Aile konutu, eşlerin ortak yaşamının merkezini oluşturmasının yanında barınma ihtiyacını karşılayan güvenli bir alandır ve aile hayatının en önemli unsurlarından biri sayılır. Eşlerden biri vefat ettiğinde ise bu konut, miras paylaşımı sürecinde mirasçıların ya da üçüncü kişilerin hak iddia ettiği bir malvarlığı unsuruna dönüşebilir. Ortaya çıkan tablo, sağ kalan eşin barınma hakkını tehlikeye atarak maddi ve manevi açıdan ciddi bir mağduriyet doğurabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesi bu riski karşılamak üzere, edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde katılma alacağına mahsuben aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesini talep etme imkânı tanımaktadır. Düzenlemenin amacı, sağ kalan eşi paylaşım sürecinde korumak ve yıllarca yaşadığı konuttan kopmasını engellemektir.
Bu bilgi notunda TMK m. 240 kapsamındaki özgüleme talebini; aranan şartlar, izlenecek hukuki prosedür, süreler ve mahkeme uygulamaları bakımından ele alıyoruz. Ayrıca katılma alacağının bulunmadığı hâllerde devreye giren miras payına mahsuben özgüleme kurumunu da inceliyoruz.
Özgülemenin Hukuki Dayanakları
Aile konutu, eşlerin evlilik birliği boyunca ortak yaşamlarını sürdürdükleri, günlük düzenlerini kurdukları ve aile hayatının merkezini oluşturan mekân olarak tanımlanır. Söz konusu konut yalnızca fiziki bir yapı değildir; aile bakımından manevi ve hukuki değer taşıyan bir yaşam alanıdır.
Medeni Kanunumuz, eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eşin bu konutta yaşamayı sürdürebilmesi için özel düzenlemeler öngörmüştür. Türk Medeni Kanunu'nda özgüleme, birbirinden ayrı iki hukuki temele bağlanmaktadır:
- Katılma alacağına mahsuben özgüleme; edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde (TMK m. 240)
- Terekeden gelen miras payına mahsuben özgüleme (TMK m. 652)
Aşağıda öncelikle katılma alacağına dayanan yol ayrıntılı biçimde incelenmekte, ardından katılma alacağının bulunmadığı durumlarda başvurulabilecek ikinci yola değinilmektedir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Aile Konutunun Özgülenmesi
Türk Medeni Kanunu, eşler arasındaki mal rejimlerini düzenleyerek evlilik boyunca edinilen malların ne şekilde paylaşılacağını hükme bağlar. Edinilmiş mallara katılma rejimi bakımından sağ kalan eşe, aile konutunu talep etme yetkisi tanınmıştır.
TMK m. 240 uyarınca eşlerden birinin vefatı hâlinde sağ kalan eş, katılma alacağına mahsuben iki talepten birini ileri sürebilir: konutun mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebileceği gibi, bunun yerine konut üzerinde intifa (yararlanma) veya oturma hakkı tanınmasını da talep edebilir.
Ne var ki bu yetkiler sağ kalan eşin katılma alacağı tutarıyla sınırlıdır. Konutun değeri katılma alacağını aşıyorsa, aradaki farkın sağ kalan eş tarafından ödenmesi gerekir.
Mülkiyet mi, intifa mı?
Hüküm sağ kalan eşe seçimlik bir hak tanımaktadır. Uygulamada konutun değeri ile katılma alacağı arasında büyük bir fark oluşabilir ve bu farkın karşılanması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda sağ kalan eş, mülkiyeti edinmek yerine daha düşük bir bedel ödeyerek ya da hiçbir ödeme yapmaksızın intifa veya oturma hakkı talep etme yoluna gidebilir.
Bu esneklik, sağ kalan eşin kendi ekonomik gücüne uygun bir çözüm seçmesine imkân verir. Böylece konutu mirasçılarla bölüşmek zorunda kalmadan yaşamını sürdürebileceği bir düzen kurulabilir.
Katılma Alacağına Mahsuben Özgülemenin Şartları
Sağ kalan eşin aile konutu ve ev eşyaları üzerinde mülkiyet ya da intifa hakkı isteyebilmesi, Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen bir dizi koşulun gerçekleşmesine bağlıdır. Bu koşullar, miras paylaşımı sürecinde sağ kalan eşin barınma hakkının korunmasına hizmet eder.
Ölüm Anında Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Yürürlükte Olması
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşler arasındaki yasal mal rejimi olup evlilik süresince edinilen malların paylaşım esaslarını belirler. TMK m. 240, özgüleme talebinde bulunulabilmesi için bu rejimin ölüm tarihine kadar yürürlükte kalmış olmasını zorunlu tutar.
Eşler ölümden önce başka bir mal rejimine geçmişse ya da hâkim kararıyla farklı bir rejim benimsenmişse hüküm uygulanamaz ve sağ kalan eş bu talebi ileri süremez. Bununla birlikte Türkiye'de mal rejimi sözleşmesi yapma alışkanlığı yaygın olmadığından evliliklerin büyük bölümü edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Bu nedenle TMK m. 240, özgüleme taleplerinde sıklıkla uygulama alanı bulmaktadır.
Sağ Kalan Eşin Katılma Alacağının Bulunması
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesiyle — örneğin eşlerden birinin ölümü veya boşanma hâlinde — eşlerden birinin diğerinin edinilmiş malları üzerindeki artık değere hak kazanmasını ifade eder. Kurum, evlilik boyunca her iki eşin de maddi ve manevi katkı sunduğu varsayımına dayanır. Hesaplama yapılırken eşlerin edinilmiş mallarının toplam değerinden borçlar düşülerek artık değer bulunur; bu değerin yarısı diğer eşin katılma alacağını oluşturur.
Burada alacağın miktarı belirleyici değildir. Asıl önemli olan, katılma alacağının konutun ya da intifa hakkının değerini tam olarak karşılayamaması hâlinde sağ kalan eşin eksik kalan tutarı ödemeye hazır olmasıdır.
Kısaca ifade etmek gerekirse: katılma alacağı mevcutsa bu alacak, konutun mülkiyetine veya intifa hakkına mahsup edilerek kullanılabilir. Alacak yetersiz kaldığında eksik bedelin ödenmesi kaydıyla özgüleme istenebilir. Denkleştirme bedelini ise konutun piyasa değerini saptayan mahkeme belirler.
Bu koşullar sağlandığında sağ kalan eş, katılma alacağına mahsuben ya da üzerine bedel ekleyerek aile konutunun kendisine özgülenmesini talep edebilir.
Eski Yaşantıyı Sürdürme Amacının Varlığı
TMK m. 240, özgüleme talebinin kabul edilebilmesi için sağ kalan eşin bu konutta eski yaşantısını sürdürme amacı taşımasını aramaktadır. Düzenlemenin temelinde, eşin ölümünden sonra sağ kalan eşin sosyal ve ekonomik yönden korunması ve yaşam standardını koruyabilmesi düşüncesi yatar. Kanun koyucu, eşini kaybetmenin yarattığı ruhsal ve maddi sarsıntı içindeki kişinin alışkın olduğu yaşam ortamından koparılmaması gerektiğini vurgulamaktadır.
Buna karşılık sağ kalan eşin böyle bir amaç taşımadığı açıkça anlaşılıyorsa talep reddedilebilir. Mahkemenin bu yönde bir sonuca ulaşabileceği tipik örnekler şunlardır:
- Konutu terk ederek başka bir yerde sürekli ikamete başlanmış olması,
- Aile konutunun kiraya verilmesi ya da satılması suretiyle başka bir taşınmazda yaşanmaya başlanması,
- Eski düzenin sürdürülmesi yerine farklı bir yaşam biçiminin benimsendiğinin açıkça ortaya konması.
Amacın ispatı bakımından uygulamada, sağ kalan eşin aile konutunda yaşamaya devam etme ihtiyacı bir karine olarak kabul edilir. Bu nedenle mahkemeler, eşin gerçekten eski yaşantısını sürdürme niyetinde olup olmadığını değerlendirirken katı şekil şartları aramaz; somut olayın koşullarını ve yaşam deneyimlerini esas alan bir inceleme yapar.
Sağ Kalan Eşin Ayni Hak Talebinde Bulunması
TMK m. 240 kapsamında sağ kalan eşe aile konutu üzerinde doğrudan bir ayni hak tanınmış değildir. Hakkın sağ kalan eş lehine kurulabilmesi için açık bir talep gerekir. Söz konusu talep kişiye sıkı sıkıya bağlı nitelikte olduğundan yalnızca sağ kalan eş tarafından ileri sürülebilir; devredilemez ve sağ kalan eşin mirasçılarına geçmez.
Aile konutu ölen eşin terekesi içinde yer aldığından, talebin doğrudan miras ortaklığına veya atanmış temsilciye yöneltilmesi gerekir. Terekenin borca batık olması ya da mirasçıların tamamının mirası reddetmesi hâlinde ise sağ kalan eşin bu talebini Sulh Hukuk Mahkemesi'ne bildirmesi gerekir.
Konutun Değeri Katılma Alacağını Aşıyorsa Farkın Ödenmesi
Edinilmiş mallara katılma rejimi ölüm nedeniyle sona erdiğinde sağ kalan eş, katılma alacağına mahsuben aile konutunun özgülenmesini isteyebilir. Ancak bu talebin karşılıksız olmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Katılma alacağı talebi destekleyen temel mali haktır; konutun değeri bu alacağı aştığında aradaki farkın ödenmesi gerekir.
Katılma alacağı ve bedel ilavesi
Katılma alacağı devredilebilir nitelikte bir alacak hakkıdır. Sağ kalan eş bu hakkını devretmişse, TMK m. 240 kapsamında konut üzerinde mülkiyet ya da intifa hakkı isteme yetkisini yitirir. Alacağın konut değerini karşılamaması hâlinde ise sağ kalan eş, eksik kalan kısmı ödeyerek konutu edinebilir. Sürecin işleyişi özetle şu adımları izler:
- Konutun sürüm, yani piyasa değeri esas alınarak hesaplama yapılır,
- Sağ kalan eşin katılma alacağının tutarı belirlenir,
- Alacak konutun değerini karşılamıyorsa, aradaki farkın ödenmesi suretiyle konutu edinebilmesine imkân tanınır.
Denkleştirme bedelini mahkeme, konutun güncel piyasa değerini gözeterek saptar. Mülkiyet hakkı talep edilmesi hâlinde tasfiye anındaki rayiç değer esas alınır. İntifa veya oturma hakkı istenmişse bu hakların değeri geleceğe yönelik bir hesaplamayla belirlenir.
Özgüleme Talebinde Süreler
Türk Medeni Kanunu, sağ kalan eşin özgüleme talebini ileri sürebileceği süreye ilişkin açık bir sınırlama getirmemiştir. Bununla birlikte talebin, belirli hukuki süreçler tamamlanmadan ve konut üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunulmadan önce ileri sürülmesi gerekir.
Talebin ileri sürülebileceği zaman aralığı
- Talep, en erken eşin ölüm tarihinden itibaren ileri sürülebilir.
- Mal rejiminin tasfiyesi tamamlanıncaya kadar bu talep gündeme getirilebilir.
- Aile konutu miras ortaklığının mülkiyetinden çıktıktan sonra ise talepte bulunulması mümkün değildir.
Zamanaşımı
TMK m. 240 kapsamında sağ kalan eşe tanınan haklar bakımından zamanaşımı süresi kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Talep doğrudan katılma alacağıyla bağlantılı olduğundan, uygulamada katılma alacağına ilişkin genel zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Bu çerçevede:
- Mal rejiminin sona erdiği ve katılma alacağının öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde talepte bulunulması gerekir.
- Her hâlükârda mal rejiminin sona erdiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımı gerçekleşir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev bakımından, aile konutunun edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında sağ kalan eşe özgülenmesine ilişkin davalarda Aile Mahkemesi görevlidir.
Yetki yönünden ise TMK m. 214 uyarınca ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu kural iki sonuç doğurur: söz konusu yetki kesin yetki niteliğindedir ve bu nedenle mahkeme yetki konusunu re'sen, yani kendiliğinden gözetmek zorundadır.
Miras Payına Mahsuben Özgüleme (TMK m. 652)
Türk Medeni Kanunu'na göre eşler farklı bir mal rejimi kararlaştırmadıkları sürece aralarında "edinilmiş mallara katılma rejimi" geçerlidir. Bu nedenle eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eş bakımından çoğunlukla bir katılma alacağı doğar.
Ancak katılma alacağının hiç doğmadığı durumlar da vardır. Özellikle Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden önce edinilmiş mallar bu rejimin kapsamı dışında kalır; anılan tarihten önce satın alınan taşınmazlar aile konutu niteliği taşısa dahi katılma alacağı hesabına dâhil edilmez.
Bu tablo, sağ kalan eşin aile konutu üzerinde herhangi bir katılma alacağı bulunmadığı için TMK m. 240 uyarınca özgüleme talebinde bulunamaması sonucunu doğurur.
Kanun koyucu, sağ kalan eşin mağdur olmaması ve yaşamını sürdürebileceği bir konuta sahip olabilmesi için TMK m. 652 çerçevesinde miras payına mahsuben özgüleme talebi yolunu açmıştır.
Türk Medeni Kanunu m. 652 – Miras Payına Mahsuben Aile Konutunun Özgülenmesi
"Sağ kalan eş, miras payına mahsuben mirasbırakan ile birlikte yaşadıkları aile konutunun ve ev eşyalarının kendisine özgülenmesini isteyebilir.
Mirasçılar bu talebe itiraz ederse, mahkeme tüm miras koşullarını değerlendirerek hakkaniyete uygun bir karar verecektir.
Sağ kalan eşin miras payı, konutun ve ev eşyalarının değerini karşılamıyorsa, eksik kalan miktarın diğer mirasçılara ödenmesi istenebilir."
Miras payına mahsuben özgüleme talebinin şartları
Sağ kalan eşin TMK m. 652 kapsamında talepte bulunabilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi aranır:
- Sağ kalan eşin mirasçı sıfatını taşıması: Eşin, mirasçılar arasında yer alması gerekir.
- Konut ve ev eşyasının terekede bulunması: Özgülemesi istenen taşınmaz ile eşyaların mirasbırakanın malvarlığına dâhil olması zorunludur.
- Ölüme bağlı tasarrufun bulunmaması: Ölen eş vasiyetname veya miras sözleşmesiyle aile konutu üzerinde tasarrufta bulunmuşsa sağ kalan eşin talebi sınırlanabilir.
- Açık bir talebin ileri sürülmesi: Özgüleme kendiliğinden gerçekleşmez; sağ kalan eşin bu yönde açıkça istemde bulunması gerekir.
- Haklı bir sebebin varlığı: Mahkeme, sağ kalan eşin konutta kalmasını gerektiren haklı bir sebebin — örneğin eski yaşam düzeninin sürdürülmesi ihtiyacının — bulunup bulunmadığını değerlendirir.
- Değer farkının karşılanması: Konutun değeri sağ kalan eşin miras payını aşıyorsa, eksik kalan tutarın ödenmesi gerekebilir.
Düzenlemenin sağladığı koruma
Miras payı konutun veya ev eşyalarının değerini karşılamadığında sağ kalan eş, eksik tutarı ödemek suretiyle taşınmazın mülkiyetini elde edebilir. Böylece evin mirasçılar arasında paylaşılması ya da satılması nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklardan korunmuş olur.
Paylaşım sırasında aile konutunun sağ kalan eşe bırakılması öncelikli bir seçenek olarak değerlendirilir. Mirasçıların talebe itiraz etmesi hâlinde ise mahkeme, mirasa ilişkin tüm koşulları inceleyerek hakkaniyete uygun bir karar verir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Aile konutunun özgülenmesi talepleri, mal rejimi tasfiyesi ile miras paylaşımının kesiştiği noktada doğduğundan, uygulamada çoğu zaman katılma alacağı davası, tereke tespiti ve ortaklığın giderilmesi talepleriyle birlikte yürütülür. Talebin hangi hukuki temele dayandırılacağının doğru seçilmesi belirleyicidir: katılma alacağının bulunmadığı dosyalarda TMK m. 240'a dayanılması sonuçsuz kalırken, TMK m. 652 yolu açık kalabilmektedir. Özellikle 1 Ocak 2002 öncesinde edinilmiş taşınmazlarda bu ayrımın baştan yapılması gerekir.
İkinci kritik nokta zamanlamadır. Konutun miras ortaklığının mülkiyetinden çıkması, talebi geri dönüşsüz biçimde imkânsız hâle getirir. Bu nedenle paylaşıma yönelik işlemler başlamadan harekete geçilmesi önem taşır.
Somut bir dosyada şu başlıklar önceliklendirilmelidir:
- Ölüm tarihi itibarıyla yürürlükteki mal rejiminin ve varsa mal rejimi sözleşmesinin tespiti
- Katılma alacağının hesaplanarak konutun rayiç değeriyle karşılaştırılması ve denkleştirme bedelinin öngörülmesi
- Mülkiyet ile intifa veya oturma hakkı arasındaki tercihin ödeme gücü gözetilerek yapılması
- Eski yaşantının sürdürüldüğünü gösteren ikametgâh, abonelik ve benzeri kayıtların derlenmesi
- Talebin miras ortaklığına ya da atanmış temsilciye usulüne uygun biçimde yöneltilmesi
- Bir yıllık ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin başlangıç anlarının belgelendirilmesi
Independent Legal, mal rejiminin tasfiyesi ve miras paylaşımından doğan uyuşmazlıklarda aile konutunun özgülenmesi talepleri bakımından danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

