Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Miras Payının Devri: Şekil Şartları, Sorumluluk ve Haciz İlişkisi

Paylaşım tamamlanmadan miras payı üzerinde tasarrufta bulunmak mümkündür; ancak devrin geçerliliği devralanın kimliğine göre değişen şekil kurallarına bağlıdır. Devir sözleşmesinin şartlarını, tereke borçlarındaki sorumluluk dengesini ve payın haczine ilişkin esasları inceliyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 8 dk

Miras payı, bir kimsenin ölümünün ardından geride kalan malvarlığından yasal mirasçılarının her birine düşen orandır. Mirasçılar bu payı murisin vefatıyla kazanır ve pay, terekedeki hissenin sayısal karşılığını gösterir. Payın kesin büyüklüğü, mirasın açılması ve paylaşım süreci içinde belirlenir; her mirasçı miras hukuku kurallarına göre terekede bir orana sahiptir.

Murisin ölümünden ve mirasın açılmasından sonra bu payların el değiştirmesi amacıyla kurulan sözleşme "miras payının devri" adını taşır. Buna karşılık, henüz miras açılmadan yapılan anlaşmalar miras hakkının devri sözleşmesi olarak nitelendirilir.

Murisin vefatıyla mirasçılar tereke malları üzerinde elbirliği mülkiyeti kurar. Bu mülkiyet türünün doğası gereği tereke üzerinde tasarrufta bulunabilmek için mirasçıların oy birliğiyle hareket etmesi gerekir. Ne var ki paylaşımın sonuçlanması uzun zaman alabildiğinden, özellikle nakit ihtiyacı bulunan mirasçılar paylarını elden çıkarmak isteyebilirler. İşte bu ihtiyaç nedeniyle miras payının devri Türk Medeni Kanunu'nda ayrıca düzenlenmiştir.

Miras payının devredilebilmesi ancak murisin ölümünden sonra mümkündür; zira pay ancak o andan itibaren varlık kazanır. Ölümden önce ise muhtemel mirasçı yalnızca miras hakkını devredebilir. Hem miras hakkı hem de miras payı, diğer mirasçılara devredilebileceği gibi mirasçı sıfatı bulunmayan üçüncü kişilere de aktarılabilir. Her iki sözleşmenin geçerliliği belirli şekil kurallarına bağlanmıştır.

Miras Hakkı ile Miras Payı Arasındaki Ayrım

Miras payı, murisin ölümünden sonra terekenin yasal mirasçılar arasında hangi ölçüde bölüşüleceğini gösteren kavramdır. Kısaca, her mirasçının murisin malvarlığından alacağı orandır.

Bu oran; murisin varlıklarının ve borçlarının düzenlenmesi, terekenin toplam değerinin saptanması ve bu değerin hak sahipleri arasında nasıl dağıtılacağının belirlenmesi sürecinde ortaya çıkar. Payın büyüklüğü hem kanuni düzenlemelere hem de murisin vasiyetnamesine göre şekillenir.

Paylar genellikle kanunda gösterilen oranlar üzerinden dağıtılır. Türk Medeni Kanunu, payın nasıl hesaplanacağını düzenleyerek mirasçıların dengeli biçimde pay almasını güvence altına alır. Mirasçılar paylarını talep edebilecekleri gibi devredebilirler de; ancak bu işlemin yürürlükteki hukuki düzenlemelere uygun biçimde gerçekleştirilmesi gerekir.

Miras hakkı ise murisin ölümünden önce, muhtemel mirasçıların terekeden elde edebilecekleri hak ve menfaatleri anlatır. Ölüm gerçekleşmeden mirasçı sıfatı doğmadığından bu aşamada yalnızca muhtemel mirasçılardan söz edilebilir. Terekenin açılmasından önce bir paydan bahsedilemez; ortada henüz beklenen bir hak vardır.

Özetle, miras açıldıktan sonra payların devri için kurulan anlaşma miras payının devri sözleşmesi, miras açılmadan önce yapılan anlaşma ise miras hakkının devri sözleşmesi olarak adlandırılır.

Miras Açılmadan Önce Miras Hakkının Devri

Yukarıda belirtildiği üzere, mirasın açılmasından önce bir paydan söz edilemez. Buna karşılık bu dönemde miras hakkının devri gündeme gelebilir. Tereke açılmadığı sürece mirasçı sıfatı doğmadığından yalnızca muhtemel (potansiyel) mirasçılardan bahsedilebilir. Burada devredilen şey, henüz doğmamış, beklenen bir haktır. Muhtemel mirasçının bu beklenen hakkı devretmesi TMK m. 678'deki hüküm çerçevesinde mümkündür.

Muris hayattayken kurulan miras hakkının devri sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi belirli koşullara bağlıdır.

  • Devredenin muhtemel mirasçı olması: Hakkı devreden kişinin muhtemel mirasçı konumunda bulunması gerekir. Bu kişi yasal mirasçı olabileceği gibi atanmış mirasçı da olabilir.
  • Şekle ilişkin koşul: Kanun, miras hakkının devri sözleşmesinin şekli konusunda açık bir hüküm getirmemiştir. Bu boşlukta, murisin ölümünden sonraki devri düzenleyen TMK m. 677 kıyasen uygulanır. Buna göre devir bir başka mirasçıya yapılıyorsa adi yazılı şekil yeterlidir; devralan mirasçı sıfatı taşımayan üçüncü bir kişi ise sözleşmenin noterde düzenlenmesi aranır.
  • Murisin katılımı veya izni: Sözleşmenin geçerlilik kazanabilmesi için murisin, mirasçının yaptığı devir işlemine katılması ya da onay vermesi gerekir. Murisin bu katılımı onu herhangi bir borç altına sokmaz; yalnızca sözleşmenin tarafları arasında hukuki bir ilişki doğurur.

Miras Açıldıktan Sonra Payın Devri

Murisin ölümüyle tereke açılır ve mirasçılar, paylaşım gerçekleşinceye kadar tereke üzerinde elbirliğiyle hak sahibi olurlar. Bu mülkiyet biçiminin sonucu olarak mirasçılar, terekedeki değerler üzerinde ancak birlikte hareket ederek tasarrufta bulunabilirler. Uygulamada ise mirasın açılmasıyla paylaştırılması arasındaki süre çoğu kez uzamaktadır. Kanun koyucu, elbirliği mülkiyetinin yarattığı bu güçlüğü yumuşatmak amacıyla miras payının devrine ilişkin hükümleri getirmiştir.

Bu çerçevede mirasın açılmasından sonra, paylaştırma tamamlanmadan payın devredilmesi mümkündür. Böylece elbirliği mülkiyeti sürerken dahi pay üzerinde tasarrufta bulunulabilir.

Devir sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için genellikle şu koşullar aranır:

  • Devredenin mirasçı sıfatı taşıması: Payı devreden kişinin mirasçı olması gerekir; bu kişi yasal ya da atanmış mirasçı olabilir. Vasiyet alacaklısı mirasçı sıfatına sahip olmadığından bu sözleşmeye taraf olamaz.
  • Şekle ilişkin koşul: Devir sözleşmesi şekle bağlıdır. Pay, mirasçılardan birine devrediliyorsa yazılı biçim yeterlidir ve adi yazılı şekil aranır. Buna karşılık devralan mirasçı olmayan üçüncü bir kişi ise sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Bu koşullar geçerlilik şartı niteliğinde olduğundan, aykırı biçimde kurulan sözleşmeler hukuken korunmaz.
  • Kanuni sınırlar: Devir, mevzuatın öngördüğü sınırlamalara tabidir. Miras hakkı, kanuni mirasçıların haklarına zarar vermeyecek şekilde devredilebilir.

Mirasın açılmasından sonra payı devralan üçüncü kişi ayni bir hak değil, şahsi bir hak elde eder. Bu nedenle paylaşım sürecinde yer alma yetkisi bulunmaz; mirasçılık sıfatı devredenden devralana geçmez. Sonuç olarak devralan üçüncü kişi tenkis ve denkleştirme davası açma imkânına sahip değildir.

Tereke kavramına ilişkin ayrıntılı değerlendirme için Terekenin Tespiti Davası başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Payını Devreden Mirasçının Tereke Borçlarından Sorumluluğu

Payın bir başka mirasçıya ya da üçüncü bir kişiye devredilmiş olması, devreden mirasçının tereke borçlarından sorumluluğu bakımından sonucu değiştirmez. Payını elden çıkaran mirasçı, kural olarak diğer mirasçılarla birlikte tereke borçlarının muhatabı olmayı sürdürür.

Türk Medeni Kanunu m. 681
"Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer."

Hüküm uyarınca, devir sözleşmesiyle payını aktaran mirasçının diğer mirasçılarla birlikte taşıdığı müteselsil sorumluluk 5 yıl boyunca devam eder. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihten ya da paylaşma gereğince ödenecek borçlarda muacceliyet tarihinden itibaren 5 yıl geçtiğinde devreden mirasçının sorumluluğu son bulur.

Payı Devralanın Tereke Borçlarından Sorumluluğu

Payı devralan kişi, murisin tereke borçlarından sınırlı biçimde sorumludur. Bu sorumluluğun kapsamı, devraldığı payın değeriyle orantılı olarak belirlenir.

Devralan, edindiği pay oranında tereke borçlarına katılma yükümlülüğü altındadır. Yani borçlara iştiraki, devraldığı payın değeriyle ölçülür. Ancak sorumluluk bu payla sınırlı kalır ve devralanın kişisel malvarlığına sirayet etmez.

Payı devralan üçüncü kişi, yalnızca devraldığı malvarlığıyla sorumlu olmak üzere 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesi gereğince 2 yıl süreyle sorumludur. Başka bir ifadeyle devir tarihinden itibaren iki yıl boyunca devreden ile devralan üçüncü kişi, devredilen malvarlığıyla sınırlı olmak kaydıyla tereke borçlarından birlikte sorumlu olurlar.

Miras Payı Üzerinde Rehin ve İpotek Kurulması

Yukarıda değinildiği gibi, paylaşım gerçekleşmeden önce miras payları elbirliği mülkiyeti rejimine tabidir. Bu rejimde payların somut olarak belirlenmemiş olması ve tasarruf yetkisinin ancak maliklerin birlikte hareketiyle kullanılabilmesi söz konusudur. Bu nedenle miras payı üzerinde rehin hakkı kurulması mümkün görülmemektedir.

Buna karşılık doktrinde farklı bir görüş savunulmaktadır. Bu görüşe göre elbirliği mülkiyetine rağmen payın devredilebilmesi karşısında rehin kurulmasının da kabul edilmesi gerekir. Aynı yaklaşım, rehin kurma vaadi niteliğinde değerlendirilebilecek bir sözleşmenin yapılabilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

Miras Payının Haczi

İcra ve İflas Kanunu, miras paylarını haczedilemeyecek mallar arasında saymamıştır. Dolayısıyla payın haczi mümkündür. Mirasçının diğer malvarlığı unsurlarında olduğu gibi miras payına da alacaklılarca haciz konulabilir. Pay, mirasçının alacaklıları bakımından teminat işlevi görebilecek bir varlık kabul edilir ve alacaklılar bu payı haczettirme yetkisine sahiptir.

Haciz işlemi, paylaşım sonucunda mirasçının payına düşecek tereke mallarına yönelir.

Haczin tapu kütüğüne şerh edilmesi de mümkündür. Haczedilen pay bakımından mirasçı tasarruf serbestisini yitirir; bu değerlere ilişkin karar alma sürecinde artık icra mercii söz sahibi olur. Bununla birlikte haczi koydurmuş alacaklı, miras ortaklığı sona ermeden satış talebinde bulunamaz. Satış ancak paylaşım sonucunda mirasçının payına düşen tereke malları bakımından istenebilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 648. maddesi uyarınca; bir mirasçının payını devralan, bu payı haczettiren ya da mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı, sulh hâkiminden o mirasçının yerine paylaşıma katılmak üzere kayyım atanmasını isteyebilir. Bu ihtimalde kayyım, mirasçının yerine geçerek paylaşım sürecinde yer alır.

Sıkça Sorulan Sorular

Miras payı devredilebilir mi?

Türk Medeni Kanunu payın devrine izin vermektedir. Ancak bunun ön koşulu murisin vefat etmiş olmasıdır.

Muris hayattayken devir mümkün müdür?

Muris hayatta olduğu sürece bir miras payından söz edilemez. Muhtemel mirasçılar bu aşamada paylarını devredemezler; buna karşılık miras haklarını devretmeleri mümkündür. Söz konusu sözleşmenin geçerlilik kazanabilmesi ise murisin sözleşmeye katılmasına veya onay vermesine bağlıdır.

Devir sözleşmesi hangi şekilde yapılır?

Pay, mirasçılardan birine devredilecekse adi yazılı şekil yeterlidir. Mirasçı olmayan üçüncü kişilere yapılacak devirlerde ise sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde kurulması geçerlilik koşuludur. Bu koşula uyulmadan yapılan sözleşmeler geçerli değildir.

Miras payı haczedilebilir mi?

Payın haczi mümkündür. Ancak miras paylaştırılıp mirasçının payına düşen mallar belirlenmeden haczi koyduran alacaklı satış isteyemez. Satış talebi ancak paylaşımdan sonra ileri sürülebilir.

Miras payının devri, uygulamada çoğu zaman nakit ihtiyacından doğan pratik bir çözüm olarak görülse de sonuçları itibarıyla dikkatli kurgulanması gereken bir işlemdir. Devralanın mirasçılık sıfatı kazanmaması, elde ettiği hakkın ayni değil şahsi nitelikte olması ve paylaşıma doğrudan katılamaması, tarafların beklentisiyle hukuki sonuç arasında ciddi bir mesafe doğurabilir.

Sorumluluk boyutu da çoğu kez göz ardı edilmektedir. Payını devretmiş olmak, devreden mirasçıyı tereke borçlarından derhal kurtarmaz; teselsül beş yıl daha sürer. Devralan üçüncü kişi ise devraldığı malvarlığıyla sınırlı olmak üzere iki yıl boyunca sorumluluk taşır. Somut bir işlemde şu noktaların önceden netleştirilmesi yerinde olur:

  • Devralanın mirasçı mı yoksa üçüncü kişi mi olduğunun saptanması ve buna göre adi yazılı veya noter şeklinin seçilmesi
  • Muris hayattayken yapılacak devirlerde murisin katılım veya izninin belgelendirilmesi
  • Terekenin pasif kalemlerinin çıkarılarak devredilen payın gerçek ekonomik değerinin hesaplanması
  • Devreden bakımından beş yıllık, devralan bakımından iki yıllık sorumluluk sürelerinin sözleşmede dikkate alınması
  • Pay üzerinde mevcut haciz veya şerh bulunup bulunmadığının devir öncesinde araştırılması

Independent Legal, miras payının devri sözleşmelerinin hazırlanmasından tereke borçlarına ilişkin sorumluluk analizine ve paylaşım sürecinde doğan uyuşmazlıkların takibine kadar bu alanda danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara