Deniz ticareti hukukunda iki ya da daha fazla geminin çarpışması, Türk Ticaret Kanunu'nun 1286. maddesi uyarınca çatma olarak nitelendirilir. Kanunun çatmaya ilişkin hükümlerinin devreye girebilmesi için çarpışan ya da birbirine zarar veren araçların gemi niteliği taşıması zorunludur. Bu şart karşılandığında, gemilerde meydana gelen hasarların yanı sıra gemide bulunan kişilerin ve eşyanın gördüğü zararların tazmini de çatma hükümlerine göre çözülür.
Buna karşılık bir geminin gemi sayılmayan bir cisme, örneğin sahildeki bir yapıya çarpması hâlinde çatma rejimi uygulanmaz. Böyle bir olayda zararın giderilmesi Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri çerçevesinde talep edilebilir.
Bir hususun altını çizmek gerekir: Türk Ticaret Kanunu çatmayı yalnızca hukuki sorumluluk, yani tazminat boyutuyla düzenlemiştir. Kaza sonucunda ölüm, yaralanma ya da malvarlığı zararı doğmuşsa Türk Ceza Kanunu uyarınca ayrıca cezai sorumluluk gündeme gelebilir. Aynı şekilde geminin denize elverişli bulundurulmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal edenler bakımından Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun kapsamında cezai sorumluluk doğabilir. Bu bilgi notunda çatmanın cezai değil, hukuki sonuçlarını ele alıyoruz.
Çatma Hükümlerinin Uygulama Alanı
TTK m. 1286 çatmayı iki veya daha çok geminin çarpışması olarak tanımladığına göre, hükümlerin uygulanabilmesi öncelikle çarpışan araçların gemi olmasına bağlıdır. Ancak bu gemilerin ticaret gemisi olması aranmaz. Hükümde yalnızca gemiden söz edilmiş, gemiler arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Dolayısıyla çarpışan araçlar bir ticaret gemisi olabileceği gibi özel amaçlı bir gemi, yat ya da savaş gemisi de olabilir.
İkinci bir sınır, taraflar arasındaki hukuki ilişkiden doğar. Çatma hükümlerinin uygulanabilmesi için çarpışan gemiler arasında bir sözleşme bağı bulunmaması gerekir. Örneğin gemiler arasında römorkaj sözleşmesi varsa, uyuşmazlık öncelikle sözleşme hükümlerine göre çözülür; çatma rejimi geri planda kalır.
Son olarak gemilerin çarpışma anında fiilen seyir hâlinde bulunması şart değildir. Demirlemiş ya da limana bağlı gemilerin karıştığı olaylarda da çatma hükümlerinin uygulanmasına engel yoktur.
Çatma Türleri ve Sorumluluğun Dağılımı
Çatmadan doğan sorumluluk, tarafların kusur durumuna göre biçimlenir. Bu nedenle her bir ihtimalin ayrı ayrı ele alınması gerekir. Kanun ve öğreti çatmayı dört başlık altında toplar: kimseye kusur yüklenemeyen kusursuz çatma, yalnızca bir tarafın kusuruna dayanan çatma, çarpışan gemilerin tümünün kusurlu olduğu ortak kusurlu çatma ve fiilî bir çarpışma bulunmadığı hâlde çatma hükümlerine tabi tutulan kıyasen çatma.
Kusursuz Çatma
TTK m. 1287 hükmü, umulmayan bir hâl ya da mücbir sebepten kaynaklanan veya nedeni tespit edilemeyen çarpışmaları kusursuz çatma olarak nitelendirir. Bu ihtimalde çarpışan gemilerden hiçbirine kusur yüklenemez. Kanuni düzenleme uyarınca kusursuz çatma üç ayrı görünüm biçimine sahiptir:
- Umulmayan hâl, gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olmasına rağmen önceden fark edilip önlenemeyen olayları ifade eder. Bir olayın bu nitelikte sayılıp sayılmayacağı, gerçekleşme koşulları değerlendirilerek belirlenir. Serdümenin manevra sırasında aniden bayılması ya da yedek sistemler dâhil olmak üzere dümenin kilitlenmesi bu kategoride değerlendirilebilir; zira böyle bir gelişmenin önceden öngörülüp buna karşı tedbir alınması beklenemez.
- Mücbir sebep, çoğunlukla doğa olaylarında olduğu gibi tarafların kontrol ve hâkimiyet alanı dışında gerçekleşen, önceden tahmin edilmesi ve önüne geçilmesi mümkün olmayan olaylardır. Teknolojinin gelişmesiyle hava koşullarının uzun süre öncesinden isabetli biçimde öngörülebilir hâle geldiği gözden kaçırılmamalıdır. Bu nedenle bir hava olayının mücbir sebep sayılabilmesi, ya öngörülememiş olmasına ya da taraflarca her türlü çaba gösterilmesine rağmen çatmanın gerçekleşmiş bulunmasına bağlıdır.
- Çatmanın nereden kaynaklandığının belirlenememesi hâlinde de kusursuz çatma söz konusudur. Kazanın sebebi ortaya konulamadığı sürece taraflara kusur atfedilmesi mümkün değildir.
Kusursuz çatmanın doğması bakımından gemilerin seyirde mi yoksa demirde mi bulunduğunun bir önemi yoktur. Seyir hâlindeki bir geminin demirli bir gemiye çarptığı olaylarda dahi, çarpışma yukarıdaki üç sebepten birine dayanıyorsa kusursuz çatmadan söz edilir. Böyle bir durumda hareket hâlindeki geminin peşinen kusurlu sayılması doğru olmaz.
Kusursuz çatmada sonuç açıktır: gemilerin, gemide bulunan kişilerin ya da eşyanın uğradığı zarara zarar gören katlanır. Gemide oluşan hasarı o geminin donatanı üstlenirken, yükte doğan zarara yükün maliki katlanır. Bu dağılım, kimseye kusur yüklenememesinin kaçınılmaz sonucudur.
Bir Tarafın Kusuruyla Çatma
TTK m. 1288, çarpışan gemilerden yalnızca birinin donatanının ya da gemi adamlarının kusuruna dayanan olayları bir tarafın kusuru ile çatma olarak adlandırır. Bu hâlde doğan zararı kusurlu geminin donatanı karşılamakla yükümlüdür. Denizcilik bakımından kusur, geminin sevk ve idaresinde yapılması gerekenlerin ihmal edilmesi ya da yapılmaması gerekenlerin gerçekleştirilmesi anlamına gelir. Hatalı manevra, aşırı sürat, rotanın yanlış belirlenmesi veya gerekli sinyallerin verilmemesi bu türden kusurlara örnek gösterilebilir.
Kusur yalnızca sevk ve idareden doğmaz; geminin denize elverişli bulundurulmamasından da kaynaklanabilir. Bakımsızlık nedeniyle demiri kopan ve sürüklenerek çarpışmaya yol açan bir geminin donatanı, demirin bakımını yaptırmadığı için kusurlu kabul edilebilir.
Donatanın sorumlu tutulabilmesi için kusurun varlığı tek başına yeterli değildir. Kusurlu davranış ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağı da bulunmalıdır. Donatanın veya gemi adamlarının kusuruyla bağlantısı kurulamayan zararların donatandan istenmesi mümkün olmaz.
Kılavuzun kusurunun sonuçları TTK m. 1291'de ayrıca düzenlenmiştir. Gemi zorunlu danışman kılavuz ya da isteğe bağlı kılavuz danışmanlığında sevk edilirken kılavuzun kusurundan doğan çatmadan donatan sorumludur. Her iki kılavuzluk türünde de geminin sevk ve idaresi kaptanda kaldığından, kaptan kılavuzun önerilerine uyup uymamakta serbesttir. Danışman konumundaki kılavuzun kusuruna dayanan çatmada sorumluluğun donatana yüklenmesinin gerekçesi budur.
Buna karşılık zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan kaynaklanan çatmada donatan sorumlu tutulmaz. Bu ihtimalde geminin yönetiminin kılavuza bırakılması zorunludur; kılavuz gemiyi kaptandan devralır ve sevk ile idareyi bizzat üstlenir. Dolayısıyla çarpışmadan doğan zararlardan zorunlu sevk kılavuzu ile onu istihdam eden kuruluş sorumlu olur.
Ortak Kusurlu Çatma
TTK m. 1289, çarpışan gemilerin tamamının donatanlarının ya da gemi adamlarının kusurlarından kaynaklanan olayları ortak kusurlu çatma olarak tanımlar. Bu türde malvarlığı zararları ile bedensel zararlar birbirinden farklı esaslara bağlanmıştır.
Malvarlığı zararları bakımından donatanlar, çatma yüzünden gemilerin veya gemide bulunan eşyanın uğradığı zarardan kusurlarının ağırlığı oranında sorumlu olur. Kusur oranı saptanamıyorsa ya da tarafların kusurunun eşit ağırlıkta olduğu sonucuna varılırsa, sorumluluk eşit olarak paylaştırılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, malvarlığı zararlarında donatanların üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun müteselsil olmamasıdır. Bu nedenle zarar gören üçüncü kişinin her donatana, yalnızca o donatanın kusuru oranında başvurması gerekir. Hasarlı geminin limana çekilmesi ve onarımı, onarım süresince gemi adamlarına ödenen ücretler ve yoksun kalınan kazanç bu tür zararlara örnektir.
Ortak kusurlu çatmada bedensel zararlar ise TTK m. 1290'da ele alınmıştır. Hükme göre kusurlu gemilerin donatanları, gemilerde bulunan kişilerin ölümünden, yaralanmasından ya da sağlığının bozulmasından doğan zararlardan müteselsilen sorumludur. Teselsül öngörüldüğü için zarar görenler, zararlarının tamamını çatmaya karışan donatanların herhangi birinden isteyebilir. Donatanlar kendi aralarındaki ilişkide ise kusurları oranında sorumludur; zararın tümünü ödeyen donatan, ödediği tutarı diğerlerine kusurları ölçüsünde rücu edebilir. Rücu aşamasında kusur oranının belirlenememesi ya da kusurların eşit ağırlıkta olduğunun anlaşılması hâlinde sorumluluk yine eşit biçimde dağıtılır.
Kıyasen Çatma
TTK m. 1286/2 hükmü şu düzenlemeyi içerir:
Türk Ticaret Kanunu m. 1286/2
"Geminin, bir manevrayı yapmak veya yapmamak yahut seyir kurallarına uymamak suretiyle başka bir gemiye veya gemide bulunan insanlara veya eşyaya çatma olmaksızın zarar vermesi hâlinde de, çatma hakkındaki hükümler uygulanır."
Buna göre gemiler fiilen çarpışmasa dahi, biri diğerine zarar vermişse çatma hükümlerine dayanılabilir. Öğretide bu duruma kıyasen çatma adı verilir. Hatalı manevra yapan bir gemiyle çarpışmamak için kaçarken karaya oturan ya da başka bir gemiye çarpan geminin zararından, hatalı manevrayı gerçekleştiren geminin sorumlu tutulması buna örnektir. İki gemi arasında fiziksel bir temas bulunmasa da ortada gerçek bir zarar vardır; sorumluluğun manevra hatasını yapan gemiye yüklenmesi hakkaniyete uygun bir çözüm oluşturur.
Tazminat Davası Öncesinde Delil Tespiti
Dava açılmadan önce delil tespiti istenmesi mümkündür ve çatma olaylarında bu yola vakit kaybetmeden başvurulması, hem zararın hem de kusur durumunun sağlıklı biçimde ortaya konulması açısından büyük önem taşır. Kanun koyucu bu ihtiyacı gözeterek TTK m. 1292'de dava öncesi delil tespitine ilişkin düzenlemelere yer vermiştir.
Maddenin ilk fıkrası görevli ve yetkili mahkemeyi belirler. Talep, çatmanın gerçekleştiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine yöneltilir. Bu görevle donatılmış bir mahkeme yoksa aynı yerdeki asliye ticaret mahkemesi, o da bulunmuyorsa ticaret davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.
Tespit talebi üzerine mahkeme, çatmaya karışan her geminin kaptanına ya da temsilcisine tespitin yapılacağını bildirir. Bildirilen gün ve saatte tespit gerçekleştirilerek rapor düzenlenir. Ancak bu raporda gemilerin kusur oranlarına yer verilmez; kusur dağılımı ancak yargılama aşamasında tartışma konusu yapılabilir. Yine de dava öncesinde delillerin tespit edilmiş olması, açılacak davada kusurun doğru belirlenmesine önemli katkı sağlar.
Çatmadan Doğan Tazminat Davası
Çarpışma sonucunda ortaya çıkan zararlar için tazminat davası açılabilir. Davacı sıfatı zarar gören kişiye aittir; donatan, yük sahipleri, yolcular ve gemi adamları bu konumda olabilir. Davalı taraf ise kusurlu geminin donatanı ile kusurlu gemi adamlarıdır. Çatma zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan kaynaklanmışsa dava, kılavuza ve onu istihdam eden kuruluşa yöneltilebilir. İspat yükü, zarara uğradığını ileri süren tarafın üzerindedir.
Çatmada Sorumluluğun Sınırlandırılması
TTK m. 1296, donatanın sorumluluğunu sınırlandırmasına ilişkin hükümlerin saklı olduğunu belirtir. Buna dayanarak kusurlu geminin donatanı, çatmadan doğan sorumluluğunu 1976 Tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlandırılması Hakkında Milletlerarası Sözleşme çerçevesinde sınırlandırabilir.
Çatmada Zamanaşımı
TTK m. 1297 uyarınca çatmaya dayanan tazminat istemleri, çarpışmanın gerçekleştiği günden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Donatanların birbirlerine yönelteceği rücu talepleri bakımından süre daha kısadır: ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere bir yıl içinde zamanaşımı gerçekleşir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Çatma uyuşmazlıklarının sonucunu belirleyen asıl unsur, hukuki nitelendirmeden çok delil durumudur. Kusur dağılımı çoğu zaman seyir kayıtları, telsiz konuşmaları, jurnal kayıtları ve kaza yerinde yapılan tespitlerle ortaya konur; bu kayıtların ilk günlerde güvence altına alınmaması, sonraki yargılamada telafisi güç sonuçlar doğurur. Ortak kusurlu çatmada kusur oranının belirlenememesi hâlinde eşit sorumluluk kuralının devreye girmesi de delil eksikliğinin doğrudan maddi sonucudur.
Sürelerin kısalığı ayrıca dikkat gerektirir. İki yıllık zamanaşımı ve rücuda uygulanan bir yıllık süre, sigorta süreçleriyle birlikte yürütülen dosyalarda kolaylıkla gözden kaçabilmektedir. Sorumluluğun milletlerarası sözleşme uyarınca sınırlandırılması ihtimali de tazminat beklentisinin baştan gerçekçi biçimde değerlendirilmesini gerektirir.
Çatmadan kaynaklanan bir dosyada şu adımların öncelikli olarak planlanmasını öneriyoruz:
- Kaza sonrasında gecikmeksizin delil tespiti talebinde bulunulması ve gemi kayıtlarının muhafaza altına alınması
- Gemiler arasında römorkaj benzeri bir sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığının, uygulanacak rejimi belirlemek üzere incelenmesi
- Kılavuzluk hizmetinin danışmanlık mı yoksa zorunlu sevk mi niteliğinde olduğunun saptanması
- Malvarlığı zararları ile bedensel zararların, teselsül farkı nedeniyle ayrı ayrı hesaplanması
- İki yıllık zamanaşımı ile rücuya ilişkin bir yıllık sürenin başlangıç tarihlerinin kayıt altına alınması
- Karşı tarafın sorumluluğunu sınırlandırma ihtimalinin ve mevcut sigorta teminatlarının önceden değerlendirilmesi
Independent Legal, çatma ve diğer deniz kazalarından doğan tazminat taleplerinde delil tespitinden dava ve rücu süreçlerine kadar hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

