Independent LegalIndependent Legal

İcra ve İflas Hukuku

İcra ve İflas Hukuku

Haciz İşlemi: Kapsamı, Türleri ve Borçlu Bakımından Sonuçları

Haciz, kesinleşmiş bir takipte alacaklının talebiyle borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlayan cebri icra işlemidir. Haczin türlerini, konusunu, haciz dışında kalan değerleri ve borçluya tanınan başvuru yollarını mevzuat çerçevesinde inceliyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı İcra ve İflas HukukuOkuma 13 dk

Ödenmeyen bir borç nedeniyle alacaklının başvurusu üzerine icra müdürlüğünce borçlunun malvarlığı değerlerine hukuken el konulmasına haciz denir. Bu işlemin çerçevesi İcra ve İflas Kanunu'nda ayrıntılı biçimde çizilmiştir.

Uygulamaya bakıldığında en çok tereddüt yaratan ve hatalı işlem yapılmasına yol açan başlıklar; haczin hangi mallar üzerinde uygulanabileceği, işlemin ne zaman ve nasıl gerçekleştirileceği, borçluya tanınan yetkiler ve hacze karşı hangi hallerde itiraz edilebileceğidir. Özellikle maaş haczi, meskeniyet iddiası, haciz dışında bırakılan mallar, yediemin uygulaması ve üçüncü kişilerin malvarlığına yönelen hacizler bakımından yanlış bilgi yaygındır.

Bu bilgi notunda haczin hukuki anlamını, borçluyu bekleyen sonuçları, icra memuruna tanınan yetkinin sınırlarını, haciz sırasında sıkça yaşanan uygulama sorunlarını ve hak kaybı doğurabilecek yanlışları mevzuat ile yerleşik uygulama ışığında ele alıyoruz.

Haczin Tanımı ve Hukuki Niteliği

Haciz Ne Anlama Gelir?

Haciz, kesinleşmiş bir takipte borcunu yerine getirmeyen borçluya ait malvarlığı değerleri üzerinde tasarruf yetkisinin hukuken daraltılması ve böylece alacağın cebri icra yoluyla tahsiline zemin hazırlanmasıdır. İşlem, mallara fiilen el konularak yürütülebileceği gibi, ilgili sicil ve kayıtlara haciz şerhi düşülmesi biçiminde de uygulanabilir.

Amaç borçlunun malvarlığını yok etmek değildir; hedeflenen, bu değerleri paraya çevirme aşamasına hazır hale getirmek ve alacaklının hakkını güvenceye almaktır. Bu niteliğiyle haciz, cebri icranın zorunlu fakat geçici bir ara aşamasıdır.

Takibin kesinleşmiş olması, icra dairesine kendiliğinden işlem yapma yetkisi vermez. Haciz ancak alacaklının usulüne uygun ve açık bir talebi bulunduğunda gerçekleştirilir. Alacaklının bu talebi ileri sürebilmesi, borçlunun mal beyanında bulunmuş olması koşuluna da bağlı değildir.

İcra ve İflas Kanunu'ndaki Temel Hükümler

Hacze ilişkin düzenlemeler İcra ve İflas Kanunu'nun 78 ve devamı maddelerinde yer alır. İİK m. 78/2 gereğince alacaklıya tanınan süre, ödeme emrinin borçluya tebliğinden başlayan bir yıldır; bu süre içinde haciz istenmezse dosya işlemden kaldırılır.

Dosyanın işlemden kaldırılmasını takibin iptaliyle karıştırmamak gerekir. Alacak zamanaşımına uğramadığı sürece dosyanın yenilenerek yeniden haciz istenmesi mümkündür ve bu imkân İİK m. 78/5 hükmünde açıkça korunmuştur.

Borçlu takibe itiraz etmişse, itirazın iptali ya da kaldırılmasına ilişkin kararın kesinleşmesine kadar geçen zaman dilimi, bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaz (İİK m. 78/2).

Talep, takibin yürütüldüğü icra dairesine yazılı olarak sunulabileceği gibi sözlü de iletilebilir; sözlü talep halinde icra müdürlüğünün bunu tutanağa geçirmesi gerekir. Alacaklı ayrıca, haczin uygulanabilmesi için gereken harç ve masrafları da yatırmak durumundadır.

Yetki yönünden kural, icra dairesinin yalnızca kendi yetki çevresindeki malvarlığı değerleri üzerinde işlem yapabilmesidir. Borçlunun başka bir dairenin yetki alanında kalan malları bakımından o daireye talimat yazılarak haciz uygulanır (İİK m. 79).

Buna karşılık ücret ve maaş alacaklarında malın nerede bulunduğu belirleyici değildir. Bu nitelikteki alacaklarda, borçluyu istihdam eden işverene doğrudan haciz müzekkeresi yazılabilir (İİK m. 83).

Haciz Türleri

Haciz, takibin hangi evresinde uygulandığına ve hangi hukuki sebebe dayandığına göre ayrıma tabi tutulur. Pratikte en sık karşılaşılanlar kesin haciz ile ihtiyati haciztir.

Kesin Haciz

Takip kesinleştikten sonra alacaklının talebiyle borçlunun malvarlığına uygulanan türe kesin haciz adı verilir. Bu haczin ayırt edici yönü, paraya çevirme aşamasına doğrudan geçilmesine elverişli olmasıdır.

İcra ve İflas Kanunu'nun 78. maddesi uyarınca ödeme emri tebliğ edilip takip kesinleştikten sonra alacaklının bir yıllık süre içinde haciz isteme hakkı doğar. Kesin haciz, bu talep üzerine icra dairesince uygulanır. Takip kesinleşmiş olsa bile icra dairesinin resen haciz yapma yetkisi bulunmaz.

Kesin hacze konu mallar, satış talebi üzerine paraya çevrilir ve alacaklı bu satıştan doğan bedelden tatmin edilir. Böylece kesin haciz, takibin fiilen sonuç doğurabildiği evreye karşılık gelir.

İhtiyati Haciz

İhtiyati haciz, ortada kesinleşmiş bir takip bulunmaksızın, alacağın tehlikeye düşmesi ihtimalinin doğduğu hallerde başvurulan geçici nitelikte bir koruma tedbiridir.

Kurumun düzenlendiği hükümler İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddeleridir. İİK m. 257 çerçevesinde para alacakları bakımından şu esaslar geçerlidir:

  • Alacak muaccel hale gelmişse ya da muaccel olmamakla birlikte borçlunun yerleşim yeri belli değilse veya mal kaçırma girişiminde bulunduğuna dair emareler varsa, alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı isteyebilir.
  • Kararı veren merci icra dairesi değil mahkemedir. Verilen hüküm, borçlunun mallarını alacaklı yararına geçici olarak bağlar; ancak tek başına malın satılmasına ve paraya çevrilmesine imkân tanımaz. Karar uygulandıktan sonra alacaklının 7 gün içinde esas takibi başlatması, yani ödeme emri göndermesi gerekir; aksi takdirde ihtiyati haciz hükümsüz hale gelir.

Konunun ayrıntıları için İhtiyati Haciz Nedir? Şartları ve Sonuçları başlıklı çalışmaya bakılabilir.

İki Haciz Türü Arasındaki Ayrımlar

Kesin haciz ile ihtiyati haczi birbirinden ayıran noktalar şöyle özetlenebilir:

  • Karar mercii: İhtiyati hacze mahkeme hükmeder; kesin haciz ise alacaklının talebi üzerine icra dairesince uygulanır.
  • Uygulama anı: İhtiyati haciz takipten önce de takip sürerken de gündeme gelebilir; kesin haciz yalnızca takip kesinleştikten sonra mümkündür.
  • Niteliği: İhtiyati haciz geçici bir koruma tedbiridir; kesin haciz ise malın satılmasına imkân tanıyan, sonuç doğurucu bir icra işlemidir.
  • Doğurduğu sonuç: İhtiyati hacizle satış yetkisi elde edilmez; kesin haciz ise satış ve paylaştırma aşamasına geçişi mümkün kılar.

Bu ayrımlar, somut olayda haciz türünün doğru saptanmasını ve izlenecek hukuki yolun isabetle belirlenmesini zorunlu kılar.

Haczin Konusunu Oluşturabilecek Mal ve Haklar

Kural olarak borçlunun malvarlığında yer alan ve paraya çevrilebilir nitelikteki bütün mal, hak ve alacaklar haczin konusunu oluşturabilir. Bununla birlikte hangi değerlerin haczedilebileceği İcra ve İflas Kanunu'nda ayrıntılı biçimde belirlenmiş, bazı malvarlığı unsurları kısmen veya tamamen kapsam dışına alınmıştır.

Asıl olan haczedilebilirliktir. Haciz dışında bırakılan mal ve haklar kanunda tek tek sayılmış olup istisnai niteliktedir.

Taşınırlar Üzerinde Haciz

Borçlunun taşınır malları, İcra ve İflas Kanunu'nun 85. maddesi kapsamında haczedilebilir. Bu haciz, borçlunun fiili hâkimiyetindeki mallara fiilen el konularak yapılır ve işlem haciz tutanağıyla belgelenir.

Taşınırlarda haciz için malın mülkiyetinin borçluda bulunması yeterlidir; eşyanın borçlunun elinde olması ise uygulamada mülkiyet karinesi yaratır. Söz konusu karine kesin nitelikte olmadığından, üçüncü kişiler İstihkak Davası yoluyla aksini ileri sürebilir.

Haczedilecek taşınırın ekonomik bir değeri bulunması ve paraya çevrilmeye elverişli olması aranır. Hiçbir değer taşımayan ya da satış masraflarını dahi karşılamayacağı açık olan malların haczi, ölçülülük ilkesiyle bağdaşmaz kabul edilir.

Taşınmazlar Üzerinde Haciz

Borçlu adına kayıtlı taşınmazlar da haczin konusunu oluşturur. Taşınmaz haczi, tapu siciline haciz şerhi işlenerek gerçekleştirilir; bu husus İİK m. 91 kapsamında düzenlenmiştir.

Haciz için taşınmazın tapuda borçlu adına kayıtlı olması yeterlidir. Şerhin işlenmesiyle borçlunun tasarruf yetkisi daralır; buna karşılık mülkiyet borçluda kalmaya devam eder. Hacizli taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi engellenmez, ancak haciz taşınmazı devralan üçüncü kişilere karşı da hüküm doğurmayı sürdürür.

Taşınmaz hacizlerinde öne çıkan tartışmalardan biri meskeniyet savunmasıdır. Ailenin barınma gereksinimini karşılayan tek konut, kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sınırlamalara tabidir. Bu konunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Alacakların ve Hakların Haczi

Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları ile sahip olduğu çeşitli haklar da haczedilebilir. Kira gelirleri, banka hesaplarındaki mevduat, ticari alacaklar, ücret ve maaş alacakları ile fikri haklardan doğan gelirler bu kapsamda sayılabilir.

Alacak ve hakların haczi İİK m. 89 uyarınca üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi tebliğ edilmesiyle yapılır. İhbarname ile üçüncü kişiye, borçluya ödeme yapmaması ve borcunu icra dairesine yatırması ihtar edilir.

Ücret ve maaş alacaklarında ise İİK m. 83 devreye girer. Bu hükme göre borçlunun maaşının haczi ancak kanunda belirlenen oranlar dâhilinde yapılabilir. Söz konusu alacaklarda haciz, borçlunun işverenine yazılan haciz müzekkeresiyle uygulanır.

Üçüncü Kişilerin Elindeki Malvarlığı Değerleri

Borçluya ait olmakla birlikte üçüncü kişilerin nezdinde bulunan değerler de haczedilebilir. Bu tür hacizlerde belirleyici olan, malın fiilen kimin elinde olduğu değil hukuken kime ait bulunduğudur.

Bu hacizler çoğunlukla İİK m. 89 kapsamında yürütülür ve üçüncü kişinin borçluya borçlu olması ya da borçluya ait bir malı elinde bulundurması halinde gündeme gelir. Üçüncü kişi haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmezse, borçluya olan borcunu kabul etmiş sayılması gibi ağır sonuçlarla karşılaşabilir.

Haciz Dışında Tutulan Mal ve Haklar

Genel kural, borçlunun malvarlığındaki tüm mal ve hakların haczedilebilir olmasıdır. Ne var ki borçlunun ve ailesinin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmesi, temel gereksinimlerinin korunması ve sosyal dengenin gözetilmesi amacıyla bir kısım değerler kısmen veya tamamen haciz dışında bırakılmıştır.

Bu istisnalara ilişkin hükümler İcra ve İflas Kanunu'nun 82 ve 83. maddelerinde düzenlenmiştir.

İİK m. 82 Kapsamındaki Mutlak Haczedilmezlik

İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesi, borçlunun ekonomik ve sosyal varlığını sürdürebilmesi bakımından vazgeçilmez olan bazı değerlerin mutlak surette haczedilemeyeceğini öngörmüştür. Bu haldeki haczedilmezlik, borçlu razı olsa dahi geçerliliğini sürdürür.

İİK m. 82 uyarınca haciz dışında kalan başlıca mal ve haklar şunlardır:

  • Borçlu ile aynı konutu paylaşan aile bireylerinin kişisel eşyaları ve ailenin ortak kullanımına ayrılmış tüm ev eşyası; buna karşılık altın, gümüş, para, kıymetli evrak, değerli taş, antika ya da süs eşyası gibi kıymetli şeyler koruma dışında kalır
  • Borçlunun mesleğini sürdürebilmesi bakımından zorunlu olan alet, edevat ve araçlar
  • Ailenin geçim kaynağı durumundaki hayvanlar ile bunlara ait yemler
  • Ailenin iki aylık yiyecek ve yakacak gereksinimi
  • Devletçe bağlanan ve kanun gereği haczi yasaklanmış yardım ve sosyal ödemeler
  • Kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere, borçlunun haline uygun tek konutu (mesken)

Bu değerler üzerine konulan hacizler hukuka aykırı haciz sayılır ve şikâyet yoluyla kaldırılabilir.

Ayrıntılı bilgi için Haczedilemeyen Mallar (İİK 82) başlıklı çalışma incelenebilir.

Kısmen Haczedilebilen Değerler

Bazı mal ve haklar tümüyle haciz dışında tutulmamış, yalnızca belirli bir bölümünün haczine izin verilmiştir. Buradaki amaç, alacaklının tahsil hakkı ile borçlunun asgari geçim ihtiyacı arasında bir denge kurmaktır.

Bu çerçevede özellikle;

  • Her türlü gelir ile ücret, maaş ve yevmiye,
  • Emekli aylıkları (nafaka, SGK prim borçları veya borçlunun rıza göstermesi kaydıyla diğer alacaklar bakımından)

kural olarak İİK m. 83 uyarınca haczedilebilir sayılmakla birlikte, borçlunun geçimine yetecek kısmın haciz dışında bırakılması zorunludur. Maaşın haczedilebilecek üst sınırı dörtte biridir; nafaka alacakları ise bu sınırlamaya tabi değildir.

Haczedilmezlik İddiasının İleri Sürülmesi

Borçlu, haczedilmezlik iddiasını haciz sırasında dile getirebileceği gibi işlemden sonra da ileri sürebilir. İddia, icra müdürlüğüne başvurularak ya da doğrudan icra mahkemesine şikâyette bulunularak gündeme getirilir.

Bu iddia kural olarak süreyle sınırlıdır. Borçlunun, haczi öğrendiği andan itibaren yasal süre içinde şikâyet yoluna gitmesi gerekir; aksi halde haciz kesinleşir ve iddianın sonradan ileri sürülmesi mümkün olmayabilir.

Bununla birlikte mutlak haczedilmezlik hallerinde şikâyetin her zaman yapılabileceği kabul edilmektedir. Bu yaklaşım hem uygulamada hem de Yargıtay içtihatlarında istikrar kazanmıştır.

Üçüncü Kişilerin Malları ve İstihkak İddiası

Haciz kural olarak borçluya ait değerler üzerinde uygulanır. Ancak borçlunun fiili hâkimiyetindeki eşyanın mülkiyetinin aslında üçüncü kişilere ait olması uygulamada sıkça yaşanan bir durumdur. Üçüncü kişilerin mülkiyet hakkını korumak amacıyla istihkak müessesesi öngörülmüştür.

Bu durumda uygulanacak yöntem ve başvurulabilecek yollar, İcra ve İflas Kanunu'nun 96 ve devamı maddelerinde ayrıntılı biçimde gösterilmiştir.

Konuya ilişkin ayrıntılar için İstihkak Davası başlıklı çalışma incelenebilir.

Zilyetlik ile Mülkiyetin Ayrılması

Haciz anında malın kime ait olduğu çoğunlukla zilyetlikten hareketle belirlenir. Eşyanın haciz sırasında borçlunun elinde bulunması, mülkiyetin ona ait olduğu yönünde bir karine doğurur; ancak bu karinenin aksi ispatlanabilir.

Zilyetlik fiili hâkimiyeti, mülkiyet ise hukuki aidiyeti anlatır. Dolayısıyla bir malın borçlunun elinde bulunması, o malın mutlaka borçluya ait olduğu sonucunu doğurmaz. Emanet, ödünç, kira ilişkileri ile aile bireyleri arasındaki kullanım düzeninde bu ayrım özellikle belirginleşir.

Uygulamada üçüncü kişinin mülkiyet iddiasını yazılı delille desteklemesi, istihkak talebinin kabulü bakımından belirleyici olmaktadır.

İstihkak İddiasında Bulunma

Kendisine ait olduğunu savunduğu bir mal haczedilen üçüncü kişi istihkak iddiası ileri sürebilir. Bu iddia, haciz sırasında icra memuruna sözlü olarak bildirilebileceği gibi, hacizden sonra icra müdürlüğüne yazılı başvuruyla da yapılabilir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 96. maddesi gereğince icra memuru iddiayı tutanağa geçirir ve taraflara bildirir. Alacaklı ya da borçlu, kendilerine tanınan süre içinde iddiaya itiraz edebilir. İtiraz gelmediği takdirde iddia kabul edilmiş sayılarak haciz kalkar.

İddianın süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmemesi üçüncü kişinin mülkiyet hakkını zedeleyebileceğinden, bu aşama uygulamada kritik öneme sahiptir.

İstihkak Davasının Görülmesi

Alacaklı veya borçlu iddiaya itiraz ederse uyuşmazlık istihkak davası yoluyla çözüme kavuşturulur. Bu dava İcra ve İflas Kanunu'nun 97 ve 97/a maddelerinde düzenlenmiş olup icra mahkemesinde görülür.

İspat yükü kural olarak iddiayı ileri süren üçüncü kişiye aittir. Üçüncü kişinin, hacze konu malın mülkiyetinin kendisinde bulunduğunu inandırıcı ve güçlü delillerle kanıtlaması gerekir; bunu başaramazsa haciz geçerliliğini korur.

Yargılama sonunda iddia kabul edilirse haciz kaldırılır ve mal üçüncü kişiye geri verilir.

Haciz Sürecinde Borçlunun Hakları ve Yükümlülükleri

Haciz alacaklının cebri icra yoluyla tahsiline hizmet etse de, süreç boyunca borçlunun temel haklarının korunması ve işlemin kanuna uygun yürütülmesi zorunludur. Bu hukuk dalında haciz sınırsız bir yetki olarak tanınmamıştır; kanunun çizdiği çerçeve içinde, ölçülülük ve hukuka uygunluk gözetilerek uygulanmalıdır.

İcra Memurunun Yetkisi ve Sorumluluğu

İşlemi icra müdürü veya icra memuru yürütür. Memurun yetkileri, başta İcra ve İflas Kanunu'nun 79 ve 85. maddeleri gelmek üzere ilgili hükümlerle çerçevelenmiştir.

İcra memuru yalnızca haczedilebilir nitelikteki mal ve haklar üzerinde işlem tesis edebilir; haczi açıkça yasaklanmış değerlere el atamaz. Ayrıca işlem, borçlunun kişilik haklarını zedelemeyecek ve ölçüsüz bir müdahaleye dönüşmeyecek biçimde yürütülmelidir.

Memurun tarafsız davranması, yaptığı işlemleri usulüne uygun şekilde tutanağa bağlaması ve haczin sınırlarını aşmaması gerekir. Kanuna aykırı biçimde gerçekleştirilen hacizler şikâyet yoluyla denetlenir ve hukuki sorumluluk doğurabilir.

Borçluya Tanınan Haklar

Borçlu haciz sırasında edilgen bir konumda değildir; kanundan doğan birtakım yetkileri kullanabilir. Bu çerçevede borçlu, haciz tutanağını inceleyip itirazlarını tutanağa yazdırabilir, haczedilmezlik iddiasını ileri sürebilir, hukuka aykırı bulduğu işlemler için icra mahkemesine şikâyette bulunabilir ve keyfi ya da ölçüsüz uygulamalara karşı korunmayı talep edebilir.

Borçlunun haciz sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Bununla birlikte borçlunun ya da temsilcisinin mahalde bulunması, sayılan hakların etkin biçimde kullanılabilmesi bakımından yararlı olabilir.

Borçlu, icra memurunun görevini yerine getirmesine engel olamaz; buna karşılık hukuka aykırı gördüğü işlemler için kanuni yollara başvurma hakkını korur.

Hukuka Aykırı Hacizler

Kanunen haczedilemeyeceği düzenlenmiş değerler üzerinde işlem yapılması ya da haczin yetki, süre ve usul kurallarına aykırı biçimde gerçekleştirilmesi halinde hukuka aykırı haciz ortaya çıkar.

Borçlu bu tür işlemlere karşı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca icra mahkemesine şikâyette bulunabilir. Başvuru için tanınan süre, kural olarak haczin öğrenildiği günden başlayan yedi gündür. Mutlak haczedilmezlik hallerinde ise süre koşulu aranmaksızın her zaman şikâyette bulunulabileceği kabul edilmektedir.

Haczin hukuka aykırılığı saptandığında icra mahkemesi haczin kaldırılmasına hükmeder. Ayrıca borçlunun bu yüzden zarara uğraması halinde genel hükümlere göre tazminat sorumluluğu da doğabilir.

Hacze Karşı Açık Olan Başvuru Yolları

Haciz işlemleri icra organlarınca yürütülen idari nitelikte işlemler olsa da, kanuna aykırılık halinde borçluya ve ilgililere çeşitli başvuru imkânları tanınmıştır. İcra ve İflas Hukukunda bu başvurular esas olarak şikâyet müessesesi üzerinden yürür ve sıkı süre ile usul kurallarına bağlıdır.

İcra Mahkemesine Yapılacak Şikâyet

İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi gereğince icra dairelerinin kanuna aykırı ya da olaya uygun düşmeyen işlemlerine karşı icra mahkemesine şikâyet edilebilir. Haciz işlemleri de bu yolun kapsamındadır.

Şikâyete konu edilebilecek başlıca durumlar şunlardır:

  • Haczin yetkisiz bir icra dairesince gerçekleştirilmesi,
  • Haczi kanunen yasaklanmış değerlerin hacze konu edilmesi,
  • Ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayan, açıkça orantısız bir haciz uygulanması,
  • İşlemin şekil ve usul kurallarına aykırı biçimde yürütülmesi.

Başvuru, işlemi yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yöneltilir. İnceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır; mahkeme haczin kaldırılmasına, düzeltilmesine ya da şikâyetin reddine karar verebilir.

Şikâyetin kabulü halinde verilen kararlar kesin niteliktedir ve kural olarak istinaf veya temyiz denetimine tabi tutulmaz.

Sürelere Bağlı Başvurular

Hacze karşı başvuru yollarının büyük bölümü süreyle sınırlıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesine göre şikâyet süresi kural olarak yedi gündür ve bu süre ilgilinin işlemi öğrendiği tarihte işlemeye başlar.

Süresi içinde başvuru yapılmazsa haciz kesinleşir ve işleme karşı sonradan şikâyet yoluna gidilemez. Bu nedenle haciz dosyalarında sürelerin titizlikle izlenmesi büyük önem taşır.

Buna karşılık meskeniyet, çiftçinin aleti gibi istisnai durumlar dışında kalan haczedilmezlik hallerinde süre sınırı işlemez. Kanunen haczi açıkça yasaklanmış değerler üzerine konulan hacizler bakımından borçlunun ya da ilgili üçüncü kişilerin her zaman şikâyette bulunabileceği kabul edilmektedir. Hak kaybı yaşanmaması için bu konuda hukuki destek alınması yerinde olur.

Haciz dosyalarında sonucu belirleyen unsur çoğunlukla esasa ilişkin tartışmalar değil, usul ve süre yönetimidir. Yedi günlük şikâyet süresinin kaçırılması, haciz tutanağına itiraz düşülmemesi ya da istihkak iddiasının zamanında ileri sürülmemesi, esasen haklı olan tarafın bile hak kaybına uğramasına yol açabilmektedir. Bu nedenle haciz mahalline gidilmeden önce dosyanın bütün olarak incelenmesi ve olası itiraz noktalarının önceden belirlenmesi gerekir.

Alacaklı cephesinde ise ölçülülük dengesinin gözetilmesi önem taşır. Satış giderlerini karşılamayacak malların haczi ya da haczedilmezlik kapsamındaki değerlere yönelen talepler, süreci uzatmakla kalmaz, tazminat sorumluluğunu da gündeme getirebilir. Uygulamada şu başlıklar öne çıkmaktadır:

  • Ödeme emrinin tebliğinden itibaren işleyen bir yıllık haciz isteme süresinin takvime bağlanması
  • Maaş hacizlerinde dörtte birlik sınırın ve nafaka alacaklarına ilişkin istisnanın doğru uygulanması
  • Meskeniyet iddiasının, konutun borçlunun haline uygunluğu değerlendirmesiyle birlikte hazırlanması
  • Üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edilmesi ve itirazın içeriğinin özenle kurulması
  • İstihkak iddiasında mülkiyeti gösteren fatura, sözleşme ve kayıtların baştan dosyaya sunulması
  • Mutlak haczedilmezlik ile süreye tabi haczedilmezlik hallerinin birbirinden ayrılması

Independent Legal, icra takiplerinin başlatılmasından haczin uygulanmasına ve hacze karşı başvuru yollarının yürütülmesine kadar sürecin her aşamasında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara