Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Miras Hakkından Feragat Sözleşmesi: Kuruluşu, Türleri ve Etkileri

Mirasbırakan hayattayken, mirasçısıyla anlaşarak gelecekte doğacak miras hakkını sona erdirebilir. TMK m. 528'de düzenlenen feragat sözleşmesinin türlerini, resmi şekil zorunluluğunu, altsoy üzerindeki etkisini ve iptal sebeplerini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 10 dk

Miras hakkından feragat, bir mirasçının henüz açılmamış bir tereke üzerindeki beklenen haklarından tamamen veya kısmen vazgeçmesine olanak veren sözleşmesel bir düzenlemedir. Türk Medeni Kanunu'nun 528. maddesinde yer alan bu kurum sayesinde mirasbırakan ile mirasçı, ileride doğacak miras hakları üzerinde şimdiden karşılıklı bir anlaşmaya varabilmektedir.

Sözleşme bir karşılık öngörülerek kurulabileceği gibi hiçbir edim öngörülmeksizin de yapılabilir; kapsamı bakımından miras hakkının bütününü ya da yalnızca belirli bir kesimini içerebilir. Feragatin mirasın reddiyle karıştırılmaması gerekir. Aradaki temel ayrım zaman unsurundadır: feragat mirasbırakan hayattayken kurulurken, ret ancak miras açıldıktan sonra kullanılabilen bir yetkidir.

Aşağıda feragat sözleşmesinin hukuki niteliğini, görünüm biçimlerini, geçerlilik koşullarını, doğurduğu sonuçları, sona erme hâllerini ve iptalini gerektiren sebepleri sırasıyla inceliyoruz.

Feragat Sözleşmesinin Tanımı ve Niteliği

Miras hakkından feragat, mirasçının açılmamış bir miras üzerindeki mirasçılık haklarından kısmen veya bütünüyle vazgeçmesini sağlayan bir sözleşmedir. TMK m. 528, mirasbırakan ile mirasçının gelecekte doğacak haklar üzerinde anlaşmasına imkân tanır.

Türk Medeni Kanunu m. 528
"Mirasbırakan ile bir mirasçısı arasında yapılan sözleşmeyle mirasçı, karşılıksız veya bir karşılık sağlayarak mirasçılık sıfatından vazgeçebilir."

Bu sözleşme, mirasbırakanın sağlığında kurulan ancak hüküm ve sonuçlarını mirasın açılmasıyla doğuran bir ölüme bağlı tasarruf niteliği taşır. Bir karşılık öngörülüp öngörülmemesi tarafların tercihine bırakılmış olup, feragatin miras hakkının tamamını ya da belirli bir bölümünü kapsayacak biçimde düzenlenmesi de mümkündür.

Feragat Sözleşmesinin Türleri

Feragat, bir karşı edime dayanıp dayanmamasına ve kapsamına göre farklı görünümlere ayrılır. Türk Medeni Kanunu bakımından özellikle ivazlı–ivazsız ayrımı belirleyicidir; bunun yanında feragatin tam ya da kısmi olarak yapılması da mümkündür. Türün tespiti, sözleşmenin doğuracağı sonuçların ve özellikle altsoy üzerindeki etkisinin belirlenmesi açısından önem taşır.

İvazlı Feragat

Bu türde mirasçı, kendisine sağlanan bir karşılık kabul ederek miras hakkını terk eder. Karşılık nakit olabileceği gibi bir taşınmazın devri, şirket payı ya da ekonomik değer taşıyan başka bir edim biçiminde de kararlaştırılabilir.

Mirasbırakanın çocuğuna bir taşınmaz devretmesi ve buna karşılık çocuğun ileride doğacak miras hakkından vazgeçmesi bu türe verilebilecek tipik bir örnektir.

TMK m. 528, feragatin bir karşılık sağlanarak yapılabileceğini açıkça kabul etmiştir. Uygulamada en sık başvurulan tür de ivazlı feragattir; aile şirketlerinin devrinde, taşınmazların çocuklar arasında bölüştürülmesinde ve ileride doğması muhtemel miras uyuşmazlıklarının önlenmesinde bu yola başvurulmaktadır.

İvazsız Feragat

İvazsız feragatte mirasçının vazgeçişi herhangi bir karşılığa bağlanmaz; terk tamamen karşılıksız gerçekleşir.

Burada mirasçı, mirasçılık sıfatından ileride doğacak haklarını serbest iradesiyle bırakmaktadır. Bununla birlikte feragatin kapsamının, özellikle de altsoy üzerinde yaratacağı etkinin sözleşme metni üzerinden dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Tam Feragat

Tam feragat, mirasçının mirasçılık sıfatından kaynaklanan haklarının tümünden vazgeçmesini ifade eder. Böyle bir sözleşmenin tarafı olan kişi, miras açıldığında kural olarak mirasçı sıfatını kazanamaz ve tereke üzerinde hiçbir talepte bulunamaz.

Feragatin tam mı kısmi mi olduğu, sözleşme hükümlerinin yorumlanmasıyla saptanır. Metinde açık bir sınırlama yer almıyorsa kapsamın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Kısmi Feragat

Kısmi feragatte vazgeçiş, miras hakkının yalnızca belirli bir bölümünü ya da belirli hakları kapsar. Mirasçının sadece saklı payına ilişkin haklarından veya terekedeki belirli bir paydan feragat etmesi bu duruma örnektir.

Bu tür sözleşmelerde kapsamın açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde çizilmesi büyük önem taşır. Aksi hâlde sözleşmenin yorumu aşamasında uyuşmazlık doğması kaçınılmaz olur.

Bu nedenle hangi hakların, hangi oranda ve hangi koşullar altında terk edildiği metinde açıkça düzenlenmelidir.

Sözleşme Nasıl Kurulur?

Feragat sözleşmesi, mirasbırakan ile mirasçının aralarında yapacakları yalın bir yazılı metinle kurulamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 545. maddesi, miras sözleşmelerinin geçerliliğini resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi koşuluna bağlamıştır. Dolayısıyla feragat sözleşmesi de yalnızca kanunun öngördüğü resmi usul izlenerek kurulabilir.

Uygulamada taraflar birlikte notere başvurur. Noterce hazırlanan metinde feragatin kapsamı, bir karşılık öngörülüp öngörülmediği ve tarafların üzerinde uzlaştıkları diğer hususlar açıkça gösterilir. Tarafların iradeleri alındıktan sonra sözleşme resmi biçimde düzenlenerek imzalanır.

Geçerli bir feragat sözleşmesinin kurulabilmesi için şu unsurlar aranır:

  • Sözleşmenin resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmiş olması
  • Hem mirasbırakanın hem de feragat eden mirasçının sözleşmeye taraf olarak katılması
  • Tarafların sözleşme yapmaya ehil bulunması
  • Kanunda öngörülen tanık ve imza koşullarının eksiksiz yerine getirilmesi

Bu koşullara uyulmadan yapılan anlaşmalar hukuken sonuç doğurmaz. Özellikle taraflar arasında adi yazılı biçimde düzenlenen belgeler veya sözlü mutabakatlar feragat sonucunu yaratmaz.

Geçerlilik Şartları

Sözleşmenin hüküm doğurabilmesi, kanunda aranan geçerlilik koşullarının eksiksiz gerçekleşmesine bağlıdır. Bu koşullardan birinin bulunmaması hâlinde sözleşmenin geçersizliği ya da iptali gündeme gelir.

Tarafların Ehliyeti

Feragat sözleşmesi bir miras sözleşmesi niteliği taşıdığından, mirasbırakan bakımından Türk Medeni Kanunu'nun 503. maddesindeki koşullar aranır. Buna göre mirasbırakanın ayırt etme gücünü haiz, ergin ve kısıtlı olmaması, yani tam fiil ehliyetine sahip bulunması zorunludur.

Feragat eden mirasçı yönünden ise genel ehliyet kuralları geçerlidir; mirasçının sözleşmenin niteliğinin gerektirdiği ehliyeti taşıması gerekir.

Tarafların Mirasbırakan ve Mirasçı Olması

Bu sözleşme yalnızca mirasbırakan ile onun mirasçısı arasında kurulabilir. Taraflardan biri mutlaka mirasbırakan, diğeri ise onun yasal ya da atanmış mirasçısı olmalıdır.

Mirasçı sıfatı taşımayan üçüncü kişilerle yapılan anlaşmalar feragat sözleşmesi sayılmaz. Zira terk edilen hak, doğması beklenen mirasçılık hakkıdır ve bu haktan ancak mirasçı konumundaki kişiler vazgeçebilir.

Resmi Şekil Zorunluluğu

Feragat sözleşmesi, miras sözleşmelerine ilişkin şekil kurallarına tabidir. TMK m. 545 uyarınca metnin resmi vasiyetname biçiminde düzenlenmesi zorunludur.

Bu nedenle sözleşmenin noter ya da yetkili resmi memur önünde düzenlenmesi, tarafların iradelerini resmi memura bildirmesi ve kanunda öngörülen tanık ile imza koşullarının yerine getirilmesi gerekir.

Adi yazılı şekilde kurulan veya sözlü olarak yapılan feragat anlaşmaları hukuken geçerli değildir.

İradenin Sakatlanmamış Olması

Her sözleşmede olduğu gibi burada da tarafların iradelerinin özgürce oluşması aranır. Hata, hile ya da korkutma (ikrah) etkisiyle kurulan feragat sözleşmeleri hukuken geçerli sayılmaz.

Mirasçıya gerçek dışı bilgiler aktarılarak imza attırılması, kandırılması veya baskıya maruz bırakılması hâlinde sözleşmenin iptali istenebilir.

Dolayısıyla geçerlilik için tarafların sözleşmenin içeriğinden haberdar olarak, isteyerek ve herhangi bir baskı altında kalmaksızın iradelerini açıklamış olmaları gerekir.

Sözleşmenin Hüküm ve Sonuçları

Feragat sözleşmesi, sonuçlarını mirasbırakanın ölümüyle doğurur. Kuruluş anından itibaren taraflar bakımından bağlayıcılık ortaya çıksa da, mirasçılık sıfatı üzerindeki etkiler ancak mirasın açılmasıyla gerçekleşir.

Doğacak sonuçlar; sözleşmenin bir karşılık içerip içermemesine, feragatin kapsamına ve metinde yer verilen özel kayıtlara göre farklılaşabilir.

Feragat Eden Mirasçının Konumu

Feragat eden kişi, vazgeçtiği kapsam ölçüsünde mirasçılık sıfatından doğan haklarını yitirir. Tam feragatte kişi, miras açıldığında kural olarak mirasçı sıfatını kazanamaz ve tereke üzerinde herhangi bir istemde bulunamaz.

Kısmi feragatte ise vazgeçiş yalnızca sözleşmede gösterilen haklar veya paylarla sınırlı kalır. Bu nedenle kapsamın metinde açıkça belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Feragatin Altsoya Yansıması

TMK m. 528 uyarınca, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça feragatin etkisi feragat eden kişinin altsoyuna da uzanır.

Buna göre feragat edenin çocukları ve onların altsoyu da kural olarak mirasçı olamaz. Ne var ki taraflar, feragatin yalnızca vazgeçen kişiyle sınırlı kalacağını sözleşmede kararlaştırabilirler. Böyle bir kayıt konulduğunda altsoy mirasçılık hakkını korumaya devam eder.

İvazlı Feragatte Altsoyun Durumu

TMK m. 528'e göre bir karşılık öngörülerek yapılan feragat sözleşmelerinde de aksi kararlaştırılmadıkça vazgeçiş, feragat edenin altsoyunu kapsar.

Örneğin mirasbırakanın bir taşınmaz ya da belirli bir bedel karşılığında çocuğunu mirastan feragat ettirdiği hâllerde, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı sürece torunlar da mirasçılık sıfatını kazanamaz.

Bu nedenle uygulamada, özellikle aile şirketleri ve yüksek değerli taşınmazlar söz konusu olduğunda, altsoyun durumunun sözleşmede ayrıca düzenlenmesi önerilmektedir.

Saklı Pay Üzerindeki Etkisi

Feragat sözleşmesiyle mirasçı yalnızca yasal miras payından değil, saklı pay hakkından da vazgeçebilir. Bu nedenle geçerli bir feragat sözleşmesinin tarafı olan kişi, miras açıldıktan sonra saklı payının zedelendiğini ileri sürerek tenkis talebinde bulunamaz.

Buna karşılık feragatin kapsamı dar tutulmuş ya da belirli haklarla sınırlandırılmışsa, saklı pay üzerindeki etkinin de sözleşme içeriğine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Paylaşım Üzerindeki Etkisi

Feragat sözleşmesi, paylaşmada dikkate alınacak mirasçı çevresini doğrudan değiştirir. Vazgeçen kişinin mirasçılık sıfatını yitirmesi nedeniyle tereke, kalan mirasçılar arasında kanuni oranlara göre yeniden dağıtılır.

Bu sonuç özellikle mirasçı sayısının fazla olduğu ailelerde, aile işletmelerinin devrinde ya da belirli malvarlığı unsurlarının belirli kişilerde toplanmasının hedeflendiği durumlarda ağırlık kazanır.

Görüldüğü üzere feragat sözleşmesi yalnızca vazgeçen mirasçıyı ilgilendirmez; diğer mirasçıların paylarını ve paylaşımın biçimini de etkileyen önemli bir miras planlaması aracıdır.

Sözleşme Sona Erebilir mi?

Feragat sözleşmesi, taraflar arasında kurulan ve kural olarak bağlayıcı sonuçlar doğuran bir miras sözleşmesidir. Bu nedenle ne mirasbırakanın ne de mirasçının tek taraflı bir irade açıklamasıyla sözleşmeden dönmesi mümkündür. Bununla birlikte kanunda öngörülen bazı hâllerde sözleşme sona erebilir ya da hükümsüz duruma gelebilir.

Karşılıklı Anlaşmayla Sona Erdirme

Taraflar uzlaşarak feragat sözleşmesini ortadan kaldırabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 546. maddesi uyarınca miras sözleşmesi, tarafların yazılı biçimde yapacakları anlaşmayla her zaman kaldırılabilir.

Buna göre mirasbırakan ile feragat eden mirasçı, daha önce kurdukları sözleşmeyi sonradan birlikte ortadan kaldırabilir veya hükümlerinde değişikliğe gidebilirler. Bunun için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarında bulunmaları gerekir.

Kendiliğinden Hükümsüzlük

Bazı hâllerde sözleşme, ayrıca bir işlem yapılmasına gerek kalmaksızın kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Türk Medeni Kanunu'nun 529. maddesine göre, bir karşılık öngörülerek yapılan feragat belirli bir kişi lehine düzenlenmişse ve o kişi herhangi bir sebeple mirasçı olamamışsa, aksi kararlaştırılmadıkça feragat geçerliliğini yitirir.

Örneğin bir çocuk kardeşi lehine mirastan feragat etmiş, ancak kardeş mirasbırakandan önce hayatını kaybetmişse, sözleşmede aksine bir düzenleme yoksa feragat de ortadan kalkar.

Yeni Bir Sözleşmeyle Feragatten Dönme

Feragatten tek taraflı olarak dönülemez. Buna karşılık taraflar sonradan yeni bir sözleşme kurarak önceki feragati bütünüyle kaldırabilir ya da kapsamını değiştirebilirler.

Başlangıçta mirasın tamamından vazgeçmiş bir mirasçı ile mirasbırakanın, sonradan yapacakları yeni bir sözleşmeyle feragati kaldırmaları veya yalnızca belirli bir payla sınırlamaları bu duruma örnektir.

Dolayısıyla feragat sözleşmesinin değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması kural olarak tarafların ortak iradesine bağlıdır. Taraflardan birinin sonradan görüş değiştirmesi, tek başına sözleşme hükümlerini etkisiz kılmaz.

Feragat Sözleşmesinin İptali

Usulüne uygun kurulmuş bir feragat sözleşmesi taraflar bakımından bağlayıcıdır. Ancak kanunda öngörülen bazı sebeplerin varlığı hâlinde sözleşmenin iptali istenebilir. İptal kararı verildiğinde feragat eden kişinin mirasçılık sıfatına ilişkin hakları yeniden gündeme gelebilir.

İptal Sebepleri

Sözleşmenin iptaline yol açabilecek başlıca sebepler şunlardır:

  • Kanunda öngörülen resmi şekil koşullarına uyulmamış olması
  • Taraflardan birinin gerekli ehliyeti taşımaması
  • Sözleşmenin bir yanılma sonucunda kurulmuş bulunması
  • İradenin aldatma yoluyla, yani hile ile elde edilmiş olması
  • Metnin korkutma veya baskı altında imzalanmış olması

Bu sebeplerden birinin bulunması hâlinde iptal talebiyle dava açılabilir.

Davacı Sıfatı

İptal talebini, sözleşmenin geçersizliğinde hukuki yararı bulunan kişiler ileri sürebilir. Bu kişiler özellikle şunlardır:

  • Feragat eden mirasçının kendisi
  • Mirasbırakan
  • Feragat edenin altsoyu
  • Feragat nedeniyle miras payı ya da mirasçılık hakkı etkilenen diğer mirasçılar
  • Sözleşmenin geçerliliğinden doğrudan etkilenen diğer hak sahipleri

Davanın dinlenebilmesi için davacının, sözleşmenin geçersizliğinin saptanmasında güncel ve korunmaya değer bir hukuki menfaatinin bulunması gerekir.

Dava Süreleri

Feragat sözleşmesinin iptaline yönelik davalarda, miras sözleşmelerinin iptaline ilişkin genel hükümlerdeki süreler uygulanır.

Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesi uyarınca iptal davası; davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açılmalıdır.

Bu davanın düşmesine yol açan azami süreler ise şunlardır:

  • Davalının iyi niyetli olduğu hâllerde tasarrufun açılmasından itibaren on yıl
  • Davalının kötü niyetli olduğu hâllerde tasarrufun açılmasından itibaren yirmi yıl

Söz konusu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece resen gözetilir. Bu nedenle iptal sebebi öğrenildikten sonra dava açılmasında gecikilmemesi büyük önem taşımaktadır.

Feragat sözleşmesi, uygulamada çoğunlukla bir miras planlaması aracı olarak kurulur; ancak sözleşmenin metni yeterince özenle kaleme alınmadığında, planlamanın kendisi yıllar sonra bir uyuşmazlığın kaynağına dönüşebilmektedir. Özellikle kapsamın tam mı kısmi mi olduğu, saklı payın feragate dahil edilip edilmediği ve altsoyun durumu sözleşmede açıkça düzenlenmediğinde, mirasın açılmasıyla birlikte yorum tartışmaları başlamaktadır.

Bir diğer kritik nokta şekil kuralıdır. Aile içinde imzalanan adi yazılı protokoller ya da sözlü mutabakatlar, taraflar arasında ne kadar samimi biçimde kurulmuş olursa olsun feragat sonucu doğurmaz. Bu tür belgelere güvenilerek yapılan malvarlığı devirlerinin sonradan telafisi güç olabilmektedir.

Somut bir dosyada şu başlıkların öncelikle ele alınmasını öneriyoruz:

  • Sözleşmenin resmi vasiyetname şeklinde ve tanık koşullarına uyularak düzenlendiğinin denetlenmesi
  • Feragatin kapsamının, saklı pay dahil edilip edilmediği açıkça yazılarak belirlenmesi
  • Altsoyun feragat dışında tutulup tutulmayacağının sözleşmede özel bir kayıtla düzenlenmesi
  • İvazlı feragatte karşı edimin niteliği, değeri ve ifa zamanının somut biçimde gösterilmesi
  • Belirli bir kişi lehine yapılan feragatlerde TMK m. 529 kaynaklı kendiliğinden hükümsüzlük riskinin öngörülmesi
  • İptal sebebi bulunduğu düşünülüyorsa bir yıllık sürenin başlangıç anının belgelendirilmesi

Independent Legal, miras planlamasına yönelik feragat sözleşmelerinin hazırlanmasından bu sözleşmelere ilişkin iptal uyuşmazlıklarının takibine kadar sürecin bütün aşamalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara