Independent LegalIndependent Legal

Deniz Ticaret Hukuku

Deniz Ticaret Hukuku

Gemi Mülkiyetinin İktisabı, Sicil Kaydı ve Kayıttan Silinmesi

Gemiler sicile yazılı olsun ya da olmasın hukuken taşınır eşya sayılır; buna karşılık mülkiyetin devri, kazandırıcı zamanaşımı ve mülkiyetin sona ermesi kendine özgü kurallara bağlanmıştır. Gemi mülkiyetinin kazanılma yollarını ve bu değişikliklerin sicile yansımasını ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Deniz Ticaret HukukuOkuma 10 dk

Bir geminin hangi devletin bayrağını taşıdığı, üzerinde kimin hak sahibi olduğu ve bu hakların hangi sınırlar içinde kullanılabileceği sorularının tek adresi gemi sicilidir. Sicil, tekneye hukuki bir kimlik kazandırır; kayıt dışı kalan bir gemi uluslararası sularda düzenli seyir yapamayacağı gibi ticari organizasyonun içine de giremez. Kaydın kurduğu tabiiyet bağı, kayda güvenerek işlem yapan üçüncü kişilerin korunması ve sicildeki verilerin doğru sayılması, bu kurumu deniz ticareti bakımından vazgeçilmez kılar.

Gemi sicilleri aleni niteliktedir. Bir tekneyle ticari ilişki kurmayı düşünen ya da yalnızca kaydı merak eden herkes, geminin malikini, üzerinde gemi ipoteği bulunup bulunmadığını ve tescil edilmiş değişiklikleri inceleyebilir. Sicilde gösterilen verilerin en kritiği ise mülkiyettir; zira gemi üzerinde tasarruf yetkisini elinde tutan kişi maliktir.

Bu bilgi notunda gemi mülkiyetinin hangi yollarla kazanıldığını, kazanımın sicile nasıl yansıdığını ve mülkiyetin hangi hâllerde sona erdiğini inceliyoruz. Denize kıyısı bulunan devletlerin sicil rejimleri birbirine benzese de tescil koşulları ülkeden ülkeye değiştiğinden, değerlendirme Türk sicil organizasyonu esas alınarak yürütülmektedir.

Gemi Mülkiyetinin Hukuki Niteliği

Gemiler, sicile kaydedilmiş olsalar dahi hem fiziki hem hukuki bakımdan taşınır eşya kabul edilir; büyüklükleri bu nitelendirmeyi değiştirmez. Türk Ticaret Kanunu m. 936 konuya tereddüde yer bırakmayacak bir açıklık getirmiştir:

Türk Ticaret Kanunu m. 936
"Sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler bu Kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır."

Medeni Kanun sistematiğinde gemi mülkiyeti mutlak hak kategorisinde yer alır; yani herkese karşı ileri sürülebilir. Malik, hukuka aykırı olmamak kaydıyla gemisi üzerinde dilediği tasarrufta bulunabilir. Bu yetkinin yanına koruyucu imkânlar da eklenmiştir: tekneye haksız biçimde el konulduğunda istihkak davası açılabileceği gibi, mülkiyete yönelen her türlü müdahalenin önlenmesi de talep edilebilir.

Bir eşyayı fiilen hâkimiyeti altında bulunduran kişi zilyet olarak adlandırılır. Medeni Kanun'un zilyetliğe ilişkin düzenlemeleri, tescilli olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler hakkında uygulama alanı bulur. Buna karşılık TTK m. 996, aksine hüküm bulunmadıkça gemilerin hukuki mahiyetini düzenleyen kanun hükümlerinin yalnızca sicile kayıtlı gemiler bakımından geçerli olacağını öngörür. Kanun burada tek bir sicili işaret etmediğinden hüküm Milli Gemi Sicili ile sınırlı kalmaz; Türk Uluslararası Gemi Siciline ve yapı hâlindeki gemilere özgü sicile yazılı tekneler de kapsam içindedir.

Sicilin tanımı, türleri ve tescil usulü Independent Legal'in "Gemi Sicili ve Sicile Tescil" başlıklı ayrı bilgi notunda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Türk Hukukunda Milli Gemi Sicili ve TUGS Kayıtları

Bir geminin hangi devletin siciline yazılacağı; malikin, donatanın, gemi işletme müteahhidinin ya da tekneyi başka bir hukuki işlemle devralan kişinin tabi olduğu ülke hukukuna göre saptanır. Türkiye bakımından çerçeveyi 3102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çizmekte ve gemiler Türk Milli Gemi Siciline yazılmaktadır. Bu sicile kaydedilebilecek tekneler, kaydın zorunlu olup olmamasına göre iki gruba ayrılır: tescili kanunen zorunlu tutulan gemiler ve tescili malikin iradesine bırakılan, yani ihtiyari olan gemiler.

Türk Ticaret Kanunu m. 957
"On sekiz gros tonilatoda ve daha büyük her ticaret gemisinin maliki, tescil isteminde bulunmak zorundadır."

Hüküm, 18 gros tonilato eşiğini aşan ticaret gemileri bakımından tescili bir yükümlülüğe dönüştürmüştür. Kanun lafzından çıkan karşıt anlam ise açıktır: bu eşiğin altında kalan teknelerde kayıt yaptırıp yaptırmamak malikin inisiyatifindedir.

Öte yandan bazı gemilerin Milli Gemi Siciline yazılmasına hukuken imkân tanınmamıştır. TTK m. 958 uyarınca aşağıdaki tekneler MGS'ye tescil edilemez:

  • Türk gemisi niteliğini taşımayan araçlar,
  • Türkiye dışında bir devletin siciline kaydedilmiş bulunan Türk gemileri,
  • Savaş filosuna dâhil harp gemileri,
  • Bu filoya destek veren yardımcı gemiler,
  • Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy tüzel kişiliklerine ait olan ya da başka bir kamu hizmetine özgülenmiş gemiler.

Türk Uluslararası Gemi Sicili (TUGS) ise farklı bir ihtiyaçtan doğmuştur: Türk gemilerinin, literatürde "kolay bayrak devleti" diye anılan kıyı ülkelerinin sicillerine kaymasının önüne geçmek. Türk gemileri ve belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde yabancı gemiler, Milli Gemi Siciline kaydolabildikleri gibi aranan şartları taşımaları hâlinde Türk Uluslararası Gemi Siciline de yazılabilmektedir.

Hangi teknelerin Türk gemisi sayıldığı ve Türk Bayrağı çekme hakkının hangi ölçütlere bağlandığı, "Türk Gemisi ve Türk Bayrağı Çekme Hakkı" başlıklı ayrı çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.

Sicile Kayıtlı Gemilerde Mülkiyetin Hukuki İşlemle Kazanılması

Gemi siciline yazılı teknelere uygulamada müseccel gemi denilmektedir. Mülga Ticaret Kanunu döneminde, müseccel bir geminin mülkiyetinin malikten hukuki işlemle devralınabilmesi için yeni malikin sicile yazılması aranmıyordu; ayrıca tekne üzerindeki zilyetliğin devredilmiş olması da gerekmiyordu. Dolayısıyla eski düzende mülkiyetin intikalinde sicilin herhangi bir rolü bulunmuyor, gemi mülkiyeti sicil dışında el değiştiriyordu.

Oysa yukarıda değindiğimiz üzere sicil; gemi üzerinde hak iddia edenler ile tekneyle hukuki veya ticari ilişkiye girecek kişiler bakımından güçlü bir koruma aracıdır. Yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu m. 1001 uyarınca mülkiyetin devri amaçlanıyorsa devir sözleşmesinin yazılı yapılması ve taraf imzalarının noterce onaylanması gerekir. Sözleşme kurulduktan sonra alıcının mülkiyeti kazanabilmesi ise geminin zilyetliğinin de kendisine geçirilmesine bağlıdır. Buna karşılık mülkiyetin doğumu bakımından sicile tescil kurucu bir unsur değildir. Getirilen bu düzenlemeyle gemi mülkiyetinin devri, menkul mülkiyetinin devriyle aynı çizgiye taşınmış ve mülkiyet karinesi zilyetliğe bağlanmıştır.

Sözleşmeye dayalı her devirde olduğu gibi gemi mülkiyetinin nakli de iki basamaklı ilerler: önce taahhüt, ardından tasarruf işlemi. Uygulamadaki karşılığı şudur; taraflar önce satış sözleşmesini kurar, mülkiyet ise bu sözleşmenin ifası niteliğindeki tasarruf işlemiyle karşı tarafa geçer.

Satış tek seçenek değildir. Mal değişim sözleşmesi, bağışlama, şirket sözleşmesi ve gemi inşa sözleşmesi de gemi mülkiyetinin devri borcunu doğurabilen işlemler arasında sayılır.

Gemi Payı ve İştirak Payının Hukuki İşlemle Edinimi

Sicilde kaydı bulunan bir geminin paylı mülkiyetinde, pay maliki ile mülkiyet hakkını kazanacak kişi arasındaki anlaşma payın devralana geçmesi için yeterlidir. Ancak kanun bu anlaşmanın yazılı biçimde yapılmasını ve imzaların noter onayından geçirilmesini şart koşar. TTK m. 1007/1, söz konusu anlaşmanın gemi sicil müdürlüklerinde de kurulabileceğini ayrıca hüküm altına almıştır.

Donatma iştiraki biçiminde işletilen ve sicile kayıtlı bulunan gemilerde iştirak payının el değiştirmesi ise gemi payının devri ve bu devrin sicile tescili yoluyla gerçekleşir.

Türk Ticaret Kanunu m. 1007
"(1) Sicile kayıtlı gemi payının mülkiyeti, malik ile iktisap edenin bu hususta anlaşmaları ile devralana geçer. Anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onaylanması şarttır. Bu anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir.
(2) Donatma iştirakinde paydaş donatanların her biri, iştirak payını dilediği anda diğer paydaşların onayı olmaksızın tamamen veya kısmen başkasına devredebilir. Sicile kayıtlı gemi üzerindeki iştirak payının devri, gemi payının devri ve sicile tescili ile olur.
(3) Gemi payı veya iştirak payının devri sonucunda gemi Türk Bayrağı çekme hakkını kaybedecekse, devir yalnız bütün paydaşların veya paydaş donatanların onaylarıyla geçerli olur.
(4) Gemi payı, gemi yolculukta bulunduğu sırada devredilirse, devrin kapsamı 1002 nci maddenin üçüncü fıkrasına göre belirlenir."

Sahiplenme Yoluyla Gemi Mülkiyetinin Kazanılması

Malik olma iradesiyle sahibi bulunmayan, terk edilmiş bir eşya üzerinde hâkimiyet kurulmasına ihraz adı verilir. Sicilde kaydı olmayan bir gemi, malikinin vazgeçmesi suretiyle terk edildiğinde sahipsiz gemi konumuna gelir ve bu andan itibaren ihraz yoluyla herkes tarafından iktisap edilebilir hâle gelir. Türk Medeni Kanunu m. 767 de aynı sonuca ulaşır: sahipsiz gemiyi malik olma iradesiyle zilyetliğine geçiren kişi, bu hüküm uyarınca geminin maliki olabilir.

Sicile kayıtlı gemilerde tablo farklıdır. Malikin mülkiyet hakkından vazgeçtiğini sicil müdürlüğüne bildirmesi ve bu beyanın gemi siciline işlenmesiyle mülkiyet terk edilmiş sayılır; ne var ki tekne, kaydı bulunmayan bir gemiyle aynı hukuki konuma düşmez. TTK m. 998/2 uyarınca terk edilmiş müseccel gemiyi ihraz yoluyla iktisap yetkisi münhasıran devlete tanınmıştır. Devlet, sahipsiz gemi üzerindeki mülkiyeti, kendisini gemi siciline malik sıfatıyla tescil ettirmek suretiyle kazanır.

Terk edilmiş sahipsiz gemilerin hukuki mahiyeti hakkında ayrıntılı değerlendirme, "Sahipsiz Gemi" başlıklı çalışmada yer almaktadır.

Kazandırıcı Zamanaşımıyla Gemi Mülkiyetinin Kazanılması

Olağan Zamanaşımı Yoluyla İktisap

Gerçekte malik olmadığı hâlde gemi siciline malik olarak yazılmış bulunan kişi, iki koşulun birlikte gerçekleşmesi hâlinde tekne üzerindeki mülkiyeti kazanır:

  • kaydın kesintisiz biçimde en az 5 yıl devam etmiş olması,
  • aynı dönem boyunca geminin davasız ve aralıksız şekilde asli zilyetlik sıfatıyla elde bulundurulması.

Süre, sözde malikin gemi siciline malik olarak tescil edildiği tarihte işlemeye başlar. Bu iktisap yolunun taşınmazlardaki olağan zamanaşımından ayrıldığı nokta iyi niyet ölçütüdür: TMK m. 712 taşınmaz mülkiyetinde "zilyetliğin iyi niyetle sürdürülmesi" şartını ararken, konuyu düzenleyen TTK m. 999 böyle bir şart öngörmemiştir.

Olağanüstü Zamanaşımı Yoluyla İktisap

Gemi mülkiyetinin olağanüstü zamanaşımıyla kazanılmasında, sicile kayıtlı gemiler ile kaydı zorunlu olmasına rağmen tescil edilmemiş gemiler bakımından farklılık gösteren bir rejim söz konusudur.

Sicile yazılması gerekirken kaydedilmemiş bir tekneyi en az 10 yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak asli zilyet sıfatıyla elinde bulunduran kişi, gemiyi kendi adına tescil ettirmeyi talep edebilir. Bu iktisap yolunun ayrıntıları TTK m. 1000'de düzenlenmiştir:

Türk Ticaret Kanunu m. 1000
"(1) Sicile kaydı gerekirken kaydedilmemiş olan bir gemiyi en az on yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak asli zilyet sıfatıyla elinde bulunduran bir kişi, geminin, sicile kendi malı olarak tescil edilmesini isteyebilir.
(2) En az on yıl önce ölmüş veya gaipliğine karar verilmiş bir kişinin adına kayıtlı bulunan ve hakkında on yıldan beri malikin onayına tabî bir husus kaydedilmemiş olan bir gemiyi birinci fıkrada yazılı şartlarla elinde bulunduran kişi de o geminin maliki olarak tescil edilmesini isteyebilir. Zilyetlik süresinin hesabı, kesilmesi ve durması Türk Borçlar Kanununun alacak zamanaşımına ilişkin hükümlerine tabidir.
(3) Tescil ancak mahkeme kararıyla olur. Tescil davası, geminin kayıtlı olduğu veya kaydedilmesi gereken sicil müdürlüğüne karşı açılır. Mahkeme, ilgilileri, en fazla üç aylık bir süre belirleyerek itirazlarını bildirmeye tirajı ellibinin üstünde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan bir gazetede yapılacak ilanla çağırır. İtiraz edilmez veya itiraz reddolunursa tescile karar verilir.
(4) Tescile karar verilmeden önce, üçüncü bir kişi malik sıfatıyla tescil edilir veya üçüncü kişinin mülkiyeti dolayısıyla sicile, gemi sicilinin doğru olmadığı yolunda bir itiraz şerhi verilmiş olursa, tescil kararı üçüncü kişi hakkında hüküm ifade etmez.
(5) Mahkemece verilen tescil kararına dayanarak kendisini sicile kaydettirdiği anda asli zilyet, geminin mülkiyetini iktisap eder."

Sicile kaydedilmesi zorunlu olmayan teknelerde ise Türk Medeni Kanunu m. 777 hükmü uygulama alanı bulur.

Gemi Mülkiyetinin Sona Ermesi

Mülkiyetin sona ermesine yol açabilecek birden fazla ihtimal bulunduğundan, konunun dört ayrı başlık altında incelenmesi tabloyu daha anlaşılır kılmaktadır.

Geminin Zıyaı

Sicile kayıtlı bir tekne kurtarılamayacak biçimde batarsa, onarımı imkânsız hâle gelecek ölçüde zarar görürse ya da geriye enkaz bırakmayacak şekilde harap olursa, gemi üzerindeki mülkiyet hakkı son bulur.

Terk

Yukarıda ayrıntısıyla değindiğimiz üzere, müseccel bir geminin maliki mülkiyet hakkından vazgeçtiğini bildirir ve bu beyanı gemi siciline işletirse teknenin mülkiyetini terk etmiş olur. Terke ilişkin düzenleme TTK m. 1004'te hüküm altına alınmıştır.

Kazandırıcı Zamanaşımı

Olağan zamanaşımında koşulları sağlayan asli zilyet mülkiyeti kazanırken, önceki malikin hakkı aynı anda ortadan kalkar (TTK m. 1051). Olağanüstü zamanaşımında ise sonucu mahkeme kararı doğurur; tescile hükmedilmesiyle eski malikin mülkiyeti sona erer, yeni malik ise kendisini gemi siciline malik olarak yazdırdığı anda mülkiyet hakkını kazanmış olur.

Sicile Kayıtlı Gemi Payı ve İştirak Payı Üzerindeki Mülkiyetin Kaybı

TTK m. 1008'de yer alan mülkiyetin zıyaına ilişkin hükümlere tabi bulunan müseccel gemilerde, iştirak payının bırakılması hâlinde pay üzerindeki mülkiyet hakkı, bırakma bildiriminin yapılmasıyla birlikte iştirak payları oranında diğer paydaş donatanlara geçer.

Türk Ticaret Kanunu m. 1008
"(1) Donatma iştirakinde, yeni bir yolculuğa veya bir yolculuk sonunda gemiyi tamir ettirmeye yahut donatma iştirakinin sorumlu olduğu bir gemi alacağının ödenmesine karar verilirse, karara iştirak etmeyen paydaş donatanlardan her biri, herhangi bir karşılık istemeksizin iştirak payını bırakmak suretiyle, kararı yerine getirmek için gereken ödemelerde bulunmaktan kurtulabilir.
(2) Bu hakkını kullanmak isteyen paydaş donatan, kararın verildiği tarihten, eğer karar verilirken kendisi veya temsilcisi hazır bulunmadı ise, kararın bildirilmesinden itibaren üç gün içinde, noter aracılığıyla, paydaş donatanlara veya gemi müdürüne bildirimde bulunmak zorundadır.
(3) Bırakılan iştirak payı üzerindeki mülkiyet hakkı, ikinci fıkra uyarınca yapılacak bir bırakma bildirimi ile iştirak payları ölçüsünde öteki paydaş donatanlara geçer."

İlgili Mevzuat

Gemi mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıkların büyük bölümü, mülkiyetin ne zaman geçtiği sorusunun yanıtsız bırakılmasından kaynaklanır. Yürürlükteki düzenlemede tescil kurucu unsur olmadığından, tarafların noter onaylı devir sözleşmesini imzalamış olması tek başına yeterli görülmez; zilyetliğin fiilen nakledildiğinin belgelenmemesi, sonradan açılan istihkak ve alacak davalarında ciddi bir ispat sorunu doğurur. Buna karşılık sicil kaydının güncellenmemesi de, geminin üçüncü kişilerce iyi niyetle iktisabı ya da eski malik aleyhine yürütülen takiplerde teknenin haczi gibi sonuçlar üretebilir.

İştirak payı devirleri ile bayrak hakkını etkileyen işlemler ayrıca dikkat gerektirir. Payın el değiştirmesi geminin Türk Bayrağı çekme hakkını sona erdirecekse işlem bütün paydaş donatanların onayına bağlıdır; bu onay alınmadan yapılan devirler geçerlilik sorunu doğurur. Somut bir dosyada yol haritası kurulurken şu başlıklar öne çıkarılmalıdır:

  • Devir sözleşmesinin yazılı şekil ve noter onayı koşullarını karşılayıp karşılamadığının denetlenmesi
  • Zilyetliğin devrine ilişkin teslim tutanağı, protokol ve seyir kayıtlarının dosyaya kazandırılması
  • Tescil, terkin ve şerh taleplerinin devir işlemiyle eşzamanlı yürütülerek sicil kaydının güncel tutulması
  • Bayrak hakkını etkileyen pay devirlerinde paydaş donatan onaylarının önceden temin edilmesi
  • Zamanaşımıyla iktisap iddialarında beş ve on yıllık sürelerin başlangıç anının belgeye dayandırılması
  • Terk, zıya veya donatma iştirakinden ayrılma hâllerinde bildirimlerin kanuni süreler içinde yapılması

Independent Legal, gemi alım satımından sicil işlemlerine, mülkiyet uyuşmazlıklarından donatma iştiraki ilişkilerine kadar deniz ticareti hukukunun bu alanında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara