Independent LegalIndependent Legal

Aile Hukuku

Aile Hukuku

Mal Rejimi Sözleşmesi: Seçilebilecek Rejimler ve Tasfiye Süreci

Eşler, noterde düzenlenecek bir mal rejimi sözleşmesiyle malvarlıklarının yönetimini ve olası bir boşanma ya da ölüm halinde paylaşımını önceden belirleyebilir. Kanunda öngörülen rejimleri, tasfiye sürecini ve uygulamada sık sorulan soruları ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Aile HukukuOkuma 10 dk

Evlilik yalnızca duygusal bir ortaklık değildir; beraberinde hukuki ve mali sorumluluklar da getirir. Bu sorumluluklar içinde mülkiyet hakları ve mal paylaşımı, eşlerin ekonomik güvenliğini en doğrudan etkileyen başlıkları oluşturur. Mal rejimi sözleşmesi, uygulamadaki yaygın adıyla evlilik sözleşmesi, tam da bu noktada çiftlere ileride doğabilecek hukuki ve ekonomik sorunlara karşı bir güvence sağlar.

Türk Medeni Kanunu, eşler arasında uygulanacak yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini benimsemiştir. Bununla birlikte çiftler, noter huzurunda düzenlenecek bir sözleşmeyle kanunda sayılan diğer rejimlerden birine geçebilirler. Böylece malvarlığının evlilik süresince nasıl yönetileceği, üzerinde nasıl tasarruf edileceği ve olası bir boşanmada ne şekilde paylaşılacağı önceden belirlenir; ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkların önemli bir kısmı daha baştan engellenmiş olur.

Böyle bir sözleşme hangi durumlarda gereklidir, boşanma hâlinde paylaşımı nasıl etkiler ve hangi rejim hangi profildeki çiftlere uygun düşer? Aşağıda bu soruları ve mal rejimi sözleşmesinin ayrıntılarını ele alıyoruz.

Mal Rejimi Sözleşmesinin Tanımı

Evlilik sözleşmesi, eşlerin evlilik birliği boyunca ve olası bir boşanma hâlinde malvarlıklarının yönetimine, tasarrufuna ve paylaşımına ilişkin düzenlemeleri içeren resmî bir sözleşmedir. Eşlerin mali haklarını güvence altına alan bu belge, evlilik süresince ve boşanma aşamasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların önlenmesine hizmet eder. Boşanmada paylaşımı belirleyen en önemli hukuki metin olması nedeniyle, ekonomik güvence arayan çiftler bakımından belirleyici bir işlev üstlenir.

Türk Medeni Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca eşler, yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi yerine başka bir rejim uygulamak istediklerinde noter huzurunda düzenleme ya da onaylama biçiminde bir sözleşme yapabilirler. Bu yolla malvarlığının yönetimi ve paylaşımı, kanunun çizdiği çerçeve içinde eşlerin iradesine göre şekillenir.

Yasal Dayanak ve Hukuki Nitelik

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte edinilmiş mallara katılma rejimi, eşler arasındaki yasal mal rejimi olarak kabul edilmiştir. Buna karşılık eşlerin, noterde yapacakları bir sözleşmeyle kanunda öngörülen başka bir rejimi seçme hakkı saklıdır.

Konuya ilişkin hükümler şunlardır:

Türk Medeni Kanunu m. 202
"Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, kanunda belirlenen mal rejimlerinden birini kabul edebilirler."
Türk Medeni Kanunu m. 203
"Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir."
Türk Medeni Kanunu m. 205
"Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılabilir."

Kanun, eşlere tamamen kendilerine özgü bir rejim yaratma serbestisi tanımaz. TMK m. 202 uyarınca yapılabilecek seçim, aşağıdaki dört rejimle sınırlıdır:

  • Mal Ortaklığı Rejimi (TMK m. 256-281)
  • Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m. 244-255)
  • Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m. 242-243)
  • Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi (TMK m. 218-241) (yasal mal rejimi)

TMK m. 206 uyarınca eşler, kanunun belirlediği sınırlar içinde sözleşmede değişikliğe gidebilirler; ancak kanunda yer almayan yepyeni bir rejim oluşturmaları mümkün değildir.

Sözleşmeyi Kimler Yapabilir?

Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeye hazırlanan çiftlerce evlilik öncesinde yapılabileceği gibi evli çiftlerce evlilik devam ederken de düzenlenebilir. Sözleşmenin geçerliliği, kanuni sınırlamalara uygun hazırlanmasına ve noterde düzenlenmesine ya da onaylanmasına bağlıdır.

Türk Medeni Kanunu'nun 203. maddesi uyarınca sözleşme yapma ehliyeti yalnızca ayırt etme gücüne sahip kişilere tanınmıştır. Buna göre sözleşme:

  • Evlilik devam ederken eşlerce karşılıklı anlaşma yoluyla düzenlenebilir.
  • Evlilik öncesinde nişanlı çiftlerce yapılabilir.

Bununla birlikte TMK m. 204 uyarınca, evlilik gerçekleştikten sonra yapılacak bir rejim değişikliği mahkeme onayına bağlı olabilir.

Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma

Türk Medeni Kanunu, eşler arasındaki yasal rejim olarak edinilmiş mallara katılma rejimini öngörmüştür. Eşler farklı bir rejim seçmemişse paylaşım bu esaslara göre yapılır. Uygulamada mal rejimi evlilik boyunca çoğunlukla gündeme gelmez; ancak boşanma ya da ölüm gibi durumlarda hangi malların kişisel, hangilerinin edinilmiş sayılacağı tartışma konusu hâline gelir.

Genel çerçeve şu şekilde özetlenebilir: eşlerin kişisel malları kendi mülkiyetlerinde kalmaya devam ederken, evlilik birliği içinde edinilen mallar edinilmiş mal kabul edilir ve bu mallar üzerinde her iki eşin de hak sahibi olduğu varsayılır.

Paylaşım oldukça hassas bir alan olduğundan, konunun ayrıntıları Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ile Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır başlıkları altında ayrıca ele alınmaktadır.

Kişisel Mallar

Kanun uyarınca eşlerden birine ait sayılan kişisel mallar şunlardır:

  • Miras yoluyla ya da karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mallar
  • Evlenmeden önce sahip olunan malvarlığı değerleri
  • Ziynet eşyası ve giysi gibi kişisel kullanıma özgü eşyalar
  • Manevi tazminat alacakları
  • Kişisel malların yerine geçen değerler

Edinilmiş Mallar

Edinilmiş mallar, eşlerin evlilik süresince çalışarak veya bir bedel ödeyerek elde ettikleri değerlerdir. Kanunun bu kapsamda saydığı başlıca kalemler şunlardır:

  • Maaş, ücret ve prim gibi çalışma karşılığı elde edilen gelirler
  • Emeklilik ikramiyesi gibi sosyal güvenlik ve sosyal yardım kuruluşlarının yaptığı ödemeler
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  • Kişisel malların getirdiği gelirler; örneğin eşlerden birine ait taşınmazdan elde edilen kira geliri
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler; örneğin maaşla satın alınan bir araç

Sözleşmeyle Kararlaştırılabilecek Mal Rejimleri

Mal rejimi sözleşmesi, eşlere malvarlıklarını nasıl yöneteceklerini ve boşanma ya da ölüm hâlinde nasıl paylaşacaklarını belirleme imkânı verir. Türk Medeni Kanunu, bu tercihi dört rejimle sınırlamıştır.

Mal Ayrılığı Rejimi

Bu rejimde eşlerin her biri kendi malvarlığı üzerinde tam tasarruf yetkisine sahiptir.

  • Evlilik boyunca edinilen mallar, kayıt kimin adına yapılmışsa onun mülkiyetinde kalır.
  • Diğer eşin bu mallar üzerinde bir hakkı doğmaz. Sözgelimi eşlerden biri evlilik sırasında bir taşınmaz satın almış ve tapuyu kendi adına tescil ettirmişse, taşınmaz bütünüyle ona ait olur.
  • İddia sahibi ispatla yükümlüdür. Belirli bir malın kendisine ait olduğunu ileri süren eşin bunu tapu ya da ruhsat gibi resmî belgelerle ortaya koyması gerekir.
  • Malın kime ait olduğu saptanamıyorsa eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilir; yani her iki eş o mal üzerinde eşit hak sahibi sayılır.

Hangi durumlarda tercih edilir?

  • Mali bağımsızlığını korumak isteyen çiftler bakımından avantaj sağlar.
  • Ayrı işler yürüten ve farklı gelir kaynaklarına sahip eşlere uygundur.
  • Paylaşım konusunda ileride tartışma yaşamak istemeyen çiftlerce tercih edilebilir.

Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi

Bu rejimde de eşlerin malvarlıkları ayrıdır; ancak aileye özgülenmiş mallar bakımından ortak bir hak söz konusudur.

  • Aile konutu ile ev eşyaları ortak sayılır. Evlilik süresince eşlerden biri bir konut satın almış olsa dahi, bu konut aile konutu olarak kullanılıyorsa diğer eşin de üzerinde hak sahibi olması mümkündür.
  • Aile konutunun ve ev eşyalarının kimde kalacağı eşlerin anlaşmasıyla belirlenebilir. Anlaşma sağlanamadığında hâkim, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını gözeterek hakkaniyete uygun bir karar verir.
  • Konutta kalma hakkı tanınan eş, bu hakkını tapu siciline şerh ettirebilir; böylece diğer eşin konutu satması veya devretmesi engellenir.

Hangi durumlarda tercih edilir?

  • Aile düzeninin korunmasına öncelik veren çiftler için elverişlidir.
  • Aile konutu ve ev eşyalarının güvence altına alınmasını isteyen eşler bakımından avantajlıdır.
  • Ev içi emek harcayan ya da görece daha az kazanan eşe koruma sağlar.

Mal Ortaklığı Rejimi

Bu rejimde, kanunen kişisel mal sayılanlar dışında kalan tüm malvarlığı değerleri ortak mülkiyet olarak kabul edilir.

  • Elde edilen gelirler ve edinilen mallar müşterek mülkiyet esasına tabidir. Örneğin eşlerden biri çalışarak gelir sağlıyorsa, bu gelir evlilik boyunca ortak sayılır.
  • Eşler ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün hâlinde sahiptir. Malvarlığı üzerinde elbirliği mülkiyeti bulunduğundan, mallar tek bir eşin adına kayıtlı olsa bile diğer eşin hakkı devam eder.
  • Belirli değerlerin ortaklık dışında bırakılması mümkündür; ancak aksi ispatlanmadıkça bütün malların ortak olduğu kabul edilir.

Hangi durumlarda tercih edilir?

  • Gelir ve varlıkların eşit biçimde paylaşılmasını isteyen çiftler için elverişlidir.
  • Eşlerin mali açıdan tümüyle birlikte hareket etmesine imkân tanır.
  • Her şeyin ortak olması ilkesini benimseyen, geleneksel evlilik anlayışına yakın çiftlere uygundur.

Olağanüstü Mal Rejimi

Bazı özel hâllerde mal rejimi, eşlerin serbest iradesine bağlı olmaksızın mahkeme kararıyla mal ayrılığına dönüştürülebilir. Eşlerden birinin istemi üzerine mahkeme, haklı bir sebebin varlığı hâlinde mevcut rejimin mal ayrılığına çevrilmesine hükmedebilir.

Haklı sebep olarak kabul edilen durumlar şunlardır:

  • Diğer eşin malvarlığını kötü yöneterek ortaklığı zarara uğratacak biçimde hareket etmesi
  • Eşlerden birinin, ortak mallar üzerinde tasarruf için gereken izni haklı bir neden olmaksızın vermemesi
  • Diğer eşin borçları yüzünden malvarlığının haczedilmesi veya borca batık duruma gelmesi

Hangi durumlarda tercih edilir?

  • Eşi borç yükü altına girmiş ya da mali işlerini kötü yöneten kişiler için bir korunma aracıdır.
  • Ekonomik yönden risk altındaki eşe güvence sağlar.
  • Diğer eşin malvarlığını kötüye kullanmasını engellemek isteyenlere uygundur.

Mal Rejiminin Sona Ermesi ve Tasfiyesi

Bir mal rejiminin tasfiyesinin istenebilmesi, öncelikle o rejimin hukuken sona ermiş olmasına bağlıdır. Uygulamada en sık rastlanan sona erme hâlleri aşağıda ayrıntılandırılmıştır.

Ölüm Hâlinde Tasfiye ve Paylaşım

Eşlerden birinin ölümüyle mal rejimi sona erer; bu noktada mal tasfiyesi ile miras paylaşımı birbirinden bağımsız iki süreç olarak yürütülür.

  • İlk aşamada eşler arasındaki mal rejimi tasfiye edilir ve sağ kalan eşin kişisel malları ile edinilmiş mallardaki yasal payı belirlenir.
  • Tasfiye tamamlandıktan sonra ölen eşin geriye kalan malvarlığı, miras hukuku kuralları çerçevesinde mirasçılar arasında paylaştırılır.

Sağ kalan eş, miras paylaşımında yasal mirasçı sıfatını taşır; alacağı pay ise diğer mirasçılara ve uygulanan mal rejimine göre değişiklik gösterebilir. Aile konutu ve ev eşyaları bakımından sağ kalan eşe tanınan öncelikli haklar bulunmakta olup, bu hakların korunması için tapuya şerh verdirilmesi gibi yollara başvurulabilir.

Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesine ilişkin ayrıntılar, Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi ile Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı başlıkları altında ayrıca değerlendirilmektedir.

Boşanma Hâlinde Tasfiye ve Paylaşım

Boşanma ya da evliliğin iptali durumunda mal rejimi, davanın açıldığı tarih itibarıyla sona erer ve tasfiye süreci bu tarihten itibaren başlar. Paylaşımın nasıl yapılacağını ise eşler arasında geçerli olan rejim belirler.

  • Taraflar bir mal rejimi sözleşmesi yapmışlarsa tasfiye, sözleşmede kararlaştırılan esaslara göre gerçekleştirilir.
  • Böyle bir sözleşme yoksa Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü yasal rejim, yani edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.
  • Bu rejimde evlilik süresince edinilen mallar eşit biçimde paylaştırılır; kişisel mallar ise paylaşımın dışında tutulur.

Tasfiye tarafların anlaşmasıyla sonuçlandırılabileceği gibi, uyuşmazlık hâlinde mahkeme kararıyla da belirlenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mal rejimi sona erdiğinde ne olur?

Rejimin sona ermesiyle birlikte eşler arasında tasfiye aşaması başlar.

  • Taraflar kendi aralarında uzlaşmışlarsa mallar bu uzlaşma doğrultusunda paylaşılır.
  • Uzlaşma sağlanamazsa paylaşım mahkeme kararıyla belirlenir.

Koşulları oluşmuşsa eşler, tasfiye kapsamında değer artış payı alacağı ya da katkı payı alacağı davası açabilirler.

Mal rejimi sözleşmesi yapmak zorunlu mudur?

Hayır. Böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak eşler mal rejimini kendi tercihlerine göre şekillendirmek isterlerse noter huzurunda sözleşme düzenleyebilirler.

Hangi çiftler için daha avantajlıdır?

  • Gelir düzeyleri veya malvarlıkları arasında belirgin fark bulunan eşler,
  • Ticaretle uğraşanlar, yatırımcılar ve iş insanları,
  • Evlilik öncesinde edinilmiş malvarlığını korumak isteyenler,

miras yoluyla elde edilen değerleri güvence altına almak isteyenler bakımından avantaj sağlayabilir.

Sözleşme nasıl yapılır?

Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme ya da onaylama biçiminde yapılır. Tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça ortaya koyan bir metin hazırlanarak resmen onaylanması gerekir.

Ne zaman düzenlenebilir?

  • Evlilik öncesinde nişanlı çiftler noter huzurunda sözleşme yapabilir.
  • Evlilik sürerken noter onaylı bir sözleşmeyle rejim değiştirilebilir.
  • Evlilikten sonraki rejim değişikliği için mahkeme onayı gerekebilir.

Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?

Paylaşımın ölçütü, evlilik sırasında geçerli olan mal rejimidir. Sözleşme yapılmışsa paylaşım sözleşme hükümlerine göre; yapılmamışsa yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre gerçekleşir.

Sözleşme olmadan paylaşım nasıl yapılır?

Sözleşme bulunmadığında Türk Medeni Kanunu uyarınca edinilmiş mallara katılma rejimi esas alınır. Buna göre evlilik süresince edinilen mallar eşit olarak bölüşülür; miras, bağış ve evlilik öncesinde edinilmiş değerler gibi kişisel mallar paylaşım dışında kalır.

Mal rejimi sözleşmesi aşkı öldürür mü?

Hayır. Sözleşme duygusal ilişkiyi değil, mali ve hukuki hakları düzenler. Evlilik sırasında doğabilecek ekonomik anlaşmazlıkların önlenmesine yardımcı olur ve taraflara güvenli bir çerçeve sunar.

Yalnızca varlıklı kişiler mi yapar?

Hayır. Her gelir düzeyinden çift bu sözleşmeyi yapabilir. Amaç, mevcut ve gelecekteki malvarlığını korumak ve tarafların haklarını önceden belirlemektir.

Sözleşme yalnızca boşanma için mi geçerlidir?

Hayır. Sözleşme boşanma hâliyle sınırlı değildir; evlilik süresince malların yönetimi ve bunlar üzerindeki tasarruflar bakımından da uygulanır. Ayrıca eşlerden birinin vefatı hâlinde miras paylaşımını da etkileyebilir.

Mal rejimi sözleşmeleri uygulamada çoğunlukla boşanma ihtimali düşünülerek gündeme gelse de asıl işlevleri, evlilik süresince malvarlığının yönetimine öngörülebilir bir çerçeve kazandırmaktır. Özellikle ticari faaliyet yürüten, şirket payı bulunan ya da evlilik öncesinde önemli bir malvarlığı edinmiş kişiler bakımından rejim tercihinin baştan yapılması, ileride yürütülecek tasfiye yargılamasının kapsamını belirgin biçimde daraltır.

Tasfiye uyuşmazlıklarında tartışma çoğu zaman malın kime ait olduğu değil, hangi kategoriye girdiği ve edinimin hangi kaynaktan finanse edildiği üzerinde yoğunlaşır. Bu nedenle kayıt düzeninin evlilik boyunca korunması, sonradan yapılacak her türlü hukuki değerlendirmeden daha belirleyici olabilmektedir.

Somut bir dosyada şu başlıkların gözetilmesi yerinde olur:

  • Rejim tercihinin, tarafların gelir yapısı ve malvarlığı bileşimi dikkate alınarak belirlenmesi
  • Kişisel mal iddialarının tapu, banka ve veraset kayıtlarıyla önceden belgelendirilmesi
  • Evlilik sırasında yapılacak rejim değişikliklerinde mahkeme onayı gerekip gerekmediğinin denetlenmesi
  • Aile konutu bakımından tapuya şerh verilmesi imkânının değerlendirilmesi
  • Tasfiye talebiyle birlikte değer artış payı ve katkı payı alacaklarının da gündeme getirilmesi
  • Ölüm hâlinde mal rejimi tasfiyesi ile miras paylaşımının ayrı süreçler olarak yürütülmesi

Independent Legal, mal rejimi sözleşmelerinin hazırlanmasından tasfiye davalarının yürütülmesine kadar aile hukukunun mali boyutuna ilişkin süreçlerde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara