Finansmanın satıcının yönlendirmesiyle sağlandığı alışverişler, hukuken sıradan bir kredi kullanımından ayrı değerlendirilir. Satıcının önceden anlaşma yaptığı bankaya müşterisini yönlendirmesi ve kredinin yalnızca o alışveriş için kullandırılması halinde ortaya bağlı kredi ilişkisi, yani satıcı, banka ve tüketici arasında üç köşeli bir bağ çıkar.
Uygulamada tabloyu karmaşıklaştıran nokta şudur: kredi tutarı tüketicinin hesabına değil doğrudan satıcıya aktarılır; buna karşılık mal teslim edilmediğinde ya da teslim edilen mal ayıplı çıktığında taksitler işlemeye devam eder. Bu riskin tüketici üzerinde bırakılmaması amacıyla kanun koyucu, bağlı kredi kullanan kişiye özel birtakım yetkiler tanımıştır.
Bu bilgi notunda söz konusu yetkileri; ilişkinin kuruluşu, cayma, erken kapatma, ödemeyi durdurma ve tazminat başlıkları altında uygulamaya dönük biçimde inceliyoruz.
Bağlı Kredi Kavramı ve İşleyiş Biçimi
Bağlı kredide satıcı, kendisinden yapılacak alışverişi mümkün kılmak için işbirliği içinde bulunduğu bankadan tüketiciye kredi kullandırılmasını sağlar. Tüketicinin kredi tutarını dilediği yere harcaması söz konusu değildir; finansman, baştan belirlenmiş bir mal ya da hizmetin bedeliyle sınırlıdır. Ödeme de tüketiciye yapılmaz, kredi bedeli doğrudan satıcının hesabına geçer.
Bu işleyiş, tüketicinin gözünde banka ile satıcıyı adeta tek bir muhatap haline getirir. Kanun koyucu da bu görünümü esas almış; malın ayıplı olması, hiç teslim edilmemesi ya da gereği gibi teslim edilmemesi ihtimallerine karşı tüketiciye şu yetkileri tanımıştır:
- Taksitleri ödemeyi askıya alma, yani kredi borcunun ifasından kaçınma
- Ortaya çıkan zararın giderilmesini isteme
- Kanunda öngörülen süre içinde sözleşmeden cayma
- Vadesi gelmemiş borcu erken kapatarak faiz ve maliyet indirimi talep etme
Sözleşmeden Cayma Yetkisi
Tüketici kredilerinde cayma, tarafların iradesine bırakılmış bir imkân değil, doğrudan kanundan doğan bir haktır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (mevzuat.gov.tr) 24. maddesi bu konuda açık bir düzenleme getirmiştir:
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 24
"Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin tüketici kredisi sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir."
Hükmün amacı, tüketicinin ödeme kapasitesini zorlayacak bir yükümlülüğün altına aceleyle girmesini önlemektir. Bu nedenle cayma için sebep açıklanması gerekmediği gibi, süresi içinde kullanıldığında cezai şart da doğmaz. Bağlı krediler de tüketici kredisi niteliği taşıdığından, on dört günlük süre bu sözleşmeler bakımından aynen geçerlidir. Bankanın ilişkideki diğer yükümlülüklerini Bağlı Tüketici Kredilerinde Bankanın Sorumluluğu başlıklı çalışmamızda ayrıca ele alıyoruz.
Satıştan Cayılması Halinde Kredi Sözleşmesinin Durumu
Satıcıyla kurulan sözleşmeden dönülmesi halinde finansmanın akıbeti başlı başına bir sorun oluşturur. Kanun bu noktada tüketiciyi iki sözleşmeyle ayrı ayrı uğraşmak zorunda bırakmamıştır: cayma iradesi süresi içinde bankaya da ulaştırıldığı takdirde kredi ilişkisi de son bulur ve tüketiciden ne cayma bedeli ne de cezai şart istenebilir. Düzenleme, Kanun'un 30. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alır:
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 30/4
"Tüketicinin mal veya hizmet tedarikine ilişkin sözleşmeden cayması ve buna ilişkin bildirimin cayma süresi içinde ayrıca kredi verene de yöneltilmesi hâlinde, bağlı kredi sözleşmesi de herhangi bir tazminat veya cezai şart ödeme yükümlülüğü olmaksızın sona erer."
Uygulamada belirleyici olan unsur, bildirimin ayrıca krediyi veren kuruluşa da yöneltilmesidir; salt satıcıya yapılan bir bildirim kredi ilişkisini sona erdirmeye yetmeyebilir.
Kredi Borcunun Vadesinden Önce Kapatılması
Kredi ilişkisinin olağan akışı, bankanın tutarı kullandırması ve borçlunun anapara, faiz ve masrafları belirlenmiş taksit tarihlerinde geri ödemesidir. Bununla birlikte tüketicinin bu takvimi beklemeksizin borcunu kapatması her zaman mümkündür; borcun tamamı bir defada ödenebileceği gibi vadesi henüz gelmemiş taksitlerin bir kısmı da erkenden kapatılabilir. Her iki ihtimalde de faiz ve komisyon kalemlerinde indirim yapılması bankanın takdirine bırakılmış değildir; kanuni bir zorunluluktur.
Konuya ilişkin ilk düzenleme Kanun'un 20. maddesinde yer alır:
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 20
"Tüketici, borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da satıcı veya sağlayıcı, faiz veya komisyon aldığı durumlarda ödenen miktara göre gerekli tüm faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür."
Tüketici kredileri bakımından paralel bir hüküm ise 27. maddede öngörülmüştür:
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 27
"Tüketici, vadesi gelmemiş bir veya birden çok taksit ödemesinde bulunabilir veya kredi borcunun tamamını erken ödeyebilir. Bu hâllerde kredi veren, erken ödenen miktara göre gerekli tüm faiz ve diğer maliyet unsurlarına ilişkin indirim yapmakla yükümlüdür."
İki hükmün birlikte okunmasından çıkan sonuç nettir: erken kapatma talebinin geri çevrilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi, indirim de faiz ve komisyonla sınırlı kalmaz; diğer maliyet unsurları erken ödenen tutar oranında düşülür.
Konut Finansmanı Kredilerinde Erken Ödeme
Erken ödeme imkânı bütün kredi türleri bakımından geçerlidir. Konut edinimine yönelik kredilerin ulaştığı yaygınlık nedeniyle kanun koyucu, konuya "Konut Finansmanı" başlığını taşıyan bölümdeki 37. maddede ayrı bir düzenleme ayırmıştır:
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 37
"Tüketici, vadesi gelmemiş bir veya birden çok taksit ödemesinde bulunabileceği gibi, konut finansmanı borcunun tamamını erken ödeyebilir. Bu hâllerde, konut finansmanı kuruluşu, erken ödenen miktara göre gerekli tüm faiz ve diğer maliyet unsurlarına ilişkin indirim yapmakla yükümlüdür.
Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi hâlinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda, konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme tazminatı talep edilebilir. Erken ödeme tazminatı gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın kalan vadesi otuz altı ayı aşmayan kredilerde yüzde birini, kalan vadesi otuz altı ayı aşan kredilerde ise yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi hâlinde tüketiciden erken ödeme tazminatı talep edilemez."
Hükümden anlaşılacağı üzere erken ödeme tazminatı yalnızca sabit faizli kredilerde, sözleşmede buna yer verilmiş olması şartıyla istenebilir; üst sınır kalan vadeye göre yüzde bir veya yüzde ikidir. Faizin değişken kararlaştırıldığı sözleşmelerde ise böyle bir bedel talep edilemez.
Taksitleri Ödemekten Kaçınma Yetkisi
Kredi sözleşmelerinde asıl olan, borçlunun ödeme planına sadık kalmasıdır. Ne var ki bağlı kredide satıcı, banka ve tüketici arasında kurulan üçlü yapı ve bankanın satıcıyla birlikte tüketiciye karşı müteselsil biçimde sorumlu tutulması, bu kuralın istisnasını doğurur.
Bağlı kredi yoluyla temin edilen mal veya hizmetin ayıplı çıkması, hiç ifa edilmemesi ya da gereği gibi ifa edilmemesi hallerinde tüketici, kredi taksitlerini ödemekten kaçınabilir. Karşılığını alamadığı bir edim için tüketicinin ödemeye zorlanması söz konusu değildir; zira banka, satıcının yerine getirmediği yükümlülükten kendisi de sorumludur.
Zararın Tazminini İsteme Yetkisi
Ayıplı ifa ya da hiç veya gerektiği gibi ifa etmeme tüketicinin malvarlığında bir eksilmeye yol açmışsa, bu eksilmenin giderilmesi talep edilebilir. Yukarıda değindiğimiz müteselsil sorumluluk, talebin muhatabını da genişletir: doğan zarar yalnızca satıcıdan değil, krediyi kullandıran bankadan da istenebilir. Banka bakımından bu yükümlülük, satıcıyla kurduğu işbirliğinin doğrudan sonucudur.
Sonuç
Bağlı kredide banka ile satıcı tüketici karşısında tek bir irade gibi hareket ettiğinden, kanun koyucu iki tarafı müteselsilen sorumlu tutmuştur. Bu sayede tüketici, ifanın hiç veya gereği gibi gerçekleşmediği ya da ayıplı olduğu hallerde taleplerini satıcıyla sınırlamak zorunda kalmaz.
Independent Legal Değerlendirmesi
Bağlı kredi uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen ilk husus, kredinin gerçekten bağlı kredi niteliği taşıyıp taşımadığının ortaya konulmasıdır. Satıcının yönlendirmesi, banka ile satıcı arasındaki anlaşma ve kredi bedelinin doğrudan satıcıya aktarılmış olması bu niteliğin başlıca göstergeleridir. İkinci belirleyici husus ise zamanlamadır; cayma iradesinin süresinde ve doğru muhataba iletilmemesi ya da ayıbın usulünce ortaya konulmaması, esasen haklı olan tüketicinin temerrüde düşmüş sayılmasına yol açabilir.
Somut bir dosyada şu başlıkların önceden değerlendirilmesini öneriyoruz:
- Satıcı ile kredi kuruluşu arasındaki işbirliğinin belge ve ödeme akışıyla kanıtlanması
- Cayma bildiriminin süresi içinde hem satıcıya hem bankaya yazılı olarak iletilmesi
- Ayıp veya teslim etmeme olgusunun ihtar ya da tutanakla kayıt altına alınması
- Erken kapatma taleplerinde indirim hesabının bağımsız biçimde denetlenmesi
- Konut finansmanında faizin sabit mi değişken mi kararlaştırıldığının sözleşmeden doğrulanması
- Taksitleri durdurma kararı öncesinde kredi notu ve icra takibi risklerinin gözden geçirilmesi
Independent Legal, bağlı kredi ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyeti başvurularından tüketici mahkemesi nezdinde yürütülecek dava süreçlerine kadar danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

