Teknolojideki hızlı ilerleme bilişim sistemlerini de suçun konusu haline getirmiş, bu sistemler aracılığıyla işlenen fiiller çeşitlenmiştir. Bu alandaki soruşturmalarda failin doğru saptanması büyük önem taşır; zira cezalandırma, fiili kimin işlediğinin kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konmasına bağlıdır. Bu kesinlik sağlanamadığında masumiyet karinesi devreye girer ve kişi şüpheden yararlanır. Uygulamada faile ulaşmak için en sık başvurulan araçlardan biri IP adresidir. Bu adreslerin çeşitli türleri bulunmakla birlikte konumuz bakımından iki tanesi öne çıkar: dinamik IP ve statik IP. Ancak güvenilirliği tartışmalı olduğundan, bu verinin failin belirlenmesi için tek başına yeterli sayılıp sayılmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Adresin dinamik mi yoksa statik yapıda mı olduğu, hem fiilin hem de failin saptanması bakımından belirleyicidir. Dinamik adres değişken olduğundan, aynı adresin birden çok kişi ya da cihaz tarafından kullanılması mümkündür. Statik adres ise belirli cihaz veya kişilerce kullanılan ve değişmeyen bir türdür; bu yönüyle tespit sürecinde kolaylık sağlar. Elbette araştırmanın başlayabilmesi için öncelikle adli makamların durumdan haberdar edilmesi gerekir. Başvuru usulüne ilişkin ayrıntılar için Bilişim Suçlarında Şikayet Nasıl Yapılır? başlıklı çalışmamız incelenebilir.
IP Adresi Nedir?
Açık adıyla internet protokol adresi, internet ya da başka bir bilgisayar ağı üzerinden veri alışverişinde bulunan cihazların kullandığı adrestir. Cihazlar bu sayede birbirlerinin erişim adreslerini saptayabilir. Bunun ötesinde IP adresinden hareketle kullanıcıya ilişkin birtakım verilere de ulaşılabilir; bunların başında adresi kullanan cihazın bulunduğu yer ya da kullanıcının ziyaret ettiği sitelerin dökümü gelir. Bu dökümler üzerinde çeşitli yöntemler uygulanarak kullanıcının karakter analizinin yapılması dahi mümkündür.
Dinamik ve Statik IP Ayrımı
IP adresi dinamik ya da statik olabilir. Dinamik adreste, talepte bulunan cihaza servis sağlayıcı tarafından o an boşta bulunan bir adres geçici olarak tahsis edilir; bu, cihaza bir tür ziyaretçi kartı verilmesine benzetilebilir. Statik adres ise sabittir; bu adrese sahip bilgisayarın IP bilgisi hep aynı kalır ve bir bakıma ilgili internet abonesinin kimlik kartı işlevi görür.
Dinamik yapıda, aynı adresin farklı zaman dilimlerinde başka başka cihazlarca kullanılması söz konusu olabilir. Bunun tersi de mümkündür: tek bir cihaz farklı zamanlarda farklı adresler üzerinden çıkış yapabilir. Nitekim modem gibi bir yönlendirici her kapatılıp açıldığında tahsis edilen adres değişmektedir. Bu değişkenlik, failin saptanması bakımından ciddi bir güçlük doğurur.
Statik adres, değişmez olması nedeniyle tespiti kolaylaştırsa da bazı belirsizlikleri gidermeye yetmez. Çünkü statik IP doğrudan bir cihazı değil, internete bağlanma hakkı bulunan bir aboneliği işaret eder. Örneğin aynı modemin kablosuz bağlantısından yararlanan cihazların tümü aynı adresle çıkış yapar; bir başka deyişle o modeme aynı anda bağlı bulunan cihazların hepsinin IP bilgisi özdeş olacaktır. Dolayısıyla bu adres üzerinden gerçekleşen bir internet çıkışının hangi cihaza ait olduğunun, yalnızca IP verisine bakılarak belirlenmesi olanaklı değildir.
IP Verisi Failin Tespiti İçin Tek Başına Yeterli midir?
İnternet servis sağlayıcılarıyla imzalanan sözleşmeler kapsamında yönlendiriciye tahsis edilen adresler, sözleşmenin tarafı adına kaydedilir. İlgili adres üzerinden yapılan her işlemin o kişiye ait olduğu kabul edilse de, yasal olmayan yollarla aynı yönlendirici üzerinden suç işleyen kimselerin bulunabileceği açıktır.
Bugün artık yaygın biçimde bilinen bir gerçek, IP adreslerinin çeşitli tekniklerle manipüle edilebildiği, yani değiştirilebildiğidir. Bu nedenle adreslerin güvenilir ve müdahale görmemiş olduğu uzman ve bilirkişi mütalaasıyla desteklenmedikçe, tek başına delil olarak kullanılmaları mümkün değildir. Kaldı ki fiili gerçekleştiren kişinin, kendi adına kayıtlı olmayan başka birine ait bir adresi izinsiz ele geçirerek suç aracı haline getirmesi ihtimali daha yüksektir. Bu sebeple kayıtlarda adres sahibi görünen kişinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca cezalandırılması çoğu halde söz konusu olmayacaktır. Bununla birlikte IP üzerinden elde edilen verilerin yan unsurlarla ve diğer delillerle desteklenmesi durumunda failin belirlenmesi mümkün hale gelebilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2016/12634, K.2017/4967, 03.05.2017 tarihli kararında;
"…Sanığın suçlamayı kabul etmeyerek, kablosuz modem kullanıldığından hattının başkaları tarafından girilip kullanılmış olabileceğine ilişkin savunması karşısında; bildirilen IP numaralarının bağlı bulunduğu internet hattında ne özellikte modem kullanıldığı, kablolu veya kablosuz olup olmadığı, şifreli olup olmadığı, modemden başka kullanıcıların internete bağlanılıp bağlanılmadığının belirlenmesi açısından ilgili internet sağlayıcısından bilgi istenmesi ve sanığa ait bilgisayar getirtilip uzman bilirkişi tarafından LOG kayıtları incelenerek sonucuna göre, katılana ait mail adresinin erişilmez kılındığı takdirde TCK.nun 244/2. mail adresine girilmesi ancak; bu adrese erişimin engellenmemesi ve katılanın mail adresinde kalmaya devam ettiğinin tespiti halinde aynı yasanın 243/1. maddesi kapsamındaki suçun oluşacağı dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırmaya dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.05.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi."
şeklinde hüküm kurmuştur. Karardan da görüleceği üzere IP adresi, suçun ve failin saptanması bakımından tek başına yeterli kabul edilmemiştir.
Günümüzde bireyler; çalışma yaşamından eğitime, alışverişten sosyal medyaya, iletişimden habere erişime kadar günlük hayatlarının kayda değer bir kısmını çevrimiçi ortamda geçirmektedir. İnternet üzerinden işlenebilen suçlar her geçen gün çeşitlenmekte ve yargının iş yükünde daha fazla yer tutmaktadır; özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret, tehdit, nitelikli dolandırıcılık, müstehcenlik ve kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu nedenle internetle teması bulunan herkesin, olayla ilgisi olmasa dahi bazı suçların şüphelisi ya da mağduru konumuna düşmesi olasıdır. Sonuç olarak IP adresleri, doğrudan belirli bir kişiyi işaret etmediklerinden, başka delillerle desteklenmedikçe failin tespiti bakımından yeterli olmayacaktır.
Bağlantılı çalışmalarımız: Sosyal Medya ve İnternet Yoluyla Hakaret Suçu; Sahte Hesaplar Üzerinden Hakaret; Sosyal Medya ve İnternet Yoluyla Tehdit Suçu; Telefonla Tehdit; İnternet Yoluyla Kişisel Verilerin Kaydedilmesi ve Yayılması Suçu.
Independent Legal Değerlendirmesi
Bilişim dosyalarında IP kaydı, soruşturmanın çıkış noktasıdır; hükmün tek dayanağı değildir. Uygulamada sıkça görülen tablo, abonelik kaydındaki kişinin doğrudan şüpheli konumuna yerleştirilmesi, buna karşılık modemin şifreli olup olmadığı ve LOG kayıtlarının ne gösterdiği gibi teknik soruların yanıtsız bırakılmasıdır. Yargıtay'ın bozma gerekçesi de bu eksik araştırmaya yöneliktir. Bu nedenle IP verisinin çevresindeki teknik delillerin eksiksiz toplanması, hem şüpheli hem de mağdur bakımından belirleyici olur:
- Kayıtlı adresin dinamik mi statik mi olduğunun servis sağlayıcıdan sorulması
- Bağlantının kablosuz olup olmadığının, şifre korumasının ve aynı hattı kullanan diğer cihazların araştırılması
- Şüpheliye ait cihazların LOG kayıtlarının uzman bilirkişi eliyle incelenmesi
- Adres verisinin manipüle edilmiş olma ihtimalinin teknik mütalaayla değerlendirilmesi
- IP bulgusunun içerik, zaman damgası ve tanık beyanı gibi yan delillerle desteklenmesi
Independent Legal, bilişim suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda teknik delillerin değerlendirilmesi ve taraf vekilliği konusunda hizmet vermektedir.

