Independent LegalIndependent Legal

Aile Hukuku

Aile Hukuku

Resmî Nikâh Olmaksızın Sürdürülen Birlikteliklerde Kadının Hukuki Konumu

Yalnızca dini törenle kurulan bir birliktelik, Türk hukukunda evlilik sayılmaz. Bu durumun kadının miras, nafaka, tazminat ve mal rejimi bakımından doğurduğu sonuçları ile bu ilişkiden doğan çocukların hukuki statüsünü ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Aile HukukuOkuma 5 dk

Ülkemizde evliliklerin büyük bölümü resmî nikâhla kurulmakla birlikte, halk arasında imam nikâhı olarak anılan dini tören uygulaması da varlığını sürdürmektedir. Oysa resmî bir işlem yapılmaksızın gerçekleştirilen bu tören, hukuk düzeninde evlilik bağı meydana getirmez ve doğurduğu boşluk çoğunlukla kadın aleyhine sonuçlanır.

İnanç ve gelenek temeline dayanan dini nikâh; kadına miras, nafaka veya mal paylaşımı gibi hiçbir yasal güvence sağlamaz. Buna ek olarak, bu tür bir birliktelikten doğan çocukların soybağı, velayeti ve mirasçılığı bakımından ortaya çıkan belirsizlikler önemli hak kayıplarına zemin hazırlayabilir. Kendisini evli sayan pek çok kadın, bu düşünceyle haklarını takip etmemekte; ilişkinin ayrılıkla ya da ölümle sona ermesi halinde ise hukuki koruma bulunmadığı için mağdur olmaktadır.

Aşağıda, dini nikâhla yaşayan kadının Türk hukuku karşısındaki durumunu, hangi taleplerde bulunabileceğini, hangi haklardan yararlanamayacağını ve bu birlikteliğin doğurduğu hukuki ve sosyal sonuçları bütünlüklü biçimde ele alıyoruz.

Dini Nikâhın Hukuki Niteliği

Yaygın kullanımıyla imam nikâhı, evlenmek isteyen kişilerin inançları doğrultusunda, bir din görevlisinin huzurunda ve asgari iki tanık eşliğinde yaptıkları törendir. Toplumsal yaşamda sıkça karşılaşılan bu uygulamaya rağmen, bir birlikteliğin hukuken evlilik sayılabilmesi ve evlilik birliğine bağlanan yasal hak ve borçların doğabilmesi için resmî nikâh şarttır. Bu işlem yapılmadıkça taraflar arasında aile hukuku hükümlerinin uygulanmasından söz edilemez.

Buna karşılık, evlilikten kaynaklanan yasal haklara ulaşmak için dini törenin tek başına yettiği yönündeki yanılgı, kadınlar bakımından çeşitli mağduriyetlere kaynaklık etmektedir. Bu nedenle aşağıdaki bölümlerde dini nikâhın hukuki niteliği, kadının hak ve talepleri ekseninde değerlendirilmektedir.

Dini Nikâhla Yaşayan Kadının Hakları

Resmî İşleme Dayanmayan Birlikteliklerin Hukuki Durumu

Resmî nikâh yapılmaksızın yalnızca dini tören yoluyla kurulan beraberlikler, hukuk düzeninde geçerli bir evlilik meydana getirmez. Taraflar yasal anlamda eş sıfatını taşımadıklarından, birbirlerine karşı evlilik birliğinden ve aile hukukundan kaynaklanan borçlar altına girmedikleri gibi, resmî nikâhın sunduğu koruma mekanizmalarından da yararlanamazlar.

Kadının Karşılaştığı Tipik Mağduriyetler

Toplumda dini törenin, evlilikten doğan bazı yasal haklara erişim bakımından yeterli olduğu yönünde yerleşik bir kanı bulunmaktadır. Dini nikâhın hukukumuzda birtakım hakları güvence altına aldığı biçimindeki bu hatalı algı, özellikle birlikteliğin sona erdiği anda kadının yasal korumadan yoksun kalmasına ve ağır kayıplara uğramasına yol açmaktadır.

Bu tür sonuçların önüne geçilebilmesi için kadının; mal rejimi, nafaka ve tazminat talepleri, ortak çocuğun velayeti ile soybağının kurulması, ayrılık süreci ve mirasçılık gibi başlıklar bakımından hukuki konumunu önceden bilmesi büyük önem taşır.

Mirasçılık Bakımından Durum

Dini nikâha dayalı bir beraberliğin erkeğin ölümüyle son bulması halinde kadının yasal mirasçı sıfatını kazanması söz konusu olmaz. Kadının terekeden pay talep edebilmesi, ancak vefat eden kişinin sağlığında vasiyetname ya da miras sözleşmesi düzenleyerek kendisini mirasçı atamış olmasına bağlıdır. Böyle bir atama yapılmış olsa dahi, atanmış mirasçı sıfatıyla kadına kanunen korunan bir saklı pay tanınmadığı göz ardı edilmemelidir.

Ayrılık Halinde İleri Sürülebilecek Talepler

Hukukumuzda dini nikâhı konu alan özel bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla resmî nikâhı olmayan çiftlerin ayrılık anında hangi taleplerde bulunabileceğini gösteren yasal bir çerçeve de mevcut değildir. Hukuki statüden yoksun bu birlikteliklerde boşanmadan ve ona bağlı fer'î haklardan yararlanmak mümkün olmayıp, ileri sürülen istemler genel hükümler ile yargı kararları ışığında değerlendirilmektedir.

Maddi ve Manevi Tazminat İstenebilir mi?

Özel bir düzenleme bulunmaması, tarafların hiçbir hak iddiasında bulunamayacağı anlamına gelmez. Ayrılık sürecinde ileri sürülecek talepler bakımından kişiler hukuku ve borçlar hukuku gibi alanlardaki hükümler ile yargı içtihatları belirleyici rol oynar.

Bununla birlikte, dini nikâhla yaşayan kadının tazminat istemlerine ilişkin Yargıtay uygulaması istikrarlı bir görünüm arz etmemektedir. Söz gelimi evlenme vaadine güvenerek aldatılan kadının manevi tazminat talebi kimi kararlarda kabul görürken, kimi kararlarda reddedilmektedir. Bu sebeple söz konusu talepler, yargılamayı yürüten merciin takdirine göre her uyuşmazlıkta ayrı biçimde sonuçlanmaktadır.

Diğer yandan koşulların oluşması kaydıyla, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri çerçevesinde haksız fiil sorumluluğuna dayanılarak tazminat talep edilmesi de mümkündür. Diğer tarafın hukuka yahut ahlaka aykırı ve kasıtlı bir davranışıyla kadını zarara uğrattığı mahkemece saptanırsa, kadın lehine hüküm kurulabilir.

Nafaka Talebi Gündeme Gelir mi?

Dini nikâhla kurulan beraberlik hukuken evlilik sayılmadığından, ayrılık sonrasında ekonomik güçlük içine düşen taraf yoksulluk nafakası isteyemez.

Bu Birliktelikten Doğan Çocukların Hukuki Durumu

Yalnızca dini törenle kurulmuş bir ilişkinin, resmî nikâh olmaksızın hukuki bir zemine oturtulması mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu birlikteliklerin çocukları hukuken evlilik dışında doğmuş çocuk kabul edilir ve bu nitelendirme çocuğun haklarını etkileyen birtakım sonuçlar doğurur.

Soybağının Kurulması

Çocuk ile anne arasındaki soybağı her durumda doğumla birlikte kurulur. Çocuğun evlilik içinde dünyaya gelmesi halinde ise koca ile arasındaki bağ kendiliğinden meydana gelir. Buna karşın dini nikâhlı ilişkiden doğan çocuk evlilik dışında doğmuş sayılacağından, baba ile arasındaki soybağının kurulması, babanın çocuğu resmen tanımasına ya da açılacak babalık davasıyla bu ilişkinin ispatlanmasına bağlıdır. Konuya ilişkin ayrıntılar için Babalık Davası ve Tanıma Davası başlıklı çalışmalarımız incelenebilir.

Velayetin Kime Ait Olacağı

Dini nikâhla kurulan birliktelikler hukuken evlilik meydana getirmediğinden, velayet konusunda Türk Medeni Kanunu'nun evlilik dışında doğan çocuklara ilişkin hükümleri devreye girer. TMK m. 337 uyarınca evlilik birliği dışında dünyaya gelen çocuğun velayeti kural olarak anneye aittir; baba, çocuk üzerindeki velayet hakkını kendiliğinden elde edemez.

Babadan İştirak Nafakası İstenmesi

Dini nikâhlı birliktelikten doğan ortak çocuğun bakımını üstlenen anne, çocuk ile baba arasında soybağının kurulmuş olması koşuluyla, çocuğun bakım ve eğitim masraflarının karşılanması için babadan iştirak nafakası talep edebilir.

Çocuğun Mirasçılığı

Taraflar arasında resmî nikâh bulunmasa dahi, ortak çocuğun baba ile soybağı kurulmuşsa çocuk altsoy sıfatıyla vefat eden babanın yasal mirasçısı olabilir.

Dini nikâha dayalı birlikteliklerde tabloyu belirleyen asıl unsur, tarafların iradesi değil, resmî nikâhın yokluğudur. Kadın bakımından mal rejimi, nafaka ve mirasçılık kapısı kural olarak kapalıdır; buna karşılık ortak çocuk yönünden soybağının kurulması, korunabilecek hakların büyük bölümünü yeniden açar. Bu nedenle uygulamada öncelik çoğu zaman tanıma veya babalık davası yoluyla soybağının bir an önce kurulmasına verilir.

Böyle bir birlikteliğin sona erdiği hallerde şu başlıkların gözden geçirilmesi önerilir:

  • Ortak çocuk varsa soybağının resmen kurulup kurulmadığının ilk aşamada belirlenmesi
  • Tazminat talebinin haksız fiil hükümlerine dayandırılabileceği bir olgunun bulunup bulunmadığının incelenmesi
  • Birliktelik süresince edinilen malvarlığına yapılan katkıların belgeyle ortaya konulması
  • Vasiyetname veya miras sözleşmesi bulunup bulunmadığının araştırılması
  • Çocuk yönünden velayet, iştirak nafakası ve mirasçılık başlıklarının birlikte değerlendirilmesi

Independent Legal, resmî nikâhın bulunmadığı birlikteliklerden kaynaklanan tazminat, soybağı, velayet ve nafaka uyuşmazlıklarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara