Independent LegalIndependent Legal

İcra ve İflas Hukuku

İcra ve İflas Hukuku

Kambiyo Senetlerine Dayalı Takipte İmza İnkârı ve Sonuçları

Çek ve senede dayalı takiplerde borçlunun elindeki en etkili savunma, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmektir. Beş günlük süreyi, icra hukuk mahkemesindeki yargılamayı, ispat yükünü ve haksız çıkan tarafı bekleyen tazminat ile para cezasını ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı İcra ve İflas HukukuOkuma 9 dk

Çek ve senet, Türk hukukunda soyut (mücerret) nitelikte bir borç ikrarı taşıyan kıymetli evraklardandır. Bu özellikleri nedeniyle kambiyo senetlerine dayanan icra takiplerinde tartışma, tarafların arasındaki temel borç ilişkisine değil, senedin şekli ve geçerliliğiyle sınırlı hususlara odaklanır. Borçlunun bu dar alanda kullanabileceği en etkili araçlardan biri, senet ya da çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek imzaya itiraz yoluna gitmesidir. Zira kambiyo senedinin geçerliliği, borçlunun el ürünü olan ıslak imzaya sıkı biçimde bağlanmıştır.

Takiple karşılaşan borçlu bakımından süre son derece kısadır: ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde bu hakkın kullanılması gerekir. İtirazın bu süre içinde ve doğrudan imzaya yönelik biçimde ileri sürülmesi şarttır; yalnızca borca ya da senet dışındaki ilişkilere değinen beyanlar imza itirazı sayılmaz. İtiraz, İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açılacak bir davayla ileri sürülür ve yargılamada esas olarak imzanın itiraz eden kişiye ait olup olmadığı araştırılır.

Aşağıda kambiyo senedi kavramını, bu senetlere özgü takip usulünü, imza itirazının koşullarını, yargılamanın işleyişini ve haksız çıkan taraf bakımından öngörülen mali yaptırımları ele alıyoruz.

Kambiyo Vasfını Taşıyan Çek ve Senet

Kambiyo senetleri Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 670 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, sayısı kanunla sınırlanmış kıymetli evrak türleridir. Bu kategoriye yalnızca üç belge girer: poliçe, bono (emre muharrer senet) ve çek. Şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı olan bu evraklar, alacaklıya güçlü ve hızlı bir takip imkânı tanır.

Bono, Çek ve Poliçenin Hukuki Tanımı

  • Çek, düzenleyenin muhatap olarak bir bankayı göstererek lehtara ya da yetkili hamile, belge üzerinde yazılı tutarın ödenmesi yönünde talimat verdiği bir ödeme aracıdır. Aynı zamanda lehtara bu tutarı doğrudan muhatap bankadan tahsil etme yetkisi de sağlar. Çekler hukuken emre yazılı senet olarak kabul edilir.
  • Poliçe, yine emre yazılı biçimde düzenlenen ve üçüncü bir kişinin belirli bir tarihte ödeme yapmasını öngören bir belgedir. Bu belgeden doğan borç ilişkisi de kambiyo senedi hükümlerine tabidir.
  • Bono (emre muharrer senet), TTK m. 776–779 arasında düzenlenmiştir; belirli bir tutarın belirli bir kişiye ya da onun emrine kayıtsız şartsız ödeneceğine dair borçlunun imzasıyla oluşturduğu soyut borç ikrarını içerir.

Kambiyo Vasfının Şartları

Bir senedin kambiyo vasfı kazanabilmesi, kanunda gösterilen şekil şartlarının tamamını içermesine bağlıdır. Aranan unsurlar arasında şunlar yer alır:

  • Belirli bir bedelin gösterilmiş olması,
  • Düzenleme tarihi ve düzenleme yeri,
  • Düzenleyenin imzası,
  • Lehtarın ya da muhatabın adı,
  • Bono bakımından kayıtsız şartsız ödeme vaadi.

Bu unsurlardan yalnızca birinin dahi bulunmaması, belgenin kambiyo senedi niteliğini yitirmesine yol açar.

Şekil Eksikliği Hâlinde Senedin Akıbeti

Kambiyo senetleri bakımından geçerli olan şekle sıkı bağlılık ilkesi gereği, zorunlu unsurlardan biri eksikse senet geçersiz sayılır ve kambiyo senetlerine özgü usulle takibe konulamaz. Örneğin düzenleyenin ıslak imzasını taşımayan ya da vadeye ilişkin bilgi içermeyen bir belge, adi borç senedi hükmünde değerlendirilir. Kambiyo vasfından yoksun bu tür belgeler ancak genel hükümler çerçevesinde açılacak bir alacak davasına dayanak yapılabilir.

Konunun ayrıntıları için Senette Bulunması Gereken Unsurlar ve Çekte Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar başlıklı çalışmalarımıza bakılabilir.

Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Usulü

Örnek 10 İcra Emri

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 167 ve devamı maddelerinde düzenlenen "Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Usulü", çek, poliçe ve bonoya dayanan alacaklar için öngörülmüş özel bir ilamsız icra yoludur. Bu yol, alacaklıya genel ilamsız takibe kıyasla daha süratli ve etkili bir tahsil imkânı verir.

Kambiyo senedine dayanarak takip başlatmak isteyen alacaklı, İİK m. 58 uyarınca bir takip talebi düzenler. Talepte yer alması gereken bilgiler şunlardır:

  • Senedin düzenlenme tarihi,
  • Dayanılan kambiyo senedinin türü (çek, bono ya da poliçe),
  • Senedin numarası.

Takip talebiyle birlikte senedin aslının da icra dairesine sunulması gerekir.

İcra dairesi, talebi teslim aldıktan sonra bir ön inceleme yapmakla yükümlüdür. Bu incelemede sırasıyla şu hususlar denetlenir:

  • Senedin vadesinin dolup dolmadığı,
  • Belgenin kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığı,
  • Takibi başlatan kişinin yetkili hamil sıfatını haiz olup olmadığı.

Ön inceleme olumlu sonuçlanır ve gerekli koşullar sağlanmışsa icra dairesince "Örnek 10 – Kambiyo Senetlerine Mahsus İcra Emri" düzenlenir ve senedin bir örneğiyle birlikte borçluya tebliğ edilir.

Bu takip yolunda borçlunun itiraz alanı oldukça dardır; yalnızca imzaya ve yetkiye ilişkin itirazlar ileri sürülebilir. Usul, borçlunun genel gerekçelerle takibi durdurmasını sınırlarken, alacaklının senede bağlı alacağına daha kısa sürede ulaşmasını amaçlar.

Çek ve Senetteki İmzaya İtiraz

Kambiyo takibinde borçlunun elindeki seçenekler sınırlı olsa da imza itirazı güçlü bir savunma aracıdır. Çek, bono ya da poliçeye dayanan ilamsız takiplerde, senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığının açıkça beyan edilmesi, takibin durmasına yol açabilecek bir sonuç doğurur. Aşağıda itirazın yasal dayanağı, kimler tarafından hangi sürede ileri sürülebileceği ve görevli mahkeme açıklanmaktadır.

İtirazın Hukuki Dayanağı (İİK m. 168 – 170/a)

İcra ve İflas Kanunu'nun 168. maddesi, kambiyo senetlerine dayalı takiplerde borçluya ödeme emrine karşı beş gün içinde itiraz etme imkânı tanır. Ancak itirazın konusu sınırlıdır: borçlu ya senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ya da takibin yetkisiz biçimde başlatıldığını ileri sürebilir.

İİK m. 170/a ise imza itirazının doğuracağı sonuçları ve bu durumda alacaklının hangi yolla dava açabileceğini düzenler. Hükme göre imzanın borçluya ait olmadığı iddia edildiğinde takip durur ve konuyu icra mahkemesi karara bağlar.

İtiraz Hakkı Kime Aittir?

İmza itirazı yalnızca takipte borçlu sıfatını taşıyan kişi tarafından ileri sürülebilir. Takibin dışında kalan üçüncü kişilerin böyle bir hakkı bulunmaz. Tüzel kişiler aleyhine yürütülen takiplerde itiraz, ancak tüzel kişinin yetkilisi ya da vekili aracılığıyla yapılabilir.

Bunun yanında, borç altına sokulmak istenen kişinin kendi gerçek iradesi dışında bir imza atıldığını ileri sürmesi gerekir. Başkasına ait bir imzanın geçerliliğine ya da temsil yetkisine dayanan itirazlar farklı hukuki değerlendirmelere tabidir.

Beş Günlük Süre Kuralı

İİK m. 168 uyarınca borçlunun, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde imzaya itiraz etmesi gerekir. Söz konusu süre hak düşürücü niteliktedir; süresi geçtikten sonra yapılan itirazlar dikkate alınmaz.

İtiraz dilekçesinde beyanın imzaya yönelik olduğunun tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirtilmesi zorunludur. "Borçlu değilim" türünden genel ifadeler imza itirazı sayılmaz ve takibin durmasını sağlamaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İmza itirazı İcra Hukuk Mahkemesi'ne yöneltilir. Bu mahkemenin inceleme alanı imzanın borçluya ait olup olmadığıyla sınırlıdır; senedin arkasındaki borcun kaynağına veya hakkaniyetine girmez.

Yetki bakımından kural, takibi yürüten icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir. Dava bu mahkemede açılmalı, imza örnekleri ve bilirkişi raporları başta olmak üzere tüm deliller buraya sunulmalıdır.

İmza İtirazında Yargılama Süreci

Borçlunun çek veya senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesiyle İcra Hukuk Mahkemesi'nde yargılama başlar. Mahkeme yalnızca imzanın aidiyetini değerlendirir; borcun kaynağı ya da geçerliliği bu yargılamanın kapsamı dışında tutulur.

Takibin durup durmayacağı. İtiraz süresinde ve usulüne uygun biçimde yapılmışsa takip kendiliğinden durur. İcra ve İflas Kanunu'nun 170/a maddesi uyarınca mahkeme, imzanın sahte olduğu kanaatine ulaşırsa itirazı kabul eder ve takip düşer. Buna karşılık imzanın borçluya ait olduğu belirlenirse itiraz reddedilir ve takip durduğu yerden işlemeye devam eder.

İspat yükü ve ispat araçları. İmza itirazı hâlinde ispat yükü alacaklıdadır. Alacaklının, senet altındaki imzanın borçluya ait olduğunu açık ve kesin biçimde ortaya koyması beklenir. Bu nedenle aidiyeti gösterecek delillerin toplanıp mahkemeye sunulması belirleyici olur. Yargılama İİK m. 68/a f. 4 hükmüne göre yürütülür ve inceleme masraflarını peşin olarak karşılamak alacaklının yükümlülüğündedir.

Bilirkişi ve adli tıp incelemesi. Aidiyetin saptanabilmesi için mahkeme dosyayı çoğunlukla grafoloji (el yazısı bilimi) alanında uzman bir bilirkişiye ya da Adli Tıp Kurumu'na tevdi eder. İnceleme kapsamında iki tür örnek toplanır:

  • Resmî kurumlara, bankalara veya noterliklere daha önce verilmiş imza örnekleri celbedilir,
  • Borçludan duruşmada yeni imza örnekleri alınır.

Bilirkişi, senet ya da çek üzerindeki imzayı bu örneklerle karşılaştırarak raporunu düzenler; mahkeme de rapor doğrultusunda imzanın aidiyeti hakkında karar verir.

İcra mahkemesi, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığı sonucuna varırsa itiraz kabul edilir ve takip durur. Alacaklı bu hâlde dilerse genel mahkemelerde alacak davası açabilir. İmzanın borçluya ait olduğu belirlenirse itiraz reddedilir ve takip sürer; borçlu bu aşamada genel mahkemelerde Menfi Tespit Davası ya da istirdat davası açarak hakkını arayabilir.

İmzanın Aidiyetine İlişkin Kararın Sonuçları

İcra Hukuk Mahkemesi'ndeki yargılama sonunda imzanın borçluya ait olup olmadığı bilirkişi incelemesi ve dosyadaki deliller aracılığıyla saptanır. Bu saptama takibin kaderini doğrudan belirler. Verilen karar yalnızca takibin sürmesi ya da durmasıyla sınırlı kalmaz; tarafların ileriye dönük hak arama yollarını da şekillendirir.

İmzanın borçluya ait olmadığının belirlenmesi. Mahkeme, senet ya da çek altındaki imzanın borçluya ait olmadığını tespit ederse itiraz kabul edilir ve takip kesin biçimde durur. Bu hâlde ortaya çıkan sonuçlar şunlardır:

  • Yargılama giderleri ile vekâlet ücreti alacaklı aleyhine hükmedilir,
  • Alacaklı, aynı senede dayanarak yeniden kambiyo takibi yapamaz,
  • Takipte kötü niyet bulunuyorsa borçlunun tazminat isteme hakkı gündeme gelebilir,
  • Alacaklı dilerse genel mahkemelerde alacak davası açabilir.

Bu karar, borçlu bakımından kambiyo hukukuna özgü sıkı takip düzeninden kurtulmak anlamına gelir.

İmzanın borçluya ait olduğunun belirlenmesi. Bilirkişi raporları ve mahkeme kararıyla imzanın borçluya ait olduğu ortaya konursa itiraz reddedilir ve takip kaldığı yerden yürür. Bu durumda:

  • Borçludan mal beyanında bulunması istenebilir,
  • Alacaklı haciz ve tahsil işlemlerine geçebilir,
  • Ödeme yapılmaması hâlinde borçlunun taşınmazlarına ve menkul mallarına haciz uygulanabilir.

Borçlunun bu aşamadan sonraki seçeneği, genel mahkemelerde menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını ispatlamak ya da istirdat davası yoluyla ödediği bedelin iadesini istemektir. Ancak bu davalar takibi kendiliğinden durdurmaz; durdurma için ihtiyati tedbir kararı alınması gerekir.

İnkâr Tazminatı ve Para Cezası

Kambiyo takibinde ileri sürülen imza itirazı yalnızca takibi durdurma etkisi doğurmaz; haksız ya da kötü niyetli başvurular bakımından cezai ve mali yaptırımları da beraberinde getirir. İcra ve İflas Kanunu'nun 170. maddesinin 3 ve 4. fıkraları, hem borçlu hem alacaklı yönünden sonuç doğuran düzenlemeler içerir.

Haksız İtirazın Yaptırımı

İİK m. 170/3 uyarınca borçlunun imza itirazı reddedilir ve inkâr edilen imzanın kendisine ait olduğu anlaşılırsa, mahkeme borçlu aleyhine inkâr tazminatına ve para cezasına hükmedebilir. Bunun için iki koşul aranır: itiraz üzerine takibin durmuş olması ve imzanın borçluya ait olduğunun mahkemece tespit edilmesi.

Koşullar gerçekleştiğinde borçlu, takip konusu alacağın:

  • %20'sinden az olmamak üzere inkâr tazminatına,
  • %10'u oranında para cezasına mahkûm edilir.

Borçlunun bu aşamada menfi tespit ya da istirdat davası açması hâlinde söz konusu yaptırımların tahsili dava sonuçlanıncaya kadar ertelenir. Yargılamadan borçlu haklı çıkarsa, daha önce hükmedilmiş tazminat ve ceza ortadan kalkar.

Kötü Niyetli Takibin Yaptırımı

Haksız itiraz kadar, kötü niyetle takip başlatılması da yaptırıma bağlanmıştır. İİK m. 170/4 hükmüne göre mahkeme imza itirazını kabul eder ve alacaklının senedi takibe koymakta kötü niyetli davrandığı ya da ağır kusurlu olduğu sonucuna ulaşırsa:

  • Alacaklı, alacağın en az %20'si oranında tazminata,
  • %10'u oranında para cezasına mahkûm edilir.

Alacaklının bu durumda genel mahkemede alacak davası açması hâlinde para cezasının tahsili dava sonuna dek ertelenir; dava alacaklı lehine sonuçlanırsa para cezası hükümsüz kalır.

Kambiyo takiplerinde imza itirazı, borçlu bakımından yüksek getirili ama aynı ölçüde riskli bir savunmadır. İtiraz süresinde ve doğru biçimde ileri sürüldüğünde takip durur ve alacaklı ispat yükü altına girer; buna karşılık itirazın reddedilmesi hâlinde borçlu, alacağın %20'si oranında inkâr tazminatı ile %10 oranında para cezasıyla karşılaşır. Bu nedenle karar, imza örneklerinin ve senedin fizikî durumunun ön değerlendirmesi yapılmadan verilmemelidir.

Uygulamada hak kaybının en yaygın sebebi ise beş günlük hak düşürücü sürenin kaçırılması ya da dilekçede itirazın açıkça imzaya yöneltilmemesidir. Somut bir dosyada şu başlıklar öncelikle gözetilmelidir:

  • Tebliğ tarihinin doğru saptanması ve beş günlük sürenin ilk günden itibaren takibe alınması
  • İtirazın dilekçede yalnızca imzaya yönelik olarak, tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade edilmesi
  • Senedin kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığının itirazla birlikte ayrıca denetlenmesi
  • Karşılaştırmaya esas alınacak resmî imza örneklerinin hangi kurumlardan celbedileceğinin baştan belirlenmesi
  • İtirazın reddi ihtimalinde doğacak tazminat ve para cezası riskinin önceden hesaplanması
  • Takip sürecinin ardından menfi tespit veya istirdat davası ihtiyacının değerlendirilmesi

Independent Legal, kambiyo senetlerine dayalı takiplerde imza itirazının hazırlanmasından icra hukuk mahkemesindeki yargılamanın yürütülmesine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara