Independent LegalIndependent Legal

Bilişim Hukuku

Bilişim Hukuku

Dijital Hesaplar Üzerinde Mülkiyet Hakkı: Sosyal Medya Profilleri Kime Aittir?

Bir sosyal medya profili, kullanıcısının malvarlığına dahil midir yoksa platformun izin verdiği ölçüde kullanılan bir imkân mıdır? Hesapların mülkiyet hukuku karşısındaki konumunu, kullanım amacına göre yapılan ayrımı ve mirasa geçiş tartışmasını ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Bilişim HukukuOkuma 8 dk

Bir kullanıcının ürettiği içerik üzerinde telif hakkına sahip olması mümkündür. Buna karşılık aynı içerik bir sosyal medya platformunda yayımlandığında, kullanıcının o içerik üzerindeki hâkimiyeti çoğu zaman eksiksiz bir mülkiyete dönüşmez. Platformlar, içeriğin barındırılması, kullanıcılara sunulması ve sistemin işleyişiyle uyumlu biçimde kullanılması bakımından birtakım yetkiler elde eder.

Bu tablonun kaynağı, kullanıcının kayıt aşamasında hizmet koşullarını onaylamasıdır. Yani içeriği üreten kişi telif hakkını korurken, o içeriği hesabı üzerinden paylaştığı anda platform da içeriği kullanma, saklama ve diğer kullanıcılarla paylaştırma yönünde belirli haklara kavuşabilmektedir.

Sosyal medya hesapları hukuken dijital bir varlık olarak nitelendirilir. Kullanıcılar ürettikleri eserlerin telif haklarını ellerinde tutsalar da, üyelik sırasında onayladıkları kullanıcı sözleşmeleri çerçevesinde bu içeriklerin yayımlandığı platform üzerinde tam anlamıyla mülkiyet sahibi konumuna gelmezler.

Öte yandan bir hesap, sahibinin ya da içerik üreticisinin kişisel markasının taşıyıcısı olabilir ve zamanla ölçülebilir bir marka değeri üretebilir. Bu yönüyle hem hesabın kendisi hem de barındırdığı içerikler, kişisel mülkiyet hakları çerçevesinde tartışılmaya açıktır.

Mülkiyet Hakkı ve Türleri

Bir eşya üzerinde herkese karşı ileri sürülebilen mülkiyet, intifa ve rehin gibi haklar ayni haklar başlığı altında toplanır. Bu haklar arasında sahibine en geniş yetkiyi tanıyan mülkiyet hakkıdır. Malik sıfatını taşıyan kişi, eşyasını kullanma, ondan yararlanma ve eşya üzerinde her türlü tasarrufu gerçekleştirme yetkisiyle donatılmıştır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu mülkiyeti taşınır ve taşınmaz mülkiyeti şeklinde iki başlıkta düzenlemiştir. Hakkın konusu bir eser üzerindeki mali ve manevi yetkiler olduğunda ise fikri mülkiyetten söz edilir. Aşağıda taşınır, taşınmaz ve fikri mülkiyet ile dijital mülkiyet ayrı ayrı ele alınmaktadır.

Taşınır Mülkiyeti

Yapıları gereği bir yerden başka bir yere taşınabilen maddi şeyler taşınır mülkiyetinin konusunu meydana getirir. Televizyon, bilgisayar ve mobilya bu türden eşyalara verilebilecek örneklerdendir.

Taşınmaz Mülkiyeti

Taşınmaz sayılan unsurlar Türk Medeni Kanunu'nun 704. maddesinde sınırlı biçimde belirlenmiştir. Buna göre kat mülkiyeti kütüğünde kayıtlı bağımsız bölümler, tapu kütüğünde ayrı bir sayfaya yazılan bağımsız ve sürekli haklar ile araziler taşınmaz niteliği taşır.

Fikri Mülkiyet

Mülkiyet yalnızca taşınır ve taşınmaz mallara özgü değildir; maddi bir varlığı bulunmayan, insan zihninin ürünü olan fikirler bakımından da geçerlidir. Kişinin yaratıcılığından, düşünsel çabasından ve sanatsal üretiminden doğan ürünler üzerindeki yetkiler fikri haklar kapsamında ele alınır. Fikri mülkiyet, esas itibarıyla telif hakları ve sınai mülkiyet hakları olmak üzere ikiye ayrılır.

Telif hakları, zihinsel emeğin sonucu olan eserlere koruma sağlar; bir yazarın kitabının ya da bir ressamın tablosunun izinsiz çoğaltılmaya karşı korunması bu başlıkta değerlendirilir. Marka, patent ve tasarımlar ise sınai mülkiyet grubunda yer alır ve genellikle ürünün ticari değerine, pazarlanmasına ve kullanımına ilişkindir. Alana ilişkin düzenlemeler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda bulunmaktadır.

Dijital Mülkiyet Tartışması

Türk Medeni Kanunu, mülkiyetin ancak bir eşya üzerinde kurulabileceği anlayışını benimsemiştir. Eşya ise evrende maddi bir varlığı bulunan, üzerinde hâkimiyet tesis edilebilen, kişilik değerlerinin dışında kalan ve iktisadi bir değer taşıyan şeyler biçiminde tanımlanır. Bu tanım karşısında, bireyin dijital ortamdaki sosyal medya hesaplarının veya kripto paralarının mülkiyete konu olup olamayacağı bir sorun olarak belirmektedir.

Eşya kavramının unsurları tek tek incelendiğinde ilginç bir sonuç ortaya çıkar: bu sanal unsurlar cisim niteliği taşımasa ve maddi bir varlığa sahip olmasa da, tanımın geri kalan bütün özelliklerini karşılamaktadır. Nitekim kullanıcı, dijital hesapları üzerinde hâkimiyet kurmakta ve kendi dijital alanını bizzat yönetmektedir; bu varlıklar kişilik değerlerinden ayrı bir mevcudiyet göstermektedir. Ticari amaçla kullanıldıklarında ise iktisadi bir değer taşıdıkları da açıktır. Bu nedenle dijital varlıkların mülkiyeti değerlendirilirken, hesabın hangi amaçla kullanıldığı belirleyici ölçüt olarak alınmalıdır.

Kullanım Amacına Göre Yapılan Ayrım

Bir dijital hesabın mülkiyet hakkı bakımından incelenmesinde hesabın niteliği belirleyici rol oynar. Alman Federal Mahkemesi'nin kararlarında sosyal medya hesaplarının kullanım amaçları esas alınarak üçlü bir tasnife gidildiği görülmektedir: yalnızca kişisel amaçlarla işletilen hesaplar, gelir elde etme amacı güdülen hesaplar ve her iki amacın bir arada bulunduğu karma hesaplar.

Kişisel Amaçlı Hesaplar

Mevzuatımızda dijital varlıkların ve özellikle sosyal medya hesaplarının mülkiyetini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamakla birlikte, Türk Medeni Kanunu madde 653'te bazı değerlerin kişisel anı niteliğiyle miras bırakılabileceği öngörülmüştür. Bu hükümden yola çıkarak, tasnifin ilk grubunda yer alan ve yalnızca kişisel kullanım amacıyla açılmış sosyal medya hesaplarının mülkiyet hakkı çerçevesinde ele alınabileceği ve mirasa konu edilebileceği savunulabilir.

Ticari Amaçlı Hesaplar

Sosyal medya profilleri üzerinden gelir elde etmek bugün yaygın bir faaliyet alanı haline gelmiştir. Video yayımlayarak kazanç sağlanan "Youtube" hesapları bunun tipik örneğidir. Dolayısıyla kullanıcıya kazanç getiren dijital hesapların hukuki niteliği ve sahibinin ölümünden sonraki akıbeti büyük önem taşır. İktisadi değeri bulunan bu varlıkların TMK anlamında eşya kabul edilmesi mümkündür. Gelir üreten hesaplar bir malvarlığı değeri oluşturduğundan mülkiyet hakkına tabidir; nitekim uygulamada yalnızca bu tür hesapların devri üzerine faaliyet gösteren şirketler dahi bulunmaktadır.

Mülkiyet hakkının tasarruf yetkisini de içerdiği dikkate alındığında, maddi gelir sağlayan hesapların miras yoluyla intikal edebileceği sonucuna varılabilir.

Karma Nitelikli Hesaplar

Bir hesabın hem ticari hem de kişisel amaçlarla kullanılması halinde karma yapıda bir dijital varlık söz konusudur. Böyle durumlarda ilgili kullanıcı hesabı özelinde bir inceleme yapılmalı ve kullanımın ağırlıklı olarak hangi amaca yöneldiği tespit edilmelidir.

Kullanıcı Sözleşmelerinin Mülkiyet Hakkına Etkisi

Sosyal medya uygulamalarının hemen tamamında, üyelik oluşturmak isteyen kişi öncelikle şirketin hazırladığı taahhütnameyi onaylamak zorunda bırakılmaktadır. Bu üyelik metinlerinde genellikle "Hizmetlerimizden elde edilen hiçbir hesap veya veriyi satamaz, lisanslayamaz veya satın alamazsınız. Buna kullanıcı adınız da dahildir." biçiminde bir hükme yer verilir. Söz konusu kayıt, hesap sahibinin mülkiyet hakkını zedeleyen bir niteliktedir.

Bununla birlikte bu tür sözleşme hükümlerinin mevzuatımız bakımından genel işlem şartı sayılarak geçersiz kabul edilmesi mümkündür. Zira bir sözleşmenin hukuka uygun biçimde kurulabilmesi, tarafların asli unsurlar üzerinde karşılıklı olarak anlaşmasına bağlıdır. Oysa sosyal medya üyelik metinlerinde kullanıcının, "sözleşmenin şu maddesini bu haliyle kabul etmiyorum, şöyle değiştirelim" diyebileceği bir itiraz imkânı bulunmadığı tartışmasızdır. Bu sebeple yalnızca platformun menfaatini gözeterek kullanıcı aleyhine düzenlenen kayıtlar, genel işlem şartı niteliğiyle geçersiz sayılabilir. Nitekim hesap sahibinin hukuki tasarruf yetkisi sınırlandırıldığında, mülkiyet hakkı da ihlal edilerek işlevsiz hale getirilmiş olur. Konuya ilişkin ayrıntı için Tüketici Aleyhine Sözleşme Genel İşlem Koşullarının Geçersizliği başlıklı yazımız incelenebilir.

Diğer yandan, küresel ölçekte güçlü bir etkiye sahip olan bu uygulamalar üzerinden "toplum kurallarına aykırı davranış" sergilendiğinin belirlenmesi halinde ilgili hesap kapatılabilmektedir. Böyle bir işlem, o hesap bakımından mülkiyet hakkını tümüyle kullanılamaz hale getirir. Bu durumla karşılaşılması halinde ilgili Kanun'un ek 4. maddesi uyarınca, sosyal medya platformunun Türkiye temsilciliğine karşı tüketici sıfatıyla dava açılması yoluna gidilebilir.

Yazılım ve Hizmet Sözleşmelerinde Fikri Haklar

Bilgisayar yazılımları ve programları, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda fikri eser olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle bir web yazılımını meydana getiren kişinin hakları fikri mülkiyet hükümleriyle korunur. Kanun, bilgisayar programlarını ilim ve edebiyat eseri kategorisinde saymıştır (FSK madde 2). Fikri eserlerde eser sahibine tanınan yetkiler mali ve manevi haklar olmak üzere ikiye ayrılır.

Manevi haklar kapsamında eser sahibi; eserini kamuya arz etme, eserin kendisine ait olduğunu belirterek adının belirtilmesini isteme, eserinde değişiklik yapılmasının önüne geçme ve eserinin akıbetini takip etme yetkilerine sahiptir.

Mali haklar bakımından ise eser sahibine tanınan yetkiler şunlardır:

  • Eseri çoğaltma
  • Eseri işleme
  • Eseri temsil etme
  • Eseri yayma
  • Eser üzerinde pay talep etme
  • Eseri işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletme

Dijital Varlıklar Mirasa Konu Olur mu?

Bir kişinin ölümüyle birlikte sahip olduğu hak ve borçların bütün halinde mirasçılarına intikal etmesi esastır. Başka bir ifadeyle ölüm olayı, hak ve yükümlülüklerin topluca mirasçılara geçmesi sonucunu doğurur; bu ilkeye külli halefiyet adı verilir ve TMK madde 599'da düzenlenmiştir. Kişinin geride bıraktığı hak ve borçların tamamı ise tereke olarak adlandırılır.

Kişinin dijital varlıklarının da ölümünden sonra terekeye dahil olacağı ve mirasçılara intikal edeceği kabul edilmelidir. Özellikle ticari amaçla işletilen sosyal medya hesapları düzenli gelir üreten bir kaynak olmaları itibarıyla malvarlığı değeri taşıdıklarından, TMK madde 599/2 uyarınca doğrudan mirasçılara geçer. Hesap yalnızca kişisel amaçlarla kullanılmış olsa dahi, bazı değerlerin kişisel anı olarak miras bırakılmasına imkân tanıyan TMK madde 563 hükmü gereğince bu hesapların mirasçılara devri mümkündür.

Türkiye'de Sanal Mülkiyetin Görünümü

Ülkemizde sanal miras esasına dayanan somut bir yasal düzenleme henüz mevcut değildir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun'un dahi sanal mirasçılık bakımından yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. Bu boşluk nedeniyle, sosyal medya hesaplarına ilişkin yetkinin, hizmet sağlayıcılarla akdedilen sözleşmelerde üyeye tanınan kullanım hakkı ile sınırlı kaldığı ifade edilebilir.

İnternet Suçları ve Cezaları başlıklı çalışmamızda değinildiği üzere sosyal medya hesapları üzerinden hakaret, tehdit, cinsel taciz ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik gibi suçlar işlenebilmektedir. Mevzuatımızda bilişim suçları olarak anılan bu fiillere çeşitli yaptırımlar bağlanmış, söz konusu suçların sahte hesaplar aracılığıyla işlenmesi ayrıca düzenlenmiştir. Bu suçların mağdurları, faillerin cezalandırılmasını talep ederek şikâyet yoluna başvurabilecekleri gibi, ilgili içeriğe erişimin engellenmesini ve yayından kaldırılmasını da isteyebilirler.

Bunların yanında, sosyal medyanın kullanıcı üretimine dayalı bir yapı olması telif hakları alanında ciddi sorunlar doğurmaktadır. Eser sahibinin çoğaltma, yayma ve paylaşma gibi mali haklara sahip olduğuna yukarıda değinilmişti. Bu yetkilerin ihlali sosyal medya ortamında son derece kolay gerçekleşmekte; özellikle bilinçsizce yapılan paylaşımlar bu tür ihlallere yol açmaktadır. İçerik üreten kullanıcılar, ihlalleri önlemek amacıyla işleme ve yayma haklarını lisanslama yoluna gidebilir. Ancak bir platformdaki her içeriğin tek tek lisanslanması pratik ve elverişli bir çözüm değildir. Bu noktada kullanıcıların, paylaştıkları içeriklerin bir telif ihlali oluşturup oluşturmadığına özen göstermeleri gerekmektedir.

Dijital hesaplara ilişkin uyuşmazlıkların çoğu, kullanıcı ile platform arasındaki sözleşmesel dengesizlikten kaynaklanmaktadır. Mevzuatta doğrudan bir hüküm bulunmaması, hesapların ekonomik değerini yok saymayı gerektirmez; aksine somut olayda hesabın hangi amaçla işletildiği ortaya konulduğunda, mülkiyet ve miras hukukunun genel ilkeleri işletilebilir hale gelir. Özellikle gelir üreten hesaplarda, hesabın malvarlığı değeri taşıdığının belgelenmesi tartışmanın seyrini değiştirmektedir.

Somut bir uyuşmazlıkta öncelikli olarak ele alınması gereken başlıklar şunlardır:

  • Hesabın kişisel, ticari ya da karma nitelikte olduğunun, kullanım verileri üzerinden tespit edilmesi
  • Platformla akdedilen üyelik metnindeki devir ve tasarruf yasaklarının genel işlem şartı denetimine tabi tutulması
  • Hesap üzerinden elde edilen gelirin kayıt altına alınarak malvarlığı değerinin belgelenmesi
  • Hesap kapatma işlemlerinde Türkiye temsilciliğine karşı tüketici sıfatıyla dava yolunun değerlendirilmesi
  • Paylaşılan içeriklerin telif hakkı bakımından denetlenmesi ve gerektiğinde lisans yapısının kurgulanması
  • Miras planlaması yapılırken erişim bilgilerinin ve hesapların akıbetine ilişkin iradenin önceden belirlenmesi

Independent Legal, dijital varlıklardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda platform sözleşmelerinin incelenmesinden hesapların mirasa intikaline kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara