Tüketiciyle kurulan sözleşmelerde onun aleyhine getirilen haksız şartlar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca kesin hükümsüzdür. Bankaların kredi sözleşmelerine yerleştirdiği dosya masrafı, işlem masrafı benzeri kalemler ve bunlara dayanılarak yapılan tahsilatlar da bu nitelikte görülmektedir. Yargıtay'ın güncel kararlarında, kredinin kullandırılabilmesi için gerçekten zorunlu olan giderler dışında bir bedelin tüketiciden istenemeyeceği kabul edilmektedir.
Uygulamada ise zorunluluk taşımayan pek çok kalemin kredi kullanan kişiden tahsil edildiği görülmektedir. Haksız şart niteliğindeki bu hükümler nedeniyle ödeme yapmak durumunda kalan tüketiciler, ödedikleri tutarların kendilerine geri verilmesini isteyebilir.
İzlenecek sıra bellidir: talep önce bankaya yöneltilir, reddedilirse yargı yoluna gidilir. Bununla birlikte her yıl güncellenerek Resmî Gazete'de ilan edilen parasal sınırların altında kalan taleplerde, dava açılmadan önce Tüketici Hakem Heyetine başvurulması gerekir.
İade Taleplerinde Zamanaşımı
Bankaların tüketiciden isteyebileceği masraflar; kredinin verilmesi bakımından zorunlu, makul ve belgeye dayanan giderlerle sınırlıdır. Bu nitelikleri taşımayan ya da belgelendirilemeyen kalemlerin tahsili hukuken mümkün değildir. Buna karşın kredi tahsis ücreti, dosya masrafı gibi adlar altında çok sayıda kalemin tüketiciye yansıtıldığı gözlemlenmektedir.
Müzakere imkânı tanınmadan imzalatılan tüketici kredisi sözleşmelerindeki bu sözde masraf kalemleri, esas itibarıyla haksız şart hükmündedir ve geçersizdir. Bu tür ödemeleri yapmak zorunda bırakılan tüketicilerin, ödedikleri tutarları belirli bir süre içinde geri istemesi mümkündür.
Hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağı uzun süre tartışmalı kalmıştır. Yargıtay'ın emsal niteliğindeki kararıyla, dosya masrafı iadelerinde Borçlar Kanunu'ndaki on yıllık genel zamanaşımı süresinin geçerli olacağı benimsenmiştir. Buna göre başvuru tarihinden geriye doğru on yıllık dilim içinde tahsil edilen bütün dosya masrafları iade talebine konu edilebilir.
Ayrıca, kendisinden dosya masrafı adı altında haksız kesinti yapıldığını ileri süren kişinin bu alacak için icra takibi başlatması halinde zamanaşımı durur. Konuya ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/7144, K. 2018/10219, T. 5.11.2018 sayılı kararının ilgili bölümü şu şekildedir:
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/7144, K. 2018/10219, T. 5.11.2018
"Dosya masrafının davacıdan tahsil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125.maddesi hükmüne göre sözleşmeye dayalı alacak davalarında zamanaşımı 10 yıl olup, dava konusu olayda da 10 yıllık sözleşme zamanaşımının uygulanması gerekir. Zamanaşımını kesen sebepler ise aynı kanunun 133. maddesinde düzenlenmiş, kanunun 135. maddesinde ise zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Alacağın tahsili için icra takibinde bulunulması, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 133. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebeplerden biridir. Bu durumda mahkemece davacı tarafça 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan önce 18.08.2014 tarihinde icra takibi başlatılmasıyla zamanaşımının kesildiği ve yeni bir sürenin işlemeye başladığı, böylece Yenimahalle Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru tarihinde alacağın zamanaşımına uğramamış olduğu anlaşılmakla hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma talebinin açıklanan bu nedenle kabulü gerekir."
İade Talebinin Bankaya Yöneltilmesi
Yerleşik uygulamada tüketiciler ilk adımı krediyi kullandıkları bankaya yönelerek atmaktadır. Bu aşamada öncelikle tahsil edilen masrafların kalem kalem gösterildiği ayrıntılı bir dökümün bankadan istenmesi yerinde olur.
Döküm elde edildikten sonra haksız tahsil edilen bedellerin iadesi bankaya yazılı biçimde bildirilmelidir. İspat bakımından en güvenli yöntem, talebin noter aracılığıyla ihtarname ile ya da iadeli taahhütlü posta yoluyla iletilmesidir.
Bankaların bu tür başvuruları çoğunlukla karşılamadığı ve ödemeden kaçındığı bilinmektedir. Talebin reddi halinde uyuşmazlığın yargısal yollara taşınması gerekir.
Görevli ve Yetkili Tüketici Hakem Heyeti
Valilik ve kaymakamlıklar bünyesinde her il ve ilçe merkezinde toplanan Tüketici Hakem Heyetleri, tüketici uyuşmazlıklarını karara bağlamakla görevlidir. Uyuşmazlık değeri belirli bir parasal sınırın altında kaldığında, mahkemeye gitmeden önce heyete başvurmak zorunludur. Söz konusu sınır 2022 yılı bakımından 15.430 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda heyete başvurulamaz; doğrudan Tüketici Mahkemesinde dava açılması gerekir.
Görev dağılımı şu şekildedir:
- Büyükşehir statüsü taşımayan illerin merkezlerinde ve bunlara bağlı ilçelerde, 15 bin 430 liranın altında kalan uyuşmazlıklara il tüketici hakem heyetleri bakar.
- Büyükşehirlerde uyuşmazlık değeri 10 bin 280 liranın altındaysa ilçe tüketici hakem heyetleri görevlidir.
- Büyükşehirlerde 10 bin 280 lira ile 15 bin 430 lira arasında kalan uyuşmazlıklarda görev il tüketici hakem heyetlerine aittir.
2022 yılı için geçerli bu parasal sınırlara ilişkin düzenlemeye Resmî Gazete üzerinden ulaşılabilir.
Hangi heyetin yetkili olacağı ise Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin 7. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre tüketicinin ikametgâhının bulunduğu yer heyeti ile kredinin alındığı bankanın merkezinin veya şubesinin bulunduğu yer heyeti yetkilidir.
Heyet kararı ilam niteliği taşıdığından, karar doğrultusunda icra takibi başlatılması mümkündür.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kredi nedeniyle ödenen dosya masraflarının geri alınmasına yönelik alacak davalarında görev Tüketici Mahkemesine aittir.
Yetkinin belirlenmesinde ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki genel yetki kuralları ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da öngörülen yetki kuralı birlikte uygulanır. Bu çerçevede dava, davalı bankanın bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi tüketicinin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.
Yargılama Harç ve Giderleri
Tüketici Mahkemelerinde dava açılması harca tabi tutulmamıştır. Tebligat ve benzeri kalemler için mahkemeye gider avansı yatırılması yeterlidir. Bununla birlikte bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulan dosyalarda bilirkişi ücretinin de yargılama sırasında tüketici tarafından karşılanması gerekir. Yargılama tüketici lehine sonuçlanırsa, bu giderlerin tamamının davalı tarafça tüketiciye ödenmesine hükmedilir.
Burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta bulunmaktadır: banka tarafından kredi dolayısıyla alınan her bedel haksız şart sayılmaz. Bu ayrım yapılmadan açılan davalarda kısmen ya da tamamen ret kararı çıkabilmekte, ret halinde davacı tüketici aleyhine karşı vekâlet ücretine hükmedilebilmektedir.
Konunun bir başka boyutu rekabet hukukundan doğmuştur. Rekabet Kurulu'nun 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararıyla, aralarında kartel kuran 12 bankanın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerini ihlal ettiği saptanmıştır. Serbest rekabet ortamını bozan bu eylemler nedeniyle fahiş bedeller ödemek zorunda kaldıklarını ileri süren çok sayıda tüketici dava yoluna başvurmuştur.
Anılan kartel yapılanmasının ve Rekabet Kurulu kararının ayrıntıları ile kartel tazminatı taleplerinin geldiği aşama, Rekabet Kanununun İhlali ve Kartel Tazminatı başlıklı çalışmamızda ele alınmaktadır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Dosya masrafı uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen unsur, talebin tutarından çok hazırlığın niteliğidir. Bankadan alınacak ayrıntılı masraf dökümü hem hangi kalemlerin gerçekten zorunlu olduğunu gösterir hem de talep edilecek tutarın doğru hesaplanmasını sağlar. Zorunlu ve belgeli giderlerin de talebe dahil edilmesi, aksi halde kısmi ret ve karşı vekâlet ücreti riskini beraberinde getirir.
Süre yönetimi de en az bu kadar önemlidir. On yıllık zamanaşımı geriye doğru işlediğinden, eski tarihli kredilere ilişkin taleplerde başvurunun geciktirilmemesi gerekir; icra takibi gibi zamanaşımını kesen işlemler ise hakkın korunmasında belirleyici olabilir.
Bir dosya kurgulanırken şu başlıklara dikkat edilmesini öneriyoruz:
- Masraf dökümünün yazılı olarak istenmesi ve tahsilat tarihlerinin tek tek belirlenmesi
- Talebin noter ihtarnamesi veya iadeli taahhütlü posta ile kayıt altına alınması
- Uyuşmazlık değerine göre hakem heyeti ile tüketici mahkemesi arasındaki sınırın doğru saptanması
- İl ve ilçe hakem heyetleri arasındaki görev dağılımının başvurudan önce netleştirilmesi
- Zorunlu, makul ve belgeli giderlerin talep dışında bırakılarak ret riskinin azaltılması
- Lehe çıkan hakem heyeti kararının ilam niteliğinden yararlanılarak icraya konulması
Independent Legal, tüketici kredilerinden kaynaklanan masraf iadesi taleplerinde hakem heyeti başvurularının hazırlanması ve tüketici mahkemesi nezdindeki dava süreçlerinin yürütülmesi konusunda hizmet sunmaktadır.

