Independent LegalIndependent Legal

İş Hukuku

İş Hukuku

Çalışma Süresine Dahil Edilen Zaman Dilimleri (İş Kanunu m. 66)

İşçinin fiilen iş görmediği bazı zaman dilimleri kanun gereği çalışma süresi içinde kabul edilir. Bu sürelerin kapsamını, fazla çalışma hesabına etkisini ve ücret bakımından doğurduğu sonuçları İş Kanunu m. 66 çerçevesinde inceliyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı İş HukukuOkuma 7 dk

İş ilişkisinde çalışma süresi, işçinin iş görme borcunu ifa ettiği ve işverenin yönetim yetkisi altında bulunduğu zaman aralığını anlatır. Bu sürenin doğru saptanması yalnızca teorik bir mesele değildir; fazla çalışma ücretinden hafta tatili alacağına kadar pek çok kalemin hesabı doğrudan bu tespite bağlıdır.

4857 sayılı İş Kanunu, işçinin fiilen üretim faaliyetinde bulunmadığı bazı zaman dilimlerini de 66. madde ile çalışma süresi kapsamına almıştır. Kanun koyucu bu tercihiyle, işçinin işverenin denetimi altında geçirdiği ya da işin yürütümüyle doğrudan bağlantılı olan zamanların hesap dışında bırakılmasını ve buna bağlı hak kayıplarının doğmasını engellemeyi hedeflemiştir.

Aşağıda hangi zaman dilimlerinin çalışma süresi sayıldığını, bu kabulün fazla mesai hesabı üzerindeki etkisini ve söz konusu süreler bakımından işçinin ücret haklarını ele alıyoruz.

Çalışma Süresi Kavramı ve Yasal Zemin

İş Kanunu'nda Haftalık Süre Sınırı

Çalışma süresi kavramı, işçinin edimini gördüğü ve aynı zamanda işverenin talimat verme yetkisi altında kaldığı zaman aralığına karşılık gelir. Haftalık üst sınır İş Kanunu'nun 63. maddesinde belirlenmiştir:

4857 sayılı İş Kanunu m. 63/1
"Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir."

Aynı hüküm uyarınca taraflar aksini kararlaştırmadıkça süre, çalışılan günlere eşit biçimde bölünerek uygulanır.

Sürenin isabetli belirlenmesi; hafta tatili alacağı, fazla çalışma ücreti, genel tatil ve ulusal bayram ödemeleri ile kalan işçilik kalemlerinin hesabı bakımından belirleyicidir. Bu nedenle iş hukukunda çalışma süresi, yalnızca fiilen yapılan üretim faaliyetiyle sınırlı biçimde okunmaz.

Düzenlemenin Amacı

İş Kanunu'nun 66. maddesi, işçinin fiilen çalışmadığı bir kısım zaman dilimini de çalışma süresi saymaktadır. Kanun koyucunun amacı açıktır: işçinin işverenin emir ve denetimi altında bulunduğu ya da işin görülmesiyle doğrudan bağlantılı olarak geçirdiği zamanların hesaba katılmaması, ücret ve diğer haklar bakımından mağduriyet doğuracaktır. Düzenleme bu sonucun önüne geçmektedir.

Çalışma Süresinden Sayılan Başlıca Haller

İşçinin o anda üretim faaliyeti içinde olmaması, tek başına ilgili sürenin hesap dışında kalmasını gerektirmez. İşverenin emir ve talimatı altında geçirilen ya da işin yürütümüyle bağlantısı kurulabilen bazı zaman dilimleri de çalışma süresine dahildir.

İşyerinde Hazır Bekleme Süreleri

İşçinin işyerinde bulunduğu, ancak işverenin talimatı gereği iş çıkmasını beklediği ve fiilen üretim yapmadığı zamanlar çalışma süresi sayılır. Bu hallerde işçi işyerinden ayrılamaz ve her an iş görmeye hazır konumda kalır.

Üretim hattındaki bir makine arızası nedeniyle çalışmanın geçici olarak durması, vardiya devri sırasında hazır beklenen zaman aralıkları veya iş organizasyonundan kaynaklanan bekleme dönemleri bu kapsamda değerlendirilebilir. İşçi bu zamanlarda üretim yapmasa dahi işverenin yönetim hakkı altında bulunduğundan, süre çalışma süresine eklenir.

Bunun doğal sonucu olarak, işin başlamasını ya da devamını beklemek zorunda kalan işçinin bu şekilde geçirdiği zaman, koşulların oluşması halinde fazla mesai hesabına da yansıyabilmektedir.

Görevlendirme Nedeniyle Yolda Geçen Süreler

İşçinin işveren tarafından başka bir işyerine, şantiyeye, müşteriye ya da farklı bir şehre gönderilmesi halinde, bu görevlendirme dolayısıyla yolda geçirilen zaman çalışma süresi içinde sayılır. Zira işçi bu esnada kendi tasarrufuyla değil, kendisine verilen talimat gereği hareket etmekte ve iş organizasyonunun içinde kalmaktadır.

Belirleyici olan, sürenin işverence verilen bir görev kapsamında geçirilmiş olmasıdır. İşçinin gündelik yaşamının parçası olan ev ile işyeri arasındaki olağan ulaşım zamanı ise kural olarak hesaba katılmaz.

Bu itibarla görevlendirme ya da iş seyahati sırasında yolda harcanan zaman, her olayın kendi koşulları içinde çalışma süresi kapsamında değerlendirilmekte; şartların oluşması halinde fazla mesai hesabına da yansıyabilmektedir.

Asıl İşyeri Dışında Çalıştırılma

İşçinin asıl işyeri dışında bir yerde çalıştırılması halinde bu süreler de çalışma süresinden sayılır. Burada işçi zaten iş görme edimini fiilen sürdürmektedir; işin görüldüğü mekânın değişmiş olması çalışma süresi bakımından bir farklılık yaratmaz.

Uygulamada işçinin başka bir şantiyeye, müşteriye ait bir tesise veya aynı işverene bağlı farklı bir işyerine geçici olarak görevlendirilmesi sık rastlanan bir durumdur. Böyle hallerde işçi, kendisine verilen talimat gereği edimini ifa etmeyi sürdürdüğünden geçen zaman çalışma süresi kapsamında kalır.

Emziren Kadın İşçilere Tanınan Süt İzni

Doğum yapmış kadın işçilere, çocuklarını emzirebilmeleri amacıyla belirli bir izin süresi tanınmıştır. Kanun gereği bir yaşını doldurmamış çocuğu bulunan kadın işçiye günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir.

İş Kanunu'nun 66. maddesi, emziren kadın işçilere tanınan bu iznin çalışma süresi sayılacağını açıkça hükme bağlamıştır. Dolayısıyla izin süresince işçi fiilen çalışmasa da bu zaman çalışılmış kabul edilerek süreye eklenir.

Düzenlemenin pratik sonucu, süt izni kullanan kadın işçinin ücretinden herhangi bir kesinti yapılamamasıdır. Günlük çalışma süresinin izin nedeniyle kısalması, işçinin ücretinde ya da diğer haklarında bir azalmaya yol açmaz.

Yer Altı İşlerinde Kuyuya İniş ve Çıkış Süreleri

Bazı işlerde işçiler, üretim faaliyetine başlayabilmek için önce çalışma alanına ulaşmak zorundadır. Maden ve tünel gibi yer altı işlerinde bu durum belirgindir; işçiler çalışma noktasına inmek ve iş bitiminde yeryüzüne çıkmak için belirli bir zaman harcamak zorunda kalır.

İş Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca yer altı işlerinde çalışanların kuyulara iniş ve çıkış sırasında harcadıkları zaman çalışma süresinden sayılır. İşçiler bu esnada üretim yapmıyor olsa da, işin görülebilmesi için zorunlu olan bu zaman dilimleri hesaba dahil edilir.

Düzenlemenin amacı, çalışma alanına varmak için zorunlu biçimde harcanan zamanın hesap dışında tutulması sonucunda ücret ve öteki haklar yönünden doğacak mağduriyetleri engellemektir.

İşveren Servisiyle İşe Gidiş ve Dönüş

İşe gidiş ile işten dönüş için harcanan zaman kural olarak çalışma süresine girmez. İşçinin kendi olanaklarıyla konutundan işyerine gitmek için harcadığı zaman bu nedenle hesaba katılmaz.

Yargıtay uygulamasında, işçinin işverence sağlanan servisle doğrudan evinden işyerine gidip gelmesi halinde geçen süre de kural olarak çalışma süresi sayılmamaktadır. Bu zaman dilimi, işçinin gündelik yaşamına ilişkin ulaşım süresi olarak nitelendirilmektedir.

Bununla birlikte bazı hallerde servisle geçen zaman çalışma süresine dahil edilebilmektedir. İşçinin servisle doğrudan işin görüleceği noktaya taşınması, çalışma alanının işyeri dışında bulunması ya da iş organizasyonu gereği işçinin belirli bir toplanma yerinden alınarak çalışma yerine götürülmesi bu istisnai hallere örnektir.

Bu Sürelerin Fazla Çalışmaya Etkisi

Fazla Çalışma Hesabına Yansıması

İş Kanunu bakımından fazla çalışma, haftalık 45 saatin aşılması halinde söz konusu olur. Haftalık toplam süre belirlenirken yalnızca fiilen yapılan iş değil, 66. madde kapsamında çalışma süresinden sayılan zaman dilimleri de hesaba katılır.

Buna göre işçinin fiilen üretim yapmadığı ancak işverenin talimatı doğrultusunda hazır beklediği veya işin yürütümüyle bağlantılı olarak geçirdiği zamanlar, haftalık süreye eklenir. Bu eklemenin ardından haftalık toplam 45 saati aşıyorsa fazla çalışma gündeme gelir.

Buna karşılık gün içinde kullanılan yemek ve çay molaları gibi ara dinlenmeler, İş Kanunu'nun 68. maddesi gereği çalışma süresine girmez. Ara dinlenmesinde geçen zaman bu nedenle ne haftalık 45 saatlik sürenin ne de fazla mesai hesabının içinde yer alır.

Ücret Hesabına Etkisi

Çalışma süresinden sayılan haller yalnızca sürenin tespitinde değil, işçinin ücret haklarının belirlenmesinde de rol oynar. Bu zaman dilimleri çalışma süresi kabul edildiğinden, işçi bunların karşılığında da ücrete hak kazanır.

Söz konusu süreler eklendiğinde haftalık toplam 45 saati geçiyorsa, aşan kısım fazla çalışma sayılır ve karşılığının %50 zamlı ödenmesi gerekir.

Görüldüğü üzere fiilen çalışılmayan bazı zamanların süreye dahil edilmesi, hem fazla mesai hesabını hem de ödenecek toplam tutarı doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle kapsamın doğru belirlenmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşır.

Çalışma Süresinden Sayılan Hallerde Ücret

Ücret Hakkının Doğması

Bu zaman dilimleri hukuken çalışılmış kabul edildiğinden, işçi söz konusu süreler için de ücret isteyebilir. Fiilen iş görülmemiş olması, ilgili dönem bakımından ücret doğmayacağı anlamına gelmez. İşveren denetiminde geçen ya da işin görülmesiyle bağlantısı kurulabilen bu zamanlar bakımından işçinin ücret hakkı devam eder.

Ayrıca bu süreler haftalık toplamın hesabına girdiğinden, 45 saatin aşılması halinde fazla çalışma ücreti de gündeme gelebilmektedir.

İşçinin Başvurabileceği Yollar

Çalışma süresinden sayılan haller bakımından işçinin ücret ve diğer işçilik hakları güvence altındadır. İşverenin, bu zamanlarda fiilen çalışılmadığı gerekçesiyle ödemeden kaçınması hukuken mümkün değildir.

Bu çerçevede işçi;

  • söz konusu süreler karşılığında ücret talebinde bulunabilir,
  • bu zamanların haftalık toplama eklenmesiyle sınırın aşılması halinde fazla mesai ücreti isteyebilir,
  • sürelerin hiç dikkate alınmaması durumunda kıdem tazminatı başta olmak üzere işçilik alacakları için dava yoluna gidebilir.

Dolayısıyla fiilen çalışılmayan bazı zamanların çalışma süresine dahil edilmesi, yalnızca sürenin tespiti bakımından değil, işçinin mali haklarının korunması bakımından da belirleyici bir işlev görmektedir.

Çalışma süresinin kapsamı, iş yargılamalarında çoğu zaman alacağın varlığından önce tartışılan bir ön meseledir. Bekleme, görevlendirme ve ulaşım sürelerinin nasıl nitelendirileceği, aynı çalışma düzeni bakımından birbirinden hayli farklı hesap sonuçları doğurabilmektedir. Bu nedenle uyuşmazlık büyümeden önce çalışma düzeninin yazılı olarak tanımlanması, işveren açısından öngörülebilirlik, işçi açısından ise ispat kolaylığı sağlar.

İşveren tarafında puantaj, vardiya çizelgesi ve görevlendirme yazılarının düzenli tutulması; işçi tarafında ise bekleme ve seyahat sürelerini gösteren kayıtların saklanması, sonradan yürütülecek teknik hesabın temelini oluşturur. Uygulamada bilirkişi incelemesinin sonucu büyük ölçüde bu belgelerin niteliğine bağlıdır.

Somut bir dosyada özellikle şu başlıklara dikkat edilmesi yerinde olur:

  • Hazır bekleme sürelerinin ara dinlenmesinden belge üzerinde ayrıştırılması
  • Görevlendirme kaynaklı yol sürelerinin, olağan ev–işyeri ulaşımından ayrı kayda geçirilmesi
  • Servis uygulamasının niteliğinin, işçinin doğrudan çalışma alanına taşınıp taşınmadığı yönünden incelenmesi
  • Süt izninin bordroda kesinti doğurmayacak biçimde işlenmesi
  • Yer altı işlerinde iniş ve çıkış sürelerinin günlük çalışma süresine sistematik olarak eklenmesi
  • Haftalık toplamın 45 saati aştığı dönemlerde zamlı ücretin ayrı bir kalem olarak tahakkuk ettirilmesi

Independent Legal, çalışma sürelerinin belirlenmesinden fazla çalışma ve diğer işçilik alacaklarının hesaplanmasına kadar iş hukuku uyuşmazlıklarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara