Independent LegalIndependent Legal

Gayrimenkul Hukuku

Gayrimenkul Hukuku

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Fesih: Sebepler, Fesih Türleri ve Tasfiye

Yarım kalan bir inşaatın hukuki tasfiyesi, sözleşmenin sona erdirilmesiyle bitmez; asıl tartışma tapuların kimde kalacağı ve zararın nasıl paylaşılacağı üzerinde yürür. Fesih sebeplerini, geriye ve ileriye etkili fesih ayrımını, avans tapuların akıbetini ve yargılama pratiğini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Gayrimenkul HukukuOkuma 12 dk

Bir kat karşılığı inşaat ilişkisinin sona erdirilmesi, tarafların yalnızca "sözleşme bitti" demesiyle tamamlanan bir işlem değildir. Feshin ardından müteahhide geçmiş tapuların ne olacağı, avans olarak verilen payların geri alınıp alınamayacağı, üçüncü kişilere yapılmış satışların akıbeti, tapu iptali ile tescil talepleri ve karşılıklı tazminat alacakları gündeme gelir.

Sona erme, taraflar arasındaki borç ilişkisini kesmekle sınırlı kalmaz. Tapu sicilindeki durum, inşa edilmiş bağımsız bölümlerin hukuki konumu, daha önce yapılmış devirler ve zarar talepleri bakımından da geniş kapsamlı sonuçlar doğurur.

Aşağıda sözleşmenin hangi durumlarda sona erdirilebileceğini, fesih türleri arasındaki ayrımı, tapuların hukuki durumunu, taraflara doğan alacak ve tazminat haklarını ve yargılamanın nasıl yürüdüğünü uygulamadaki uyuşmazlıklar ile Yargıtay yaklaşımı ışığında değerlendiriyoruz.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Feshi Nedir?

Bu tip sözleşmeler, edimin tek seferde yerine getirildiği ilişkilerden ayrılır; yıllara yayılan, taraflar arasındaki güvene dayanan ve karma karakter taşıyan sözleşmelerdir. Bu yapısı nedeniyle fesih, sadece karşılıklı borçları ortadan kaldırmaz; tazminat istemleri, dışarıya yapılmış satışlar, inşa edilmiş bölümlerin konumu ve tapu devri üzerinde de doğrudan etki yaratır.

Uyuşmazlıkların seyrini belirleyen unsurlar bellidir: yükleniciye avans olarak devredilmiş tapuların ne olacağı, inşaatın hangi orana ulaştığı, kusurun hangi tarafta bulunduğu ve daire satın almış üçüncü kişilerin iyiniyetli sayılıp sayılamayacağı.

Fesih Usulü

Sözleşmenin nasıl sona erdirileceği belirlenirken önce metnin kendisine bakılır. Sözleşmelerin çoğunda ihtar çekilmesini, ek süre tanınmasını, temerrüdün hangi koşullarda doğacağını veya cezai şartın nasıl işleyeceğini düzenleyen özel kayıtlar bulunur.

Türk Borçlar Kanunu sistemi bakımından ise kural, borçlu temerrüde düştüğünde ona uygun bir süre verilerek ifanın istenmesidir. Bu süre boşa geçer ve edim yerine getirilmezse fesih yolu açılır.

Sürecin pratikte yürütülme biçimi genellikle şu adımlardan oluşur: karşı tarafa noter aracılığıyla ihtarname tebliğ edilmesi, ihtarnamede makul bir ifa süresi tanınması ve inşaatın o andaki seviyesinin mahkeme aracılığıyla delil tespitiyle kayıt altına alınması.

Bununla birlikte ihlalin ağırlığı belirli bir eşiği aştığında, süre tanınmasına gerek kalmadan doğrudan fesih hakkının doğduğu kabul edilebilmektedir. Şantiyenin fiilen terk edilmesi, yüklenicinin işi bitirebilecek durumda olmadığının açıkça ortaya çıkması veya sözleşmeyle güdülen amacın büsbütün ortadan kalkması bu nitelikte hallerdir.

Feshin Hukuki Sonuçları

Sona erme, taraflar bakımından çok yönlü sonuçlar üretir. Sözleşmeden doğan karşılıklı borçlar sona ererken, özellikle yapılmış tapu devirleri ve gerçekleştirilmiş imalatlar bakımından bir tasfiye ilişkisi doğar.

Bu noktada belirleyici soru, feshin geçmişe mi yoksa yalnızca geleceğe mi etki edeceğidir. Yargıtay kararlarında bu değerlendirme yapılırken inşaatın ulaştığı seviye ile yüklenicinin işe kattığı emek ve maliyet dikkate alınmakta, dosyadan dosyaya farklı sonuçlara ulaşılabilmektedir.

Sözleşme Hangi Hallerde Feshedilebilir?

Fesih hakkı, taraflardan birinin üstlendiği yükümlülükleri ağır biçimde çiğnemesi halinde doğar. Sahada en çok karşılaşılan tablolar; müteahhidin yapıyı bitirmemesi, projeye uymayan imalat yapması ve arsa sahibinin ifayı zorlaştırıcı davranışlarda bulunmasıdır.

İnşaatın Süresinde Tamamlanmaması

Kararlaştırılan teslim tarihinin geçmesine rağmen yapının bitirilmemesi, arsa sahibine fesih imkânı tanıyabilir. Sürenin ciddi ölçüde aşılmış olması ve işin makul bir zaman diliminde bitirilemeyeceğinin anlaşılması, uygulamada en güçlü fesih gerekçelerindendir.

Müteahhidin İşi Yarım Bırakması

Yüklenicinin çalışmaları durdurması, şantiyeden çekilmesi ya da mali güç yetersizliği nedeniyle projeyi sürdüremez hale gelmesi de sözleşmenin sona erdirilmesini gerektirebilir.

Eksik ve Ayıplı İşler

İmalatın fen ve sanat kurallarına, teknik şartnamelere ya da onaylı projeye aykırı gerçekleştirilmesi fesih sebebi oluşturabilir. Bu başlıkta özellikle giderilmesi mümkün olmayan ayıplar ile yapının ağır kusurları öne çıkar.

Ruhsat ve İskân Sorunları

Yapının ruhsata aykırı biçimde inşa edilmesi, kaçak yapılaşmaya gidilmesi veya yapı kullanma izin belgesinin alınamaması da fesih tartışmasını başlatan durumlar arasındadır.

Arsa Sahibinin Sözleşmeye Aykırılığı

Fesih hakkı yalnızca malike ait değildir. Arsa sahibinin tapu devrini yapmaması, işlemler için gereken vekâletnameleri düzenlememesi veya inşaatı engelleyici tutum sergilemesi halinde yüklenici de sözleşmeyi sona erdirme yoluna gidebilir.

İmar ve Hukuki Engeller

Bazı hallerde kusur tarafların hiçbirinde değildir. İmar planında yapılan değişiklik, ruhsat alınmasının olanaksız hale gelmesi, taşınmazın kamulaştırılması ya da hukuki statüsünde meydana gelen bir değişiklik sözleşmenin uygulanmasını imkânsız kılabilir ve fesih gündeme gelir.

Fesih Türleri

Sona erdirmenin doğuracağı sonuçlar, olayın özelliğine ve sözleşmenin hangi aşamada bulunduğuna göre değişir. Feshin niteliğini belirlerken inşaatın gerçekleşme oranı, kusurun kimde olduğu ve müteahhidin işe sağladığı katkı ölçü alınır.

Uygulamada bu sözleşmeler dört farklı biçimde sona erebilmektedir: geriye etkili fesih, ileriye etkili fesih, haklı sebebe dayanan fesih ve tarafların uzlaşmasıyla sona erdirme.

Geriye Etkili Fesih

Bu türde sözleşme, kurulduğu andan itibaren hiç doğmamış gibi kabul edilir. Sonuç olarak tarafların birbirine sağladığı edimlerin karşılıklı iadesi söz konusu olur.

Böyle bir sonuca genellikle yüklenicinin projeye kayda değer bir katkı sağlamadığı ya da inşaatın oldukça düşük bir seviyede kaldığı dosyalarda ulaşılmaktadır.

Bu ihtimalde tartışmanın merkezine, müteahhide verilmiş avans tapuların geri alınması ile tapu iptali ve tescil talepleri yerleşir.

İleriye Etkili Fesih

Bu ikinci ihtimalde sözleşme, geçmişe dönük biçimde ortadan kaldırılmaz; yalnızca fesih anından sonrası için hüküm doğurmaz hale gelir.

Yargıtay uygulamasında bu değerlendirme, inşaatın büyük oranda bitirildiği ve yüklenicinin ciddi bir emek ile maliyet üstlendiği dosyalarda gündeme gelmektedir.

Bu halde taraflar arasındaki tasfiyenin nasıl yapılacağı ve müteahhidin bir hak elde edip etmediği ayrıca incelenir.

Haklı Nedenle Fesih

Taraflardan biri sözleşmeden doğan borçlarını ağır biçimde ihlal ettiğinde, karşı taraf bakımından haklı sebebe dayanan fesih hakkı doğar. Bu gerekçe uygulamada dört tipik durumda kabul edilmektedir: tapu devrinden kaçınılması, müteahhidin işi terk etmesi, projeye uymayan imalat yapılması ve inşaatın uzunca bir süre durması.

Haklı sebebe dayanan fesihte, ihlali gerçekleştiren tarafın ayrıca tazminat ödeme sorumluluğu doğabilmektedir.

Tarafların Anlaşmasıyla Fesih

Sözleşme, tarafların karşılıklı irade beyanlarıyla da sona erdirilebilir. Bu yol pratikte ikale sözleşmesi ya da fesih protokolü düzenlenerek işletilir.

Uzlaşma yoluyla yapılan sona erdirmelerde protokole yazılması gereken hususlar bellidir: tapuların hangi tarafta kalacağı, tamamlanmış imalatların nasıl tasfiye edileceği, karşılıklı tazminat ve alacak ilişkilerinin nasıl kapatılacağı ve üçüncü kişilere yapılmış satışların ne şekilde çözüleceği. İleride yeni bir uyuşmazlık doğmaması için bu metnin açık ve ayrıntılı kaleme alınması büyük önem taşır.

Fesih Sürecinde Tapuların Durumu

Sözleşme sona erdiğinde en çok çekişme yaratan konu, yükleniciye geçmiş tapuların hukuken nerede duracağıdır. Sicile işlenmiş şerhler, dışarıya yapılmış satışlar ve avans tapu uygulamaları bu aşamada belirleyici hale gelir.

Tapuların akıbeti saptanırken üç ölçüt birlikte kullanılır: feshin geriye mi ileriye mi etkili olduğu, inşaatın hangi oranda gerçekleştiği ve kusurun taraflar arasında nasıl dağıldığı.

Müteahhide Devredilen Tapular

Yükleniciye yapılan devirler kural olarak onun yapım borcunun karşılığıdır. Müteahhit üstlendiği edimleri yerine getirmediğinde ise bu tapuların hukuki konumu tartışmalı hale gelir.

Özellikle inşaatın yarıda bırakıldığı ya da sözleşmenin haklı sebeple sona erdirildiği dosyalarda, devredilmiş tapuların geri alınması talebi gündeme gelmektedir.

Avans Tapuların Geri Alınması

İnşaat henüz bitmeden, finansman sağlanabilmesi amacıyla yükleniciye yapılan devirler uygulamada avans tapu olarak adlandırılır.

Yargıtay bu devirleri çoğunlukla kesin bir mülkiyet nakli saymaz; müteahhidin edimini ifa etmesi koşuluna bağlanmış işlemler olarak değerlendirir. Bu yaklaşımın sonucu olarak yüklenici sözleşmeye aykırı davrandığında ya da yapıyı bitirmediğinde, arsa sahibi tapu iptali ve tescil davası açarak devrettiği payları geri isteyebilmektedir.

Üçüncü Kişilere Yapılan Satışların Etkisi

Yüklenicinin kendisine geçen arsa paylarını veya bağımsız bölümleri başkalarına satması sıkça görülen bir durumdur.

Sözleşme feshedildiğinde bu alıcıların hukuki konumu ayrıca ele alınır. İncelemede alıcının iyiniyetli sayılıp sayılamayacağı, taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu olduğundan haberdar olup olmadığı ve inşaatın satış tarihindeki seviyesi belirleyicidir.

Yerleşik içtihada göre, henüz tamamlanmamış bir projeden bağımsız bölüm alan kişiler TMK m. 1023 korumasından her koşulda yararlanamayabilir.

Tapu İptal ve Tescil Talepleri

Fesihten sonra arsa sahibinin başvurduğu olağan yol tapu iptali ve tescil davası açmaktır. Bu davada malik, yükleniciye yapılmış devirlerin iptal edilmesini, üçüncü kişiler adına oluşmuş kayıtların silinmesini ve taşınmazın yeniden kendi adına tescil edilmesini ister.

Mahkeme bu talepleri karara bağlarken sözleşmenin hukuki niteliğini, feshin haklı olup olmadığını, inşaatın ulaştığı seviyeyi ve üçüncü kişilerin durumunu bir arada değerlendirir.

Fesih Sonrası Tarafların Hak ve Alacakları

Sözleşmenin sona ermesiyle iş bitmez; taraflar arasında karşılıklı hak, alacak ve tazminat talepleri doğar. Tasfiye aşamasında inşaatın gerçekleşme oranı, kusur dağılımı, yapılmış imalatların parasal değeri ve sözleşmeye konulmuş kayıtlar belirleyici olur.

Bu aşamada en sık çekişme yaratan başlıklar; eksik ve ayıplı işler, gecikmeden doğan zararlar, cezai şart alacakları, tapuların iadesi ve sebepsiz zenginleşme iddialarıdır.

Eksik İş Bedelleri

Müteahhit sözleşmede öngörülen imalatları eksik bıraktığında, malik bunların bedelini talep edebilir. Burada hiç yapılmamış imalatlar, yarıda bırakılmış işler ve sözleşmeye uymayan eksiklikler bilirkişi marifetiyle saptanır; ardından bu eksikliklerin giderilmesi için gereken maliyet hesaplanır.

Gecikme Tazminatı

Yapının kararlaştırılan sürede bitirilememesi, arsa sahibinin uğradığı zararın giderilmesini gündeme getirir. Talebin dayanağı çoğunlukla taşınmazın geç teslim edilmesi, bu süre boyunca kullanımdan yoksun kalınması ve elde edilemeyen kira gelirleridir.

Sözleşmede gecikmeye özgü bir cezai şart ya da tazminat kaydı bulunuyorsa, bu düzenleme ayrıca dikkate alınır.

Cezai Şart Talepleri

Bu sözleşmelerde sözleşmeye aykırılık, eksik ifa ya da gecikme durumları için cezai şart kaydına yer verilmesi yaygındır. Teslim süresinin aşılması, iskânın alınamaması ya da sözleşmeye aykırı imalat yapılması durumunda kararlaştırılan cezai şartın tahsili istenebilir.

Mahkeme, somut olayın koşullarını gözeterek cezai şartın fahiş olup olmadığını da inceleyebilmektedir.

Müspet ve Menfi Zarar Talepleri

Fesihle birlikte tarafların müspet ya da menfi zararlarının tazmini istenebilir.

Müspet zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi elde edilecek olan menfaatten yoksun kalmayı anlatır. Menfi zarar ise sözleşmenin geçerli biçimde ayakta kalacağına duyulan güven nedeniyle uğranılan kayıpları kapsar. Tazminat istemine konu edilen kalemler arasında proje için yapılmış masraflar, finansman giderleri, değerlendirilemeyen alternatif projeler ve kaçırılan ekonomik fırsatlar yer alır.

Sebepsiz Zenginleşme İddiaları

Fesihten sonra taraflardan biri diğerinin aleyhine karşılıksız bir malvarlığı artışı elde etmişse sebepsiz zenginleşme hükümleri devreye girer. Bu tartışma tipik olarak müteahhidin gerçekleştirdiği imalatların parasal değeri, taşınmazda bu imalatlar sayesinde oluşan değer artışı ve karşılığı verilmemiş edimler üzerinden yürür.

Mahkeme böyle bir iddiayı incelerken tarafların karşılıklı edimlerini, kusur durumlarını ve taşınmaza sağlanan katkıyı birlikte tartar.

Fesih Davalarında Yargılama Süreci

Bu davalar teknik inceleme gerektiren ve ekonomik değeri yüksek uyuşmazlıklardır. Yargılamada yalnızca sözleşmenin sona erip ermediği tartışılmaz; alıcı konumundaki kişilerin durumu, ileri sürülen tazminat kalemleri, ayıplı ve eksik imalatlar, yapının ulaştığı seviye ve sicildeki kayıtlar birlikte ele alınır.

Teknik bilirkişi raporları, keşif tutanakları ve tapu kayıtları bu dosyalarda belirleyici delil değeri taşır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Fesihten kaynaklanan uyuşmazlıklarda görev kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.

Yetki bakımından çoğu olayda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Dosyada tapu iptali ve tescil istemi de bulunuyorsa, taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemenin kesin yetkili sayılması söz konusu olabilmektedir.

İhtiyati Tedbir Talepleri

Yargılama sürerken hak kaybı doğmasını önlemek amacıyla ihtiyati tedbir istenebilir. Bu dosyalarda en çok talep edilen tedbirler; tapu kaydına şerh konularak taşınmazın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi, bağımsız bölümlerin satışının durdurulması ve inşaat faaliyetinin geçici olarak durdurulmasıdır.

Deliller ve İspat

Taraflar iddialarını hukuka uygun delillerle ortaya koymakla yükümlüdür. Dosyalara sunulan başlıca deliller arasında sözleşmenin kendisi, teknik şartnameler ve mimari projeler, tapu kayıtları, belediyeden getirtilen ruhsat dosyaları, taraflar arasında çekilmiş ihtarnameler, şantiyeye ilişkin fotoğraf ve video kayıtları ile tanık anlatımları bulunur.

Bilirkişi ve Keşif İncelemesi

Uyuşmazlık teknik uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi çoğu dosyada zorunlu hale gelir. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle inşaatın hangi seviyeye ulaştığı, hangi imalatların eksik veya ayıplı olduğu, projeye aykırılık bulunup bulunmadığı, imalatların bedeli ve taşınmazın mevcut fiili durumu tespit edilir.

Fesih davalarında inşaatın seviyesinin doğru saptanması, feshin geriye mi ileriye mi etkili olacağını belirlediği için kritik önemdedir.

Harç ve Yargılama Giderleri

Harç ve giderler, ileri sürülen talebin niteliğine göre şekillenir. Tapu iptali ve tescil istemleri, tazminat talepleri ve alacak talepleri bakımından farklı harç rejimleri uygulanabilmektedir.

Bilirkişi ücretleri, keşif masrafları ve tebligat giderleri de yargılama giderlerinin önemli kalemleri arasındadır.

Vekâlet Ücreti

Yargılamada haksız çıkan taraf, prensip olarak diğer tarafın avukatlık ücretini karşılamak durumundadır.

Bu ücret, davanın türü ile kabul ve red oranı esas alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi çerçevesinde belirlenir.

Birden çok talebin aynı dosyada birlikte ileri sürüldüğü hallerde vekâlet ücretinin hesaplanması ayrı bir değerlendirme gerektirir.

Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)

Verilen kararlara karşı istinaf yoluna, koşulları oluşmuşsa temyiz yoluna gidilebilir.

İstinaf denetimini Bölge Adliye Mahkemeleri, temyiz denetimini ise Yargıtay yürütmektedir.

Fesihle Birlikte Açılabilecek Davalar

Sözleşmenin sona erdirilmesi tek başına çoğu zaman yeterli bir sonuç üretmez. Tapu kayıtlarının düzeltilmesi, doğan zararların karşılanması ve karşılıklı alacakların tasfiyesi için ek taleplerin ileri sürülmesi gerekir.

Yükleniciye yapılmış devirlerin durumu, eksik ve ayıplı işler, gecikmeden doğan zararlar ve üçüncü kişilere yapılan satışlar, birden fazla talebin aynı dava dosyasında birleştirilmesine yol açmaktadır.

Tapu İptal ve Tescil Davaları

Fesihten sonra en çok başvurulan dava türü tapu iptali ve tescil davasıdır.

Arsa sahibi bu yolla, yükleniciye avans niteliğinde geçirdiği payların kaydının iptalini ve taşınmazın yeniden kendi adına tescilini ister. Sonucu belirleyen unsurlar; feshin haklı olup olmadığı, inşaatın gerçekleşme seviyesi, devrin avans karakteri taşıyıp taşımadığı ve alıcı konumundaki üçüncü kişilerin iyiniyetidir.

Tescile Zorlama (Cebri Tescil) Davaları

Yüklenici üzerine düşen edimleri yerine getirdiği halde malik tapu devrinden kaçınıyorsa, müteahhit tescile zorlama (cebri tescil) davası açabilir.

Müteahhit bu davada, sözleşme gereği kendisine ait olması gereken arsa paylarının ya da bağımsız bölümlerin mahkeme hükmüne dayanılarak adına geçirilmesini ister.

Tazminat Davaları

Fesih nedeniyle uğranılan zararların giderilmesi için tazminat davası açılabilir. Talep edilen kalemler genellikle uğranılan maddi zararlar, elde edilemeyen kira gelirleri, proje için yapılmış masraflar, taşınmazda meydana gelen değer kayıpları ve cezai şart alacaklarıdır.

Eksik ve Ayıplı İş Davaları

Müteahhidin sözleşmeye, projeye ya da teknik şartnamelere aykırı imalat yapması eksik ve ayıplı iş davalarının konusunu oluşturur. Bu davalarda eksik imalatların tamamlanma bedeli, ayıpların onarımı için gereken maliyet ve taşınmazda doğan değer kaybı istenebilir. Uyuşmazlığın çözümünde teknik bilirkişi incelemesi belirleyici rol oynar.

Fesih dosyalarında sonucu belirleyen şey çoğu zaman hukuki argümanın gücü değil, fesih anındaki fiili durumun ne kadar iyi belgelendiğidir. İnşaatın hangi seviyede bırakıldığı sonradan geriye dönük olarak tartışmasız biçimde ortaya konulamadığında, geriye etkili fesih talebi ile ileriye etkili fesih arasındaki ayrım tarafların aleyhine sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle ihtarname çekilmeden önce delil tespiti yaptırılması, sonraki yıllarda sürecek yargılamanın seyrini doğrudan etkiler.

İkinci kritik başlık, tapu sicilinin durumudur. Avans tapuların üçüncü kişilere aktarılmış olması, feshin sonuçlarını arsa sahibi bakımından fiilen uygulanamaz hale getirebilir. Dava açılmadan önce sicile ihtiyati tedbir konulması, kâğıt üzerinde kazanılan bir davanın pratikte de sonuç doğurmasını sağlayan adımdır.

Somut bir uyuşmazlıkta öncelik verilmesi gereken başlıklar şunlardır:

  • İhtarname öncesinde inşaat seviyesinin delil tespiti yoluyla belgelendirilmesi
  • Sözleşmedeki süre, ihtar ve cezai şart kayıtlarının fesih hakkını doğurup doğurmadığı yönünden denetlenmesi
  • Feshin geriye mi ileriye mi etkili talep edileceğine inşaatın gerçekleşme oranına göre karar verilmesi
  • Tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulması ve üçüncü kişilere yapılmış devirlerin tespit edilmesi
  • Eksik iş bedeli, gecikme tazminatı, cezai şart ve sebepsiz zenginleşme taleplerinin baştan birlikte kurgulanması
  • Anlaşmayla sona erdirme tercih ediliyorsa fesih protokolünde tapu, imalat ve tazminat ilişkilerinin eksiksiz düzenlenmesi

Independent Legal, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin sona erdirilmesi süreçlerinde ihtarname aşamasından tapu iptali, tescile zorlama ve tazminat davalarının takibine kadar kapsamlı danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara