Independent LegalIndependent Legal

İş Hukuku

İş Hukuku

Hafta Tatili Ücreti: Dinlenme Hakkının Kapsamı, Hesap Yöntemi ve Yargılama Usulü

Yedi günlük dönem içinde kesintisiz yirmi dört saatlik dinlenme, işçiye kanunla tanınmış emredici bir haktır. Bu hakkın hiç ya da eksik kullandırılması halinde doğan ücret alacağının şartlarını, hesap tekniğini, ispat rejimini ve dava yolunu uygulama açısından değerlendiriyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı İş HukukuOkuma 13 dk

Çalışma yaşamında dinlenme, işverenin takdirine bırakılmış bir iyilik değil, kanun koyucunun emredici biçimde güvence altına aldığı bir haktır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 46. maddesi, yedi günlük dönem içinde öngörülen çalışma koşullarını yerine getiren işçiye kesintisiz en az 24 saatlik bir dinlenme tanımakta; işçi o gün fiilen iş görmese bile bir günlük ücretin ödenmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu hakkın iki boyutu bulunur. Birincisi işçinin bedensel ve ruhsal yenilenmesini hedefleyen sosyal boyut, ikincisi ise ücretin güvenceye bağlanmasıdır. Dinlenme gününde iş görülmesi halinde, işçiye normalde hak ettiği ücrete ilaveten ayrı bir karşılık ödenmesi gerekir. Tam da bu ikinci boyut nedeniyle hafta tatili alacağı, fazla çalışma ücreti ve diğer işçilik kalemleriyle karıştırılmakta, iş mahkemelerinde en çok tartışılan taleplerden biri haline gelmektedir.

Aşağıda hafta tatilinin dayandığı normlar, hakkın doğumu için aranan koşullar, tatil gününde çalışılması halinde uygulanacak hesap yöntemi, ispat ve zamanaşımına ilişkin kurallar ile yargılama süreci sırasıyla ele alınmaktadır.

Hafta Tatilinin Hukuki Temeli ve Tanımı

Hafta tatili, haftalık çalışma yükümlülüğünü yerine getiren işçinin yedi günlük bir dönem içinde ara verilmeksizin en az 24 saat dinlenmesini öngören, kaynağını Anayasa'dan alan bir haktır. Günlük dilde bu kavram çoğu zaman "hafta sonu tatili" ile eş anlamlı kullanılır; oysa hafta tatilinin Cumartesi ya da Pazara denk gelmesi zorunlu değildir, haftanın herhangi bir günü bu amaçla ayrılabilir.

Hakkın anayasal dayanağını, "Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı" kenar başlığını taşıyan Anayasa'nın 50. maddesi oluşturur:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 50
"Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir."

Anayasanın çizdiği bu çerçeve, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 46. maddesiyle somutlaştırılmıştır. Anılan hüküm uyarınca işçi, 63. madde çerçevesinde belirlenen iş günlerinde çalışmış olmak kaydıyla, yedi günlük dilim içinde kesintisiz 24 saat dinlendirilir.

Düzenlemeden çıkarılması gereken sonuçlar şu şekilde özetlenebilir. Değerlendirme her zaman yedi günlük dönem esas alınarak yapılır; aksi kararlaştırılmadıkça haftalık 45 saatlik çalışmanın tamamlanmış olması aranır; dinlenmenin 24 saat boyunca hiç kesilmemesi gerekir; ve tatilin mutlaka hafta sonuna denk düşmesi beklenmez.

Yargıtay içtihatları da bu doğrultudadır: 24 saatin altında kalan dinlenmeler hafta tatili sayılmamaktadır.

2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 3. maddesi hafta tatilini Pazar gününe bağlamış olsa da, bu belirleme kesin bir kural değildir. İşin gerektirdiği düzen ve tarafların ortak iradesi doğrultusunda tatil günü kaydırılabilir.

Benzer bir koruma, Deniz İş Kanunu m. 41 ve Basın İş Kanunu m. 19 hükümlerinde de yer alır. Dolayısıyla bu kanunların kapsamındaki çalışanlar bakımından da haftalık dinlenme, anayasal güvenceye sahip bir haktır.

Sürenin Uzunluğu ve Kullandırılma Biçimi

  1. madde, işçiye tanınan yedi günlük dönemde kesintisiz 24 saatlik dinlenmeyi emredici nitelikte düzenlemektedir. Hakkın doğması, işçinin belirlenen iş günlerinde çalışmış olmasına; hakkın gereği gibi yerine getirilmesi ise sürenin bölünmeden kullandırılmasına bağlıdır.

Kesintisizlik Ölçütü

Kanunun aradığı süre asgari 24 saattir ve bu sürenin bütünlüğü bozulamaz. Eşiğin altında kalan dinlenmeler hukuken hafta tatili yerine geçmez. Yargıtay'ın yerleşmiş kabulüne göre, işçiye 24 saatten kısa bir dinlenme verilmişse hafta tatili kullandırılmamış sayılır ve bunun karşılığı olan ücret alacağı doğar.

Tatilin Parçalara Ayrılması Mümkün Değildir

Dinlenme süresinin bölünerek kullandırılmasına hukuk düzeni izin vermez. Sürenin bir bölümünün bir güne, kalanının başka bir güne yayılması ya da günlük dinlenme aralarıyla telafi edilmeye çalışılması geçerli bir kullandırma sayılmaz.

Tatil Gününün Kaydırılması

2429 sayılı Kanun hafta tatilini Pazar olarak işaret etse de bu kural mutlak değildir. Çalışma düzeni, işin niteliği ve tarafların anlaşması, tatilin haftanın başka bir gününe alınmasına imkân tanır. Vardiya usulüyle yürütülen işlerde, sağlık, turizm, perakende ve hizmet alanlarında dinlenme günü uygulamada çoğunlukla Pazar dışına düşmektedir.

İşveren, organizasyonel ihtiyaçları gerekçesiyle tatil gününü değiştirebilir. Ancak bu tercih, yedi günlük dönemde 24 saatlik kesintisiz dinlenme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Dinlenmenin hiç verilmemesi ya da eksik verilmesi, hafta tatili ücreti alacağının doğmasına yol açar.

Telafi Çalışmasının Etkisi

Telafi çalışması, zorunlu sebeplerle boş geçen sürelerin sonradan kapatılmasına hizmet eden ayrı bir kurumdur ve hafta tatilinin ikamesi değildir. İş Kanunu'nun 64. maddesi, kural olarak tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılmasını yasaklamıştır; bu yönde bir uygulama ancak sözleşmede kararlaştırılmışsa ya da işçinin rızası alınmışsa gündeme gelebilir.

Buradan iki sonuç çıkar: işçinin telafi çalışması yapmış olması hafta tatili hakkını düşürmez; tatil gününde çalıştırılan işçiye sonradan telafi çalışması yaptırılması da işverenin ücret ödeme borcunu sona erdirmez.

Ücretin Hesaplanmasında Uygulanan Yöntem

Hesabın yönü, işçinin o gün fiilen çalışıp çalışmadığına göre değişir. Tatil gününde iş görmeyen işçi bir günlük ücrete hak kazanır; buna karşılık dinlenme gününde çalıştırılan işçiye bir günlük ücret daha ödenir. Bu nedenle hafta tatilinde çalışan işçinin alacağı, kural olarak iki günlük ücret tutarındadır.

Günlük Ücretin Belirlenmesi

Hesaplamada dikkate alınacak ücret, işçinin giydirilmiş brüt ücreti değil çıplak brüt ücretidir; süreklilik göstermeyen primler ile sosyal yardımlar bu tutarın dışında bırakılır.

Günlük tutar şu formülle bulunur:

Aylık brüt ücret ÷ 30 = Günlük brüt ücret

Buradan hareketle iki ihtimal ortaya çıkar:

  • Dinlenme gününde çalışma yoksa → 1 günlük ücret
  • Dinlenme gününde çalışma varsa → 2 günlük ücret

(bir günlük hafta tatili ücreti ile bir günlük çalışma karşılığının toplamı)

Saat Esaslı Hesap

Kısmi süreli bir çalışma söz konusuysa veya bilirkişi raporunda saat üzerinden bir hesap yapılması gerekiyorsa, saatlik ücret esas alınır:

Aylık brüt ücret ÷ 225 = Saatlik ücret

Tatil gününde harcanan çalışma süresi, günlük çalışma süresinin karşılığı kabul edilerek ayrıca ücretlendirilir. Uygulamada bu ödeme fazla mesai kalemi içinde eritilmez; bağımsız bir ücret kalemi olarak gösterilir.

Fazla Çalışmayla Birlikte Yapılan Hesap

Tatil gününde yapılan çalışma haftalık 45 saatlik sınırın da aşılması sonucunu doğuruyorsa, işçi iki ayrı kalemi birlikte isteyebilir:

  • hafta tatili ücreti
  • fazla mesai ücreti

Bu iki alacak birbirinden bağımsız hukuki temellere dayanır. Bununla birlikte aynı sürenin iki kez ücretlendirilmesini önlemek için bilirkişi tarafından denkleştirme yapılır. Yargıtay da, koşulları oluştuğunda her iki kalemin bir arada talep edilebileceğini kabul etmektedir.

Hafta Tatili Ücreti ile Fazla Mesai Ücreti Arasındaki Ayrım

Bu iki kalem pratikte sıkça birbirine karıştırılsa da hem hukuki nitelikleri hem de hesap teknikleri farklıdır. Fazla mesai, haftalık 45 saatin üzerine çıkan çalışmaların karşılığıdır; hafta tatili ücreti ise dinlenme gününün hiç verilmemesinden ya da o gün işçinin çalıştırılmasından kaynaklanır.

İki Kalem Birlikte İstenebilir mi?

İstenebilir. Dinlenme gününde çalışan işçinin haftalık toplam süresi 45 saati de aşmışsa, hafta tatili ücreti ile fazla mesai ücreti aynı davada birlikte talep edilebilir. Nitelikleri itibarıyla bu alacaklar birbirinden ayrıdır.

Yargıtay kararlarında da, tatil gününde yapılan çalışmanın fazla mesai talebini bertaraf etmediği; şartlar gerçekleştiğinde iki kalemin bir arada hüküm altına alınabileceği benimsenmiştir. Yine de mükerrer ödeme riskini bertaraf etmek üzere bilirkişi denkleştirme yapmakla yükümlüdür.

Çakışma İhtimallerinin Değerlendirilmesi

Tatil gününde çalışılmış olması her olayda fazla mesai anlamına gelmez. Olası tablolar şöyledir:

  • Haftalık toplam süre 45 saatin altında kalmışsa yalnızca hafta tatili ücreti gündeme gelir.
  • Tatil günündeki çalışmayla birlikte haftalık süre 45 saati aşmış ve ayrıca o gün için belirlenmiş günlük çalışma süresi de aşılmışsa, hafta tatili ücreti ile günlük süreyi aşan bölüm bakımından fazla mesai ücreti birlikte doğar.
  • Aynı çalışma süresine iki kez karşılık ödenmemesi için hesap, bilirkişi eliyle teknik biçimde yapılır.

Haftalık Süresi 45 Saatin Altında Kalan Çalışmalar

İşçi tatil gününde çalışmış olmakla birlikte haftalık toplam süre 45 saatin altında kalıyorsa fazla mesai doğmaz. Zira fazla çalışma ücretine hak kazanılabilmesi, hem haftalık yasal sürenin hem de o gün yapılan çalışmayla birlikte normal günlük çalışma süresinin aşılmasını gerektirir. Bu ihtimalde işçinin isteyebileceği tek kalem, tatil gününde çalışmanın karşılığı olan ücrettir.

Fazla çalışma alacağının ayrıntıları için Fazla Mesai Ücret Alacağı başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Alacağın Zamanaşımı Rejimi

Hafta tatili ücreti, iş sözleşmesinden kaynaklanan bir ücret alacağıdır ve bu niteliği gereği zamanaşımına tabidir. Süre, alacağın istenebilir hale geldiği andan itibaren akmaya başlar.

Sürenin Uzunluğu

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde işçilik alacaklarında zamanaşımı 5 yıldır. Buna göre işçi, davanın açıldığı tarihten geriye doğru en çok 5 yıllık hafta tatili ücretini isteyebilir.

Zamanaşımı, alacakların tamamı için tek bir blok halinde değil, her bir ücret alacağı bakımından ayrı ayrı işler; her hafta tatili ücreti kendi doğum tarihinden itibaren süreye tabi olur.

Sürenin İşlemeye Başladığı An

Kural olarak alacak, ücretin ödenmesi gereken tarihte muaccel olur ve zamanaşımı da bu andan itibaren yürür. İş ilişkisinin sona ermiş olması başlangıç anını değiştirmez; feshin tek etkisi, birikmiş alacakların topluca istenebilmesine imkân tanımasıdır.

Arabuluculuk Başvurusunun Etkisi

Dava şartı niteliğindeki arabuluculuğa başvurulması zamanaşımını durdurur. Süreç devam ettiği müddetçe süre işlemez, sürecin kapanmasıyla birlikte kaldığı noktadan yeniden akmaya başlar. Bu nedenle başvuru yapılırken sürenin dolmasına ne kadar kaldığı ayrıca gözden geçirilmelidir.

Faizin Başlangıcı

Faiz, ilke olarak alacağın muaccel olduğu andan itibaren istenebilir. Bununla birlikte hem uygulamada hem de Yargıtay kararlarında işçilik alacaklarında faiz başlangıcı çoğunlukla dava veya ıslah tarihi olarak benimsenmektedir. Talep edilen kalemin niteliğine göre yasal faiz uygulanır.

Hafta Tatili Ücreti Alacağının Dava Yoluyla Talebi

Hafta tatili ücreti, iş sözleşmesinden doğan bir işçilik alacağı olduğundan işçi tarafından işverene yöneltilen alacak davasıyla istenir. Dava yoluna gidilmeden önce zorunlu arabuluculuk aşamasının tamamlanmış olması gerekir. Sürecin usule ilişkin temel noktaları aşağıda ele alınmaktadır.

Dava Şartı Olarak Arabuluculuk

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, işçilik alacaklarına ilişkin davalarda arabulucuya başvurmayı dava şartı olarak öngörmüştür. Dolayısıyla hafta tatili ücreti talebiyle mahkemeye gidilmeden önce arabuluculuk başvurusunun yapılması zorunludur.

Taraflar anlaşamazsa düzenlenen son tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir. Başvurunun zamanaşımını durdurduğu ayrıca hatırlanmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu tür taleplerde görev İş Mahkemesine aittir.

Yetki bakımından davacıya iki seçenek tanınmıştır:

  • işverenin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi,
  • işin görüldüğü yer mahkemesi.

İş mahkemesi kurulmamış yerlerde uyuşmazlığa, iş mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakar.

Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava Tercihi

Hafta tatili alacağının tutarı çoğu olayda işveren kayıtlarına bağlı olarak ortaya çıktığından, uygulamada bu talepler ağırlıklı olarak belirsiz alacak davası biçiminde ileri sürülmektedir.

Miktarın en baştan tam olarak saptanabildiği hallerde kısmi dava yolu da açıktır. Belirsiz alacak davasında ise bilirkişi incelemesiyle tutar netleştikten sonra talep artırımı yapılabilir.

İspat Yükünün Dağılımı

Tatil gününde çalıştığını ya da dinlenmenin kendisine kullandırılmadığını ileri süren işçi, bu olguyu ispatla yükümlüdür. Başvurulabilecek deliller arasında tanık anlatımları, puantaj cetvelleri, ücret bordroları, işyerine giriş-çıkış kayıtları ve işverence tutulan diğer kayıtlar sayılabilir.

Bordro imzalı olup üzerinde hafta tatili ücretinin ödendiği görünüyorsa, işçinin bunun aksini yazılı delille ortaya koyması gerekir. Buna karşılık bordroya ihtirazi kayıt düşülmüşse tanık dâhil her tür delille ispat mümkün hale gelir.

Uygulanacak Faiz Türü

Talep bir ücret alacağı niteliği taşıdığından kural olarak yasal faiz işletilir. Faizin, alacağın doğduğu yani muaccel olduğu tarihten itibaren istenmesi hukuken mümkündür.

Ne var ki uygulamada faizin başlangıcı çoğunlukla dava ya da ıslah tarihi olarak kabul edilmektedir.

Harç ve Yargılama Giderleri

Bu davalar nispi harca tabidir. Dava açılırken karşılanması gereken kalemler şunlardır:

  • başvuru harcı,
  • peşin harç,
  • tebligat ve posta masrafları,
  • bilirkişi ücreti,
  • gerektiğinde keşif gideri.

Yargılamanın sonunda giderler ile vekâlet ücreti, kural olarak davada haksız çıkan tarafa yükletilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İşçi hafta tatilinde çalışmasa da ücrete hak kazanır mı?

Kazanır. Dinlenme gününde iş görülmese dahi bir günlük ücret işçinin hakkıdır. Bu güne rastlayan bir çalışma söz konusu olduğunda ise, çalışmaksızın hak kazanılan bir günlük ücrete ek olarak bir günlük ücret daha ödenir. Bu nedenle tatil gününde çalışan işçinin alacağı toplamda iki güne karşılık gelir. Söz konusu ödeme fazla mesai değil, kendi başına ayrı bir ücret kalemidir.

Hafta tatili ücreti ile fazla mesai birlikte istenebilir mi?

İstenebilir. Tatil gününde çalışan işçinin haftalık süresi 45 saatlik yasal sınırı da aşmışsa, iki kalem aynı anda talep edilebilir. Hukuki nitelikleri farklı olduğundan biri diğerini dışlamaz. Yalnızca hesap aşamasında, aynı sürenin iki kez ücretlendirilmemesi için bilirkişi teknik bir denkleştirme yapar.

Hafta tatili ücreti aylık ücretin içinde kabul edilebilir mi?

Kural bunun aksi yönündedir; hafta tatili ücreti aylık ücretin bünyesinde eritilmiş sayılmaz. İşçi tatil gününde çalışmasa bile o güne ilişkin bir günlük ücrete hak kazanır. Dinlenme gününde çalıştırıldığında ise ek ödeme yapılması gerekir. Sözleşmeye bu ücretin maaşa dâhil olduğu yönünde bir kayıt konulmuş olsa dahi, fiilen tatil gününde çalışma gerçekleşmişse ayrıca ödeme yapılması zorunludur.

Hafta tatili hiç kullandırılmazsa işçinin başvurabileceği yollar nelerdir?

Dinlenmenin hiç verilmemesi ya da eksik verilmesi halinde işçi hafta tatili ücreti alacağını isteyebilir. Bunun ötesinde, ücretin ödenmemesi İş Kanunu bakımından işçi lehine haklı fesih imkânı yaratabilir. Böyle bir tabloda işçi sözleşmeyi haklı nedenle sona erdirip kıdem tazminatı talep edebilecek konuma gelebilir. İzlenecek sıra, önce arabulucuya başvurmak; anlaşma sağlanamazsa dava açmaktır.

Ödenmemesi haklı fesih sebebi oluşturur mu?

Oluşturabilir. Hafta tatili ücreti kanundan doğan bir ücret hakkı olduğundan, işverence ödenmemesi işçi yönünden haklı fesih sebebi teşkil edebilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-e maddesi, ücretin kanuna veya sözleşmeye uygun biçimde ödenmemesi halinde işçiye sözleşmeyi derhal feshetme yetkisi tanımaktadır. Hafta tatili karşılığı da ücret niteliği taşıdığı için, bu kalemin süreklilik gösterecek şekilde ödenmemesi feshi haklı kılabilir ve kıdem tazminatı hakkı doğurabilir. Değerlendirmede, bir defaya mahsus ve önem taşımayan ihlaller yerine süreklilik arz eden ya da tutarı önemli olan ödememe hallerinin daha güçlü kabul edildiği gözetilmelidir. Konunun ayrıntısı için İşçi Hangi Hallerde Sözleşmeyi Haklı Nedenle Feshedebilir başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Ücreti ödenmeyen işçi çalışmaktan kaçınabilir mi?

Belirli koşullar gerçekleştiğinde kaçınabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca, ödeme gününden başlayarak 20 gün içinde mücbir bir sebep bulunmaksızın ücreti ödenmeyen işçi iş görme borcunu yerine getirmeyebilir. Hafta tatili ücreti de kanundan kaynaklanan bir ücret alacağı olduğundan bu imkândan yararlanır. Ayrıntılı açıklama için Ücreti Ödenmeyen İşçinin Çalışmama Hakkı başlıklı çalışmamız incelenebilir.

Bordroda hafta tatili tahakkuku yoksa ispat nasıl yapılır?

Bordroda bu kaleme yer verilmemiş olması, kural olarak ödemenin yapılmadığı yönünde işçi lehine bir karine doğurur. İşçilik alacaklarının ödendiğini yazılı belgelerle kanıtlama yükü işverendedir. Bordrolarda hafta tatiline ilişkin herhangi bir tahakkuk görünmüyorsa işçi, tatil gününde çalıştığını veya dinlenmenin kullandırılmadığını tanık dâhil her türlü delille ortaya koyabilir. Buna karşılık imzalı bordroda ödemenin yapıldığı açıkça gösterilmişse, bu belgeler aksi kanıtlanana kadar kesin delil sayılır. Bordroya ihtirazi kayıt düşülmüş ya da belgenin gerçeği yansıtmadığı ispatlanmışsa işçi tanık beyanı ve diğer delillerle alacağını isteyebilir. Yargıtay da bordroda görünmeyen hafta tatili çalışmalarının tanık ve işyeri kayıtlarıyla kanıtlanabileceğini benimsemektedir.

Üst düzey yönetici hafta tatili ücreti talep edebilir mi?

Çalışma saatlerini kendi belirleyen, işverenden talimat almayan ve ücretine fazla çalışma karşılığının dâhil edildiği kabul edilen üst düzey yöneticiler kural olarak fazla mesai ücreti isteyemez. Bu nitelendirme her olayda ayrıca yapılır; kişinin gerçekten üst düzey yönetici sayılıp sayılmadığı, talimata bağlı çalışıp çalışmadığı ve imza yetkisinin kapsamı gibi ölçütler dikkate alınır. Buna karşılık hafta tatili (İş Kanunu m. 46) ile ulusal bayram ve genel tatil (m. 47) ücretleri bakımından yöneticilik sıfatı tek başına hak kaybına yol açmaz. Yargıtay uygulamasında, üst düzey yönetici konumundaki bir çalışanın dahi tatil günlerinde fiilen çalıştığını ispatlaması halinde bu ücretlere hak kazanabileceği kabul edilmektedir; çünkü bu kalemler fazla çalışmadan ayrı, kanundan doğan bağımsız bir ücret rejimine bağlıdır.

Hafta tatili alacağı, dosya bazında bakıldığında küçük tutarlı bir kalem gibi görünse de, beş yıllık dönem üzerinden hesaplandığında kıdem ve ihbar tazminatlarıyla yarışan bir büyüklüğe ulaşabilmektedir. Uyuşmazlıkların önemli bölümü hukuki nitelendirmeden değil, kayıt düzeninden kaynaklanır: puantajın tutulmaması, bordroda tahakkukun gösterilmemesi ya da vardiya çizelgelerinin saklanmaması, işvereni ispat bakımından güç bir konuma sokar.

İşçi tarafında ise talebin doğru kurgulanması belirleyicidir. Aynı çalışma dönemi için hafta tatili, fazla mesai ve genel tatil kalemlerinin birlikte istendiği dosyalarda denkleştirmenin nasıl yapılacağı, hüküm altına alınacak tutarı doğrudan etkiler.

Somut bir uyuşmazlıkta öncelik verilmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Dinlenmenin fiilen kesintisiz 24 saat olarak verilip verilmediğinin haftalık bazda tespiti
  • Talebin dayanacağı ücretin çıplak brüt tutar üzerinden doğru belirlenmesi
  • Fazla mesai ile çakışan haftalarda mükerrer hesabı önleyecek denkleştirme itirazının süresinde ileri sürülmesi
  • Beş yıllık zamanaşımı sınırının arabuluculuk başvuru tarihi dikkate alınarak hesaplanması
  • Bordrolardaki tahakkuk ve ihtirazi kayıt durumunun dava açılmadan önce incelenmesi
  • Ödememenin sürekliliği halinde haklı fesih ve kıdem tazminatı seçeneğinin ayrıca değerlendirilmesi

Independent Legal, işçilik alacaklarından doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuk aşamasından yargılamanın sonuçlandırılmasına kadar danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara