Bir yapının her bir bölümünün ayrı bir malike ait olabilmesini ve bu bölümlere bağlı ortak alanların düzenli biçimde kullanılabilmesini sağlayan hukuki çerçeveye kat mülkiyeti adı verilir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine dayanan bu düzen, tek bir taşınmazın bölümlere ayrılarak birden çok kişice bağımsız biçimde kullanılabilmesini mümkün kılan özel bir mülkiyet sistemidir.
Uygulamada uyuşmazlıkların yoğunlaştığı alanlar genellikle bellidir: ortak yerlerin kimin ne ölçüde kullanacağı, aidat ve giderlerin hangi ölçüte göre paylaşılacağı, yönetim planının nasıl uygulanacağı ve kat malikleri kurulunda alınan kararların geçerli sayılıp sayılmayacağı. Bu başlıkların her biri, rejimin temel kavramlarının doğru anlaşılmasını gerektirir.
Bu bilgi notunda kat mülkiyetinin hukuki niteliğini, hangi koşullarda kurulabileceğini, rejimin yapı taşlarını, maliklerin hak ve yükümlülüklerini, yönetim ile karar alma düzenini, sona erme hallerini ve kat irtifakından ayrıldığı noktaları genel hatlarıyla ele alıyoruz.
Kat Mülkiyetinin Hukuki Niteliği
634 sayılı Kanunda düzenlenen kat mülkiyeti, bir yapıdaki bağımsız bölümler üzerinde tesis edilen özel nitelikli bir ayni haktır. Bu hak tek katmanlı değildir: bağımsız bölüm üzerindeki mülkiyet hakkı ile ortak yerler üzerinde arsa payı oranında var olan paylı mülkiyet hakkı bir arada bulunur. Bu yönüyle karma yapıda bir mülkiyet düzeni söz konusudur.
Kanunun 1. maddesi rejimi şu ifadelerle tanımlamaktadır:
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 1
"Tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkân, mağaza, mahzen, depo gibi bölümleri üzerinde, o yapının bağımsız mülkiyete elverişli bağımsız bölümlerinden her biri için ayrı ayrı kurulan mülkiyet hakkına kat mülkiyeti denir."
Hükümden anlaşıldığı üzere kat mülkiyeti, taşınmaz mülkiyetinin özel bir görünümüdür. Malike kendi bağımsız bölümü üzerinde mülkiyet hakkı tanırken, ortak yerler bakımından arsa payıyla orantılı bir ortak mülkiyet hakkı sağlar. Dolayısıyla karşımızda klasik anlamda tek başına duran bir mülkiyet hakkı değil, bağımsız bölüm ile ortak alan ilişkisini birlikte düzenleyen özel bir rejim bulunmaktadır.
Bu niteliğiyle kat mülkiyeti, bireysel mülkiyet yetkisini ortak yaşam düzeniyle birlikte kurgulayan ve kanunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiş özel bir ayni hak olarak karşımıza çıkar.
Kat Mülkiyetinin Kurulması
Bu rejim, bitirilmiş bir yapıdaki bağımsız bölümler üzerinde mülkiyet hakkı doğuran ve varlığını tapu siciline tescille kazanan bir ayni haktır. Bu nedenle fiilen bağımsız kullanımın bulunması tek başına yeterli olmaz; kanunun aradığı koşulların karşılanması ve tescil işleminin tamamlanması gerekir.
Aranan Şartlar
Rejimin kurulabilmesi öncelikle yapının bitirilmiş olmasına ve her bir bağımsız bölümün ayrı mülkiyete elverişli nitelik taşımasına bağlıdır. Bunun yanında taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı olması ve kuruluşa engel oluşturacak hukuki bir durumun bulunmaması aranır.
Başlıca koşullar şu şekilde sıralanabilir:
- Yapının inşasının tamamlanmış olması
- Yapı kullanma izin belgesinin (iskân) temin edilmiş olması
- Bağımsız bölümlerin tek başına kullanılmaya elverişli ve kalıcı nitelikte olması
- Taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı bulunması
- Malik ya da maliklerin kat mülkiyeti kurulması yönünde talepte bulunması
Tapudaki Tescil İşlemi
Rejim, taşınmazın bağlı bulunduğu tapu müdürlüğünde gerçekleştirilecek tescille kurulur. Gerekli belgeler sunulduğunda ve kanuni şartların karşılandığı görüldüğünde tapu müdürlüğü her bir bağımsız bölümü ayrıca tescil ederek rejimi oluşturur.
Bu işlemin sonucunda her bağımsız bölüm kendi tapu kaydına kavuşur ve malikler kendi bölümleri üzerinde mülkiyet hakkı elde eder. Kuruluş, hukuken tapu siciline yapılan tescille tamamlanmış sayılır.
Tapu Müdürlüğüne Sunulacak Belgeler
Kuruluş talebinde bulunulurken tapu müdürlüğüne belirli belgelerin verilmesi zorunludur. Bu belgeler, yapının hukuka uygun biçimde tamamlandığını ve bağımsız bölümlerin mülkiyete elverişli olduğunu ortaya koyan resmî evraktır.
İstenen belgeler şunlardır:
- Mimari proje
- Yapı kullanma izin belgesi (iskân belgesi)
- Malik ya da maliklerin kimlik belgeleri
- Bağımsız bölüm listesi
- Arsa payı dağılımını gösteren belge
- Yönetim planı
- Tapu senedi
Tescilin Doğurduğu Sonuç
Kat mülkiyeti, tapu siciline tescil edildiği anda hukuken kurulmuş kabul edilir ve bağımsız bölümler üzerinde mülkiyet hakkı doğar. Tescil gerçekleşmeden rejimin varlığından söz edilemez; kat mülkiyeti tescille kazanılan bir ayni haktır.
Tescille birlikte bağımsız bölümlerin her biri ayrı bir taşınmaz niteliği kazanır, malikler mülkiyet hakkını hukuken elde eder ve kat mülkiyetine ilişkin hükümler o taşınmaz bakımından uygulanmaya başlar.
Rejimin Yapı Taşları
Rejim; bağımsız bölümler, ortak yerler, arsa payı ve eklentiler olmak üzere dört unsur üzerine kuruludur. 634 sayılı Kanunda düzenlenen bu unsurlar rejimin hukuki iskeletini oluşturur ve kat mülkiyetinin hem kurulabilmesi hem de sürdürülebilmesi bunların bir arada bulunmasına bağlıdır.
Bağımsız Bölüm
Kanun bağımsız bölümü; anagayrimenkulde tek başına ve ayrı biçimde kullanılabilen, kendi hükümleri çerçevesinde ayrı mülkiyete konu olabilen konut, işyeri, dükkân, depo ve benzeri yerler olarak tarif eder. Rejimin temel unsuru budur; malikin mülkiyet hakkı doğrudan bu bölüm üzerinde kurulur.
634 sayılı Kanun uyarınca bağımsız bölüm, ayrı bir taşınmaz gibi tasarrufa konu edilebilir. Buna göre bağımsız bölüm kiraya verilebilir, satılabilir, rehne konu edilebilir ve miras yoluyla el değiştirebilir.
Bağımsız bölümün mevcudiyeti, kat mülkiyetinin kurulabilmesi bakımından vazgeçilmez bir koşuldur.
Ortak Yerler
Ortak yerler; anagayrimenkulde bağımsız bölümlerin dışında kalan, korunmaya, ortaklaşa kullanmaya veya faydalanmaya yarayan ve maliklerin ortak kullanımına ayrılmış alanlardır. Bu alanların tek bir malikin münhasır kullanımına bırakılması mümkün değildir.
Kanunun 4. maddesi ortak yerleri örnekleyerek sayar. Bu kapsamda özellikle temeller ve ana duvarlar, çatılar ve bacalar, merdivenler ve asansörler, koridorlar ve girişler ile bahçe ve otopark alanları ortak yer sayılır. Maliklerin bu alanlar üzerindeki mülkiyeti, arsa payı oranında paylı mülkiyet biçimindedir.
Arsa Payı
Arsa payı, kat mülkiyetine konu yapının üzerinde bulunduğu arsadaki mülkiyet payını gösterir. Her bağımsız bölüme; büyüklüğü, konumu ve değeri gözetilerek belirli bir pay tahsis edilir.
Bu unsur rejim bakımından belirleyici bir işlev görür; zira oy hakkı, ortak giderlere katılma oranı, yıkım ya da yeniden inşa halinde doğacak haklar ve rejimin sona ermesi durumundaki paylaşım arsa payı esas alınarak saptanır. Bu sebeple arsa payının doğru saptanması, sistemin sağlıklı işlemesi bakımından büyük önem taşır.
Eklentiler
Eklentiler, bağımsız bölümün dışında yer almakla birlikte yalnızca belirli bir bağımsız bölümün kullanımına özgülenen ve o bölüme bağlı bulunan yerlerdir. Bağımsız bölümün ayrılmaz parçası niteliğinde olduklarından ondan bağımsız biçimde devredilemezler.
Kanun bakımından eklentiye örnek olarak kömürlük, garaj, depo, bodrum bölümü ve bahçe kullanım alanı gösterilebilir. Eklentiler tapu kütüğünde bağlı oldukları bağımsız bölüm üzerinden gösterilir ve o bölümün hukuki kaderini paylaşır.
Kat Maliklerinin Hakları
Maliklere tanınan haklar mülkiyetin doğal uzantısıdır; ancak bu haklar diğer maliklerin hukuk alanına zarar vermeyecek biçimde kullanılmak zorundadır.
Bağımsız Bölümü Kullanma ve Üzerinde Tasarrufta Bulunma
Malik, mülkiyetin sonucu olarak bağımsız bölümünü kullanabilir, kiraya verebilir, devredebilir ve üzerinde tasarrufta bulunabilir. Taşınmaz mülkiyetinin temel unsurlarından biri olan bu yetki, malike geniş bir hareket alanı sağlar.
Bununla birlikte malik, bölümünü kullanırken diğer maliklere zarar veremeyeceği gibi taşınmazın niteliğine ya da yönetim planına aykırı bir kullanıma da gidemez. Konut olarak tahsis edilmiş bir bağımsız bölümün yönetim planına aykırı biçimde işyerine dönüştürülmesi, bu türden bir aykırılık örneğidir.
Ortak Yerlerden Yararlanma
Maliklerin ortak yerler üzerinde arsa payıyla bağlantılı bir mülkiyet hakkı bulunsa da, bu alanlardan fiilen yararlanmanın ölçüsünü arsa payı değil, ilgili ortak yerin niteliği tayin eder.
Nitekim giriş, merdiven ve asansör gibi alanlardan bütün malikler eşit ölçüde yararlanırken; bahçe, otopark veya havuz gibi yerlerin kullanımı somut duruma ve yönetim planına göre farklı esaslara bağlanabilir.
Kanunun temel ilkelerinden biri olan bu hak, ortak alanların bütün maliklerin kullanımına açık tutulmasını ifade eder.
Söz konusu yetki, diğer maliklerin haklarını daraltacak ya da ortak alanın tahsis amacını değiştirecek şekilde kullanılamaz. Bu nedenle ortak yerlerin bir malik tarafından münhasıran işgal edilmesi veya kişisel kullanıma ayrılması hukuka aykırı sayılır.
Kurula Katılma
Her malik kurul toplantısında hazır bulunabilir, görüşünü açıklayabilir ve oyunu kullanabilir. Yönetim sisteminin temel taşlarından biri olan bu hak, maliklerin taşınmazın yönetimine doğrudan dahil olmasını sağlar.
Toplantılara katılma yetkisi, malikin yönetim sürecinin içinde yer almasını ve ortak kararların oluşumunda söz sahibi olmasını sağlar. Söz konusu yetki kural olarak devre konu edilemez; buna karşılık malikin toplantıda vekille temsil edilmesine engel yoktur.
Yöneticiyi Seçme ve Denetleme
Malikler, taşınmazın yönetimini yürütecek yöneticiyi belirleme ve onun faaliyetlerini denetleme yetkisine sahiptir. Bu yetki, yönetimin şeffaf ve düzenli işlemesini güvence altına almak amacıyla tanınmıştır.
Yöneticinin görevini gereği gibi yerine getirmemesi ya da yönetim faaliyetinde hukuka aykırı davranması halinde malikler, kurul aracılığıyla yöneticiyi görevden alabilir veya denetim ve hesap verme mekanizmalarını işletebilir.
Kat Maliklerinin Yükümlülükleri
Malikler taşınmazdan yararlanma yetkisini elinde tutar; ancak ortak yaşam düzeninin korunması adına birtakım yükümlülükler de üstlenirler. 634 sayılı Kanunda düzenlenen bu yükümlülükler, maliklerin hem kendi bölümlerini kullanırken hem de ortak alanlardan yararlanırken diğerlerinin haklarını gözetmesini zorunlu kılar.
Söz konusu yükümlülükler sistemin sağlıklı işlemesi bakımından emredici niteliktedir; aykırı davranış hukuki sorumluluğu doğurabilir.
Ortak Giderlere Katılma
Anataşınmazın yönetilmesi, bakımı ve korunması ile ortak yerlerin kullanımı için gereken masraflara katılmak, maliklerin temel yükümlülüklerindendir. Bu yükümlülüğün kaynağı 634 sayılı Kanunun 20. maddesidir.
Kanun katılım bakımından tek bir ölçüt benimsememiş, giderin niteliğine göre farklı esaslar öngörmüştür. Buna göre bir kısım masrafa arsa payı oranında, bir kısmına eşit biçimde, bir kısmına ise faydalanma (kullanım) oranına göre katılım söz konusudur.
Nitekim ana yapının bakım ve onarım masrafları çoğunlukla arsa payına göre bölüşülürken; kapıcı, güvenlik ya da temizlik gibi hizmetlerin bedeli eşit biçimde veya kullanım durumu esas alınarak paylaştırılabilmektedir.
Malikin bağımsız bölümünü hiç kullanmaması, kiraya vermiş olması ya da ortak yerlerden yararlanmadığını ileri sürmesi bu borcu ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla ortak gider yükümlülüğünden kaçınmak mümkün değildir ve ödeme yapılmaması halinde malik hakkında icra takibi başlatılabilir.
Yönetim Planına Uyma
Malikler, taşınmazın yönetim usulünü belirleyen yönetim planına uymak zorundadır. Yönetim planı, kat mülkiyetinin kuruluş belgesi niteliğinde olup malikleri bağlayan temel kuralları içerir.
Bağımsız bölümler kullanılırken bu planda öngörülen sınırlamalara riayet edilmesi gerekir. Plana aykırı davranış halinde diğer malikler ya da yönetici hukuki yollara başvurabilir.
Ortak Yerlere Zarar Vermeme
Malikler ortak yerleri kullanırken bu alanlara zarar vermemek ve tahsis amaçlarını değiştirmemekle yükümlüdür. Ortak yerler bütün maliklerin kullanımına ayrıldığından, bu alanların tek bir malikin kişisel kullanımına özgülenmesi ya da hasara uğratılması hukuka aykırıdır.
Ortak yerlerde zarar meydana geldiğinde, buna sebep olan malik zararı gidermekle yükümlü olur; diğer malikler müdahalenin önlenmesi ya da tazminat istemiyle dava açabilir.
Komşuluk Hukukuna Uygun Davranma
Malikler, bağımsız bölümlerini kullanırken diğerlerinin huzurunu bozacak davranışlardan kaçınmak ve komşuluk hukukunun gereklerine uygun hareket etmek durumundadır. Bu yükümlülük hem Kat Mülkiyeti Kanununda hem de Türk Medeni Kanununun komşuluk hukukuna ilişkin hükümlerinde yer alır.
Komşuluk hukukuna aykırı sayılabilecek davranışlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
- Ortak alanların kirletilmesi
- Olağan sınırı aşan gürültü çıkarılması
- Taşınmazın tahsis amacına aykırı faaliyetler yürütülmesi
- Diğer maliklerin haklarını zedeleyen eylemlerde bulunulması
Bu nitelikteki davranışların sürmesi durumunda diğer malikler müdahalenin önlenmesi davası açabilir ya da gereken hukuki yaptırımların uygulanmasını isteyebilir.
Yönetim Düzeni ve Karar Alma
Yönetim ve karar alma süreci 634 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülür; alınan kararların geçerliliği ise belirli usul ve çoğunluk koşullarının karşılanmasına bağlıdır.
Kat Malikleri Kurulu
Kurul, ana taşınmazın yönetimine ilişkin kararları alma yetkisini taşıyan en üst organdır. Bütün maliklerden oluşur ve yönetime dair temel tercihler burada belirlenir.
Kurul yöneticiyi belirler, ortak gider tutarlarını saptar, yönetim planını uygulamaya koyar, ortak alanların ne şekilde kullanılacağına karar verir ve anataşınmazın bakımı ile onarımına ilişkin işlemleri kararlaştırır.
Kanunda öngörülen çoğunluğa ulaşıldığı takdirde kurul kararları bütün malikleri bağlar.
Yönetici
Yönetici, anataşınmazın yönetimini yürütmekle görevlendirilen kişidir. Kurulca seçilen yönetici, görevini kanunun, yönetim planının ve kurul kararlarının çizdiği sınırlar içinde yürütür.
Başlıca görevleri arasında anataşınmazın yönetimini sağlamak, ortak giderleri toplayıp harcamaları gerçekleştirmek, kurulu toplantıya çağırmak, yönetim faaliyetine ilişkin hesap tutmak ve taşınmazın korunması ile bakımı için gereken işlemleri yürütmek yer alır.
Yönetici görevini ifa ederken maliklere karşı sorumludur ve gerektiğinde kurul kararıyla görevden alınabilir.
Yönetim Planı
Bu belge, kat mülkiyetine tabi taşınmazda yönetimin hangi usulle yürütüleceğini belirler ve malikleri bağlar. Rejim kurulurken hazırlanır, ardından tapu siciline tescil edilir.
Plan özellikle şu konuları düzenler:
- Yönetimin hangi şekilde yürütüleceği
- Maliklerin hak ve yükümlülükleri
- Ortak giderlerin ne şekilde paylaşılacağı
- Ortak alanların kullanım kuralları
- Yöneticinin seçimi ve görevleri
Plan hükümleri istisnasız bütün malikler bakımından bağlayıcıdır; aykırı davranış hukuki sorumluluk doğurabilir.
Karar Yeter Sayıları
Kurulda alınacak kararların geçerlilik kazanabilmesi için toplantı ve karar yeter sayılarına ulaşılması gerekir. Bu sayılar kararın konusuna göre değişir.
Kat mülkiyetinde başlıca karar yeter sayıları şunlardır:
| Kararın konusu | Aranan yeter sayı |
|---|---|
| Yöneticinin belirlenmesi | Sayı ve arsa payı bakımından çoğunluk |
| Gündelik nitelikteki olağan yönetim işleri | Sayı ve arsa payı bakımından çoğunluk |
| Anataşınmazın bakımı ve korunmasına yönelik işler | Sayı ve arsa payı bakımından çoğunluk |
| Anataşınmazda ısı yalıtımı, ısıtma sisteminin yakıt dönüşümü ve ısıtma sisteminin merkezi sistemden bireysel sisteme veya bireysel sistemden merkezi sisteme dönüştürülmesi | Sayı ve arsa payı bakımından çoğunluk |
| Yönetim planında değişiklik yapılması | Maliklerin beşte dördünün (4/5) yazılı rızası |
| Anataşınmazda önemli nitelikte değişikliğe gidilmesi | Oybirliği |
| Ortak bir alanın başka bir amaca özgülenmesi | Oybirliği |
Usulüne uygun biçimde alınmamış kurul kararları, maliklerden herhangi biri tarafından iptal davasına konu edilebilir.
Kat Mülkiyetinin Sona Ermesi
Belirli hukuki veya fiilî sebeplerin gerçekleşmesiyle kat mülkiyeti sona erebilir. Sona erme; bağımsız bölümler ile ortak alanlar üzerinde kurulmuş olan özel mülkiyet düzeninin ortadan kalkması demektir. 634 sayılı Kanunda düzenlenen bu haller bakımından sona erme, kural olarak tapu sicilinde yapılacak tescille hukuki sonuç doğurur.
Uygulamada rejim özellikle yapının ortadan kalkması, bütün bağımsız bölümlerin tek elde toplanması ya da taşınmazın kamulaştırılması hallerinde son bulmaktadır.
Yapının Bütünüyle Ortadan Kalkması
Ana yapının tamamen yok olması halinde kat mülkiyeti kendiliğinden sona erer. Deprem, yangın, sel ve benzeri sebeplerle yapı ortadan kalktığında rejimin konusunu oluşturan bağımsız bölümler de fiilen yok olacağından, kat mülkiyetinin devamından söz edilemez.
Bu durumda rejim hukuken sona ermiş sayılmakla birlikte tapu sicilinde gereken düzeltmelerin yapılması gerekir. Yapı yeniden inşa edilirse kat mülkiyeti yeniden kurulabilir.
Bağımsız Bölümlerin Tek Malikte Toplanması
Ana taşınmazdaki bütün bağımsız bölümlerin tek bir kişinin mülkiyetine geçmesi halinde kat mülkiyeti sona erebilir. Bölümler arasındaki çoklu mülkiyet ilişkisi ortadan kalktığından rejimin varlık sebebi de kalmaz.
Ancak bölümlerin tek elde toplanması tek başına yeterli değildir; bu durumun tapu sicilinde gerekli işlemlerle kayda geçirilmesi aranır.
Kamulaştırma
Ana taşınmazın tümüyle kamulaştırılması halinde kat mülkiyeti son bulur. Kamulaştırmayla birlikte taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet idareye geçer ve kat mülkiyetine dayanan mülkiyet ilişkisi ortadan kalkar.
Maliklere ödenecek bedel, bağımsız bölümün değeri ile arsa payı gözetilerek hesaplanır. Rejimin sona ermesi ise kamulaştırma işleminin tapu siciline tescil edilmesiyle kesinleşir.
Mahkeme Kararıyla Sona Erme
Bazı hallerde kat mülkiyetinin sona ermesine mahkemece hükmedilir. Ana taşınmazın kullanılamaz duruma gelmesi, ciddi hasar görmesi ya da rejimin sürdürülmesinin hukuken veya fiilen mümkün olmaması bu hallerin başında gelir.
Mahkeme kararıyla sona erme durumunda kat mülkiyeti, kararın tapu siciline tescil edilmesiyle hukuken son bulmuş sayılır.
Kat Mülkiyeti ile Kat İrtifakının Karşılaştırılması
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bir taşınmazdaki bağımsız bölümlerle bağlantılı olarak kurulan iki ayrı ayni hak türüdür. Her ikisi de 634 sayılı Kanunda düzenlenmiş olmakla birlikte hukuki nitelikleri ve uygulanma koşulları bakımından aralarında önemli farklar bulunur.
Kat irtifakı, inşası henüz bitmemiş bir yapı bakımından, ileride kat mülkiyetine geçilebilmesi amacıyla tesis edilen sınırlı bir ayni haktır. Kat mülkiyeti ise tamamlanmış bir yapıdaki bağımsız bölümler üzerinde kurulan tam mülkiyet hakkını ifade eder. Bu ayrımın doğru kavranması; taşınmazın hukuki durumu, yapılacak tapu işlemleri ve kullanım yetkileri bakımından belirleyici olur.
Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı: Temel Farklar
| Ölçüt | Kat İrtifakı | Kat Mülkiyeti |
|---|---|---|
| Yapının durumu | Yapı henüz tamamlanmamıştır | Yapı tamamlanmıştır |
| Hakkın niteliği | Sınırlı ayni hak | Bağımsız bölüm üzerinde tam mülkiyet hakkı |
| Amacı | İleride kat mülkiyetine geçişi güvence altına almak | Bağımsız bölümler üzerinde ayrı ayrı mülkiyet düzeni kurmak |
| Yapı kullanma izni | Aranmaz | Tescil için alınmış olması gerekir |
| Uygulamadaki sırası | Yeni yapılarda ilk aşamada kurulur | Yapı bitirildikten sonra geçilen aşamadır |
Kat Mülkiyetine Geçiş
Kat irtifakı bulunan bir taşınmazda inşaat bittikten sonra gereken belgeler hazırlanır; ardından tapuda yapılacak işlemle rejim kat mülkiyetine dönüşür. Bu geçişin iki dayanağı vardır: yapı kullanma izin belgesinin (iskân) temin edilmesi ve rejimin tapuda tescil edilmesi.
Süreç tamamlandığında her bölüm için ayrı bir kat mülkiyeti tapusu çıkarılır; taşınmaz artık hukuken bu rejime tabidir.
Uygulamada yeni inşa edilen binalarda önce kat irtifakı kurulmakta, yapı bitirildikten sonra kat mülkiyetine geçilmektedir. Bu sebeple taşınmaz alınırken tapu kaydının kat mülkiyetine mi yoksa kat irtifakına mı dayandığının denetlenmesi önem taşır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında tarafların çoğu zaman gözden kaçırdığı nokta, rejimin iki katmanlı yapısıdır. Bağımsız bölüm üzerindeki mülkiyet ne kadar güçlü olursa olsun, ortak yerler bakımından malik tek başına karar veren bir konumda değildir. Aidat, ortak alan kullanımı ve tadilat başlıklarında ortaya çıkan anlaşmazlıkların büyük kısmı bu ayrımın yeterince kavranmamasından doğar.
Arsa payı ise sistemin sessiz fakat belirleyici değişkenidir. Ortak gider paylaşımından oy ağırlığına, yeniden inşa halindeki haklardan rejimin sona ermesi durumundaki paylaşıma kadar birçok sonucu doğrudan etkilediğinden, kuruluş aşamasında hatalı belirlenen bir arsa payı yıllar sonra ortaya çıkan uyuşmazlıkların kaynağı haline gelebilir.
Somut bir dosyada özellikle şu başlıkların gözetilmesini öneriyoruz:
- Tapu kaydının kat mülkiyetine mi kat irtifakına mı dayandığının işlem öncesinde denetlenmesi
- Yönetim planının incelenerek kullanım amacına ve ortak alanlara ilişkin özel sınırlamaların tespit edilmesi
- Arsa payı dağılımının bağımsız bölümün büyüklüğü, konumu ve değeriyle uyumlu olup olmadığının değerlendirilmesi
- Eklenti olarak kullanılan yerlerin tapu kütüğünde bağımsız bölüme bağlı biçimde gösterilip gösterilmediğinin kontrol edilmesi
- Karar konusuna göre aranan yeter sayının oylamadan önce belirlenmesi ve tutanağa yansıtılması
- Ortak gider alacaklarında paylaşım ölçütünün giderin niteliğine uygun seçilmesi
Independent Legal, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda rejimin kuruluşundan arsa payı düzeltilmesine, kurul kararlarının denetiminden ortak alan davalarının takibine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava hizmeti sunmaktadır.

