2009 yılında dolaşıma çıktığı sırada Bitcoin, yalnızca dar bir çevrenin ilgisini çeken ve basitçe bir para birimi olarak anılan bir deneydi. Aradan geçen sürede Bitcoin'i mümkün kılan blockchain altyapısının çok daha geniş bir uygulama yelpazesi sunduğu anlaşıldı; Ethereum, Binance Coin, Tether, Cardano, Solana ve Polkadot başta olmak üzere binlerce farklı kripto para türedi. Bugün Bitcoin'in de içinde yer aldığı kripto paralar bir tür dijital döviz muamelesi görmekte ve yaygın bir yatırım aracı olarak işlem hacmi yaratmaktadır. Bu yaygınlaşmanın doğal sonucu, alanı düzenleyecek hukuki normlara ve yaptırım mekanizmalarına duyulan ihtiyacın belirginleşmesi olmuştur.
Gelinen noktada Bitcoin, devletin egemenliği anlayışından bankacılık sektörünün geleceğine kadar pek çok başlıkta köklü sayılabilecek dönüşümleri tetiklemiştir. Buna karşılık kripto paralar ve blockchain teknolojisi hâlâ gelişme aşamasında olduğundan ve hiçbir ülkenin egemenlik alanına girmediğinden, hukuki durumları netleşmiş değildir. Nitekim Yönetmeliğin yayımlanmasının hemen ardından, 20.04.2021 tarihinde bir kripto para borsasının kurucusunun şirket hesabındaki kripto paraları da yanına alarak yurt dışına çıkması, konuyu uzun süre kamuoyu gündeminde tutmuştu.
Bu bilgi notunda teknolojinin işleyişini, kullanım alanlarını, farklı ülkelerin düzenleme yaklaşımlarını, Türk hukukundaki sınırlı mevzuat çerçevesini ve uygulamanın doğurduğu riskleri değerlendiriyoruz.
Blockchain Teknolojisi Nasıl İşler?
Blockchain, bugünün temel güvenlik sorunlarından biri olan tek merkezli yapıyı ortadan kaldırarak dağınık bir şifreleme kayıt düzeni kurulmasına imkân tanır. Teknik olmayan bir anlatımla sistem, kayıtlar ve bloklar üzerine oturur. Kayıt kavramı, tasarıma göre değişmek üzere para transferinden müşteri bilgisine kadar her tür içerik verisini kapsar. Bu veriler işlenerek blokların içine yazılır; her bloğun özet bilgisi kendisinden sonra gelen bloğa iliştirilir ve böylece son bloğa kadar uzanan bir zincir meydana gelir.
Yapının dayandığı bileşenler arasında eşler arası ağ (Peer to Peer Network), dağıtılmış defter (distributed ledger), mutabakat mekanizması (Consensus Mechanism) ve kriptografi (Cryptography) sayılabilir. Teknolojiye değiştirilemez niteliğini kazandıran da bu bileşenlerin bir arada çalışmasıdır.
Kripto Varlıkların Mevcut ve Beklenen Kullanım Alanları
Küreselleşmeyle birlikte ekonomik sistemler giderek karmaşıklaşmıştır. Blockchain teknolojisi, bu karmaşıklığın doğurduğu riskleri azaltmak bakımından daha yüksek işlem hızı ve daha düşük maliyet vaat eder. Özellikle kriptografi tekniği sayesinde güvenilirlik yükselir, riskler belirgin biçimde geriler.
Teknolojinin tasarımı tek biçimli değildir. Uygulamada iki temel kullanım tipinden söz edilir. Genel/izinsiz modelde ağa katılım herkese açıktır; katılımcı işlemleri izleyebilir ve kendi adına işlem yapabilir. Bitcoin ile altcoinler bu modelin örneğidir. Özel/izinli modelde ise ağın denetimi tek bir kullanıcıdadır ve sisteme yalnızca giriş izni verilen kişiler dâhil olabilir; akıllı sözleşmeler bu ikinci gruba örnek gösterilebilir.
Dijital Paralar
Blockchain teknolojisinin ilk görünümü, Bitcoin adıyla anılan paralarda ortaya çıkmıştır. Bu kullanım tipinde ağ, işlem yapmak isteyen herkese açıktır ve ağa dâhil olan katılımcılar blok zincirindeki bütün işlemleri görüntüleme yetkisine sahiptir. Kullanıcıların gerçekleştirdiği işlemler kriptografi aracılığıyla zincire eklenir. Katılımcılar, yaptıkları ya da yapacakları işlemlerin doğruluğu konusunda sistemin mutabakat mekanizmasına güvenir. Buradaki en tipik özellik, paranın yaratılmasını sağlayan merkezi bir otoritenin bulunmamasıdır. Para yaratımı için iki temel fonksiyon tasarlanmıştır: işlemi onaylayıp kayıt tutmak ve belirli bir ağda blok oluşturmak.
Teknolojinin gelişimiyle birlikte her geçen gün yeni dijital paralar piyasaya çıkmaktadır. 2021 yılı itibarıyla dijital para sayısı 6737 adet olup piyasa değeri 2.5 Trilyon dolara ulaşmıştır. Bu paralar aynı teknolojiye dayanmakla birlikte işlem süreleri ve mutabakat mekanizmaları bakımından birbirinden önemli ölçüde ayrılır. Kripto para piyasasında bugün Bitcoin, Ethereum, Ripple ve BNB gibi dijital paraların yoğun işlem hacmiyle öne çıktığı görülmektedir.
Akıllı Sözleşmeler (Smart Contract)
Akıllı sözleşmeler, olağan bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur. Bununla birlikte geleneksel sözleşmelerden ayrılan yönleri vardır: aracı kurumlara ihtiyaç bırakmazlar, her aşamaları ağ üzerinden izlenebilir, riski ve maliyeti düşüktür. Uluslararası ticarette akreditifli ödeme yönteminin yaratabileceği riskleri bertaraf etme kapasitesine sahiptirler. Fiziki sözleşmelerde karşılaşılan belgenin kaybolması ihtimali ya da tarafların fiziken bir araya gelme zorunluluğu gibi kısıtlar bu sözleşmeler bakımından söz konusu değildir. Sürecin tamamı kriptografik olarak imzalanıp blok zincirine kaydedildiğinden sahtecilik riski de azalır. Uluslararası ölçekte faaliyet gösteren pek çok banka bu sözleşmeleri kullanmaya başlamıştır. Anlık veri akışı ve takip kolaylığı sayesinde blockchain teknolojisi; kamu hizmetleri, imalat, sanayi, enerji, kimya ve telekomünikasyon başta olmak üzere birçok sektörde günden güne yaygınlaşmaktadır.
Finansal Hizmetlerde Blockchain Teknolojisinin Kullanımı
Ülke içindeki para transferleri banka aracılığıyla, ülkeler arasındaki transferler ise birden çok aracı kurumun devreye girmesiyle gerçekleştirilmektedir. Blockchain teknolojisinin bu alandaki kullanımı, kullanıcının dâhil olduğu özel izinli ağ üzerinden mümkün olabilmektedir. Sonuç olarak işlem hızı artmakta, maliyet gerilemekte ve işleme bağlı riskler azalmaktadır.
Teknolojinin sunduğu kriptografi tekniğinden yararlanılarak, bankaların ve devlet kurumlarının birlikte yer alacağı ortak bir ağ üzerinde her müşteri için dijital kimlik oluşturulabilir. Bir kişinin birden fazla kurumda hesabı veya varlığı bulunsa dahi kendisine ait tek bir dijital kimliği, yani imzası olacağından kimlik doğrulama işlemleri çok kısa sürede tamamlanacaktır.
Kamu Sektöründe Blockchain Teknolojisinin Kullanımı
Bu alanda öncü konumdaki ülkeler arasında Dubai, İsviçre, İngiltere, Estonya, Singapur ve Kıbrıs sayılmaktadır. Kamu sektöründe öne çıkan başlıca uygulama alanları şu şekilde özetlenebilir:
- Noter işlemleri: Bir işlemin noterde yapılmasındaki amaç, delil elde edilmesi ve işlemin bir örneğinin tarafsız bir merci nezdinde saklanmasıdır. Blockchain teknolojisi tam da bu ihtiyaca karşılık gelen bir yapı sunar.
- Vergi takibi ile gümrük ve sınır kontrolü: Fiziki prosedürleri zahmetli olan, zaman ve maliyet kaybına yol açan, zaman zaman adil olmayan uygulamalara rastlanan vergi denetimi ile gümrük ve sınır kontrolü işlemlerinde de dijital kimlikten yararlanılabilir.
- Dijital pasaport ve kimlik yönetimi: Dubai gibi bazı ülkeler dijital pasaport uygulamaları üzerinde çalışmakta olup dijital kimlik ilk kez Avusturya'da kullanılmaya başlanmıştır. Uygulama hem gündelik yaşamı kolaylaştırmakta hem de güvenli bir ortam sağlamaktadır.
- Dijital oylama: Hata toleransının düşürülmesi ve tekilliğin sağlanması yoluyla demokratik seçimlerin güvencesi güçlenir. Özellikle Türkiye gibi oy sayımının tartışma konusu olduğu ülkelerde blockchain üzerinden oy kullanılması, sonuçların doğru biçimde elde edilmesine katkı sunabilir.
Dünyada Blockchain ve Kripto Paralara İlişkin Hukuki Düzenlemeler
Blockchain teknolojisinin en bilinen görünümü kripto paralardır. Kripto paraları değerli kılan unsurlar, bu teknolojinin kullanılmış olması, merkeziyetçi olmayan yapısı ve arkasındaki şifreleme yöntemidir. Ne var ki merkeziyetçilikten uzak bu yapı, devlet otoriteleri nezdinde kuşkuyla karşılanmaktadır.
Bitcoin'in ortaya çıkış tarihi 2009'dur; bu tarihten önce de kripto paralar mevcuttu ancak hiçbiri Bitcoin'in ulaştığı olgunluğa erişememişti. İlk alım satım işlemi 2010 yılında gerçekleşmiş, ilerleyen dönemde Bitcoin mevcut pazar payının yarısını tek başına oluşturur hale gelmiştir. Teknolojinin görece yeni olması nedeniyle bu alanda doğrudan düzenleme yok denecek kadar azdır. Blockchain'e ilişkin mevcut kurallar daha çok, devletler açısından risk doğuran kara para aklama ve müşterini tanı başlıkları etrafında şekillenmektedir. Söz konusu düzenlemelerin kripto para sistemine uygulanması ise ancak dolaylı yoldan mümkün olabilmektedir.
Konuya yaklaşımlar bekle-gör ve düzenleyici olmak üzere iki başlıkta toplanabilir. Avrupa Birliği'nin bekle-gör çizgisinde durduğu söylenebilir. Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (European Securities and Markets Authority; "ESMA") tarafından yapılan açıklamada, blokzinciri teknolojisinin henüz düzenleyici bir faaliyeti gerektirecek olgunluğa ulaşmadığı belirtilmiş; açıklamanın devamında bu aşamada gelişmeleri izlemenin daha isabetli olacağı kanaati açıkça ortaya konmuştur. Avrupa Komisyonu da benzer biçimde, teknolojiye ilişkin güncel gelişmeleri takip ettiğini, konuyla ilgili çalışma grupları kurulduğunu ve pilot projeler yürütüldüğünü ifade etmiştir.
Buna karşın teknolojinin yeniliğine rağmen doğrudan düzenleme yapan ülkeler de vardır. Malta bu konuda dikkat çekici bir örnek oluşturur. Malta Parlamentosu 4 Temmuz 2018 tarihinde üç ayrı kanunu yürürlüğe koymuştur: Malta Dijital Yenilik Otoritesi Kanunu (Malta Digital Authority Act; "MDIA") ile dijital inovasyon otoritesi kurulmuş, Teknoloji Anlaşmaları ve Hizmetleri Kanunu (Innovation Technology Arrangements and Services Act; "TAS") ile dağınık defter teknolojisi düzenlenmiş, Dijital Finansal Varlıklar Yasası (Virtual Financial Assets Act; "VC") ile de dijital para arzı kural altına alınmıştır.
Devletlerin kripto paralara bakışı birbirinden farklıdır. Farklı ülkelerin düzenlemelerine ana hatlarıyla bakıldığında bu ayrışma daha görünür hale gelir.
En katı tutum Çin'de görülmektedir; burada hem kripto para hem de kripto para madenciliği açıkça yasaklanmış, ICO ve token satışları (STO) da aynı yasağın kapsamına alınmıştır. Bununla birlikte blockchain teknolojisi özelinde çalışmalar sürmektedir.
Kripto paraları kanuni ödeme aracı sayan ülkelerin başında Japonya gelir. Japonya blockchain teknolojisini desteklemekte, konuya ilişkin hukuki düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak 26 Ocak 2018 tarihinde ülkedeki kripto para ticareti platformu Coincheck'in büyük bir saldırıya uğraması sonrasında kripto para ticareti otoritelerin sıkı denetimi altına alınmıştır. İsviçre'de de kripto paralar kanuni para birimi olarak kabul edilmekte, taşımacılık ücretleri dâhil birçok alanda ödeme aracı olarak kullanılmakta ve kara para aklama regülasyonuna tabi tutulmaktadır.
Rusya'da konuya ilişkin regülasyon çalışmaları yürütülmekle birlikte kripto paralar kanuni ödeme aracı sayılmamış, eşya sınıfına dâhil edilmiştir. Finans Bakanlığı'nca 20 Ocak 2018 tarihinde hazırlanan dijital finansal varlıklara ilişkin taslak kanun metni 20 Mart 2018'de parlamentoya sunulmuştur.
Ödeme aracı niteliğini tanımayan bir başka grup ülke de bulunmaktadır. Kanada'da kripto paralar kanuni ödeme aracı kabul edilmemekle birlikte ticari hayatta yaygın biçimde kullanılmakta; takas ürünü sayılmakta, borsada işlem görmekte ve internet üzerinden mal ile hizmet alımlarında para birimi işlevi görmektedir. Güney Afrika'da fiziksel formda basılmamış olması gerekçesiyle kripto paralar kanuni para birimi sayılmamakta ve bunlarla yapılan hukuki işlemler tanınmamaktadır; buna karşılık Merkez Bankası'nın bildirisinde ileride kanuni ödeme aracı olarak değerlendirilebileceğinin sinyali verilmiştir. Hindistan'da ise hükümetin kripto paraların ödeme aracı olmaması yönünde bir yönelimi mevcuttur; yasal düzenleme bulunmamakla birlikte mahkeme kararlarında düzenleme yapılması gerektiğine işaret edilmektedir.
Bazı ülkelerde teknoloji desteklenmesine rağmen doğrudan bir metin henüz yoktur. Fransa'da blockchain teknolojisi teşvik edilmekte ancak konuya ilişkin hukuki düzenleme bulunmamaktadır; Aralık 2017'de daha geniş kapsamlı finansal araçlar bakımından blokzinciri teknolojisinin kullanımına izin verilmiştir. Almanya'da da yürürlükte bir düzenleme yoktur; buna karşılık devlet organlarının nitelendirmesinde kripto paralar finansal araç sayılmakta, kripto para platformlarının yetkilendirme alması ve bu paralarla yürütülen ticari faaliyetin vergilendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde blockchain teknolojisi desteklenmekte, teknoloji ve kripto paralar yaygın biçimde kullanılmaktadır. Devlet kuruluşları kripto paraları farklı şekillerde tanımladığından hukuki statü eyaletten eyalete değişmektedir. Avustralya'da kripto paralar desteklenmekte ve mevzuat çalışmaları sürmektedir; vergilendirmeye ilişkin olarak devlet otoritelerince yayımlanmış rehber duyurular mevcuttur. İran'da blockchain teknolojisine olumlu bakılmakla birlikte kripto paralar konusundaki duruş net değildir; başlangıçta terör örgütlerince kullanım ve kara para aklama gerekçesiyle getirilen yasak sonradan kaldırılmış, hatta son dönemde ABD başkanı Trump'ın yürüttüğü ekonomik yaptırımların aşılması amacıyla Riyal destekli ulusal bir kripto para çıkarılacağı ifade edilmiştir.
Avrupa Birliği cephesinde ise 12 Şubat 2018 tarihinde finans kurumları, sanal para birimlerinin tam anlamıyla regülasyona kavuşmamış olması ve riskli doğası nedeniyle vatandaşlara yönelik bir uyarı yayımlamıştır. 4 nolu Kara Para Aklama Direktifi'nin getirdikleri bir yana, Avrupa Bankacılık Otoritesi (European Banking Authority; "EBA") kripto paraların doğurduğu riskleri asgariye indirebilmek için ayrı bir regülasyonun gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Avrupa Konseyi'nce hazırlanan "FinTech Aksiyon Planı" ile birlikte, birlik üyesi ülkelerin genel olarak Avrupa Adalet Divanı'nın 22 Ekim 2015 tarihli C-264/14 sayılı "Hedqvist" kararındaki yaklaşımı izlediği söylenebilir. İsveç'te Bitcoin'den KDV alınıp alınmayacağına ilişkin olan bu kararda Bitcoin sanal para olarak nitelendirilmiş ve KDV'den muaf tutulmuştur.
Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik
Konuya ilişkin ilk yasal metnimiz, 16.04.2021 tarihli ve 31456 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik'tir. Metinde, kripto paraların hukuki niteliğine dair tartışmaya Türk hukuku bakımından yön verebilecek bazı düzenlemelere yer verilmiş; kripto varlıklar ilk kez bu Yönetmelikte tanımlanmıştır.
Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik m. 3/f.1
"Bu Yönetmeliğin uygulanmasında kripto varlık, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıkları ifade eder"
Yönetmeliğin başlıca amacı, kripto paralarla yapılan işlemlerin ödeme ve elektronik para kuruluşları eliyle yürütülmesinin önüne geçmektir. Dolayısıyla metin, kripto paralara ilişkin genel ve kapsamlı bir düzenleme niteliği taşımaz.
Yönetmeliğin dışında TCMB, BDDK ve SPK'nın özellikle ICO özelinde yaptığı açıklamalar bulunmaktadır. Ancak bu açıklamalar Bitcoin'in elektronik para sayılmadığını ve doğurabileceği riskleri hatırlatmaktan öteye geçmemektedir. "Kripto Para Satışı" adıyla bilinen ve blok zinciri teknolojisiyle para toplamaya yönelen uygulamaların büyük bölümünün SPK'nın denetim ve gözetimi dışında kaldığına, spekülatif yatırım niteliği taşıdığına dair birtakım uyarılardan ibarettir.
Türk doktrininde ise kripto paraların hukuki niteliği itibarıyla para sayılıp sayılmayacağı tartışılmış ve para niteliği taşımadıkları konusunda fikir birliğine varılmıştır. Son dönemde ayrıca, kripto paralar üzerinden elde edilen gelirlerin vergilendirilip vergilendirilemeyeceği gündeme gelmeye başlamıştır.
Dijital Kimliğe İlişkin Hukuki Düzenlemeler
Blockchain teknolojisi, verilerin dijital ortama aktarılmasına imkân tanır. Bu sayede verilerin daha sistemli ve güvenilir biçimde işlenmesi ile korunması mümkün hale gelir.
Türkiye'deki duruma bakıldığında, Dijital ID konusunda mevzuat çalışmalarının sürdüğü ve dünyadaki gelişmelerin yakından izlendiği söylenebilir. Ülkemizde dijital kimlik uygulamaları, 03 Aralık 2019 tarihli ve 30967 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Yönetmeliği ile yasal zemine kavuşmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Yönetmeliği m. 4(ç)
"Biyometrik veri: Elektronik sistemler aracılığı ile kimlik tespiti ve kimlik doğrulama işlemlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla alınan kişiye özgü verileri,"
Bu düzenleme uyarınca, Türkiye'de üretilen yeni vatandaşlık kimliklerinin dijital kimlik vasfını taşıdığını ve bu vasfın yasal bir metne dayandığını belirtmek gerekir.
Akıllı Sözleşmelere İlişkin Hukuki Düzenlemeler
Akıllı sözleşmeleri geleneksel sözleşmelerden ayıran başlıca özellikler, sözleşme sürecinin her aşamasının otomatikleşmesi ve tarafların bir araya gelmesine ihtiyaç kalmamasıdır. Bununla birlikte bu sözleşmelerin de geleneksel sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağının kabul edilmesi muhtemeldir.
Dünya genelinde akıllı sözleşme kullanımı yaygınlaşmaktadır. Nestle ve Walmart bu sözleşmeleri kullanmaya başlayan şirketler arasındadır; Rotterdam Limanı'nda ise deniz lojistiği süreçlerine akıllı sözleşmeler dâhil edilmiştir.
Akıllı sözleşmelerin nasıl kurulacağı, hüküm ve sonuçlarını ne şekilde doğuracağı konusunda ne dünyada ne de Türkiye'de bir hukuki düzenleme mevcuttur. Genel eğilim, bu sözleşmeleri yürürlükteki kanuni düzen üzerinden yorumlamak yönündedir.
ABD'nin Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (Commodity Futures Trading Commission; CFTC) konuya ilişkin bir rapor yayımlamıştır. Raporda, akıllı sözleşmelerin kullanım usul ve esaslarına göre bankacılık ve kara para aklama mevzuatı da dâhil olmak üzere yürürlükteki düzenlemelere tabi olabileceği ifade edilmiştir.
Blockchain ve Bitcoin Kullanımının Doğurabileceği Riskler
Öncelikle Bitcoin'in kara para aklama ve vergi kaçırma aracına dönüşmesi riski gündemdedir. Buna karşılık Bitcoin alım satımını yasaklayan bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
MASAK tarafından hazırlanan Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi'nde, "şüpheli işlem tipleri" arasında "Müşteri hesaplarından Bitcoin satan aracı kuruluşlara Bitcoin alımına yönelik para transferi yapılması" da sayılmıştır. Bu nedenle aracı bankaların söz konusu işlemleri MASAK'a bildirme yükümlülüğü doğmaktadır. Konu, internet suçları ve cezaları başlığı altındaki tartışmalarla da yakından ilgilidir.
Riskler bununla sınırlı değildir. İşlemi kimin gerçekleştirdiğinin bilinememesi başlı başına bir sorun alanıdır; buna bağlı olarak verginin kim adına ve hangi tür üzerinden alınacağı sorusu da yanıt beklemektedir. Sanal paranın varlığı suç işlenmesini kolaylaştırıcı bir etki doğurarak işlenen suç sayısını artırabilir; alım satımı yasaklanmış ürünlerin sanal para üzerinden el değiştirmesi ihtimali de bu kapsamdadır. Sistemin şeffaflığı önemli bir avantaj sayılsa da ticari sırların ve kişisel verilerin güvenliği bakımından ciddi endişeler uyandırmaktadır. Tartışmalı bir diğer başlık, blockchain üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde hangi devletin yargılama yetkisine sahip olacağıdır. Nihayet, blockchain üzerinden yapılan bir işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde teknolojinin değiştirilemez yapısı karşısında nasıl bir sonuç doğacağı hâlâ belirsizliğini korumaktadır.
Independent Legal Değerlendirmesi
Kripto varlıklar bakımından Türk hukukundaki tablo, kapsamlı bir düzenleme yerine dar amaçlı tek bir yönetmelik ile denetim otoritelerinin uyarı niteliğindeki açıklamalarından oluşmaktadır. Bu tablo, ticari faaliyetini kripto varlıklar veya blokzinciri altyapısı üzerine kuran girişimler açısından hem esneklik hem de öngörülemezlik anlamına gelir. Nitelendirme sorunu çözülmediği sürece vergilendirme, teminat, icra ve iflas gibi başlıklarda uyuşmazlıkların artması beklenmelidir.
Uygulamada bu alanda yürütülen işlerde şu hususların önceden değerlendirilmesi önem taşımaktadır:
- Kripto varlığın ilgili işlemde ödeme aracı olarak mı yoksa yatırım ya da teminat konusu bir değer olarak mı konumlandırıldığının netleştirilmesi
- Yönetmelikteki ödeme yasağı kapsamına giren bir kurgunun sözleşme metnine farkında olunmadan yerleştirilmemesi
- MASAK bildirim yükümlülüklerinin ve müşterini tanı süreçlerinin işletme prosedürlerine yazılı biçimde yansıtılması
- Akıllı sözleşme kullanılan işlerde uyuşmazlık halinde uygulanacak hukukun ve yetkili merciin sözleşmede açıkça kararlaştırılması
- Sınır ötesi işlemlerde muhatap ülkenin kripto varlıklara yaklaşımının işlem öncesinde incelenmesi
- Kişisel verilerin ve ticari sırların blokzincirin değiştirilemez yapısı karşısında nasıl korunacağına dair bir yöntem belirlenmesi
Independent Legal, bilişim hukuku ve ticaret hukuku kesişimindeki bu alanda sözleşme kurgusundan uyuşmazlık yönetimine kadar danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

