Uluslararası mal hareketinin ezici çoğunluğu bugün hâlâ denizden geçmektedir. Bu hacmin hukuki karşılığı, taşıyan ile taşıtan arasında kurulan ve tarafların karşılıklı yükümlülüklerini belirleyen sözleşmelerdir. Navlun sözleşmesi, taşıyanın eşyayı deniz yoluyla taşımayı, taşıtanın ise bunun karşılığında bir ücret ödemeyi üstlendiği, iki tarafa borç yükleyen ivazlı bir sözleşme tipidir.
Uygulamada navlun sözleşmesi tek bir kalıp değil, bir üst başlıktır. Denizde ücret karşılığında eşya taşınmasını konu alan sözleşmelerin tamamı bu adla anılır; içinde geminin bir bölümünün taşıtana tahsis edildiği düzenlemeler de, yalnızca belirli bir partinin taşınmasının üstlenildiği düzenlemeler de yer alır. Sözleşmenin hangi türe girdiği, tarafların hazırlık bildirimi, bekleme süresi ve sürastarya bakımından tabi olacağı rejimi doğrudan değiştirir.
Bu bilgi notunda navlun sözleşmesinin tanımını ve zorunlu unsurlarını, sözleşme ilişkisinde yer alan sıfatları, kanunda öngörülen iki temel türü, sözleşmenin nasıl kurulduğunu ve ifanın yükleme limanından boşaltma limanına uzanan aşamalarını 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde inceliyoruz.
Navlun Sözleşmesinin Tanımı ve Unsurları
Navlun sözleşmesi, denizde eşya taşınması amacıyla akdedilen sözleşmeleri ifade eder. İlişkinin bir yanında taşımayı üstlenen taşıyan, diğer yanında bu edimin karşılığını ödemeyi taahhüt eden taşıtan bulunur. Sözleşme uyarınca ödenen ücret navlun adını taşır ve sözleşmeye ismini veren de bu bedeldir.
Bir sözleşmenin navlun sözleşmesi sayılabilmesi için taşıması gereken unsurlar şöyle sıralanabilir:
- Taşıyan tarafından bir eşya taşıma taahhüdünde bulunulmuş olmalıdır.
- Taşımanın deniz yoluyla gerçekleştirilmesi kararlaştırılmalıdır.
- Taşıma faaliyeti gemi ile yürütülmelidir; kullanılan geminin hem deniz gemisi hem de ticaret gemisi niteliği taşıması gerekir.
- Taşıyanın eşya üzerinde zilyetliği elde etmiş olması aranır.
- Taşıma bir navlun bedeli karşılığında yapılmalıdır. Bedel taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir; sözleşmede herhangi bir tutar belirlenmemişse yükleme zamanında ve yükleme yerinde geçerli olan navlun ödenir.
Navlun Sözleşmesinin Tarafları
Taşıtan
Taşıtan, taşıyanla navlun sözleşmesini bizzat kuran ya da kendi adına bu sözleşmenin kurulduğu kişidir. Taşıyanın taşıma taahhüdüne karşılık navlunu ödeme borcu bu tarafa aittir. Taşıtanın taşınacak yükün maliki olması ise şart değildir; malik sıfatı taşımadan da taşıtan konumunda bulunulabilir.
Taşıyan
Taşıyan, deniz yoluyla eşya taşımayı üstlenen kişidir. Bu sıfatın doğması için taşıma taahhüdünde bulunulmuş olması yeterlidir. Taşıyanın aynı zamanda donatan ya da gemi işletme müteahhidi olması aranmaz; sözleşmesel taahhüt tek başına belirleyicidir.
Fiili Taşıyan
Taşıyan, taşıtanla kurduğu sözleşme uyarınca üstlendiği taşımanın icrasını kısmen veya tamamen bir başkasına bırakabilir. Taşımanın fiilen kendisine devredildiği bu kişi fiili taşıyan olarak adlandırılır.
Yükleten ve Gönderilen
Navlun sözleşmesine konu eşyayı, taşınacağı gemiye ya da taşıyana veyahut taşıyanın temsilcisine teslim eden kişi yükletendir. Bu sıfat taşıtanın kendisinde toplanabileceği gibi bir üçüncü kişiye de ait olabilir. Yükleten ile taşıtan arasındaki ilişki komisyon, vekâlet ya da alt taşıma gibi farklı temellere dayanabilir. Şu var ki üçüncü kişi konumundaki yükletenin taşıtanla arasındaki bu iç ilişki, navlun sözleşmesi bakımından belirleyici bir önem taşımaz.
Gönderilen ise varma limanında yükü kendi adına teslim alma yetkisini haiz kişidir. Bu kişinin teslim alma hakkı, navlun sözleşmesine eklenen üçüncü kişi lehine şarttan doğabileceği gibi düzenlenmiş bir konişmentoya da dayanabilir.
Navlun Sözleşmesinin Türleri
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Navlun Sözleşmesi başlıklı Üçüncü Bölümünde yer alan 1138. madde, navlun sözleşmesini iki türe ayırmıştır:
Türk Ticaret Kanunu m. 1138
"Taşıyan, navlun karşılığında;
a) Yolculuk çarteri sözleşmesinde eşyayı, geminin tamamını veya bir kısmını ya da belli bir yerini taşıtana tahsis ederek;
b) Kırkambar sözleşmesinde ayırt edilmiş eşyayı, denizde taşımayı üstlenir"
Hüküm uyarınca navlun sözleşmeleri yolculuk çarteri sözleşmesi ve kırkambar sözleşmesi olmak üzere iki başlık altında düzenlenmiştir.
Yolculuk Çarteri Sözleşmesi
Çarter sözleşmeleri yer tahsis sözleşmelerinin bir görünümüdür. Yolculuk çarteri sözleşmesinde taşıyan, navlun karşılığında geminin tamamını, bir bölümünü veya belirli bir yerini taşıtana tahsis etmek suretiyle denizde eşya taşımayı üstlenir.
Taşıma taahhüdü geminin tümünün taşıtanın eşyasına ayrılması biçiminde kurulmuşsa ortada tam yolculuk çarteri sözleşmesi vardır. Buna karşılık geminin tamamı değil de yarısı ya da belirli bir yeri taşıtanın eşyasına tahsis edilerek taşıma üstlenilmişse sözleşme kısmi yolculuk çarteri sözleşmesi olarak nitelendirilir.
Kırkambar Sözleşmesi
Kırkambar sözleşmesinde geminin tamamının veya belirli bir yerinin taşınacak eşyaya tahsisi söz konusu değildir; taşıyanın üstlendiği edim yalnızca ayırt edilmiş eşyanın denizde taşınmasıdır. Kanunda geçen "ayırt edilmiş eşya" ifadesi, parça mal niteliğindeki muayyen eşyanın karşılığı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle eşyanın cins ve miktar itibarıyla belirlenmiş olması, ayırt edilmiş sayılması için yeterlidir.
İki tür arasındaki ayrımın kilit noktası tahsis unsurudur: geminin yük taşımaya tahsisi olmaksızın yalnızca eşya taşımanın taahhüt edilmesi, kırkambar sözleşmesini yolculuk çarterinden ayıran özelliktir.
Navlun Sözleşmesinin Kurulması
Kanun, navlun sözleşmesinin kurulması bakımından herhangi bir şekil şartı öngörmemiştir. Bununla birlikte uygulamada bu sözleşmelerin neredeyse tamamı yazılı olarak düzenlenmektedir.
Yolculuk çarteri sözleşmesi bakımından kanun ayrıca bir belge talep hakkı tanımıştır:
Türk Ticaret Kanunu m. 1139
"Yolculuk çarteri sözleşmesi yapıldığında taraflardan her biri, giderini vererek, sözleşme şartlarını içeren bir yolculuk çarter partisi düzenlenmesini ve kendisine verilmesini isteyebilir."
Burada altı çizilmesi gereken husus, yolculuk çarter partisinin emtia senedi vasfı taşımamasıdır. Belge, ispatı kolaylaştıran bir vasıtadan ibarettir.
Kırkambar sözleşmelerinde ise tarafların iradesiyle sözleşmeyi tevsik eden bir belge hazırlanması mümkün olmakla birlikte, yolculuk çarterinde tanınan türden bir çarter partisi düzenlenmesini ve verilmesini talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Şekil serbestisine rağmen kanun, eşyanın taşınmak üzere teslim edilmesinin ardından yükletenin talebi hâlinde taşıyana konişmento düzenleyip teslim etme yükümlülüğü getirmiştir. Böylece yolculuk çarter partisinin yanı sıra, teslimden sonra yükü temsil eden bir kıymetli evrak olarak konişmento da düzenlenebilmektedir.
Navlun Sözleşmesinin Yerine Getirilmesi
Yükleme ve Taşıma İçin Bir Geminin Kullanılması
Sözleşmenin unsurları bahsinde belirtildiği üzere taşımanın bir deniz gemisi ve ticaret gemisi ile yapılması gerekir. Geminin sözleşmede ismen belirlenmesi zorunlu değildir; ancak taşımanın hangi gemiyle yapılacağı navlun sözleşmesiyle kararlaştırılmışsa eşyanın o gemiye yüklenmesi ve o gemiyle taşınması şarttır. Sözleşmede gemi belirlenmiş ve aksi kararlaştırılmamışsa taşıyan, taşıtanın izni olmaksızın yükü başka bir gemiye yükleyemez; buna aykırı davranırsa bundan doğan zararlardan sorumlu tutulur.
Buna karşılık sözleşmede taşıyanın, taşıtanın iznini almadan yükü başka bir gemiye yükleyip taşımayı gerçekleştirebileceği kararlaştırılmışsa, taşımanın yapılacağı geminin zıyaı hâlinde taşıma başka bir uygun gemiyle yerine getirilebilir.
Geminin Denize, Yola ve Yüke Hazırlanması
Taşıyanın en ağırlıklı borçlarından biri geminin elverişlilik hâlinin sağlanmasıdır:
Türk Ticaret Kanunu m. 1141
"Her türlü navlun sözleşmesinde taşıyan, geminin denize, yola ve yüke elverişli bir halde bulunmasını sağlamakla yükümlüdür."
Denize elverişlilik, geminin tekne, umumi donatım, makine ve kazan gibi esas kısımları itibarıyla, anormal tehlikeler dışında kalmak kaydıyla yapacağı yolculuğun deniz tehlikelerine karşı koyabilecek durumda olmasını ifade eder.
Yola elverişlilik, denize elverişli bir geminin ayrıca teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası ile gemi adamlarının yeterliliği ve sayısı bakımından da anormal tehlikeler hariç olmak üzere yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilecek nitelikleri taşımasıdır.
Yüke elverişlilik ise soğutma tesisatı dâhil olmak üzere geminin eşya taşımada kullanılan kısımlarının, eşyanın kabulüne, taşınmasına ve muhafazasına uygun olması anlamına gelir.
Geminin Kararlaştırılan Tarihte Yükleme Limanında Hazır Bulunması
Navlun sözleşmelerinde geminin yükleme limanında hazır bulunacağı tarih, kural olarak en erken ve en geç tarihler arasında kalan bir zaman dilimi biçiminde belirlenir. Taşıyanın gemiyi yükleme limanında yüklemeye hazır bulundurması gereken en son tarih uygulamada kançello günü olarak anılır.
Gemi kançello gününde hazır bulundurulmazsa taşıtan, ihtar çekmeye ve süre vermeye gerek olmaksızın, üstelik taşıyanın kusuru aranmaksızın sözleşmeyi feshetme yetkisini kazanır. Geminin limanda hazır bulundurulacağı kesin bir gün kararlaştırılmamış olan hâllerde ise taşıtanın fesih hakkını kullanabilmesi için taşıyana uygun bir süre tanıması gerekir.
Gemiye Yükleme
TTK m. 1142 uyarınca kaptan, yükleme limanına ulaştığında gemiyi, yükün yüklenmesi için sözleşmeyle kararlaştırılan yere demirler. Sözleşmede yalnızca yükleme yapılacak liman veya bölge belirlenmişse gemi, o liman ya da bölge için ayrılmış bekleme alanında yükleme yerinin belirlenmesini bekler. Yükleme aşaması, taşıyanın taşımayı üstlendiği yükün hazır bulunan gemiye yükleme süresi içinde yüklenmesiyle sona erer.
Yükleme Giderleri
TTK'nın Yükleme Giderleri başlıklı 1143. maddesine göre; navlun sözleşmesi, yükleme limanı düzenlemeleri ve bunların bulunmadığı hâllerde yerel teamül ile aksi öngörülmedikçe, eşyanın gemiye kadar taşınmasına ilişkin gider taşıtana, eşyanın gemiye yüklenmesine ilişkin gider ise taşıyana aittir. Bununla birlikte sözleşmeye konulacak bir FIOS (free in and out, stowed) kaydıyla yükleme, istifleme ve boşaltma masraflarının taşıtan tarafından üstlenilmesi mümkündür.
Yüklenecek Eşya
Taşınacak eşya ferden belirlenmemişse, TTK m. 1144 uyarınca taşıtanın aynı varma limanı için gemiye başka eşya yükletmek istemesi hâlinde, taşıyanın durumu bu nedenle güçleşmiyorsa söz konusu eşyayı taşımayı kabul etme yükümlülüğü doğar.
Yüklenecek ve taşınacak eşya hakkında taşıtan ile yükletenin taşıyana tam ve doğru bilgi verme yükümlülüğü ise TTK m. 1145'te düzenlenmiştir. Hüküm uyarınca taşıtan ile yükleten, beyanlarının doğru olmamasından doğan zarardan taşıyana karşı sorumludur; bu yüzden zarar gören diğer kişilere karşı ise ancak kusurlu olmaları hâlinde sorumluluk üstlenirler. Bu tür durumlarda gündeme gelen hukuki sorumluluk bakımından Gemi Kazalarında Hukuki Sorumluluk başlıklı çalışmamız da incelenebilir.
Yüklenecek eşyaya ilişkin diğer hâller de kanunda ayrıca ele alınmıştır: yüklenmesi ve taşınması caiz olmayan eşya ile yükleme hâli TTK m. 1146'da, kaptandan gizlice gemiye yüklenen eşya TTK m. 1147'de, taşınacak tehlikeli eşya ise TTK m. 1148'de düzenlenmiştir.
Yükün Başka Gemiye Yüklenmesi ve Aktarılması
TTK m. 1150 gereğince taşıyan, kural olarak taşıtanın izni olmadan eşyayı başka bir gemiye yükleyemez. İzin alınmaksızın yapılan bu tür bir yükleme hâlinde taşıyan, doğan zararlardan sorumlu olur. Ancak eşya kararlaştırılan gemiye yüklenmiş olsaydı dahi zararın meydana gelmesi kesin ise, zarar taşıtana ait olur.
Güvertede Eşya Taşınması
Taşıyanın eşyayı geminin güvertesinde taşıması ya da küpeşteye asması kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte bazı eşyaların niteliği gereği güvertede taşınmasını öngören bir ticari teamül veya kanuni düzenleme bulunabileceği gibi, tarafların bu yönde anlaşmaları da mümkündür.
Şu kadar ki taşıtan ile taşıyan eşyanın geminin kapalı kısmı olan ambarda taşınması konusunda anlaşmışlarsa, yükleten ile taşıyan arasında eşyanın güvertede taşınmasına ilişkin bir anlaşma yapılamaz. Taşıyan, eşyanın güvertede taşınması veya taşınabilmesi hususunda yükletenle anlaşmışsa bu anlaşmayı gösteren bir kaydı taşıma senedine yazmak zorundadır. Söz konusu kaydın bulunmaması hâlinde anlaşmanın varlığını ispat yükü taşıyanın üzerindedir.
Yüklemeye İlişkin Süreler
Yolculuk çarteri sözleşmesinde hazırlık bildirimi ve yükleme süresi. Yüklemenin başlayacağı gün kararlaştırılmamışsa, TTK m. 1152 uyarınca gemi yükleme ve demirleme yerine geldiğinde NOR (Notice of Readiness) adıyla anılan hazırlık bildirimi yapılır. TTK m. 1153'e göre yükleme süresi, hazırlık bildiriminin muhataba ulaşmasını izleyen ilk takvim günü gece yarısından itibaren; yüklemeye fiilen başlanmışsa o andan itibaren işlemeye başlar. Yükleme süresi sözleşmeyle belirlenmemişse, aynı madde uyarınca yüklemenin yirmi dört saatlik kesintisiz çalışmayla yapılması hâlinde ihtiyaç duyulacak süre yükleme süresi sayılır.
Sürastarya süresi ve parası. TTK m. 1154'e göre yükleme süresini aşan bekleme süresine sürastarya süresi denir; navlun sözleşmesinde bu süre kararlaştırılmamışsa on gün olarak uygulanır. Sürastarya süresi, yükleme süresinin bitmesiyle herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın işlemeye başlar. TTK m. 1155 uyarınca bu süre için taşıyana sürastarya parası ödenir. Sözleşmede sürastarya parasının miktarı kararlaştırılmamışsa, yükleme süresini aşan bekleme nedeniyle taşıyanın yaptığı zorunlu ve yararlı giderler sürastarya parası olarak taşıtandan istenebilir.
Kırkambar sözleşmesinde süreler. TTK m. 1163'e göre kırkambar sözleşmelerinde kanunen bir hazırlık bildirimi zamanı ya da bekleme süresi öngörülmemiştir. Taşıtan, taşıyanın veya yetkili temsilcisinin çağrısı üzerine eşyayı gecikmeksizin gemiye yüklemekle yükümlüdür. Taşıtanın yüklemede gecikmesi hâlinde taşıyan eşyanın teslimini beklemek zorunda değildir; yolculuk yük teslim alınmaksızın başlayabilir ve bu durumda dahi taşıtan tam navlun ödemekle yükümlü kalır.
Geminin Yolculuğu ve Yükü Boşaltma
Taşımayı üstlenen taşıyan, gecikmeksizin yola çıkmak zorundadır. Bunun yanında eşyayı varma limanında teslim edinceye kadar muhafaza altında bulundurmak, haklı bir sebep olmadıkça belirlenen rotadan ayrılmamak ve yükü kararlaştırılan varma limanına ulaştırmak da taşıyanın yükümlülükleri arasındadır.
TTK m. 1166 uyarınca kaptan, eşyayı boşaltmak üzere gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirler. Sözleşmede yalnızca boşaltmanın yapılacağı liman veya bölge kararlaştırılmamışsa gemi, o liman ya da bölge için tahsis edilmiş bekleme alanında boşaltma yerinin belirlenmesini bekler.
Boşaltma Giderleri
TTK'nın Boşaltma giderleri yan başlıklı 1167. maddesine göre; sözleşme, boşaltma limanı düzenlemeleri ve bunların yokluğunda yerel teamül ile aksi öngörülmüş olmadıkça eşyanın gemiden çıkarılmasına ilişkin gider taşıyana, geri kalan boşaltma giderleri ise gönderilene aittir.
Varma limanına ulaşılması, yükün boşaltılması ve gönderilene teslim edilmesiyle birlikte navlun sözleşmesinin ifası tamamlanmış olur.
Boşaltmaya İlişkin Süreler
Yolculuk çarteri sözleşmesinde hazırlık bildirimi ve boşaltma süresi. Boşaltmanın başlayacağı gün belirlenmemişse TTK m. 1168 uyarınca gemi demirleme yerine vardığında taşıyan veya yetkili temsilcisi gönderilene hazırlık bildiriminde bulunur. TTK m. 1169 uyarınca boşaltma süresi, hazırlık bildiriminin muhatabına ulaşmasını izleyen ilk takvim gününden; boşaltmaya fiilen başlanmışsa o andan itibaren işlemeye başlar. Boşaltma süresi sözleşmeyle belirlenmemişse, boşaltmanın yirmi dört saatlik kesintisiz çalışmayla yapılması hâlinde gereken süre boşaltma süresi kabul edilir. Bu hesaplama yapılırken boşaltmanın yapılacağı liman, taşımayı gerçekleştiren gemi, boşaltma tesis ve araçları, eşyanın niteliği ile birlikte boşaltma limanı düzenlemeleri ve yerel teamül dikkate alınır. TTK m. 1172 uyarınca boşaltma süresi takvime göre aralıksız hesaplanır.
Sürastarya süresi ve parası. TTK m. 1170'e göre sözleşmede kararlaştırılmışsa taşıyan, boşaltma süresinin ötesinde beklemek zorundadır. Fazladan beklenen bu süre sürastarya süresi olarak adlandırılır ve sözleşmede belirtilmemişse on gün olarak uygulanır. Süre, boşaltma süresinin sona ermesiyle ayrıca bir bildirime gerek kalmaksızın işlemeye başlar. TTK m. 1171 uyarınca bu süre karşılığında taşıyana sürastarya parası ödenir; miktar sözleşmede kararlaştırılmamışsa boşaltma süresini aşan bekleme nedeniyle taşıyanın yaptığı zorunlu ve yararlı giderler talep edilebilir.
Kırkambar sözleşmesinde süreler. TTK m. 1176'ya göre kırkambar sözleşmelerinde gönderilen, kendisine yapılan bildirim üzerine eşyayı gecikmeksizin teslim almakla yükümlüdür. Gönderilenin tanınmadığı hâllerde bildirim, yerel teamüle göre ilan yoluyla yapılır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Navlun uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü, taşımanın kendisinden değil sözleşmenin nitelendirilmesinden ve süre hesabından doğmaktadır. Yolculuk çarteri ile kırkambar arasındaki ayrım yalnızca teorik bir tasnif değildir; hazırlık bildiriminin gerekip gerekmediği, bekleme süresinin ne zaman başlayacağı ve sürastarya parasının hangi tarihten itibaren doğacağı bu ayrıma bağlıdır. Sözleşme metninde tahsis unsurunun açıkça kurgulanmaması, sonradan taraflar arasında ciddi bir maliyet tartışmasına dönüşebilmektedir.
İkinci kritik alan gider ve sorumluluk dağılımıdır. Yükleme ve boşaltma masraflarının kanuni dağılımı emredici olmadığından, FIOS türü kayıtlar tarafların yükünü tamamen değiştirebilir; buna karşılık geminin elverişliliğine ilişkin yükümlülük taşıyanın üzerinde kalmaya devam eder.
Somut bir navlun ilişkisi kurgulanırken veya bir uyuşmazlık değerlendirilirken özellikle şu başlıklar öne çıkarılmalıdır:
- Sözleşmenin yolculuk çarteri mi yoksa kırkambar mı olduğunun metin üzerinden netleştirilmesi
- Kançello gününün ve fesih koşullarının sözleşmede açıkça düzenlenmesi
- Yükleme ve boşaltma sürelerinin başlangıç anları ile hazırlık bildiriminin usulüne uygun yapıldığının belgelenmesi
- Sürastarya süresi ve parasının miktar olarak kararlaştırılması, aksi hâlde on günlük kanuni sürenin devreye gireceğinin dikkate alınması
- Gider dağılımının FIOS benzeri kayıtlarla açık biçimde belirlenmesi
- Güvertede taşıma öngörülüyorsa buna ilişkin kaydın taşıma senedine mutlaka işlenmesi
Independent Legal, deniz ticareti hukukundan doğan uyuşmazlıklarda navlun sözleşmelerinin hazırlanmasından sürastarya ve yük hasarı taleplerinin takibine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

