Independent LegalIndependent Legal

Aile Hukuku

Aile Hukuku

Boşanmada Yoksulluk Nafakası: Koşulları, Miktarı ve Sona Erme Halleri

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle geçim güçlüğüne düşecek eşe tanınmış bir güvence mekanizmasıdır. Talebin şartlarını, kimlerin başvurabileceğini, miktarın belirlenme ölçütlerini, uyarlama imkânını ve sona erme hallerini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Aile HukukuOkuma 12 dk

Evlilik sürerken eşler, birbirlerinin ve çocuklarının geçimini sağlama sorumluluğunu çoğu zaman hukuki bir yükümlülük olarak düşünmeden yerine getirirler. Aile birliği içinde olağan görülen bu bakım ilişkisi, boşanma sürecine girildiğinde nitelik değiştirir. Zira evliliğin sona ermesi, eşlerden en az birinin ekonomik olarak zorlanmasına veya yaşam standardında ciddi bir gerilemeye uğramasına yol açabilir.

Yoksulluk nafakası tam da bu noktada devreye girer. Boşanma nedeniyle maddi güçlüğe düşeceği öngörülen tarafın talebi üzerine, diğer eşin belirli bir tutarı ödemesine hükmedilebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek eş, kusuru karşı taraftan daha ağır olmamak kaydıyla nafaka isteyebilir. Bu istem boşanma davası sırasında ileri sürülebileceği gibi, boşanmanın ardından açılacak bağımsız bir davayla da gündeme getirilebilir. Tutar ise tarafların ekonomik durumu gözetilerek mahkemece belirlenir.

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında maddi dengeyi korumayı hedefleyen bir düzenlemedir. Hangi kişilerin bu haktan yararlanabileceğini, aranan koşulları, miktarın nasıl saptandığını, sonradan uyarlanmasını ve hangi hallerde sona erdiğini aşağıda ele alıyoruz.

Yoksulluk Nafakasının Niteliği ve Hukuki Dayanağı

Boşanma, eşlerin yaşamında yalnızca duygusal değil ekonomik bakımdan da köklü değişiklikler doğurabilir. Eşlerden biri boşanma sonrasında maddi güçlüğe düşebilir ve yaşam standardında belirgin bir düşüş yaşayabilir. Yoksulluk nafakası, ekonomik olarak daha zayıf konumdaki eşin mağduriyetini gidermek üzere hukuk düzeninin öngördüğü bir güvence mekanizmasıdır.

Bununla birlikte kurum tamamen ihtiyaç esaslıdır ve tarafların ekonomik durumuna göre şekillenir. Bağlanacak tutar; talep eden eşin kendi geçimini sağlayamayacak ölçüde zor durumda olup olmadığına ve diğer eşin ödeme kapasitesine göre değişkenlik gösterir.

Hukuki Dayanağı

Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenmiştir:

Türk Medeni Kanunu m. 175
"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz veya belirli bir süre nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında belirlenecek olan bu ödeme, mahkeme kararıyla hükmedilir."

Hükme göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla, geçimini sağlamak amacıyla karşı taraftan süresiz ya da belirli bir süre için nafaka isteyebilir. Ancak mahkemenin bu yönde karar verebilmesi talebe bağlıdır; hâkimin kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmetme yetkisi yoktur.

Yoksulluk Nafakasının Şartları

Yoksulluk nafakası, belirli koşulların bir arada gerçekleşmesi halinde, boşanma nedeniyle ekonomik güçlüğe düşen eşe diğer eş tarafından ödenmesine karar verilen bir destektir. Mahkemenin bu nafakaya hükmedebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte sağlanması gerekir.

Taraflardan Birinin Talepte Bulunması

Mahkemenin karar verebilmesi için nafaka isteyen eşin bu talebini açıkça ortaya koyması gerekir. Yoksulluğa düşecek taraf herhangi bir istemde bulunmazsa mahkeme re'sen nafakaya hükmedemez.

Talepte bir miktar belirtilmesi de önem taşır. Mahkeme talep edilen tutarla bağlı olduğundan, istenenden daha yüksek bir nafakaya karar veremez. Bu nedenle talepte bulunan tarafın kendi ihtiyacını ve karşı tarafın mali gücünü birlikte değerlendirerek makul bir tutar belirlemesi gerekir.

Talep Eden Eşin Daha Ağır Kusurlu Olmaması

Yoksulluk nafakasına hak kazanabilmek için nafaka isteyen eşin boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması aranır. Talepte bulunan eş, boşanmaya yol açan olaylarda daha ağır kusurluysa mahkeme nafakaya hükmedemez.

Örneğin eşlerden biri sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış, fiziksel şiddet veya ağır hakaret gibi sebeplerle boşanmaya yol açmışsa ve kusuru diğerinden fazlaysa talebi reddedilir. Buna karşılık eşlerin eşit kusurlu olması ya da nafaka isteyen eşin daha az kusurlu bulunması halinde talep değerlendirmeye alınabilir.

Talep Eden Eşin Yoksulluğa Düşmesi

Nafaka isteyen eşin gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceği mahkemece araştırılır. Yoksulluğun ağır düzeyde olması gerekmez; ancak talep eden eşin;

  • Düzenli ve yeterli bir gelirinin bulunmaması,
  • Sürekli bir işinin olmaması,
  • Kendi geçimini sağlayamayacak durumda olması gerekir.

Mahkemeler bu değerlendirmeyi yaparken talep eden eşin malvarlığını, eğitim durumunu, iş bulma kapasitesini ve yaşam standardındaki değişimi göz önünde tutar. Evlilik birliği süresince sahip olunan yaşam standardının çok altına düşülmesi, nafaka talebi bakımından geçerli bir gerekçe kabul edilebilir.

Nafaka Ödeyecek Eşin Mali Gücüyle Orantılılık

Mahkeme tutarı belirlerken ödeme yapacak eşin mali durumunu dikkate almak zorundadır. Nafaka yükümlüsünün geliri, giderleri, çalışabilirlik durumu ve genel ödeme kapasitesi ayrıntılı biçimde incelenir.

Ödeme yapacak eşin ekonomik durumu son derece kötüyse ve düzenli gelir elde etme imkânı bulunmuyorsa mahkeme talebi reddedebilir ya da oldukça düşük bir tutara hükmedebilir. Buna karşılık ödeme gücü bulunan bir eşin, karşı tarafın ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde nafaka ödemesine karar verilebilir.

Yoksulluk Nafakasını Kimler Talep Edebilir?

Yoksulluk nafakası, boşanma sebebiyle ekonomik güçlüğe düşecek eş tarafından istenebilen bir nafaka türüdür. Kurumun amacı, boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek eşin geçimini sürdürebilmesine destek sağlamaktır. Dolayısıyla nafaka bir zenginleşme aracı değil, ekonomik mağduriyetin giderilmesine yönelik bir düzenlemedir.

Örneğin boşanmanın ardından kendi malvarlığı veya geliriyle yaşamını sürdürebilecek konumdaki bir kişi yoksulluk nafakası isteyemez. Öte yandan talep eden eşin yoksulluğa düşmesi tek başına yeterli değildir; mahkemece diğer şartların da gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir.

Boşanmış Eşlerin Talep Hakkı

Yoksulluk nafakası, boşanan eşlerden biri tarafından istenebilir. Talebin kabul edilebilmesi için şu koşulların birlikte bulunması gerekir:

  • Talepte bulunan eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması,
  • Talepte bulunan eşin boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması,
  • Nafaka ödeyecek eşin mali gücünün bulunması.

Mahkeme; talep eden eşin çalışma durumunu, düzenli gelir kaynaklarını, malvarlığını ve yaşam standardını birlikte değerlendirerek karar verir. Geçimini rahatlıkla sağlayabilecek konumdaki bir tarafın nafaka istemi reddedilebilir.

Erkek Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

Toplumda yoksulluk nafakasının yalnızca kadınlara bağlandığı yönünde yaygın bir kanı bulunsa da Türk Medeni Kanunu bu konuda cinsiyet ayrımı yapmaz; her iki eş de nafaka isteme hakkına sahiptir. Belirleyici olan, nafaka isteyen eşin boşanma sonrasında yoksulluğa düşüp düşmeyeceği ve diğer eşten daha ağır kusurlu olup olmadığıdır.

Yargıtay da bu konuda kadın–erkek ayrımı gözetmeksizin değerlendirme yapmaktadır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.12.2016 tarihli kararında, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan ağır kusurlu bulunmayan erkeğe, ekonomik durumu yeterli olan kadın eşin yoksulluk nafakası ödemesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Buna göre boşanma sonrasında ekonomik durumu kötüleşen erkekler de, kanuni şartları taşımaları kaydıyla yoksulluk nafakası talep edebilir. Mahkemeler kararlarını cinsiyete göre değil, tarafların ekonomik ve hukuki konumuna göre vermektedir.

Çalışan Eş Yoksulluk Nafakası İsteyebilir mi?

Çalışan bir eşin nafaka alamayacağı yönündeki yaygın kanı isabetli değildir. Nafaka isteyen eşin maaşı ve kira geliri, emekli aylığı gibi ek gelirleri değerlendirilirken bakılan asıl husus, bu gelirlerin kişiyi yoksulluktan kurtarmaya yeterli olup olmadığıdır.

Örneğin asgari ücretle çalışan bir eşin geliri, boşanma sonrasında yaşamını sürdürebilmesi için yetersiz kalabilir. Böyle bir durumda mahkeme talebi değerlendirirken;

  • Gelir düzeyinin temel ihtiyaçları karşılamaya yetip yetmediğini,
  • Boşanma sonrasında yaşam standardında kayda değer bir düşüş olup olmadığını,
  • Kişinin maddi bir güvencesinin bulunup bulunmadığını inceler.

Bu nedenle çalışan bir eş de yoksulluğa düşme riski taşıyorsa ve diğer koşulları sağlıyorsa nafaka isteyebilir. Konuya ilişkin ayrıntılar için Çalışan Eş Nafaka Talep Edebilir Mi? başlıklı çalışmamız incelenebilir.

Yoksulluk Nafakasının Miktarı ve Belirlenme Ölçütleri

Yoksulluk nafakasının tutarı; nafaka isteyen eşin geçimi için gerekli olan miktar ile ödeme yapacak tarafın ekonomik gücü arasındaki denge gözetilerek hâkim tarafından takdir edilir. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, gelir–gider dengesini ve yaşam standardını değerlendirerek hakkaniyete uygun bir tutara hükmeder.

Tarafların Ekonomik Durumu

Tutarın belirlenmesinde en önemli ölçüt, her iki tarafın ekonomik konumudur. Mahkeme; nafaka isteyen eşin gelir durumunu, malvarlığını, çalışma gücünü ve genel yaşam koşullarını inceleyerek gerçekten yoksulluk içinde bulunup bulunmadığını araştırır.

Yoksulluk nafakasının amacı, talep eden eşin refah içinde yaşamasını sağlamak değil, onu yoksulluktan kurtaracak asgari düzeyde bir ekonomik güvence sunmaktır. Bu nedenle tutar belirlenirken zenginleşmeye yol açılmaması gözetilir.

Ödeme yapacak eşin mali durumu da ayrıca incelenir. Nafaka yükümlüsünün;

  • Düzenli ve yeterli bir geliri yoksa,
  • Borçları ve yüksek giderleri varsa,
  • Yeni bir aile kurmuş ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere (çocuklar, eş vb.) maddi destek sağlamak zorundaysa,

mahkeme bu tabloyu gözeterek tutarı düşürebilir veya hiç nafakaya hükmetmeyebilir. Yükümlünün ödeme gücü, yoksulluk nafakasının üst sınırını oluşturur.

Hâkimin Takdir Yetkisi

Mahkeme, yoksulluk nafakasının tutarını belirlerken geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Hâkim; tarafların ekonomik durumuna ilişkin resmi belgeleri, tanık beyanlarını ve uzman raporlarını birlikte değerlendirerek karar verir. Bu değerlendirmede özellikle şu hususlar öne çıkar:

  • Nafaka isteyen tarafın çalışabilir durumda olup olmadığı
  • Eşlerin boşanma öncesindeki yaşam standardı
  • Talep edenin malvarlığı ile kira, maaş, emekli aylığı gibi düzenli gelirlerinin bulunup bulunmadığı
  • Nafaka yükümlüsünün aylık geliri ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sayısı

Mahkeme bu unsurları bir arada tartarak hakkaniyete uygun bir tutar belirler.

Yaşam Standardı ve Temel İhtiyaçlar

Boşanma öncesinde yüksek bir yaşam standardına sahip olan eşin, boşanma sonrasında çok düşük bir düzeye mahkûm edilmemesi temel bir ilkedir. Ancak bu ilke, nafaka alacaklısının boşanma öncesindeki refah düzeyini aynen sürdüreceği anlamına gelmez.

Hâkim; nafaka isteyen eşin gıda, barınma, sağlık, eğitim ve diğer temel ihtiyaçlarını gözetir. Nafaka, boşanma öncesindeki yaşamın birebir sürdürülmesi için değil, temel ihtiyaçların karşılanması amacıyla bağlanır.

Öte yandan nafaka alacaklısının çalışabilir yaşta olması, eğitim düzeyi ve iş bulma potansiyeli gibi etkenler de değerlendirmeye dahil edilir. Talep eden taraf çalışabilecek ve kendi geçimini sağlayabilecek durumdaysa mahkeme tutarı düşük tutabilir ya da hiç nafakaya hükmetmeyebilir.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Miktarı

Taraflar, anlaşmalı boşanma davasında yoksulluk nafakası konusunda serbestçe anlaşabilir. Anlaşmalı boşanma protokolünde nafakanın tutarı ve ödeme biçimi açık şekilde düzenlenmelidir.

Yoksulluk Nafakasının Artırılması ve Azaltılması

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında ekonomik dengeyi sağlamak amacıyla hükmedilen bir ödemedir; tutarı zaman içinde değiştirilebilir veya nafaka tamamen kaldırılabilir. Ödeme yapan ya da nafaka alan tarafın ekonomik ve sosyal durumunda önemli değişiklikler meydana gelmesi halinde mahkemeye başvurularak artırım, azaltma veya sona erdirme istenebilir.

Nafakanın Artırılması

Nafaka alacaklısının yaşam koşulları değişmiş ve mevcut tutar geçimini karşılamaya yetmiyorsa artırım davası açılabilir. Ekonomik kriz, enflasyon, hayat pahalılığı ve artan yaşam giderleri bu talebin başlıca gerekçeleri arasındadır.

Nafakanın artırılması için aranan koşullar:

  • Nafaka alacaklısının ekonomik koşullarında olumsuz bir değişiklik olması (örneğin sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale gelmesi)
  • Hayat pahalılığının artması ve mevcut nafakanın ihtiyaçları karşılayamaması
  • Nafaka yükümlüsünün mali durumunun iyileşmesi (örneğin maaşının belirgin biçimde yükselmesi veya malvarlığının artması)

Artırım davasında hâkim, her iki tarafın ekonomik durumunu yeniden değerlendirerek hakkaniyete uygun bir karar verir.

Nafakanın Azaltılması

Nafaka ödeyen eşin ekonomik durumunun kötüleşmesi ya da alacaklının mali durumunun düzelmesi halinde, mahkemeye başvurularak nafakanın kaldırılması veya azaltılması istenebilir.

Azaltma talebinin dayanabileceği başlıca sebepler:

  • Nafaka ödeyen eşin işsiz kalması veya gelirinin belirgin biçimde düşmesi
  • Nafaka ödeyen eşin evlenmesi ve yeni ailesinin geçimini sağlamak zorunda kalması
  • Nafaka alan eşin ekonomik durumunun iyileşmesi (örneğin yüksek gelirli bir işe girmesi veya önemli bir miras elde etmesi)
  • Nafaka alacaklısının artık yoksulluk durumunda bulunmaması

Bu tür gelişmeler yaşandığında nafaka yükümlüsü, mahkemeye başvurarak ödemenin hakkaniyete uygun biçimde yeniden düzenlenmesini isteyebilir. Mahkeme, her iki tarafın ekonomik durumunu değerlendirerek yeni bir tutara hükmedebilir.

Yoksulluk Nafakasının Sona Ermesi

Yoksulluk nafakası, belirli şartların gerçekleşmesiyle sona erer. Türk Medeni Kanunu uyarınca aşağıdaki hallerde nafaka yükümlülüğü ortadan kalkar:

  • Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi: Nafaka alan eş resmen evlendiğinde yoksulluk nafakası kendiliğinden son bulur. Fiili birliktelik hallerinde (imam nikâhı, birlikte yaşama vb.) ise nafakanın kesilmesi için dava açılabilir.
  • Nafaka alacaklısının ölümü: Nafaka kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan alacaklının ölümüyle sona erer. Nafaka mirasçılara geçmez; borçlu, ölen kişinin ailesine ödeme yapmakla yükümlü değildir.
  • Nafaka borçlusunun ölümü: Yükümlünün ölümü halinde nafaka borcu mirasçılara intikal etmez ve sona erer. Ancak mahkemeye başvurularak nafaka alacaklısı için mirastan destek payı talep edilebilir.
  • Nafaka alacaklısının ekonomik durumunun düzelmesi: Nafaka alan kişi düzenli ve yeterli bir gelire kavuştuğunda, ödeme yapan taraf mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını isteyebilir. Alacaklının yüksek maaşlı bir işe girmesi, malvarlığı edinmesi ya da miras yoluyla önemli bir servete ulaşması hallerinde artık yoksulluk içinde bulunmadığı gerekçesiyle nafaka kaldırılabilir.
  • Nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi: Nafaka alan eşin toplumun genel ahlak kurallarına aykırı biçimde yaşadığı, çalışabilecek durumda olmasına rağmen çalışmadığı veya kötü alışkanlıkları nedeniyle nafakayı amacı dışında kullandığı tespit edilirse yükümlü, dava açarak nafakanın kaldırılmasını isteyebilir. Örneğin nafakanın lüks harcamalara ya da keyfi amaçlara yöneltildiği kanıtlanırsa ödeme sona erdirilebilir.

Yoksulluk Nafakası Süresiz midir?

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre yoksulluk nafakası süresizdir. Kamuoyunda kurumun "süresiz nafaka" olarak anılmasının nedeni de budur. Süresiz nafaka, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek tarafa, boşanmada kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer tarafça yapılan süresiz ödemeyi ifade eder.

Süresiz Nafaka Uygulamasının Gelişimi

Türk hukukunda süresiz nafaka uygulaması geçmişte farklı düzenlemelere tabi olmuş ve zaman içinde değişikliğe uğramıştır.

  • Önceki düzenleme olan 743 sayılı Medeni Kanun'un 144. maddesi uyarınca nafaka, yalnızca kusursuz eşin büyük bir yoksulluğa düşmesi halinde ve en fazla 1 yıl süreyle ödenebiliyordu. Bu yapı, nafakayı geçici nitelikte bir destek mekanizması olarak konumlandırıyordu.
  • 04.05.1988 tarihinde yapılan kanun değişikliğiyle bu sınırlama kaldırılmış ve 12.05.1988 tarihinden itibaren süresiz nafaka uygulaması yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonra nafakaya belirli bir zaman dilimiyle sınırlı olmaksızın hükmedilebilmektedir.

Güncel Tartışmalar

Süresiz nafaka, son yıllarda hem hukuki hem de toplumsal düzlemde sıkça tartışılan bir başlık haline gelmiştir. Bazı hukukçular ve kamuoyunun bir bölümü, nafakanın süresiz olmasının adil olmadığını ve belirli bir süreyle sınırlandırılması gerektiğini savunmaktadır. Eleştirilerin odağında özellikle kısa süreli evliliklerin ardından ömür boyu sürebilen bir yükümlülüğün doğması yer almaktadır.

Bu tartışmalar doğrultusunda bazı Yargıtay kararlarında ve akademik çalışmalarda, süresiz nafakanın her olayın kendi özelliklerine göre belirli bir süreyle sınırlandırılabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Dava Süreçleri

Nafaka Nasıl Talep Edilir?

Yoksulluk nafakası, ancak talep eden tarafın mahkemeye başvurması halinde hükmedilebilen bir nafaka türüdür. Hâkim re'sen karar veremez; talebin mutlaka ileri sürülmesi gerekir. İstem, boşanma davası sırasında ya da boşanma kesinleştikten sonra bağımsız bir dava açılarak ortaya konabilir.

  • Boşanma davası sırasında talep: Yoksulluk nafakası, boşanma davası açılırken veya yargılama sürerken istenebilir. Talebin boşanma dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve istenen tutarın yazılması gerekir. Yargılama sürecinde nafaka talep edilmemişse mahkeme, boşanma kararını verirken nafakaya hükmedemez.
  • Boşanma kesinleştikten sonra talep: Boşanma davası sırasında nafaka istenmemişse, kararın kesinleşmesinden sonra bağımsız bir dava açılarak yoksulluk nafakası talep edilebilir.
  • Anlaşmalı boşanmada nafaka: Anlaşmalı boşanmalarda taraflar nafaka konusunda kendi aralarında uzlaşarak bir protokol imzalar. Bu protokolde nafakanın tutarı, süresi ve ödeme biçimi açıkça düzenlenmelidir. Protokolde nafaka talebinden feragat edilmişse, boşanma kesinleştikten sonra yeniden nafaka istenemez.

Zamanaşımı

Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi konuya ilişkin süreyi düzenlemektedir:

Türk Medeni Kanunu m. 178
"Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar."

Bu hüküm uyarınca, boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası istenmemişse, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren en geç 1 yıl içinde bağımsız bir nafaka davası açılması gerekir. Bu süre içinde dava açılmazsa nafaka isteme hakkı zamanaşımına uğrar ve sonradan dava açılamaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • Görevli Mahkeme: Yoksulluk nafakasına ilişkin taleplere bakmakla görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir.
  • Yetkili Mahkeme: Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ya da eşlerin dava açılmadan önce son 6 aydır birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

Nafakanın Ödenmemesi Halinde Başvurulacak Hukuki Yollar

Nafaka yükümlüsünün mahkeme kararına rağmen ödeme yapmaması durumunda alacaklı, aşağıdaki yollarla hakkını arayabilir:

  • İcra takibi: Alacaklı, icra müdürlüğüne başvurarak nafaka borçlusu hakkında ödenmeyen nafaka için icra takibi başlatabilir. Ödenmeyen tutar, borçlunun maaşına veya malvarlığına haciz konularak tahsil edilebilir.
  • Tazyik hapsi: Nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında İcra ve İflas Kanunu uyarınca tazyik hapsi uygulanabilir. Bu yaptırım, borcun ödenmesiyle birlikte sona erer.

Yoksulluk nafakası uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen iki eksen bulunur: kusur dağılımı ve ekonomik tablonun belgelenme kalitesi. Kusur değerlendirmesi boşanma yargılamasında yapıldığından, nafaka talebinin kaderi çoğu zaman asıl davadaki iddia ve savunmaların nasıl kurgulandığına bağlı olarak şekillenir. Ekonomik durumun soyut beyanlarla değil, gelir belgeleri ve resmi kayıtlarla ortaya konması ise takdir edilecek tutarı doğrudan etkiler.

Somut bir dosyada özellikle şu başlıkların önceden ele alınması yerinde olur:

  • Talebin dilekçede açıkça ve belirli bir miktar gösterilerek ileri sürülmesi; mahkemenin talep edilenden fazlasına hükmedemeyeceğinin gözetilmesi
  • Kusur dağılımına ilişkin delillerin, nafaka sonucunu doğrudan etkilediği dikkate alınarak baştan planlanması
  • Boşanmanın kesinleşmesinden itibaren işleyen 1 yıllık zamanaşımı süresinin takip edilmesi
  • Anlaşmalı boşanma protokolünde nafakadan feragat edilmesinin geri dönüşü olmayan bir sonuç doğurduğunun değerlendirilmesi
  • Tarafların gelir, gider ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere ilişkin verilerin belgeye bağlanması
  • Koşulların sonradan değişmesi ihtimaline karşı artırım, azaltma ve kaldırma davalarının bir bütün olarak planlanması

Independent Legal, boşanma ve nafaka uyuşmazlıklarında talebin kurgulanmasından kararın icrasına kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara