Eşin şeref ve haysiyetine yönelen ağır saldırılar, Türk Medeni Kanunu m. 162 kapsamında mutlak bir boşanma sebebi oluşturur. Bu dava sebebinin koşullarını, hak düşürücü sürelerini, ispat araçlarını ve tazminat ile velayet üzerindeki yansımalarını inceliyoruz.
Aile konutu, evlilik birliğinin fiilen sürdürüldüğü mekâna kanunun tanıdığı özel bir statüdür. Bu statünün hangi ölçütlere göre belirlendiğini, sağladığı korumaları ve tapu kaydına şerh konulup kaldırılması sürecini ele alıyoruz.
Evlilik birliğinin merkezini oluşturan konut, tapuda kimin adına kayıtlı olursa olsun tek taraflı tasarrufa kapalıdır. Aile konutu şerhinin işlevini, malik eşin yetkisinin sınırlarını, kiralanan konutlarda öngörülen özel korumayı ve rıza alınmadan yapılan işlemlere karşı başvurulabilecek dava yollarını inceliyoruz.
Eşlerden birinde ortaya çıkan akıl hastalığı, ancak belirli koşulların bir arada gerçekleşmesi hâlinde boşanma sebebi oluşturur. Hastalığın niteliği, resmi sağlık kurulu raporunun rolü, ispat yükü, velayet ve vasi atanması meselelerini uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Alkol bağımlılığı kanunda özel bir boşanma sebebi olarak sayılmamakla birlikte, evlilik birliğini çekilmez hale getirdiğinde TMK m. 166 kapsamında değerlendirilir. Davanın şartlarını, kusur ve velayet etkilerini, ispat araçlarını ve yetkili mahkemeyi inceliyoruz.
Anlaşmalı boşanmada mahkemeye sunulan protokol, tarafların velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı konusundaki mutabakatını gösteren belgedir. Protokolün taşıması gereken unsurları ve madde madde örnek bir metni ele alıyoruz.
Anlaşmalı boşanmada eşlerin uzlaştığı hususları yazıya döken protokol, hâkimin onayıyla birlikte kararın ayrılmaz parçası haline gelir. Protokolün hukuki niteliğini, şekil koşullarını, zorunlu ve ihtiyari unsurlarını uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Anlaşmalı boşanma, evlilik birliğini sona erdirmenin en kısa yoludur; ancak mahkeme, tarafların iradesini ve protokolün içeriğini ayrıca denetler. Bir yıllık süre şartından protokolün zorunlu içeriğine, velayet ve nafaka düzenlemelerinden görevli mahkemeye kadar süreci bütün yönleriyle ele alıyoruz.
Evlilik dışında doğan çocukla baba arasındaki soybağı, biyolojik ilişkinin ortaya konmasını gerektirir. DNA testinin babalık davasındaki delil değerini, zorla inceleme kararını ve mahkeme kararı olmadan yaptırılan testlerin hukuki geçerliliğini ele alıyoruz.
Evlilik dışı doğan çocuk ile baba arasındaki soybağı, tanıma gerçekleşmediğinde mahkeme kararıyla kurulur. Babalık davasının taraflarını, aranan koşulları, babalık karinesini, ispat araçlarını, süreleri ve doğurduğu hukuki sonuçları ele alıyoruz.
Boşanma kararının kesinleşmesiyle kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadına döner. Türk Medeni Kanunu m. 173, menfaati bulunan ve eski eşe zarar vermeyen kadına bu soyadını taşımayı sürdürme imkânı tanır. İznin koşullarını, süreleri ve itiraz yolunu ele alıyoruz.
Evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi, dayanılacak sebebin doğru seçilmesine ve delillerin usulüne uygun sunulmasına bağlıdır. Boşanma davasının hukuki dayanaklarını, çekişmeli ve anlaşmalı yolların işleyişini, kusurun fer'î sonuçlara etkisini ve yargılama sırasında alınabilecek tedbirleri uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Velayet kararı, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde hâkimin takdirine bırakılmıştır. Yaş gruplarına göre yerleşik uygulamayı, yaşam koşulları ve kardeş bağı gibi ölçütleri, ortak velayetin sınırlarını ve velayetin babaya verilebildiği halleri ele alıyoruz.
Türk hukukunda velayet kural olarak boşanmadan sonra tek ebeveyne bırakılsa da, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2017 tarihli kararıyla ortak velayetin önü açılmıştır. Ortak velayetin hukuki temellerini, mahkemelerin aradığı koşulları, ebeveynlerin hak ve yükümlülüklerini ve ortak velayet sözleşmesinin içeriğini ele alıyoruz.
Kusur, boşanma davasında yalnızca evliliğin sona erip ermeyeceğini değil; tazminat, nafaka, velayet ve mal paylaşımı taleplerinin akıbetini de belirler. Kusurun hangi davranışlarla doğduğunu, nasıl ispatlandığını ve derecelerine bağlanan sonuçları uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Evlilik sona erdiğinde paylaşıma girecek değerlerin belirlenmesi, edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımına dayanır. Katılma alacağının nasıl hesaplandığını, davanın ne zaman açılabileceğini, on yıllık süreyi ve mal kaçırma iddialarında başvurulabilecek tedbirleri ele alıyoruz.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle geçim güçlüğüne düşecek eşe tanınmış bir güvence mekanizmasıdır. Talebin şartlarını, kimlerin başvurabileceğini, miktarın belirlenme ölçütlerini, uyarlama imkânını ve sona erme hallerini ele alıyoruz.
Boşanmayla zedelenen ekonomik menfaatler ve saldırıya uğrayan kişilik hakları, Türk Medeni Kanunu'nda ayrı tazminat kalemleri olarak korunmuştur. Maddi ve manevi tazminatın şartlarını, miktarın belirlenme ölçütlerini, zamanaşımını ve anlaşmalı boşanmadaki uygulamayı ele alıyoruz.
Boşanma hükmü yalnızca eşlerin kişisel statüsünü değiştirmez; tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi başlıkları altında malvarlığına dönük sonuçlar da doğurur. Bu üç başlığın şartlarını ve uygulamadaki işleyişini ele alıyoruz.
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin ve çocuğa yakın üçüncü kişilerin görüşme hakkı, çocuğun üstün yararı ölçütüyle şekillenir. Kişisel ilişki tesisi davasının şartlarını, görüşme biçimlerini, hakkın sınırlarını ve teslim ilamlarının icrasını uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Eşlerden birinin diğerini mali yönden kıskaca alması, evlilik birliğini içeriden çürüten bir baskı biçimidir. Ekonomik şiddetin tanımını, hukuki dayanağını, uygulamadaki görünümlerini ve ispat araçlarını boşanma davası perspektifinden ele alıyoruz.
Aile konutu üzerinde yapılacak satış, bağış veya ipotek işlemleri diğer eşin açık rızasına bağlıdır. Rıza alınmadan gerçekleştirilen devir işlemlerine karşı açılacak tapu iptal ve tescil davasının şartlarını, taraflarını, ispat rejimini ve sonuçlarını ele alıyoruz.
Eşlerden birinin diğerinin yaşamına kasten yönelmesi, Türk Medeni Kanunu'nda mutlak boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Davanın şartlarını, hak düşürücü süreleri, ispat araçlarını, tazminat ile velayete etkisini ve mal rejimindeki sonuçlarını ele alıyoruz.
Türk Medeni Kanunu madde bağımlılığını ayrı bir boşanma sebebi olarak saymamakla birlikte, bağımlılığın aile düzeninde yarattığı tahribat evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bağımlılığın ispatını, velayete etkisini ve yetkili mahkemeyi ele alıyoruz.
Sağ kalan eşin terekeden alacağı pay, yalnızca yasal miras oranlarına bakılarak bulunamaz. Mal rejiminin tasfiyesi, saklı pay, aile konutu talepleri ve denkleştirme kurumlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir; bu bilgi notunda söz konusu başlıkları uygulama açısından ele alıyoruz.
Şiddetli geçimsizlik olarak bilinen genel boşanma sebebi, ortak hayatın sürdürülemez hale gelmesine dayanır. Davanın yasal unsurlarını, kusur dengesinin rolünü, ispat araçlarını, yargılama sırasında alınabilecek tedbirleri ve boşanmanın sonuçlarını ele alıyoruz.
Evlilik dışında dünyaya gelen çocuk ile baba arasındaki soybağı kendiliğinden kurulmaz. Tanımanın hangi biçimlerde yapılabileceğini, geçerlilik koşullarını, doğurduğu hakları ve tanımanın iptali davasının taraflarıyla sürelerini uygulama perspektifiyle ele alıyoruz.
Kanunun aradığı koşullar sağlanmadan kurulan bir evlilik, boşanma yoluyla değil iptal davasıyla sona erdirilir. Mutlak ve nispi butlan sebeplerini, dava açma yetkisini, hak düşürücü süreleri ve iptal kararının eşler ile çocuklar bakımından doğurduğu sonuçları ele alıyoruz.
Anayasa Mahkemesi'nin TMK m. 187'yi iptal eden kararı 28.01.2024 tarihinde yürürlüğe girdi ve evlenen kadının eşinin soyadını alma zorunluluğu sona erdi. Yeni tabloyu, nüfus müdürlüğü uygulamasını ve dava yolunu ele alıyoruz.
Reddedilen bir boşanma davasının ardından eşler bir yıl boyunca yeniden bir araya gelememişse, kanun evlilik birliğini temelden sarsılmış sayar. Bu bilgi notunda TMK m. 166/4 kapsamındaki boşanma sebebinin koşullarını, süre hesabını ve ispat yükünü ele alıyoruz.
Nafakanın yalnızca hiç kazancı bulunmayan eşe bağlandığı düşüncesi uygulamada karşılık bulmaz. Düzenli geliri olan eşin tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası bakımından durumunu, mahkemelerin başvurduğu ölçütleri ve nafakanın sona erdiği halleri ele alıyoruz.
Bir eşin toplumun ahlak ve namus anlayışıyla bağdaşmayan bir yaşam düzenini kalıcı hale getirmesi, diğer eşe süreye bağlı olmayan bir boşanma hakkı verir. TMK m. 163 kapsamındaki bu özel sebebin koşullarını, ispat yollarını, tazminat, nafaka ve velayet üzerindeki etkisini ele alıyoruz.
Türk hukukunda evlilik yalnızca yetkili memur önünde kurulur. Sadece dini törenle kurulan birlikteliklerin velayet, nafaka, tazminat ve miras bakımından doğurduğu sonuçları, müftülüklere tanınan evlendirme yetkisiyle birlikte ele alıyoruz.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, ortak çocuğun bakım, eğitim ve sağlık masraflarına katkı borcu iştirak nafakası olarak adlandırılır. Bu yükümlülüğün doğduğu haller, tutarın belirlenme ölçütleri, değiştirilme ve sona erme koşulları ile görevli mahkemeyi ele alıyoruz.
Eşlerden birinin vefatı hâlinde sağ kalan eşin barınma düzeni, mirasçıların konut üzerindeki talepleri nedeniyle tehlikeye girebilir. TMK m. 240 kapsamında katılma alacağına mahsuben aile konutunun özgülenmesi talebinin şartlarını, sürelerini ve mahkeme uygulamasını ele alıyoruz.
Eşlerden birinin toplum nezdinde utanç verici sayılan bir suç işlemesi, tek başına değil ortak hayatı çekilmez kılması koşuluyla boşanma sebebi oluşturur. TMK m. 163 kapsamındaki bu nispi sebebin şartlarını, ispat araçlarını, tazminat, nafaka ve velayet yönünden doğurduğu sonuçları ele alıyoruz.
Kumar bağımlılığı Türk Medeni Kanunu'nda müstakil bir boşanma nedeni olarak sayılmasa da, evlilikten doğan görevlerin ihlaline yol açtığı ölçüde birliğin temelinden sarsıldığı kabul edilmektedir. Davanın koşullarını, ispat araçlarını ve velayete etkisini uygulama gözüyle ele alıyoruz.
Eşler, noterde düzenlenecek bir mal rejimi sözleşmesiyle malvarlıklarının yönetimini ve olası bir boşanma ya da ölüm halinde paylaşımını önceden belirleyebilir. Kanunda öngörülen rejimleri, tasfiye sürecini ve uygulamada sık sorulan soruları ele alıyoruz.
Bir kez hükmedilen nafaka, ekonomik koşulların değişmesiyle birlikte ihtiyacı karşılamaz hale gelebilir. Nafakanın artırılması talebinin hukuki dayanağını, aranan şartları, talep hakkına sahip kişileri, gelecek yıllara ilişkin artış oranının belirlenmesini ve yargılama usulünü ele alıyoruz.
Nafaka, boşanma ve ayrılık sonrasında ortaya çıkan ekonomik dengesizliği gidermeye yönelik bir mali yükümlülüktür. Dört nafaka türünün şartlarını, süresini, miktarın belirlenme ölçütlerini ve ödenmemesi halinde başvurulacak yolları ele alıyoruz.
Boşanmayla birlikte hükmedilen nafaka, taraflar arasındaki ekonomik dengeyi korumaya yönelik bir yükümlülüktür; ancak dokunulmaz değildir. Nafakanın kendiliğinden ortadan kalktığı halleri, mahkemeden kaldırılmasının istenebileceği durumları ve Yargıtay uygulamasının çizdiği sınırları ele alıyoruz.
Mahkemece hükmedilen nafakanın ödenmemesi hâlinde alacaklının elinde haciz ve tazyik hapsi dâhil olmak üzere etkili araçlar bulunur. Nafaka türüne göre değişen takip yollarını, haciz kalemlerini, yetkili icra dairesini ve İİK m. 344 uygulamasını ele alıyoruz.
Ödeme gücünü aşan nafaka kararları, dengeyi sağlamak yerine yükümlü tarafın ekonomik varlığını tehdit eder hale gelebilir. Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru içtihadı ışığında ölçüsüz nafakanın hukuki niteliğini, miktarın belirlenme ölçütlerini ve başvurulabilecek yolları değerlendiriyoruz.
Yalnızca dini törenle kurulan bir birliktelik, Türk hukukunda evlilik sayılmaz. Bu durumun kadının miras, nafaka, tazminat ve mal rejimi bakımından doğurduğu sonuçları ile bu ilişkiden doğan çocukların hukuki statüsünü ele alıyoruz.
Türk Medeni Kanunu m. 175 uyarınca bağlanan yoksulluk nafakası süre sınırına tabi değildir. Bu düzenlemenin tarihsel gelişimini, yol açtığı tartışmaları ve Anglo-Sakson, Avrupa, İslam ve Asya hukuk sistemlerindeki süreli nafaka modellerini karşılaştırmalı olarak değerlendiriyoruz.
Boşanma ya da ayrılık yargılaması sürerken eşlerin geçimi ve çocukların bakımı için hükmedilen geçici nafakanın hukuki dayanağını, talep edebilecek kişileri, miktarın belirlenme ölçütlerini ve sona erme hallerini uygulama açısından ele alıyoruz.
Ortak konuttan ayrılan eşin geri dönmemesi, tek başına boşanma sonucu doğurmaz. TMK m. 164 kapsamındaki terk sebebinde altı aylık süreyi, eve dön ihtarının geçerlilik koşullarını, davet edilen konutta aranan nitelikleri ve ispat yükünü ele alıyoruz.
Velayete ilişkin hüküm, verildiği andaki koşullara göre şekillenir; bu koşullar değiştiğinde velayetin yeniden ele alınması gündeme gelir. Değişiklik talebinin dayanaklarını, yargılama usulünü, geçici tedbirleri ve nafaka üzerindeki etkisini inceliyoruz.
Yabancı bir mahkemede sonuçlanan boşanma, Türk nüfus kayıtlarına kendiliğinden yansımaz. Nüfus müdürlüğü ve konsolosluk başvurularını, tanıma ile tenfiz arasındaki ayrımı, gerekli belgeleri ve velayet, nafaka, tazminat ile mal rejimi bakımından doğan sonuçları ele alıyoruz.
Yabancılık unsuru taşıyan evliliklerde boşanma, hangi ülke hukukunun uygulanacağından tebligata, velayet ve mal rejiminden yabancı kararların Türkiye'de geçerlilik kazanmasına kadar ayrı bir teknik zemin gerektirir. MÖHUK ve Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde süreci ele alıyoruz.
Geçimini sağlayamaz duruma düşen kişinin, mali gücü elverişli yakın hısımlarından mahkeme kararıyla destek alabilmesini sağlayan yardım nafakasının koşullarını, miktarın belirlenme ölçütlerini, süresini ve sona erme hallerini ele alıyoruz.
Eşler noterde farklı bir tercihte bulunmadıkça evlilik boyunca edinilen malvarlığı yasal rejimin kurallarına göre paylaşılır. Bu bilgi notunda edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımını, rejimin sona erme hallerini, artık değer üzerinden katılma alacağının hesaplanmasını ve zamanaşımı rejimini ele alıyoruz.
Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu m. 175'te yer alan süresiz olarak ibaresini iptal etti. Kararın yürürlük takvimini, kesinleşmiş nafakalara etkisini ve tarafların bu geçiş döneminde izlemesi gereken yolu değerlendiriyoruz.
Zina, Türk Medeni Kanunu'nun mutlak boşanma sebepleri arasında saydığı ve ispatı halinde başkaca bir gerekçe aranmayan özel bir dava sebebidir. Davanın şartlarını, hak düşürücü süreyi, ispat rejimini ve tazminat ile mal rejimi üzerindeki etkilerini uygulama açısından inceliyoruz.