Independent LegalIndependent Legal

İcra ve İflas Hukuku

İcra ve İflas Hukuku

Konkordato Sürecinde İşçilik Alacakları: İmtiyaz, Takip Yasağı ve Başvuru Yolları

İşverenin konkordatoya başvurması iş sözleşmelerini kendiliğinden sona erdirmez; ancak alacakların tahsil düzenini kökten değiştirir. İşçilik alacaklarının imtiyaz sırasını, mühletin takip yasağını, Ücret Garanti Fonu'nu ve işçinin izleyebileceği yolları ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı İcra ve İflas HukukuOkuma 13 dk

Mali sıkışıklığa düşen şirketlerin borçlarını yeniden yapılandırarak faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla öngörülen konkordato, alacaklı ile borçlu menfaatleri arasında denge kurmaya çalışan bir kurumdur. 2018 yılındaki yasal değişikliklerle yeniden şekillendirilen sistem, iflasın önlenmesi ve ticari işleyişin korunması bakımından uygulamada sıkça tercih edilen bir çözüm haline gelmiştir.

Bununla birlikte konkordatonun etkisi ticari alacaklılarla sınırlı kalmaz; işverenle iş ilişkisi içinde bulunan çalışanların hukuki konumunu da doğrudan etkiler. İşçilerin iş sözleşmesinden doğan kıdem, ihbar, ücret, yıllık izin ve fazla mesai gibi alacakları vardır ve bu kalemler hem hukuki nitelikleri hem de taşıdıkları sosyal koruma işlevi nedeniyle ayrı bir değerlendirmeyi gerektirir.

Bu bilgi notunda konkordato sürecinin nasıl işlediğini ve işçilik alacakları bakımından doğurduğu sonuçları temel hukuki başlıklar altında ele alıyoruz.

Temel Kavramlar ve Hukuki Çerçeve

Konkordato Nedir?

Konkordato, borçlu şirketlerin alacaklılarının onayı ve mahkemenin tasdikiyle borçlarını belirli bir plan dâhilinde ödemesine imkân tanıyan, iflası önlemeye yönelik bir yapılandırma yoludur. İİK m. 285-309 arasında yer alan kurum, bir yandan borçlunun ticari faaliyetini devam ettirmesine, öte yandan alacaklıların belirli bir oran ve sıra içinde tahsilat yapmasına olanak sağlar.

Kurumun uygulamada üç görünümü bulunur:

  • Adî konkordato: En sık başvurulan türdür; borçlunun borçlarını vadeye yayarak ya da belirli bir indirimle ödemesini öngörür.
  • Malvarlığının terki suretiyle konkordato: Borçlunun malvarlığının tamamının alacaklılara bırakılması esasına dayanır.
  • İflas içi konkordato: İflasına karar verilmiş bir borçlunun alacaklılarıyla uzlaşarak iflas masasından çıkması biçiminde işler.

Mahkemenin geçici ve ardından kesin mühlete hükmetmesiyle birlikte süreç çeşitli hukuki sonuçlar doğurmaya başlar: borçlunun malvarlığı koruma altına alınır, alacaklıların bireysel takipleri durur ve bir ödeme planı hazırlanarak mahkemenin onayına sunulur. Sürecin bütününe ilişkin ayrıntılı bilgi için Konkordato Nedir? başlıklı çalışmamız incelenebilir.

İşçilik Alacaklarının Kapsamı

İş sözleşmesinden kaynaklanan ve işçinin emeğinin karşılığı olarak işverenden isteyebileceği parasal haklar, işçilik alacakları başlığı altında toplanır. Uygulamada en çok karşılaşılan kalemler şunlardır:

  • Ücret alacağı: İşçinin çalışması karşılığında hak ettiği temel ücret ile yan ödemeler.
  • Kıdem tazminatı: En az bir yıllık kıdemi bulunan işçiye, sözleşmenin kanunda sayılan sebeplerle sona ermesi halinde ödenen tazminat.
  • İhbar tazminatı: Bildirim sürelerine uyulmaksızın yapılan fesihlerde doğar.
  • Fazla mesai ücreti: Haftalık 45 saati aşan çalışmaların karşılığı olarak ödenmesi gereken ek ücret.
  • Yıllık izin ücreti: Kullandırılmamış izinlerin, sözleşmenin sona ermesiyle birlikte parasal olarak talep edilmesi.

İş hukukuna hâkim olan "zayıfın korunması" ilkesi gereği bu kalemler bazı durumlarda öncelikli ya da ayrıcalıklı sayılmakta; konkordato ve iflas süreçlerinde özel bir rejime tabi tutulmaktadır.

Konkordato ve İflasın İşçi Hakları Üzerindeki Etkisi

Konkordato, işçi alacakları bakımından belirli güvenceler getirmekle birlikte, işverenin içinde bulunduğu mali tablo nedeniyle tahsilatı geciktirebilir ya da kısmen imkânsız kılabilir. Mühlet devam ettiği sürece işçi alacaklarına yönelik icra takipleri durur; bu da işçinin alacağını bireysel olarak tahsil etme imkânını daraltır.

Buna karşılık İİK m. 206, bazı işçilik alacaklarına iflas ve konkordatoda birinci sıra imtiyazı tanımaktadır. Ücret ile kıdem ve ihbar tazminatları bu kapsamdadır ve söz konusu imtiyazlı alacaklar bakımından haciz yoluyla takip yapılabilir. Ayrıca işçinin ücretinin güvenceye kavuşturulması amacıyla, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu çerçevesinde oluşturulan Ücret Garanti Fonu devreye girebilir.

İki kurum arasındaki fark bu noktada belirginleşir: iflas kararının verilmesiyle iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılırken, konkordatoda iş ilişkilerinin sürüp sürmeyeceği, mahkemenin vereceği kararlara ve işverenin faaliyetine devam edip etmediğine bağlıdır. Konkordatonun çalışma hayatı ve işçi alacakları bakımından taşıdığı özel önem de buradan kaynaklanır.

Konkordato Sürecinde İşçilik Alacaklarının Hukuki Durumu

Alacakların Niteliği ve İmtiyazı

İşveren konkordato ilan ettiğinde işçilik alacakları özel bir statüye kavuşur. Bu alacakların hukuki niteliği ve mevzuattaki konumu, hem çalışanların ekonomik güvenliğinin sağlanması hem de sürecin hakkaniyetle yürütülmesi bakımından belirleyicidir.

Bu kalemlerin hukuki niteliği

İşçinin kıdem ve ihbar tazminatı, ücreti, fazla mesai karşılığı ile yıllık izin alacağı, iş sözleşmesinden doğan parasal haklar arasındadır. Bu haklar başta İş Kanunu olmak üzere Borçlar Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gibi düzenlemelerle güvenceye bağlanmıştır.

Söz konusu alacakların ortak özellikleri şunlardır: bir para borcu oluştururlar, doğrudan işverenin yükümlülüğünün sonucudurlar ve çalışanın geçimini sağlaması bakımından zorunlu, sosyal nitelikli haklardır.

Bu nedenle konkordatoda bu kalemlere tanınan öncelikli ödeme imtiyazı yalnızca ticari bir tercih değil, aynı zamanda sosyal bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir.

İİK m. 206 ve imtiyaz sırası

İİK m. 206, iflas ve konkordatoda alacakların hangi sıra izlenerek ödeneceğini düzenlemekte ve işçi alacaklarına özel bir imtiyaz tanımaktadır:

İcra ve İflas Kanunu m. 206
"İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları"

hükümde birinci sırada imtiyazlı alacaklar arasında sayılmıştır.

Bu düzenlemenin pratik sonuçları şöyledir:

  • Kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ile yıllık izin alacakları birinci derecede imtiyazlı sayılır.
  • Ne var ki imtiyaz, yalnızca iflasın açılmasından önceki bir yıllık dönemde doğmuş alacakları kapsar.
  • Konkordatoda bu imtiyaz ödeme planının kurgulanmasında gözetilir; ancak plan tasdik edilir ve işçi de plana dâhil olursa alacağın tamamı değil, plana göre belirlenen kısmı ödenir.

4447 sayılı Kanun ve Ücret Garanti Fonu

İşverenin konkordato ilan etmesi ya da ödeme güçlüğüne düşmesi halinde çalışanın mağduriyetini azaltmak üzere Ücret Garanti Fonu devreye girebilir. Düzenleme 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun Ek 1. maddesinde yer almaktadır:

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek m. 1
"Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması, iflası veya iflasın ertelenmesi nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan üç aylık ödenmeyen ücret alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu oluşturulur. Bu madde kapsamında yapılacak ödemelerde işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olması koşulu esas alınarak temel ücret üzerinden ödeme yapılır. Bu ödemeler 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 78 inci maddesi uyarınca belirlenen kazanç üst sınırını aşamaz.
Ücret Garanti Fonu, işverenlerce işsizlik sigortası primi olarak yapılan ödemelerin yıllık toplamının yüzde biridir. Ücret Garanti Fonunun oluşumu ve uygulanması ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir."

Fondan ödeme yapılabilmesi üç koşula bağlıdır: işçinin hizmet akdiyle çalışıyor olması, işverenin iflas, konkordato ya da aciz belgesiyle belgelenen bir ödeme güçlüğü içinde bulunması ve talebe konu alacağın son 3 aya ait olması.

Bu mekanizma, konkordato süresince işçinin temel geçim ihtiyacını karşılamaya yönelik önemli bir sosyal güvenlik güvencesi oluşturur.

Sürecin Aşamaları ve İşçi Alacaklarına Yansıması

Konkordato yalnızca borçlunun değil, onunla iş ilişkisi içindeki çalışanların da hukuki konumunu esaslı biçimde etkiler. Başvurudan tasdike uzanan her aşama; alacağın tahsili, iş sözleşmesinin akıbeti ve yargı yollarının kullanımı bakımından farklı sonuçlar doğurur.

Başvuru Aşaması

Süreç, borçlunun mahkemeye yönelttiği konkordato talebiyle açılır. Mahkeme ilk incelemesinde borçlunun durumunu ciddi bulursa geçici mühlete hükmeder ve konkordato komiseri atayarak şirketin mali tablosunu denetim altına alır.

Bu aşamada işçilerin hukuki konumu henüz doğrudan değişmez; ancak sürecin başladığına ilişkin işaretler, hak ve alacakların risk altına girebileceğinin ilk göstergesidir.

Mühlet Kararlarının Sonuçları

Geçici mühlet ile bunu izleyen kesin mühlet boyunca borçluya yönelik takip yapılamaz (İİK m. 294). Bu çerçevede:

  • İİK m. 206 kapsamındaki imtiyazlı alacaklar dışında işçilerin alacakları için icra takibi başlatılması yasaktır.
  • Önceden açılmış takipler durur ve yeni haciz işlemi yapılamaz.
  • İşverenin malvarlığı bir "koruma kalkanı" altına alınır.

Mühlet, iş sözleşmesinin sona ermesi ya da haklı nedenle feshi halinde işçinin doğmuş alacak hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca icra yoluyla tahsil imkânını geçici olarak sınırlar.

Alacaklılar Listesi ve Tasdik

Komiserin düzenlediği alacaklılar listesine işçi alacakları da işlenir. İşçinin bu listede doğru ve eksiksiz biçimde gösterilmesi kritik önemdedir; zira listeye girmeyen alacaklar konkordato planında karşılık bulamayabilir, plan dışında bırakılan veya eksik bildirilen kalemler ise ileride itiraz ya da dava konusu haline gelebilir.

Alacaklılar toplantısında işçiler de tıpkı diğer alacaklılar gibi plana oy verebilir. Gerekli çoğunluk sağlanıp plan tasdik edildiğinde, işçi alacaklarının ödenmesi de aynı planın koşullarına tabi olur.

Mühlet Süresince Takip Yasağı

İİK m. 294 uyarınca konkordato mühleti boyunca İİK m. 206 kapsamındaki imtiyazlı alacaklar hariç olmak üzere işçi alacakları için yeni takip açılamaz, yürüyen icra takipleri durdurulur ve rehinle güvenceye bağlanmamış alacakların tahsili mümkün olmaz.

Bu yasak, işçinin bireysel hak arama imkânlarını daraltır. Bununla birlikte işçi, alacağını belirsizlikte bırakmamak için iş mahkemesinde bir eda davası açabilir. Borcun varlığı mahkemece saptansa bile, hükmün infazı sürecin tamamlanmasına bağlı kalacaktır.

Devam Eden Sözleşmeler ve İşçinin Fesih Hakkı

Konkordato başlamış olsa bile borçlunun faaliyeti sürdüğü müddetçe iş sözleşmeleri yürürlükte kalır. Çalışmanın devamı genellikle konkordato komiserinin bilgisi ve gözetimi altında sağlanır.

Buna karşılık ücretlerin ödenmemesi, işyerinin fiilen çalışamaz duruma gelmesi ya da borçlunun iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde işçi, derhal fesih hakkını haklı nedenle kullanabilir (İK m. 24). Böyle bir fesihte işçi kıdem tazminatına hak kazanır ve feshe bağlı olarak doğan alacaklarını konkordato sürecinde bildirerek talep edebilir.

Ayrıca işveren süreç içinde toplu bir işten çıkarmaya gitmek isterse, bu konudaki yasal prosedüre uymak zorundadır.

Tasdik Sonrasında Alacakların Akıbeti

Süreç, mahkemenin planı tasdik etmesiyle sona erer. Tasdikle birlikte borçlu plana uygun ödeme yapma yükümlülüğü altına girer; konkordatoya katılan alacaklılar da planla bağlı hale gelir. İşçilik alacakları bakımından bu aşama, alacağın ödenip ödenmeyeceği ve hangi koşullarla tahsil edileceği sorusunun yanıtlandığı noktadır.

Alacakların Plana Dâhil Edilmesi

Kural olarak plan bütün alacaklıları kapsar ve işçilik alacakları da bu kapsama girebilir. Plan hazırlanırken alacağın niteliği — örneğin ücret ile kıdem tazminatı ayrımı —, hangi döneme ait olduğu ve imtiyazlı sayılıp sayılmadığı belirleyici olur.

İşçilik alacakları plana dâhil edildiğinde alacağın tamamı değil, konkordato şartlarına göre saptanmış bir bölümü ve belirlenen ödeme takvimi çerçevesinde ödeme yapılır. Bu sonuç, işçinin rızası dışında oluşmuş olsa dahi plan tasdik edildiği için bağlayıcıdır (İİK m. 309).

Öncelikli Olmayan Alacakların Durumu

İİK m. 206 kapsamına giren bir yıllık dönem içindeki ücret alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatları, plan içinde ayrıcalıklı biçimde ele alınabilir. Bu tür alacaklar bakımından rehinle teminat bulunmasa dahi diğer alacaklılardan önce ödeme yapılması gerekir.

Buna karşılık öncelik kapsamına girmeyen işçilik alacakları — geçmiş dönemlere ait fazla mesai, yıllık izin ücretleri veya uzun süredir birikmiş ödemeler gibi — planda adi alacaklarla aynı muameleye tabi tutulur. Bu da tahsilat açısından daha yüksek bir belirsizlik ve risk anlamına gelir.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Plan işçi alacaklarının tamamını kapsasa bile uygulamada şu güçlükler sıkça yaşanır:

  • Planın hayata geçirilmemesi: Tasdik kararına rağmen borçlu şirket, taahhüt ettiği ödemeleri gerçekleştirmeyebilir.
  • Bildirimdeki eksiklik: İşçinin alacağı listede hiç yer almayabilir ya da hatalı biçimde gösterilebilir.
  • Denetimin yetersiz kalması: Komiserin veya mahkemenin planın uygulanışını yeterince izlememesi işçi aleyhine sonuçlar doğurabilir.
  • Tasdikten sonraki fesihler: İş sözleşmesi tasdik kararının ardından sona ermişse, bu fesihten doğan alacaklar plan dışında kalabilir ve ayrı bir hukuki takibe konu olur.

Bu risklere karşın plan tasdik edilmişse işçi, alacağını yalnızca planda öngörülen oran ve takvim çerçevesinde tahsil edebilir. Plan dışında tahsil girişiminde bulunması halinde takip yasağı ya da infaz engeliyle karşılaşacaktır.

İşçinin Korunması ve Başvurabileceği Hukuki Yollar

Konkordato alacağın tahsilini güçleştirse de, Türk hukuku işçi lehine bir dizi öncelik, koruma ve başvuru aracı öngörmüştür. Aşağıda işçinin hem süreç boyunca hem de sonrasında kullanabileceği yasal araçları ele alıyoruz.

Öncelik Sırası ve Teminat Sorunu

İİK m. 206, işçilik alacaklarına birinci sırada imtiyaz tanımaktadır. Rehinsiz alacaklar içinde öncelik; iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatlarına, kullandırılmamış yıllık izin ücretlerine ve son bir yıl içinde doğmuş ücret alacaklarına aittir.

İmtiyazın amacı, konkordatoda bütün alacakların eşit koşullarla indirime tabi tutulmasını engellemektir. Ne var ki bu koruma sınırsız değildir: alacak öncelik taşısa dahi ödemenin çerçevesini yine plan belirler ve ödemeyi güvenceye almak üzere ayrıca bir rehin kurulmamışsa işçi de plana uymak zorundadır.

İşverenin malvarlığı üzerindeki rehinler işçiye değil başka alacaklılara aitse, işçinin önceliği yalnızca tasfiye edilecek rehinsiz kısım bakımından bir anlam taşır.

İş Mahkemesine Başvuru ve Usul

İşçi süreç boyunca icra yoluyla tahsilat yapamasa bile, alacağının varlığını hükme bağlatmak üzere iş mahkemesine başvurabilir.

Bu başvurunun üç pratik faydası vardır: işverenin borcu inkâr etmesi ihtimalinde hukuki ispat sağlar; komiser ve mahkeme nezdinde alacaklı listesinde yer alma ihtimalini güçlendirir; plan dışında bırakılan alacaklar bakımından itiraz ve şerh imkânı yaratır.

Usul bakımından 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu şu sırayı öngörür: dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk süreci işletilir; anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesine başvurulabilir; mahkemeden karar alınsa dahi konkordato sürerken kararın infazı sınırlı kalır.

Zamanaşımı ve Gözetilmesi Gereken Süreler

İşçilik alacaklarında genel zamanaşımı süresi 5 yıldır.

Konkordato süreci zamanaşımını kesmez. Bu nedenle sürenin dolmaması için alacağın yazılı ihtar, dava ya da arabuluculuk başvurusuyla kesilmesi ve alacaklı listesine itiraz süresinin kaçırılmaması gerekir.

Ayrıca plana alınmamış işçilik alacakları bakımından, tasdiki izleyen 1 yıl içinde genel mahkemeye başvurulmaması hak kaybına yol açabilir.

Fona Başvurunun Koşulları

Son çare niteliğindeki sosyal güvenlik aracı, yukarıda değindiğimiz Ücret Garanti Fonu'dur.

Aranan koşullar:

  • İşçinin bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalışıyor olması
  • İşverenin fiilen ödeme güçlüğüne düştüğünün mahkeme kararıyla belgelenmesi
  • Talebin İŞKUR aracılığıyla iletilmesi

Fondan yapılan ödeme doğrudan işçiye ulaşır; ancak bu ödeme işverenin borcunu sona erdirmez. Fon, ödediği tutar için işverene rücu eder.

İşverenin Konkordato İlanı Karşısında İşçinin Yol Haritası

Konkordato ilanı, iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği anlamına gelmez. Buna karşılık süreç, işçinin hem alacakları hem de iş ilişkisinin devamı bakımından planlı hareket etmesini gerektirir. İzlenmesi gereken temel adımlar aşağıda sıralanmıştır.

Alacakları İzlemek ve Belgelendirmek

İşçinin, ücret, fazla mesai ve tazminat gibi kalemlerin düzenli ödenip ödenmediğini takip etmesi gerekir. Ödenmemiş kalemlere ilişkin banka dekontu, bordro, tanık beyanı ve e-posta yazışması gibi delillerin saklanması önem taşır. Eksik kalan ödemeler varsa bunların toplam tutarı, ait olduğu aylar ve içeriği açıkça ortaya konmalıdır.

Sürece İlişkin İlan ve Tebligatları Takip Etmek

Konkordato ilanı ile mühlet kararları resmî ilan yoluyla duyurulur; işçiye ayrıca bildirim yapılması zorunlu değildir. Bu nedenle sürecin ilan.gov.tr, UYAP ya da icra mahkemesi dosyaları üzerinden izlenmesi ve alacağın listeye kaydettirilmesi için tanınan sürelerin kaçırılmaması gerekir. Gerektiğinde konkordato komiserine başvurularak alacağın listeye işlenmesi sağlanmalı, liste dışında kalınması halinde itiraz yoluna gidilmelidir.

Sözleşmenin Devam Edip Etmediğini Değerlendirmek

İşveren faaliyetine devam ediyor ve işyerinde fiilen çalışılıyorsa sözleşme geçerliliğini sürdürür.

Buna karşılık ücretler düzenli ödenmiyorsa ya da işveren edimlerini yerine getirmiyorsa, işçinin haklı nedenle fesih hakkı doğar (İK m. 24). Bu yola başvuran işçi kıdem tazminatına hak kazanır, feshe bağlı doğan tüm alacaklarını talep edebilir ve alacağını konkordato kapsamında bildirerek ödeme planına dâhil olmalıdır.

Ücret Garanti Fonu İmkânını Araştırmak

Son 3 aya ait ödenmemiş ücret alacağı bulunan ve konkordato ilanı kesinleşmiş olan işçi, Ücret Garanti Fonu'na başvurabilir. Başvuru İŞKUR üzerinden yapılır ve çalışanın asgari geçimini sürdürebilmesi bakımından hayati bir işlev görür.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreleri Gözetmek

İşçilik alacaklarında zamanaşımı 5 yıl olmakla birlikte, konkordato planının tasdikinden sonra 1 yıl içinde dava açılmaması bazı hakların yitirilmesine yol açabilir. Bu nedenle plan dışında bırakılmış alacaklar için yasal başvurunun süresi içinde yapılması zorunludur.

Konkordato, işçi bakımından çoğu zaman iki katmanlı bir sorun yaratır: alacağın varlığı tartışmasız olsa dahi tahsil imkânı mühlet boyunca askıya alınır, tasdikten sonra ise plan koşullarıyla sınırlanır. İİK m. 206'nın tanıdığı birinci sıra imtiyazı bu tabloyu iyileştirir; ancak imtiyazın bir yıllık dönemle sınırlı olması nedeniyle geçmişe dönük fazla mesai ve izin alacakları çoğunlukla adi alacak muamelesi görür. Pratikte belirleyici olan, alacağın hangi döneme ait olduğunun ve niteliğinin baştan doğru saptanmasıdır.

Sürecin en sık gözden kaçan yönü ise bildirim disiplinidir. İşçiye ayrıca tebligat yapılması zorunlu olmadığından, alacaklılar listesine girilmemesi çoğu kez ihmalden değil, ilanların izlenmemesinden kaynaklanır. Somut bir olayda şu başlıklara öncelik verilmesini öneriyoruz:

  • Alacak kalemlerinin dönem bazında ayrıştırılarak imtiyazlı ve adi kısımların ayrı ayrı hesaplanması
  • Konkordato ilanlarının düzenli izlenmesi ve alacağın komisere zamanında bildirilmesi
  • Listeye hiç alınmayan veya eksik yazılan alacaklar için itiraz yolunun süresinde işletilmesi
  • Ücretlerin ödenmediği hallerde haklı nedenle fesih ile çalışmayı sürdürme seçeneklerinin sonuçları karşılaştırılarak değerlendirilmesi
  • Son üç aylık ücret alacağı bakımından Ücret Garanti Fonu başvurusunun ihmal edilmemesi
  • Beş yıllık zamanaşımı ile tasdik sonrası bir yıllık başvuru süresinin ayrı ayrı takvime bağlanması

Independent Legal, konkordato süreçlerinde hem işveren hem de alacaklı tarafta alacakların bildirilmesinden plana itiraz ve dava aşamalarına kadar tüm süreçlerde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara