılı olarak yöneltilmesi
  • Tanınan sürenin, güvencenin fiilen temin edilebileceği ölçüde belirlenmesi ve gerekçelendirilmesi
  • Fesih iradesinin, tereddüde yer bırakmayacak biçimde ayrı bir bildirimle ortaya konulması
  • Dava öncesinde zorunlu arabuluculuk aşamasının tamamlanıp son tutanağın dosyaya eklenmesi
  • İflas kararı, ihtarname ve tebligat kayıtlarının bir bütün olarak baştan derlenmesi
  • Kesinleşme beklenmeden icra takibi başlatılması ihtimalinin ve tehiri icra riskinin önceden değerlendirilmesi

Independent Legal, kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda güvence isteminin hazırlanmasından tahliye kararının icrasına kadar sürecin bütün aşamalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara