Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda kurulmuş birlikte mülkiyet bağının sona erdirilmesi amacıyla açılan bir dava türüdür.
Kural olarak hiçbir paydaş, ortaklık ilişkisini sürdürmeye zorlanamaz; her paydaş bu ilişkinin dağıtılmasını isteyebilir. Yargılamada mahkeme öncelikle malın aynen bölüştürülmesinin mümkün olup olmadığını araştırır; bu yol elverişli değilse taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesine karar verir.
Bu bilgi notunda izale-i şuyu davasının koşullarını, uygulanabilecek paylaşım yöntemlerini, yargılamanın işleyişini, satış aşamasını ve verilecek kararın doğurduğu sonuçları ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?
İzale-i şuyu davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi bir mal üzerindeki birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirmeye yönelen bir dava türüdür. Bu dava sayesinde paydaşlar arasındaki ortaklık dağıtılır; mal ya aynen bölüştürülür ya da satılarak bedeli paydaşlara dağıtılır.
Paydaşlardan her birine, kural olarak ortaklığın giderilmesini talep etme yetkisi tanınmıştır.
Davanın Hukuki Niteliği
İzale-i şuyu davası, tam iki taraflı bir eda davasıdır. Bu dosyalarda davacı ile davalı ayrımının klasik anlamda taşıdığı önem sınırlıdır; çünkü yargılamaya dahil olan bütün paydaşlar sonuçtan hukuken etkilenir.
Davacı ve davalı konumları arasındaki ayrımın belirleyici olmamasının nedeni, ortaklığın sona ermesinin herkesin hak alanına dokunmasıdır. Bu sebeple verilen hüküm, dosyada taraf olan tüm paydaşlar bakımından sonuç doğurur.
Davanın Dayandığı Hükümler
Ortaklığın giderilmesi davalarının temel dayanağını Türk Medeni Kanunu oluşturur. Özellikle TMK'nın 698. maddesi, kural olarak her paydaşa paylaşma isteme yetkisi tanımaktadır.
Türk Medeni Kanunu m. 698
"Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir."
Bu hükmün yanında yargılamada şu düzenlemeler de uygulama alanı bulur:
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri
- Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri
- Türk Medeni Kanunu'nun paylı mülkiyet ile elbirliği mülkiyetine ilişkin hükümleri
Davanın Açılabilmesi İçin Aranan Koşullar
İzale-i şuyu davasının açılabilmesi için ortada bir birlikte mülkiyet ilişkisinin bulunması ve ortaklığın sona erdirilmesini haklı kılan hukuki koşulların gerçekleşmesi gerekir. Dava şartları ile ortaklığın giderilmesine ilişkin koşullar mahkemece yargılama boyunca resen gözetilir.
Uygulamada özellikle taraf teşkilinin eksiksiz kurulması, ortak mülkiyet bağının hâlen mevcut olması ve ortaklığın sürdürülmesini zorunlu kılan bir engelin bulunmaması önem kazanır.
Paylı ya da Elbirliği Mülkiyetinin Varlığı
Davanın açılabilmesi için taşınmaz üzerinde öncelikle paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti ilişkisinin kurulmuş olması aranır.
Paylı mülkiyette her paydaşın belirlenmiş bir pay oranı bulunur; elbirliği mülkiyetinde ise payların ayrıştırılması söz konusu değildir ve mülkiyet hakkı ortaklık halinde kullanılır.
Miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti doğduğundan, izale-i şuyu davalarının önemli bir bölümü uygulamada miras ortaklıklarından kaynaklanır.
Ortaklığın Sürdürülmesinin Zorunlu Olmaması
Paylaşma isteğinin ileri sürülebilmesi için, ortaklığın devamını zorunlu kılan hukuki bir durumun bulunmaması gerekir.
TMK m. 698 uyarınca ortaklığın devamı;
- kanun hükmü,
- hukuki bir işlem,
- taşınmazın sürekli bir amaca özgülenmiş olması
nedenlerinden biriyle zorunlu tutulmuşsa, paylaşma talebi belirli sürelerle sınırlanabilir. Örneğin paydaşlar ortaklığın belirli bir süre daha süreceği konusunda geçerli bir sözleşme yapmışlarsa, o süre dolmadan paylaşma istenemeyebilir.
Malın Ortak Mülkiyete Konu Olması
İzale-i şuyu davaları ağırlıklı olarak taşınmazlar bakımından açılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın tapuda birden çok kişi adına kayıtlı bulunması ya da miras ortaklığı nedeniyle birlikte mülkiyet ilişkisinin doğmuş olması gerekir. Tapuda tek kişi adına kayıtlı taşınmazlar bakımından bu dava açılamaz.
Paydaşların Tamamının Yargılamaya Dahil Edilmesi
Bu davalarda paydaşların istisnasız tamamının taraf olarak yer alması zorunludur; çünkü verilecek hüküm ortak mülkiyet ilişkisinin bütününü etkiler.
Bu nedenle tapuda payı bulunan herkesin, elbirliği mülkiyetinde ise mirasçıların tümünün dosyaya dahil edilmesi gerekir. Taraf teşkili tamamlanmadan işin esası hakkında karar verilemez.
Yargılama devam ederken paydaşlardan biri vefat ederse, onun mirasçılarının davaya katılması sağlanmalıdır.
Ortaklığın Giderilmesi Yöntemleri
Mahkeme; taşınmazın nitelikleri, paydaşların durumu ve aynen bölüşmenin elverişli olup olmadığını değerlendirerek ortaklığın hangi usulle sona erdirileceğini belirler.
Türk hukukunda paylaşım kural olarak şu yollarla sağlanır:
- Kat mülkiyeti kurulması
- Aynen taksim
- Satış suretiyle paylaşım
Mahkeme ilk olarak aynen taksimin mümkün olup olmadığını araştırır; bu yöntem uygulanabilir değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesine hükmeder.
Aynen Taksim Yoluyla Paylaşım
Aynen taksim, ortak mülkiyete konu taşınmazın bölünerek paydaşlara ayrı ayrı özgülenmesi ve ortaklığın bu şekilde sonlandırılmasıdır.
Bu yöntemde taşınmaz satılmaz; her paydaş mümkün olduğu ölçüde payına karşılık gelen kısmın maliki olur. Ancak aynen taksime gidilebilmesi taşınmazın:
- imar mevzuatına uygun bulunmasına,
- teknik bakımdan bölünmeye elverişli olmasına,
- bölünme sonucunda ekonomik değerinde ciddi bir kayıp doğmamasına
bağlıdır. Taşınmazın fiilen ya da hukuken bölünememesi halinde bu yola başvurulamaz.
Satış Suretiyle Paylaşım
Aynen bölüşmenin mümkün olmadığı hallerde ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilir.
Bu yöntemde taşınmaz açık artırmayla satılır ve elde edilen bedel paydaşlar arasında pay oranlarına göre bölüştürülür. Satış yoluyla paylaşım, uygulamada en çok başvurulan yöntemlerdendir.
Satış kural olarak herkese açık ihale usulüyle gerçekleştirilir. Bununla birlikte paydaşların tamamının bu yönde talepte bulunması halinde ihalenin yalnızca paydaşlar arasında yapılmasına hükmedilebilir.
Kat Mülkiyeti Kurulması Yoluyla Paylaşım
Üzerinde birden çok bağımsız bölüm oluşturmaya elverişli yapı bulunan taşınmazlarda, kat mülkiyeti kurularak ortaklığın giderilmesi mümkündür.
Bu yöntemde de taşınmaz satılmaz; bağımsız bölümler oluşturularak paydaşlara özgülenir. Böylece paydaşlar taşınmaz üzerindeki haklarını tümüyle yitirmez, bağımsız bölüm maliki konumuna gelir.
Bu yol özellikle aile apartmanları ile çok katlı yapılar bakımından uygulamada önemli bir işlev görür.
Aynen Taksimin Önceliği İlkesi
İzale-i şuyu yargılamasında öncelikle aynen taksim imkânının araştırılması gerekir.
Mahkeme, taşınmazın bölünmeye ya da kat mülkiyeti kurulmasına elverişli olup olmadığını incelemeden doğrudan satışa hükmedemez. Bu nedenle aynen paylaşım imkânı keşif ve bilirkişi incelemeleriyle değerlendirilir.
Aynen taksimin mümkün olmadığı ya da taşınmazın ekonomik değerinde ciddi kayba yol açacağı sonucuna varılırsa satış yoluyla paylaşıma karar verilebilir.
Denkleştirme Bedeli (İvaz)
Aynen taksim ya da kat mülkiyeti kurulması yoluyla paylaşımda, paydaşlara özgülenen bölümlerin değerleri birbirinden farklılaşabilir.
Böyle bir durumda mahkeme denkleştirme bedeline (ivaz) hükmederek paydaşlar arasındaki ekonomik dengeyi kurar. Örneğin daha değerli bir bölümün bir paydaşa bırakılması halinde, aradaki farkın diğer paydaşlara ödenmesine karar verilebilir.
Denkleştirme bedeli uygulaması özellikle kat mülkiyeti kurulması yoluyla giderilen ortaklıklarda öne çıkar.
Muhdesatın Hangi Paydaşa Ait Olduğunun Belirlenmesi
Bu davalarda en sık karşılaşılan çekişmelerden biri, taşınmaz üzerindeki yapı, ağaç ya da diğer eklentilerin hangi paydaşa ait sayılacağıdır. Özellikle paydaşlardan birinin kendi imkânlarıyla bina yapması, ağaç dikmesi ya da ekonomik değer taşıyan başka bir unsur meydana getirmesi halinde, bu değerin satış bedeline nasıl yansıtılacağı gündeme gelir.
Aidiyete ilişkin uyuşmazlıklar, davanın sonucunu ve bedelin dağıtımını doğrudan etkileyebilmektedir.
Muhdesat Kavramı
Muhdesat, ortak mülkiyete konu taşınmaz üzerinde sonradan oluşturulan yapı, bina, ağaç, tesis veya ekonomik değer taşıyan diğer eklentileri ifade eder. Örneğin:
- Sera,
- Depo,
- Dikili ağaçlar,
- Dükkan,
- Daire,
- Bina
bu kapsamda değerlendirilebilir. Muhdesatın bir paydaş tarafından kendi emeği ve harcamasıyla meydana getirildiği ileri sürüldüğünde aidiyet çekişmesi doğar.
Muhdesatın Satış Bedeline Etkisi
Dava sonunda taşınmazın satışına hükmedilirse, muhdesatın taşınmazın toplam değerini yükselttiği kabul edilir.
Bu nedenle bedelin bölüştürülmesi aşamasında muhdesatın hangi paydaşa ait olduğunun belirlenmesi kritik hale gelir. Aksi takdirde muhdesatı oluşturan paydaşın emeği ve yaptığı harcama gözetilmeksizin bedelin tüm paydaşlara dağıtılması, hakkaniyete aykırı bir tabloya yol açar.
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası
Paydaşlardan biri muhdesatın kendisine ait olduğunu ileri sürüyor ve bu iddia diğer paydaşlarca benimsenmiyorsa, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılması gerekir.
Bu dava ile taşınmaz üzerindeki yapının ya da diğer unsurların hangi paydaşa ait olduğu mahkeme kararıyla saptanır. Söz konusu davalar uygulamada çoğunlukla ortaklığın giderilmesi dosyalarıyla bağlantılı olarak görülür.
Bekletici Mesele Yapılması
Aidiyet konusunda çekişme bulunduğunda, ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkeme çoğu kez tespit davasının sonucunu bekletici mesele yapar.
Bu durumda muhdesatın kime ait olduğu kesinleşmeden taşınmazın satışına ya da bedelin bölüştürülmesine ilişkin işlemler tamamlanmaz. Böylece bedelin doğru dağıtılması amaçlanır.
Bedelin Dağıtımına Yansıması
Muhdesatın belirli bir paydaşa ait olduğu mahkeme kararıyla saptandığında, bedel dağıtımı buna göre yapılır. Uygulamada öncelikle:
- muhdesatın toplam değere katkısı,
- salt arsa değeri,
- taşınmazın muhdesat dahil toplam değeri
bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Muhdesata düşen bedel onu meydana getiren paydaşa ödenir; kalan tutar ise paydaşlara pay oranlarına göre dağıtılır. Böylece ilgili paydaşın ekonomik katkısının korunması hedeflenir.
Yargılama Süreci
İzale-i şuyu davaları, teknik ve usuli yönü ağır basan dosyalar arasındadır. Yargılama boyunca taşınmazın aynen taksime elverişli olup olmadığı, satışın gerekip gerekmediği, muhdesat çekişmeleri ve paydaşların hak durumu mahkemece ayrıntılı biçimde incelenir.
Bu nedenle taraf teşkili, keşif, bilirkişi incelemesi ve satış aşaması bu davalarda belirleyici öneme sahiptir.
Zorunlu Arabuluculuk
7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuğa başvurulması dava şartı haline gelmiştir. Bu nedenle dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması zorunludur.
Görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde düzenlenen son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Bu dava şartı yerine getirilmeden açılan dosyalarda usulden ret kararı verilebilmektedir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bu davalarda görev kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesine aittir.
Yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Dolayısıyla dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.
Davanın Açılması ve Taraf Teşkili
Paydaşların tamamının dosyada taraf sıfatıyla bulunması zorunludur; zira hüküm ortak mülkiyet ilişkisinin bütününü etkileyecek sonuçlar doğurur.
Bu nedenle tapuda payı olan bütün kişilerin, elbirliği mülkiyetinde ise mirasçıların tamamının davaya dahil edilmesi gerekir. Taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında karar verilemez.
Yargılama sırasında paydaşlardan birinin ölümü halinde mirasçılarının dosyaya katılması gerekmektedir.
İspat ve Deliller
Mahkeme, taşınmazın hukuki ve fiili durumunu çeşitli delillerle değerlendirir. Uygulamada sıklıkla başvurulan deliller şunlardır:
- Keşif tutanakları ve incelemeleri,
- Bilirkişi raporları,
- Mimari projeler,
- Belediye ve imar kayıtları,
- Nüfus kayıtları,
- Veraset ilamı,
- Tapu kayıtları
Özellikle taşınmazın aynen taksime elverişliliği ile muhdesat çekişmeleri bakımından bilirkişi incelemeleri belirleyici olmaktadır.
Harç ve Yargılama Giderleri
Bu dosyalarda yargılama giderleri; keşif, bilirkişi incelemesi, satış işlemleri ve diğer masraflardan oluşur.
Harç ve giderler kural olarak paydaşların pay oranlarına göre taraflara yükletilir. Bununla birlikte mahkeme, somut olayın özelliklerine göre farklı bir değerlendirme de yapabilir.
Vekâlet Ücreti
İzale-i şuyu davaları tam iki taraflı nitelik taşıdığından, uygulamada vekille temsil edilen taraflar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmektedir.
Yine de olayın özellikleri, tarafların talepleri ve yargılama sürecindeki tutumları dikkate alınarak mahkemece farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür.
Kanun Yolları
Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf yoluna gidilebilir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı ise kanunda öngörülen parasal sınırın aşılması durumunda temyiz yolu açıktır.
Karar kesinleştiğinde aynen taksim, kat mülkiyeti kurulması ya da satış işlemlerine ilişkin aşamalar uygulanabilir hale gelir.
Davanın Sonuçları
Davanın kabulüyle birlikte taşınmaz üzerindeki ortak mülkiyet ilişkisi son bulur. Mahkeme; taşınmazın nitelikleri, aynen paylaşım imkânı ve paydaşların durumunu değerlendirerek ortaklığın hangi yöntemle giderileceğini belirler.
Ortaklığın Sona Ermesi
Verilen kararın kesinleşmesiyle paydaşlar arasındaki birlikte mülkiyet ilişkisi ortadan kalkar.
Böylece taşınmaz üzerindeki ortak hak durumu son bulur ve paylaşımın şekline göre taraflar bağımsız mülkiyet hakkı elde eder.
Taşınmazın Aynen Bölüştürülmesi
Mahkeme taşınmazın teknik ve hukuki bakımdan bölünmeye elverişli olduğu kanaatine varırsa, ortaklığın aynen taksimle giderilmesine hükmedebilir.
Bu halde taşınmaz bölünerek ya da kat mülkiyeti kurularak bağımsız bölümler paydaşlara özgülenir. Böylece satış yapılmaksızın her paydaş kendi bölümünün maliki olur.
Paylaşım sırasında paydaşların pay oranları gözetilir; gerek görülürse denkleştirme bedeline (ivaz) de hükmedilebilir.
Satışa Karar Verilmesi
Aynen paylaşımın mümkün olmadığı ya da ekonomik değerde ciddi kayba yol açacağı hallerde mahkeme, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verir.
Bu durumda taşınmaz açık artırmayla satılarak nakde çevrilir. Satış kural olarak herkese açık ihale usulüyle yapılır; ancak paydaşların tamamının talebi halinde ihalenin yalnızca paydaşlar arasında yapılmasına da hükmedilebilir.
Elde Edilen Bedelin Bölüştürülmesi
Satıştan elde edilen tutar, paydaşlar arasında tapudaki pay oranlarına göre dağıtılır.
Bununla birlikte taşınmaz üzerinde belirli bir paydaşa ait olduğu saptanan muhdesat varsa, buna karşılık gelen bedel öncelikle ilgili paydaşa ödenir. Kalan tutar diğer paydaşlara payları oranında dağıtılır.
Böylece hem ortak mülkiyet ilişkisi sonlandırılmış hem de paydaşların ekonomik hakları korunmuş olur.
Satış Aşamasının İşleyişi
Taşınmazın aynen paylaşılamadığı dosyalarda mahkeme, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine hükmeder. Bu halde taşınmaz açık artırmayla satılır ve bedel paydaşlar arasında bölüştürülür.
Satış aşaması, izale-i şuyu dosyalarının en teknik ve en çok çekişme doğuran bölümüdür. Özellikle ihalenin yürütülmesi, satış koşulları, bedelin ödenmesi ve ihalenin feshi başlıkları uygulamada öne çıkar.
Satış Kararının Verilmesi
Mahkeme taşınmazın aynen taksime ya da kat mülkiyeti kurulmasına elverişli olmadığı sonucuna varırsa, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine hükmeder.
Kararda taşınmazın satılmasına yer verilir ve işlemlerin yürütülmesi için dosya satış memurluğuna iletilir.
Satış Memurluğu Aşaması
Satış kararı kesinleştikten sonra dosya satış memurluğuna devredilir; bundan sonraki işlemler bu birim tarafından yürütülür.
Bu kapsamda:
- ihale gününün belirlenmesi,
- satış ilanlarının hazırlanması,
- kıymet takdirinin yapılması,
- elektronik satış işlemlerinin yürütülmesi
gerçekleştirilir. Satış memurluğunun işlemleri İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılır.
Açık Artırma Usulü
Bu davalarda satış kural olarak açık artırma usulüyle gerçekleştirilir.
Günümüzde işlemler ağırlıklı olarak elektronik ihale sistemi üzerinden yürütülmektedir. İhalede en yüksek teklifi sunan kişi taşınmazı satın alma hakkını elde eder.
İhalenin Herkese Açık Olması
Kural olarak izale-i şuyu satışlarında yapılan ihaleler herkese açıktır; bu nedenle paydaş olmayan üçüncü kişiler de artırmaya katılabilir.
İhalenin herkese açık tutulmasındaki amaç, taşınmazın ulaşılabilecek en yüksek bedelle satılmasını sağlamaktır.
Satışın Paydaşlarla Sınırlı Yapılması
Paydaşların oybirliğiyle talepte bulunması halinde satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılmasına karar verilebilir.
Bu durumda ihaleye sadece paydaşlar katılabilir ve üçüncü kişilerin taşınmazı edinmesi engellenmiş olur. Aile taşınmazlarının aile dışına çıkmasını önlemek amacıyla bu yönteme uygulamada sıkça başvurulmaktadır.
İhale Bedelinin Ödenmesi
İhaleyi kazanan kişi, bedeli kanunda öngörülen süre içinde yatırmakla yükümlüdür.
Bedelin süresinde ödenmemesi halinde ihale iptal edilebilir ve taşınmaz yeniden satışa çıkarılabilir. Ayrıca ihale koşullarını yerine getirmeyen alıcı bakımından çeşitli hukuki ve mali sorumluluklar doğabilir.
Satıştan Elde Edilen Bedelin Paylaştırılması
Satış sonucunda elde edilen tutar, paydaşların tapudaki pay oranlarına göre dağıtılır.
Taşınmaz üzerinde belirli bir paydaşa ait olduğu saptanmış muhdesat bulunuyorsa, buna isabet eden bedel öncelikle o paydaşa ödenir. Geriye kalan tutar paydaşlar arasında pay oranlarına göre bölüştürülür.
İhalenin Feshi
Satış işlemlerinde usulsüzlük bulunduğunda ilgililer ihalenin feshini isteyebilir. Özellikle:
- satış koşullarının ihlal edilmesi,
- ihaleye fesat karıştırılması,
- kıymet takdirinde ciddi hatalar bulunması,
- ihale ilanında usulsüzlük yapılması
hallerinde bu talep gündeme gelir. İhalenin feshi istemleri ilgili icra mahkemesince incelenir; talebin kabulü halinde ihale iptal edilerek satış yeniden gerçekleştirilebilir.
Independent Legal Değerlendirmesi
İzale-i şuyu dosyalarında sonucu belirleyen unsur çoğu zaman esasa ilişkin tartışma değil, usuldür. Arabuluculuk şartının atlanması, paydaşlardan birinin dosyaya dahil edilmemesi ya da vefat eden paydaşın mirasçılarının tespit edilmemesi, aylar süren bir yargılamanın esasa girilmeden sonuçlanmasına yol açabilir. Aynen taksim talebinin ise dilekçe aşamasında gerekçelendirilmesi ve keşifte teknik olarak desteklenmesi gerekir; aksi halde dosya kendiliğinden satışa evrilir.
Somut bir uyuşmazlıkta şu başlıkların öne alınması yerinde olur:
- Arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmiş olması
- Tapu ve nüfus kayıtları üzerinden paydaş listesinin güncel biçimde çıkarılması
- Aynen taksim veya kat mülkiyeti kurulması talebinin teknik verilerle temellendirilmesi
- Muhdesat iddiasının, kesin süre verilmeden önce delilleriyle birlikte ileri sürülmesi
- Denkleştirme bedeli gerekip gerekmediğinin bilirkişi incelemesinde tartıştırılması
- Satış aşamasında kıymet takdirine ve ihale ilanına süresinde itiraz edilmesi
Independent Legal, birlikte mülkiyetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda ortaklığın giderilmesi davasının açılmasından ihale sürecinin denetimine kadar danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

