İş hukukundan doğan belirli uyuşmazlıklarda mahkemenin kapısını çalmadan önce arabulucuya gitmek bir tercih değil, kanunun aradığı dava şartıdır. Bu adım atlanarak açılan dava esasa girilmeden usulden reddedilir. Dolayısıyla iş uyuşmazlıklarında yargı sürecinin ilk halkası arabuluculuktur.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; kanundan ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi ve işveren alacakları ile işe iade istemlerinde arabulucuya başvurulmasını zorunlu tutmuştur. Düzenlemenin arkasındaki amaç iki yönlüdür: tarafların dava aşamasına geçmeden uzlaşma olanağını değerlendirmesini sağlamak ve mahkemeler üzerindeki iş yükünü hafifletmek.
Bu bilgi notunda zorunlu arabuluculuk uygulamasını ve arabuluculuk sürecinin işleyişini bütün aşamalarıyla inceliyoruz.
Dava Şartı Arabuluculuk Nedir?
Belirli işçi–işveren uyuşmazlıklarında dava yoluna gidilmeden önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılan bu kurum, teknik olarak bir dava şartı niteliğindedir. Başvuru yapılmadan mahkemeye taşınan talepler usulden reddedilir; bu nedenle iş hukukunda uyuşmazlık çözümünün ilk basamağı arabuluculuktur.
Dava şartı kavramı
Dava şartları, mahkemenin uyuşmazlığın esasını incelemeye geçebilmesi için önceden yerine getirilmiş olması gereken zorunlu koşullardır. Eksik bir dava şartı bulunduğunda mahkeme, işin içeriğine hiç girmeden davayı usulden reddeder.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca; kanuna ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacakları ile işe iade talepleri bakımından arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Mahkeme, son tutanağın dilekçeye eklenip eklenmediğini kendiliğinden denetler.
Başvuru yapılmadan dava açılırsa
Arabuluculuk aşaması atlanarak doğrudan dava açıldığında mahkeme, dava şartının bulunmaması sebebiyle talebi usulden reddeder.
Bunun pratik sonuçları şunlardır:
- Uyuşmazlığın esası hiç incelenmez.
- Yargılama giderleri davacının üzerinde kalabilir.
Uygulamada dava açıldıktan sonra bu eksikliğin sonradan tamamlanması kabul edilmemektedir. Bu nedenle dilekçe verilmeden önce son tutanağın mutlaka elde edilmiş olması gerekir.
Hangi Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Zorunludur?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi; kanundan ya da bireysel/toplu iş sözleşmesinden doğan işçi ve işveren alacakları ile tazminat istemlerini konu alan davalarda arabuluculuğa başvurmayı dava şartı olarak öngörmüştür. Bu çerçevede işçilik alacaklarına ilişkin davaların büyük bölümünde dava öncesi başvuru zorunluluğu bulunmaktadır.
İşçilik Alacağı Davaları
Aşağıdaki alacak kalemlerine ilişkin davalarda arabuluculuk aşaması zorunludur.
Kıdem tazminatı. İş sözleşmesinin kanunda sayılan sebeplerle sona ermesi üzerine istenen kıdem tazminatı bakımından dava öncesi arabulucuya gidilmesi gerekir. Bu aşama tamamlanmadan açılan dava usulden reddedilir.
İhbar tazminatı. Belirsiz süreli sözleşmenin bildirim sürelerine riayet edilmeksizin feshedilmesi halinde talep edilen ihbar tazminatı da zorunluluk kapsamındadır.
Fazla mesai ücreti. Haftalık 45 saatlik sınırı aşan çalışmaların karşılığı olarak istenen alacaklarda arabuluculuk dava şartıdır.
Yıllık ücretli izin alacağı. Kullandırılmayan izin sürelerine karşılık gelen ücret talepleri bakımından da mahkemeye gitmeden önce başvuru yapılmalıdır.
Hafta tatili ücreti. Hafta tatilinde gerçekleştirilen çalışmaların karşılığı istendiğinde arabuluculuk yine dava şartı olarak uygulanır.
Ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücreti. Resmî ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalardan doğan ücret alacakları da zorunlu arabuluculuğa tabidir.
Önemli not
Zorunluluk yalnızca işçinin taleplerini kapsamaz; işverenin işçiye yönelttiği alacak ve tazminat davaları bakımından da geçerlidir. Kanun koyucu, taraflar arasındaki parasal uyuşmazlıkları genel olarak dava şartı arabuluculuk rejimine bağlamıştır.
İşe İade Talepleri
İşe iade davalarında arabulucuya başvuru, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca dava şartıdır. Sözleşmesi feshedilen çalışan, işe iade istemini mahkemeye taşımadan önce zorunlu olarak bu yola gitmek durumundadır.
Başvuru süresi. Çalışanın, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurması gerekir. Hak düşürücü nitelik taşıyan bu süre kaçırıldığında işe iade isteminde bulunma imkânı tamamen ortadan kalkar.
Sürecin sonuçlanması. Görüşmelerin sonunda iki ihtimal doğar. Taraflar uzlaşırsa işe başlatma koşulları ile ödenecek tazminat tutarı anlaşma belgesinde düzenlenir. Uzlaşma sağlanamazsa son tutanak tutulur ve çalışanın bu tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde işe iade davasını açması gerekir. Bu iki haftalık süre de hak düşürücüdür.
Toplu İş Sözleşmesinden Doğan Alacaklar
Toplu iş sözleşmesine (TİS) dayanan işçi ve işveren alacakları da dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi, kanundan ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri bakımından dava öncesi başvuruyu zorunlu tutmaktadır.
Kapsama giren TİS alacakları. Toplu iş sözleşmesinde düzenlenen ve parasal karşılığı bulunan uyuşmazlıklar zorunluluk kapsamındadır. Örnek olarak şunlar sayılabilir:
- İkramiye alacakları
- Toplu iş sözleşmesiyle yükseltilen ücretlerden doğan farklar
- İlave tediye farkları
- Sözleşmeden kaynaklanan prim veya fazla mesai farkları
- Yan haklar ve sosyal yardımlar
Bu kalemlere ilişkin dava açılmadan önce arabulucuya gidilmesi gerekir.
Yorum uyuşmazlıkları. Toplu iş sözleşmesinin yorumlanmasına yönelik davalar ile normatif hükümlere ilişkin bazı uyuşmazlıklar, somut olayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık parasal talep içeren bireysel işçi alacaklarında arabuluculuk dava şartı olarak işletilmektedir.
Hangi Davalar Kapsam Dışındadır?
7036 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki zorunluluk, işçi ile işveren arasındaki parasal alacak ve tazminat istemleriyle sınırlıdır. Her iş hukuku uyuşmazlığı bu rejime tabi değildir.
İş kazası ve meslek hastalığı tazminatları. İş kazasından ya da meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı rücu davalarında arabuluculuk zorunlu değildir. Bu talepler haksız fiil niteliği taşır ve işverenin kusur sorumluluğuna dayanır. Kanun koyucu bu tür uyuşmazlıkları zorunluluk dışında bırakmıştır; iş kazası nedeniyle doğrudan dava açılabilir.
Hizmet tespiti davaları. Sigortasız ya da eksik bildirilmiş çalışmaların ortaya konulması amacıyla açılan hizmet tespiti davalarında dava şartı aranmaz. Bu davalar kamu düzenine ilişkindir ve sosyal güvenlik hakkının korunmasına hizmet eder. Tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği bir alacak davası niteliği taşımadığından kapsam dışında kalır.
Sosyal güvenlik uyuşmazlıkları. SGK işlemlerine karşı açılan davalar — prim borcu, idari para cezası, emeklilik işlemleri ve benzerleri — zorunlu arabuluculuğa tabi değildir. Bu uyuşmazlıklar işçi ile işveren arasındaki bir özel hukuk alacağından değil, idari işlemlerden veya sosyal güvenlik hukukundan doğar.
Başvuru Nasıl Yapılır?
Zorunlu arabuluculuk başvurusu, dava açılmadan önce tamamlanması gereken ilk işlemdir. Usulüne uygun yapılmayan bir başvuruda dava şartı yerine getirilmemiş sayılır ve açılan dava usulden reddedilir.
Yetkili büro. Başvuru, adliyeler bünyesindeki Arabuluculuk Bürosu'na yapılır. Böyle bir büronun bulunmadığı yerlerde ise işlem, arabuluculuk bürosu sıfatıyla görevlendirilmiş sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü üzerinden yürütülür. Başvurunun ardından sistem üzerinden sicile kayıtlı bir arabulucu atanır ve taraflara bildirim gönderilir.
Başvuru yeri bakımından yetki. 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi başvuru için iki seçenek tanımıştır:
- Karşı tarafın yerleşim yerindeki arabuluculuk bürosu; karşı taraf birden fazla ise bunlardan herhangi birinin yerleşim yerindeki büro
- İşin görüldüğü yerdeki arabuluculuk bürosu
Seçimlik yetki kuralı niteliğindeki bu düzenleme karşısında hatalı bir yerde başvuru yapılması süreci uzatabilir ve yetki itirazıyla karşılaşılmasına yol açabilir.
Hazırlanması yararlı belgeler. Başvuru için kapsamlı bir belge sunma zorunluluğu getirilmemiştir. Ancak uygulamada aşağıdakilerin hazır bulundurulması süreci kolaylaştırır:
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri
- Varsa iş sözleşmesi
- Fesih bildirimi (işe iade bakımından özel önem taşır)
- Talep edilen alacak kalemlerini gösteren hesap tablosu
Başvuruda uyuşmazlığın konusu ve istenen alacaklar açıkça ortaya konulmalıdır. Kalemler tutar olarak yazılmasa dahi her biri tek tek ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirtilmelidir. Aksi halde formda yer verilmeyen alacaklar davaya konu edilememekte ve bunlar için ayrı bir başvuru yapılması gerekmektedir.
Avukatla temsil. Başvuruda avukatla temsil zorunlu tutulmamıştır. Taraflar başvuruyu kendileri yapabilir ve görüşmelere bizzat katılabilir. Bununla birlikte sürecin bir vekil eşliğinde yürütülmesi, olası hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından koruyucu bir işlev görür.
Arabuluculuk Süreci Nasıl İşler?
Süreç, başvurunun yapılmasıyla başlar ve anlaşma ya da anlaşmama son tutanağının düzenlenmesiyle kapanır. Yürütüm, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri çerçevesinde gerçekleşir.
Arabulucunun atanması. Başvurunun ardından Arabuluculuk Bürosu, sistem üzerinden bir arabulucu görevlendirir. Atanan arabulucu taraflarla iletişime geçer, toplantı gününü belirler ve müzakereye davette bulunur.
İlk toplantı ve müzakere. Arabulucu tarafları bir araya getirerek çözüme yönelik görüşmeleri yönetir. Süreç gizlilik esasına tabidir; burada yapılan açıklamalar sonraki yargılamada delil olarak kullanılamaz. Toplantılar ortak yapılabileceği gibi arabulucunun taraflarla ayrı ayrı görüşmesi de mümkündür. Taraflar sürece kendileri katılabilir ya da avukatları aracılığıyla temsil edilebilir.
Katılım ve yaptırımı. İlk toplantıya katılım, zorunlu arabuluculuğun işlerliği bakımından belirleyicidir. Geçerli bir mazereti bulunmaksızın ilk toplantıya gelmeyen taraf, daha sonra açılacak davada haklı bulunsa bile yargılama giderlerinin tümünden sorumlu tutulabilir; ayrıca lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyebilir. Bu yaptırım, sürecin ciddiyetle ve etkin biçimde işletilmesini sağlamayı amaçlar.
Süre. Arabuluculuk, görevlendirme tarihinden itibaren 3 hafta içinde tamamlanır. Zorunluluk doğuran hallerde arabulucu bu süreyi en fazla 1 hafta uzatabilir. Sürecin sonunda taraflar uzlaşmışsa anlaşma belgesi, uzlaşma sağlanamamışsa anlaşmama son tutanağı düzenlenir. Son tutanak, dava açılabilmesinin zorunlu ön koşuludur.
Anlaşma Sağlanırsa
Taraflar uyuşmazlık konusunda uzlaşmaya varırsa arabulucu tarafından bir anlaşma belgesi hazırlanır ve taraflarca imzalanır. Belge, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği konular bakımından bağlayıcı sonuç doğurur.
Belgenin hukuki niteliği. Anlaşma belgesi, taraflar arasında kurulmuş bir sulh sözleşmesi hükmündedir ve imza altına alınan hususlar tarafları bağlar.
Metinde aşağıdaki noktaların açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlenmesi gerekir:
- Ödenecek tutar ve ödeme tarihi
- Taksitlendirme öngörülmüşse bunun koşulları
- Feragat ve ibraya ilişkin hükümler
Eksik ya da muğlak kalan düzenlemeler ileride yeni uyuşmazlıkların kaynağı olabilir.
İcra edilebilirlik. Süreç sonunda düzenlenen belgenin mahkeme kararı gibi doğrudan icraya konulabilmesi belirli koşullara bağlanmıştır. Bu koşullar karşılandığında belge ilâm niteliğinde belge sayılır ve ayrıca dava açmaya gerek kalmaksızın cebri icraya başvurulabilir.
Avukat imzası bulunan anlaşma belgesi
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca;
- taraflar görüşmelere avukatlarıyla birlikte katılmışsa ve
- belge hem taraflarca hem de avukatlarca imzalanmışsa
bu belge kendiliğinden ilâm niteliğinde belge kabul edilir. Böyle bir durumda:
- Mahkemeden ayrıca icra edilebilirlik şerhi alınmasına gerek kalmaz.
- Doğrudan ilamlı icra takibi başlatılabilir.
- Borçlu takibe klasik itiraz yoluyla karşı koyamaz; yalnızca şikâyet veya menfi tespit gibi sınırlı yollar açık kalır.
Düzenleme, avukat denetimini bir güvence unsuru olarak esas almaktadır.
Avukat imzası bulunmayan anlaşma belgesi
Belgede taraf vekillerinin imzası yoksa belge kendiliğinden ilâm niteliği kazanmaz. Bu halde:
- Arabulucunun görev yaptığı yerdeki sulh hukuk mahkemesine başvurulur ve
- belgeye icra edilebilirlik şerhi verilmesi istenir.
Mahkeme burada esasa girmez; incelemesi iki noktayla sınırlıdır:
- Uyuşmazlığın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konuya ilişkin olup olmadığı
- Anlaşmanın cebri icraya elverişli ve yeterince açık olup olmadığı
Şerhin verilmesiyle belge ilâm niteliği kazanır ve ilamlı icra takibine konu edilebilir.
Sonradan dava açılabilir mi? Arabuluculukta uzlaşılan konularda daha sonra dava açılamaz; taraflar metinle bağlıdır. Bununla birlikte üç durumda dava yolu açıktır:
- Anlaşmanın hile, tehdit gibi irade fesadı halleriyle kurulduğu iddiası
- Anlaşmanın kapsamına girmeyen alacaklar
- Metinde açıkça düzenlenmemiş talepler
Bu nedenle anlaşma metninin kapsamı özenle belirlenmelidir.
Anlaşma Sağlanamazsa
Taraflar uzlaşamazsa arabulucu anlaşmama son tutanağını düzenler. Bu tutanak, dava açılabilmesi için aranan zorunlu dava şartını karşılar.
Tutanağın düzenlenmesinden sonra tablo şu şekilde şekillenir:
- İşçi ya da işveren dava açabilir hale gelir.
- İşe iade taleplerinde iki haftalık hak düşürücü süre işlemeye başlar.
- Diğer işçilik alacaklarında zamanaşımı kaldığı yerden yürümeye devam eder.
Son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi ya da dilekçe içinde arabuluculuk dosya numarasına açıkça yer verilmesi usul bakımından büyük önem taşır. Aksi halde davanın usulden reddi gündeme gelebilir. Bu tür durumlarda mahkeme, tutanağın sunulması için davacıya kesin süre vermekte; süre içinde sunulmadığında dava usulden reddedilmektedir.
Usuli riskin bu denli yüksek olduğu aşamalarda vekil desteği alınması, ileride doğabilecek kayıpları azaltmaktadır.
Uygulamada kritik nokta
Arabuluculuk salt şekli bir aşama değildir. Özellikle işe iade taleplerinde süreler, işçilik alacaklarında ise faizin başlangıcı ve zamanaşımı bakımından stratejik sonuçlar doğurur.
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Süreç yalnızca bir dava şartından ibaret değildir; zamanaşımı ve hak düşürücü süreler üzerinde doğrudan etki doğuran bir aşamadır. Sürelerin yanlış hesaplanması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Zamanaşımının durması. 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmasıyla birlikte zamanaşımı ve hak düşürücü süreler durur. Bu süreler başvuru tarihinde durur ve arabuluculuk sürecinin bittiği tarihten itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Sürecin sona erdiği tarih, son tutanağın düzenlendiği gündür.
İşçilik alacaklarında zamanaşımı. Ücret, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve UBGT gibi işçilik alacaklarında genel zamanaşımı süresi 5 yıldır. Arabuluculuğa başvurulması bu sürenin işlemesini geçici olarak durdurur; ancak süreç kapandığında kalan süre aynen devam eder, süre yeniden başlamaz. Bu nedenle başvurunun zamanaşımını sıfırladığı yönündeki yaygın kanaat hatalıdır.
Hak düşürücü süreler. Hak düşürücü süreler zamanaşımından farklı işler; süre geçtiğinde hak bütünüyle sona erer. İşe iade bakımından iki süre kritik önemdedir:
- Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulması
- Uzlaşma sağlanamamışsa son tutanak tarihinden itibaren 2 hafta içinde davanın açılması
Her iki süre de hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Arabuluculuk Ücretini Kim Karşılar?
Zorunlu arabuluculukta arabulucu ücreti, sürecin nasıl sonuçlandığına göre farklı biçimde karşılanır. Ücretlendirmenin esasları 6325 sayılı Kanun ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenmiştir.
İlk iki saat. Zorunlu arabuluculuk kapsamında yürütülen ve tarafların uzlaşamadığı görüşmelerde ilk iki saate karşılık gelen ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Dolayısıyla taraflar bu iki saat için herhangi bir ödeme yapmak durumunda kalmaz. Uygulamada dosyaların önemli bir bölümü bir ila iki saat içinde tamamlandığından, çoğu durumda taraflara ayrıca bir ücret yansımaz.
Devletçe karşılanan kısım. Uzlaşma sağlanamamış ve süreç iki saati aşmadan kapanmışsa ücretin tamamı devlet tarafından ödenir. Görüşmeler iki saati geçtiğinde ise aşan kısma ilişkin ücret taraflarca eşit olarak karşılanır. Bu husus son tutanakta gösterilir.
Anlaşma halinde paylaşım. Taraflar süreç sonunda uzlaşırsa arabulucu ücreti Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir ve kural olarak taraflar arasında eşit biçimde bölüşülür.
Bununla birlikte arabuluculuğun iradi yapısı gereği taraflar, ücretin paylaşımına ilişkin farklı bir düzenlemeyi anlaşma belgesine yazabilir. Örneğin şu yönde kararlaştırma yapılabilir:
- Ücretin belirli oranlar üzerinden bölüşülmesi
- Ücretin tamamının işverence üstlenilmesi
- İşçiye düşen payın anlaşma bedelinden mahsup edilmesi
Independent Legal Değerlendirmesi
Zorunlu arabuluculuk, uygulamada çoğu zaman "aşılması gereken bir formalite" gibi görülmekte; oysa dosyanın kaderi büyük ölçüde bu aşamada belirlenmektedir. Başvuru formunda gösterilmeyen bir alacak kaleminin sonradan davaya taşınamaması, ilk toplantıya katılmamanın yargılama giderleri üzerindeki etkisi ve son tutanağın dilekçeye eklenmemesinden doğan usulden ret riski, sürecin teknik bir hazırlık gerektirdiğini göstermektedir.
Anlaşma aşamasında da benzer bir özen gerekir. İbra ve feragat hükümlerinin kapsamı geniş tutulduğunda, metinde ayrıca sayılmamış alacaklar bakımından ileride talepte bulunmak güçleşir. Buna karşılık vekil imzasını taşıyan bir anlaşma belgesi, ayrıca şerh alınmasına gerek kalmadan doğrudan icra imkânı sağladığı için alacaklı tarafa belirgin bir avantaj sunar.
Sürecin başında öncelik verilmesi gereken başlıklar şunlardır:
- Talep edilecek tüm alacak kalemlerinin başvuru formunda tek tek ve eksiksiz gösterilmesi
- Uyuşmazlığın gerçekten zorunluluk kapsamında olup olmadığının baştan tespit edilmesi
- İşe iade bakımından bir aylık başvuru ve iki haftalık dava sürelerinin takvime bağlanması
- İlk toplantıya katılımın, gider riski gözetilerek mutlaka sağlanması
- Anlaşma metninde tutar, vade, taksit ve ibra kapsamının tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması
- Anlaşma sağlanamadığında son tutanağın ve dosya numarasının dava dilekçesinde gösterilmesi
Independent Legal, işçi ve işveren tarafında arabuluculuk başvurusunun hazırlanmasından müzakerelerin yürütülmesine ve sonrasındaki dava sürecinin takibine kadar iş uyuşmazlıklarının tüm aşamalarında hizmet vermektedir.

