Kira bedelini ödemeyen kiracının icra kanalıyla tahliyesi, kiraya verene hem birikmiş alacağını tahsil etme hem de taşınmazın boşaltılmasını sağlama imkânını aynı süreç içinde tanıyan, Türk Borçlar Kanunu m. 315 ile İcra ve İflas Kanunu m. 269 ve devamı hükümlerine dayanan özel ve işlerliği yüksek bir hukuki yoldur.
Uygulamada en sık rastlanan yanılgı, kira borcunun ödenmemiş olmasının tahliye için tek başına yeterli sayılmasıdır. Oysa borcun varlığı kadar; temerrüt ihtarının usulüne uygun düzenlenmesi, kanunun öngördüğü sürenin kiracıya eksiksiz tanınması ve takibin usul kurallarına bağlı kalınarak yürütülmesi de talebin kabul edilip edilmeyeceğini belirler.
Bu bilgi notunda, kira borcunu ödemeyen kiracının icra yoluyla tahliyesi sürecini TBK m. 315 ile İİK m. 269 ve devamı hükümleri çerçevesinde aşama aşama inceliyoruz.
Kira Borcunu Ödemeyen Kiracıya Karşı Takip Nasıl Başlatılır?
Kira bedelini vaktinde ödemeyen kiracıya karşı icra takibine geçilmesi, kiraya verenin hem alacağını tahsil etmesi hem de kiracının taşınmazdan çıkarılmasını sağlaması bakımından en verimli yollardan biridir. Tahliye ihtarlı ilamsız icra takibi adı verilen bu özel takip türü, kiraya verene tek bir başvuruyla hem alacak hem de tahliye isteme olanağı verir.
Yaygın bir hata, kira borcunun bulunmasının takip başlatmak için yeterli sayılmasıdır. Gerçekte takibin geçerli sayılabilmesi için taraflar arasında bir kira ilişkisinin bulunması, borcun belirli olması ve kanunun öngördüğü sürelerin kiracıya doğru şekilde tanınması gerekir. Bu unsurlardan birindeki eksiklik, tahliye talebinin reddine ve sürecin baştan kurulmasına yol açabilir.
Takibin Başlatılabilmesi İçin Aranan Şartlar
Kira borcunu ödemeyen kiracıya karşı tahliye ihtarlı takibe girişilebilmesi, aşağıdaki koşulların bir arada bulunmasına bağlıdır:
- Taraflar arasında geçerli bir kira ilişkisi bulunmalıdır. Sözleşme yazılı ya da sözlü olabilir; ancak yazılı bir metnin varlığı, özellikle itirazla karşılaşıldığında ispat bakımından belirgin bir üstünlük sağlar.
- Borç muaccel hâle gelmiş olmalıdır. Başka bir deyişle kira bedelinin ödeme günü gelmiş, buna karşın kiracı ödemeyi yapmamış olmalıdır.
- Borcun kapsamı belirli olmalıdır. Takip talebinde, borcun hangi dönemlere ait olduğu ve toplam tutarı duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta gösterilmelidir.
- Takip yetkili icra dairesinde açılmalıdır. Kural olarak yetki, kiralanan taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine aittir.
Kiracıya Gönderilecek Ödeme Emri
Kira borcunu ödemeyen kiracıya karşı açılan takipte tahliye sonucuna varılabilmesi, büyük ölçüde ödeme emrinin doğru düzenlenmesine bağlıdır. Bu nedenle emrin içeriği, kiracıya tanınan süre ve tebligatın usulüne uygunluğu sürecin en hassas halkalarını oluşturur.
Ödeme Emrinde Yer Alması Gereken Unsurlar
Kiracıya tebliğ edilecek ödeme emrinde aşağıdaki hususların eksiksiz ve açık biçimde bulunması gerekir. Bunlardan birinin yer almaması, tahliye talebinin reddine yol açabilecek ağırlıktadır.
- Borcun tutarı açıkça yazılmalıdır. Toplam miktar ve borcun hangi dönemleri kapsadığı tereddüde meydan vermeyecek şekilde belirtilmelidir.
- Kalemler ayrıştırılmalıdır. Kira bedeli, işlemiş faiz ve varsa diğer alacaklar olabildiğince ayrı ayrı gösterilmelidir.
- Kanuni ödeme süresi tanınmalıdır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya en az 30 gün verilmesi zorunludur.
- Tahliye ihtarına yer verilmelidir. Süresi içinde ödeme yapılmaması hâlinde kiralananın boşaltılacağı kiracıya açıkça bildirilmelidir.
- İtiraz süresi belirtilmelidir. Kiracının, ödeme emrine karşı yasal süre içinde itiraz edebileceği emirde gösterilmelidir.
Bu unsurların eksik ya da hatalı düzenlenmesi, takibin bütünüyle geçersiz sayılması veya tahliye talebinin reddedilmesi sonucunu doğurabilir.
Tebligat ve Sürelerin İşlemeye Başlaması
Sürecin hukuken sonuç doğurabilmesi için ödeme emrinin kiracıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi şarttır. Tebligatta usulsüzlük bulunması hâlinde süreler işlemeye başlamaz ve tahliye süreci geçerlilik kazanmaz.
Tebligat aşamasında özellikle şu noktalar gözetilmelidir:
- Sürelerin başlangıcı, tebligatın muhataba ulaştığı tarihtir.
- Tebligat, kiracının bilinen son adresine çıkarılmalıdır.
- Usulsüz bir tebligat söz konusuysa kiracı, sürelerin hiç işlemediğini ileri sürebilir.
- Kiracının adreste bulunamaması hâlinde Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde hareket edilmelidir.
Bu noktada özellikle şunun altını çiziyoruz: 30 günlük ödeme süresi de 7 günlük itiraz süresi de, ödeme emrinin kiracıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Kiracı İtiraz Etmez ve Ödeme Yapmazsa Süreç Nasıl İlerler?
Ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edilmemesi ve tanınan süre içinde borcun da ödenmemesi hâlinde takip kesinleşir. Bu aşamayla birlikte kiraya veren, hem kira alacağını tahsil etme hem de kiralananın boşaltılmasını isteme hakkına kavuşur. Uygulamada bu eşik, tahliye sürecinin fiilen başladığı kritik nokta olarak değerlendirilir.
Bu aşamada şu hususun bilinmesinde yarar vardır:
Kiracının itiraz etmemiş ve ödeme de yapmamış olması, hem borcu hem de kira ilişkisini hukuken kabul ettiği anlamına gelir. Bu nedenle kiracının, ilerleyen aşamalarda borcun varlığına ya da sözleşmeye yönelik savunmalar ileri sürme imkânı önemli ölçüde daralır.
Takibin Kesinleşmesi
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içinde itiraz etmeyen ve kendisine verilen sürede borcunu da ödemeyen kiracı bakımından takip kesinleşir. Kesinleşme, kiraya verenin tahliye talep edebilmesi için gereken hukuki zeminin oluştuğunu gösterir.
Bu aşamada doğan sonuçlar şunlardır:
- Kira sözleşmesinin ve kiracılık ilişkisinin varlığı kabul edilmiş sayılır.
- Borcun mevcudiyeti hukuken kesinlik kazanır.
- Kiracı, borca ya da sözleşmeye ilişkin savunma olanağını büyük ölçüde yitirir.
- Kiraya veren, tahliye isteminde bulunma hakkını elde eder.
Görüldüğü üzere ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi, kiracı bakımından ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Tahliyenin İcra Dairesinden İstenmesi
Takip kesinleştikten sonra kiraya veren, kiracının taşınmazdan çıkarılmasını sağlamak amacıyla icra dairesine başvurarak tahliye talebinde bulunabilir. Bu başvuru genellikle icra müdürlüğüne yapılan bir istemle gerçekleşir ve tahliye sürecini resmen harekete geçirir.
Tahliye talebinde bulunulabilmesi için şu koşulların birlikte gerçekleşmiş olması aranır:
- Ödeme emri kiracıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmiş olmalıdır.
- Kiracı yasal süre içinde itiraz yoluna gitmemiş olmalıdır.
- Kiracıya tanınan ödeme süresi sona ermiş olmalıdır.
- Borç bu süre boyunca ödenmemiş olmalıdır.
Bu koşullar bir araya geldiğinde kiraya veren, icra hukuk mahkemesinden kiralananın tahliyesini isteyebilir.
Borcun Sonradan Ödenmesi Tahliyeyi Engeller mi?
Kiracının, kendisine tanınan süre dolduktan sonra borcunu kapatması her durumda tahliye sürecini durdurmaz. Özellikle kanunda öngörülen süre içinde ödeme yapılmamış ve takip kesinleşmişse, sonradan gerçekleştirilen ödeme kiraya verenin tahliye isteme hakkını ortadan kaldırmaz.
Ayrım şu şekilde kurulur:
- Süre içinde yapılan ödeme, tahliye hakkını sona erdirir.
- Süre dolduktan sonra yapılan ödeme, yalnızca alacağın tahsil edilmesi sonucunu doğurur; tahliye hakkına dokunmaz.
Bu itibarla borcun geç kapatılması çoğu olayda tahliyenin önüne geçmez; sadece takibe konu alacağın tahsil edilmiş olmasını sağlar.
Kiracı Takibe İtiraz Ederse Süreç Nasıl İlerler?
Kiracı, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı yasal süresi içinde borca veya kira ilişkisine itiraz ederse takip durur ve kiraya verenin doğrudan tahliye istemesi mümkün olmaz. Sürecin devam edebilmesi için kiraya verenin mahkemeye başvurarak itirazın kaldırılmasını ya da iptalini talep etmesi gerekir.
Bu aşama, uygulamada sürecin yönünü tayin eden en kritik dönemeçlerden biridir. Zira kiracının ileri sürdüğü itirazın;
- Kira sözleşmesine itiraz
- Borca itiraz
- İmzaya itiraz
niteliğinde olması, izlenecek hukuki yolu bütünüyle değiştirir. Bu nedenle kiraya verenin itirazın türünü doğru saptayarak buna uygun dava yolunu seçmesi, sürecin hızlı ve isabetli ilerlemesi bakımından büyük önem taşır.
Borca İtiraz Edilmesi Hâlinde İzlenecek Yol
Kiracı yalnızca kira borcuna itiraz ediyorsa, kira ilişkisini hukuken kabul etmiş sayılır. Bu hâlde uyuşmazlık sözleşmenin varlığına değil; borcun doğup doğmadığına ya da ödenip ödenmediğine yönelir. Uygulamada en çok karşılaşılan itiraz türü budur ve genellikle ödemenin yapıldığı veya hesabın hatalı çıkarıldığı iddiasına dayanır.
Borca itiraz hâlinde takip durur; ancak kiraya verenin tahliye hakkı varlığını korur. Bu durumda izlenecek yol, İcra Hukuk Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması ve tahliye istemidir.
Konuya ilişkin ayrıntılar için İtirazın Kaldırılması Davası başlıklı çalışmamıza bakılabilir.
- Dava Açma Süresi
İtirazın kiraya verene tebliğ edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması ve tahliye davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: İcra Hukuk Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme: Kiralananın bulunduğu yer icra hukuk mahkemesi ya da takibin yürütüldüğü yer icra hukuk mahkemesidir.
- İspat ve Deliller
Bu tür davalarda öne çıkan deliller şunlardır:
- İcra dosyası ve ödeme emri
- Yazılı kira sözleşmesi
- Kira borcu tablosu ile hesap dökümü
- Banka dekontları veya ödemeye ilişkin belgeler
Bu aşamada ödemenin yapıldığını ispat yükü kiracıdadır.
İmzaya İtiraz Edilmesi Hâlinde İzlenecek Yol
Kiracı, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını açık ve kesin biçimde reddederse, sözleşmenin varlığı ciddi biçimde tartışmalı hâle gelir. Böyle bir durumda uyuşmazlık yalnızca borca değil, sözleşmenin kurulup kurulmadığına ilişkin temel bir ihtilafa dönüşür.
Bu tür itirazlar genellikle şu ifadelerle dile getirilir:
- "İmza bana ait değildir."
- "Bu sözleşmeyi ben imzalamadım."
- "Belgedeki imza sahte veya taklit edilmiştir."
İzlenecek yol, kira sözleşmesinin niteliğine göre farklılaşır.
- Sözleşme noterlikçe düzenlenmiş veya imzası noterce onaylanmışsa İcra Hukuk Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması ve tahliye talep edilebilir. Zira noterlikçe düzenlenen ya da imzası onaylanan belge, İİK m. 68 anlamında "resmî belge" gücündedir.
- Buna karşılık sözleşme adi yazılı bir belgeden ibaretse, Sulh Hukuk Mahkemesi'nde itirazın iptali ve tahliye davası açılması gerekir. Konuya ilişkin ayrıntılar için İtirazın İptali Davası başlıklı çalışmamıza bakılabilir.
- Dava Açma Süresi
İtirazın kiraya verene tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali ve tahliye davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme: Kiralananın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
- İspat ve Deliller
Bu davalarda belirleyici deliller şunlardır:
- Kira sözleşmesi,
- Bilirkişi incelemesi,
- İmza karşılaştırmasına esas alınacak belgeler
Bu aşamada imzanın kiracıya ait olduğunu ispat yükü kiraya verendedir.
Kira İlişkisine İtiraz Edilmesi Hâlinde İzlenecek Yol
Kiracı, taraflar arasında hiçbir zaman bir kira sözleşmesi kurulmadığını ya da kiracılık ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerse, uyuşmazlık doğrudan kira ilişkisinin varlığına yönelen temel bir ihtilafa dönüşür. Böyle bir durumda icra hukuk yoluyla tahliye sağlanamaz ve uyuşmazlık genel hükümler çerçevesinde çözülür.
Bu tür itirazlar genellikle şu şekilde dile getirilir:
- "Ben kiracı değilim."
- "Kira sözleşmesi yapılmamıştır."
- "Taşınmazı kiralamadım."
- "Taşınmazı farklı bir hukuki ilişki kapsamında kullanıyorum."
Bu hâlde başvurulacak yol, Sulh Hukuk Mahkemesi'nde itirazın iptali ve tahliye davası açmaktır.
- Dava Açma Süresi
İtirazın kiraya verene tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali ve tahliye davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: Sulh Hukuk Mahkemesi
Yetkili mahkeme: Kiralananın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
- İspat ve Deliller
Bu davalarda kiraya verenin ortaya koyması gereken hususlar şunlardır:
- Kiracılık ilişkisinin kurulmuş olduğu
- Kira sözleşmesinin varlığı
- Kira borcunun doğduğu
- Taşınmazın kiracı tarafından kullanıldığı
Başvurulabilecek başlıca deliller ise şunlardır:
- Tanık beyanları
- Yazılı sözleşme
- Elektrik, su ve doğalgaz abonelik kayıtları
- Banka kayıtları
- Yazışmalar ile mesaj dökümleri
- Anahtar teslim tutanağı
Bu aşamada ispat yükü kiraya verendedir.
Tahliye Kararına Karşı Kanun Yolları ve Tehiri İcra
Tahliye davasında hüküm kurulması, sürecin noktalandığı anlamına gelmez. Taraflar bu karara karşı kanun yoluna başvurabildikleri gibi, kararın icrasının durdurulması da belirli koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Tahliye kararlarının kural olarak kesinleşmeden icraya konulabilmesi nedeniyle, istinaf başvurusu ile tehiri icra talebi arasındaki farkın doğru kavranması büyük önem taşır. Bu bölümde karara karşı başvurulabilecek kanun yollarını ve tahliyenin hangi koşullarda durdurulabileceğini uygulamaya dönük biçimde ele alıyoruz.
İstinaf Başvurusunun Tahliyeye Etkisi
Tahliye davası sonunda verilen karara karşı taraflar kanun yoluna gidebilir. İlk derece mahkemesi kararına karşı başvurulacak temel yol istinaftır. Bu başvuru, kararın hukuka uygunluğunun Bölge Adliye Mahkemesince denetlenmesini sağlar.
İstinaf başvurusunun, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde yapılması gerekir. Söz konusu süre hak düşürücü niteliktedir. Süresinde başvuru yapılmazsa karar kesinleşir ve kiraya veren tahliye hükmünü icra yoluyla uygulatabilir.
Bu noktada bilinmesi gereken en önemli husus şudur: İstinaf başvurusu, tek başına tahliye işlemini durdurmaz.
Tahliye hükümleri, kural olarak kesinleşmesi beklenmeksizin icraya konulabilen kararlar arasındadır. Dolayısıyla kiracı istinaf yoluna başvurmuş olsa bile kiraya veren, kararı icra dairesi aracılığıyla uygulamaya koyabilir.
Tehiri İcra Nedir, Hangi Koşullara Bağlıdır?
Tehiri icra, tahliye kararına karşı istinaf yoluna gidilmiş olsa dahi kararın icrasının geçici olarak durdurulmasını sağlayan hukuki imkândır. Tahliye kararları kesinleşmeden icraya konulabildiğinden, kiracının tahliyeyi durdurabilmesi için ayrıca tehiri icra kararı alması zorunludur.
Buradaki temel kural şudur: Tehiri icra kararı alınmadıkça tahliye işlemi durmaz.
Bir başka anlatımla istinafa başvurulmuş olması tek başına yeterli değildir. Tahliyenin durabilmesi için tehiri icra talebinde bulunulması ve öngörülen teminatın yatırılması gerekir.
Tehiri icra isteminin kabulü için şu koşulların bir arada gerçekleşmesi aranır:
- Mahkemenin ya da icra müdürlüğünün belirlediği teminatın yatırılmış olması
- Tahliye kararına karşı süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuş olması
- İstinafa başvurulduğunu gösteren derkenarın icra dosyasına ibraz edilmesi
Uygulamada en belirleyici unsur teminat şartıdır. Teminat yatırılmadığı sürece talep kabul edilmez ve tahliye işlemleri kaldığı yerden sürer.
Teminatın Miktarı, Yatırılacağı Yer ve Usulü
Teminat, tahliye kararının uygulanmasının gecikmesi yüzünden kiraya verenin uğrayabileceği muhtemel zararların güvence altına alınması amacıyla alınır. Konuya ilişkin ayrıntılar için İcranın Durdurulması ve Tehiri İcra başlıklı çalışmamıza bakılabilir.
Teminat Ne Kadardır?
Tahliye kararının icrasının durdurulabilmesi için kiracının yatırması gereken teminat, yerleşik içtihat ve icra pratiği uyarınca en az üç aylık kira bedeli tutarındadır.
İcra dairesi ya da mahkeme, olayın özelliklerini gözeterek bu tutarın üzerinde bir teminata da hükmedebilir. Özellikle kira bedelinin yüksek olduğu veya gecikme nedeniyle kiraya verenin zarara uğrama ihtimalinin arttığı hâllerde teminat yükseltilebilir.
Teminat Nereye ve Nasıl Yatırılır?
Teminat, mahkemenin takdirine göre nakit olarak ya da teminat mektubu biçiminde icra müdürlüğü hesabına yatırılır.
Tahliye Kararının İcra Yoluyla Uygulanması
Kira borcunu ödemeyen kiracıya karşı yürütülen tahliye talepli takipte mahkemenin tahliye kararı vermesi, sürecin tamamlandığı anlamına gelmez. Kiracının taşınmazdan fiilen çıkarılabilmesi için kararın icra dairesi eliyle uygulanması gerekir. Bu aşama, hukuki hükmün fiilî tahliyeye dönüştüğü son halkadır.
Burada uygulanacak usul, genel ilamlı icra hükümlerinden ayrılarak İcra ve İflas Kanunu'nun 269 ve devamı maddelerinde düzenlenen özel tahliye rejimine tabidir. Bu nedenle kararın nasıl infaz edileceği, kiracıya tanınacak süre ve zorla tahliyenin şekli bu özel hükümler çerçevesinde belirlenir.
Kararın İcraya Konulması
Kiraya veren, icra mahkemesinden tahliye kararı aldıktan sonra kararın uygulanabilmesi için icra dairesine başvurarak tahliye isteminde bulunmalıdır. Karar kendiliğinden infaz edilmez; mutlaka icra dairesi eliyle yerine getirilmesi gerekir.
Bu aşamada özellikle şu noktalar öne çıkar:
- Karar icra dosyasına sunulmadıkça tahliye işlemi başlatılamaz
- Tahliye kararı alındıktan sonra icra dairesine başvurulması zorunludur
- İşlem icra müdürlüğü tarafından yürütülür
- Kiracının taşınmazı kendi iradesiyle boşaltmaması hâlinde icra müdürlüğü devreye girer
Ayrıca kaçırılmaması gereken çok önemli bir süre bulunmaktadır: Kiraya verenin, ihtar süresinin bitiminden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinden tahliye talebinde bulunması zorunludur. Bu süre geçirildiğinde:
- Tahliye hakkı düşer
- Aynı takip üzerinden tahliye istenemez
- Yeni bir icra takibi başlatılması gerekebilir
Nitekim uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, tahliye talep süresinin gözden kaçırılmasıdır.
Tahliye Emri ve Kiracıya Tanınan Süre
Karar icra dairesine sunulduktan sonra icra müdürlüğü kiracıya bir tahliye emri çıkarır. Bu emir, taşınmazın belirli bir süre içinde boşaltılmasını kiracıya bildiren resmî bir tebligattır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 269/c maddesi uyarınca kiracıya taşınmazı boşaltması için 10 gün süre tanınır. Bu süre bakımından:
- Süre, tahliye emrinin kiracıya tebliğ edildiği tarihte işlemeye başlar
- Kiracı süre içinde taşınmazı kendi iradesiyle boşaltabilir
- Süre dolmadan zorla tahliyeye girişilemez
15 günlük süre dolmadan zorla tahliye yapılması hukuka aykırıdır.
Zorla Tahliye Aşaması
Kiracı, kendisine tanınan 10 günlük süre içinde taşınmazı boşaltmazsa icra dairesince zorla tahliye işlemi yürütülür. İşlem, icra müdürü veya icra memuru tarafından gerçekleştirilir ve gerektiğinde kolluk desteğine başvurulabilir.
Zorla tahliyede izlenen adımlar şunlardır:
- İcra müdürlüğü tahliye için bir gün belirler
- Belirlenen tarih kiracıya bildirilir
- İhtiyaç duyulması hâlinde polis ya da jandarma desteği sağlanır
- Taşınmazdaki eşyalar dışarı çıkarılır
- Eşyalar kiracıya teslim edilir ya da yediemine bırakılır
Bu adımların tamamlanmasıyla tahliye süreci fiilen sonuçlanır ve kiraya veren taşınmazı yeniden kullanmaya başlar.
Independent Legal Değerlendirmesi
Tahliye ihtarlı icra takibi, doğru kurgulandığında kiraya verene alacak ve tahliye taleplerini tek bir dosya üzerinden yürütme imkânı verir. Buna karşılık uygulamada dosyaların önemli bir kısmı esasa ilişkin bir eksiklikten değil; ödeme emrindeki bir unsurun atlanmasından, tebligattaki usulsüzlükten ya da hak düşürücü sürelerin kaçırılmasından dolayı sonuçsuz kalmaktadır. Süreci baştan doğru kurmak, çoğu zaman ikinci bir takibin maliyetinden ve kaybedilen aylardan tasarruf sağlar.
Kira borcu nedeniyle tahliye süreci planlanırken şu başlıkların öne alınmasını öneriyoruz:
- Ödeme emrinde 30 günlük ödeme süresinin ve tahliye ihtarının açıkça yer aldığının denetlenmesi
- Tebligatın usulüne uygun yapıldığının, süreler işlemeye başlamadan önce doğrulanması
- Kiracının itirazının türüne göre görevli mahkemenin ve dava yolunun isabetle belirlenmesi
- Borca itirazda 6 aylık, imzaya ve kira ilişkisine itirazda 1 yıllık hak düşürücü sürenin takvimlenmesi
- İhtar süresinin bitiminden itibaren işleyen 6 aylık tahliye talep süresinin gözden kaçırılmaması
- Tahliye kararı sonrasında tehiri icra ve teminat ihtimalinin tahsilat planına dahil edilmesi
Independent Legal, kira alacaklarının takibi ve kiralananın tahliyesine ilişkin süreçlerde takibin başlatılmasından zorla tahliye aşamasına kadar danışmanlık ve dosya takibi hizmeti sunmaktadır.

