Alacakların tahsilinde en çok tercih edilen yollardan biri, İcra ve İflas Hukukunun ilamsız takip mekanizmasıdır. Bu yolda alacaklının bir mahkeme kararına ihtiyacı yoktur; elindeki belgeye ya da salt alacak iddiasına dayanarak takip başlatabilir. Uygulamada bu dosyaların dayanağını çoğunlukla imza taşıyan adi senetler oluşturur.
Adi senedin ilamsız takibe konu edilebilmesi, borçlunun elini bütünüyle bağlamaz. Borçlu, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek imzaya itiraz edebilir ve bu itirazla birlikte takip durur. Bu aşamadan sonra alacaklının süreci ilerletebilmesi mahkemeye başvurmasına bağlıdır.
Devreye giren hukuki araç, İcra ve İflas Kanunu'nun 68/a maddesinde düzenlenen itirazın geçici olarak kaldırılması davasıdır.
Bu bilgi notunda söz konusu davanın aranan koşullarını, icra mahkemesindeki yargılamanın işleyişini ve her iki taraf bakımından doğabilecek hukuki sonuçları sistematik biçimde inceliyoruz.
Adi Senede Dayalı Takipte İmzaya İtiraz
Kayıtsız ve şartsız bir para borcunu içeren belgeler denildiğinde akla ilk gelenler bono, çek ve poliçedir. Ancak uygulamada tarafların kendi iradeleriyle düzenledikleri, kambiyo senedi vasfını taşımayan ve yalnızca belirli bir para borcunu ortaya koyan adi senetler de yaygın biçimde kullanılmaktadır.
Adi Senet Kavramı ve Hukuki Niteliği
Adi senet, taraflar arasındaki borç ilişkisini ortaya koyan, resmî şekil şartlarına bağlı olmayan, buna karşılık imza taşıyan özel nitelikli yazılı bir belgedir. Türk hukukunda adi senetler, resmî senetlerden farklı olarak noter veya yetkili kamu görevlisi önünde değil, taraflarca serbestçe düzenlenir.
Bir belgenin adi senet sayılabilmesi için taşıması gereken unsurlar sınırlıdır:
- Borç altına giren kişinin ıslak imzasını içermesi
- Yazılı biçimde düzenlenmiş olması
- Borç ikrarını açıkça ortaya koyması (kayıtsız ve şartsız bir para borcu olabilir)
Adi senetler, HMK m. 199 ve devamındaki hükümler uyarınca borç ilişkilerinde yazılı delil değeri taşır ve taraflarca ileri sürülen iddiaların ispatında kullanılabilir. Bununla birlikte bu belgeler, kambiyo senetlerinin aksine İcra ve İflas Kanunu kapsamında doğrudan kambiyo takibine konu edilemez. Dolayısıyla alacağını adi senetle tahsil etmek isteyen alacaklının önünde tek bir seçenek vardır: ilamsız icra takibi, yani genel haciz yolu (Örnek 7).
Uygulamada şekil şartlarını karşılamayan bonolar ya da zorunlu unsurları eksik çekler, geçerliliklerini yitirdikten sonra adi senet olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir belge kambiyo vasfını kaybetmiş olsa da yazılı delil niteliğini koruduğundan, genel haciz yoluyla takip yapılmasına elverişlidir.
İlamsız Takipte İmzaya İtirazın Doğurduğu Sonuçlar
Alacaklı adi senede dayanarak genel haciz yoluyla takip başlattığında, icra dairesince Örnek 7 ödeme emri düzenlenir ve borçluya tebliğ edilir. Borçlunun bu ödeme emrine karşı çıkma süresi, tebliğden itibaren 7 gündür. İtiraz; takip talebine, yetkiye, faize, borcun kendisine ve özellikle senetteki imzaya yöneltilebilir.
İmzaya itiraz, borçlunun takibe dayanak yapılan senetteki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça ortaya koymasıdır. Bu itirazın yalnızca "borca itiraz" beyanıyla yapılması yeterli değildir; itiraz dilekçesinde veya tutanağında imzaya itiraz ediyorum ifadesine açıkça yer verilmelidir. Aksi hâlde senetteki imza ikrar edilmiş sayılır ve ortada yalnızca borca yönelik bir itiraz bulunduğu kabul edilir.
İmzanın inkâr edilmesi hâlinde ortaya çıkan tablo şudur:
- Alacaklı, senet altındaki imzanın borçluya ait olduğunu yazılı delille kanıtlamadıkça bu itirazı bertaraf edemez.
- Takip bütünüyle durur ve alacaklı ilamsız takip çerçevesinde haciz işlemlerine devam edemez.
- Alacaklının önünde takibi sürdürebilmek için tek yol kalır: itirazın geçici kaldırılması davası (İİK m. 68/a).
- İtirazın kesin kaldırılması yoluna gidilmesi mümkün değildir; çünkü İİK m. 68 uyarınca imzası inkâr edilen adi senet, artık bu madde kapsamında belge sayılmaz.
Buna karşılık borçlu imzaya açıkça itiraz etmemişse, bu hususu sonradan gündeme getiremez. İtirazın kesin kaldırılması davasında imza tartışmaya açılamaz; yalnızca borca ilişkin savunmalar dinlenir. Borçlunun elinde kalan imkân, imzaya ilişkin iddiasını genel mahkemede açacağı sahtelik (menfi tespit) davasıyla ileri sürmektir.
Davanın Açılabilmesi İçin Aranan Şartlar
Adi yazılı senede dayanılarak başlatılan ilamsız takipte borçlu senetteki imzaya açıkça itiraz ettiğinde takip durur. Bu andan itibaren senet, İcra ve İflas Kanunu m. 68 anlamında "imzası ikrar edilmiş belge" vasfını yitirir; dolayısıyla alacaklı itirazın kesin kaldırılması davasına başvuramaz.
Alacaklının bu tabloda kullanabileceği iki hukuki yol bulunur:
- İtirazın geçici kaldırılması davası (İİK m. 68/a)
- Genel hükümler çerçevesinde itirazın iptali davası
İtirazın geçici kaldırılması davası, alacaklıya senetteki imzanın borçluya ait olduğunu mahkeme önünde yazılı delille kanıtlama imkânı veren ve takibin geçici olarak sürdürülmesini sağlayan özel bir yoldur.
Şartların Birlikte Gerçekleşmesi
İİK m. 68/a kapsamında dava açılabilmesi, aşağıdaki koşulların bir arada bulunmasına bağlıdır:
- Ortada geçerli biçimde başlatılmış bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
- Takibin dayanağı adi yazılı bir senet olmalı ve bu senet kayıtsız şartsız bir para borcunu içermelidir.
- Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde senetteki imzaya açıkça itiraz etmiş olmalıdır.
- Alacaklı, itirazın iptali davası yoluna gitmemiş olmalıdır.
- Dava, imzaya itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde açılmalıdır.
Bu koşullardan birinin dahi eksik kalması hâlinde mahkeme davayı usulden reddeder.
Not: Alacaklı itirazın iptali davası açmışsa artık geçici kaldırma davası açamaz. İki yol birbirini dışlayacak biçimde düzenlenmiştir.
Yargılama ve İspat Yükü
İcra Mahkemesinde Uygulanan Usul
İtirazın geçici olarak kaldırılması istemi, İcra ve İflas Kanunu m. 68/a uyarınca icra mahkemesinde ve basit yargılama usulü çerçevesinde incelenir. Bu usulde deliller daha sade ve hızlı biçimde değerlendirilir. Tarafların delillerini ilk dilekçeleriyle birlikte sunmaları zorunludur; sonradan delil bildirilmesi ancak haklı bir sebebin varlığı hâlinde mümkündür.
Borçlunun Duruşmada Hazır Bulunma Yükümlülüğü
İİK m. 68/a, borçluya duruşmaya bizzat katılma yükümlülüğü yüklemiştir. Yalnızca vekil aracılığıyla temsil edilmek bu yükümlülüğü karşılamaz.
Borçlu geçerli bir mazeret göstermeksizin duruşmaya gelmezse, mahkeme itirazın geri alınmış sayılmasına ve takibin devamına karar verir. Düzenlemenin amacı, borçlunun itirazını ciddiyetle ileri sürmesini sağlamak ve alacaklının keyfî itirazlar nedeniyle zarar görmesini engellemektir.
İmza İncelemesi ve Bilirkişi Aşaması
Borçlu duruşmada hazır bulunur ve imzayı inkâr etmeyi sürdürürse mahkeme, senetteki imzanın gerçekten borçluya ait olup olmadığını saptamak üzere dosyayı bilirkişiye tevdi edebilir.
Karşılaştırma yapılırken şu imza örnekleri esas alınabilir:
- Noterde veya resmî mercilerde bulunan imzalar
- Nüfus kayıtlarındaki örnekler
- Borçlunun dosyada mevcut diğer imzaları
Bilirkişi incelemesi imzanın borçluya ait olduğunu ortaya koyarsa mahkeme, itirazın geçici olarak kaldırılmasına ve takibin sürdürülmesine hükmeder.
Sahtelik Davasıyla İlişki ve Bekletici Mesele
Borçlu, imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasını sürdürüyor ve geçici kaldırma davasında aleyhine karar verilmişse, imzanın sahteliği iddiasıyla genel mahkemede sahtelik davası açabilir.
Ne var ki böyle bir davanın açılmış olması, icra mahkemesindeki geçici kaldırma sürecini tek başına durdurmaz. Buna karşılık sahtelik davasının ileride borçlu lehine sonuçlanması, takibin sonlandırılması ve haksız yere ödeme yapılmışsa istirdat davası açılması bakımından hukuki zemin oluşturabilir.
Yaptırımlar ve Tazminatlar
Bu dava yalnızca takibin devamına ilişkin bir sonuç doğurmakla kalmaz; haksız çıkan taraf bakımından cezai ve mali yaptırımları da beraberinde getirir. Söz konusu yaptırımlar hem borçlu hem de alacaklı yönünden uygulanabilir.
Para Cezası (İİK m. 68/a-6 ve 7)
Mahkeme senetteki imzanın borçluya ait olduğuna karar verirse, İİK m. 68/a-6 uyarınca borçluyu takip konusu alacağın %10'u oranında para cezasına mahkûm eder. Bu ceza doğrudan devlet lehine tahsil edilir.
Cezaya hükmedilmesi için iki unsurun gerçekleşmesi yeterlidir: alacaklının davayı kazanması ve borçlunun imza inkârının haksız çıkması.
Bununla birlikte iki istisna öngörülmüştür:
- Borçlu, karardan sonra borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa cezanın infazı dava sonuçlanıncaya kadar ertelenir; borçlu davayı kazanırsa para cezası hükümsüz kalır.
- Borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında ya da alacaklının senedi ibraz ettiği ilk celsede imzayı kabul ederse hakkında para cezasına hükmedilmez ve yargılama giderleri de kendisine yükletilmez (m. 68/a-7).
Taraflara Tazminat Yükümlülüğü (İİK m. 68/a-8)
Bu davada karşı tarafın talebi üzerine tazminata da hükmedilebilir. Amaç, alacaklının haksız takibine olduğu kadar borçlunun dayanaksız itirazına karşı da caydırıcılık sağlamaktır.
Alacaklı lehine tazminat için aranan koşullar şunlardır: imzanın borçluya ait olduğunun saptanması, borçlunun imzaya itirazının haksız çıkması ve alacaklının tazminat talebinde bulunmuş olması. Bu koşulların birlikte gerçekleşmesi hâlinde borçlu, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Borçlu lehine tazminat ise şu hâllerde gündeme gelir: alacaklının, imzası borçluya ait olmayan bir senede dayanarak takip başlatmış olması, imzanın borçluya ait olmadığının tespit edilmesi ve borçlu tarafından tazminat istenmiş olması. Bu durumda alacaklı, borçlu lehine en az %20 oranında tazminat ödemek durumunda kalır. Burada alacaklının kötü niyetli olup olmadığına bakılmaz.
Tazminatların Tahsilinde Erteleme ve Hükümsüzlük
Geçici kaldırma kararının ardından taraflardan biri borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmedilen tazminatların tahsili dava sonuçlanıncaya kadar bekletilir. Yargılama, tazminata mahkûm edilen taraf lehine sonuçlandığı takdirde daha önce verilen tazminat kararı da ortadan kalkar.
Borçtan Kurtulma Davası ve Tamamlayıcı Koruma
İtirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verildiğinde borçlunun itirazı bertaraf edilir ve takip yoluna devam edilir. Ancak bu karar kesin hüküm teşkil etmez. Borçlu hâlâ borçlu olmadığı kanaatindeyse, borçtan kurtulma davası açarak iddiasını genel mahkemede ispatlama imkânına sahiptir.
Dava Süresi ve Teminat Şartı
Borçtan kurtulma davasının, geçici kaldırma kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde açılması gerekir. Dava genel mahkemelerde ve basit yargılama usulüne göre görülür.
İcra ve İflas Kanunu, bu davayı açmak isteyen borçluya takip konusu alacağın %15'i oranında teminat yatırma yükümlülüğü getirmiştir. Teminatın işlevi, borçlunun keyfî dava açarak alacaklıyı yeniden sürüncemede bırakmasını önlemektir.
Yatırılan teminat, yargılama sonunda haksız çıkan borçlu aleyhine hükmedilecek tazminatın karşılığı olarak değerlendirilir; davayı kazanan borçluya ise iade edilir.
Dava Sonucunun Takibe Etkisi
Borçtan kurtulma davasının açılmış olması takibi kendiliğinden durdurmaz. Borçlu, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasını talep edebilir; mahkeme bu istemi teminatın varlığı ve davanın ciddiyeti çerçevesinde değerlendirir.
Borçlunun davayı kazanması hâlinde ortaya çıkan sonuçlar şunlardır:
- Yatırdığı teminat kendisine geri verilir.
- İcra takibi iptal edilir.
- Hükmedilmiş olan para cezası ve tazminatlar ortadan kalkar.
Aksi durumda takip kaldığı yerden sürer ve borçlu aleyhine verilen karar kesinleşir.
Görev, Yetki ve Kanun Yolları
İcra Mahkemesinin İnceleme Sınırı
İtirazın geçici kaldırılması istemini incelemekle görevli mahkeme, İcra ve İflas Kanunu m. 68/a uyarınca icra hukuk mahkemesidir.
Mahkemenin inceleme alanı dar tutulmuştur ve şu hususlarla sınırlıdır:
- Usulüne uygun biçimde yapılmış bir imzaya itirazın bulunup bulunmadığı
- Takibe dayanak senetteki imzanın borçluya ait olup olmadığı
- Tazminat, teminat ve sürelere ilişkin meseleler
Alacağın hukuki mahiyeti, borcun doğumu ya da sona ermesi gibi esasa ilişkin konular icra mahkemesinin değerlendirmesi dışındadır. Bu nitelikteki uyuşmazlıklar ancak genel mahkemelerde açılacak itirazın iptali veya borçtan kurtulma davalarıyla çözüme kavuşturulabilir.
Kararlara Karşı İstinaf ve Temyiz
İcra mahkemesinin itirazın geçici kaldırılmasına ya da bu istemin reddine ilişkin kararları kesin nitelikte değildir. Bu kararlara karşı başvurulabilecek yollar şunlardır:
- İstinaf: Karara karşı tebliğden itibaren 2 hafta içinde başvurulabilir (HMK m. 341). Başvuru, kararı veren mahkeme aracılığıyla yapılır.
- Temyiz: İstinaf incelemesi sonucunda verilen bölge adliye mahkemesi kararı kanunen temyize elverişliyse bu yol da açıktır.
Kanun yoluna başvurulmuş olması takibi durdurmaz. Borçlu bu aşamada icranın geri bırakılmasını (tehiri icra) talep edebilir. Talebin istinaf veya temyiz dilekçesiyle birlikte ileri sürülmesi gerekir ve genellikle teminat gösterilmesi istenir.
Independent Legal Değerlendirmesi
İmzaya itiraz, ilamsız takiplerde sürecin yönünü tümüyle değiştiren bir beyandır. Uygulamada en sık rastlanan hata, itirazın "borca itiraz" biçiminde genel bir ifadeyle sınırlı tutulmasıdır; bu durumda imza ikrar edilmiş sayılır ve borçlunun en güçlü savunma imkânı daha ilk adımda tükenir. Alacaklı tarafında ise altı aylık dava süresinin kaçırılması, elverişli bir senede rağmen takibin akamete uğramasına yol açar.
Davanın mali sonuçları da hafife alınmamalıdır. İmzanın borçluya ait çıkması hâlinde alacağın yüzde onu oranında para cezası ile en az yüzde yirmi oranında tazminat birlikte gündeme gelir; imzanın borçluya ait olmadığı anlaşıldığında ise aynı tazminat yükü, kötü niyet aranmaksızın alacaklıya yönelir. Bu nedenle tarafların pozisyonunu takibin başında değerlendirmesi gerekir.
Somut bir dosyada şu başlıklar önceliklendirilmelidir:
- İtiraz dilekçesinde imzaya itirazın açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade edilmesi
- Alacaklı bakımından altı aylık dava açma süresinin, itirazın tebliği tarihinden hesaplanması
- Duruşmaya bizzat katılma yükümlülüğünün ve mazeretsiz gelmemenin sonuçlarının gözetilmesi
- Bilirkişi incelemesinde kullanılacak karşılaştırma imzalarının önceden derlenmesi
- Aleyhe karar hâlinde yedi günlük borçtan kurtulma süresi ile yüzde on beşlik teminatın planlanması
- Para cezası ve tazminat risklerinin, takibe başlamadan önce nicel olarak değerlendirilmesi
Independent Legal, adi senede dayalı takiplerde imza uyuşmazlıklarının yönetimi, itirazın geçici kaldırılması davaları ve borçtan kurtulma süreçleri bakımından danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

