Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) gemi ipoteğinin türlerine ayrılmış müstakil bir bölüm bulunmaz. Sınıflandırma, dağınık hâlde yer alan kanun hükümlerinin öğreti ve yargı kararlarıyla birlikte değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu tasnifin bir ucunda kanundan doğan rehin hakları, diğer ucunda tarafların iradesiyle kurulan akdi ipotek biçimleri yer alır.
Kanuni nitelikteki haklardan ilki, TTK m. 1320-1327 arasında düzenlenen gemi alacaklısı hakkıdır. Teknik anlamda bir ipotek türü olmamakla birlikte alacaklıya kanundan doğan bir rehin hakkı sağlar ve doğması için geminin sicile kayıtlı bulunması aranmaz. İkincisi TTK m. 1013 kapsamındaki tersaneci hakkıdır: eser sözleşmesi niteliği taşıyan gemi yapım veya onarım sözleşmesinden doğan yapım ya da onarım alacağı bulunan tersaneci, gemi veya yapı üzerinde ipotek kurulmasını talep edebilir. Buna, TTK m. 1054-1057 arasında öngörülen yapı hâlindeki gemi ipoteği eklenir; gemi yapımının yüksek maliyeti karşısında inşa aşamasında kredi teminine kolaylık sağlamak amacıyla, tamamlandığında 18 gros tonilatodan büyük olması şartıyla omurganın konulduğu andan itibaren yapı üzerinde ipotek kurulabilir.
Sözleşmeden doğan ipoteklerde ayrım, ipoteğin tesciline, teminat altına alınan alacağın türüne ve miktarın belirlenme biçimine göre yapılır. Bu grupta birlikte gemi ipoteği, üst sınır gemi ipoteği, yabancı para cinsinden gemi ipoteği, sabit değerli gemi ipoteği ve kıymetli evraka bağlı alacaktan kaynaklanan gemi ipoteği sayılabilir. İpoteğin konusu tamamlanmış ve sicile tescilli bir gemi olabileceği gibi, yapım aşamasındaki bir tekne de olabilir.
Tersaneci İpoteği
Kural olarak bir gemi ipoteğinin doğması, malik ile alacaklının bu yönde anlaşmasına bağlıdır. Ancak kanun, belirli alacaklılara tek taraflı olarak ipotek talep etme imkânı tanımıştır. TTK m. 1013 uyarınca tersane sahibi, geminin yapımı ve onarımından kaynaklanan alacakları için o yapı veya gemi üzerinde ipotek tescilini isteyebilir. Tersane sahibi lehine kurulacak ipotekte, zanaatkârlar ile yüklenicilerin ipotek haklarını düzenleyen Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 895 ile 897 hükümleri uygulanır.
Burada iki hakkı birbirinden ayırmak gerekir. Tescili isteme yetkisi doğrudan kanundan kaynaklanır; buna karşılık ipotek hakkının kendisi, akdi ipotekte olduğu gibi ancak sicile tescille doğar. Dolayısıyla tersane sahibi ayni nitelikteki ipotek hakkını, tescil gerçekleşmedikçe kazanmış olmaz.
Talep hakkının kapsamı da sınırlıdır. Tersane sahibi bu yetkiyi yalnızca eser sözleşmesi niteliğindeki gemi yapım veya onarım sözleşmesinden doğan yapım ve onarım alacakları bakımından kullanabilir; bunların dışında kalan alacakları için ipotek tescili isteyemez. Talep hakkı, gemi yapımını ya da onarımını eser sözleşmesiyle üstlenen tersane sahibine tanınmıştır. Bu haktan önceden feragat edilmesi geçerli değildir.
Zamanlama bakımından ise tersane sahibi, yapım-onarım sözleşmesinin kurulduğu andan itibaren tescil isteminde bulunabilir ve ipoteği tescil ettirebilir. Tescilin, yapım veya onarım işinin tamamlanmasını izleyen üç ayın sonuna kadar gerçekleşmiş olması gerekir; aksi hâlde gemi ipoteği isteme hakkı düşer.
İstem hakkının güvence altına alınması amacıyla gemi veya yapı siciline şerh verilmesi mümkündür. Yapım ya da onarım henüz tamamlanmamışsa, bedelin tamamlanan işe karşılık gelen bölümü ile bedel kapsamında bulunmayan giderler için bir teminat ipoteğinin kurulması istenebilir.
Yapı Hâlindeki Gemiler Üzerinde İpotek
Henüz tamamlanmamış bir tekne üzerinde ipotek kurulabilmesi için birkaç şartın bir araya gelmesi aranır. Yapı, tamamlandığında 18 gros tonilatodan büyük olacaksa; omurganın konulmasından kızaktan indirilmesine kadar geçen süreçte, görülebilecek bir yerine ad ve numara yazılmak suretiyle açık ve sürekli biçimde ayırt edilebilir hâle getirildiği andan itibaren ipoteğe konu olabilir.
İpotek, yapı maliki ile alacaklının bu yönde anlaşması ve ipoteğin yapı hâlindeki gemilere özgü sicile tescil edilmesiyle kurulur. Kurma anlaşmasının yazılı yapılması ve imzaların noterce onaylanması şarttır; anlaşma dilenirse gemi sicil müdürlüğünde de düzenlenebilir.
İpoteğin kapsamı yapımın her aşamasını içine alır. Yapı malikinin mülkiyetine henüz girmemiş parçalar kapsam dışında kalmakla birlikte, tersanede bulunan, yapımda kullanılmak üzere ayrılmış ve bu amaçla işaretlenmiş kısımlar da ipoteğe dâhildir. Yapım tamamlandığında yapı üzerindeki ipotek, sahip olduğu dereceyi koruyarak gemi üzerinde devam eder ve gemi siciline tescil edilir.
Gemi Alacaklısının Kanuni Rehin Hakkı
Gemi alacaklısı hakkı, kanunda sayılan alacaklardan birinin doğmasıyla gemi ve eklentisi üzerinde kendiliğinden meydana gelen bir rehin hakkıdır. Doğması için ne tescile ne de geminin zilyetliğinin devrine ihtiyaç vardır. Akdi ipotekten ayrıldığı en önemli nokta, sicile kayıtlı olmayan gemiler bakımından da geçerli olmasıdır. Bu rehin hakkı anaparanın yanı sıra faizi, takip ve yargılama giderlerini de aynı şekilde güvence altına alır ve gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir.
Geminin malikine, kiracısına, yöneticisine ya da işletenine karşı doğmuş olması kaydıyla aşağıdaki alacaklar sahiplerine gemi alacaklısı hakkı verir:
- a) Gemide çalıştırılmaları dolayısıyla gemi adamlarına ödenecek ücretler ve diğer tutarlara ilişkin istem hakları; ülkelerine getirilme giderleri ile onlar adına yatırılması gereken sosyal sigorta katılma payları da bu kapsamdadır.
- b) Geminin işletilmesiyle doğrudan bağlantılı olarak karada veya suda meydana gelen can kaybından ya da diğer bedensel zararlardan kaynaklanan alacaklar.
- c) Kurtarma ücretinden doğan alacaklar.
- d) Liman, kanal, diğer su yolları, karantina ve kılavuzluk için ödenmesi gereken resimler.
- e) Geminin işletilmesinden kaynaklanan maddi zıya veya hasara dayalı haksız fiil alacakları; gemide taşınan eşyaya, konteynerlere ve yolcuların eşyasına gelen zıya veya hasar bu kapsamın dışında tutulmuştur.
- f) Müşterek avarya garame payı alacakları.
Sıra bakımından bu alacaklar aynı konumda değildir. Yukarıda a) ile e) bentlerinde yer alan alacaklıların kanuni rehin hakkı, gemi üzerinde tescil edilmiş olsun olmasın bütün kanuni ve akdî rehin hakları ile ayni yükümlülüklerden önce gelir. Bu önceliğin de bir istisnası vardır: karaya oturan ya da batan bir geminin seyrüsefer güvenliği veya deniz çevresinin korunması amacıyla kamu kurumlarınca kaldırılması hâlinde, kaldırma giderleri tüm gemi alacaklarından önce ödenir. Buna karşılık f) bendindeki müşterek avarya garame payı alacaklılarının rehin hakkı, tescilli olsun olmasın diğer bütün kanuni ve akdî rehin hakları ile ayni yükümlülüklerden sonra sıraya girer.
Akdi Gemi İpoteğinin Özel Türleri
Birlikte Gemi İpoteği
TTK m. 1020/1, tek bir alacağın birden çok gemi ya da gemi payı üzerinde kurulacak ipoteklerle teminat altına alınmasına imkân tanır; bu duruma birlikte gemi ipoteği denir. İpoteğe konu gemilerin malikinin aynı kişi olması gerekmez. Ancak ipoteklerin geçerliliği, her bir gemi malikinin ipotek anlaşmasını imzalamış olmasına bağlıdır. Birlikte ipotekte, gemilerin her birinin sicil kaydına diğer ipotekli gemiler de işlenir.
Kural, her geminin ve gemi payının borcun tamamından sorumlu tutulmasıdır. Bununla birlikte taraflar, hangi geminin ya da payın alacağın ne kadarlık bölümünden sorumlu olacağını kararlaştırabilir. Böyle bir düzenlemenin hüküm ifade edebilmesi için ipotek anlaşmasında yer alması ve sicile tescil edilmesi gerekir.
Üst Sınır Gemi İpoteği
Alacağın miktarı kesin olarak belli değilse ya da zaman içinde değişebilecek nitelikteyse, ipoteğin karşılayacağı azami tutar belirlenerek gemi siciline tescil edilebilir. Bu yönteme üst sınır ipoteği denir ve gemi ipoteğine konu alacağın belirli olması kuralının istisnasını oluşturur. Amaç, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiğinde tahsil edilebilecek tavanı önceden ortaya koymaktır.
Alacağın tutarı belirsiz olsa dahi, ipoteğin dayandığı hukuki ilişkinin belirli olması aranır. Uygulamada bu ipotek türüne en sık, gemi inşa ve onarımına yönelik kredilerde inşa veya onarım bedelinin baştan kesin biçimde saptanamadığı hâllerde başvurulmaktadır.
Yabancı Para Cinsinden Gemi İpoteği
Ödeme tarihinde döviz olarak ifa edilecek bir alacak için ipotek, döviz üzerinden kurulabilir. Ne var ki bu imkân her para birimi bakımından geçerli değildir. Hangi yabancı paralar üzerinden gemi ipoteği tesis edilebileceği Hazine Müsteşarlığınca belirlenir; bu belirlemenin dışında kalan bir para birimi üzerinden ipotek kurulamaz. Ayrıca aynı derecede yalnızca tek bir para birimiyle ipotek tesis edilmesi mümkündür.
Sabit Değerli Gemi İpoteği
Türk parasıyla ödenecek borçlarda, ipotekli geminin karşılayacağı alacak miktarı altın ya da yabancı para ölçüsüne bağlanabilir. Uzun vadeli kredilerde paranın değer kaybetmesi sonucunda teminatın karşılık geldiği değerin erimesi riskine karşı bu yönteme başvurulur. Ölçü olarak seçilecek yabancı paranın, Hazine Müsteşarlığınca kabul edilen para birimlerinden biri olması gerekir.
İki tür arasındaki fark borcun kendisinde yatar: yabancı para ipoteğinde ortada döviz cinsinden bir borç bulunurken, sabit değerli ipotekte borç Türk Lirası üzerindendir ve yabancı para yalnızca ölçü işlevi görür.
Kıymetli Evraka Bağlı Alacaktan Kaynaklanan Gemi İpoteği
Başta bono, çek ve poliçe olmak üzere kıymetli evraktan doğan alacakların gemi ipoteğiyle güvence altına alınmasında da kural aynıdır: tarafların anlaşması ve tescil zorunludur. Buna karşılık hamiline yazılı bir kıymetli evraka bağlı alacağın teminatı söz konusu olduğunda, malikin sicil müdürlüğüne beyanda bulunması ve tescilin yapılması yeterli sayılır.
Bir poliçeden, hamiline yazılı bir senetten ya da ciro yoluyla devredilebilen başka bir senetten doğan alacakların teminat altına alınması amacıyla kurulan gemi ipoteklerinde ek bir kayıt daha aranır. Alacağı sonradan devralanların lehine ve aleyhine ipotek üzerinde belirli tasarruflarda bulunmak ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takipte alacaklıyı temsil etmek üzere belirlenebilecek temsilcinin de sicile kaydedilmesi gerekir. Bu temsilcinin yetkileri bakımından tescil talepnamesine gönderme yapılması mümkündür.
Independent Legal Değerlendirmesi
Türler arasındaki ayrım teorik bir tasnif alıştırması değildir; hangi türün söz konusu olduğu, teminatın hangi anda doğduğunu, hangi alacakların önüne geçeceğini ve tahsilde hangi tutarın karşılanacağını belirler. Nitekim akdi ipotek sahibinin sırası, tescilli bir hakka dayanmasına rağmen kanundan doğan gemi alacaklısı haklarının gerisinde kalabilmektedir. Sıklıkla gözden kaçan bir başka nokta ise süre ve şekil şartlarıdır: tersaneci ipoteğinde üç aylık tescil süresinin kaçırılması ya da yapı hâlindeki gemide ayırt edilebilirlik şartının sağlanmaması, teminatı kâğıt üzerinde bırakabilir.
Bir teminat yapısı kurgulanırken şu hususların önceden netleştirilmesini öneriyoruz:
- Alacağın tutarının baştan belirlenip belirlenemediği; belirsizse üst sınır ipoteğinin tercih edilmesi
- Borcun para birimi ile ipoteğin para birimi arasındaki ilişkinin, döviz ipoteği mi sabit değer ipoteği mi kurulacağı yönünden çözülmesi
- Birden fazla gemi teminat gösterilecekse her malikin ipotek anlaşmasını imzalamış olması ve sorumluluk paylaşımının sicile yansıtılması
- Gemi üzerinde önceliği bulunan gemi alacaklısı haklarının ve olası enkaz kaldırma giderlerinin risk analizine dâhil edilmesi
- Yapı hâlindeki gemide omurga, tonilato ve ayırt edilebilirlik şartlarının tescil öncesinde belgelenmesi
- Kıymetli evraka bağlı alacaklarda temsilci kaydının tescil talepnamesiyle birlikte tamamlanması
Independent Legal, gemi ipoteğinin kurulması, sicil işlemlerinin yürütülmesi ve teminatın paraya çevrilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

