Independent LegalIndependent Legal

Gayrimenkul Hukuku

Gayrimenkul Hukuku

Kira Bedeli Artışının Yasal Sınırları ve Hesaplama Ölçütleri (TBK m.344)

Kira bedelindeki artış, sözleşmede hangi oran yazarsa yazsın kanunun çizdiği tavanla sınırlıdır. TÜFE ölçütünü, beş yılını dolduran kira ilişkilerinde devreye giren farklı belirleme rejimini ve kira tespit davasında zamanlamanın sonuca etkisini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Gayrimenkul HukukuOkuma 8 dk

Kira ilişkisi sürerken bedelin ne ölçüde yükseltilebileceği, Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesiyle çizilmiş bir çerçeveye tabidir. Taraflar sözleşmeye artışa ilişkin bir kayıt koymuş olsalar dahi, uygulanacak oran kanunun öngördüğü tavanın üzerine çıkamaz.

Uygulamada sıkça rastlanan kanaat, artışın yalnızca sözleşmede yazılı orana göre yapılacağı yönündedir; oysa bu yaklaşım her durumda doğru sonuç vermez. Kanun koyucu artışa ilişkin sözleşme serbestisini daraltmış, tüketici fiyat endeksindeki değişim, beş yıllık kira süresi ve emsal bedeller gibi ölçütleri esas alarak konuyu ayrıntılı biçimde düzenlemiştir.

Bu bilgi notunda kira artış oranının hangi kriterlere göre saptandığını, sözleşmeye konulan artış kayıtlarının hukuki sınırını ve artışın nasıl hesaplanacağını, uygulamadan örneklerle birlikte değerlendiriyoruz.

Kira Artış Oranının Tanımı ve Hukuki Çerçevesi

Kira artış oranı, kira ilişkisi devam ederken bedelin hangi ölçüde yükseltilebileceğini gösteren hukuki üst sınırdır. Türk Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin hükümleri, özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında taraf iradesini sınırlayan emredici kurallar içerir. Bu nedenle oranın belirlenmesi, yalnızca tarafların anlaşmasına bırakılmış bir mesele değildir; kanundaki ölçütler çerçevesinde sonuca varılır.

Artışın Temel Kuralı

Türk Borçlar Kanunu m.344 uyarınca, sözleşmede artışa ilişkin bir kayıt bulunsa bile uygulanacak oran, bir önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalarına göre değişim oranını geçemez. Taraflar daha yüksek bir oran üzerinde anlaşmış olsalar dahi bu anlaşma, kanuni tavanın ötesine geçtiği ölçüde sonuç doğurmaz.

Türk Borçlar Kanunu m. 344/1
"Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır."

Kanun koyucu bu hükümle artış konusundaki sözleşme özgürlüğünü daraltmış ve bedelin yükseltilmesini nesnel bir ekonomik göstergeye bağlamıştır. Sözleşmedeki artış kaydının hüküm ifade edebilmesi, kanunun belirlediği alanın içinde kalmasına bağlıdır; tavanı aşan kısımlar bakımından ise kayıt uygulanmaz.

Konut ve İşyeri Kiralarında Uygulama Birliği

TBK m.344'te yer alan düzenleme, konut kiraları ile çatılı işyeri kiraları bakımından kural olarak aynı biçimde işler. Dolayısıyla her iki kira türünde de artış oranı, kanunun çizdiği sınırlar içinde saptanmak zorundadır.

Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Artış Oranı

Konut ve çatılı işyeri kiralarında bedelin yükseltilmesi TBK m.344 hükmüne tabidir. Bu hüküm gereğince artış, sözleşmede kararlaştırılmış olsa bile kanuni sınırın ötesine geçemez. Başka bir ifadeyle oranın belirlenmesinde yalnızca sözleşme metni değil, kanuni sınırlamalar da devrededir.

Sınırlamanın amacı, kira ilişkisinde taraflar arasındaki dengeyi korumaktır. Bu nedenle sözleşmeye yazılan hüküm veya tarafların beklentisi tek başına belirleyici sayılmaz; artış ancak kanundaki ölçütler çerçevesinde gerçekleştirilebilir.

Yasal Artış Oranı Nasıl Belirlenir?

Kanun, artışın üst sınırını bir önceki kira yılına ait tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalarındaki değişim oranı olarak saptamıştır. Sözleşmede ayrıca bir oran belirlenmiş olması bu tavanı değiştirmez.

Uygulamada hesaplamaya esas alınacak veri budur ve söz konusu oran, artışın hesabında bağlayıcı nitelik taşır. Sözleşmede yazılı oran ne olursa olsun, fiilen uygulanacak artış bu ölçütün üzerine çıkamaz.

Sözleşmede Yazan Oran Her Halükârda Uygulanır mı?

Sözleşmede bir artış oranının kararlaştırılmış olması, o oranın koşulsuz biçimde hayata geçirileceği anlamına gelmez. Sözleşmedeki kayıt, ancak kanunun çizdiği sınırın içinde kaldığı ölçüde geçerlidir.

Taraflar belirli bir oran üzerinde anlaşmış olsalar bile, bu oran kanuni tavanı aşıyorsa artış yasal sınıra göre yapılır. Bu sonuç, sözleşmenin bütünüyle geçersiz sayıldığı anlamına gelmez; yalnızca kanuna aykırı düşen kısım uygulama dışı bırakılır.

TÜFE'nin Üzerinde Bir Artış Mümkün müdür?

Konut ve çatılı işyeri kiralarında bedelin TÜFE oranının ötesinde yükseltilmesi kural olarak kabul edilmez. Kanun koyucu tavanı açık biçimde belirlemiş ve tarafların bu eşiği aşmasına izin vermemiştir.

Bu nedenle sözleşmede daha yüksek bir oran yazılı olsa veya kiraya veren daha fazlasını talep etse dahi artış, ancak yasal sınır dahilinde uygulanabilir. Söz konusu sonuç, düzenlemenin emredici karakterinden kaynaklanır.

Kanuni Tavanı Aşan Artış Kaydının Akıbeti

Sözleşmedeki artış kaydı kanuni sınırın üzerindeyse, geçersizlik yalnızca tavanı aşan bölümü kapsar. Kararlaştırılan oran bütünüyle hükümsüz hale gelmez; kanuna aykırı düşen kısım uygulanmaz.

Böyle bir durumda artış, kanunda öngörülen üst sınır esas alınarak hesaplanır. Kiracı kanuni sınırın üzerinde ödeme yapmışsa, koşulların oluşması halinde fazladan ödenen tutarın geri istenmesi de gündeme gelebilir.

Sözleşmede Artış Kaydı Hiç Yoksa Ne Olur?

Sözleşmede artışa ilişkin bir hükmün bulunmaması, bedelin sınırsız biçimde yükseltilebileceği sonucunu doğurmaz. Bu ihtimalde de artış, kanundaki ölçütler çerçevesinde belirlenir.

Taraflar yeni bedel konusunda uzlaşamazsa, kira bedelinin tespiti için dava açılması mümkündür. Bu durumda mahkeme, kanuni kriterleri gözeterek artışı saptar.

Döviz Üzerinden Kurulan Sözleşmelerde Artış

Kira bedelinin döviz cinsinden kararlaştırıldığı sözleşmelerde bedelin belirlenmesi ve değiştirilmesi özel kurallara bağlanmıştır. Bu tür sözleşmelerde bedel, kural olarak beş yıl geçmedikçe değiştirilemez.

Beş yıllık süre dolduktan sonra yapılacak belirlemede yalnızca kurdaki hareket dikkate alınmaz; kiralananın durumu, emsal bedeller ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilir. Bu yönüyle döviz üzerinden kurulan kira ilişkileri, artış bakımından daha dar bir değişiklik rejimine tabidir.

Beş Yılı Dolduran Kira İlişkilerinde Bedelin Belirlenmesi (Kira Tespit Davası)

Konut ve çatılı işyeri kiralarında artış esas itibarıyla TÜFE oranı ile sınırlıdır. Ancak kira ilişkisi beş yılını tamamladığında bedelin saptanmasında başka bir sistem devreye girer. Bu aşamada belirleme yalnızca endeks üzerinden yapılmaz; emsal kiralar, taşınmazın nitelikleri ve hakkaniyet ilkesi tabloya dahil olur.

Beş yılın dolması bu nedenle kira hukukunda teknik bir eşik sayılır. Bedelin piyasa gerçeklerinden belirgin biçimde uzaklaştığı hallerde taraflar çoğunlukla kira tespit davası yoluna gitmektedir. Konunun ayrıntıları için kira tespit davası başlıklı çalışmamıza da bakılabilir.

Beş Yıl Sonrası İçin Esas Alınan Ölçütler

Sözleşmenin başlangıcından itibaren beş yıl geçtikten sonra artış, artık ne sözleşmedeki orana ne de yalnızca TÜFE'ye göre hesaplanır.

Mahkeme bu aşamada bedeli saptarken şu unsurları birlikte tartar:

  • Hak ve nesafet (hakkaniyet) ilkesinin somut olaya yansıması
  • Bölgedeki emsal kira bedelleri
  • Taşınmazın konumu ve bulunduğu çevre
  • Taşınmazın fiziksel nitelikleri
  • Kiralananın konut mu yoksa işyeri olarak mı kullanıldığı
  • Güncel piyasa koşulları

Değerlendirme uygulamada çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle yürütülür ve taşınmazın güncel piyasa şartlarındaki kira değeri ortaya konur.

Altı çizilmesi gereken nokta şudur: beş yılın dolması, bedelin kendiliğinden yükseleceği anlamına gelmez. Yeni bedelin belirlenmesi çoğu halde bir mahkeme kararını gerektirir.

TÜFE Sınırı Beş Yıldan Sonra Ortadan Kalkar mı?

Beş yılın dolmasıyla TÜFE tamamen devre dışı kalmaz; yalnızca belirleyici ölçüt olma niteliğini yitirir. İlk beş yıllık dönemde endeks sınırı esas alınırken, bu süre sonrasında TÜFE değerlendirmeye alınan unsurlardan yalnızca biri haline gelir.

Mahkeme kararını verirken endeksteki artışları da gözetir; ancak nihai sonuç, emsal bedeller ve hakkaniyet ilkesi doğrultusunda şekillenir.

Hak ve Nesafet Ne Anlama Gelir?

Hak ve nesafet, bedelin saptanmasında adalet ve denge düşüncesine dayanan bir değerlendirme ölçütüdür. Bu ilke, kira bedelinin salt matematiksel bir hesabın ürünü olarak değil, somut olayın özellikleri gözetilerek makul bir düzeyde belirlenmesini ifade eder.

Mahkemenin bu değerlendirmeyi yaparken dikkate aldığı başlıca hususlar arasında kiracının taşınmazı ne kadar süredir kullandığı, taşınmazın fiziksel durumu, bulunduğu bölgedeki kira seviyeleri ve mevcut bedel ile piyasa bedeli arasındaki açıklık yer alır.

Aynı kiracının taşınmazda uzun süre kalması halinde, emsal bedelden belirli oranda indirim yapılması hakkaniyetin gereği kabul edilmektedir. Uygulamada bu indirim çoğunlukla %5 – %20 aralığında karşımıza çıkmaktadır.

Beş Yıl Dolduğunda Tespit Davası Açılabilir mi?

Kira ilişkisi beş yılını tamamladığında, bedelin yeniden belirlenmesi için hem kiraya verenin hem de kiracının dava açması mümkündür.

Bu yola başvurulan tipik durumlar; mevcut bedelin piyasa seviyesinin epeyce gerisinde kalması, tarafların yeni bedelde uzlaşamaması ve uzun süren kira ilişkisi nedeniyle bedelin güncelliğini kaybetmesidir.

Burada kritik bir zamanlama kuralı bulunur: tespit davasının yeni kira döneminde geçerli olacak bedeli etkileyebilmesi için yeni dönemin başlamasından en az 30 gün önce açılması ya da aynı süre içinde karşı tarafa yazılı bildirim yapılması gerekir. Bu koşul sağlanmazsa saptanan bedel, ancak bir sonraki kira döneminden itibaren uygulanır.

Yeni Kira Bedeli Hangi Tarihten İtibaren Geçerli Olur?

Tespit davasıyla belirlenen bedelin hangi tarihten itibaren uygulanacağı, uygulamada en fazla tereddüt yaratan konulardan biridir. Davanın açıldığı an ile yeni kira döneminin başlangıcı arasındaki ilişki, artışın yürürlük tarihini doğrudan belirler.

Bu nedenle tespit davasında yalnızca rakam değil, o rakamın hangi dönemden itibaren geçerli olacağı da önem taşır. Zamanlama hatası yapıldığında dava kazanılsa bile yeni bedel bir yıl gecikmeyle uygulanabilir.

Davanın Süresinde Açılması

Tespit davası yeni kira dönemi başlamadan önce açılmışsa, mahkemenin belirlediği bedel o dönemin ilk gününden itibaren geçerli olur.

Örnek üzerinden bakmak açıklayıcı olur: yeni kira dönemi 1 Temmuz tarihinde başlıyor ve dava bu tarihten önce açılmışsa, mahkemece saptanan bedel 1 Temmuz itibarıyla uygulanır. Bu ihtimalde kiraya veren, yargılama tamamlandığında geriye dönük olarak biriken kira farklarını da isteyebilir.

Geç Açılan Davanın Sonucu

Dava yeni kira dönemi başladıktan sonra açılmışsa, belirlenen bedel kural olarak bir sonraki dönemden itibaren yürürlük kazanır. Bu durum uygulamada ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Yeni kira dönemi 1 Ocak tarihinde başlamış, tespit davası ise 15 Şubat tarihinde açılmışsa, mahkemenin saptadığı bedel çoğunlukla ertesi yılın 1 Ocak tarihinden itibaren geçerli olacaktır. Yani bedel yükselmiş olsa bile artışın fiilen hayata geçmesi yaklaşık bir yıl gecikebilir.

Dava Öncesinde Yazılı Bildirim Yapılması

Kanun, dava açma dışında ikinci bir imkân daha tanımıştır. Kiraya veren, yeni kira döneminin başlamasından en az 30 gün önce kiracıya yazılı bildirimde bulunarak bedelin artırılacağını duyurmuşsa, dava daha sonra açılsa dahi yeni bedel aynı kira döneminden itibaren uygulanabilir.

Sözleşmedeki Artış Kaydının Bildirim Yerine Geçmesi

Sözleşmede artışa ilişkin açık bir düzenleme yer alıyorsa, birçok olayda ayrıca yazılı bildirim yapılması gerekmeyebilir. Örneğin bedelin her yeni dönemde artırılacağını ya da yeni dönem bedelinin emsallere göre saptanacağını öngören bir hüküm bulunması halinde, mahkeme uygulamasında bu kaydın bildirim şartının işlevini gördüğü çoğu zaman kabul edilmektedir.

Yine de tereddüt doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması bakımından, tespit davası açılmadan önce yazılı bildirimde bulunulması her zaman daha güvenli bir yöntemdir.

Kira artışına ilişkin uyuşmazlıklarda sonucu belirleyen unsur çoğunlukla hukuki tartışmanın kendisi değil, takvimin doğru yönetilmesidir. İlk beş yıllık dönemde endeks tavanı nedeniyle tarafların hareket alanı dardır; beş yılın dolmasıyla birlikte ise emsal bedeller ve hakkaniyet değerlendirmesi devreye girdiğinden, hazırlığın delil düzeyinde yapılması gerekir.

Kiraya veren açısından emsal araştırmasının bilirkişi incelemesine dayanak oluşturacak nitelikte hazırlanması, kiracı açısından ise uzun süreli kullanımın hakkaniyet indirimi bakımından ortaya konması belirleyici olur. Somut bir dosyada özellikle şu başlıklar öncelikli olarak ele alınmalıdır:

  • Kira ilişkisinin başlangıç tarihinin ve beş yıllık sürenin doğru hesaplanması
  • Sözleşmedeki artış kaydının kanuni tavanla karşılaştırılarak geçerli bölümünün saptanması
  • Yeni kira döneminin başlangıç gününün ve 30 günlük bildirim süresinin takvime bağlanması
  • Yazılı bildirimin tebliğ edilebilir biçimde yapılması ve ispat aracının saklanması
  • Beş yıl sonrası taleplerde emsal kira verilerinin ve taşınmazın niteliklerinin belgelendirilmesi
  • Fazla ödeme yapılmışsa iade talebinin koşullarının ayrıca değerlendirilmesi

Independent Legal, kira bedelinin belirlenmesi, artış hükümlerinin denetimi ve kira tespit davalarının yürütülmesi konularında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara