Independent LegalIndependent Legal

Aile Hukuku

Aile Hukuku

Yasal Mal Rejimi Olarak Edinilmiş Mallara Katılma: Tasfiye ve Katılma Alacağı

Eşler noterde farklı bir tercihte bulunmadıkça evlilik boyunca edinilen malvarlığı yasal rejimin kurallarına göre paylaşılır. Bu bilgi notunda edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımını, rejimin sona erme hallerini, artık değer üzerinden katılma alacağının hesaplanmasını ve zamanaşımı rejimini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Aile HukukuOkuma 12 dk

Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girdiğinde, eşler arasındaki yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini benimsemiştir. Bu düzenlemede evlilik devam ederken kazanılan değerler kural olarak ortak kabul edilir ve paylaşım önceden belirlenmiş esaslar çerçevesinde yürütülür. Eşler aksi yönde bir tercih ortaya koymadıkça, evlilikleri bu rejime tabi olur.

Rejimin işleyişi, evlilik içinde kazanılan malvarlığı ile eşlerin kendilerine özgü malvarlığının birbirinden ayrılmasına dayanır. Boşanma, evliliğin iptali, eşlerden birinin ölümü ya da farklı bir rejimin seçilmesi halinde bu sistem sona erer ve tasfiye aşamasına geçilir. Tasfiyede önce her eş kendi kişisel mallarını terekeden veya ortak hesaplamadan çeker; ardından edinilmiş malların toplam değeri üzerinden karşı tarafın katılma alacağı belirlenir.

Uygulamada asıl güçlük, kuralın kendisinden değil hangi kalemin hangi gruba gireceğinin tespitinden doğar. Bir kira geliri mi, bir tazminat kalemi mi, evlilikten önce alınmış bir taşınmazın satış bedeli mi tartışma konusu olduğunda sonuç tamamen değişebilir. Bu bilgi notunda rejimin temel esaslarını, işleyiş biçimini ve taraflara tanıdığı hakları uygulamaya dönük bir bakışla değerlendiriyoruz.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?

Bu rejim, evlilik sürerken eşlerin elde ettiği malvarlığının hangi ölçütlere göre bölüşüleceğini belirleyen yasal düzendir. 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu uyarınca eşler, noter huzurunda başka bir rejim seçmedikleri sürece kendiliğinden edinilmiş mallara katılma rejimine tabi hale gelir. Amaç, evlilik birliği içinde biriktirilen değerlerin dengeli ve hakkaniyete uygun biçimde bölüştürülmesidir.

Sistemin temelinde ikili bir malvarlığı ayrımı bulunur:

  • Kişisel mallar
  • Edinilmiş mallar

Evlilik boşanmayla ya da ölümle sona erdiğinde edinilmiş mallar eşit biçimde bölüşülür. Kişisel mallar bakımından ise diğer eşin herhangi bir talep hakkı doğmaz. Taraflar başka bir rejimi tercih etmemişse mahkemeler paylaşımı Türk Medeni Kanunu'nun 218-241. maddeleri çerçevesinde yapar.

Düzenlemenin arkasındaki düşünce, eşler arasındaki ekonomik dengenin korunması ve evlilik boyunca oluşan birikimin adil biçimde bölüşülmesinin güvence altına alınmasıdır. Bununla birlikte taraflar, evlilikten önce ya da evlilik devam ederken noterde bir mal rejimi sözleşmesi (evlilik sözleşmesi) düzenleyerek başka bir rejime geçebilir.

Rejimin Kapsamına Hangi Değerler Girer?

Evlilik süresince elde edilen malvarlığı değerlerinin tamamı bu rejimin kapsamındadır. Kapsama giren başlıca kalemler şunlardır:

  • Taşınmaz alımları; evlilik içinde satın alınan konut, arsa, araç ve benzeri değerler,
  • Eşlerin emeği karşılığında elde ettiği ücretler ve diğer kazançlar,
  • Sosyal güvenlik kurumlarınca yapılan ödemeler ile tazminat kalemleri,
  • Evlilik boyunca doğan kira ve faiz gelirleri,
  • Banka hesaplarında toplanan birikimler.

Bu kurgunun dayandığı varsayım şudur: eşler evlilik süresince tek bir ekonomik hayatı birlikte yürütmektedir ve bu dönemde oluşan değerlerin ortak sayılması gerekir.

Katılma Alacağı Hakkı

Evlilik boşanma, ölüm ya da yeni bir rejim tercihi ile sona erdiğinde eşlerin malvarlıkları tasfiyeye tabi tutulur. Katılma alacağı tam da bu aşamada gündeme gelir.

Eşlerden birinin evlilik içinde edindiği malvarlığı diğerininkini aşıyorsa, geride kalan eş bu fark üzerinden talepte bulunabilir. Bir başka anlatımla evlilik boyunca kazanılan değerlerin tutarı hesaplanır ve her eş bu tutarın yarısı üzerinde hak sahibi olur.

Bu mekanizmanın koruyucu işlevi, çalışma hayatına katılmayan ya da katkısını ev içi emek olarak sunan eşin tasfiye sonunda ekonomik açıdan mağdur olmasının önüne geçmektir.

Eşlerin Edinilmiş ve Kişisel Malları

Evlilik boyunca eşlerin malvarlığı edinilmiş mallar ve kişisel mallar olmak üzere iki başlık altında toplanır. Birinci grup, evlilik birliği içinde kazanılan ve kural olarak paylaşıma açık değerlerden oluşur. İkinci grup ise yalnızca sahibine ait olan ve paylaşımın dışında bırakılan değerleri kapsar.

Edinilmiş Mallar

Türk Medeni Kanunu'nun 219. maddesi edinilmiş malları, eşlerin evlilik süresince kazandıkları ve rejimin sona ermesiyle paylaşıma girecek malvarlığı değerleri olarak tanımlar. Bu tanım kapsamında şu kalemler edinilmiş mal sayılır.

Çalışmanın karşılığı olan edinimler: Eşlerin evlilik boyunca emekleri karşılığında elde ettikleri her türlü gelir bu başlığa girer:

  • Serbest meslek kazançları: Avukat, hekim, mühendis gibi meslek mensuplarının bağımsız çalışmaları karşılığında sağladıkları gelirler.
  • Maaş ve ücretler: Çalışan eşe işveren tarafından ödenen aylık, ek ödemeler ve zam farkları.
  • Ticari faaliyet gelirleri: Eşlerden birinin şahıs işletmesi veya ortaklık payı üzerinden elde ettiği ticari kazançlar.
  • Prim ve ikramiyeler: Performansa bağlı olarak iş yerince verilen primler ve ödüller.

Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kapsamındaki ödemeler: Eşlerden birinin evlilik süresince devletten ya da diğer kurumlardan aldığı bazı ödemeler de edinilmiş mal kabul edilir:

  • Çalışma hayatının tamamlanmasının ardından bağlanan emeklilik aylığı,
  • Çalışma gücünü yitiren eşe ödenen maluliyet aylığı ile benzeri nitelikteki sosyal yardımlar,
  • İşsiz kalınması halinde devletten veya işsizlik sigortasından alınan ödenekler.

Çalışma gücünün yitirilmesi nedeniyle ödenen tazminatlar: Eşlerden biri iş kazası, haksız fiil ya da başka bir sebeple çalışma gücünü kaybetmiş ve bu nedenle tazminat almışsa, alınan bedel edinilmiş mal olarak değerlendirilir. Bu kapsamda sigorta şirketlerince yapılan maluliyet ödemeleri, iş kazasından doğan tazminatlar ve trafik kazası nedeniyle elde edilen tazminatlar sayılabilir.

Kişisel malların getirileri: Miras, bağış veya benzeri bir yolla eşlerden birine geçmiş kişisel malların sağladığı gelirler edinilmiş mal sayılır. Örneğin bir eşin ailesinden kalan taşınmazın kira geliri ya da kişisel mülkiyetindeki vadeli mevduatın faiz getirisi bu niteliktedir. Burada dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: miras yoluyla intikal eden konutun kendisi kişisel mal olarak kalır, ancak o konuttan doğan kira geliri edinilmiş mal grubuna girer.

Edinilmiş malların yerini alan değerler: Evlilik içinde edinilen bir mal elden çıkarılıp bedeliyle yeni bir mal alınmışsa, sonradan alınan mal da edinilmiş sayılır. Evlilik sırasında alınmış bir aracın satılıp yerine başka bir araç alınması ya da yine evlilik içinde edinilmiş bir konutun satılarak farklı bir taşınmaza dönüştürülmesi bu duruma örnektir.

Kişisel Mallar

Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesi kişisel malları, eşlerden birine ait olup paylaşımın dışında tutulan değerler olarak düzenler. Edinilmiş mallardan farklı olarak bu değerler yalnızca sahibine aittir ve rejim sona erdiğinde tasfiyeye girmez. Kişisel mal kapsamında değerlendirilen kalemler aşağıda ele alınmaktadır.

Kişisel kullanıma özgülenmiş eşyalar: Doğrudan sahibinin kullanımına yönelik edinilen eşyalar bu gruptadır: kişisel bakım ürünleri, giysiler, takı ve aksesuarlar ile özel koleksiyon parçaları sayılabilir.

Önemli not: Kişisel kullanım eşyaları kural olarak kişisel mal sayılsa da, yüksek değerli mücevherler ve lüks nitelikteki eşyalar tasfiye aşamasında ayrıca değerlendirilerek edinilmiş mal kapsamına alınabilir.

Evlilikten önce sahip olunan değerler: Eşlerden birinin evlenmeden önce malvarlığında bulunan taşınmazlar, araçlar, hesap birikimleri ve diğer değerler evlilik kurulduktan sonra da kişisel mal niteliğini korur. Evlilikten önce satın alınmış bir konut veya otomobil ile yine evlilik öncesinde açılmış hesaplarda biriken tasarruflar bunun tipik örnekleridir.

Karşılıksız kazandırma yoluyla elde edilen mallar: Miras, bağış veya benzeri bir karşılıksız kazandırma yoluyla eşlerden birine geçen değerler kişisel mal sayılır. Aile büyüklerinden intikal eden konut, arsa ya da ticari taşınmazlar bu kapsamdadır; bağış yoluyla edinilen para, menkul kıymet veya değerli eşyalar da aynı gruba girer. Bu tür değerler edinilmiş mallardan bağımsız biçimde yalnızca mirasçıya ya da bağışı alan eşe ait olur.

Manevi tazminat alacakları: Kişinin şahsına yönelmiş bir haksız fiil veya zarar nedeniyle doğan manevi tazminat alacakları da kişisel mal grubundadır. Kişilik haklarına yönelik saldırı sebebiyle hükmedilen tazminat ile trafik kazası sonrasında yaşanan ruhsal zarara karşılık alınan manevi tazminat bu niteliktedir.

Önemli not: Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminatlar edinilmiş mal olarak değerlendirilir; kişisel mal sayılan yalnızca manevi tazminat alacaklarıdır.

Kişisel malların yerini alan değerler: Bir kişisel mal satılıp bedeliyle başka bir mal edinilmişse, yeni edinilen değer de kişisel mal olarak kabul edilir. Miras kalan bir konutun satılarak yerine başka bir konut alınması ya da evlilikten önce sahip olunan bir otomobilin satılıp yerine yeni bir araç alınması bu şekilde değerlendirilir.

Rejimin Sona Erme Nedenleri

Edinilmiş mallara katılma rejimi, belirli hukuki olguların gerçekleşmesiyle son bulur. Rejimin sona ermesi tasfiye sürecini başlatır; bu aşamada eşlerin malvarlığı edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımına göre değerlendirilerek hak sahiplerine dağıtılır. Rejimi sona erdiren haller aşağıda ele alınmaktadır.

Boşanma veya Evliliğin İptali

Açılan boşanma davasının mahkeme kararıyla sonuçlanarak evliliği sona erdirmesi halinde mal rejimi de son bulur. Evliliğin butlan, yani geçersizlik sebebiyle iptal edildiği durumlarda da paylaşım gündeme gelir.

Boşanma ya da evliliğin iptali halinde edinilmiş mallar tasfiyeye tabi tutulur; katılma alacağı hesaplanarak eşler arasında bölüştürülür.

Eşlerden Birinin Ölümü

Eşlerden birinin vefatıyla rejim sona erer ve sağ kalan eşin miras haklarıyla birlikte tasfiye süreci işlemeye başlar. Sağ kalan eşin mirastan feragat etmiş olması halinde ise talebi yalnızca edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan haklarla sınırlı kalır. Bu süreçte sağ kalan eşin kişisel malları kendisinde kalırken, edinilmiş mallar miras hukuku kurallarına göre paylaştırılır.

Konunun ayrıntısı için Sağ Kalan Eşin Miras Payı başlıklı çalışmaya bakılabilir.

Mal Rejiminin Değiştirilmesi

Eşler karşılıklı anlaşarak farklı bir mal rejimine geçebilir. Bu değişikliğin geçerli olabilmesi için noter huzurunda bir mal rejimi sözleşmesi düzenlenmesi zorunludur. Yeni rejim yalnızca ileriye etkili sonuç doğurur; değişiklik anına kadar oluşmuş malvarlığı edinilmiş mal olarak kabul edilmeye devam eder.

Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığına Geçiş

Kimi hallerde eşlerden biri mahkemeye başvurarak mal ayrılığına geçilmesini isteyebilir. Mahkemenin bu yönde karar verebileceği durumlar şunlardır:

  • Eşlerden birinin ortak malların yönetimini tek başına ve haksız biçimde sınırlandırması,
  • Eşlerden birinin malvarlığını kötü niyetle eritmesi ya da diğer eşi zarara uğratacak şekilde kullanması,
  • Eşlerden birinin ekonomik yönden korunmaya muhtaç olduğunun ispatlanması,
  • Mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi halinde eşlerin kazançlarını ve malvarlıklarını birbirinden bağımsız biçimde yönetmeye başlaması.

Gaiplik Kararı ve Rejime Etkisi

Eşlerden birinden uzun süre haber alınamaması halinde mahkemece gaiplik kararı verilebilir. Bu kararla birlikte mal rejimi sona erer ve kaybolan eşin malvarlığı miras hukuku kurallarına göre tasfiye edilir. Gaipliğine karar verilen eşin geri dönmesi durumunda paylaşım süreci yeniden ele alınır.

Edinilmiş Malların Tasfiyesi ve Paylaşımı

Rejimin son bulmasıyla paylaşım süreci başlar. Bu süreçte önce kişisel mallar ayrıştırılır, ardından edinilmiş mallar tasfiyeye tabi tutulur.

Artık Değer Kavramı

Tasfiyenin çekirdeğinde, eşlerin edinilmiş mallarına ilişkin aktif ve pasif değerlerin belirlenmesi yer alır. Bu belirleme tamamlandıktan sonra pasif değerler aktif değerlerden düşülür. Ortaya çıkan tutar "artık değer" olarak adlandırılır. Artık değer, eşlerin malvarlığındaki net büyüklüğü gösterir ve paylaşım hesabının dayanağını oluşturur.

Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?

Kadın ve erkeğin edinilmiş mallarına ait aktif ve pasif değerlerin tespitinden sonra ortaya çıkan şu tabloyu örnek alalım:

Kadının edinilmiş mallarının artık değeri:

  • Aktif değer: 600.000 TL
  • Pasif değer: 100.000 TL
  • Artık değer: 500.000 TL

Erkeğin edinilmiş mallarının artık değeri:

  • Aktif değer: 960.000 TL
  • Pasif değer: 200.000 TL
  • Artık değer: 760.000 TL

Katılma alacağı bu veriler üzerinden belirlenir. Her bir eşin edinilmiş malları bakımından bulunan artık değerin yarısı, karşı tarafın katılma alacağını oluşturur:

  • Erkeğin artık değerinin yarısı: 380.000 TL
  • Kadının artık değerinin yarısı: 250.000 TL

Görüldüğü gibi iki eşin de birbirinden alacağı bulunmaktadır. Bu alacaklar karşılıklı mahsup edilir ve kalan bakiye, alacaklı eşin diğerinden isteyebileceği tutarı verir. Örnekte bu bakiye 130.000 TL'dir (380.000 TL – 250.000 TL = 130.000 TL). Dolayısıyla istisnai haller saklı kalmak üzere kadının 130.000 TL tutarında bir alacak hakkı doğar.

Eşlerin karşı tarafın malvarlığı üzerindeki haklarının belirlenmesine ve rejimin tasfiyesine ilişkin ayrıntılar için Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Katılma Alacağı Hesabı başlıklı çalışma incelenebilir.

Borçların Paylaşımı ve Mahsuplaşma

Edinilmiş mallara bağlı borçlar paylaşım hesabında dikkate alınır ve mahsuplaşma yapılır. Eşlerden birinin kendi edinilmiş malları için gerçekleştirdiği borç ödemeleri tasfiye sırasında göz önünde tutulur. Eşlerin birlikte kullandıkları krediler ya da müşterek borçlar ise boşanma davası içinde tespit edilir ve her bir eşin sorumluluk payı mahkemece belirlenir.

Katılma Alacağının Azaltılması veya Kaldırılması

Katılma alacağı, edinilmiş malların bölüşülmesinde başvurulan temel hesaplama aracıdır. Bu hesapta esas alınan artık değer, kural olarak eşlerin paylaşımdaki oranını belirler. Ne var ki bazı istisnai haller bu oranın düşürülmesine ya da tümüyle ortadan kalkmasına yol açabilir. Söz konusu istisnalar Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu m. 236/2'deki istisnai durumlar

Anılan hüküm, boşanma sebebiyle yapılacak katılma alacağı hesabında kusurlu eşin pay oranının değiştirilebilmesine imkân tanır:

Türk Medeni Kanunu m. 236/2
"Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir."

Düzenlemeye göre boşanma zina ya da hayata kast sebebine dayanıyorsa hâkim, kusurlu eşin artık değer üzerindeki payını hakkaniyet ölçüsünde azaltabilir veya bütünüyle kaldırabilir. Bu imkân, kusurlu davranışın paylaşım sonucuna yansıtılması ve eşlerin haklarının adil biçimde korunması bakımından önem taşır.

Boşanma Halinde Mal Paylaşımı

Tasfiye sürecinin işleyişi: Boşanma kararının kesinleşmesiyle paylaşım aşamasına geçilir. Bu aşamada önce eşlerin edinilmiş malları ile kişisel malları tespit edilir, ardından karşılıklı katılma alacakları hesaplanır. Yapılan mahsup sonucunda taraflardan birinin alacağı ortaya çıkar.

Esas alınacak tarih: Edinilmiş malların kapsamı, boşanma davasının açıldığı tarih esas alınarak belirlenir.

Anlaşmalı boşanmada tarafların düzenleme serbestisi: Taraflar anlaşmalı boşanma protokolüyle paylaşıma ilişkin özel hükümler kararlaştırabilir. Eşler arasında paylaşım konusunda uyuşmazlık doğması halinde ise mahkeme devreye girer; uyuşmazlığı çözer ve hukuki çerçevede hakkaniyete uygun bir paylaşıma hükmeder. Bu nedenle anlaşmalı boşanma sürecinde kararlaştırılan düzenlemelerin yasaya uygun ve dengeli olması önem taşır.

Boşanmanın mali ve ekonomik sonuçlarına ilişkin olarak Boşanmanın Mali Sonuçları başlıklı çalışmaya bakılabilir.

Ölüm Halinde Mal Paylaşımı ve Miras İlişkisi

Rejimin ölümle sona ermesi: Eşlerden birinin ölümüyle mal rejimi o anda kendiliğinden son bulur; tasfiye ile miras paylaşımı birbirinden bağımsız iki süreç olarak yürütülür. Türk Medeni Kanunu uyarınca ölümle birlikte tasfiye başlar ve bu aşamada sağ kalan eşin edinilmiş mallardaki yasal payı ile kişisel malları belirlenir. Tasfiye tamamlandıktan sonra ölen eşin malvarlığı, sağ kalan eş de dahil olmak üzere mirasçılar arasında miras hukuku kurallarına göre paylaştırılır.

Sağ kalan eşin çifte konumu: Sağ kalan eş hem tasfiyede hem de miras paylaşımında hak sahibidir. Süreçte önce mal rejimi tasfiye edilir; eşin alacağı pay, uygulanan rejime ve ölen eşin mirasçılarının durumuna göre şekillenir. Rejimden doğan pay ayrıldıktan sonra yasal mirasçı sıfatını taşıyan sağ kalan eş, ölen eşin malvarlığından ayrıca belirli bir pay alır. Aile konutu ve ev eşyaları bakımından sağ kalan eşe tanınan öncelikli haklar özel bir yer tutar; bu haklar tapuya şerh konulması gibi hukuki yollarla güvence altına alınabilir.

İki paylaşım arasındaki fark: Mal paylaşımı ile miras paylaşımını ayıran temel nokta, süreçlerin ve tabi oldukları hukuki çerçevenin farklı olmasıdır. Mal paylaşımı yukarıda sayılan pek çok halde gündeme gelebilirken, miras paylaşımı yalnızca ölümün ardından ortaya çıkar. Birincisi eşlerin edinilmiş ve kişisel mallarının belirlenip bölüşülmesine ilişkindir; ikincisi ise ölen kişinin malvarlığının yasal mirasçılar arasında dağıtılmasını konu alır. Her iki süreç ayrı kurallara tabidir ve birbirinden bağımsız olarak değerlendirilir.

Katılma Alacağında Zamanaşımı Süresi

Katılma alacağına yönelik talepler, mal rejiminin sona erdiği andan itibaren 10 yıl içinde ileri sürülebilir. Bu süre dolduktan sonra hak talebinde bulunulamaz.

Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi boşanmadan doğan davaların 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu öngörmektedir. Ancak bu hüküm, boşanma dışındaki sona erme halleri bakımından (ölüm, iptal veya rejim değişikliği gibi) açık bir düzenleme içermemektedir.

Katılma alacağının hesaplanması ve buna dayanak oluşturacak belgelerin toplanması uzun zaman alabildiğinden, öğretide ve Yargıtay içtihatlarında Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki genel 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2013 tarihli kararı, bu konudaki içtihat farklılıklarını gidererek katılma alacağının 10 yıllık zamanaşımına bağlı olduğunu netleştirmiştir.

Mal rejimi tasfiyesi uyuşmazlıkları, çoğu zaman boşanma davasının kendisinden daha uzun sürer ve daha teknik bir çalışma gerektirir. Uygulamada belirleyici olan, tarafların iddiaları değil malvarlığı kalemlerinin niteliğinin belge düzeyinde ortaya konulabilmesidir. Bir taşınmazın hangi tarihte, hangi kaynaktan sağlanan bedelle edinildiğinin gösterilememesi, esasen kişisel mal niteliğindeki bir değerin paylaşıma dahil edilmesi sonucunu doğurabilir.

Süreç yönetilirken özellikle şu başlıkların önceliklendirilmesini öneriyoruz:

  • Her malvarlığı kaleminin edinim tarihi ve edinim sebebi bakımından ayrı ayrı belgelendirilmesi
  • Kişisel mala ikame edilen değerlerde para akışının kesintisiz biçimde izlenebilir kılınması
  • Kişisel malların getirilerinin edinilmiş mal sayıldığının hesaplamada gözden kaçırılmaması
  • Zamanaşımı bakımından rejimin sona erdiği anın doğru saptanması ve 10 yıllık sürenin takibi
  • Zina veya hayata kast iddiası varsa m. 236/2 kapsamındaki talebin dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi
  • Anlaşmalı boşanma protokolündeki mal paylaşımı hükümlerinin sonradan tartışma doğurmayacak açıklıkta kaleme alınması

Independent Legal, aile hukukundan kaynaklanan mal rejimi uyuşmazlıklarında malvarlığı tespitinden katılma alacağı davasının yürütülmesine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara