Boşanma, ayrılık ya da ebeveynlerin hiç evlenmemiş olması gibi sebeplerle çocuk çoğu zaman anne veya babadan yalnızca birinin yanında yaşamaya başlar. Bu tabloda çocuğun diğer ebeveyniyle ve kendisine yakın aile bireyleriyle olan bağının kopmaması, Türk hukukunun ayrıca güvence altına aldığı bir menfaattir. Kişisel ilişki kurma hakkı tam olarak bu bağın sürdürülmesini hedefler ve çocuğun duygusal gelişimi bakımından belirleyici bir işlev görür.
Uygulamada tartışma yaratan başlıklar genellikle aynı noktalarda toplanır: hakkın kimlere tanındığı, mahkemenin görüşme düzenini hangi ölçütlere göre kurduğu, hakkın hangi hallerde daraltılabileceği veya tamamen kaldırılabileceği ve karar gereğinin yerine getirilmemesi halinde hangi yola başvurulacağı.
Bu bilgi notunda kişisel ilişki tesisine ilişkin talebin hukuki temelini, aranan şartları, görüşmenin kurulabileceği biçimleri, hakkın sınırlarını, görevli ve yetkili mahkemeyi ve 2021 yılında değişen çocuk teslimi rejimini uygulamaya dönük bir bakışla değerlendiriyoruz.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Hakkı
Hakkın Hukuki Niteliği
Kişisel ilişki kurma yetkisi, yalnızca ebeveyni ilgilendiren tek yönlü bir imkân değildir; hem çocuğun hem de ebeveynin kişilik haklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında bu hak, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmektedir.
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğuyla düzenli biçimde görüşebilmesini sağlayan bu hak kamu düzenine ilişkindir; dolayısıyla mahkemelerce re'sen dikkate alınır. Bununla birlikte hak mutlak nitelikte değildir. Kurulan ilişkinin çocuğun menfaatine zarar verdiği hallerde sınırlandırılması mümkündür.
Kişisel İlişki Kurma Hakkı Kimlere Tanınmıştır?
Kanun koyucu bu yetkiyi yalnızca anne ve babayla sınırlamamış, çocuğun gelişimi bakımından önem taşıyan üçüncü kişilerin de talepte bulunabilmesine imkân tanımıştır. Talep hakkı iki grup bakımından gündeme gelir:
- Anne ve baba: Eşlerin boşanması ya da ayrı yaşamaya başlaması halinde velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir. Bu ebeveyn, mahkemece belirlenen gün ve saatlerde çocuğu görme yetkisine kavuşur.
- Üçüncü kişiler: Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa büyükanne, büyükbaba, teyze veya amca gibi aile bireyleri lehine de kişisel ilişki tesisine hükmedilebilir. Aynı imkân; üvey anne ve üvey baba, evlat edinilen çocuğun biyolojik ailesi ile koruyucu aile yanına yerleştirilmiş çocuğun biyolojik ailesi bakımından da geçerlidir. Tek koşul, kurulacak ilişkinin çocuğun menfaatini zedelememesidir.
Kişisel İlişki Tesisine Hangi Hallerde Karar Verilir?
Mahkeme, çocuğun üstün menfaatini gözeterek aşağıdaki hallerde kişisel ilişki kurulmasına hükmedebilir:
- Boşanma: Eşlerin boşanması halinde velayet hakkı kendisine verilmeyen eş yönünden kişisel ilişki düzenlenmesine karar verilebilir.
- Ayrılığa hükmedilmesi: Eşler hakkında ayrılık kararı verildiğinde mahkeme, TMK m. 182/I-II ve TMK m. 336/II hükümleri uyarınca anne ile babanın haklarını ve çocukla kuracakları kişisel ilişkiyi düzenler.
- Birlikte yaşamaya ara verilmesi: Eşlerin ortak hayata ara verdiği hallerde, ergin olmayan çocuk bulunuyorsa hâkim TMK m. 197/IV ve m. 336/II gereğince ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiye ilişkin gerekli önlemleri alır.
- Velayetin kaldırılması veya değiştirilmesi: Boşanmanın ardından ebeveynlerin velayet hakkı kaldırılır ya da bu hak el değiştirirse, velayeti bulunmayan ebeveyn yönünden TMK m. 323 uyarınca kişisel ilişki kurulmasına karar verilebilir.
- Ebeveynlerin evli olmaması: Anne ve baba arasında evlilik bağı yoksa velayet anneye ait olur. Bu durumda çocuğu tanıyan baba, tanıma işleminin ardından kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir.
Kişisel İlişki Kurma Hakkının Şartları
Mahkemenin kişisel ilişki tesisine hükmedebilmesi, aşağıda sıralanan koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır:
- Çocuğun üstün yararı: Kişisel ilişki düzenlenirken gözetilen birincil ve en ağırlıklı ilke çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme, çocuğun menfaatini ebeveynlerin menfaatinin önünde tutar ve kurulacak ilişkinin kapsamını bu ölçüte göre belirler.
- Kurulacak ilişkinin niteliğinin uygun olması: Görüşme düzeni; çocuğun huzur içinde yaşama hakkını, okul hayatını ve sosyal çevresini zedelemeyecek biçimde, onun yaşam şartlarıyla bağdaşacak şekilde kurulur.
- Çocuğun yararının ilişki içeriğine yansıtılması: Mahkeme kararını verirken çocuğun mevcut ve gelecekteki durumunu, yaşam koşullarını, sağlığını, eğitimini, ahlaki ve fikri gelişimini bir bütün olarak tartar ve sonucu çocuğun yararına uygun biçimde şekillendirir.
- Çocuğun dinlenmesi: Uluslararası sözleşmeler ve öğreti, kişisel ilişki kurulmasına hükmedilirken çocuğun istek ve görüşlerine değer verilmesi gerektiğini kabul eder. Yargıtay uygulamasında 10 yaşından itibaren çocuğun karar öncesinde mahkemece dinlenmesi aranmaktadır. Ayırt etme gücüne sahip çocuk kişisel ilişki kurulmasını istemiyorsa ve bu ilişkinin çocuğun menfaatine zarar verdiği de saptanırsa, kişisel ilişkiye hükmedilmemesi gerekir. Dinleme işlemi hâkim tarafından bizzat yapılabileceği gibi pedagog, uzman psikolog veya yuva öğretmeni eşliğinde de gerçekleştirilebilir.
Kişisel İlişkinin Kapsamı ve Kurulabileceği Biçimler
Kişisel ilişki, velayeti bulunmayan ebeveynin ya da üçüncü kişinin çocukla düzenli biçimde vakit geçirebilmesini sağlayan bir imkândır. Bu ilişki; çocuğu ziyaret etmek, belirlenen süre boyunca onunla birlikte olmak ve telefon, e-posta, kısa mesaj veya görüntülü görüşme gibi her türlü iletişim aracını kullanmak suretiyle kurulabilir.
Görüşmenin sıklığı ve süresi belirlenirken pek çok unsur birlikte tartılır: çocuğun anne ve babasıyla mevcut ilişkisi, tarafların ikamet ettikleri yerlerin çocuğa uzaklığı, ebeveynlerin çalışma gün ve saatleri ile çalışma koşulları, yıllık izin dönemleri, yaşadıkları ortamın nitelikleri, ulusal ve dini bayramlar ile yılbaşı gibi özel günler. Örnek vermek gerekirse Yargıtay uygulamasında dini bayramların 2. günü, çocukla kişisel ilişki kurulması bakımından elverişli kabul edilmektedir.
Anne veya baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişki şu biçimlerde kurulabilir:
- Serbest görüşme: Ebeveyn, mahkemenin kişisel ilişkiye izin verdiği zaman diliminde çocuğun menfaatiyle bağdaştığı ölçüde onunla dilediği şekilde vakit geçirir.
- İletişim araçlarıyla kurulan ilişki: Kişisel ilişkinin telefon görüşmesi, görüntülü konuşma, kısa mesaj ya da e-posta gibi uzaktan iletişim yöntemleriyle sürdürülmesidir.
- Denetimli görüşme: Ebeveyn ile çocuk arasındaki temasın pedagog veya sosyal hizmet uzmanı gibi bir uzmanın gözetiminde gerçekleştirilmesidir.
- Üçüncü kişi aracılığıyla görüşme: Ebeveynin çocukla doğrudan görüşmesi mahkemece sakıncalı bulunduğunda, ilişkinin bir akraba ya da devlet görevlisi aracılığıyla sağlanmasıdır.
Kişisel İlişki Tesisinde Gözetilen Ölçütler
Mahkemeler, ebeveyn ile çocuk arasındaki görüşme düzenini kurarken şu ölçütleri esas alır:
- Çocuğun alışkanlıkları ve eğitim durumu: Görüşme takvimi belirlenirken çocuğun okul programı ve diğer sosyal etkinlikleri dikkate alınır; günlük rutininin bozulmamasına özen gösterilir.
- Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi: Yargıtay uygulaması uyarınca çocuk 10 yaş ve üzerindeyse, kişisel ilişkinin kapsamı belirlenirken onun istekleri daha belirleyici hale gelir. Küçük yaştaki çocuklarda ise daha kısa süreli ve güvenli ortamlarda kurulan bir ilişki tercih edilir. Ayrıca kurulacak ilişkinin çocuğun gelişim düzeyini nasıl etkileyeceği de ayrıca değerlendirilir.
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumu: Çocukla görüşecek ebeveynin içinde bulunduğu sosyal çevre ile görüşme sırasında çocuğa sunabileceği ekonomik imkânlar da karara etki eder.
Kişisel İlişki Kurma Hakkının Sınırları
Kişisel ilişki kurma hakkı mutlak nitelikte olmadığından, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince mahkemece her aşamada daraltılabilir, hatta bütünüyle kaldırılabilir. TMK m. 324 uyarınca bu sınırlandırma veya kaldırma şu hallerde gündeme gelir:
- Çocuğun yararının tehlikeye düşmesi: Kişisel ilişki düzenlenirken esas alınan üstün yarar ilkesi gereği, kurulan ilişkinin çocuğun bedensel, ruhsal ve duygusal gelişimine zarar vermemesi zorunludur.
- Kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzurunun bozulması: Görüşmenin çocuğun huzurunu sarsmaması, aksine ona mutlu vakit geçirme imkânı sunması beklenir. Çocuğun ihmal edilmesi, kendini güvende hissetmemesi, ebeveynin yanından döndükten sonra saldırgan ya da içe kapanık davranışlar sergilemesi, huzurun tehlikeye girdiğini gösteren belirtilerdir.
- Anne ve babanın TMK m. 324/I'deki yükümlülüklere aykırı davranması: TMK m. 324/I uyarınca ebeveynlerden her biri, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelememek ve çocuğun eğitilmesi ile yetiştirilmesini engellememekle yükümlüdür. Çocuğun teslim edilmesinde veya teslim alınmasında güçlük çıkarılması, ziyaret hakkının hiç kullanılmayarak çocuğun güveninin sarsılması ya da çocuğun kaçırılarak ziyaret hakkının sınırlarının aşılması bu yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurur.
- Çocuğun eğitim ve yetiştirilmesinin engellenmesi: Kurulan ilişki çocuğun eğitimini aksatmamalı, okula devamını ve etkinliklere katılımını engellememelidir. Çocuğun uzun süre ebeveynin yanında alıkonulması veya yurt dışına kaçırılarak öğreniminin sekteye uğratılması bu duruma örnektir.
- Ebeveynin çocuğa karşı ilgisiz kalması: Kişisel ilişki hakkı tanınan ebeveynin belirlenen görüşme saatlerine uymaması, görüşme yerini kendi tercihine göre değiştirmesi ve çocukla yapılacak etkinlikleri yalnızca kendi isteği doğrultusunda belirlemesi bu kapsamda değerlendirilir.
- Diğer önemli sebeplerin bulunması: Çocuğa yönelik olarak ebeveyn ya da üçüncü kişilerce kötü muamele, şiddet veya ihmal niteliğinde davranışlar sergilenmesi halinde de kişisel ilişkinin sınırlandırılmasına ya da kaldırılmasına hükmedilebilir.
Çocukla Üçüncü Kişiler Arasında Kişisel İlişki
Mahkeme, çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin üçüncü bir kişinin nezaretinde yürütülmesine karar verebileceği gibi, doğrudan çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulmasına da hükmedebilir.
Yasal Çerçeve
Velayeti bulunmayan ebeveyn dışındaki kişilerin de çocukla kişisel ilişki kurabilmesi Türk Medeni Kanunu'nun 325. maddesinde düzenlenmiştir:
Türk Medeni Kanunu m. 325
"Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir."
Hükümde geçen "diğer kişiler" ifadesi geniş bir çevreyi kapsar. Bu kapsamda çocuğun ayrı yaşadığı kardeşleri; büyük ana, büyük baba, amca, hala, teyze ve dayı ile çocukla yakın ilişki içindeki diğer hısımlar sayılabilir. Hısımlık bağı bulunmayanlar bakımından ise üvey anne–baba ile biyolojik anne–baba bu çerçeveye dahildir.
Üçüncü Kişi ile Kişisel İlişki Kurulmasının Koşulları
Çocuk ile üçüncü kişi arasında kişisel ilişki tesis edilebilmesi için şu koşullar aranır:
- Kurulacak ilişkinin çocuğun yararına hizmet etmesi gerekir.
- Çocuk ile üçüncü kişi arasında, anne–baba ve çocuk ilişkisini andıran bir bağın önceden oluşmuş olması aranır. Tarafların boşanmasının ardından çocuk ile büyükannesi arasında süregelen ilişki bu duruma örnektir.
- Kişisel ilişki tesisi yönünde mahkemeye açık bir talep yöneltilmiş olmalıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev bakımından çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin davalar Aile Mahkemelerinde görülür.
Yetki ise talebin nasıl ileri sürüldüğüne göre belirlenir. Kişisel ilişki talebi devam eden bir boşanma veya velayet davası içinde ileri sürülüyorsa, o davaya bakan Aile Mahkemesi yetkilidir. Buna karşılık kişisel ilişki tesisi için bağımsız bir dava açılıyorsa yetkili mahkeme, çocuğun yerleşim yerindeki Aile Mahkemesidir.
Kişisel İlişki İlamlarının İcrası
Teslim Mekânlarının Belirlenmesi
Çocuk ile ebeveyn ya da üçüncü kişi arasında kişisel ilişki kurulmasına hükmedilirken, çocuğun üstün yararı ve güvenliği gözetilerek onun için en elverişli teslim mekânı saptanır. Çocuğun yaşı ile psikolojik ve fiziksel güvenliği dikkate alınarak teslim yeri; çocuğun ikamet ettiği yer, tarafların uzlaşarak belirlediği nötr alanlar (park, alışveriş merkezi), sosyal hizmet merkezleri ya da pedagog veya emniyet görevlileri eşliğindeki güvenli alanlar olarak belirlenebilir.
Çocuk teslimine ve kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi engellenir ve kararın icrası resmi makamlar eliyle sağlanacak olursa, teslim mekânları Adalet Bakanlığınca kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerince belirlenir. Müdürlüğün talebi üzerine valilikler ve belediyeler, çocuğun yararını gözeterek elverişli teslim mekânlarını belirler; mevcut değilse oluşturur.
Teslime İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesi
Velayet hakkı kendisinde bulunan tarafın kişisel ilişki kurulmasını engellemesi halinde, eskiden ilama dayanılarak İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilamlı icra takibi başlatılır ve çocuk teslimi bu yolla gerçekleştirilirdi.
Ancak 30 Kasım 2021 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle birlikte çocuk teslimi işlemi icra dairelerinden alınarak Adalet Bakanlığına bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine bırakılmıştır.
Kişisel ilişki hakkı ihlal edilen kişi bu müdürlüklere başvurduğunda teslim işlemi, çocuk dostu görüşme merkezlerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıların eşliğinde gerçekleştirilir.
Teslim Giderlerini Kim Karşılar?
Kişisel ilişki kurulmasına hükmedildiğinde, teslim için gereken masrafları (örneğin velayeti bulunmayan ebeveyn başka bir şehirde yaşıyorsa o şehre gidiş–dönüş gideri) genel ilke olarak kişisel ilişki hakkının sahibi üstlenir. Bununla birlikte bazı hallerde bu giderlerin velayet hakkına sahip taraftan karşılanmasına da karar verilebilir.
Teslim süreci Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine yapılan başvuru üzerinden yürütülüyorsa, yeni düzenleme uyarınca çocuk teslimine ilişkin masraflar Adalet Bakanlığınca ücretsiz olarak karşılanır.
Çocuk Teslim Edilmezse Ne Olur?
Mahkemece belirlenen kişisel ilişki düzenine ya da çocuğun teslimine ilişkin yükümlülüklere uyulmaması, mahkeme kararının ihlali sonucunu doğurabilir.
Mahkeme Kararının İhlali Sayılan Haller
- Çocuğun zorla alıkonulması veya kaçırılması
- Mahkeme kararına rağmen çocuğun teslim edilmemesi
- Teslim sürecinin bilerek engellenmesi ya da geciktirilmesi
- Teslim sırasında şiddete veya tehdide başvurulması
- Çocuk üzerinde baskı kurularak görüşmenin önlenmesi
- Teslim aşamasında mahkeme kararına aykırı davranılması
Uygulanabilecek Yaptırımlar
Karara rağmen çocuğun teslim edilmemesi halinde, kararı ihlal eden kişi aleyhine tazminat davası açılması gündeme gelebileceği gibi velayetin değiştirilmesi de talep edilebilir.
İlam ya da tedbir kararına aykırı davranan ebeveyn, 5395 Çocuk Koruma Kanunu madde 41/F uyarınca çocuk göstermeme suçunu işlemiş sayılır. Velayet kendisinde bulunan ebeveyn, ilamda belirlenen gün ve yerde çocuğu teslim etmekten kaçınırsa; ilam kesinleşmiş olmak kaydıyla, çocuk teslimine ilişkin 1 aylık hak düşürücü süre içinde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine başvurularak ilama aykırı davranan kişiye ihtar gönderilmesi istenebilir. İhtarın tebliğine karşın çocuk belirlenen tarih ve yerde yine teslim edilmezse ilgili hakkında disiplin hapsi uygulanır.
7343 sayılı Kanun'un 41. maddesi, farklı ihlal biçimleri için birbirinden ayrı süreler öngörmüştür:
- Kişisel ilişki kurulmasına dair kararlara aykırı davrananlar hakkında üç günden on güne kadar disiplin hapsine hükmolunur.
- Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının icrasına ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.
- Kişisel ilişki kurulması amacıyla çocuk kendisine teslim edilen hak sahibi, sürenin bitiminde çocuğu geri getirmezse hakkında üç aya kadar disiplin hapsi uygulanır.
Bu düzenlemeler kapsamındaki şikâyetleri inceleyecek görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yürüten müdürlüğün bulunduğu yerdeki Aile Mahkemesidir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Kişisel ilişki uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen unsur, çoğu zaman hukuki argümanın gücünden çok dosyaya yansıtılan somut verinin niteliğidir. Çocuğun okul takvimi, tarafların ikametleri arasındaki mesafe, çalışma düzeni ve uzman raporlarıyla desteklenen gözlemler, mahkemenin kuracağı görüşme düzenini doğrudan şekillendirir. Talebin baştan gerçekçi ve uygulanabilir biçimde kurgulanması, ilerleyen dönemde değişiklik talebiyle yeniden mahkemeye başvurma ihtiyacını azaltır.
İcra aşaması ise ayrı bir uzmanlık gerektirir. Çocuk tesliminin icra dairelerinden alınarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine devredilmesi, başvuru usulünü ve sürelerini de değiştirmiştir. Somut bir dosyada yol haritası çizilirken şu başlıklar öncelikli olarak ele alınmalıdır:
- Görüşme takviminin çocuğun yaşına, eğitim düzenine ve tarafların yerleşim yerlerine göre uygulanabilir biçimde talep edilmesi
- Çocuğun dinlenmesi gereken yaş eşiğinin ve uzman görüşü alınması ihtiyacının baştan değerlendirilmesi
- Bayram, yarıyıl ve yaz tatili gibi özel dönemlerin dilekçede açıkça düzenlenmesi
- Üçüncü kişi lehine talepte, TMK m. 325'teki olağanüstü hâl koşulunun somut olgularla ortaya konulması
- İhlal halinde 1 aylık hak düşürücü sürenin kaçırılmaması ve başvurunun doğru müdürlüğe yöneltilmesi
- Sınırlandırma veya kaldırma talebinde TMK m. 324 kapsamındaki sebeplerin belgeyle desteklenmesi
Independent Legal, velayet ve kişisel ilişki tesisine dair uyuşmazlıklarda dava aşamasından ilamın icrasına kadar sürecin bütününde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

